Yayınlar & Projeler
Platform üyelerinin makale, proje ve tezleri aşağıda listelenmektedir.
DIGIMEDFOR: Digital tools and technology systems for the sustainable management of Mediterranean forest resources [Project number: 101081928]
Sürdürülebilir iş sağlığı ve güvenliği bağlamında enerji yönetimi: ISO 50001 ile ISO 45001 standartlarının entegrasyonu ve işletmelerde uygulanabilirliği
Tez Özetleri
Çalışma, küresel ölçekte artan enerji maliyetleri ve iklim krizi ve değişen çalışma koşulları bağlamında, enerji yönetimi ile iş sağlığı ve güvenliğinin metal sanayi gibi enerji yoğun ve yüksek riskli sektörlerde sürdürülebilirlik ekseninde birlikte yönetilmesini ele almaktadır. Araştırmanın amacı, ISO 45001 İSG Yönetim Sistemi ile ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi'nin entegrasyonuna yönelik kuramsal ve uygulamaya dönük bir model geliştirmek ve bu modelin İstanbul'da faaliyet gösteren küçük ölçekli bir metal işletmesindeki olası etkilerini analiz etmektir. Araştırmada doküman incelemesi, saha gözlemleri ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerle işletmenin mevcut uygulamaları değerlendirilmiş; her iki standardın ortak ve tamamlayıcı hükümleri üzerinden entegre bir yönetim sistemi çerçevesi oluşturulmuştur. Entegrasyon öncesi ve sonrası risk profilinin karşılaştırılmasında HRNS, FMEA ve Fine-Kinney yöntemleri birlikte kullanılmış; enerji ve İSG ile ilişkili tehlikeler çoklu risk analizi yaklaşımıyla puanlanmıştır. Bulgular, ISO 45001 ve ISO 50001'in politika, hedefler, süreç yaklaşımı, risk temelli düşünme ve PUKÖ döngüsü bakımından yüksek düzeyde yapısal uyum gösterdiğini; bu nedenle metal işletmelerinde entegre bir yönetim sistemi kurulmasının uygulanabilir olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, entegrasyonun özellikle enerji yoğun ekipmanlar ve operasyonel kontrol adımlarında risk skorlarını düşürme ve İSG–enerji performans göstergelerini iyileştirme potansiyeline sahip olduğunu göstererek, benzer işletmeler için entegre politika, ortak performans göstergeleri ve çoklu risk analizine dayalı pratik bir yol haritası sunmaktadır.
The study addresses the joint management of energy management and occupational health and safety (OHS) from a sustainability perspective in energy-intensive and high-risk sectors such as the metal industry, in the context of rising energy costs, the climate crisis and changing working conditions worldwide. The aim of the research is to develop a theoretical and practice-oriented model for the integration of the ISO 45001 Occupational Health and Safety Management System and the ISO 50001 Energy Management System, and to analyse the potential effects of this model in a small-scale metal enterprise operating in Istanbul.For the comparison of the risk profile before and after integration, the Hazard Rating Number System (HRNS), Failure Modes and Effects Analysis (FMEA) and the Fine–Kinney method were used together, and hazards related to energy and OHS were scored using a multiple risk analysis approach. The findings show that ISO 45001 and ISO 50001 exhibit a high degree of structural compatibility in terms of policy, objectives, process approach, risk-based thinking and the Plan–Do–Check–Act (PDCA) cycle, and therefore that establishing an integrated management system in metal enterprises is feasible. By demonstrating that integration has the potential to reduce risk scores particularly for energy-intensive equipment and operational control steps and to improve OHS and energy performance indicators, the study proposes a practical roadmap for similar enterprises based on an integrated policy, shared performance indicators and multiple risk analysis.
İklim değişikliği ve yeşil altyapı bağlamında sünger şehir Bartın örneği
Yeni yapılan orman yolunun oturma süresinin yersel ölçüm yöntemleri ve el-tipi lidar verisi kullanılarak izlenmesi
Tez Özetleri
Sürdürülebilir ormancılık faaliyetlerinin temel lojistik altyapısını oluşturan orman yollarında, inşaat sonrası stabilite süreçlerinin izlenmesi, yolun hizmet ömrü ve bakım maliyetleri açısından stratejik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, yeni inşa edilen bir orman yolunun (Düzce, Topuk Yaylası, 605 kodlu yol) 400 metrelik kısmındaki oturma süresi, geleneksel Total Station (referans) ve yenilikçi SLAM tabanlı El Tipi Mobil LİDAR (test) yöntemleriyle izlenerek, zamansal ve mekânsal boyutta karşılaştırılmıştır. Kasım 2023 - Ekim 2024 dönemini kapsayan üç farklı ölçüm periyodunda; hacimsel değişim, operasyonel hız, veri yoğunluğu ve konumsal doğruluk parametreleri analiz edilmiştir. Bu tez çalışmasının odağında, orman yolu platformunun doğal oturma (konsolidasyon) sürecinin metrik verilerle kanıtlanması yer almaktadır. Elde edilen bulgulara göre; çalışma alanındaki deformasyon belirli bir mevsimde duraklamadığı, aksine yıl boyunca kesintisiz olarak devam ettiği belirlenmiştir. Kümülatif yağışın zirve yaptığı dönemde (3. Periyot, 475 mm), 1049 m³ ile zirve yapan kütle hareketleri, iklimsel faktörlerin zemin stabilitesindeki birincil rolünü kanıtlamıştır. Yapılan kümülatif analizler sonucunda, iki ölçüm yöntemi arasında ortalama r = 0,856 olup pozitif yönde yüksek bir korelasyon belirlenmiştir. Ayrıca bulgular SLAM algoritmasının tarama stratejisine bağlı hassasiyet değişimini açıkça ortaya koymuştur. Ancak yapılan analizlerde, güzergâh boyunca gerçekleştirilen doğrusal (açık döngü) alımların, zamanla biriken kayma (drift) hataları nedeniyle düşey doğrultuda konumsal sapmaları tetiklediği saptanmıştır. Bu teknik kısıtlılığın, LiDAR verilerinde özellikle ilk periyotlarda referans ölçümlere göre sistematik hacimsel farklılıklara yol açtığı belirlenmiştir. Bu hataların minimize edilmesi ve milimetrik hassasiyette yüzey modelleri üretilebilmesi amacıyla, tarama rotasının başlangıç noktasına bağlanarak tamamlandığı kapalı döngü alım stratejisinin izlenmesi ve algoritmanın geriye dönük optimizasyon yeteneğinden faydalanılması gerektiği ortaya konulmuştur. Sonuç olarak; el tipi LİDAR veri alım süresini %90 kısalttığı ve yüksek çözünürlüklü 3B veri sunduğu, ancak kesin hacim hesapları gerektiren mühendislik projeleri için mutlaka kapalı döngü alımı, vejetasyon filtreleme algoritmaları ve referans veri kalibrasyonu ile desteklenmesi gerekmektedir.
Monitoring post-construction stabilization processes on forest roads—which form the core logistical infrastructure for sustainable forestry operations—is of strategic importance in terms of the road's service life and maintenance costs. In this study, the consolidation period of a 400-meter section of a newly constructed forest road (Düzce, Topuk Plateau, Road No. 605) was monitored using both a traditional Total Station (reference) and an innovative SLAM-based handheld mobile LiDAR (test) method, and the results were compared in both temporal and spatial dimensions. During three distinct measurement periods covering the November 2023–October 2024 timeframe, the parameters of volumetric change, operational speed, data density, and spatial accuracy were analyzed. The focus of this thesis is on demonstrating the natural consolidation process of a forest road platform using metric data. According to the findings, it has been determined that deformation in the study area does not cease during a specific season but rather continues uninterrupted throughout the year. During the period when cumulative precipitation peaked (Period 3, 475 mm), mass movements that peaked at 1,049 m³ demonstrated the primary role of climatic factors in soil stability. The results of the cumulative analyses indicate a high positive correlation between the two measurement methods, with an average r value of 0.856. In addition, the findings clearly demonstrate that the accuracy of the SLAM algorithm varies depending on the scanning strategy. However, analyses have shown that linear (open-loop) measurements taken along the route trigger vertical positional deviations due to drift errors that accumulate over time. It has been determined that this technical limitation leads to systematic volumetric discrepancies in LiDAR data, particularly in the early stages, compared to reference measurements. It has been demonstrated that, in order to minimize these errors and generate surface models with millimeter-level accuracy, it is necessary to follow a closed-loop acquisition strategy—where the scan path loops back to its starting point—and to leverage the algorithm's backward optimization capability. In conclusion, while handheld LiDAR reduces data acquisition time by 90% and provides high-resolution 3D data, it must be supported by closed-loop acquisition, vegetation filtering algorithms, and reference data calibration for engineering projects that require precise volume calculations.
Bölmeden Çıkarmanın Küçük Memeliler Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması
Ormancılıkta Kesme-Devirme İşlerinde Farklı Güç Kaynaklarına Sahip Motorlu Testerelerin Operatör Gürültü Maruziyeti Üzerindeki Etkilerinin Karşılaştırılması
Orman Yol Ağı Planlamalarında Yapay Sinir Ağları ve Lojistik Regresyon Yaklaşımlarını Kullanarak GIS Tabanlı Heyelan Duyarlılık Haritalamasının Değerlendirilmesi
Yüksek çözünürlüklü uzaktan algılama verileri ile arazi kullanım değişimlerinin belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin ulusal imkânlarıyla üretilen yüksek mekânsal çözünürlüklü uzaktan algılama verilerinin arazi örtüsü ve arazi kullanımı değişimlerini belirlemedeki başarımı değerlendirilmiştir. Çalışma, 2011 yılına ait 0.45 m çözünürlüklü sayısal hava fotoğrafları ile 2019 yılına ait 2.5 m çözünürlüklü Göktürk-2 uydu görüntüsü kullanılarak İstanbul'un kuzeybatısında yer alan orman ağırlıklı bir alanda gerçekleştirilmiştir. Görüntüler, çeşitli fotogrametrik ve ön işleme adımlarının ardından sınıflandırmaya uygun hâle getirilmiş; ardından piksel tabanlı ve obje tabanlı sınıflandırma yaklaşımları karşılaştırmalı olarak uygulanmıştır. Sınıflandırma sürecinde üç farklı algoritma (Support Vector Machines [SVM], Random Trees [RT] ve Maximum Likelihood [ML]) uygulanmış; yapılan denemeler sonucunda en yüksek doğruluğun obje tabanlı SVM algoritmasıyla elde edildiği belirlenmiştir. Tüm görüntüler SVM algoritması kullanılarak sınıflandırılmış ve doğruluk analizleriyle değerlendirilmiştir. Uygulanan sınıflandırma sonucunda, 2011 yılı hava fotoğrafı için %90.50 ve 2019 yılı Göktürk-2 görüntüsü için %87.10 genel doğruluk oranları elde edilmiştir. Sınıflandırma sonrası karşılaştırma yöntemiyle gerçekleştirilen değişim analizleri, özellikle orman alanlarında dikkate değer değişimler yaşandığını göstermiştir. Geniş yapraklı orman alanlarında anlamlı bir azalma tespit edilirken, ibreli orman alanlarında sınırlı bir artış gözlemlenmiştir. Aynı dönemde orman dışı açıklık alanlar ile yerleşim alanlarında da artış meydana gelmiştir. Su yüzeyleri ise çalışma sürecinde azalma göstermiştir. Bu bulgular, yüksek çözünürlüklü uzaktan algılama verilerinin arazi örtüsü ve kullanım değişimlerinin izlenmesinde etkin biçimde kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, ulusal uzaktan algılama verilerinin arazi kullanım değişimlerini izleme açısından yüksek potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bu çalışma, uzaktan algılama verileriyle yürütülecek sınıflandırma ve değişim analizi çalışmalarına yöntemsel katkı sunarken; sürdürülebilir çevre ve arazi yönetimi bağlamında karar vericilere de önemli çıktılar sağlamaktadır.
In this study, the effectiveness of high spatial resolution remote sensing data produced through Turkey's national capabilities was evaluated for detecting land cover and land use changes. The study was conducted in a predominantly forested area located in the northwestern part of Istanbul, using 0.45-meter resolution digital aerial photographs from 2011 and 2.5-meter resolution Göktürk-2 satellite imagery from 2019. The images were processed through various photogrammetric and preprocessing steps to prepare them for classification, after which pixel-based and object-based classification approaches were comparatively evaluated. Three different algorithms (Support Vector Machines (SVM), Random Trees (RT), and Maximum Likelihood (ML)) were applied during the classification process. The experimental results indicated that the highest classification accuracy was achieved using the object-based SVM algorithm. Accordingly, all imagery was classified using object-based SVM algorithm and evaluated through accuracy assessments. As a result, overall accuracy rates of 90.50% for the 2011 aerial imagery and 87.10% for the 2019 Göktürk-2 image were achieved. Post-classification comparison revealed significant changes, particularly within forested areas. While a notable decrease was observed in deciduous forest areas, a limited increase occurred in coniferous forests. During the same period, increases were also detected in non-forest open areas and settlement zones, whereas water surfaces exhibited a decreasing trend. These findings demonstrate that high-resolution remote sensing data can be effectively utilized to monitor land cover and land use dynamics. Furthermore, the results highlight the substantial potential of nationally produced remote sensing data for monitoring land cover changes. This study contributes methodologically to classification and change detection applications based on remote sensing and offers valuable insights for decision-makers in the context of sustainable environmental and land management.
ORMANCILIK OPERASYONLARINDA BARET KULLANIMININ DERİN ÖĞRENME YÖNTEMLERİ İLE TESPİTİ
TÜRKİYE ARAZİ ÖRTÜSÜ VE ARAZİ KULLANIMI DEĞİŞİM NEDENLERİNİN BELİRLENMESİ: UZAKTAN ALGILAMA VE COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ TABANLI BİR ANALİZ
Orman Yangını Sonrası Bitki Örtüsü Yenilenme Dinamikleri ve Peyzaj Toparlanmasının Collect Earth Yaklaşımı ile Analizi: Bir Vaka Çalışması
Orman yollarında araç lastiklerinden kaynaklı yüzey bozulmasının lidar tarama ile incelenmesi
Tez Özetleri
Orman yolları, ormancılık faaliyetlerinin yürütülmesi, odun üretimi, yangınla mücadele ve koruma çalışmalarının etkinliği açısından önemli bir altyapı unsurudur. Ancak stabilize kaplamaya sahip orman yolları, ağır tonajlı araçların kullanımı, tekrarlı trafik yükleri, zemin özellikleri ve drenaj yetersizlikleri nedeniyle kısa sürede yüzey bozulmalarına maruz kalmaktadır. Bu bozulmalar genellikle tekerlek izleri, yüzey çökmesi, bombelenme ve genel sıkışma şeklinde ortaya çıkmakta ve yolun taşıma kapasitesini ve hizmet ömrünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, stabilize bir orman yolunda araç lastiklerinden kaynaklanan yüzey deformasyonlarının belirlenmesinde İnsansız Hava Aracı (İHA) tabanlı fotogrametri ve LiDAR yöntemlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisindeki Yenice Orman İşletme Şefliği'nde yer almaktadır. Yaklaşık 45 m uzunluğundaki bir orman yolu kesimi, yol yapımının hemen ardından ve yaklaşık üç aylık aktif kullanım süresi sonunda olmak üzere iki farklı zamanda ölçülmüştür. İHA ile yapılan ölçümlerde DJI Mavic 2 Pro kullanılarak hava fotoğrafları elde edilmiş ve bu veriler Agisoft Metashape yazılımı ile işlenerek sayısal yükseklik modelleri (SYM) üretilmiştir. LiDAR verileri ise iPad Pro 11'e entegre LiDAR sensörü kullanılarak toplanmış, nokta bulutları işlenerek aynı çözünürlükte SYM'ler oluşturulmuştur. Her iki yöntemle elde edilen SYM'ler üzerinden enine kesitler alınmış, fark katmanları üretilmiş ve yol yüzeyindeki hacimsel değişimler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, yol yüzeyinde özellikle tekerlek izlerinin bulunduğu kesimlerde belirgin çökme ve deformasyonların oluştuğunu göstermiştir. Yolun orta kesimlerinde deformasyonun görece daha az olduğu, ancak bazı kesitlerde bombelenmelerin meydana geldiği tespit edilmiştir. Hacim analizleri sonucunda, üç aylık kullanım süresi sonunda yaklaşık 40–45 m'lik yol kesiminde 14–15 m³ düzeyinde bir yüzey sıkışması oluştuğu belirlenmiştir. İHA ve LiDAR verileri arasında yapılan istatistiksel analizlerde çok yüksek korelasyon (r = 0,986) elde edilmiş ve iki yöntem arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Forest roads are essential infrastructure elements for forest management, timber transportation, fire suppression, and protection activities. However, stabilized forest roads are highly susceptible to surface deformations due to heavy vehicle traffic, repetitive loads, soil conditions, and insufficient drainage. These deformations typically appear as wheel ruts, surface subsidence, crown deformation, and overall compaction, negatively affecting road performance and service life. This study aims to compare UAV-based photogrammetry and LiDAR methods for detecting surface deformations caused by vehicle tires on a stabilized forest road. The study area is located in the Yenice Forest Management Unit under the İnegöl Forest Enterprise Directorate within the Bursa Regional Directorate of Forestry, Türkiye. A forest road section approximately 45 m in length was surveyed at two different times: immediately after construction and after about three months of active use. UAV data were collected using a DJI Mavic 2 Pro, and digital elevation models (DEMs) were generated through photogrammetric processing in Agisoft Metashape software. LiDAR data were acquired using the integrated LiDAR sensor of an iPad Pro 11, and dense point clouds were processed to generate DEMs with comparable resolution. Cross-sectional analyses, difference maps, and volumetric assessments were conducted using the DEMs derived from both methods. The results indicate that significant surface deformations developed within a short period, particularly along wheel track zones where noticeable rutting and subsidence occurred. The central part of the road showed relatively less deformation, although localized crown formation was observed in some sections. Volumetric analysis revealed that approximately 14–15 m³ of surface compaction occurred along the 40–45 m road segment during the three-month period. Statistical analyses demonstrated a very high correlation between UAV- and LiDAR-derived measurements (r = 0.986), with no statistically significant difference between the two methods. In conclusion, both UAV-based photogrammetry and LiDAR were found to be reliable techniques for detecting forest road surface deformations. The study highlights the importance of integrating modern remote sensing methods into forest road maintenance and management practices.
Motorlu testereler ile yapılan kesim çalışmaları sırasında gürültü ölçümü ve operatörler üzerindeki etkilerin değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu çalışma, ormancılık üretim faaliyetlerinde yaygın olarak kullanılan motorlu testerelerin neden olduğu gürültü düzeylerinin belirlenmesi ve bu gürültünün operatörler üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Ormancılık sektöründe kesme ve devirme çalışmaları çoğunlukla motorlu testerelerle gerçekleştirilmekte olup, bu makineler yüksek gürültü seviyeleri nedeniyle operatör sağlığı açısından önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Gürültüye uzun süreli maruziyet; işitme kaybı, fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıklar ile iş kazası riskinde artışa neden olabilmektedir. Çalışma, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Karacabey Orman İşletme Müdürlüğü, Güngörmez Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmalarında küçük, orta ve büyük boy olmak üzere üç farklı motorlu testere kullanılmıştır. Gürültü ölçümleri, operatörlerin kulağına yakın olan duyma bölgesinden, ağaç kesimi sırasında ve birer saniyelik aralıklarla yapılmıştır. Her bir motorlu testere ile 30 adet ağaç kesilmiş ve analizlerde kesim sürecinin ilk 60 saniyesine ait gürültü verileri kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş; tanımlayıcı istatistikler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çoklu karşılaştırma testleri ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Çalışmada Fine Kinney çok kriterli karar verme yönteminden yararlanılmıştır. Sonuçlara göre, tüm motorlu testere gruplarında ölçülen ortalama gürültü seviyelerinin 85 dB(A) yasal uyarı sınırının ve çoğu durumda 90 dB(A) tehlike sınırının üzerinde olduğu belirlenmiştir. Özellikle büyük boy motorlu testerenin ortalama ve maksimum gürültü değerlerinin diğer testere gruplarına kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gürültü şiddetleri, insan sağlığı üzerindeki etkilerine göre sınıflandırıldığında; ölçülen değerlerin fizyolojik reaksiyonlara, baş ağrılarına, denge bozukluklarına ve uzun vadede kalıcı işitme kaybına yol açabilecek düzeylerde olduğu ortaya konmuştur. Çalışma sonuçları, motorlu testere ile yapılan kesim çalışmalarında gürültünün ciddi bir mesleki risk unsuru olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda, işitme koruyucu donanım kullanımının zorunlu hale getirilmesi, maruziyet sürelerinin sınırlandırılması ve daha düşük gürültü seviyelerine sahip ekipmanların tercih edilmesi önerilmektedir.
This study aims to determine the noise levels generated during chainsaw-based cutting operations in forestry and to evaluate the effects of this noise on operators. In forestry production activities, felling and bucking operations are predominantly carried out using chainsaws, which constitute a significant occupational risk due to their high noise emissions. Long term exposure to excessive noise may lead to hearing loss, physiological and psychological disorders, and an increased risk of occupational accidents. The study was conducted within the boundaries of the Güngörmez Forest Chiefdom, Karacabey Forest Enterprise Directorate, under the Bursa Regional Directorate of Forestry. Three different chainsaws classified as small, medium, and large were used during field measurements. Noise measurements were taken during tree felling operations at the operator's hearing zone, close to the ear, at one second intervals. A total of 30 trees were felled with each chainsaw, and the first 60 seconds of noise data recorded during cutting were used for analysis. The collected data were evaluated using statistical methods, including descriptive statistics, one-way analysis of variance (ANOVA), multiple comparison tests, and correlation analysis. The Fine Kinney multi-criteria decision-making method was used in the study. The results showed that the average noise levels measured for all chainsaw types exceeded the legal warning limit of 85 dB(A) and, in most cases, the danger limit of 90 dB(A). The large-sized chainsaw produced higher average and maximum noise levels compared to the small and medium-sized chainsaws. When the measured noise levels were classified according to their effects on human health, it was determined that they fell within ranges that may cause physiological reactions, headaches, balance disorders, and, in the long term, permanent hearing damage. These findings indicate that chainsaw noise constitutes a serious occupational hazard for forestry workers. The results of this study emphasize the necessity of implementing effective preventive measures, such as mandatory use of hearing protection equipment, limitation of exposure duration, job rotation, and the promotion of chainsaws with lower noise emissions. Overall, this research contributes to occupational health and safety practices in forestry by highlighting the significance of noise exposure during chainsaw operations.
Science Mapping the Literature on Forest Production, Timber Extraction, and Transport (1980–2025)
ORMAN YOLLARINDA HİDROLİK SANAT YAPILARININ BOYUTLARININ BELİRLENMESİNDE DEBİ MİKTARININ TAHMİN EDİLMESİ – DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ ÖRNEĞİ
Orman yangınlarının önlenmesi kapsamında orman transport tesis ve araçlarının değerlendirilmesi: İzmir Orman Bölge Müdürlüğü örneği
Tez Özetleri
Küresel iklim değişikliğinin orman yangınlarını asimetrik bir tehdide dönüştürdüğü günümüzde, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'nün 2004-2024 yılları arasındaki yangınla mücadele kapasitesi, transport tesisleri ve araç filosu üzerinden incelenmiştir. Yapılan istatistiksel analizler, literatürdeki beklentilerin aksine transport kapasitesi ile yangın sayıları ve yanan alan arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu bulgu bir yönetim zafiyetini değil, her geçen yıl şiddetlenen yangın riskine karşı idarenin savunma hattını sürekli güçlendirmek zorunda kaldığı gerçeğini yansıtmaktadır. Araç sayısındaki artışın yangın trendiyle paralel seyretmesi, büyüyen tehdidi dengelemek adına geliştirilen zorunlu bir refleks olup, bu çalışma İzmir'deki mücadelenin salt teknik bir operasyon değil, değişen iklim koşullarına karşı verilen hayati bir direnç savaşı olduğunu bilimsel olarak doğrulamaktadır.
In the current era where global climate change has transformed forest fires into an asymmetric threat, the fire-fighting capacity of the Izmir Regional Directorate of Forestry between 2004 and 2024 was examined through transport facilities and the vehicle fleet. Contrary to general expectations, statistical analyses revealed a strong positive relationship between transport capacity and both the number of fires and burned areas. However, this finding reflects not a management weakness, but the reality that the administration is forced to continuously strengthen its defense line against the annually intensifying fire risk. The parallel trend between the increase in the number of vehicles and fire statistics represents a mandatory reflex developed to balance the growing threat; thus, this study scientifically confirms that the struggle in Izmir is not merely a technical operation but a vital battle for resilience against changing climate conditions.
İnşaat sektöründe kule vinç kullanımına yönelik risk değerlendirmesi: FMEA, HRNS ve PHA uygulamaları
Tez Özetleri
İnşaat sektöründe yüksek katlı yapıların artmasıyla birlikte kule vinçlerin kullanım sıklığı da hızla artmaktadır. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği açısından yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tez çalışmasında kule vinçlerin kurulum, kullanım, söküm, periyodik kontrol ve bakım-onarım süreçlerinde meydana gelebilecek tehlike ve riskler sistematik bir şekilde incelenmiştir. Araştırmada üç farklı risk değerlendirme yöntemi olan FMEA (Hata Modu ve Etkileri Analizi), HRNS (Tehlike Değerlendirme Numara Sistemi) ve PHA (Ön Tehlike Analizi) uygulanarak kapsamlı bir analiz yapılmıştır. FMEA yöntemiyle kule vinç faaliyetlerindeki olası hata türleri, bu hataların nedenleri ve sonuçları belirlenmiş, risk öncelik sayıları hesaplanarak öncelikli alanlar ortaya konmuştur. HRNS yöntemiyle risklerin şiddet, olasılık ve maruziyet parametreleri üzerinden sayısal değerlerle değerlendirme yapılmıştır. PHA yöntemi ise süreçlerin erken aşamalarında ortaya çıkabilecek tehlikelerin öngörülmesini sağlamış, proaktif önlemlerin alınmasına olanak tanımıştır. Elde edilen bulgular, üç yöntemin farklı yönleriyle risk değerlendirmesine katkı sunduğunu göstermektedir. FMEA detaylı neden-sonuç ilişkilerini açıklarken, HRNS pratik ve hızlı bir sayısal derecelendirme sağlamış, PHA ise erken dönemde önleyici tedbirler geliştirmeye yardımcı olmuştur. Bulgular, literatürdeki çalışmalarla karşılaştırılarak yöntemlerin güçlü ve sınırlı yönleri tartışılmıştır. Sonuç olarak, kule vinçlerde risklerin etkin şekilde yönetilmesi için yöntemlerin birbirini tamamlayıcı biçimde kullanılması önerilmektedir.
With the increase in high-rise buildings in the construction industry, the frequency of tower crane use is also rapidly increasing. This situation is leading to the emergence of new risks in terms of occupational health and safety. This thesis systematically examined the hazards and risks that may arise during the installation, operation, dismantling, periodic inspection, and maintenance/repair processes of tower cranes. A comprehensive analysis was conducted using three different risk assessment methods: FMEA (Failure Mode and Effects Analysis), HRNS (Hazard Assessment Number System), and PHA (Preliminary Hazard Analysis). The FMEA method identified potential failure modes in tower crane operations, their causes, and consequences. Priority areas were identified by calculating risk priority numbers. The HRNS method numerically assessed risks based on severity, probability, and exposure parameters. The PHA method, on the other hand, enabled the prediction of hazards that may arise in the early stages of the process and enabled proactive measures to be taken. The findings demonstrate that the three methods contribute to risk assessment in different ways. FMEA explained detailed cause-and-effect relationships, HRNS provided a practical and rapid numerical rating, and PHA helped develop early preventive measures. The findings were compared with studies in literature, and the strengths and limitations of the methods were discussed. Consequently, it is recommended that the methods be used in a complementary manner to effectively manage risks in tower cranes.
GEE Script
Silvikültürel müdahalelerin Sürütme yollarındaki toprak solunumu üzerine etkilerinin belirlenmesi
Oduna Dayalı Orman Ürünü Satışları Kapsamında Tomruk Satış Fiyatlarının Zaman Serisi Analizi İle Tahmini: Artvin Orman Bölge Müdürlüğü Örneği
Orman Ağaçlandırma Faaliyetlerinin İnsansız Hava Aracı (İHA) Kullanılarak Planlanması: Artvin Örneği
Macar Meşesinde (Quercus frainetto Ten.) Doğal Gençleştirme Çalışması: Bahçeköy-Kurtkemeri Örneği
Düşük Maliyetli İnsansız Hava Araçlarının İHA Ormancılık Uygulamalarında Kullanımı
İHA Tabanlı Yangın Gözetleme Uçuşlarının Orman Yangınlarının Erken Tespitindeki Etkinliği: Gözetleme Kuleleri ile Karşılaştırmalı Bir Analiz
Kabuk Soyma Aparatının Farklı Güç Kaynaklarına Sahip Motorlu Testerelerde Verimlilik ve Enerji Tüketimi Açısından Karşılaştırılması
Uydu görüntüleri ile yanan orman alanının değerlendirilmesi: çandır orman yangını örneği
Tez Özetleri
Bu çalışmada 2021 yılında Isparta bölgesindeki Çandır Orman İşletme Şefliği sınırlarında meydana gelen orman yangınında yanan orman alanlarının uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemiyle belirlenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yangın öncesi ve sonrası Landsat-8 ve Sentinel-2 uydu görüntülerinden elde edilen NDVI (Normalize edilmiş fark vejetasyon indeksi) ve NBR (Normalize edilmiş yanma oranı) spektral indeksleri kullanılmıştır. Yangın etkisinin nicel olarak belirlenmesi amacıyla yangın öncesi ve sonrası NDVI ve NBR indekslerinin farkları olan dNDVI ve dNBR görüntüleri üretilmiştir. Elde edilen fark görüntülerine eşikleme yöntemi uygulanmış ve yanan orman alanları belirlenmiştir. Landsat-8 ve Sentinel-2 verileri üzerinde denetimli sınıflandırma yöntemi ile Maximum Likelihood algoritması kullanılarak tematik haritalar üretilmiş ve sınıflandırılan görüntüler üzerinde de yanan alanlar tespit edilmiştir. En yüksek sınıflandırma doğruluklarına %92 (kappa 0.83) ve %88 (kappa 0.77) ile Sentinel-2 uydu verilerinden elde edilen dNBR ve dNDVI verilerinde ulaşılmıştır. Landsat-8 uydu verilerinden üretilen dNBR ve dNDVI verilerinde de sınıflandırma doğrulukları yaklaşık %85 (kappa değeri 0.7)'dir. Sınıflandırılmış görüntülerde ise Sentinel-2 ve Landsat-8 için %88 (kappa 0.85) ve %85 (kappa 0.81) genel doğruluk değerleri elde edilmiştir. Buna göre yanan alanın ortalama 760 hektar olduğu hesaplanmıştır. Sonuç olarak, Sentinel-2 ve Landsat-8 uydu verilerinden elde edilen dNDVI ve dNBR görüntüleri yanan orman alanın belirlenmesi ve değerlendirilmesi açısından etkin ve güvenilir sonuçlar sağlamıştır. Uzaktan algılama veri ve yöntemlerinin ve coğrafi bilgi sistemlerinin orman yangını yönetiminde etkin kullanımı önerilmektedir.
This study aims to identify and evaluate forest areas affected by a wildfire that occurred in 2021 within the boundaries of the Çandır Forest Subdistrict in the Isparta region, using remote sensing and geographic information systems (GIS). In the study, spectral indices NDVI (Normalized Difference Vegetation Index) and NBR (Normalized Burn Ratio) derived from pre- and post-fire Landsat-8 and Sentinel-2 satellite images were used. To quantitatively determine the impact of the fire, dNDVI and dNBR images, representing the differences between pre- and post-fire NDVI and NBR indices, were generated. A thresholding method was applied to these difference images to identify the burned forest areas. Using a supervised classification method on Landsat-8 and Sentinel-2 data, thematic maps were produced with the Maximum Likelihood algorithm, and the burned areas were also detected based on the classified images. The highest classification accuracies were achieved using Sentinel-2 satellite data, with 92% accuracy (kappa 0.83) for dNBR and 88% accuracy (kappa 0.77) for dNDVI. For Landsat-8 data, classification accuracies for dNBR and dNDVI were approximately 85% (kappa 0.7). In the classified images, overall accuracy values of 88% (kappa 0.85) for Sentinel-2 and 85% (kappa 0.81) for Landsat-8 were obtained. Based on the results, the average burned area was calculated to be approximately 760 hectares. In conclusion, dNDVI and dNBR images derived from Sentinel-2 and Landsat-8 satellite data provided effective and reliable results in identifying and evaluating burned forest areas. It is recommended that remote sensing data and methods, along with GIS technologies, be used effectively in wildfire management.
Orman içindeki açık ocak maden alanlarının konumsal analizi: malatya orman işletme müdürlüğü örneği
Tez Özetleri
Orman ekosistemleri, flora ve fauna açısından oldukça zengin, aynı zamanda su kaynaklarının korunmasında kritik bir rol oynayan doğal kaynaklardır. Orman ekosistemlerinde gerçekleştirilen madencilik çalışmaları, ekosistemin bozulmasına, su kaynaklarının kirlenmesine, habitatların yok olmasına ve toprak erozyonuna neden olmaktadır. Bu çalışmada, Malatya Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisindeki açık ocak maden alanlarının orman ekosistemleri, su kaynakları, kara yolları, tarım alanları ve yerleşim yerleriyle olan konumsal ilişkileri Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı analizlerle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre bölgedeki maden ocaklarının %97.7'si orman alanları içinde kalmakta olup, bu ocakların %46.2'si kapalılığı %10'un altındaki orman alanlarında bulunmaktadır. Görünürlük analizi sonuçlarına göre, bu maden işletme alanlarının 5 kilometre yarıçapındaki görsel algı dairesi içinde yaklaşık %18'i karayollarından ve %27'si yerleşim yerlerinden görülebilmektedir. Ayrıca maden işletme alanlarının tamamının tarım alanlarına çok yakın tampon bölgelerde konumlandığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, maden işletme alanlarının orman alanlarında bulunması, tarım alanlarına çok yakın konumlanması ve yerleşim yerlerine yaklaşması önemli çevresel ve sosyal sorunlar yaratmaktadır. Bu nedenle, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunması, insan ve hayvan yaşamının sağlığı ve güvenliği, orman ekosistemlerinin ve diğer doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanması için maden izinlerine konu olan alanlarda konumsal analizler yapılarak durumun bir bilim komisyonu tarafından teknik, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla değerlendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca izin verilen alanlardaki madencilik faaliyetlerinin çok hassas bir şekilde yürütülmesi sağlanmalıdır.
Forest ecosystems are natural resources that are very rich in terms of flora and fauna and play a critical role in the protection of water resources. Mining operations conducted within these ecosystems lead to ecosystem deterioration, pollution of water sources, destruction of habitats, and soil erosion. In this study, the spatial relationships between open-pit mining areas and forest ecosystems, water resources, roads, agricultural lands, and settlements within the boundaries of the Malatya Forest District Directorate were evaluated using Geographic Information System (GIS)-based analyses. According to the findings, 97.7% of the mining sites in the region are located within forest areas, and 46.2% of these are in zones with less than 10% canopy cover. Visibility analysis results indicate that approximately 18% of these mining areas are visible from roads and 27% are visible from residential areas within a 5-kilometer visual perception radius. In addition, all mining sites were found to be in buffer zones very close to agricultural lands. The results show that the location of mining operations within forest areas, near agricultural lands and near settlements creates significant environmental and social problems. Therefore, to protect underground and surface water resources, ensure the health and safety of human and animal life, and maintain the sustainability of forest ecosystems and other natural resources, it is recommended that spatial analyses be conducted in areas subject to mining permits, and that the situation be evaluated by a scientific committee from technical, economic, and social perspectives. Additionally, mining activities in the permitted areas should be managed with extreme care.
Ergonomik İç Mekan Tasarımında Kullanılan Ahşap Malzemelerin Ortam Kalitesine Ve İnsan Refahına Etkileri
GCP/SEC/021/TUR Forest Restoration Improvement for ENvironmental Development and Sustainability in Central Asia (FRIENDS)
Climate Change Adaptation Strategies: Reducing The Risks Of Flooding And Water Scarcity İn Bartın (İklim Değişikliğine Uyum Stratejileri; Bartın'da Taşkın ve Su Kıtlığı Risklerinin Azaltılmas)
Akıllı ve Sürdürülebilir Kentler İçin Nesnelerin İnterneti Tabanlı Taşkın Erken Uyarı Sistemi: Bartın Çayı Havzası Örneği
İklim Kaynaklı Risk Değerlendirmesi ve Doğa Temelli Çözümler: Havza Ölçeğinde Bir Yaklaşım
Collect Earth Yöntemi Kullanılarak Orman Yangını Riskinin Belirlenmesine Yönelik Orman-Yerleşim Alanı Arayüzlerinin Mekânsal Analizi ve Haritalanması
BEYOND THE DUST: A MULTIDIMENSIONAL FRAMEWORK FOR UNDERSTANDING
Precision Forestry Revisited
Batı Ege Bölgesi Yarı-kurak Alanların İklim Değişikliklerine Uyum ve Direncini Artırmaya Yönelik Su (Yağmur) Hasat Sistemleriyle Ağaçlandırılması
Orman ağaçlandırma faaliyetlerinin insansız hava araçları (İHA) ve yersel fotogrametrik teknikler kullanarak planlanması: Artvin örneği
İnsansız hava aracı ile üç boyutlu arazi modeli oluşturulması ve orman yolu projelendirmesinde kullanım olanakları (Bolu örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışmada, İnsansız Hava Araçları (İHA) ile elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntülerden üç boyutlu sayısal arazi modeli (SAM) üretilmiş ve bu modellerin orman yolu projelendirme sürecinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Çalışma alanı, Bolu Orman Bölge Müdürlüğü, Göynük Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan 300 m uzunluğundaki bir orman yolu güzergâhıdır. Bu çalışmada DJI Phantom 4 Pro RTK modeli kullanılarak 2019 (yapım öncesi) ve 2025 (yapım sonrası) yıllarına ait iki farklı uçuş gerçekleştirilmiştir. Elde edilen görüntüler Pix4D Mapper yazılımında işlenerek ortofoto, yoğun nokta bulutu, sayısal yüzey modeli (SYM) ve SAM üretilmiştir. Elde edilen veri setleri ArcGIS 10.3 ile mekânsal analizler yapılmış, elde edilen veriler AutoCAD Civil 3D ortamına aktarılmış ve Orman Genel Müdürlüğü standartlarına uygun yol projelendirme süreci benimsenmiştir. Elde edilen bulgulara göre İHA tabanlı fotogrametrinin kısa sürede yüksek doğruluklu veri sağladığını göstermektedir. SAM üzerinden yapılan analizler sonucunda yol güzergâhı için toplam 1021.21 m³ kazı ve 980.74 m³ dolgu hesaplanmış, yaklaşık 40.47 m³ kazı fazlası belirlenmiştir. Bu değerler, sahada inşa edilen yolun B tipi tali orman yolu standartlarına uygun olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca CBS ve CAD entegrasyonu sayesinde güzergâh planlamasının daha hızlı, maliyet etkin ve çevresel açıdan daha sürdürülebilir olduğu görülmüştür. İHA destekli arazi modelleme yaklaşımı, geleneksel yöntemlere kıyasla daha hassas ve verimli sonuçlar sunmakta, doğal kaynak yönetiminde ve sürdürülebilir orman yolu planlamasında önemli bir alternatif oluşturmaktadır.
In this study, three-dimensional Digital Terrain Models (DTMs) were generated from high-resolution images acquired by Unmanned Aerial Vehicles (UAVs), and the potential use of these models in the forest road design process was investigated. The study area is a 300 m long forest road alignment located within the boundaries of the Göynük Forest Enterprise, Bolu Regional Directorate of Forestry. A DJI Phantom 4 Pro RTK was employed to conduct two separate flights in 2019 (before construction) and 2025 (after construction). The collected images were processed in Pix4D Mapper to produce orthophotos, dense point clouds, Digital Surface Models (DSMs), and DTMs. The resulting datasets were analyzed in ArcGIS 10.3, transferred to AutoCAD Civil 3D, and the road design process was carried out in accordance with the standards of the General Directorate of Forestry. The findings demonstrate that UAV-based photogrammetry provides highly accurate data within a short time. Analysis of the DTMs revealed a total excavation volume of 1021.21 m³ and a fill volume of 980.74 m³, with approximately 40.47 m³ of excess excavation. These results indicate that the constructed road complies with the standards of a Type-B secondary forest road. Furthermore, the integration of GIS and CAD facilitated a faster, more cost-effective, and environmentally sustainable alignment design. The UAV-supported terrain modeling approach offers more precise and efficient results compared to traditional methods and constitutes an important alternative for natural resource management and sustainable forest road planning.
Makine öğrenmesi ile uydu görüntüleri üzerinden mekansal ve zamansal değişimin bulut tabanlı google earth engine kullanılarak değerlendirilmesi (Zonguldak örneği)
Tez Özetleri
Arazi örtüsü değişimlerinin tespiti ve izlenmesi, ekosistemlerin dinamiklerini anlamak ve doğal kaynakları etkin bir şekilde yönetmek için çok önemlidir. Özellikle Google Earth Engine (GEE) gibi platformlar aracılığıyla makine öğrenmesi tekniklerindeki son gelişmeler, arazi örtüsü sınıflandırmasının doğruluğunu ve verimliliğini önemli ölçüde artırmıştır. Bu çalışma, 2015 ve 2024 yılları için arazi örtüsünü haritalamak için GEE platformu içindeki Sentinel-2 görüntülerini ve Random Forest algoritmasını kullanmaktadır. Sonuçlar, öncelikle tarım ve kentsel alanların genişlemesinden kaynaklanan orman alanında 2015'teki 49.628,51 hektardan 2024'te 48.363,62 hektara bir düşüş olduğunu göstermektedir. Tarım arazileri 2015'teki 7.223,45 hektardan 2024'te 7.869,61 hektara çıkarken, aynı dönemde kentsel alanlar 8.516,49 hektardan 9.116,39 hektara çıkmıştır. En yüksek arazi örtüsü geçişi, 2.582,14 hektarlık bir değişimle ormandan tarım arazisine doğru gözlemlendi. Bu çalışma, makine öğrenimi ve uydu tabanlı verilerin entegrasyonu sayesinde son yıllarda arazi örtüsü sınıflandırmasının dinamik doğasını vurgulamaktadır. Bulgular, sürdürülebilir arazi yönetimi ve çevre koruma için sürekli arazi örtüsü izlemenin önemini vurgulamaktadır.
The detection and monitoring of land cover changes is crucial for understanding the dynamics of ecosystems and managing natural resources effectively. Recent advancements in machine learning techniques, particularly through platforms like Google Earth Engine (GEE), have significantly improved the accuracy and efficiency of land cover classification. This study utilizes Sentinel-2 imagery and the Random Forest algorithm within the GEE platform to map land cover for the years 2015 and 2024. The results show a decrease in forest area from 49,628.51 ha in 2015 to 48,363.62 ha in 2024, primarily driven by the expansion of agricultural and urban areas. Agricultural land increased from 7,223.45 ha in 2015 to 7,869.61 ha in 2024, while urban areas expanded from 8,516.49 ha to 9,116.39 ha during the same period. The highest land cover transition was observed from forest to agricultural land, with a change of 2,582.14 ha. This study highlights the dynamic nature of land cover classification in recent years, thanks to the integration of machine learning and satellite-based data. The findings underscore the importance of continuous land cover monitoring for sustainable land management and environmental protection.
Coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak orman yangını risk haritalarının oluşturulması
Tez Özetleri
Orman yangınları, ekolojik dengenin bozulmasına, biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve insan yaşamı ile ekonomik faaliyetlerin ciddi biçimde zarar görmesine neden olan doğal afetlerdir. Bu durum, orman yangını risk analizlerinin bilimsel temellerle yürütülmesini ve karar vericilere rehberlik edecek mekânsal modellerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), uzaktan algılama teknolojileri, çok kriterli karar verme tekniklerinden yaygın olarak kullanılan Weighted Overlay Method (WOM) yaklaşımı kullanılarak orman yangını riski taşıyan alanların belirlenmesine yönelik bütüncül bir model geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında seçilen çalışma alanında; eğim, arazi kullanımı, bitki örtüsü (NDVI), yola yakınlık, nüfus yoğunluğu, yangın geçmişi lokasyonal veriler olmak üzere altı farklı kriter değerlendirilmiştir. CBS ortamında yürütülen analizler sonucunda oluşturulan risk haritası, geçmiş yangın verileriyle %85,3 oranında örtüşme sağlayarak modelin güvenilirliğini göstermiştir. Bu kapsamlı yaklaşım, orman yangını yönetimi süreçlerinde karar destek sistemlerinin etkinliğini artırmakta ve sürdürülebilir orman ve çevre yönetimi açısından önemli katkılar sunmaktadır.
Forest fires are natural disasters that lead to the disruption of ecological balance, a reduction in biodiversity, and significant harm to human life and economic activities. This situation necessitates conducting forest fire risk analyses based on scientific foundations and developing spatial models that will guide decision-makers. In this study, a holistic model for identifying areas at risk of forest fires was developed using Geographic Information Systems (GIS), remote sensing technologies, and the widely used Weighted Overlay Method (WOM) approach from multi-criteria decision-making techniques. In the selected study area, six different criteria were evaluated: slope, land use, vegetation (NDVI), proximity to roads, population density, and fire history location data. As a result of the analyses conducted in the GIS environment, the risk map created showed an 85.3% overlap with past fire data, demonstrating the reliability of the model. This comprehensive approach enhances the effectiveness of decision support systems in forest fire management processes and provides significant contributions to sustainable forest and environmental management.
Coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak orman depo yeri ihtiyacının karşılanması için lokasyon uygunluk analizi
Tez Özetleri
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) teknolojileri, çevresel kaynak yönetimi, doğal afet izleme, ekosistem takibi ve sürdürülebilir kalkınma için önemli araçlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu teknolojiler, mekansal verilerin verimli bir şekilde toplanmasını, işlenmesini ve analiz edilmesini sağlayarak, karmaşık karar verme süreçlerinin doğruluğunu ve etkinliğini artırmaktadır. Ormanlarda, orman ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi öne çıkan bir amaç olmasının yanı sıra uygun depolama alanlarının belirlenmesi hem ekonomik verimlilik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Ankara Orman Bölge Müdürlüğü, Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü, Kurşunlu Orman İşletme Şefliği sorumluluk sahasında, orman depolama alanlarının yer seçim uygunluğunun belirlenmesinde CBS ve UA tekniklerinin kullanımı ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımı çerçevesinde Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) uygulanan bu çalışmada, arazi kullanımı/örtüsü, eğim, yollara, korunan alanlara, yerleşim ve mevcut depolama alanlarına uzaklık olmak üzere toplam altı faktör üzerinden çevresel, lojistik ve sosyo-ekonomik faktörler birleştirilmiştir. Mekansal verilere Ağırlıklı Bindirme yöntemi uygulanarak, karar verme süreçlerini görsel olarak destekleyen uygunluk haritaları oluşturulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, çalışma alanının yaklaşık %64,88'inin orman depolaması için oldukça uygun olduğunu, optimal yerlerin düşük eğim, yol ağlarına yakınlık ve hassas ekolojik alanlardan uzaklıkla karakterize edildiğini göstermiştir. Bu çalışma, sürdürülebilir orman yönetimi için CBS, UA ve AHS entegrasyonunun potansiyelini vurgulayarak orman kaynaklarının yönetiminde mekansal karar verme için sistematik bir yaklaşım sunmuştur.
Geographic Information Systems (GIS) and Remote Sensing (RS) technologies have emerged as important tools for environmental resource management, natural disaster monitoring, ecosystem tracking, and sustainable development. These technologies enhance the accuracy and efficiency of complex decision-making processes by enabling the efficient collection, processing, and analysis of spatial data. In forests, while the sustainable management of forest products is a key goal, identifying appropriate storage areas is critical for both economic efficiency and environmental sustainability. This study, conducted within the responsibility area of Ankara Regional Directorate of Forestry, Ilgaz Forest Management Directorate, and Forest Management Branch, focuses on the use of GIS and RS technologies, along with the Analytical Hierarchy Process (AHP) within the framework of Multi-Criteria Decision Making (MCDM) for determining the suitability of forest storage area locations. In this study, environmental, logistical, and socio-economic factors were combined based on a total of six criteria: land use/cover, slope, proximity to roads, protected areas, settlements, and existing storage areas. By applying the Weighted Overlay method to spatial data, suitability maps were created to visually support decision-making processes. According to the findings, approximately 64.88% of the study area is highly suitable for forest storage, with optimal locations characterized by low slope, proximity to road networks, and distance from sensitive ecological areas. This study highlights the potential of integrating GIS, RS, and AHP for sustainable forest management, providing a systematic approach to spatial decision-making in forest resource management.
İnsansız Hava Araçlarının Afetlere Hazırlık Sürecindeki Rolü: Olanaklar, Sınırlılıklar ve Uygulamalar
Orman yollarında farklı sayısal arazi modeli kaynaklarına göre sanat yapısı gereksinimlerinin modellenmesi
Tez Özetleri
Orman yollarının, işlevlerini öngörülen zaman içinde, kullanım amacına uygun, güvenli ve ekonomik bir şekilde yerine getirmesinde en büyük engellerden biri, yerüstü ve yeraltı sularının olumsuz etkileridir. Bu suların yol platformu ile kazı ve dolgu şevlerine zarar vermeden uzaklaştırılması için etkin drenaj sistemlerine ihtiyaç duyulur. Orman yollarındaki drenaj sistemlerinden biri olan hidrolik sanat yapıları, suların yol platformunun bir tarafından diğerine aktarılmasını sağlayan yapılardır. Çalışmada farklı SAM kaynaklarına göre hidrolik sanat yapılarının konumlandırılması ve boyutlandırılmasında ortaya çıkabilecek farklılıkları belirlemek ve karar vericilere daha doğru altyapı planlaması için bilimsel bir zemin sunmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda, 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalardan türetilen SAM verileri ile hava kaynaklı LiDAR verisinden elde edilen SAM verileri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma alanı olan İÜC Orman Fakültesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Ormanının her iki sayısal arazi modelinden elde edilen dere kolları, yol ağı planındaki yollarla çakıştırılarak ihtiyaç duyulabilecek hidrolik sanat yapılarının yerleri tespit edilmiştir. Ardından her bir deşarj noktasının havza sınırları, ArcGIS yazılımının Hydrology aracı ile sırasıyla akış yönü analizi, akış birikimi analizi ve eşik değerlerinin belirlenmesi adımlarıyla belirlenmiştir. Sonuçta, 1/25.000 tabanlı harita kaynaklı alanda 19 adet, LiDAR tabanlı olanda ise 71 adet sanat yapısı ve bunların havzaları oluşturulmuştur. Her bir sanat yapısından geçecek 25, 50 ve 100 yıllık tekerrür periyotlu maksimum debilerin hesaplanabilmesi için Rasyonel yöntem kullanılmıştır. Ardından bu debilerin taşınabileceği kesitlerin belirlenmesinde ilk yaklaşım olarak Talbot formülü kullanılmıştır. Sanat yapılarının hesaplanan debileri karşılayıp karşılayamayacağı boyut analizleri ile kontrol edilmiştir. Sonuçta üç farklı tekerrür periyodu için her bir sanat yapısının tipi ve nihai boyutları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, LiDAR verisinin orman yolları gibi karmaşık ve eğimli arazide sanat yapısı planlaması için sadece bir alternatif değil, aynı zamanda daha yüksek doğrulukta çözüm önerileri sunan bir kaynak olduğunu göstermektedir. Özellikle taşkın riski yüksek, topoğrafik farklılıkların yoğun olduğu orman yollarında LiDAR verisine dayalı modeller, sanat yapılarının gerek konumsal gerekse hidrolik hesaplamalar açısından daha güvenilir biçimde projelendirilmesine imkân tanımıştır.
One of the biggest obstacles to forest roads fulfilling their intended functions safely and economically within the planned timeframe is the negative impact of surface runoff and groundwater. Effective drainage systems are needed to remove this water without damaging the road platform, cut and fill slopes. Hydraulic structures, one of the drainage systems on forest roads, are structures that drain water from one side of the road platform to the other. The study aimed to identify differences that may arise in the locating and sizing of hydraulic structures based on different DEM sources, thereby providing decision-makers with a scientific basis for more accurate infrastructure planning. In this context, DEM data derived from 1/25,000 scale topographic maps were compared with SAM data obtained from airborne LiDAR data. The locations of hydraulic structures were determined by superposing the roads of the IUC Faculty of Forestry Education and Research Forest with stream branches obtained from both digital elevation models. The basin boundaries for each discharge point were then determined using the Hydrology tool in ArcGIS using the flow direction analysis, flow accumulation analysis, and threshold determination steps. Consequently, 19 hydraulic structures and their basins were created in the 1/25,000-based map area and 71 hydraulic structures and their basins in the LiDAR-based map. Rational method was used to calculate the maximum flow rates with 25-, 50- and 100-year recurrence periods that will pass through each hydraulic structure. The Talbot formula was then used as a first approximation to determine the cross-sections that could accommodate these flows. Dimensional analyses were conducted to verify whether the engineering structures could meet the calculated flow rates. Consequently, the type and final dimensions of each hydraulic structure were determined for three different recurrence periods. The results demonstrate that LiDAR data is not only an alternative for engineering planning on complex and sloping terrains like forest roads, but also a resource that offers more accurate solutions. On forest roads with high flood risk and extensive topographic variation, LiDAR-based models have enabled more reliable design of hydraulic structures in terms of both spatial and hydraulic calculations.
Kültürel miras kapsamındaki yeşil alanların korunması ve zaman bağlı değişiminde akıllı şehir yaklaşımının kullanımı (Bursa il Merkezi örneği)
Tez Özetleri
Geçmiş kuşaklardan günümüze aktarılan, estetik ve görsel dokulara sahip olan evrensel olarak kabul görmüş, soyut ve somut kavramları içerisinde barındıran bir toplumun etniğini yansıtan, korunup gelecek nesillere aktarılma gayesi taşıyan her şeye "kültürel miras" denir. Bursa'da olduğu gibi günümüz şehirciliği de genel olarak kültürel miras olarak kabul görmüş eski medeniyetlerin yerleşim alanlarının etrafında gelişmeye devam etmektedir. Günümüzde şehirlerdeki nüfus yoğunluğunun hızlı bir artış eğilimi göstermesi büyük şehirlerdeki sağlık, eğitim, ulaşım, iş olanakları ve savaşlara bağlı olarak köy, küçük şehir ve başka ülkelerden kentlere göçleri artırmıştır. Bunun sonucu olarak da ülkemiz ve dünya özelinde hızlı kentleşmeler meydana gelmiştir. Hızlı kentleşme nedeniyle yeşil alanların tahrip olması ve suni yapıların yayılmasıyla geçirimsiz alanların artması gözle görünür ölçüdedir. Bu durum şehir merkezlerinde hava kirliliği artmış ve sel, taşkın gibi olaylara sebebiyet vermiştir. Bu koşullar sürdürülebilir yeşil alanlara sahip olan akıllı şehirlerin planlanmasını zorunlu hale getirmiştir. Günümüz şehirleri, iklim değişikliği ve hızla artan nüfus gibi Antroposen çağının getirdiği karmaşık çevre sorunlarıyla karşı karşıyadır. Bu durum, kent ekosistemlerinde sürdürülebilir yönetim stratejileri geliştirmeyi mecburi hale getirmektedir. Bu kapsamda, akıllı şehircilik yaklaşımları, dijital teknolojileri ile Coğrafi Bilgi Sistemlerini (CBS) birleştirerek şehirlerin çevresel performansını iyileştirme ve yaşam kalitesini yükseltme gibi fırsatlar sunmaktadır. Özellikle kentsel alanlardaki hava kalitesi, hidrolojik rejimler ve biyoçeşitlilik gibi temel ekolojik süreçler, kontrolsüz şehirleşme ve iklim değişikliğinin baskısı altında önemli dönüşümler geçirmektedir. Bu değişimleri doğru anlayabilmek ve etkin yönetebilmek için mekânsal verileri kullanan güçlü analitik araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Kentsel alan örtüsünün, özellikle ağaç örtüsünün, iklim değişikliğinin etkilerinin hafifletilmesinde ve kentsel çevrenin iyileştirilmesinde kritik bir rol oynadığı kabul edilmektedir. Ağaçlar, hava kirleticilerin giderilmesi, karbon depolama, yağmur suyu yönetimi ve ısı adası etkisinin azaltılması gibi çok sayıda ekosistem hizmeti sunar. Bu faydaların ölçülebilir olarak belirlenmesi ve mekânsal olarak ayrıştırılması, akıllı şehircilik bağlamında daha bilinçli ve veri odaklı kararlar alınmasına olanak tanır. İşte bu noktada, i-Tree Canopy gibi CBS tabanlı araçlar paha biçilemez şekilde devreye girmektedir. i-Tree Canopy, su yüzeyleri, binalar, ağaç örtüsü, yollar gibi farklı alan örtüsü sınıflarının yüzdesel dağılımını hızlı ve etkili bir şekilde tahmin etmekte kullanılan ve kullanıcıya kolaylık sağlayan bir yazılımdır. Bu yazılım, uydu görüntüleri veya hava fotoğrafları üzerinde rastgele seçilen noktalarda yapılan manuel sınıflandırmalar aracılığıyla alan örtüsü analizleri gerçekleştirir. Bu sayede, belirli bir kentsel alan veya havza üzerinde var olan yeşil altyapı durumu hakkında güvenilir istatistiksel veriler elde edilebilir. Analiz edilen bu bilgiler ışığında kentsel planlamacılara ve yöneticilere, genel çevresel performansı değerlendirme, kent ormancılığı stratejilerini geliştirme, su yönetimi planları oluşturma gibi birçok alanda bilimsel bir temel sunar. Bursa gibi yoğun kentleşmenin yaşandığı ve doğal kaynakları üzerinde baskı bulunan şehirlerde, i-Tree Canopy kullanılarak mevcut ağaç örtüsünün oranı belirlenebilir. Bu bilgi, kentsel yeşil alan politikalarının oluşturulmasında, yeni ağaçlandırma bölgelerinin tespitinde ve kentsel ısı adası etkisinin azaltılmasına yönelik müdahalelerin planlanmasında kritik rol oynayabilir. CBS ile entegre edilen i-Tree Canopy analizleri, elde edilen yüzdesel verilerin mekânsal olarak haritalandırılmasına ve diğer kentsel verilerle (nüfus yoğunluğu, altyapı verileri, kirleticilerin mekânsal dağılımı vb.) birlikte değerlendirilmesine imkân tanır. Bu entegrasyon, akıllı şehircilik uygulamaları için vazgeçilmezdir; çünkü kentsel sistemlerin karmaşık etkileşimlerini anlamak ve optimize etmek için çok tabakalı mekânsal analizler gereklidir. i-Tree Canopy ile belirlenen düşük ağaç örtüsü yoğunluğuna sahip ve yüksek hava kirliliğine maruz kalan bölgeler, kentsel yeşillendirme projeleri için öncelikli alanlar olarak belirlenebilir. Benzer şekilde, kentsel alanlarda yağmur suyu akışını yönetmek amacıyla ağaç örtüsünün artırılması gereken kritik havzalar, bu tür entegre analizler sayesinde tespit edilebilir. Özetle, akıllı şehircilik yaklaşımları, kentlerin çevresel sürdürülebilirliğini ve dirençliliğini artırmak için kapsamlı veri analizine dayanmaktadır. Bursa gibi büyük şehirler için i-Tree Canopy aracılığıyla elde edilen hassas alan örtüsü verileri, CBS platformlarında analiz edilerek kentsel orman ekosistem hizmetlerinin nicel olarak değerlendirilmesine ve böylece hava kalitesi iyileştirmesi, karbon yönetimi ve hidrolojik süreçlerin optimizasyonu gibi hedeflere ulaşılmasına önemli katkı sağlayabilir. Bu tür bütünleşmiş yaklaşımlar, kentlerin gelecekteki çevresel zorluklara karşı daha hazırlıklı ve yaşanabilir olmalarının anahtarıdır.
Anything that is transferred from past generations to the present day, has aesthetic and visual textures, is universally accepted, reflects the ethnicity of a society that contains abstract and concrete concepts, and is intended to be preserved and transferred to future generations is called 'cultural heritage'. As in Bursa, today's urbanism continues to develop around the settlement areas of ancient civilisations, which are generally accepted as cultural heritage. Today, the rapid increase in population density in cities has increased migration to cities from villages, small cities and other countries due to health, education, transport, job opportunities and wars in big cities. As a result, rapid urbanisation has occurred in our country and the world. Due to rapid urbanisation, the destruction of green areas and the increase in impermeable areas with the spread of artificial structures are visible. This situation has increased air pollution in city centres and caused events such as floods and floods. These conditions have made it mandatory to plan smart cities with sustainable green areas. Today's cities face the complex environmental challenges of the Anthropocene era, such as climate change and rapidly increasing population. This situation makes it imperative to develop sustainable management strategies in urban ecosystems. In this context, smart urbanisation approaches offer opportunities to improve the environmental performance of cities and improve the quality of life by combining digital technologies and Geographic Information Systems (GIS). Basic ecological processes such as air quality, hydrological regimes and biodiversity, especially in urban areas, are undergoing significant transformations under the pressure of uncontrolled urbanisation and climate change. Powerful analytical tools using spatial data are needed to understand these changes correctly and manage them effectively. Urban land cover, particularly tree cover, is recognised to play a critical role in mitigating the impacts of climate change and improving the urban environment. Trees provide numerous ecosystem services such as removal of air pollutants, carbon storage, stormwater management and reduction of the heat island effect. Measurably identifying and spatially disaggregating these benefits enables more informed and data-driven decisions to be made in the context of smart urbanism. This is where GIS-based tools such as i-Tree Canopy are invaluable. i-Tree Canopy is a software that is used to quickly and effectively estimate the percentage distribution of different land cover classes such as water surfaces, buildings, tree cover, roads, etc. and provides convenience to the user. This software performs land cover analyses through manual classification of randomly selected points on satellite images or aerial photographs. In this way, reliable statistical data can be obtained on the state of green infrastructure in a given urban area or catchment. In the light of this analysed information, it provides a scientific basis for urban planners and managers in many areas such as evaluating overall environmental performance, developing urban forestry strategies, and creating water management plans. In cities like Bursa, where dense urbanisation is taking place and there is pressure on natural resources, i-Tree Canopy can be used. i-Tree Canopy analyses, integrated with GIS, allow spatial mapping of the obtained percentage data and their evaluation together with other urban data (population density, infrastructure data, spatial distribution of pollutants, etc.). This integration is indispensable for smart city applications, as multilayer spatial analyses are required to understand and optimise the complex interactions of urban systems. i-Tree Canopy can identify areas with low tree cover density and high air pollution exposure as priority areas for urban greening projects. Similarly, critical catchments where tree cover needs to be increased to manage stormwater runoff in urban areas can be identified through such integrated analyses. In summary, smart urbanism approaches rely on comprehensive data analysis to improve the environmental sustainability and resilience of cities. For large cities such as Bursa, sensitive land cover data obtained through i-Tree Canopy can be analysed in GIS platforms to quantitatively assess urban forest ecosystem services and thus contribute significantly to achieving objectives such as air quality improvement, carbon management and optimisation of hydrological processes. Such integrated approaches are key to making cities more prepared and livable for future environmental challenges.
Assessing the Impact of Forest Fires on LULC Changes and LST: Case Study of Kavaklidere, Mugla
Orman yol ağının odun hammaddesi üretimiyle ilişkisinin değerlendirilmesi: Bahtiyar Orman İşletme Şefliği örneği
Tez Özetleri
Tez çalışmasının amacı; orman yolu yapım-bakım giderleriyle bölmeden çıkarma ve taşıma giderleri arasındaki ilişkiyi orman yol ağı metrikleri (yol uzunluğu, yol yoğunluğu, yol aralığı, işletmeye açma oranı, arazi işgal alanı, yollların alana konumsal dağılımı, vb.) yardımıyla teknik olarak analiz ederek birim miktar (1 m3) odun üretimi üzerindeki etkisini belirlemek; bu giderlerin (ve mümkünse odun satış gelirlerinin) karşılaştırılmasına dayalı iktisadi bağıntıyı değerlendirmektir. Bu kapsamda, Bahtiyar Orman İşletme Şefliği (Dalaman, Muğla) çalışma alanı olarak seçilmiş ve bölgede yer alan orman yollarının odun üretimi süreçlerindeki işlevi Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) destekli olarak analiz edilmiş, yol metrikleri ile odun hammaddesi üretimi arasındaki ilişki sayısal verilere dayalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışma alanında genel yol yoğunluğu 24.7 m/ha, ortalama yol aralığı 253 m, ortalama işletmeye açma oranı %79, ortalama sürütme mesafesi ise 167 m olarak bulunmuştur. Bu koşullarda 1 km orman yolunun yapım maliyetinin 6427.11 $, yıllık bakım maliyetinin ise 57.1 $ olduğu belirlenmiştir. 1 m³ odun hammaddesi için ortalama gider 18.60 $, tomruk için sürütme ve taşıma giderleri ise 15.29 $ olarak belirlenmiştir.1 m3 odun hammaddesi başına yansıyan yol giderleri toplamının ise 1.59 $ olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, orman yol ağının ve konumsal dağılımının, odun hammaddesi üretim faaliyetleriniteknik ve ekonomik açıdan doğrudan etkilediğini göstermektedir. Orman planlama birimleri ölçeğindeki yol ağı analizlerinin, yol yapım-bakım, sürütme ve taşıma giderlerinin minimizasyonu ile orman kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde işletilmesi açısından ormancılık operasyonlarının planlanması ve yönetim süreçlerinde etkili olabileceği ortaya konulmuştur.
The aim of the thesis is to determine the effect of unitamount (1 m3) on wood harvesting by technically analyzing the relationship between forest road construction-maintenance expenses and logging-transportation expenses with the help of forest road network metrics (road length, road density, road spacing, opening-up are and ratio, land occupation area, spatial distribution of roads in the area, etc.); to evaluate the economic relationship based on the comparison of these expenses (and wood sales revenues). In this context, Bahtiyar Forest Enterprise (Dalaman, Muğla) was selected as the study area and the function of forest roads in the region in wood harvesting processes was analyzed with the support of Geographic Information Systems (GIS), and the relation ship between road metrics and wood raw material production was revealed based on numerical data. In the study area, the general road density was found to be 24.7 m/ha, the average road spacing was found to be 253 m, the average rate of opening too peration was found to be 79%, and the average skidding distance was found to be 167 m. Under these conditions, it was determined that the construction cost of 1 km of forest road was $6427.11 and the annual maintenance cost was $57.1. The average cost for 1 m³ of wood raw material was determined as $18.60, and the skidding and transportation costs for logs were determined as $15.29. The total road cost reflected per 1 m3 of wood raw material was determined as $1.59. These results show that the forest road network and its spatial distribution directly affect wood raw material production activities in technical and economic terms. It was indicated that road network analyses at thescale of forest planning units could be effective in the planning and management processes of forestry operations for the minimization of road construction and maintenance, skidding and transportation costs, and the sustainable management of forest resources.
Odun üretiminde kullanılan bazı motorlu testerelerin performanslarının karşılaştırılması
Tez Özetleri
Bu çalışmada, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü sınırlarında yer alan Serik-Ören ve Kaş-Karadağ Orman İşletme Şeflikleri'nde gerçekleştirilen tensil ve bakım kesimlerinde üç farklı benzinli motorlu testere modelinin performansı çalışma süresi ve iş verimine göre karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Araştırmada kullanılan testere modelleri Stihl MS 361, Husqvarna 268 ve Husqvarna 365 Special olup, uygulamalar aynı operatör tarafından, benzer meşcere, çaplar, arazi eğimi ve çevresel koşullar altında yürütülmüştür. Her model için 30 adet olmak üzere toplam 90 kızılçam (Pinus brutia Ten.) ağacı üzerinde kesme (ve devirme), dal alma ve tomruklama işlemleri gerçekleştirilmiştir. İş-zaman verileri dolaylı gözlem tekniğiyle (video destekli) ve zaman etüdü yöntemiyle analiz edilmiştir. Motorlu testere modellerine toplam ortalama çevrim süreleri ve iş verimleri sırasıyla; Stihl MS 361 için 5.4 dak/ağaç (9.51 m3/sa), Husqvarna 268 için 5.2 dak/ağaç (9.58 m3/sa) ve Husqvarna 365 Special için 5.5 dak/ağaç (9.51 m3/sa) olarak ölçülmüş ve hesaplanmıştır. Güç ağırlık oranı en yüksek olan Stihl MS 361 olmakla birlikte, aynı çap ( d1.30 ve ddip) ortalamalarına sahip ağaçlarda; en kısa kesme süresi Husqvarna 365, en kısa tomruklama süresi Stihl MS 361, en kısa dal alma süresi Husqvarna 268 ve en kısa toplam çalışma süresi Husqvarna 268 ile gerçekleşmiştir. Husqvarna 268 modelinin genel olarak en verimli motorlu testere olarak belirlenmiştir. Ağaç (d1.30) çapının 35 cm altındaki bireylerde Husqvarna 268'in, 35 cm üzeri bireylerde Stihl MS 361 modelinin daha yüksek performans gösterebildiği görülmüştür. Kesim sürecinin iş adımı bazlı dağılımında; tüm testereler için en uzun sürelerin dal alma işleminde harcandığı, akış gereği beklemelerin de iş verimini düşürdüğü ve motorlu testerelerin verimli çalışma zamanlarının %30' un altında kaldığı belirlenmiştir.
In this thesis, the performances of three different gasoline-powered chainsaw models was comparatively evaluated in terms of working time and work efficiency during thinning and clear-cutting operations carried out in the Serik-Ören and Kaş-Karadağ Forest Planning Unit, located in Antalya Regional Directorate of Forestry. The chainsaw models tested in the research were Stihl MS 361, Husqvarna 268, and Husqvarna 365 Special. Applications were conducted by the same operator under similar stand structures, terrain characteristics, and environmental conditions. A total of 90 Turkish pine trees (Pinus brutia Ten.), with 30 individuals assigned per model, were processed through felling, delimbing, and bucking operations. Work-time data were analyzed with indirect observation technique (video-supported) and time study methods. Total average cycle times and work productivity for chainsaw models were as follows, respectively; the Stihl MS 361 has 5.4 min/tree (9.51 m3/h), the Husqvarna 268 has 5.2 min/tree (9.58 m3/h) and the Husqvarna 365 Special has 5.5 min/tree (9.51 m3/h). The Stihl MS 361 has the highest power-to-weight ratio, but for trees of the same diameter (d1.30), the Husqvarna 365 has the shortest cutting time, the Stihl MS 361 has the shortest logging time, the Husqvarna 268 has the shortest limbing time and also the shortest total operating time. It has been observed that Husqvarna 268 can perform better in individuals with a tree diameter (d1.30) below 35 cm, and Stihl MS 361 model can perform better in individuals above 35 cm diameter. In the distribution of the harvest process based on work steps; it has been determined that the longest time is spent in the branch removal operations for all saws, waiting due to flow also reduces work efficiency and the efficient working times of chainsaws remain below 30%.
Odun üretim sürecinde kesme ve bölmeden çıkarma operasyonlarına yönelik zaman etüdü çalışmalarının değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışması, odun hammaddesi üretim sürecindeki kesme ve bölmeden çıkarma operasyonlarına yönelik zaman etüdü araştırmalarını sistematik bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. 1982-2025 yıllarını kapsayan süreçte, Türkiye ormancılık literatüründe yer alan 110 akademik çalışma (makale, tez, bildiri vb.) analiz edilmiştir. Metodolojik olarak, literatür verilerinin ayıklanması ve tasnifi aşamasında yapay zeka destekli araçlar kullanılarak kapsamlı bir veri tabanı oluşturulmuştur. Bulgular, operasyonel verimliliğin teknoloji düzeyi ve arazi koşullarına bağlı olarak belirgin farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Kesme sürecinde feller-buncher (ortalama 61.33 m3/saat) ve harvester (ortalama 20.10 m3/saat) gibi tam mekanize sistemlerin, geleneksel motorlu testere (ortalama 4.53 m3/saat) kullanımına göre çok daha yüksek verimlilik sunduğu saptanmıştır. Bölmeden çıkarma operasyonlarında ise ağır hizmet tipi orman makinelerinin (ortalama 65.46 m3/saat) en yüksek kapasiteye sahip olduğu görülmüştür. Sarp arazilerde mekanizasyonun kısıtlandığı durumlarda ise plastik olukların (ortalama 25.62 m3/saat) ve kısa mesafeli hava hatlarının (ortalama 5.66 ortalama m3/saat) lojistik açıdan kritik öneme sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen veriler; ağaç türü, eğim ve teknoloji değişkenlerine göre sınıflandırılarak mevcut mevzuattaki standart zamanların güncellenmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Bu tez, Türkiye'de odun üretim işlerinin planlanması, birim fiyatların adil belirlenmesi ve orman işçiliğinin sürdürülebilirliği için kapsamlı bir bilimsel referans kaynağı sunmaktadır.
This master's thesis aims to systematically evaluate time study research on felling and primary transport operations within the timber production process. Covering the period between 1982 and 2025, 110 academic studies (articles, theses, proceedings, etc.) in the Turkish forestry literature were analyzed. Methodologically, a comprehensive database was established by utilizing AI-supported tools during the data extraction and classification stages. The findings reveal that operational productivity varies significantly depending on technology levels and terrain conditions. In the felling process, fully mechanized systems such as feller-bunchers (averaging 61.33 m³/h) and harvesters (averaging 20.10 m³/h) were found to provide much higher productivity compared to the traditional use of chainsaws (averaging 4.53 m³/h). In primary transport operations, heavy-duty forest machines (averaging 65.46 m³/h) were observed to have the highest capacity. In cases where mechanization is limited on steep terrain, plastic chutes (averaging 25.62 m³/h) and short-distance cable systems (averaging 5.66 m³/h) were determined to be of critical logistical importance. The data analyzed within the scope of this study were classified based on tree species, slope, and technology variables, highlighting the necessity of updating the standard times in current legislation. This thesis provides a comprehensive scientific reference for the planning of timber production works, the fair determination of unit prices, and the sustainability of forestry labor in Türkiye.
Dikili ağaç satışlarında danışmanlık yapan serbest meslek mensubu orman mühendislerinin odun üretim sürecindeki iş yükünün incelenmesi
Tez Özetleri
Türkiye ormancılığında son yıllarda artan dikili ağaç satışları, serbest meslek mensubu orman mühendislerinin (SMMOM) sektördeki rolünü giderek daha kritik hale getirmiştir. Danışman SMMOM'lerin dikili satışlardaki etkinliği ve becerileri, üretim operasyonlarının başarısını doğrudan etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, danışman SMMOM' lerin dikili ağaç satış süreçlerindeki dosya hazırlama ve sahada iş yürütme pratiklerinden yararlanılarak iş yükü analizinin yapılması ve değerlendirilmesidir. Araştırmada güncel mevzuat, idari dokümanlar, mühendislik dosyaları (35 adet), 51 SMMOM ile yapılan anketler ve ilgili belge, bilgi ve bilimsel kaynaklardan yararlanılmış ve elde edilen veriler nicel ve nitel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Dikili ağaç satışlarında çalıştırılması zorunlu olan danışman SMMOM'nin üretim sahasını teslim alma ve işe başlama, sahayı kontrol etme, üretim sürecini yönetme, zarar-ziyan ve usulsüzlükleri önleme, ölçü-tespit yapma, sahayı teslim etme işleriyle bunlara ilişkin evrak düzenleme ve teslimi gibi görevleri yaptığı belirlenmiştir. Bir dikili ağaç satış dosyasında ortalama 1683 m³ üretim miktarının olduğu; dosya hazırlama ile kapama sürecinin ortalama 58 gün sürdüğü belirlenmiştir. Danışman SMMOM'nin, bu nicelikte bir dosya için 12 gün aktif (60 günlük üretim süresinin yaklaşık 1/5'lik kısmında; haftada 1.5-2 gün) saha görevinde bulunduğu ortaya çıkmıştır. 45-90 günlük bir odun üretim sürecinde, danışman mühendisin zorunlu çalışma süresi üzerinden %15-28 iş yükü oranı (kapasite) ile çalışabileceği belirlenmiştir. Zorunlu gün sayısına, aktif çalışılan süreye (ortalama 5 saat/gün) göre SMMOM'nin iş yükü miktarını tanımlayan iş yükü saatleri oranının %100'ün altında olması nedeniyle düşük iş yükü düzeyinde çalıştığı bulunmuştur. Dikili satılan emval miktarının 8000 m3'ü aşması halinde, iş yükü düzeyinin optimal (tam kapasite) olacağı söylenebilir. Bir SMMOM'nin sadece dikili ağaç satışında danışmanlık yapması hali dikkate alındığında, yıllık (mevzuata uygun) 20 dosyaya danışmanlık yapabileceği ortaya çıkmıştır.
The increasing prevalence of stumpage sales has made the role of self-employed forest engineers (SMMOM) in Turkish forestry ever more critical. The effectiveness and skills of SMMOMs have a direct impact on the success of wood harvesting operations. The aim of this study is to analyze and evaluate the workload of consulting SMMOMs by examining their fieldwork practices in stumpage sales. Current legislation, administrative documents, engineering files (35), surveys conducted with 51 SMMOMs and relevant documents, and scientific sources were utilized and the obtained data were evaluated with quantitative and qualitative methods. The tasks such as taking over and initiating the harvesting site, site supervision, process management, preventing irregularities, measurement-assessment, and the preparation and submission of necessary documents have been carried out by SMMOMs. It was found that an average allowable cut amount of 1683 m³ per file, and the period from file preparation to closure lasts an average of 58 days. Consulting SMMOMs are actively present in the field for an average of 12 days per file (about 1/5 of a 60-day period, or 1.5–2 days per week). During a 45–90 day harvesting period, the consulting engineers operated with a workload ratio of 15–28% based on mandatory working days. Since the ratio of total active working hours in the field is below 100%, it can be said that SMMOMs operate at a low workload level. If the volume of timber in stampage sales exceeds 8000 m³, the workload would reach optimal levels (full capacity). Considering a scenario in which a SMMOM works exclusively as a consultant in standing timber sales, it was determined that they could provide consultancy for up to 20 files per year.
İstanbul ili ormanlarında yangın risklerinin belirlenmesi ve iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Doğal ekosistemlerinin kendini geliştirmesi ve mevcut şartlara uyum sağlamasının bir sonucu olarak doğadaki orman yangınları, coğrafi bölgelere bağlı olarak ekosistemlerin kendini yenilemesi ve sürekliliğini sağlaması açısından vazgeçilmezdir. Ekosistemlerde doğal olarak görülen orman yangınlarının insan kaynaklı olarak yangın sıklığının artması ve geniş alanların yanarak zarar görmesi sonucu orman kaynaklarından daha az yararlanılmasına neden olmaktadır. Orman yangınlarıyla mücadele kapsamında mevcut ormanların yangın tehlikesi ve yangın sonucu oluşan riskin şiddetinin önceden tahmin edilmesi veya modellenerek hesaplanması yangınla mücadele edenlere ve karar verici durumunda olan planlayıcılara ve yöneticilere yardımcı olmaktadır. Bu tez çalışmasında İstanbul ilinde bulunan ormanların yangın risklerinin belirlenmesi ve bu risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, yangın risk faktörleri coğrafi, meteorolojik, bitki örtüsü ve insan faktörleri açısından incelenmiş ve bu faktörlerin orman yangınlarına etkileri analiz edilmiştir. Ayrıca, orman yangınlarına karşı alınabilecek önlemler ve yangınla mücadele sırasında çalışanların karşılaşacağı tehlikeler, işçi sağlığı ve işçi güvenliği perspektifinden değerlendirilmiştir. Bu bağlamda çalışma sonuçlarından, İstanbul'daki ormanların korunması ve yangın risklerinin azaltılmasına yönelik stratejik planlama çalışmalarına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Bu çalışmada toplanan veriler ışığında, yangın risk faktörleri değerlendirilerek aylar itibariyle risk haritaları oluşturulmuştur. Bu haritalar ile yangın riski yüksek, orta ve düşük bölgeler coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak görselleştirilmiştir. Bu haritalar İş Güvenliği ve Sağlığı açısından değerlendirilmiştir.
As a result of natural ecosystems developing themselves and adapting to current conditions, forest fires in nature are indispensable for ecosystems to renew themselves and ensure their continuity, depending on the parts. Forest fires, which occur naturally in ecosystems, cause human-induced growth and damage by burning in wide ranges, causing less use of forest resources. Within the scope of combating forest fires, predicting or modeling the harmful danger of existing forests and the deterioration of the risk caused by disease helps those who fight against flaring and planners or managers who are decision makers. In this thesis study, it is aimed to determine the fire risks of forests in Istanbul and to evaluate these risks in terms of occupational health and safety. Within the scope of the study, fire risk factors were examined in terms of geographical, meteorological, vegetation and human factors, and the effects of these factors on forest fires were analyzed. In addition, the precautions that can be taken against forest fires and the dangers that employees may encounter during firefighting have been evaluated from the perspective of occupational health and safety. In this context, the study results are aimed to contribute to strategic planning studies aimed at protecting forests in Istanbul and reducing fire risks. In the light of the data collected in this study, fire risk factors were evaluated and a monthly risk map was created. With this map, high, medium and low fire risk areas are visualized using geographic information systems (GIS). These maps were evaluated in terms of Occupational Safety and Health.
İnşaat Laboratuvarlarında Alınması Gereken İş Sağlığı Ve Güvenliği Tedbirlerinin Risk Temelli Analizi
İnsansız Hava Araçları ile Bazı Ormancılık Uygulamalarında Kullanılan Verilerin Üretimi
Orman Yangınları ile Mücadelede Teknoloji Kullanımı Üzerine Araştırmalar
Orman Yolu Standartlarının Yükseltilmesinin Orman Yangınları ile Mücadeleye Katkısı Ve Yangından Zarar Gören Odun Hammaddesi Kaynaklı Ekonomik Kayıpların Azaltılması Açısından İncelenmesi
Determining empty seed formation and germination rates induced by Leptoglossus occidentalis (Heidemann) in coniferous species in Turkish forests
Orman teşkilatında yaygın kullanımda olan farklı tarihlerde üretilmiş bazı GPS modellerinin yatay ve düşey hassasiyetlerinin tespitedilmesi: Kastamonu Nirengi Ağı üzerinden kıyaslama
Karısık Sarıçam-Kazdagı Göknarı Ormanları için Bir Mescere Stok Diyagramının Olusturulması
Ormancılıkta Bölmeden Çıkarma Çalışmalarının Meşcere Tipi ve Eğimi Dikkate Alarak Toprak Solunumu Üzerine Olan Etkilerinin Belirlenmesi
Orman içi açık maden sahalarında yüzey değişiminin izlenmesinde İHA-tabanlı yöntemlerin karşılaştırılması: Düzce-Tatlıdere örneği
Tez Özetleri
Taş ocaklarında yapılan faaliyetler sonrası meydana gelen yüzey değişimlerinin (şev basamak geometrisi ve kazı hacmi) belirlenmesinde uzaktan algılama teknolojileri, maliyet-etkin, hızlı ve kolay çözümler sunma potansiyeli taşımaktadır. Topografyanın engebeli ve ulaşılması zor olduğu alanlarda yersel ölçüm teknikleri ile ölçüm yapmadaki güçlükler nedeniyle uzaktan algılama teknikleri kullanımını bu tür durumlarda vazgeçilmez kılmaktadır. Gerçek zamanlı kinematik (Real Time Kinematic-RTK) tekniği ile konumsal verilerin doğruluğunda santimetre hassasiyetinde çalışmalar ortaya konulabilmektedir. Ancak topoğrafik yapısı, uydu bazlı konumlamaya uygun olmayan bölgelerde ölçü sonrası veri değerlendirme (Post Processing Kinematic -PPK) ölçüm tekniği alternatif çözüm sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı RTK ve PPK çözümünün Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri (GNSS) ve RTK-CORS tarafından sonradan işlenmiş ve düzeltilmiş konumsal ölçümler yoluyla dengelenmiş fotoğraf çiftlerinin ortaya koyduğu hassasiyeti değerlendirerek karşılaştırmaktır. Ayrıca orman idaresi bünyesinde açık maden (taş ocağı) sahasının sınırlarının izlenmesinde, şev geometrilerinin (şev basamak, genişlik ve açısının) ölçülmesinde İHA sistemlerinin kullanılabilirliğini incelemek ve taş ocağı işletmeciliği açısından, çıkarılan malzemenin hacmini İHA kullanarak hesaplamaktır. Çalışma alanı, Düzce ili Tatlıdere Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde kalan işletmesi tüzel kişiliğe ait bir taş ocağı seçilmiştir. RTK ve PPK uygulama modülleri olan DJI Phantom 4 RTK insansız hava aracı (İHA) kullanılarak, taş ocağında 30 Eylül 2021 ve 19 Mayıs 2022 tarihlerinde (yaklaşık 7 aylık süreci kapsayan) eş zamanlı RTK ve PPK modlarında toplam dört uçuş gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması sonuçlarında RTK ve PPK yöntemi ile ortofoto üzerinde belirlenen ortalama konumsal doğruluklar sırasıyla 2,00 cm ve 0,68 cm bulunmuştur. Bu sonuca göre taş ocağı alanı gibi işletilmesi sonucunda oluşan şevlerin geometrik özelliklerinin belirlenmesinde, PPK çözümünün daha uygun olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca PPK yöntemi ulaşılması güç ve çoğunlukla dağlık alanlara yakın olan arazilerde bulunan taş ocaklarında RTK modda veri alımındaki kayıplara alternatif olacaktır. Tez çalışmasında taş ocağı şev basamak genişliği, yüksekliği ve eğimi rahatlıkla tespit edilmiştir. Bununla beraber taş ocağı sınırlarının takibi rahatlıkla yapılmış, çalışma süresince taş ocağı alanı 1044 m² ve çevresi ise 25 m genişlemiştir. Taş ocağı işletmeciliği için önemli olan materyal hacmi hesaplanmış, kazı miktarı 104170 m³ ve kazı alanı ise 44348 m2 bulunmuştur. Ele edilen sonuçlar doğrultusunda, orman idaresi ve taş ocağı işletmecisi İHA sistemlerini veri elde etmede kullanmalıdır.
Remote sensing technologies have the potential to offer cost-effective, fast and easy solutions in determining the surface changes (slope step geometry and excavation volume) that occur after the activities carried out in the quarries. The use of remote sensing techniques makes it indispensable in such cases due to the difficulties in measuring with terrestrial measurement techniques in areas where the topography is rough and difficult to reach. With the real-time kinematics (RTK) technique, centimetre-accurate studies can be performed in the accuracy of spatial data. However, Post Processing Kinematic (PPK) measurement technique provides an alternative solution in regions whose topographic structure is not suitable for satellite-based positioning. The aim of this study is to evaluate and compare the accuracy of the RTK and PPK solutions for image pairs stabilised by Global Navigation Satellite Systems (GNSS) and RTK-CORS through post-processed and corrected positional measurements. In addition, to examine the usability of UAV systems in monitoring the boundaries of the open-pit mine (quarry) area within the forest administration, measuring the slope geometries (slope step, width and angle) and calculating the volume of the extracted material using UAV in terms of quarry management. The study area was selected as a quarry operated by a legal entity within the boundaries of Tatlıdere Forestry Operation Directorate in Düzce province. Using a DJI Phantom 4 RTK unmanned aerial vehicle (UAV) with RTK and PPK application modules, a total of four flights were performed in simultaneous RTK and PPK modes on 30 September 2021 and 19 May 2022 (covering a period of approximately 7 months) at the quarry. In the results of the thesis study, the average positional accuracies determined by RTK and PPK methods on orthophotos were 2.00 cm and 0.68 cm, respectively. According to this result, it is understood that the PPK solution is more suitable for determining the geometric properties of the slopes formed as a result of the operation such as quarry area. In addition, the PPK method will be an alternative to the losses in RTK mode data acquisition in quarries located in inaccessible and often mountainous areas. In the thesis study, slope step width, height and slope of the quarry were easily determined. However, the quarry boundaries were easily monitored and the quarry area expanded by 1044 m² and its perimeter by 25 m during the study period. The material volume, which is important for quarry operations, was calculated and the excavation volume was found to be 104170 m³ and the excavation area was found to be 44348 m2. Based on the results obtained, the forest administration and the quarry operator should use UAV systems for data acquisition.
Yukarı Sakarya Havzasında kuraklığın uzunluk, şiddet ve frekans bakımından incelenmesi
Tez Özetleri
Dünya çapında en maliyetli doğal afetler arasında gösterilen kuraklık meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik kuraklık gibi birçok türü ile karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle kuraklığın izlenmesi ve karar verme mekanizmasında gelişmiş yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Kuraklık indekslerinin çoğu bir veya iki itici faktörü hesaba katmaktadır. Bunun ise kuraklığın karmaşık doğası nedeniyle yeterli olamayacağı görülmektedir. Mevcut yaklaşımların avantajlarını birleştiren ve dezavantajlarını azaltan çok değişkenli kuraklık indeksleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada fazla sayıda değişkeni dikkate alan SPEI (Standardised Precipitation Evapotranspiration Index) ile PDSI (Palmer Drought Severity Index) Türkiye'de tarım, orman, mera ve yerleşim arazi sınıflarını içeren dolayısıyla sanayi, tarım, kültür ve peyzajı açısından ekosistemin etkin noktalarından biri olan Yukarı Sakarya Havzası çalışma alanının meteorolojik, tarımsal ve hidrolojik kuraklık açısından değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Üç farklı özelliği bünyesinde (BSk: Semiaridcold, Csa: Drysummer-hot summer ve H: Unclassifiedhighland) bulunduran bölge Standardize Yağış Evapotranspirasyon İndeksi (SPEI) ve Palmer Kuraklık İndeksi (PDSI) verilerine bağlı olarak sınıflandırılmıştır. 2003-2021 dönemi için yağış, evapotranspirasyon ve yüzeysel akış verileri SPEI Küresel Kuraklık Monitörü ve ERA5 veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada çok değişkenli kuraklık indekslerine dayalı kuraklık modellemesi ve değerlendirmesi için geniş bir uygulama yelpazesi sunan R paketlerinden faydalanılmıştır. Gerek SPEI gerekse PDSI 1-3-6-12 (toprak nemi, yüzey hidrolojisi ile tarımsal ve hidrolojik perspektiflerinde) olmak üzere 4 farklı zaman ölçeğinde yapılan hesaplamalar çok değişkenli olarak kuraklığın tahmininde kabul edilebilir performanslar göstermiştir. Her dört zaman ölçeğinde de (1, 3, 6 ve 12 aylık) modelleme sonucunda elde edilen SPEI değerleri PDSI değerleriyle kıyaslanarak benzerlik ve farklılıklar tartışılmıştır. Ayrıca tüm kuraklık verileri frekans, büyüklük ve uzunluk anlamında de değerlendirilmiştir. ERA5 veri tabanı 1950'den günümüze, standart geometrik çözünürlüğü 0.50o×0.50o olan küresel ölçekte veri setleri içermektedir. Dolayısıyla çalışmanın gerçekleştirileceği Yukarı Sakarya Havzası 0.50o×0.50o ölçekte 39 adet grid bölgeye ayrılarak değerlendirme yapılmıştır. Böylece 39 gridlik bölgeye ayrılan havzada her bir bölümü ve tüm alan için dört zaman ölçeğinde değerlendirilebilir veriler elde edilmeye çalışılmıştır.
Drought, one of the most costly natural disasters worldwide, comes in many types such as meteorological, agricultural and hydrological drought. Therefore, there is a need for improved methods in drought monitoring and decision-making. Most drought indices take into account one or two driving factors. This is not sufficient due to the complex nature of drought. Multivariate drought indices have been developed that combine the advantages and reduce the disadvantages of existing approaches. In this study, SPEI (StandardizedPrecipitationEvapotranspiration Index) and PDSI (PalmerDroughtSeverity Index), which take into account a large number of variables, were used to evaluate the meteorological, agricultural and hydrological drought in the study area of Upper Sakarya Basin, which is one of the hotspots of the ecosystem in terms of industry, agriculture, culture and landscape, including agricultural, forest, pasture and settlement land classes in Turkey. The region, which has three different characteristics (BSk: Semiaridcold, Csa: Drysummer-hot summer and H: Unclassifiedhighland), was classified based on Standardized Precipitation Evapotranspiration Index (SPEI) and Palmer Drought Index (PDSI) data. Precipitation, evapotranspiration and runoff data for the period 2003-2021 were obtained from SPEI Global Drought Monitor and ERA5 databases. R packages that offer a wide range of applications for drought modeling and assessment based on multivariate drought indices were used in the study. Both SPEI and PDSI 1-3-6-12 (soil moisture, surface hydrology and agricultural and hydrological perspectives) at 4 different time scales showed acceptable performances in multivariate drought prediction. SPEI values obtained as a result of modeling at all four time scales (1, 3, 6 and 12 months) were compared with PDSI values and similarities and differences were discussed. All drought data were also evaluated in terms of frequency, magnitude and length. ERA5 database contains global scale data sets with a standard geometric resolution of 0.50o×0.50o since 1950. Therefore, the Upper Sakarya Basin, where the study will be carried out, was evaluated by dividing the study area into 39 grid regions at 0.50o×0.50o scale. Thus, it was tried to obtain data that can be evaluated in four time scales for each section and the whole area in the basin divided into 39 grid regions.
Yarı Kurak Dağlık Alanlarda Orman Yolu Şevlerinde Meydana Gelen Toprak Kayıplarının Uçangöz ile Belirlenmesi
RÜZGAR DEVRİĞİNİN UZAKTAN ALGILAMA YÖNTEMLERİ İLE TESPİTİ VE MODELLENMESİ
Fidanlık İsçilerinin Çalışma Koşulları ve Fizyolojik İş Yüklerinin Belirlenmesi
Orman yangın işçilerinin anksiyete düzeylerinin araştırılması
Tez Özetleri
Ülkemizde son zamanlarda daha da artış gösteren iklim değişikliği ve diğer sebeplerle orman yangınlarının şiddeti ve yoğunluğu da artmıştır. Bu duruma bağlı olarak orman yangınlarıyla mücadelede çalışan ekiplerin işi daha da zorlaşmıştır. Orman yangınları ile mücadelede görevli ekipler yangınları önleme ve yangınlarla mücadele çalışmalarında büyük göreve ve öneme sahiptir. Orman yangın işçileri orman yangınlarıyla mücadele sırasında ve sonrasında sağlık ve iş güvenliği sorunları dışında stres, depresyon ve kaygı bozukluğu (anksiyete) problemleri de yaşamaktadır. Bu problemlerin hangi sıklık, sebep ve ölçüde yaşandığını tespit etmek amacıyla orman yangınlarıyla mücadelede çalışan işçiler ile yüz yüze anket çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmaları Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü, Ulus Orman İşletme Müdürlüğü bünyesinde görev alan orman yangın işçilerine uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda ankete katılan işçilerin %68'inde şiddetli, %38'inde orta düzeyde anksiyete tespit edilmiştir. İşçilerin %67'sinde minimal, %18'inde hafif ve %15'inde orta depresyon olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Orman yangını, Orman yangın işçileri, Kaygı bozukluğu (Anksiyete), Depresyon, Stres
Due to climate change and other factors, the severity and intensity of forest fires have recently increased in our country. This situation has made the work of teams fighting forest fires even more challenging. Teams assigned to combat forest fires play a crucial role in preventing and fighting these fires. In addition to facing health and safety issues, forest fire workers experience significant stress, depression, and anxiety during and after firefighting operations. To determine the frequency, causes, and extent of these problems, face-to-face surveys were conducted with workers engaged in firefighting efforts. The surveys were administered to forest fire workers within the Zonguldak Regional Forestry Directorate and the Ulus Forest Enterprise Directorate. The results indicated that 68% of the surveyed workers experienced severe anxiety, while 38% experienced moderate anxiety. Additionally, it was revealed that 67% of the workers had minimal depression, 18% had mild depression, and 15% had moderate depression. Keywords: Forest fire, Forest fire workers, Anxiety, Depression, Stress
Modifiye edilmiş tarım traktörüyle bölmeden çıkarma çalışmalarının performans ve verim açısından değerlendirilmesi
Farklı tomruk yükleme tekniklerinin performans ve verim açısından değerlendirilmesi
BARTIN ÇAYI HAVZASI TAŞKIN KORUMA MODELİ OLUŞTURULMASI
Farklı Ortamlarda Yetişmiş Çil Kekliklerin (Perdix perdix, Linneaus, 1758) Doğal Ortamda Yaşama Yeteneklerinin Belirlenmesi (Tekirdağ Örneği)
Bartın'da Akılllı Orman Şehri Oluşturmanın Dayanıklılık Açısından İncelenmesi
Türkiye ve Arnavutluk'ta Uzaktan Algılama Yöntemi ile Saf Karaçam Ormanlarında Kabuk Böceği Zararının Belirlenmesi ve Haritalanması
Mermer ocağındaki değişimlerin İnsansız Hava Aracı (IHA) ile haritalanması
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Fakültesinin Sanal Ortamda Modellenmesi
Arazi kullanımı/arazi örtüsü sınıflarını etkileyen faktörlerin makine öğrenimiyle değerlendirilmesi, Lombok Adası-Endonezya örneği
Tez Özetleri
Arazi kullanımı/arazi örtüsünün (AK/AÖ) haritalanması, doğal çevre ve orman ekosistemlerindeki değişimlerin belirlenmesi ve izlenmesi için gereklidir. Konumsal verilerin modellenmesi ve haritalanması için makine öğrenimi algoritmalarının kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, AK/AÖ sınıflarını etkileyen etmenlerin makine öğrenimi algoritmalarıyla değerlendirilmesi, kullanılan algoritmaların doğruluklarının karşılaştırılması ve en iyi AK/AÖ sınıflandırması yapabilen makine öğrenimi modelinin belirlenmesidir. Ayıca çalışma alanındaki arazi kullanımı/arazi örtüsü değişimlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma alanı Batı Nusa Tenggara, Endonezya'da bulunan Lombok Adasıdır. Çalışmada Landsat uydu görüntülerinin bantları, bu bantlardan elde edilen spektral indeksler, topoğrafik, biyofiziksel, sosyo-ekonomik ve iklimle ilgili değişkenler Rasgele Orman, Gradient Boosting, Karar Ağacı ve Naïve Bayes makine öğrenimi algoritmaları yardımıyla incelenmiştir. Makine öğrenimiyle üretilen modellerin doğrulukları değerlediğinde, Rastgele Orman algoritması en yüksek doğruluğa (%82) ulaşırken, onu sırasıyla Gradient Boosting (%80), Karar Ağacı (%73) ve Naïve Bayes (%61) algoritmaları takip etmiştir. Makine öğrenimi algoritmaları kullanılarak üretilen AK/AÖ sınıflarının yer doğrulama noktaları yardımıyla yapılan doğruluk değerlendirmelerinde, Rastgele Orman algoritmasıyla üretilen model, %88 genel doğrulukla en başarılı makine öğrenimi modeli olmuştur. Lombok Adasındaki arazi kullanımı/arazi örtüsü tahmininde en etkili değişkenlerin yerleşim yerlerine uzaklık, sıcaklık ve yollara uzaklık olduğu belirlenmiştir. 2013'ten 2022'ye kadar kentleşme, nüfus artışı ve altyapı geliştirme çalışmaları nedeniyle önemli ölçüde orman kayıplarının (28 095 ha, toplam orman alanının %24'ü) yaşandığı tespit edilmiştir. Lombok'taki AK/AÖ sınıflarının dağılımı, kuru arazi tarımı (%27.56) ve çeltik tarlalarının (%24.22) en geniş alanları kapladığını, bunları birincil ormanların (%13) ve ikincil ormanların (%7.68) izlediğini göstermiştir. Elde edilen bulgular, arazi kullanımı planlamasında sosyo-ekonomik faktörlerin önemli olduğunu, Lombok'taki ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin korunması için sürdürülebilir koruma politikalarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Land use/land cover (LULC) mapping is essential for identifying and monitoring changes in the natural environment and forest ecosystems. The use of machine learning algorithms for modeling and mapping spatial data is becoming widespread. The aim of this study is to evaluate the factors affecting LULC classes with machine learning algorithms, to compare the accuracy of the algorithms used and to determine the machine learning model that can best classify LULC. It is also aimed to determine the land use/land cover changes in the study area. The study area is Lombok Island located in West Nusa Tenggara, Indonesia. In this study, Landsat satellite imagery bands, spectral indices, topographical, biophysical, socio-economic and climatic variables were analyzed with the help of Random Forest, Gradient Boosting, Decision Tree and Naïve Bayes machine learning algorithms. When the accuracy of the models produced by machine learning was evaluated, the Random Forest algorithm achieved the highest accuracy (82%), followed by Gradient Boosting (80%), Decision Tree (73%) and Naïve Bayes (61%). In the accuracy assessments of the LULC classes produced using machine learning algorithms with the ground truthing points, the model produced by the Random Forest algorithm was the most successful machine learning model with an overall accuracy of 88%. The most effective variables for land use/land cover prediction in Lombok Island are distance to settlements, temperature and distance to roads. Significant forest loss (28 095 ha, 24% of the total forest area) from 2013 to 2022 due to urbanization, population growth and infrastructure development. The distribution of LULC classes in Lombok showed that dry land agriculture (27.56%) and paddy fields (24.22%) cover the largest areas, followed by primary forest (13%) and secondary forest (7.68%). The findings emphasize the importance of socio-economic factors in land use planning and the need for sustainable conservation policies to protect ecosystems and biodiversity in Lombok.
İklim Değişikliği ve Yeşil Altyapı Bağlamında Sünger Kent Bartın Örneği
Collect Earth Yöntemi Kullanılarak Türkiye Bozkır Alanlarının İzlenmesi Ve Değerlendirilmesi
Hassas ormancılık yaklaşımıyla BIM yazılımı kullanılarak optimize orman yolu güzergahının belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada, BIM modeli üzerinde optimizasyon araçlarının yüksek sayıda alternatif üretme potansiyeli ve CRITIC yönteminin kriter ağırlığı oluşturma kabiliyeti incelenmiştir. LiDAR ve CBS gibi hassas ormancılık araçlarının BIM modeline ve sonuç hassasiyetine katkısı da vurgulanmıştır. Kullanıcıların kendi kriterlerini belirleyerek kolay bir arayüzde değerlendirme yapabilmeleri, karar alma süreçlerinde etkinliği artırmaktadır. Bu yöntem, orman yolu planlamasında kullanıcı dostu bir çözüm sunmaktadır. İÜC Orman Fakültesi Eğitim Araştırma Ormanı'ndaki bir orman yolu, LiDAR tabanlı SAM kaynağı baz alınarak BIM ortamında mevcut bir yol ve bu yola yedi alternatif güzergâh tanımlanmıştır. Teknik, ekolojik ve sosyal açıdan CRITIC yöntemi ile ağırlıklandırılan bu alternatifler, MOORA yöntemi ile sıralanmıştır. Maliyet açısından mevcut yol en avantajlıyken, Alternatif 4 en yüksek maliyetli seçenektir. Teknik değerlendirmede Alternatif 3 en uygun bulunmuş, ekolojik açıdan da yine Alternatif 3 öne çıkmıştır. Sosyal etkiler açısından Alternatif 3 en iyi performansı sergilemiştir. Ağırlıklı ortalama yöntemi ile kriterler %25 eşit ağırlıkla değerlendirilmiş ve Alternatif 3 en düşük ağırlıklı puanı alarak en uygun alternatif olarak belirlenmiştir. Mevcut yol, maliyet ve çevresel açıdan avantajlı olsa da genel performans açısından üçüncü sırada yer almıştır. Alternatif 4 ise en yüksek ağırlıklı puanı alarak en dezavantajlı seçenek olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, yol güzergahı seçiminde çok yönlü kriterlerin dengeli bir şekilde değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Alternatif 3'ün maliyet, teknik, ekolojik ve sosyal açılardan dengeli performansı, bu güzergahı sürdürülebilir ve ekonomik bir çözüm olarak öne çıkarmaktadır. Bu çalışma, kaynakların etkin kullanımı ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi konusunda önemli katkılar sağlamaktadır.
In this study, the potential of optimization tools to generate a high number of alternatives on the BIM model and the ability of the CRITIC method to generate criteria weights are examined. The contribution of precision forestry tools such as LiDAR and GIS to the BIM model and result accuracy is also emphasized. The ability of users to determine their own criteria and make evaluations in an easy interface increases the efficiency of decision-making processes. This method provides a user-friendly solution for forest road planning. An existing forest road and seven alternative routes to this road were defined in BIM environment based on LiDAR-based SAM source for a forest road in IUC Forestry Faculty Education Research Forest. These alternatives were weighted by CRITIC method in terms of technical, ecological and social aspects and ranked by MOORA method. While the existing road is the most advantageous in terms of cost, Alternative 4 is the most costly option. In terms of technical evaluation, Alternative 3 was found to be the most suitable, and in terms of ecological impacts, Alternative 3 was also the most favorable. Alternative 3 performed best in terms of social impacts. With the weighted average method, the criteria were evaluated with 25% equal weight and Alternative 3 was determined as the most suitable alternative with the lowest weighted score. Although the existing road is advantageous in terms of cost and environmental aspects, it ranked third in terms of overall performance. Alternative 4 received the highest weighted score and was considered the most disadvantageous alternative. The results emphasize the importance of balanced consideration of multifaceted criteria in road alignment selection. The balanced performance of Alternative 3 in terms of cost, technical, ecological and social aspects highlights this route as a sustainable and economic solution. This study makes important contributions to the efficient use of resources and minimization of environmental impacts.
Çok ölçütlü karar verme tekniği ve CBS Yardımıyla Optimum Bölmeden Çıkarma Yönteminin Belirlenmesi Bursa ve İstanbul Bölge Müdürlükleri Örneği
Bilgisayar destekli orman yolu tasarımında İHA-, GNSS- ve total station tabanlı 3B verilerin kullanılması
Tez Özetleri
İHA-, GNNS- ve Total Station tabanlı geliştirilecek 3 boyutlu veriler kullanılarak bilgisayar destekli orman yolu güzergâhları geliştirilecektir. Orman yolu tasarımında yerli bir yazılım olan NetCAD yazılımı kullanılarak yol planlama ve projelendirme aşamalarının tamamı (yatay profil, düşey profil, yol koridoru, kurplar, enkesitler, hacim hesabı vb.) üç teknikle üretilecek 3 boyutlu veriler üzerinde ayrı ayrı uygulanacaktır. Çalışmanın uygulama alanı olarak Bursa Orman Bölge Müdürlüğü kontrolünde bulunan Tuzaklı ormanlık alanı seçilecektir.
Computer-aided forest road routes will be developed by using 3D data to be developed based on UAV-, GNNS- and Total Station. By using NetCAD software, which is a domestic software in forest road design, all of the road planning and projecting stages (horizontal profile, vertical profile, road corridor, curves, cross sections, cubage calculation, etc.) will be applied separately on the 3D data to be produced with three techniques. Tuzaklı forest area, which is under the control of Bursa Regional Directorate of Forestry, will be selected as the application area of the study.
The effects of ground-based skidding on sapling vitality depending on thinning intensities und skidding technique
Toros göknarı alt türlerinde (A. cilicica subsp. isaurica ve A. cilicica subsp. cilicica) iklim değişikliğine bağlı potansiyel yayılış alanlarının MaxEnt modelleme yöntemi ile belirlenmesi
Tez Özetleri
Orman ekosistemlerinde kaynak yönetim sürecinde sürdürülebilirlik, ekolojik, ekonomik ve sosyal fonksiyonların birlikte değerlendirilmesi ile gerçekleştirilmelidir. Bu durum, ormancılık çalışmalarının planlanması ve uygulanması açısından önem arz etmektedir. Ormanların oluşum süreçlerini, yapısını ve ekolojisini etkileyen en önemli faktörlerden biri de iklimdir. İklim uzun zamandır bitkilerin coğrafi dağılımı üzerinde birincil kontrol faktörü olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle; iklim değişikliğine tepki olarak bitkilerin belirgin bir yeniden dağılım göstermesi beklenebilir. İklim değişikliğinin yol açtığı ekolojik farklılaşmanın, ormancılık sektörü üzerine etkisi diğer etki eden faktörlere göre daha yavaş fakat belirleyicidir. Değişen iklim koşulları altında en çok etkilenecek bölgelerden biri de Akdeniz havzasıdır. Bu tez çalışmasında; Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde doğal yayılış gösteren önemli asli türlerden Abies cilicica alt türlerinin [A. c. subsp. cilicica (Antoine et Kotschy) Carrière ve A. c. subsp. isaurica (Antoine et Kotschy) Carrière] son üç plan dönemindeki (ilk planlar-seribazlı planlar, ilk dijital planlar ve son dönem planları) yayılış alanları incelenmiş ve ileriye yönelik her iki taksonun yayılış modelleri oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda; her iki alt türün son 50 yıllık süreçteki yayılış alanlarında daralma olduğu saptanmıştır. Maksimum Entropi (MaxEnt) analizi ile her iki alt türün gelecek yıllardaki potansiyel alanları ve yayılış alanlarındaki değişim ortaya konmuştur. Maksimum Entropi (MaxEnt) analizi; daha büyük etki gösteren 6 ilkim değişkeni (Bio1, Bio5, Bio11, Bio12, Bio15 ve Bio18) ve iki topoğrafik değişken (bakı ve yükseklik) kullanılarak, SSP245 ve SSP585 iklim senaryolarına göre 2040 ve 2060 yılları için yürütülmüştür. Analiz sonuçlarında; A. c. subsp. cilicica SSP245 2040 yılı 0,9183, SSP245 2060 yılı 0,9239, SSP585 2040 yılı 0,9106 ve SSP585 2060 yılı 0,8955 AUC değerleri elde edilmiştir. A. c. subsp. isaurica ise SSP245 2040 yılı 0,8959, SSP245 2060 yılı 0,9288, SSP585 2040 yılı 0,9043 ve SSP585 2060 yılı 0,9172 AUC değerleri elde edilmiştir. Oldukça yüksek model başarı değerleri ile A. c. subsp. cilicica ve A. c. subsp. isaurica alt türlerinin gelecek yıllarda yayılış alanlarındaki daralmanın devam edeceği tahminlenmiştir. A. c. subsp. cilicica yayılışını enlem bakımınından kuzeye ve kuzey doğu yönüne ve yükselti bakımından daha üst rakımlara taşıma eğilimindedir. A. c. subsp. isaurica ise yayılışını enlem bakımından; kuzey bölgelere ve daha üst rakımlara taşıyacağı tahminlenmiştir.
Sustainability in the resource management process in forest ecosystems should be realized by evaluating ecological, economic and social functions together. This situation is of great importance for the planning and implementation of forest management activities. One of the most important factors affecting the structuring pattern, structure and ecology of forests is climate. Climate has long been identified as the primary control on the geographic distribution of plants. Therefore, a significant redistribution of plants can be expected in response to climate change. The impact of ecological differentiation caused by climate change on the forestry sector is slower but more decisive than other influencing factors. The Mediterranean basin is one of the regions that will be most affected under changing climate conditions. In this thesis, the distribution areas of Abies cilicica subspecies [A. c. subsp. cilicica (Antoine et Kotschy) Carrière ve A. c. subsp. isaurica (Antoine et Kotschy) Carrière], which are important primary species naturally distributed in the Mediterranean region of Turkey, in the last three plan periods (first plans-serialized plans, first digital plans and last period plans) were examined and the distribution models of both taxa were created for the future. As a result of the study; it was determined that the distribution areas of both subspecies have shrunk in the last 50 years. Maximum Entropy (MaxEnt) analysis revealed the potential areas of both subspecies in the coming years and the change in their distribution areas. MaxEnt analysis was conducted for the years 2040 and 2060 according to the SSP245 and SSP585 climate scenarios, using 6 climate variables (Bio1, Bio5, Bio11, Bio12, Bio15 and Bio18) and two topographic variables (aspect and elevation), which have a larger effect. AUC values of 0.9183 for A. c. subsp. cilicica SSP245 2040, 0.9239 for SSP245 2060, 0.9106 for SSP585 2040 and 0.8955 for SSP585 2060 were obtained. AUC values of 0.8959 in SSP245 2040, 0.9288 in SSP245 2060, 0.9043 in SSP585 2040 and 0.9172 in SSP585 2060 were obtained for A. c. subsp. isaurica. Given the markedly elevated model success values, it was postulated that the A. c. subsp. cilicica and A. c. subsp. isaurica subspecies will persist in their observed decline over the forthcoming years. A. c. subsp. cilicica tends to move its distribution to the north and north-east in terms of latitude and to higher altitudes in terms of elevation. A. c. subsp. isaurica is predicted to move its distribution to the northern regions and higher altitudes in terms of latitude.
A new approach to map-based monitoring of logging-induced changes in soil penetration resistance
Orman yolu standartlarının iyileştirilmesinin yangınla mücadele faaliyetleri üzerine etkilerinin incelenmesi
Tez Özetleri
Ülkemiz sınırları içinde Marmara bölgesi, Ege bölgesi iç kesimlerine kadar ve Akdeniz bölgesinin tamamı arasında uzanan orman alanları yangına birinci dereceden duyarlı orman alanlarını kapsamaktadır. Orman yangınları sebebiyle yılda on binlerce hektar orman sahaları zarara uğramış ve orman kaynakları üzerinde önemli biyolojik ve ekolojik tahribatlara yol açmaktadır. 2021 senesinde yanan alanların %97'sinin büyük yangınlardan olduğu görülmüştür. 2021 senesinde yanan alanların toplam %74'ü Antalya ve Muğla Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içinde yer alan ormanlık sahalarda ve bu alanlardaki yangınların büyük bir kısmı da temmuz ve ağustos aylarında meydana gelmiştir. Sonuçlar; bu yanan alanlarda mücadelede en çok zayıf kalınan kısmın ilk müdahale ekiplerinin yanan sahalara ulaşımın mümkün olmadığı gözlenmekte ve yol ağının etkinliğinin önemli olduğu anlaşılmaktadır. Yangınlar sonucu tahrip olan ormanlarda odun hammaddesi kayıpları gerçekleşmekte ve bu durum önemli miktarda ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Orman yangınlarıyla aktif mücadele yapılabilmesi için yanan sahaya ilk müdahale ekiplerinin ulaşması ile yangının kontrol altına alınması olasılığının yüksek olduğu noktalara (ulaşım lokasyonlarına), ulaşım zamanını kritik bölgelerde olması gereken en kısa süre (20 dk.) aşmaması gerekmektedir. Yangın sahalarına ilk müdahaleyi yapan ekipler genellikle arazözler ile yangın sahalarına mücadele yerlerine ilerlerken, ekip tarafından kritik müdahale zamanı içinde ulaşılabilen orman sahaları, temelde yol mesafesine ve ortalama arasöz süratine göre tespit edilmektedir. Ülkemiz sınırları içinde ormanlık meşcerelerde yer alan yol ağlarının büyük bir kısmı (% 66) teknik standartları sınırlı olan orman yolu (Stabilize ve ortalama 40 km/sa hızlı gidilebilen) tali A-tipi yollarından meydana gelmektedir. Bu yollarda kullanılan teknik standartların altında olması ile sanat yapıları ve üst yapı eksikliği, bazı yolların zaman içinde aktifliğini yitirmesi ile yolu kullanan müdahale araçlarının hızını kısıtlamakta ve yangın ilk müdahale ekiplerinin yangın sahalara ulaşım zamanlarını arttırmaktadır. Antalya bölgesindeki orman yollarının standartlarını iyileştirerek, arazi yöneticileri yangınla mücadele çabalarının verimliliğini ve etkinliğini artırabilir ve sonuçta bu ekosistemlerdeki orman yangınlarının etkisini azaltabilir. Bu tez çalışmasında, orman yolu standartlarının iyileştirilmesinin özellikle yangına duyarlı hassas ormanlarda kritik müdahale süresinde ulaşılabilir orman sahalarının genişletilmesi ve bu sayede sahip olunan odunun fiziki ve ekonomik zararlarının azaltılması üzerine etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak, ülkemizde orman yangınlarının en sık görüldüğü ve yanan alan miktarı en fazla olan orman bölge müdürlüklerinden Antalya Orman Bölge Müdürlüğü seçilmiştir. Çözüm sürecinde öncelikle çalışma alanındaki mevcut yol ağı dikkate alınarak kritik müdahale süresi içinde ilk müdahale ekipleri (acil durumlarda kullanılan mobil ekipler dahil) tarafından ulaşılabilen orman alanları belirlenmiştir. Daha sonra, yol standartlarının iyileştirilmesi durumunda ulaşılabilir orman alanlarındaki olası artış araştırılmıştır. Çalışma kapsamında acil durumlarda kullanılan mobil ekiplerin kritik müdahale süresinde ulaşılan orman alanlarına etkisi de değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre mevcut yol standartlarının ve sabit ekiplerin değerlendirildiği senaryoda, orman alanlarının sadece %59,54'üne ilk müdahale ekipleri tarafından kritik müdahale süresinde ulaşılabildiği, yol standartlarının iyileştirilmesi durumunda ise bu oranın %71,69'a yükseldiği belirlenmiştir. Diğer taraftan, mevcut yol standartları ile sabit ve mobil ekiplerin birlikte değerlendirildiği senaryoda, orman alanlarının %70,40'ına ilk müdahale ekipleri tarafından kritik müdahale süresinde ulaşılabildiği, yol standartlarının iyileştirilmesi durumunda ise bu oranın %78,17'ye yükseldiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, yol standartlarında yapılacak iyileştirmelerin ve mobil ekiplerin varlığının orman yangınları ile mücadelede çok etkin role sahip olduğunu göstermiştir.
The forest areas along the coastline between the Marmara region, the interior of the Aegean region and the entire Mediterranean region are particularly susceptible to fire due to their location within the borders of our country. Annually, tens of thousands of hectares of forest areas are damaged due to forest fires, resulting in significant biological and ecological damage to forest resources. In 2021, 97% of the burned areas were due to large fires. A total of 74% of the areas burned in 2021 were in forest areas within the borders of the Antalya and Muğla Regional Directorates of Forestry. The majority of these fires occurred in July and August. The results indicate that the most vulnerable aspect of these burned areas is the effectiveness of the road network, which impedes the ability of combat teams to reach the burned areas. The destruction of forests by fire results in the loss of wood raw materials, which has a significant economic impact. In order to effectively combat forest fires, it is essential that first responders do not exceed the time between reaching the burning area and intervening at critical points where the probability of bringing the fire under control is high. The initial response to a fire incident is typically conducted by a team of firefighters in water tenders. However, the specific locations that can be reached within the critical response time are determined by the distance and average speed of the vehicle. A significant proportion (66%) of the road network within our country's forest areas comprises B-type (stabilized and 40 km/h average speed) secondary A-type roads with limited technical standards. The absence of appropriate structures and superstructures, the inadequacy of the technical standards employed on these roads, and the inactivity of some roads over time constrain the speed of combat vehicles using the road and extend the time required for first responders to reach the fire sites. The implementation of enhanced forest road standards in these types of forests will contribute to enhanced driving safety and increased design speed, which will have the effect of expanding the forest areas that can be reached within the critical response time and thus reducing the economic and physical losses of wood. By enhancing the standards of B-type roads in the Antalya region, land managers can enhance the efficacy and efficacy of firefighting operations, thereby reducing the risk and impact of forest fires in these ecosystems. The objective of this thesis is to investigate the impact of enhancing forest road standards on the expansion of accessible forest areas in critical response time, particularly in sensitive forests prone to fire, with the aim of reducing the physical and economic losses of wood. The Antalya Regional Directorate of Forestry, which has the highest number of forest fires and the greatest burned area in the country, was selected as the study area. In the solution process, the existing road network in the study area was initially considered, and the forest areas that can be reached by the first responders (including mobile teams used in emergencies) within the critical response time were then determined. Subsequently, the potential expansion of accessible forest areas in the event of enhanced road standards was examined. Additionally, the impact of mobile teams used in emergencies on the forest areas accessible within the critical response time was evaluated within the scope of the study. The results indicate that in the scenario where existing road standards and fixed teams are evaluated, only 59.54% of forest areas can be reached by first responders within the critical response time. However, this rate increases to 71.69% if road standards are improved. Conversely, in the scenario where existing road standards and fixed and mobile teams were evaluated together, it was determined that 70.40% of the forest areas could be reached by the first responders within the critical response time, while this rate increased to 78.17% if the road standards were improved. The findings demonstrate that enhancements to road standards and the deployment of mobile teams are highly effective in combating forest fires.
Kastamonu'da küresel iklim değişikliğine bağlı olarak bazı ağaç türlerinin yayılış alanlarının olası değişimi
Tez Özetleri
Küresel iklim değişikliği, dünya üzerindeki bütün canlı ve ekosistemleri doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilecek, dünyanın baş etmek zorunda olduğu, geri döndürülemez bir sorun olarak tanımlanmaktadır. Etkin bir hareket kabiliyetine sahip olmayan bitkiler, bu süreçten en çok etkilenecek canlı grubudur. Özellikle orman ağaçlarının ihtiyaç duyduğu göç mekanizmasının insan eli ile sağlanması gerekmektedir. Bunun için de, bu güne kadar yapılan çalışmaların aksine, küçük alanlarda yapılmış detay çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de en fazla üretim yapılan Orman Bölge Müdürlüğü olan Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü'nde karaçam, sarıçam, kızılçam, göknar, kayın ve kestane yayılış alanlarının mevcut durumu ile küresel iklim değişikliğine bağlı olarak uygun yayılış alanlarının değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada türlerin yayılış alanlarının günümüzdeki uygun yayılış alanları ile mevcut yayılış alanı yanında SSP 126, SSP 370 ve SSP 585 senaryolarına göre 2040, 2070 ve 2100 yıllarındaki uygun yayılış alanları belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları iklim değişikliğinin etkilerine bağlı olarak çalışmaya konu türlerin Kastamonu'da uygun yayılış alanlarının değişeceğini, bu değişimin bazı türlerde artış, bazılarında azalma olarak kendini göstereceğini ortaya koymaktadır. Ancak özellikle toplam alan göz önünde bulundurularak yapılan değerlendirmelerin son derece yanıltıcı olduğu da belirlenmiştir. Küresel iklim değişikliğinin etkilerine bağlı olarak Kastamonu'da türlerin uygun yayılış alanlarının yer değiştireceği, yani günümüzde mevcut bazı uygun yayılış alanlarının ilerleyen süreçte artık uygun yayılış alanı olmayacağı belirlenmiştir. Bu durumda türlerin uygun yayılış alanı değişikliklerine ayak uydurabilmesi, insan müdahalesi olmadıkça mümkün görünmemektedir. Bundan dolayı çalışma sonuçları dikkate alınarak orman amenajman planlarında gerekli düzenlemelerin yapılması önerilmektedir.
Global climate change is defined as an irreversible problem that may directly or indirectly affect all living things and ecosystems on Earth and that the world has to cope with. Plants, which do not have an effective mobility, are the living group that will be most affected by this process. Especially the migration mechanism needed by forest trees should be provided by human hands. For this, unlike the studies carried out so far, detailed studies in small areas are needed. In this study, it was aimed to determine the current status of Black pine, Scotch pine, red pine, fir, beech and chestnut distribution areas in Kastamonu Forestry Regional Directorate, which is the Forestry Regional Directorate with the highest production in Turkey, and the change of suitable distribution areas due to global climate change. In the study, the current suitable distribution areas of the species and their suitable distribution areas in 2040, 2070 and 2100 according to SSP 126, SSP 370 and SSP 585 scenarios were determined. The results of the study reveal that the suitable distribution areas of the species subject to the study will change in Kastamonu due to the effects of climate change, and this change will manifest itself as an increase in some species and a decrease in others. However, it has also been determined that the evaluations made especially considering the total area are extremely misleading. Due to the effects of global climate change, it has been determined that the suitable distribution areas of the species in Kastamonu will change, that is, some of the suitable distribution areas available today will no longer be suitable distribution areas in the future. In this case, it does not seem possible for species to adapt to the changes in suitable distribution areas unless there is human intervention. Therefore, it is recommended that necessary arrangements should be made in forest management plans taking into account the results of the study.
Hava Lidarda doğruluk araştırması ve model geliştirmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında, yoğun bitki örtüsüne sahip yaprak döken ormanlık alanda hava LİDAR verisini kullanarak zemin noktaları sınıflandırılmış ve sayısal arazi modeli elde edilmiştir. İlerleyen teknolojiyle birlikte LİDAR verilerini kullanarak zemin noktalarını sınıflandırmak ve DEM oluşturmak için birçok filtreleme algoritması geliştirilmiştir. Bu filtreleme algoritmalarının çoğunluğu düz arazilerde ve seyrek bitki örtüsünde oldukça iyi çalışırken, çok engebeli araziye, dik eğimlere, yoğun bitki örtüsüne ve engebeli araziye sahip alanlarda filtreleme yapmak hala zordur. En önemli zorluk, filtreleme için uygun parametre değerlerinin belirlenmesi aşamasıdır. Tez kapsamında, hava LİDAR nokta bulutu kullanarak yüksek hassasiyette orman altı arazinin özelliklerini belirlemek ve elde edilen zemin noktalarından yararlanarak arazi modeli oluşturmak yer almaktadır. Zemin noktalarını zemin dışı noktalardan ayırmak ve DEM oluşturmak için nokta filtreleme, ham LİDAR verilerinin işlenmesinde birincil ve en kritik adımdır çünkü oluşturulan sayısal arazi modelinin doğruluğunu etkileyecektir. Ayrıca, ormancılık uygulamalarında karar verme sürecine yardımcı olabilecek bir yaklaşım sunulmaktadır. Hava LİDAR nokta bulutu, Ağustos 2013 tarihinde elde edilmiştir. Nokta bulutu uygun veri setlerine ayrılmıştır. Hava LİDAR nokta bulutu verisinden son dönüş (1.veri set), ikinci dönüş (2.veri set) ve ilk dönüş ile son dönüş bileşiminden oluşan (3.veri set) üç veri seti elde edilmiştir. Her bir veri setine ızgara tabanlı filtre uygulanmıştır. Ardından, denetimsiz makine öğreniminden biri olan kümeleme tekniğinden yararlanılmıştır. Kümeleme işleminde küme sayısını belirlemek için kullanılan silhouette değeri bu defa otomatik olarak epsilon parametresini belirlemek için kullanılmış ve LİDAR zemin noktaları sınıflandırılmıştır. Belirlenen zemin noktaları ile sayısal arazi modelleri elde edilmiş ve referans model ile karşılaştırılmıştır. Bunun için çeşitli enterpolasyon yöntemleri araştırılmıştır. 3 boyutlu sayısal arazi modeli için en uygun Kriging enterpolasyon yöntemi olarak belirlenmiştir. Ayrıca Biharmonik yöntem ile 2 boyutlu sayısal arazi modeli elde edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Daha önce yapılmış çalışmalarla karşılaşıldığında, önerilen yaklaşım ile dört hususa dikkat edilmiştir: 1) Izgara tabanlı filtreleme işleminde en düşük yükseklik noktaları kullanmak yerine eğim değişimleriyle başa çıkmak için ortalama yükseklik değeri, eşik değer olarak alınmıştır. 2) Kümeleme analizi için kullanıcı tarafından girilecek tek bir parametre değeri sayesinde hızlı analiz işlemi gerçekleşebilecektir. 3) Her veri seti için verilerin özelliklerine göre epsilon parametre değeri otomatik hesaplanabilecektir. 4) İkinci/son dönüş (1.+2.veri set) veri setinin elde edilmesiyle veri setleri içindeki en uygun veri seti olduğu belirlenmiştir. Bu durum ise hem 2 boyutlu hem de 3 boyutlu sayısal arazi modelinin referans modele çok benzediği için açıklanmıştır. 5) Filtreleme sonrası daha fazla LİDAR zemin noktaları sınıflandırıldığından oluşacak sayısal arazi modelinin doğruluğunu artıracaktır. Ayrıca önerdiğimiz yaklaşım geleneksel filtreleme yöntemlerinden biri olan CSF algoritması ile karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonrasında da önerilen yaklaşım karmaşık arazi türlerinde LİDAR zemin noktalarını elde etmede iyi bir performans gösterebilmiştir. Sonuç olarak, önerilen yaklaşım ile doğruluğu yüksek orman altı topografya haritası oluşturulabilecektir. Özellikle, orman alanlarında yol ve altyapı planlamalarına yardımcı olabilir, su akış düzenleri kurulabilir ve erozyon riski değerlendirilebilir.
In this thesis, ground points were classified using airborne LIDAR data in a deciduous forest area with dense vegetation and a digital terrain model was obtained. With the advancing technology, many filtering algorithms have been developed to classify ground points and create DEMs using LIDAR data. While most of these filtering algorithms work quite well on flat terrain and sparse vegetation, filtering is still difficult in areas with very rugged terrain, steep slopes, dense vegetation and rough terrain. The most important challenge is determining the appropriate parameter values for filtering. The scope of the thesis includes determining the characteristics of the understory of the forest with high precision using airborne LIDAR point clouds and creating a terrain model using the obtained ground points. Point filtering to separate ground points from non-ground points and create a DEM is the primary and most critical step in processing raw LIDAR data because it will affect the accuracy of the created digital terrain model. In addition, an approach that can help the decision-making process in forestry applications is presented. The airborne LIDAR point cloud was obtained in August 2013. The point cloud was divided into appropriate data sets. Three data sets consisting of the last return, the second return and the combination of the first return and the last return were obtained from the aerial LIDAR point cloud data. A grid-based filter was applied to each data set. Then, the clustering technique, which is one of the unsupervised machine learning methods, was used. The silhouette value used to determine the number of clusters in the clustering process was used to automatically determine the epsilon parameter this time and the LIDAR ground points were classified. Digital terrain models were obtained with the determined ground points and compared with the reference model. Various interpolation methods were investigated for this. The most suitable Kriging interpolation method was determined for the 3D digital terrain model. In addition, a 2D digital terrain model was obtained with the Biharmonic method and the results were evaluated. When compared with previous studies, four points were taken into consideration with the proposed approach: 1) Instead of using the lowest elevation points in the grid-based filtering process, the average elevation value was taken as the threshold value to cope with slope changes. 2) Fast analysis can be performed thanks to a single parameter value to be entered by the user for clustering analysis. 3) The epsilon parameter value can be calculated automatically according to the characteristics of the data for each data set. 4) By obtaining the second/last return data set, it was determined that it was the most suitable data set among the data sets. This situation is explained because both the 2D and 3D digital terrain model are very similar to the reference model. 5) Since more LIDAR ground points are classified after filtering, the accuracy of the resulting digital terrain model will increase. In addition, our proposed approach has been compared with the CSF algorithm, one of the traditional filtering methods. After this comparison, the proposed approach was able to show good performance in obtaining LIDAR ground points in complex terrain types. As a result, the proposed approach will be able to create a highly accurate forest bottom topography map. In particular, it can help with road and infrastructure planning in forest areas, water flow patterns can be established and erosion risk can be assessed.
Spatio-Temporal Analysis of Carbon Storage in Urban Areas After Wildfires: The Case of Marmaris Fire
Examining the Changes in the Amounts of PM2.5, PM10 and CO2 in the Environment in Debarking Operations
Odun hammaddesi üretiminde kabuk soyma işçilerinin vücut duruş analizi üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Odun hammaddesi üretim işçilerinin yaptığı işler, ergonomik risk faktörleri açısından yüksek sınıfta yer almaktadır. Üretim işçilerinin maruz kaldığı ergonomik risk faktörlerinin azaltılması için uygun ergonomik teknik ve yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak üretim çalışmaları dinamik vücut hareketleri ile gerçekleştiğinden bu iş aşamalarının ergonomik risk değerlendirmeleri güçtür. Bu çalışmada üretim işlerinden kabuk soyma aşamalarında işçilerin maruz kaldığı fiziksel zorlanmalar hızlı bütün vücut analizi (REBA) yöntemi ile araştırılmıştır. Bu kapsamda gerçek zamanlı bilgisayar görü tekniği ile işçi vücut duruş analizleri gerçekleştirilmiştir. İşçilerin vücut eklem yerlerinin açıları anlık olarak kamera yardımıyla kaydedilmiştir. Arazi çalışmaları Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü, Kahramanmaraş Orman İşletme Müdürlüğü, Elmalar Orman İşletme Şefliği sınırlarında gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında orman işçisinin açık alanda çalışma esnasında vücut duruş pozisyonu takibine yönelik makine öğrenmesi tekniğine dayalı yöntem kullanılmıştır. Yöntem büyük veri oluşturmada araştırmacıya detaylı veriler sunabilmektedir. REBA sonuç değerine göre motorlu testere operatörünün bekleme iş aşamasındaki duruşunun düşük riskte olduğu değerlendirilmiştir. Operatörün kabuk soyma aşamasındaki duruşunun yüksek riskte olması nedeniyle çok acil önlem alınması gerektiği görülmüştür. Tomruk çevirme aşamasında ise orta riskte duruşu olduğundan zaman içerisinde önlemlerin alınması gerektiği tespit edilmiştir. Kısaca, ormancılık operasyonlarındaki ergonomik zorlukların daha iyi anlaşılmasını kolaylaştıran, elde edilen verilerin araştırmacılara sunulmasında bilgisayarlı görünün umut vadeden potansiyeli incelenmiş ve ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Odun hammaddesi üretimi, Kabuk soyma işçiliği, Ergomik risk değerlendirmesi, Bilgisayar görü, MediaPipe, REBA
The tasks performed by timber production workers are classified as high risk in terms of ergonomic factors. Appropriate ergonomic techniques and methods are necessary to mitigate the ergonomic risk factors encountered by timber production workers. However, since production work involves dynamic body movements, conducting ergonomic risk assessments for these work stages is challenging. In this study, the physical strains experienced by workers during the timber debarking stages of production work were investigated using the Rapid Entire Body Assessment (REBA) method. In this context, worker body posture analyses were conducted using real-time computer vision techniques. The angles of the workers' body joints were recorded instantaneously with the help of a camera. Field studies were conducted within the borders of the Elmalar Forest Management Enterprise Chief of Kahramanmaras Forest Management Directorate where affiliated by Kahramanmaras Regional Directorate of Forestry. A machine learning-based method was employed to monitor the body posture of forest workers during an open field environment. The method can provide researchers with detailed data for obtaining big data. According to the REBA scores, the posture of the chainsaw operator during the waiting stage was evaluated to be at low risk. Urgent precautions need to be taken because the operator's posture during the debarking stage poses a high risk. Precautions should also be taken during the timber turning stage, as it is considered to present a medium risk. Briefly, the promising potential of computer vision in presenting the obtained data to researchers, facilitating a better understanding of ergonomic challenges in forestry works, has been examined and demonstrated. Keywords: Timber production, Debarking work, Ergonomic risk assessment, Computer vision, MediaPipe, REBA
Orman Yollarının Fonksiyonel Duruma Bağlı Etkinlik Skorunun Belirlenmesi
Optimum Bölmeden Çıkarma Yöntemlerinin CBS Tabanlı Çok Kriterli Karar Verme Yöntemi Kullanılarak Planlanması
Orman yollarının fonksiyonel duruma bağlı etkinlik skorunun belirlenmesi
Tez Özetleri
Ekosistem tabanlı olarak planlamanın yaygın olduğu günümüzde planlama ve uygulama çalışmaları ekolojik, ekonomik ve sosyal temeller doğrultusunda yapılmaktadır. Bu çalışmada, orman yollarının farklı senaryolarda girdiler ve çıktılar kullanılarak Veri Zarflama Analizi (VZA) ile etkinliklerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu planlama ve yapım sürecinin etkin olarak kullanımı hedeflenmektedir. Çalışma, Maçka Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan 30 orman yolunda yapılmıştır. Ekolojik senaryo için 10 adet, ekonomik senaryo için 15 adet, sosyal senaryo için 9 adet ve teknik senaryo için 11 adet olmak üzere toplam 45 model tasarlanmıştır. Çalışma sonucunda ekolojik senaryoda 24 adet, ekonomik senaryoda 22 adet, sosyal senaryoda 14 adet ve teknik senaryoda 17 adet orman yolu etkin olarak bulunmuştur. Plancılar için kılavuz niteliğinde bir paket program ortaya konmuştur. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) aplikasyonları için Python programlama ile program modülü oluşturulmuştur. Kullanıcı dostu arayüze sahip bir online harita ile çalışma desteklenmiş ve son kullanıcının kullanımına sunulmuştur. Bu çalışma konusuna bağlı olarak, orman yollarının planlanması ve inşa süreci ekolojik, ekonomik, sosyal ve teknik senaryolara uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
Today, when ecosystem-based planning is widespread, planning and implementation studies are carried out in line with ecological, economic and social functions. In this study, it is aimed to measure the efficiency of forest roads with Data Envelopment Analysis using inputs and outputs in different scenarios. It is aimed to utilise this planning and construction process efficiently. The study was carried out on 30 forest roads within the borders of Maçka Forest Management Directorate. A total of 45 models were designed, 10 for ecological scenario, 15 for economic scenario, 9 for social scenario and 11 for technical scenario. As a result of the study, 24 forest roads were found to be effective in the ecological scenario, 22 in the economic scenario, 14 in the social scenario and 17 in the technical scenario. A package programme was developed as a guide for planners. A programme module was created with Python programming for Geographic Information Systems (GIS) applications. The study was supported with an online map with a user-friendly interface and made available to the end user. Depending on this study, the planning and construction of forest roads should be carried out in accordance with ecological, economic, social and technical scenarios.
Heyelan alanlarının orman yolları ile ilişkisinin coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak belirlenmesi
Tez Özetleri
Orman yolları, ormanların sürdürülebilir yönetimi ve kullanımı için hayati öneme sahip altyapı elemanlarıdır. Orman yolları, orman yönetimi ve bakımı, yangınla mücadele, ağaç kesimi ve odun taşımacılığı, ekoturizm ve rekreasyon gibi birçok faaliyetin gerçekleştirilmesi için en gerekli tesislerdir. Fakat orman yollarının yararı olduğu gibi zararı da vardır. Bunlardan en önemlisi, heyelan riskini arttırmasıdır. Alanda detaylı incemeler yapılmadan, bütün parametrelerin analizleri oluşturulmadan yapılan orman yolları gerek inşaatı gerekse yapım sonrası heyelan riskini arttırır. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan Trabzon ili sınırları içerisinde olan Sürmene Orman İşletme Müdürlüğüne dahil Araklı Orman İşletme Şefliği kapsamında belirlenen alanın topoğrafik özellikleri belirlenmiş ve haritaları oluşturulmuştur. Alandaki tüm yollar, heyelan alanları ve heyelan olmayan alanlar ArcGIS üzerinden tespit edilmiş ve yolların bu alanlara uzaklığı tespit edilmiştir. Eğim, bakı, yükselti gibi parametrelerin heyelan alanları ile olan ilişkisi istatiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda bu alan için tüm parametrelerin heyelan ile ilişki oranları bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda orman yollarının planlanması sırasında daha kapsamlı analizler yapılması önerilmektedir.
Forest roads are infrastructure elements that are vital for the sustainable management and use of forests. Forest roads are the most necessary facilities for carrying out many activities such as forest management and maintenance, firefighting, logging and wood transportation, ecotourism and recreation. However, forest roads have both benefits and harms. The most important of these is that they increase the risk of landslides. Forest roads built without detailed examinations in the area and without analyzing all parameters increase the risk of landslides both during and after construction. In this study, the topographic features of the area determined within the borders of Trabzon province in the Eastern Black Sea Region within the scope of Araklı Forest Operation Directorate, which is included in Sürmene Forest Operation Directorate, were determined and maps were created. All roads, landslide areas and landslide-free areas in the area were determined via ArcGIS and the distance of the roads to these areas was determined. The relationship between parameters such as slope, aspect and elevation and landslide areas were statistically analyzed. As a result of the study, the relationship rates of all parameters with landslides were found for this area. In line with the results obtained, it is recommended that more comprehensive analyses be conducted during the planning of forest roads.
Çok Ölçütlü Karar Verme Tekniği ve CBS Yardımıyla Optimum Bölmeden Çıkarma Yönteminin Belirlenmesi (Bursa ve İstanbul Orman Bölge Müdürlükleri Örneği)
Rüzgâr devriğinin uzaktan algılama yöntemleri ile tespiti ve modellenmesi
Tez Özetleri
Şiddetli rüzgârlar, ormanlık alanlarda kırık ve devrikler oluşturarak ekonomik zararlar ve ekolojik hasarlar meydana getirmektedir. Bu nedenle, hasar alanlarının hızlı tespiti, çevresel parametrelerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması oldukça önemlidir. Bu çalışmada, 2017-2023 yılları arasında Türkiye'de meydana gelen rüzgâr devrik alanları, Sentinel-2A uydu görüntülerinden Normallize Fark Kesir İndeksi (Normalized Difference Fraction Index = NDFI) ile tespit edilmiştir. Tespit edilen alanlar, maksimum rüzgâr hızı, orman karışıklığı, rüzgâr devriğinden önceki 5 günlük toplam yağış, tekstür, yola uzaklık, yükselti, kök tipleri, eğim ve bonitet çevresel parametreleri kullanılarak Maksimum Entropi (Maximum Entropy = MaxEnt) yöntemiyle modellenmiştir. Türkiye'de 2017-2023 yılları arasında Orman Genel Müdürlüğü (OGM) kayıtlarından erişilebilen 3136 adet rüzgâr devriği verisinden 2577'si NDFI ile doğrulanarak tespit edilebilmiştir. Tespit edilen rüzgâr devrik alanlarının en büyüğü 125 hektar (ha) olup, en fazla etkilenen ağaç türü saf karaçamdır. Oluşturulan modellerde Eğri Altında Kalan Alan (Area Under Curve = AUC) değerlerine en yüksek Karadeniz Bölgesi'nde 0,899 ile en düşük Ege Bölgesi'nde 0,829 ulaşılmıştır. Model sonuçlarına göre rüzgâr devriklerinin meydana gelmesindeki en önemli parametrelerin rüzgâr hızı, yağış, bonitet ve yükselti olduğu tespit edilmiştir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yola uzaklık ve ormanların karışım durumu, Karadeniz Bölgesi'nde ise kök tipi ve tekstür parametreleri de diğer parametrelerin yanında önemli bulunmuştur. Çalışma sonucunda, Türkiye'de rüzgâr devriğinin meydana gelmesi için kritik rüzgâr hızı eşiğinin 56 km/sa, rüzgâr devriğinden önceki 5 günlük toplam yağış eşiğinin ise 42 kg/m² olduğu belirlenmiştir. Rüzgâr devriklerinin Türkiye'de deniz seviyesinden itibaren başlayarak 2100 m yükseltilere kadar ulaşabildiği alpin zon ve üzerindeki yükseltilerde bonitetin düşük olması nedeniyle azalma eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Yetişme ortamı verim gücü (bonitet) sınıfının yüksek olduğu meşcerelerin daha hassas olduğu tespit edilmiştir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yola yakınlığın arttıkça rüzgâr devriğinin arttığı, iğne yapraklı-iğne yapraklı karışık ormanların olduğu alanlarda daha fazla rüzgâr devriğinin meydana geldiği belirlenmiştir. Karadeniz Bölgesi'nde ise kazık ve sığ kök tipine sahip ağaçlardan oluşan ve kumlu killi balçık türündeki topraklara sahip meşcerelerde daha fazla rüzgâr devriğinin meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda en fazla rüzgâr devriğine hassas ormanların Karadeniz Bölgesi'nde bulunduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, Türkiye genelinde rüzgâr devrik alanlarına ait veri tabanındaki eksiklikleri ve oluşan hasarın en aza indirilmesi için öneriler sunmaktadır.
Severe winds can impact forests and occasionally cause significant damage. One of the most critical damages is windthrows, which cause ecological and economic harm to forests. It is crucial to rapidly detect the damage caused by windthrows in forested areas and identify the associated environmental parameters to take necessary measures and reintegrate the damaged area back into the ecosystem. This study identified windthrow areas in Türkiye from 2017 to 2023 using the Normalized Difference Fraction Index (NDFI) calculated from Sentinel-2A satellite imagery. The detected windthrow areas were modeled using the Maximum Entropy (MaxEnt) method, incorporating maximum wind speed, forest (mixed and pure) status, total precipitation five days before the windthrow, soil texture, distance to roads, elevation, root types, slope and site quality as environmental parameters. Out of 3,136 windthrow incidents in Türkiye between 2017 and 2023, 2.577 were detected using NDFI. The largest size detected windthrow area was 125 hectares (ha) and it was determined that the most affected tree species was black pine. The Area Under Curve (AUC) values of the created models reached the highest in the Black Sea Region at 0.899 and the lowest in the Aegean Region at 0.829. According to the model results, the most significant parameters in the occurrence of windthrows were wind speed, precipitation, site index and elevation. In the Eastern Anatolia Region, distance to roads and forest (mixed and pure) status were also found to be important, while in the Black Sea Region, root type and texture parameters were significant alongside other parameters. The study found that the critical wind speed threshold for windthrow occurrence in Türkiye is 56 kilometer/hour (km/h), and the critical precipitation threshold is 42 kilogram/square meter (kg/m²). It has been determined that windthrows in Türkiye can reach elevations up to 2100 meters above sea level in alpine zones, with fewer occurrences at higher elevations. It was found that forests with a site class forest in good sites are more sensitive. In the Eastern Anatolia region, it was found that windthrow increases with proximity to roads, and more windthrow occur in areas with coniferous-coniferous mixed forests. In the Black Sea region, it was concluded that forests with taproot and shallow root types and sandy clayey texture type experience more windthrow. The study determined that the most windthrow-sensitive forests are located in the Black Sea region. This study provides recommendations for reducing the data gaps in the windthrow database and minimizing the damage caused by windthrow in Türkiye.
Ormanlardaki böcek zararlarının uzaktan algılama verileriyle yapay zeka tabanlı tespiti
Tez Özetleri
Bu tez çalışması orman ağaçları üzerinde zarar yapan iki farklı böcek türünün zarar alanlarını Uzaktan Algılama (UA) verileri kullanılarak Yapay Zeka (YZ) algoritmaları ile tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Zarar yapan böcek türlerinden Meşe dantel böceği Corythucha arcuata Say ve Çam kese böceği, Thaumetopoea wilkinsoni Tams hedef tür olarak seçilmiştir. Bu iki böcek türünün Düzce ili içerisinde zarar yaptığı ormanlık alanlar çalışma alanı olarak seçilmiş ve zarar tespiti için bu alanlara ait UA verileri temin edilmiştir. UA verisi olarak Sentinel-2 uydu görüntüsü, İnsansız Hava Aracı (İHA) verileri kullanılmıştır. Tez kapsamında böcek zarar alanlarının tespiti ve gelecekteki yayılım tahmini hedeflenmiştir. Auto-Regressive Integrated Moving Average (ARIMA) model kullanılarak Meşe dantel böceğinin tespiti ve gelecek yayılım tahmini için Sentinel-2 uydu görüntüsünün 48 aylık verisi zaman serisi analizinde kullanılmıştır. Oluşturulan tahmin modellerinin doğrulukları gerçek veriler ile teyit edilerek sonraki aşamada gelecek yayılım tahmini gerçekleştirilmiştir. Çam kese böceği zarar alanlarının tespiti için öncelikle İHA görüntüleri kullanılarak e-Cognition yazılımı ile özellik çıkarımı gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada çoklu çözünürlüklü segmentasyon işlemi ile görüntüler zarar ve sağlıklı olmak üzere bölütlere ayrılmıştır. Elde edilen bölütlerin yansıma değerleri kullanılarak yazılımın Gri Eş Seviye Oluşum Matrisi (GLCM) algoritmaları ile entropi, homojenlik ve kontrast doku parametreleri hesaplanmıştır. Böcek zararı olan alanlar entropi ve homojenlik doku parametreleri ile başarılı bir şekilde ayrılmıştır. Sonraki aşamada Çam kese böceği zarar alanlarının tespitinde Python programlama dilinde YZ tabanlı Evrişimsel Sinir Ağları (ESA) kullanılmıştır. Bu aşamada segmentasyon modeli olarak DeepLabV3+ ve Unet++ mimarileri, kodlayıcı ağ olarak SE-NET, Efficientnet-B6 ve Efficientnet-B7 mimarileri kullanılmıştır. Mimarilerin eğitimi için veri setleri e-Cognition yazılımı ile yarı otomatik segmentasyon yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Veri setinde oluşturulan sınıflar zarar, sağlıklı ve diğer olarak etiketlenmiştir. Veri setleri görüntüler ve orto görüntüler olmak üzere iki farklı veri girdisi olarak tasarlanmıştır. Her veri seti kendi içerisinde eğitim ve test veri seti olarak ayrılmıştır. Segmentasyon modellerinin doğruluk değerlendirmesi için karmaşıklık matrisi, Jaccard indeks metrikleri kullanılmıştır. İHA görüntüleri üzerinde Çam kese böceği zarar alanını tespit etmek için kullanılan ESA modelleri arasında en iyi genel doğruluk (0,90) performansına sahip model Unet++ / SE-NET iken İHA orto görüntüler üzerinde en iyi genel doğruluk (0,81) performansına sahip model DeepLabV3+ / SE-NET olmuştur. Anahtar Sözcükler: ARIMA, Doku parametresi, Evrişimsel sinir ağları, İHA
This thesis aims to predict the damage areas caused by two different insect species on forest trees using Remote Sensing (RS) data and Artificial Intelligence (AI) algorithms. Oak lace bug, Corythucha arcuata (Say 1832) and pine processionary moth, Thaumetopoea wilkinsoni) were identified as the target species. Forest areas damaged by these two insect species in Düzce province were selected as study areas and RS data of these areas were collected. Sentinel-2 satellite images and Unmanned Aerial Vehicle (UAV) data were used as RS data. The thesis aims to detect insect damage areas and forecasting future spread. For the detection and forecast of future spread of the oak lace bug, an ARIMA model was used using 48 months of Sentinel-2 satellite imagery for time series analysis. The validity of the forecasting models was verified with true data and future distribution predictions were made in the next step. For the detection of pine processionary moth damage areas, feature extraction was first performed using UAV photos and e-Cognition software. At this stage, the photos were divided into damaged and healthy regions using multi-resolution segmentation. Texture parameters such as entropy, homogeneity and contrast were calculated using the software's Gray Level Co-occurrence Matrix (GLCM) algorithms based on the reflectance values of the obtained segments. Using the texture parameters entropy and homogeneity, the damaged areas were successfully separated. In the next stage, Convolutional Neural Networks (CNN) based on artificial intelligence in Python programming language were used to detect pine processionary caterpillar damage areas. At this stage, DeepLabV3++ and Unet++ architectures were used as segmentation models and SE-NET, Efficientnet-B6 and Efficientnet-B7 architectures were used as coding networks. For the training of the architectures, datasets were created using semi-automatic segmentation method with e-Cognition software. The classes in the dataset are labelled as damaged, healthy and other. The datasets were designed as two different data inputs, photographs and orthophotos. Each dataset is divided into training and test datasets. To evaluate the accuracy of the segmentation models, confusion matrix, Jaccard index and Intersection over Union (IoU) metrics were used. Among the CNN models used to detect pine processionary moth damage areas on UAV photos, the model with the best overall accuracy (0,90) was Unet++ / SE-NET, while the model with the best overall accuracy (0,81) on UAV orthophotos was DeepLabV3+ / SE-NET. Keywords: ARIMA, Texture parameter, Convolutional neural networks, UAV
Evaluating Productivity of the Small-Scale Cable Yarding System Integrated with a Portable Winch
Correlating sentinel-2-derived NDVI with the amount of visible color changes and seed fall of Glasswort (Salicornia herbacea L.) during it's ripening stage
Bölmeden çıkarma çalışmalarında Tajfun MOZ 500 GR mobil hava hattının verimliliğinin incelenmesi
Subasar Ormanlarda Endüstriyel Odun Hammaddesinin Bölmeden Çıkarılmasının Teknik ve Çevresel Yönden İncelenmesi
İnsansız hava aracı ile orman yolu kazı ve dolgu hacimlerinin belirlenmesi (Bolu-Taşlıyayla örneği)
Tez Özetleri
Ormancılıkta üretim aktivitelerinin planlanmasında ve orman yollarının tasarlanmasında, konumsal verilere dayalı karar destek sistemleri bazı ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda, ormanlık alanların yüksek çözünürlükte ve doğrulukta sayısal yükseklik modellerinin (SYM) üretilmesinde İnsansız Hava Araçları (İHA) aktif rol almaktadır. İHA ile iş yükü azaltılmakta, zaman kazanımı ve daha hassas veriler elde edilmektedir. Orman yolu yapım işleri hakediş (olur) cetvellerinin hazırlanmasında iş yükü fazla olmaktadır. Ayrıca yol yapımı bittikten sonra yüklenici firmaya ödenecek ücret hakediş cetvellerinde bulunan kesin maliyete göre belirlenmektedir. Bu tez çalışmasında; İHA teknolojisinin orman yolu kazı ile dolgu hacimlerinin ve kazı şevi zemin klaslarının belirlenmesinde kullanılabilirliği araştırılarak, bu veriler doğrultusunda hakediş cetvellerinin hazırlanması incelenmiştir. Seben Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan Taşlıyayla Orman İşletme Şefliği 001 kodlu orman yolunun 640 metrelik kısmı çalışamaya konu edilmiştir. Çalışmaya konu yolun yapımından önce ve sonra İHA (drone) ile uçuşlar otonom olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca hakediş kazı miktarının belirlemesi için yol yapımından sonra arazide yolun geometrik özelliklerine ilişkin ölçümler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, İHA verileri ile 2189 m³ kazı hacmi, 4183 m³ dolgu hacmi ve 1468 m² kazı alanı, 2980 m² dolgu alanı bulunmuştur. Hakediş kazı miktarı hesabında kullanılan 292 sayılı tebliğ esaslarına göre yapılan hesaplamada ise kazı miktarı 2080 m³ olarak bulunmuştur. İHA verileri ve mevcut kullanılan yöntem arasında +%5 lik bir fark bulunmaktadır. Ayrıca alanda toprak ve küskülük zemin klasları ortofoto görüntülerinden tespit edilmiş ve arazi gözlemlerinden doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlar orman yolu hakedişinin belirlenmesinde İHA'ların kullanılabilirliğini ortaya koymaktadır.
In the planning of production activities in forestry and in the design of forest roads, decision support systems based on spatial data are widely used in some countries. In recent years, Unmanned Aerial Vehicles (UAV) have been used in the production of high resolution and accuracy digital elevation model (DEM) of forest areas. With the UAV, the workload is reduced, time is saved and more sensitive data is obtained. The workload is much in the preparation of forest road progress payment schedules. In addition, the fee to be paid to the contractor company after the road construction is completed is paid according to the final cost in the progress payment schedule. In this thesis study; the usability of UAV technology in the determination of forest road cut and filling volumes was investigated. In addition, determination of cutslope land classification was also investigated. Thus, the preparation of progress payment statements was examined. Within the scope of the study, the 640-meter section of the 001-coded secondary forest road of Taşlıyayla Forest Management Chief, which is located within the borders of Seben Forestry Directorate, was selected. Before and after the construction of the road, which is the subject of the study, flights with UAV (drone) were carried out autonomously. In addition, in order to determine the amount of progress payment cut, measurements were made on the geometric features of the road in the field after the road construction. As a result of the study, 2189 m³ cut volume, 4183 m³ filling volume, 1468 m² cut area, 2980 m² filling area were found with UAV data. In the calculation made according to the principles of the communiqué numbered 292 used in the calculation of the progress payment cut amount, the cut amount was found to be 2080 m³. There is a +5% difference between the UAV data and the currently used method. In addition, soil and loose soil land classification in the area were determined from orthophoto images and verified from field observations. The results obtained reveal the usability of UAVs in the determination of forest road progress payment
Sürdürebilir ormancılık anlayışı açısından arazi kullanım değişiminin biyoklimatik konfor şartlarına etkisi
Tez Özetleri
Bu çalışma, Bartın ilinin coğrafi, demografik özelliklerini ve küresel nüfusun etkisi altında yaşanan değişimleri ele almaktadır. Bartın, 2143 km²'lik bir alanı kapsayan ve Batı ve Doğu Karadeniz arasında stratejik bir konumda bulunan bir şehirdir. Son yıllarda, arazi kullanım tercihlerinin etkisiyle özellikle orman ve şehir dokusu hızla değişmektedir. Bu durum, Bartın'ı özellikle orman alanları olmak üzere kentsel yaşam şartlarının zorlaştığı bir alana dönüştürmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel amacı Bartın şehrindeki arazi değişimlerini ve bu değişimlerin (özellikle orman alanları) 33 yıl boyunca biyoklimatik konfora etkisinin belirlenmesidir. Ayrıca, arazi kullanımının sürdürülebilir ormancılık ile kent orman geometrisinin yerel mikro iklime ve biyokonfora etkisinin tespiti, bu ana hedef doğrultusunda çalışmanın alt hedefini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, 1988-2021 dönemi CORINE, LANDSAT ve MGM verileri kullanılarak incelenmiş ve çoklu regresyon analizi ile arazi kullanımının sürdürülebilir ormancılık ile kent geometrisinin mikro iklim ve biyokonfora etkisi değerlendirilmiştir. Bartın özelinde seçilen örneklem alanlarında (orman ve kentsel/yeşil alan), uzaktan algılama ve yerel veriler birlikte değerlendirilerek ormanların ve kentsel geometrinin mikroklima üzerindeki etkisi ortaya çıkarılmıştır.Sonuç olarak, bu çalışma Bartın'da orman alanlarının sürdürülebilir ormancılık planlamalarında kritik bir rol oynadığını ve bu bölgelerin korunmasının kent ve orman yaşamının iyileştirilmesi açısından kritik olduğunu vurguluyor. Ayrıca, kentsel alanlarda ve ortalama kara yüzeyi sıcaklıklarında artışlar, bitki örtüsünde azalma ve arazi yapısının iklim üzerine olumsuz etkilerinin azaltılması için yeşil alan miktarının artırılması önerilmektedir. Orman alanlarındaki yerleşimin kontrolsüz büyümesinin orman tahribatına yol açtığı da vurgulanarak, bu alanların korunması için yasal düzenlemeler yapılması gerektiği belirtilmektedir. Çalışma aynı zamanda sürdürülebilir orman alanlarında arazi kullanımı/örtüsü ile biyoiklimsel konfor arasındaki ilişkiyi de değerlendirmektedir. Bartın'da ormanların biyoiklimsel konfor açısından önemli bir rol oynadığını ve ormanların korunmasının kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor. Planlama ve yönetimde sürdürülebilir ormancılık ilkelerinin dikkate alınması önemlidir. Genel olarak bu çalışma, Bartın'da gelecekteki planlama ve yönetim süreçlerinde sürdürülebilir ormancılık ilkelerinin benimsenmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, Bartın'da orman alanlarının biyoklimatik konfor açısından önemli bir rol oynadığı ve bu bölgelerin korunmasının kent ve orman yaşamının iyileştirilmesi açısından kritik olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, kentsel alanlarda ve ortalama kara yüzeyi sıcaklıklarında artışlar, bitki örtüsünde azalma ve arazi yapısının iklim üzerine olumsuz etkilerinin azaltılması için yeşil alan miktarının artırılması önerilmiştir. Orman alanlarındaki yerleşimin kontrolsüz büyümesinin orman tahribatına yol açtığı da vurgulanarak, bu alanların korunması için yasal düzenlemeler yapılması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma Bartın'da orman alanlarının sürdürülebilir ormancılık planlamalarında kritik bir rol oynadığını ve bu bölgelerin korunmasının önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, gelecekteki planlama süreçlerinde sürdürülebilir ormancılık ilkelerinin benimsenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu çalışmanın sürdürülebilir ormancılık ve çevre politikalarına katkı sağlaması, gelecekteki planlama ve yönetim süreçlerinde sürdürülebilir ormancılık ilkelerinin benimsenmesine yardımcı olması beklenmektedir.
This study deals with the geographical and demographic characteristics of Bartın province and the changes experienced under the influence of the global population. Bartın is a city covering an area of 2143 km² and located in a strategic position between the Western and Eastern Black Sea. In recent years, especially the forest and urban texture has been changing rapidly due to the influence of land use preferences. This situation turns Bartın into an area where urban living conditions, especially in forest areas, become difficult. In this context, the main purpose of this study is to determine the land changes (especially forest areas) in Bartın city over 33 years and the effects of these changes on bioclimatic comfort. In addition, determining the impact of land use, sustainable forestry and urban forest geometry on the local microclimate and biocomfort constitutes the sub-goal of the study in line with this main goal. Within the scope of the study, the period 1988-2021 was examined using CORINE, LANDSAT and MGM data, and the effect of land use, sustainable forestry and urban geometry on microclimate and biocomfort was evaluated with multiple regression analysis. In the sample areas (forest and urban/green area) selected specifically for Bartın, remote sensing and local data were evaluated together to reveal the effect of forests and urban geometry on the microclimate. As a result, this study emphasizes that forest areas in Bartın play a critical role in sustainable forestry planning and that protecting these areas is critical for improving urban and forest life. In addition, it is recommended to increase the amount of green areas in urban areas and to reduce the increases in average land surface temperatures, decrease in vegetation and the negative effects of land structure on the climate. It is also emphasized that the uncontrolled growth of settlements in forest areas leads to forest destruction, and it is stated that legal regulations should be made to protect these areas. The study also evaluates the relationship between land use/cover and bioclimatic comfort in sustainable forest areas. He emphasizes that forests play an important role in terms of bioclimatic comfort in Bartın and that protecting forests is critical for improving urban living conditions. It is important to consider sustainable forestry principles in planning and management. In general, this study aims to contribute to the adoption of sustainable forestry principles in future planning and management processes in Bartın. According to the results obtained, it has been determined that forest areas in Bartın play an important role in terms of bioclimatic comfort and that the protection of these areas is critical for the improvement of urban and forest life. In addition, it has been suggested to increase the amount of green areas in urban areas and to reduce the increases in average land surface temperatures, decrease in vegetation and the negative effects of land structure on the climate. It was also emphasized that the uncontrolled growth of settlements in forest areas leads to forest destruction, and it was stated that legal regulations should be made to protect these areas. As a result, this study emphasizes that forest areas in Bartın play a critical role in sustainable forestry planning and that protecting these areas is important. It also aims to contribute to the adoption of sustainable forestry principles in future planning processes. It is expected that this study will contribute to sustainable forestry and environmental policies and help adopt sustainable forestry principles in future planning and management processes.
The effects of climate on land use/cover: a case study in Turkey by using remote sensing data
First records of the Asian seed beetles Megabruchidius tonkineus (Pic, 1904) and M. dorsalis (Fåhræus, 1839) in Turkey
Zonguldak Saltukova Orman İşletme Şefliği orman yol ağının ve sanat yapılarının CBS tabanlı düzenlenmesi
Tez Özetleri
Ormanların işletmeye açılması, entansif ve amaca uygun bir rasyonel ormancılık uygulamasını olanaklı hale getirmektedir. Bu amaçla ihtiyaç duyulan en önemli araçlardan birisini orman yolları teşkil etmektedir. Bu yollar, bir yandan odun hammadde, personel, malzeme ve ekipmanların nakledilmesine, bir yandan da orman köylerinin yol gereksinimlerinin ve bunun yanında halkın dinlenme isteklerinin karşılanmasına imkan sağlamaktadır. Bu suretle söz konusu yollar ekonomik, sosyal ve hatta kültürel faydalar sağlamaktadır. Ormancılığın temel ve göz ardı edilemez disiplinlerinden birisi olan orman yollarının planlanarak tesis edilmesi; ormancılığın bir diğer esas prensiplerinden olan ormanın devamlılığı ile güncel anlayışla bir işletmeciliğin gerçekleştirilmesi ile orman içinde her türlü orman ürünü ile orman işçisi, orman köylüsü vb. gibi beşeri ulaşımı sağlayan ulaşım ağlarının oluşmasını mümkün kılacaktır. Hatalı bir projelendirme başta çevresel açıdan olmak üzere teknik, ekonomik ve peyzaj açılarından olumsuz sonuçlar doğurur Ekskavatör ile yapılan 1 km'lik orman yolu inşaatı sırasında yaklaşık 1,2 ha'lık, dozer ile ise yaklaşık 1,6 ha'lık orman alanı kaybı oluşmaktadır. Orman yolu planlama çalışmalarının en önemli ve en zor aşamasını orman yolu geçkilerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Bu işlemler, üzerinde titizlikle çalışılması gereken zaman alıcı ve maliyetli çalışmalardır. Geleneksel metotlarla çok zaman alan ve maliyeti yüksek olan bu çalışmalar uzaktan algılama verileri üzerinde doğrudan yapılarak kolaylıkla gerçekleştirilebilir. Böylece, klasik haritalarda hiçbir zaman değerlendirilemeyecek kadar çok bilgi tek bir görüntü üzerinde okunup birlikte değerlendirilebilir. Ülkemizde son yıllarda otoyolların planlamasında kullanılan sayısal fotogrametri destekli sayısal arazi modellerinin; dağlık bölgelerde yer alan orman yollarının plan ve proje çalışmalarında kullanılması para ve zaman olarak yapılan harcamaları büyük ölçüde azalmıştır. Çünkü yapılan araştırmalar sayısal veriler ile bilgisayar ortamında çalışmanın, klasik yönteme göre çok daha ucuz olduğunu göstermektedir. Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü Saltukova Orman İşletme Şefliği yol ağının ve sanat yapılarının CBS tabanlı olarak düzenlenmesinin ele alındığı bu çalışmada; işletme şefliğinde ekonomik fonksiyonlarına göre işletme sınıfları ve gerekçeleri, fonksiyon alan sınırları, büyüklüğü, coğrafi mevkileri, diğer kuruluşların yolları, yol ile ilgili planlama çalışmaları, yıllık üretim miktarları, çalışılan alan sınırları ve alan özellikleri de dikkate alınarak, yol ve sanat yapılarının CBS tabanlı olarak yapım maliyetlerinin hesaplanması ve planlanması, düzenlenmesi araştırılmıştır. 77+925 km' si yenı yapımı planlanan 45+575 km' si mevcut olan toplam 123+500 km' lik yolun toplam 83+935 km' si orman içi tülüdür. 4339,50 ha ormanlık alan içerisinde 429.675 m² alana sahip 83+935 km'lik yolun itibari yol yoğunluğu %0,99 olarak hesaplanmıştır. Çalışması kapsamında 77+925 km yol tesviyesi planlanmıştır. Tesviyesi planlanan 77+925 km' lik yol hattının maliyeti 2.223.060,00 TL olarak hesaplanmıştır. Yeni yapımı planlanan yol hattının ortalama eğimi %42,5 iken, klas durumu değerlendirmesinde ortalama toprak küskü değeri %60,17; ortalama kaya durumu %39,84 olmuştur. 77+925 km uzunluğundaki tevzi planlanan yol hattı için; 124,928 m³ toprak küskü, 89.065 m³ kaya' nın kazılması, taşınması ve diğer hafriyat işlemleri gerçekleştirilmiştir.
Putting forests into operation makes it possible to implement an intensive and purposeful rational forestry. One of the most important tools needed for this purpose is forest roads. These roads allow the transportation of wood raw materials, personnel, materials and equipment, on the one hand, and on the other hand, meet the road needs of the forest villages, as well as the resting demands of the people. In this way, these roads provide economic, social and even cultural benefits. The planning and establishment of forest roads, which is one of the basic and non-negligible disciplines of forestry; With the continuity of the forest, which is another basic principle of forestry, and the realization of an operation with a current understanding, all kinds of forest products and forest workers, forest villagers, etc. in the forest. It will enable the formation of transportation networks that provide human transportation, such as. An incorrect project design results in negative results in terms of technical, economic and landscaping, especially in terms of environmental aspects. During the construction of a 1 km forest road with an excavator, approximately 1.2 ha of forest area is lost, and with the dozer approximately 1.6 ha. The most important and most difficult stage of forest road planning studies is the determination of forest road passes. These processes are time-consuming and costly works that need to be worked on meticulously. These studies, which are very time-consuming and costly with traditional methods, can be easily performed by directly doing them on remote sensing data. Thus, much information that could never be evaluated in classical maps can be read on a single image and evaluated together. In our country, digital photogrammetry supported digital terrain models used in the planning of highways in recent years; The use of forest roads in mountainous regions in plan and project studies has greatly reduced the expenditures made in terms of money and time. Because the researches show that working in computer environment with numerical data is much cheaper than the classical method. In this study, in which Zonguldak Regional Directorate of Forestry Saltukova Forestry Operations Directorate's road network and art structures are arranged on a GIS basis; GIS-based analysis of roads and art structures, taking into account the business classes and justifications according to their economic functions, functional area boundaries, size, geographical locations, roads of other organizations, planning studies related to the road, annual production amounts, working area boundaries and area characteristics in the business chiefdom. Calculation, planning and regulation of construction costs were investigated. 83+935 km of the total 123+500 km road, 77+925 km of which is planned to be newly constructed, and 45+575 km of existing roads, is forest tulle. The nominal road density of the 83+935 km road with an area of 429.675 m² within a 4339.50 ha forest area has been calculated as 0.99%. Çalışması kapsamında 77+925 km yol tesviyesi planlanmıştır. Tesviyesi planlanan 77+925 km' lik yol hattının maliyeti 2.223.060,00 TL olarak hesaplanmıştır. Yeni yapımı planlanan yol hattının ortalama eğimi %42,5 iken, klas durumu değerlendirmesinde ortalama toprak küskü değeri %60,17; ortalama kaya durumu %39,84 olmuştur. 77+925 km uzunluğundaki tevzi planlanan yol hattı için; 124,928 m³ toprak küskü, 89.065 m³ kaya' nın kazılması, taşınması ve diğer hafriyat işlemleri gerçekleştirilmiştir.
Meşe meşceresinde odun üretim faaliyetlerinin toprağa verdiği bazı zararların incelenmesi: Kastamonu / Çöme yöresi örneği
Tez Özetleri
Bu çalışma ile Kastamonu-Pınarbaşı ilçesinde yer alan 100 ve 101 nolu bölmelerdeki meşe meşcereleri içerisinde tarım traktörü ile bölmeden çıkarma esnasında toprak özellikleri üzerinde etkisi veya zararı ortaya konulması amaçlanmıştır. Üretim faaliyetlerinin toprak üzerinde etkisini belirleyebilmek için, toprağın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri (pH, elektriksel iletkenlik, organik madde miktarı, toprak tekstürü, hacim ağırlığı ve maksimum su tutma kapasitesi) belirlenmiştir. Bunun için kontrol sahası (üretim faaliyeti gerçekleştirilmemiş) ve üretim sahası altından 0–10 cm ve 10–20 cm olmak üzere iki toprak derinlik kademesinden toplam 80 adet toprak örneklemesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, üretim ve kontrol saha topraklarının 0-10 cm derinliğinde pH (P=0,044) ve hacim ağırlığı (P=0,016) değerleri ile 10-20 cm derinliğinde ise pH (P=0,006) ve organik madde miktarı (P<0,001) istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Üretim sahası topraklarında ortalama organik madde miktarı en düşük iken (%7,29), hacim ağırlığı değerleri (1,39 gr/ cm3) oldukça yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte, üretim ve kontrol sahalarında toprak derinliği arttıkça, elektriksel iletkenlik, organik madde, permeabilite değerleri azalmaktadır. Sonuç olarak, üretim faaliyeti sırasında toprak özelliklerinde meydana gelen bu olumsuz etkiler özellikle toprak organik madde miktarının azalması ve hacim ağırlığı değerlerinde artış, toprak sıkışmasına ve bu nedenle toprak canlılarının yaşamını, ölü örtü ayrışmasını olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir.
This study aims to determine the impact or damage on soil properties during the removal of oak trees in compartment numbered 100 and 101 in the district of Kastamonu-Pınarbaşı using an agricultural tractor. In order to determine the effect of logging activities on soil, some physical and chemical properties of soil (pH, electrical conductivity, organic matter content, soil texture, bulk density and maximum water holding capacity) were determined. For this purpose, a total of 80 soil samples were taken from two soil depth levels (0-10 cm and 10-20 cm) under the control site (no logging activity) and skidding site. According to the results obtained, pH (P=0,044) and bulk density (P=0,016) values at 0-10 cm soil depth and pH (P=0,006) and organic matter content (P<0,001) at 10-20 cm soil depth of the skidding and control site soils were statistically significantly different. While the average organic matter content was the lowest in the skidding site soils (7.29%), the bulk density values (1.39 g/cm3) were found to be quite high. However, electrical conductivity, organic matter, and permeability values decreased as the soil depth increased in the skidding and control sites. As a result, it is thought that these negative effects on soil properties during the logging activity, especially the decrease in the amount of soil organic matter content and the increase in bulk density values, soil compaction and therefore the life of soil organisms and litter decomposition are negatively affected.
KABUK BÖCEĞİ DUYARLILIĞININ KALAN MEŞCERE ÜZERİNE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI
İnsansız hava aracıyla elde edilen hava fotoğraflarından kızılçam ağaçlarının çap ve boylarının ölçülmesi
Tez Özetleri
İnsansız hava araçlarındaki (İHA) algılayıcı sistemlerle alınan hava fotoğrafları, fotogrametrik yazılımlar yardımıyla işlenerek nokta bulutu ve ortomozaik gibi veriler üretilebilmekte ve böylece orman ekosistemlerindeki bazı ölçümlerin uzaktan algılanan veriler üzerinde yapılması mümkün olabilmektedir. Orman kaynaklarından efektif faydalanmanın sürdürülebilirliği açısından bir ormanlık alanda kesilen ya da herhangi bir nedenle devrilen ağaçların kabuklu gövde hacimlerinin pratik bir şekilde tahmini gerekir. Bu çalışmada İHA fotoğraflarından üretilen ortomozaik ve nokta bulutu verilerinde, kesilmiş kızılçam (Pinus brutia Ten.) ağaçlarının çap ve boy ölçümlerinin yapılarak kabuklu gövde hacimlerinin tahmini amaçlanmıştır. Çalışma, Isparta Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Sütçüler Orman İşletme Müdürlüğü, Çandır Orman İşletme Şefliği sınırlarında bulunan iki farklı kızılçam meşceresinde gerçekleştirilmiştir. Bu alanların İHA fotoğraflarından üretilen nokta bulutu ve ortomozaikler üzerinde toplam 175 adet kesilmiş kızılçam ağacının göğüs çapı (d1.3) ve boyları ölçülmüştür. Elde edilen değerler kullanılarak hacim tahminleri yapılmış, bu tahminler arazide ölçülen verilerle karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, İHA fotogrametrisi ve referans veriler arasında çap ölçümünde en düşük 0.78, en yüksek 0.92, boy ölçümünde en düşük 0.96 ve en yüksek 0.99, hacim tahminlerinde de en düşük 0.70 ve en yüksek 0.93 korelasyon değeri bulunmuştur. Sonuç olarak, pratik bir uzaktan algılama platformu olarak tercih edilen İHA'lardan elde edilen uzaktan algılama verilerinin yerde yatık haldeki kızılçam ağaçlarının çap ve boy ölçümlerinde kullanılabileceği ve ağaç hacimlerinin İHA fotogrametrisiyle başarılı bir şekilde tahmin edilebileceği ortaya konulmuştur.
Aerial photographs taken with sensor systems on Unmanned Aerial Vehicles (UAVs) can be processed by using photogrammetric software to produce data such as point cloud and orthomosaic. Therefore, it is possible to perform some measurements related to forest ecosystems on the remotely sensed data. In terms of the sustainability of effective use of forest resources, the over-bark stem volumes of trees cut down or felled in a forest area should be predicted in a practical way. In this study, it is aimed to estimate the over-bark stem volumes by measuring the diameter and height of cut brutian pine trees (Pinus brutia Ten.) on orthomosaic and point cloud data produced from UAV photographs. The study was carried out in two different brutian pine stands located within the borders of Çandır Forestry Chief of Sütçüler Forestry Directorate in Isparta Regional Directorate of Forestry. The diameter at breast height (d1.3) and height of total 175 felled red pine trees were measured on the point cloud and orthomosaic data produced from UAV photographs of the study area. Volume predictions were made by various methods using these data measured and the results were compared with the field measurements. According to the findings, for diameter measurement the lowest correlation value 0.78, the highest 0.92, for height measurement the lowest correlation value 0.96 and the highest 0.99 and for volume predictions the lowest 0.70 and the highest 0.93 correlation values were found between UAV and field data. As a result, it has been revealed that the remote sensing data obtained from the UAVs, which are preferred as a practical remote sensing platform, can be used to measure the diameter and height of red pine trees lying on the ground and tree volumes can be successfully predicted by UAV photogrammetry.
İnsansız hava aracı ile elde edilen sayısal görüntüler kullanılarak mekanik üretim araçlarının verim ve toprak deformasyonu açısından değerlendirilmesi
Productivity Analysis of Mid-Size Cable Yarding Operation based on UAV-captured Video Sequences
Orman yangın işçiliğinde iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Bu çalışma ile öncelikli olarak ülkemizin ve daha kapsamlı olmak üzere İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı çalışan orman yangın işçilerinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda son yıllardaki durumun ortaya konulması ve işçilerin psikososyal durumlarının değerlendirilmesi yapılarak yangın işçilerinin ruhsal-bedensel sağlığı ve yangın işçilerinin yangın söndürme esnasında karşılaştığı riskler belirlenerek risk analizi yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışma, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü idari sınırları içinde faaliyet gösteren 246 yangın işçisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde anket yöntemi kullanılmış ve işçilerin karşılaştığı tehlikeler L tipi matris yöntemiyle belirlenerek, uzmanlar tarafından AHS yöntemine göre önem sırasına göre sıralanmıştır. Araştırmaya katılan yangın işçilerinin 117'si meslek hayatları boyunca en az bir kez kaza geçirdiğini belirtmiştir. Son bir yıl içinde kaza geçiren kişi sayısı ise 101'dir. Genel Sağlık Anketi'ne göre yüksek puan alanların %70'i, düşük puan alanların ise %35,8'i iş kazası geçirmiştir. Her bir uzman tarafından belirlenen 27 tehlikenin AHS ve L tipi matris değerlendirme sonuçlarına göre en öncelikli üç risk yangın, parlama, patlama, alev ve iş güvenliği eğitimi en düşük riskler ise acil durum ekipmanlarının yerinin bilinmemesi, ağaç devrilmesi ve çarpması olmuştur. Çalışma alanındaki işçilerin %89'u çalışma saatlerini 7 saat ve üzeri olarak belirtmiş ve %40'ı yeterince dinlenemediğini söylemiştir. Sonuç olarak, orman yangın işçilerine gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi, kazalarda sıralanan risk faktörlerinin en aza indirilmesi ve psikososyal durumlarına yönelik iyileştirmelerin yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
With this study, it is aimed primarily to reveal the work and health of the forest fire workers working in our country and, more comprehensively, in the Izmir Regional Directorate of Forestry in recent years, and to determine the psycho-physical and fire workers' risks to fire extinguishing by making the psychosocial conditions of the retirees age. The study was conducted on 246 fire workers operating within the administrative borders of İzmir Regional Directorate of Forestry. The survey method was used in data collection and the dangers they encountered were determined according to the L-type matrix method, and they were ranked in order of importance by experts according to the AHS method. According to the results, 117 of the fire workers who participated in the study had an accident during their professional life. The number of people who had an accident in the last year is 101. 70% of those who got high scores in the General Health Survey and 35.8% of those who got low scores had a work accident. According to the AHS and L type matrix evaluation results, the three primary risks are fire, flammability, explosion, flame and occupational safety training, the lowest risk is not knowing the location of emergency equipment, tree falling and striking. 89% of the workers in the work area stated their working hours as 7 hours or more, and 40% stated that they could not get enough rest. As a result, it has been determined that the necessary occupational health and safety trainings should be given to forest deaths, the risk factors listed in accidents should be minimized and abbreviations should be made for their psychosocial status.
Türkiye'nin Dağ Ekosistemi Ekolojik Koşulları, Arazi kullanımı/Arazi Örtüsü değişimlerinin izlenmesi ve iklim değişikliği uyum kapasitelerinin analizine yönelik Uzaktan Algılama Tabanlı Bir Algoritmanın Geliştirilmesi
Türkiye'de Odun Üretimi, Orman Yol Yapımı ve İklim Koşullarından Kaynaklı Sediment Riskinin Entropi ve Waspas Yöntemi ile Belirlenmesi ve İklim Değişikliği Senaryoları Açısından Değerlendirilmesi
Orman Yollarının Projelendirilmesinde Kazı-Dolgu Hesaplama Metotlarının Analizi
Orman ekosistemlerindeki biyotik ve abiyotik zararların otomatik makine öğrenmesi ile modellenmesi: İzmir Orman Bölge Müdürlüğü örneği
Tez Özetleri
Orman yangını, fırtına ve böcek zararları gibi orman zararları, iklim değişikliğinin de katkısıyla orman yapısını ve dinamiklerini şekillendirerek orman ekosistemleri üzerinde güçlü etkilere sahiptir. Bu nedenle, uygun yönetim stratejileri geliştirmek amacıyla orman zararlarının izlenmesi ve haritalandırılması için güvenilir ve işlevsel yöntemlere ihtiyaç vardır. Makine öğrenimi yöntemleriyle duyarlılık değerlendirmesi artsa da çoğunlukla tek bir orman zararı dikkate alınmış olmasına rağmen literatürde Otomatik Makine Öğrenmesi (AutoML) kullanımına ilişkin sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'nde (İOBM) PyCaret AutoML çerçevesi kullanılarak çoklu orman zararları duyarlılık değerlendirmesi yapılmıştır. AutoML çerçevesi, 14 makine öğrenmesi algoritmasını karşılaştırılmış ve en iyi modelleri AUC değerlerine göre sıralanmıştır. Model performansına dayalı olarak her bir zarar için duyarlılığın modellenmesi için Extra Tree Classifier (ET) algoritması seçilmiştir. Bu çalışma hem her bir zarar türü için hem de çoklu orman zararı için duyarlılık değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında 15 yönlendirici faktör kullanılarak toplam 4 adet duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Değerlendirme sonuçlara göre İOBM'deki ormanlık alanların %82,5'i yüksek ve çok yüksek düzeyde çoklu orman zararlarına karşı duyarlıdır. Ayrıca potansiyel orman zararları haritası üretilmiştir. Buna göre, İOBM'deki ormanlık alanların %15,6'sının, dikkate alınan orman zararlarından potansiyel olarak zarar görme olasılığı yokken, %54,2'sinin, her üç orman zararından potansiyel olarak maruz kalması muhtemeldir. Ek olarak, yönlendirici parametrelerin model tahmini üzerindeki önemini ve arasındaki doğrusal olmayan ilişkiyi değerlendirmek için SHAP metodolojisi uygulanmıştır.
Forest disturbances, such as forest fires, wind, and insect damage, have strong impacts on forest ecosystems by shaping forest structure and dynamics, with contribution of climate change. Thus, reliable and operational methods are needed for monitoring and mapping forest disturbances to develop appropriate management strategies. Susceptibility assessment with machine learning methods have been increased, but mostly single disturbance has been considered. Also, there have been limited studies about use of Automated Machine Learning (AutoML) in literature. In present study, multiple forest disturbances (forest fires, insect damage, and wind damage) susceptibility assessment was carried by using PyCaret AutoML framework in Izmir Regional Forest Directorate (RFD). The AutoML framework compared 14 machine learning algorithms, and ranked best models with regard to AUC values. Extra tree classifier (ET) algorithm was selected for modelling susceptibility of each disturbance based on model performance. This study assessed susceptibilities both for each single disturbance and for multiple forest disturbances. In total four susceptibility maps were created by using sixteen driving factors in assessment. According to results, 82.5% of forested areas in Izmir RFD is susceptible to multiple forest disturbances with high and very high levels. Besides potential forest disturbances map was created. According to this, 15.6% of forested areas in Izmir RFD could have no potentially damage from considered forest disturbances, whereas 54.2% could have potentially damage from considered three forest disturbances. In addition, the SHAP methodology was applied to evaluate importance of feature on prediction and nonlinear relationship between explanatory parameters and forest disturbances susceptibility.
Tabiat parkları trekkıng parkurlarının belirlenmesinde uzaktan algılama ve insansız hava aracı kullanım olanaklarının değerlendirilmesi (Afyon-Akdağ Tabiat Parkı örneği)
Tez Özetleri
Doğa ile buluşma, yenilenme ve tazelenme ihtiyacı geçmişten bu yana insanoğlunun düzenli olarak gerçekleştirdiği faaliyetlerdendir. Özellikle son yıllarda kentleşmenin hızla artmasıyla birlikte doğaya olan ihtiyacı giderek artırmıştır. Yakın zamanda tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını sonrasında yaşam hareketliliği en düşük seviyeye düşmüş ve doğal alanlara olan ihtiyaç daha da artarak devam etmiştir. Türkiye'de planlama bakımından Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne bağlı faaliyet gösteren tabiat parkları insanların doğa ile güvenle buluşmalarının sağlandığı alanlardandır. Devlet eliyle faaliyetler yürüten birimlerde merkezi planlama ve planlama deneyimlerinin uygulamaya aktarılması daha verimli olmaktadır. Bu çalışmada tabiat parklarında trekking planlaması ihtiyacı duyulan alanlarda alternatif güzergahların ortaya konması için Uzaktan Algılama (UA) veri setleri ile İnsansız Hava Aracı (İHA) cihazlarından elde edilen veri setleri kullanılarak Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla uygulayıcı, plan yapıcı ve karar vericiler için kullanılabilecek bir analiz ortamının ifade edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışma alanına ait Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) ve arazide İHA cihazı ile gerçekleştirilen uçuşlar sonrası elde edilen Sayısal Arazi Modeli (SAM) veri setleri kullanılarak yükseklik ve eğim kriterlerine ait veriler üretilmiştir. Ayrıca, bu çalışmada çok kriterli karar verme sürecinde yollara ve derelere olan uzaklık kriterleri kurumdan temin edilerek toplam dört kriter ile trekking uygunluk haritaları üretilmiştir. Elde edilen trekking uygunluk haritaları kullanılarak çalışma kapsamında üç farklı trekking rotası SYM ve SAM veri setleri bağlamında değerlendirilmiştir. Tabiat parklarında CBS yardımıyla ortaya konacak trekking güzergahı planlama çalışmalarında, planlama amacına ve lokasyon bilgilerine bağlı olarak yüksek hassasiyetli İHA veri setlerinin kullanımının avantajlar sağlayacağı düşünülmektedir.
The need to meet with nature, renew and refresh is one of the activities carried out regularly by human beings since the past. Especially in recent years, with the rapid increase in urbanization, the need for nature has increased. After the Covid-19 epidemic, which has recently affected the whole world, the mobility of life has dropped to the lowest level and the need for natural areas has continued to increase. Nature parks operating under the General Directorate of Nature Conservation and National Parks (NCNP) in terms of planning in Turkey are areas where people can safely meet with nature. It is more efficient to put central planning and planning experiences into practice in units that carry out activities by the state. In this study, data sets obtained from Remote Sensing (RS) data sets and Unmanned Aerial Vehicle (UAV) devices can be used for practitioners, plan makers and decision makers with the help of Geographic Information Systems (GIS) to reveal alternative routes in areas where trekking planning is needed in nature parks. It is aimed to express an analysis environment. In this context, using the Digital Elevation Model (DEM) of the study area and the Digital Terrain Model (DTM) data sets obtained after the flights performed with the UAV device in the field, data on the height and slope criteria were produced. In addition, in this study, in the multi-criteria decision-making process, the distance to roads and distance to streams criteria were obtained from the institution and trekking suitability maps were produced with a total of four criteria. Using the trekking suitability maps obtained, three different trekking routes were evaluated in the context of DEM and DTM data sets within the scope of the study. It is thought that the use of high-precision UAV datasets will provide advantages, depending on the planning purpose and location information, in the trekking route planning studies to be revealed with the help of GIS in nature parks.
Ormanlık alanda farklı sensör boyutlarına sahip insansız hava araçlarına ait arazi ölçümlerinin karşılaştırılması (Ilgaz örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışma, ormancılık alanında farklı sensör boyutlarına sahip insansız hava araçları (İHA) kullanarak arazi ölçümlerinin karşılaştırılmasını incelemektedir. Ormancılık, ağaçların büyümesi, orman yangınları ve ormancılık faaliyetlerinin takibi gibi çeşitli konuları içeren önemli bir sektördür. İHA cihazları ormancılık alanında kullanılan geleneksel ölçüm yöntemlerine alternatif olarak giderek daha fazla benimsenmektedir. Bu çalışmada, farklı sensör boyutlarına sahip İHA cihazları kullanılarak elde edilen aynı alana ait arazi ölçümleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın amacı, farklı sensör boyutlarına sahip İHA cihazlarının ormancılık sektöründe ihtiyaç duyulabilecek ölçümleri yapma yeteneklerini ve ölçüm hassasiyetlerini karşılaştırmaktır. Sensör boyutlarındaki farklılıklar, elde edilen verilerin doğruluğu, çözünürlüğü ve kullanılabilirliği üzerinde etkili olmaktadır. Bu nedenle farklı sensör boyutlarının arazi ölçümleri üzerindeki etkilerini belirlemek için deneysel üç farklı yaklaşım kullanılmıştır. Bu çalışmada İHA cihazlarından elde edilen Sayısal Arazi Modeli (SAM) veri setlerinin kıyaslamasında paired t-testi kullanılarak yapılan değerlendirmede istatistiki açıdan farklı olarak nitelendirilen ölçüm sapmaları tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ışığında düşük maliyetli ve daha hassas ölçüm yapabilen RTK özellikli İHA cihazlarının kullanımının daha uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu bilgiler ile ormancılık faaliyetlerinin etkinliğini artırmak ve ormancılıkta daha etkin yönetim için teknolojik ortamın avantajlarından faydalanmanın yararlı olacağı düşünülmektedir.
This study examines the comparison of field measurements using unmanned aerial vehicles (UAVs) with different sensor sizes in forestry. Forestry is an important industry that includes a variety of topics such as tree growth, forest fires, and monitoring of forestry activities. UAV devices are increasingly being adopted as an alternative to traditional measurement methods used in forestry. In this study, field measurements of the same area obtained using UAV devices with different sensor sizes were compared. The aim of the study is to compare the capabilities and measurement sensitivities of UAV devices with different sensor sizes to make measurements that may be needed in the forestry sector. Differences in sensor sizes have an impact on the accuracy, resolution, and usability of the obtained data. Therefore, three different experimental approaches were used to determine the effects of different sensor sizes on field measurements. In this study, in the comparison of Digital Terrain Model (DTM) data sets obtained from UAV devices, measurement deviations, which are described as statistically different, were determined in the evaluation made by using the paired t-test. In the light of the results obtained in this study, it was concluded that the use of low-cost and more sensitive RTK-capable UAV devices is more appropriate. It is thought that this information will be useful to increase the efficiency of forestry activities and to take advantage of the technological environment for more effective management in forestry.
Ormancılıkta farklı ölçüm cihazları kullanarak sayısal arazi yüzeyinin hesaplanması ve cihaz performanslarının karşılaştırılması (Çerkeş örneği)
Tez Özetleri
İnsanoğlu kadimden bu yana sürekli olarak bilgiye ihtiyaç duymuştur. Her alanda öne çıkan bu istek ölçme ve fotogrametri alanında da kendini göstermiştir. Bir alanın büyüklüğü, bir objenin eni, boyu ve yüksekliğinin ölçülmesi teknik olarak sürekli değişim göstermiştir. Günümüz teknolojilerinin hızla gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla ölçme ve fotogrametri alanında önemli gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler içerisinde küresel konumlandırma cihazları yersel, havasal ve uydu üzerinden kullanılmak üzere sürekli bir değişim göstermişlerdir. Özellikle yirmibirinci yüzyıl başlarından itibaren Global Positioning System (GPS), mobil telefon, Global Navigation Satellite System (GNSS)- Continuously Operating Reference Station (CORS) ve İnsansız Hava Aracı (İHA) günlük pratik ölçmelerde inşaat, madencilik, havacılık, tarım, orman vb. alanlarda hızla kendine yer bulmuştur. Bu çalışmada farklı ölçüm hassasiyetlerine sahip topoğrafik ölçme cihazlarından GPS, GNSS-CORS, mobil telefon ve İHA cihazları aynı büyüklükteki alan üzerinde ölçüm yapılarak ölçüm süresi, hassasiyet ve haritalandırma açısından kıyaslanmıştır. Ayrıca yaygın olarak başvurulan uzaktan algılama veri seti olan uydu verisi üzerinden aynı alan için sayısal yükseklik değerleri Google Earth yazılımı ortamında hesaplatılarak haritalandırılmıştır. Elde edilen bu farklı ölçüm verileri aynı düzlemde kıyaslamaya tabi tutulmuş ve sonuç olarak Real-time kinematik (RTK) özellikli GNSS-CORS ve RTK-İHA cihazlarının yüksek hassasiyette veri sağladığı ve bunu sırasıyla RTK donanımı olmayan İHA, Google Earth veri seti, mobil telefon ve GPS cihazıyla yapılan ölçüm değerlerinin takip ettiği tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara bakılarak yüksek hassasiyet ve kısa zamanda ölçüm yapılmasını gerektiren çalışmalarda İHA kullanımının daha etkin olduğu hassasiyetin ikinci planda tutulduğu çalışmalarda ise GPS, Google Earth ve mobil telefonla yapılan ölçümlerin kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Since earlier civilizations, man has needed more information. This desire, which is evident in every discipline, has been observed in the surveying and photogrammetry disciplines as well. The size of an area, the measurement of the width, height and height of an object has been technically constantly changing. With the rapid development and spread of today's technologies, there have been important developments in the field of measurement and photogrammetry. Within these developments, global positioning devices have shown a continuous change to be used via terrestrial, aerial and satellite. Especially since the beginning of the twenty-first century, Global Positioning System (GPS), mobile phone, Global Navigation Satellite System (GNSS)- Continuously Operating Reference Station (CORS) and Unmanned Aerial Vehicle (UAV) have been used in daily practical measurements in construction, mining, aviation, agriculture, forestry etc. quickly found its place in the fields. In this study, GPS, GNSS-CORS, mobile phone and UAV devices, which are topographic measurement devices with different measurement sensitivities, were measured on the same size area and compared in terms of measurement time, sensitivity and mapping. In addition, numerical elevation values for the same area were calculated and mapped in the Google Earth software environment over the satellite data, which is a widely referenced remote sensing data set. These different measurement data obtained were compared on the same plane and as a result, GNSS-CORS and RTK-UAV devices with Real-time kinematics (RTK) provided high-precision data, followed by UAV without RTK equipment, Google Earth data set, mobile phone and it has been determined that the measurement values made with the GPS device follow. Looking at the results obtained in the study, it was concluded that the use of UAV is more effective in studies that require high sensitivity and measurements in a short time, and measurements made with GPS, Google Earth and mobile phone can be used in studies where sensitivity is kept in the background.
The Change of the Concentrations of Boron and Sodium in Some Forest Soils Depending on Plant Species
Change of aluminum concentrations in specific plants by species, organ, washing, and traffic density
Dikili ağaç satışlarının üretim süreci açısından değerlendirilmesi (Alanya orman işletme müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Ağaçların henüz dikili haldeyken satıldığı, hasat ve transport sürecindeki fiili masrafların alıcıya ait olduğu dikili ağaç satışının, üretim sürecinde; kesim, bölmeden çıkarma, yükleme ve taşıma operasyonlarının nasıl olduğu ve geleneksel üretim sürecinden farklı olup olmadığını araştırmak için bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı; dikili satış bölmelerinde üretim faaliyetlerinin organizasyonel ve operasyonel sürecinde hangi iş ve işlemlerin hangi sırayla gerçekleştiğini analiz etmek, bunların geleneksel yöntemlerle karşılaştırarak değerlendirmektir. Dikili satışları analiz edebilmek için mevzuat, dokümantasyon, literatür, büro gözlemleri, arazi incelemeleri, kişisel iletişim, söyleşi ve mesleki tecrübe gibi kaynaklara başvurarak veri ve bilgi derlenmiştir. Alanya Orman İşletme Müdürlüğü çalışma alanı olarak belirlenmiş ve 3 dikili satış bölmesinde; sahada üretim operasyonları, büroda ise işleyiş takibi yapılmıştır. Sonuç olarak; ürün gamının alıcının direktiflerine göre ayarlandığı, çoğunlukla kabuk soyma aşamasının hasat sürecinden çıkarıldığı görülmüştür. Standartlara uyulmaksızın boylarına bölünen emvalin mümkün olan en kısa sürede bölmeden çıkarıldığı ve bölme içinde öbeklenmiş emvalin yukarıdan aşağıya doğru traktör ve/veya ekskavatörlerden yararlanılarak sürütüldüğü ve bekletilmeden üçüncü parti müşterilere satılıp taşındığı görülmüştür. Dikili satışlarda çalışma süresinin sınırlandırıldığı ve geleneksel yöntemden daha kısa olduğu, daha az işçinin ancak kalifiye işçiliğin tercih edildiği, çalışanların sigorta edildiği, mevzuat kapsamında çevresel etkilerin azaltılmasına ilişkin kontrollerin sağlandığı, hem tensil hem de bakım bölmelerinde açık artırmalı dikili satışın kullanılabildiği, üretim sürecinin toplam süresinin kısaldığı, iş adımlarının azaldığı, fiili masrafların alıcıya yüklendiği, kesim bölmeden çıkarma yükleme ve taşıma işleriyle depolama iş ve işlemlerinden kaçınıldığı belirlenmiştir. Böylelikle, dikili satışların orman idarelerindeki personel açısından, alıcılar açısından ve üçüncü parti müşteriler açısından avantajlar sunduğu; ancak orman köylüleri açısından aynı avantajların istenilen düzeyde olmadığı anlaşılmıştır
In the harvesting process of the stumpage sales, where the trees are sold while they are still standing and the actual harvest and transportation costs belonging to the buyer. This study was carried out to investigate how cutting, extraction, loading and transport operations and whether they were different from the conventional harvesting process. Purpose of the study is to analyze which works and transactions take place in the organizational and operational process of harvesting activities in the compartments of stumpage sales and to evaluate by comparing them with conventional methods. To analyze the stumpage sales, data and information were compiled by referring to sources such as legislation, documentation, literature, office observations, field surveys, personal communication, conversation, and professional experiences. Alanya Forest Management Directorate has been determined as the working area and in 3 compartments; harvest operations in the field and operation follow-up in the office were carried out. As result, it was observed that the product range was adjusted according to the buyer's directives, and mostly the debarking stage was removed from the harvesting process. It has been observed that the tree stem that were cut into lengths without complying with the standards were removed from the compartment as soon as possible, and the wood products clustered in the compartment were rubbed from top to bottom by using tractors and/or excavators and were sold and transported to third party customers without waiting. In stumpage sales, the working time is limited and shorter than the conventional method, fewer but skilled workers are preferred, employees are insured, controls regarding reducing environmental impacts are provided within the scope of the legislation, auctioned stumpage sales can be used in both final cutting and tending compartments, the total duration of the harvesting process and work steps are shortened, the actual costs are loaded on the buyer, and the works and processes of warehousing, loading and transporting from the cutting compartment are avoided. Thus, stumpage sales offer advantages in terms of personnel in forest administrations, buyers and third-party customers; however, it was understood that the same advantages could not be reached for forest villagers.
Orman ürünleri sanayiinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği bilincinin incelenmesi (Bolu – Düzce illeri örneği)
Tez Özetleri
Günümüzün modern dünyası, geçmişten bu güne elde ettiğimiz bilgi ve deneyimlerin bir sonucudur. Küresel anlamda insanoğlu tarihte hiç olmadığı kadar girift durumda birbirleri ile ilişki halinde yaşamaktadır. Sanayileşmenin lokomotif olduğu bu düzenin sürdürülebilir olması, insanların çalışma hayatında sağlıklı ve güven içerisinde bulunmaları ile mümkündür. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği bilincini incelenmeği amaçlayan bu çalışmanın, genel bilgiler başlığı altında; iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel süreci, sosyal taraflar açısından önemi, iş kazaları ve meslek hastalıkları ve orman ürünleri sanayi sektörü hakkında bilgi ve istatistiki verilere yer verilmiştir. Gereç ve yöntem başlığında; Bolu - Düzce illerindeki çalışan bilgileri, anket uygulaması için evren büyüklüğü tespiti, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği bilincini ölçmeye yönelik alt başlıklar hakkında bilgilere yer verilmiştir. Anket çalışması orman ürünlerinde faaliyet gösteren 13 işletmede (5 adet mobilya, 4 adet kereste, 2 adet levha, 2 adet kağıt) 371 kişinin katılımı ile tamamlanmıştır. Bulgular bölümünde, istatistiki program aracılığı ile iş sağlığı ve güvenliği bilincini ölçmeye yönelik alt başlıkların korelasyon analizi, demografik özelliklerle olan ilişkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; iş sağlığı ve güvenliği bilincinin, yaş, eğitim durumu, cinsiyet, iş tecrübesi, kaza yaşanmışlığı, işletmenin faaliyet alanı ve mevcut iş yerindeki toplam çalışma süresi unsurları ile farklılık gösterdiği görülmüş ve iyileştirme faaliyetleri üzerine önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İş Kazası, Orman Ürünleri Sanayi, İş Sağlığı ve Güvenliği, Bolu, Düzce.
Today's modern world is a result of the knowledge and experiences we have gained from the past to the present. In a global sense, human beings live in a relationship with each other in a more intricate situation than ever before in history. It is possible for this order, in which industrialization is the locomotive, to be sustainable by ensuring that people are healthy and safe in their working life. This study, which aims to examine the occupational health and safety awareness of employees, is under the title of general information; information and statistical data about the historical process of occupational health and safety, its importance from the point of view of social parties, occupational accidents and occupational diseases, and the forest products industry sector are included. In the title of materials and methods; Information about employee information in Bolu - Düzce provinces, the size of the universe for the survey application to be applied, subheadings for measuring employees' occupational health and safety awareness are included. The survey study was completed with the participation of 371 people in 13 enterprises operating in forest products (5 pieces of furniture, 4 pieces of lumber, 2 pieces of sheet, 2 pieces of paper). In the Results section, correlation analysis of subheadings aimed at measuring occupational health and safety awareness through the statistical program and their relationships with demographic characteristics were examined. As a result, it was found that the perception of occupational health and safety differed by age, educational status, gender, work experience, accident occurrence, the field of activity of the enterprise and the total working time at the current workplace, and suggestions were made on improvement activities. Keywords: Occupational Accident, Forest Products Industry, Occupational Health and Safety, Bolu, Düzce.
Bir meslek yüksekokulunun inşaat laboratuvarlarında alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Yeryüzündeki canlıların yaşamlarını sürdürmek için birtakım ihtiyaçlarını karşılamaları gerekmektedir. Bu ihtiyaçların karşılanması amacıyla çok çeşitli yapım gereç ve tekniklerinin uygulanması sonucu oluşturulmuş yerüstü, yeraltı ve su tesislerinin tümüne 'yapı' adı verilir. Planlanan bu yapıların usulüne uygun olarak yapılması için laboratuvarlarda bir ön aşamadan geçerek kullanılacak uygun malzemenin bulunup test edilmesi gerekir. Bu testlerin bir laboratuvar ortamında yapılarak, uygun olan malzemenin test edilerek seçilmesi yapılar için büyük bir önem taşımaktadır. Ancak laboratuvar ortamında yapılacak bu testlerin oluşumu sırasında birçok risk ve tehlike ortaya çıkabilir. Tüm bu durumlar göz önüne alınarak, tez çalışmasında inşaat laboratuvarları hakkında bir ön bilgi verilmiştir. Sonrasında pek çok riski içerisinde barındıran ve birçok yapı deneylerinin yapıldığı yapı malzemesi laboratuvarında oluşabilecek tehlikeler üzerinde durulmuştur. Ardından bu laboratuvarlarda alınması gereken önlem ve iyileştirmeler hakkında bilgi verilmiştir. Yapı malzemesi laboratuvarlarının hangi risk seviyesinde olduğu belirlenerek, alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İSG, Yapı Malzemesi Laboratuvarı, Güvenlik, Risk, Yapı, Analiz
Living things on earth need to meet certain needs in order to survive. All of the aboveground, underground and water facilities, which are created as a result of the application of a wide variety of construction materials and techniques in order to meet these needs, are called 'construction'. In order for these planned structures to be built in accordance with the procedure, it is necessary to go through a preliminary stage in the laboratories and to find and test the appropriate material to be used. It is of great importance for structures to carry out these tests in a laboratory environment and to test and select the appropriate material. However, many risks and dangers may arise during the formation of these tests to be performed in the laboratory environment. Considering all these situations, a preliminary information about construction laboratories is given in this thesis study. Afterwards, the dangers that may occur in the building material laboratory, which contains many risks and where many building tests are carried out, are emphasized. Then, information was given about the precautions and improvements to be taken in these laboratories. By determining the risk level of the building material laboratories, the occupational health and safety measures to be taken were evaluated. Keywords: OHS, Building Materials Laboratory, Safety, Risk, Structure, Analysis
Ahşap ve mobilya sektöründe Fine-Kinney, HRNS, X tipi ve L tipi matris yöntemleri kullanılarak ve ortam ölçümleriyle risklerin değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu araştırma ahşap ve mobilya işletmesinde, iş sağlığı ve güvenliğinin daha verimli yapılabilmesi için yapılmış bir çalışmadır. Çalışanlarda iş sağlığı ve güvenlik bilincini aşılama hedeflenmektedir. İşletmeden meydana gelmiş iş kazaları, meslek hastalıkları ve yaralanmalardan dolayı gerçekleşebilecek risklerin önceden tahmin edilerek iş kazaları, meslek hastalıkları ve yaralanmaların önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Uzun süre gürültü, titreşim ve toza maruz kalmış çalışanlarda meslek hastalıkları meydana gelmektedir. Meslek hastalıklarının, iş kazalarının ve yaralanmaların önceden belirlenmesini sağlamak için X matrisi, L matrisi, Tehlike Değerlendirme Sistemi (HRNS) ve Fine Kinney risk analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. İşyerinde toz, gürültü, sıcaklık, titreşim ve ışık değerlerini öğrenmek için tek tek gerekli olan cihazlarla ölçümler yapılmıştır. Yapılan ölçümlerle eksiklikler tespit edilerek bu eksiklikleri gidermek için belirlenen risk değerlendirme metotları kullanılmıştır. Çalışma ortamında işçilere daha sağlıklı ve güvenli bir alan yaratmak çalışanların daha rahat bir ortamda çalışılmasını sağlamak ve iş veriminin artmasına katkıda bulunmak için yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışma sonuçları mevcut işyeri ve benzeri işletmeler için önemli bulunmuştur.
It is a study done to make occupational health and safety more efficient in Wood and Furniture business. It is aimed to instill occupational health and safety awareness in employees. It is aimed to prevent work accidents, occupational diseases and injuries by predicting the risks that may occur due to work accidents, occupational diseases and injuries caused by the enterprise. Occupational diseases occur in workers exposed to noise, vibration and dust for a long time. X-matrix, L-matrix, Hazard Assessment System (HRNS) and Finne Kinney risk analysis methods are used to ensure that occupational diseases, occupational accidents and injuries are determined beforehand. Measurements were made with the devices required one by one to learn the dust, noise, temperature, vibration and light values in the workplace. As a result of the measurements I made, I identified the deficiencies in the light of scientific data and used the risk assessment methods I determined to eliminate these deficiencies. Risk assessments have been used to eliminate possible hazards in operating the risk methods I use. It is a work done to create a healthier and safer working environment for the workers, to ensure that the employees work in a more comfortable environment and to contribute to the increase of work efficiency. This work is both productive for the workplace where I work and is important for similar businesses.
Orman yollarında kullanılan drenaj yapılarının kesit ve yapım tekniği bakımından uygunluğunun incelenmesi
Tez Özetleri
Ülkemizde orman yollarının yaklaşık %60 bitirilmiştir. Yeni orman yollarının yapımı yanında mevcut orman yollarının bakımlarının, büyük onarımlarının, üst yapılarının ve drenaj yapılarının da tamamlanması gerekmektedir. Özellikle drenaj yapıları ve üst yapılar orman yollarının uzun süreli kullanımına olanak veren çalışmalardır. Drenaj yapıları suyun yol yüzeyinden ve çevresinden uzaklaştıran yapılardır. Özellikle orman yollarının yüzeyinde suyun bulunması üretim çalışmalarında ve yolu geçit vermesinde büyük problemler oluşturmaktadır. Bu çalışmada, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü, Çatalca Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Yalıköy Orman İşletme Şefliği alanları içerisinde yer alan bir orman yolu üzerinde yapılan drenaj yapıları incelenmiştir. Türkiye'de yer alan orman yollarında ilk defa denen çelik menfezlerin teknik özellikler, yapım şartları, uygunluğu gibi tüm konular detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çelik menfezlerin yerlerine yerleştirilmesi, konumlandırılması, dolguların hazırlanması ve baş duvarlarının yapılması gibi tüm yapısal faaliyetler detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Menfezler için gerekli kesit alanlarının karşılaştırılması, kullanılan drenaj yapısının yerine uygunluğu gibi tüm konular ele alınmıştır.
Approximately 60% of forest roads in our country are completed. In addition to the construction of forest roads, the maintenance, major repairs, superstructures and drainage structures of existing forest roads should also be completed. Especially drainage structures and superstructures are works that allow long-term use of forest roads. Drainage structures are structures that remove water from the road surface and its surroundings. In particular, the presence of water on the surface of forest roads creates great problems in production works and in the passage of the road. In this study, drainage structures built on a forest road located within the boundaries of Yalıköy Forestry Operations Directorate, that is affiliated to Istanbul Regional Directorate of Forestry, Çatalca Forestry Operations Directorate, were examined. All issues such as technical specifications, construction conditions and suitability of steel culverts, which were tried for the first time in forest roads in Turkey, have been examined in detail. All structural activities such as the placement and positioning of the steel culverts, the preparation of the fillings and the construction of the head walls have been demonstrated in detail. All issues such as the comparison of the required cross-sectional areas for the culverts, the suitability of the drainage structure used for its place were discussed.
ORMAN YOL YAPIM AŞAMALARININ İNCELENMESİ (KEMALPAŞA ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ ÖRNEĞİ)
Saf ve Karışık Karaçam (Pinus nigra Arnold. Subsp. pallasiana (Lamb.)) Doğal Meşcereleri İçin Büyüme Modellerinin Geliştirilmesi, Biyokütle ve Karbon Depolama Miktarlarının Belirlenmesi
Ormanlık alanlarda insansız hava aracı tabanlı sayısal arazi modeli üretimi üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
Teknolojik gelişmelere paralel olarak sürekli gelişim gösteren İHA platformları ve faydalı yükleri son yıllarda birçok meslek grubu tarafından farklı amaçlar için kullanılmaktadır. İHA teknolojileri birçok alanda olduğu gibi ormancılık alanında da kullanımı hızla artmıştır. Bu hızlı artışın başlıca sebepleri arasında zamansal esneklik ve ölçmede kolaylık sağlamasıdır. Bu çalışmada İHA yardımı ile çekilen fotoğraf çiftleri kullanılarak Structure-from-motion (SfM) tekniği ile fotogrametrik işlemeler gerçekleştirilmektedir. Yine, SfM tekniği ile üretilen nokta bulutları için otomatik sınıflandırmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışma Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü'nün Göksun İşletme Müdürlüğüne bağlı Soğukpınar İşletme Şefliği sınırlarındaki Mehmetbey Mahallesi, terbüzek gözeler mevkiinde 6.25 ha büyüklüğündeki ormanlık alanda gerçekleştirilmiştir. Drone ile 100 m, 150 m ve 200 m yüksekliklerden bindirmeli (%90 ön ve %80 yan) fotogrametrik uçuşlar gerçekleştirilmiştir. Fotoğraflardan üretilen nokta bulutları sınıflandırılarak araziyi temsil edilen noktalar belirlenmiştir. Sınıflandırılan arazi noktaları ile Sayısal Arazi Modeli (SAM) üretilmiştir. Sınıflandırmış nokta bulutu ile üretilen SAM'lerin uçuş yüksekliğine göre hassasiyeti değerlendirilmiştir. Çalışma alanında arazi ölçümleri ile oluşturulan SAM üzerindeki tesadüfi kontrol noktaları kullanılarak doğruluk analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak otomatik sınıflandırılmış nokta bulutu ile üretilen SAM'lerin ormancılık faaliyetleri kapsamında kullanılabileceği ortaya konmuştur.
UAV platforms and payloads, which are continually evolving in parallel with technological advancements, have been employed for a variety of purposes by numerous professional organizations in recent years. The usage of UAV technology in forestry, like in many other fields, has grown rapidly. The major drivers of this rapid development are temporal flexibility and measurement simplicity. In this work, photogrammetric processing is performed utilizing the Structure-from-motion (SfM) technique on photo pairs acquired by UAV. For point clouds generated by the SfM procedure, automated classifications are done for further process and assessments. This study was carried out in a forest area of 6.25 hectares in the Terbüzek Gözler locality of Mehmetbey District, within the borders of the Soğukpınar Forest Enterprise Chief of the Kahramanmaraş Regional Directorate of Forestry. Drones was used to perform photogrammetric flights with overlaps of 80% front and 90% side at heights of 100m, 150m, and 200m. The point clouds generated from the photographs were classified as terrain and others. Terrain points representing land were recognized. The classified topographic points were then used to create a digital terrain model (DTM). The sensitivity of the DTMs generated with the classified point cloud was assessed in relation to flight height, and accuracy analyses were performed on the DTM generated by field measurement-based random control points. Consequently, it has been proven that DTMs created using automated categorized point cloud can be employed in forestry activities.
Odun hammaddesi bölmeden çıkarma yönteminin tahmininde karar ağaçları modelinin kullanılması
Tez Özetleri
Ormancılıkta bölmeden çıkarma (BÇ), ormanların sürdürülebilir yönetilebilmesi için gerekli, zor, tehlikeli ve maliyetli bir işlemdir. Değişken arazi koşullarının olduğu ülkemiz dağlık orman alanlarında yönteme karar vermede uzman kişilere veya uzman sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yapay zekâ (YZ) ile bu işlemler kolay hale gelebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, doğaya açık orman alanlarının değişken koşullarını dikkate alarak en uygun bölmeden çıkarma yöntemini belirlemek, belirlenen yönteme göre işin süresini ve üretim maliyetlerini tahmin edecek bir yapay zekâ sistemi geliştirmektir. Mekanizasyon bakımından ülkemizin en zengin müdürlüklerinden biri olan Artvin'de yapılmış çalışmalardan elde edilen günlük üretim (m3/gün) verileri, uzman görüşleri ile birlikte oluşan veri seti, RapidMiner Programında karar ağacı (KA) için eğitim ve test verisi olarak kullanılmıştır. BÇ'nın değerlendirilmesinde sürütme mesafesi, arazi eğimi, taşıma/sürütme yönü, arazi engeli, diri örtü, zemin durumu ve çıkarılacak ürün miktarı dikkate alınmıştır. BÇ yöntemini tahmin etme başarısının %94,60 olduğu model ile 2023 yılı üretim çalışmalarında planlama yapılmış ve planlama yapılmamış 6 benzer arazi çifti üzerinde kontroller yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda modelin BÇ yöntemini tahmin etme başarısı %100 olarak belirlenmiştir.
Wood extraction (WE) in forestry is a difficult, dangerous and costly process necessary for the sustainable management of forests. Experts or expert systems are needed to decide on the method in the mountainous forest areas of our country where there are variable terrain conditions. These processes can become easier with artificial intelligence (AI). The aim of this study is to determine the most suitable extraction method by considering the variable conditions of forest areas, and to develop an AI system to estimate the duration of the work and production costs according to the determined method. The daily production (m3/day) data obtained from the studies conducted in Artvin, one of the richest directorates of our country in terms of mechanization, and the data set formed with expert opinions were used as training and test data for the decision tree (DT) in RapidMiner Program. skidding distance, slope of the terrain, direction of transportation/skidding, terrain obstacle, weed, soil condition and the amount of product to be extracted were taken into consideration in the evaluation of the WE. With the model, which has 94,60% success in predicting the WE method, controls were carried out on 6 similar land pairs with and without planning in the production studies of 2023. As a result of the studies, the success of the model in predicting the WE method was determined as 100%.
Ekoturizm Potansiyelinin Belirlenmesinde İnsansız Hava Araçlarının Kullanım İmkanlarının Değerlendirilmesi
Orman köylüsü odaklı ekoturizm alanlarının belirlenmesi ve planlanması
Tez Özetleri
Günümüz turizm endüstrisi içerisinde kitle turizminden farklı olarak daha çeşitli ve esnek deneyimler sunan bireysel turizm türlerine yönelik bir değişim gözlenmektedir. İçinde bulunduğumuz dördüncü endüstri devriminin şekillendirdiği turizm endüstrisindeki değişimlerle de birlikte şehirlerde yaşayan bireyler tatil seçimlerinde özellikle doğal alanları tercih etmektedir. Diğer taraftan bu doğal alanlarda yaşayan orman köylüleri ise odun hammaddesi ve odun dışı orman ürünlerinin üretiminde çalışarak gelir elde etmekte ve geçimini sağlamaktadır. Dolayısıyla hem şehirlerde yaşayan bireyleri hem de orman köylülerini tek bir çatı altında toplayabilecek aynı zamanda da orman varlıklarının sürdürülebilirliğini sağlayabilecek alternatif bir turizm türü olarak ekoturizm gündeme gelmektedir. Araştırmada orman köylüsü odaklı ekoturizm alanlarında etkin faktörlerin ağırlıkları ve bu ağırlıklara bağlı olarak en uygun alanların belirlenmesi amaçlanmıştır. Giresun iline bağlı orman alanlarında ekoturizm alanı olarak düşünülen ve hem doğal hem de kültürel çekicilik barındıran destinasyonların tespit edilmesi amacıyla veriler toplanarak etken faktörler bulunmuştur. Bu doğrultuda Giresun'a bağlı Şeyhli, Güneyköy, Pınarlar-Süllü ve Kümbet yöreleri daha önce ekoturizm etkinliği gerçekleştirilen alanlar olması nedeniyle örneklem olarak belirlenmiştir. Daha sonra bu alanlardaki paydaşlarla sözel iletişim yoluyla görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler ise SPSS23 programı kullanılarak korelasyon analizi ve AHP analizi ile değerlendirilmiştir. Bu analizler sonucunda etken faktörlerin katsayıları tespit edilerek ekoturizm için uygun alanlar belirlenmiş ve ArcGIS 10.8 programı aracılığıyla haritalandırılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda ekoturizmin ana geçim kaynağı olabileceği ve tam zamanlı olarak yapılabileceği elde edilmiştir. Analizlerde ise verilerin normal dağılıma sahip olduğu ve aralarında genel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Giresun'da 50 orman köyünün en uygun ekoturizm alanı içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir.
Nowadays, in the tourism industry, the change is observed towards individual tourism types that offer more diverse and flexible experiences, unlike mass tourism. With the changes in the tourism industry shaped by the fourth industrial revolution-in current time, individuals living in cities especially prefer natural areas in their holiday choices. On the other hand, forest villagers living in these natural areas are trying to make a living by earning income from wood raw materials and non-wood forest products. Therefore, ecotourism comes to the fore as an alternative type of tourism that can gather both the individuals living in the cities and the forest villagers under a single roof and at the same time ensure the sustainability of forest resources. In the study, it was aimed to determine the weights of the effective factors in the forest villager-oriented ecotourism areas and the most suitable areas depending on these weights. In order to determine the destinations that are considered as ecotourism areas in the forest areas of Giresun province and that have both natural and cultural attractiveness, data were collected through audio and visual communication and effective factors were found. In this direction, Şeyhli, Güneyköy, Pınarlar-Süllü and Kümbet regions of Giresun were determined as samples since they were areas where ecotourism activities were carried out before. Afterwards, interviews were conducted with the stakeholders in these areas and the survey was collected. The obtained data were evaluated with correlation analysis using SPSS23 program and AHP analysis. As a result of these analyzes, the coefficients of the active factors were determined and suitable areas for ecotourism were determined and mapped through the ArcGIS 10.8 program. As a result of the interviews, it has been found that ecotourism can be the main source of income and can be done full-time. In the analysis, it was concluded that the data had a normal distribution and that there was a generally significant relationship between them. In addition, it has been determined that 50 forest villages in Giresun are located in the most suitable ecotourism area.
Investigation of the Effect of Topography and Stand Structure on Windthrow Damages: A Case Study from Düzce, Türkiye
Türkiye'de bazı toprak biyomühendisliği tekniklerini uygulama potansiyeli: Çatalca örneği
Tez Özetleri
Toprak biyomühendisliği; erozyon, sel ve sığ kitle hareketlerinin kontrolu için tohum, bitki, bitki parçası ve bitki toplulukları gibi canlı materyalin kullanılmasıdır. Bu yöntemle; yamaçlar, kazı ve dolduru şevleri, kıyılar, akarsu/nehir yatakları gibi alanların stabilizasyonu ve bitkilendirilmesi ile işletmesi bitmiş açık maden sahalarının rehabilitasyonu mümkündür. Yöntem malzemelerin yerel olarak, düşük maliyetle temin edilebilmesi ve istihdam açısından sürdürülebilir niteliğe sahiptir. Bu araştırmanın birinci amacı, kuzey Akdeniz ve orta Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan bazı toprak biyomühendislik yöntemlerini bir yamaçta uygulayarak başarısını test etmek, ikinci amacı da Türkiye'de erozyon kontrolu/toprak biyomühendisliğinde kullanılan yöntemleri belirlemektir. İstanbul ili Çatalca ilçesinde yeni inşa edilen Kuzey Marmara Otoyolunda bir kazı şevinde çıplak köklü fidan dikimi, tüplü fidan dikimi, tohum ekimi ile Türkiye'de kullanılmamış olan canlı dal demetleri ve canlı yamaç ızgarasından oluşan toprak biyomühendisliği yöntemleri uygulanmıştır. Yöntemlerin erozyon kontrolundaki başarıları, yersel ölçümle (metal erozyon çubukları) ve insansız hava aracı (İHA) ile belirlenmiştir. Yöntemlerin erozyon koruma oranları; ot tohumu ekimi, canlı dal demeti, çıplak köklü fidan dikimi, canlı yamaç ızgarası ve kaplı fidan dikimi şeklinde sıralanmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan bitkilerin yaşama yüzdeleri; Robinia pseudoacacia L. için % 74,36, Juniperus horizontalis Moench için % 88,64 Pyracantha coccinea M.Roem. için % 97,78'dir. Türkiye'de toprak biyomühendisliği konusunda kullanılan yöntemleri belirlemek için 12 ilde 29 farklı sahaya gidilerek yaygın olarak kullanılan yöntemler belirlenmiştir. Bu yöntemlerin kuru duvar eşik, kafes tel eşik, kafes tel çit teras, geonet serilmesi, ahşap eşik, kutu gabion eşik, taş kordon, örme çit, sulu ekim, çuval sedde, çalı takviyeli/demetli teras, ekolojik kutu, örme çit ve perde yapımı, karelaj şeklinde rüzgâr perdesi, ön kumul teşkili-ön rüzgâr perdesi, cep tipi teras, fidan dikimi, tohum ekimi, toprak işleme, harçlı ıslah sekisi ve harçlı taş duvar eşik olduğu görülmüştür.
Soil bioengineering is the use of living material such as seeds, plants, plant parts and plant communities to control erosion, torrent and shallow mass movements. With this method; it is possible to stabilize and plant areas such as slopes, cut and fill slopes, coasts, stream/river beds, and rehabilitation of abandoned open-pit mines. The method is sustainable in terms of the local availability of materials at low cost and the employment. The first aim of this research is to test the success of some soil bioengineering methods commonly used in northern Mediterranean and central European countries by applying them on a slope, and the second aim is to determine the methods used in erosion control/soil bioengineering in Turkey. Soil bioengineering methods consisting of bare-root planting, container-grown planting, seeding and, live branch bundles and live slope grid, which have not been used in Turkey, were applied in a cut slope on the newly built Northern Marmara Highway in Çatalca district of Istanbul province. The success of the methods in erosion control was determined by ground survey (metal erosion pins) and unmanned aerial vehicle (UAV). The protection rates of the methods are listed as follows: grass seeding, live fascines, bare root planting, live slope grating and container-grown planting. The survival percentages of the plants used in the study were: 74.36% for Robinia pseudoacacia L., 88.64%, for Juniperus horizontalis Moench and 97.78% for Pyracantha coccinea M.Roem. In order to determine the methods used in soil bioengineering in Turkey, 29 different sites in 12 provinces were visited and commonly used methods were determined. These methods are dry wall sill, wire fence sill, wire fence terrace, geonet cover, wooden sill, box gabion sill, stone cord, wattle fence, hydroseeding, soil filled bag sill, brush reinforced terrace, eco box, brush and wooden fence, grid windbreake, foredune formation, windbreaks, pocket-type terrace, planting, grass seeding, tillage, check dam with mortar and sill with mortar.
Diameter at Breast Height Calculation in Oak Stand Using UAV Imagery and TLS Based Point Cloud Data
İnsansız hava aracı ile orman yolu kazı ve dolgu hacimlerinin belirlenmesi: Bolu-Taşlıyayla örneği
İnsansız Hava Aracı İle Orman Yolu Kazı ve Dolgu Hacimlerinin Belirlenmesi
Yarı kurak dağlık alanlarda orman yolu kazı şevlerinde meydana gelen toprak kayıplarının İHA ve yersel fotogrametrik yöntemlerle belirlenmesi
Tez Özetleri
Genellikle dağlık alanlarda bulunan ormanların işletmeye açılmasında orman yolları yeterli mühendislik standartlarında ve gerekli koruyucu önlemler alınmadan inşa edildiklerinde bazı olumsuz sonuçlar ortaya çıkarabilmektedirler. Bu olumsuz sonuçların sebep olduğu sorunların başında toprak erozyonu (kayıpları) gelmektedir. Özellikle yarı kurak alanlarda bu konu daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle orman yolları inşa edildikten sonraki dönemlerde izlenerek sebep oldukları toprak kayıpları ortaya konulmalıdır. Yoğun emek ve iş gücü gerektiren geleneksel toprak kaybı belirleme çalışmalarında; parsel kurulumundaki zorluklar, sisteminin bağlantı noktalarından oluşan kaçaklar, depolama birimlerindeki malzemenin taşması ve meydana gelen yağışların düzenli takip edilmesi vb. gibi sistemin dezavantajları bulunmaktadır. Ancak son yıllarda uzaktan algılama teknolojisinin gelişmesiyle beraber geleneksel ölçümlerin dezavantajlarını ortadan kaldırmaya ve en aza indirmeye imkân veren uzaktan algılama gibi alternatif yöntemler de ortaya çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında uzaktan algılama tekniklerinden olan, İHA ve yersel fotogrametrik yöntemlerin kullanım imkânlarını değerlendirmeye yönelik, yarı kurak dağlık alanlarda orman yolu kazı şevlerinde meydana gelen toprak kayıplarının belirlenmesi amacıyla uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca yöntemlerin avantaj ve dezavantajları irdelenmiştir. Çalışma alanı olarak Taşlıyayla Orman İşletme Şefliği (Seben/Bolu)sınırları içerisinde yer alan ve 2019 Ağustos ayında yapımı tamamlanan 3,7 km uzunluğundaki 001 kodlu B Tipi orman yolunun 100 metrelik kısmı seçilmiştir. Veri alımları İHA ve yersel fotogrametrik yöntemlerle Mayıs 2020-Kasım 2020 döneminde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada; seçilen yolun kazı şevinde birim alandaki alansal erozyon ve birikme büyüklükleri İHA ile 0,080 m2m-2 erozyon, 0,067m2m-2 birikme, yersel fotogrametrik yöntemle 0,127 m2m-2 erozyon, 0,088 m2m-2 birikme tespit edilmiştir. Ayrıca kazı şevinde birim alanda hacimsel erozyon ve birikme miktarları ise İHA ile -0,0060 m3m-2 aşınma miktarı, 0,0046 m3m-2 birikme miktarı, yersel fotogrametrik yöntemle -0,0050 m3m-2 aşınma miktarı, 0,0031 m3m-2 birikme miktarı bulunmuştur. Her iki yöntem zamansal olarak karşılaştırıldığında yersel fotogrametri yönteminde işlemler yaklaşık 2 kat daha uzun sürmüştür. Ayrıca İHA ile üretilen SYM ve ortofotoların yer örneklem mesafesi 2 cm iken, yersel fotogrametri yönteminde 1 cm olarak elde edilmiş, yersel alımlar 2 kat daha yüksek çözünürlüklü bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre bu gibi çalışmalarda yersel fotogremetrik yöntem daha doğru sonuçlar vermektedir.
The construction of forest roads in order to put the mountainous forests into operation brings with it some problems if not careful enough and the necessary protective measures are not taken. Soil erosion comes first among these problems. This issue is especially important in semi-arid ecosystems. The traditional soil loss determination method; difficulty of parcel establishment, leaks from connection points in the system, overflow of collection tank and monitoring of precipitation time etc. has such disadvantages. With the development of remote sensing technology in recent years, access to soil loss data and obtaining results can be economical, easy and fast. In this thesis, an alternative to the traditional soil loss determination method was investigated by UAV and terrestrial photogrammetric methods. The aim of this study is to determine the soil losses in forest road cut slopes in semi-arid mountainous areas by UAV and terrestrial photogrammetric methods. In addition, the advantages and disadvantages of both methods used in the study were examined. In this context, the 100-meter part of the 3,7 km-long Type B forest road with the code 001, whose construction was completed in August 2019, within the boundaries of the Taşlıyayla Forest Management Chief (Seben/Bolu), was chosen as the study area. Data acquisition was carried out by UAV and terrestrial photogrammetric methods in the period of May 2020 - November 2020.In the results of study; degradation per unit was determined by UAVerosion in 0.080 m2m-2 area and accumulation in 0.067 m2m-2 area and by terrestrial photogrammetry erosion in 0,127 m2m-2 area and accumulation in 0,088 m2m-2 area. In addition, according to the volumetric degradation per unit area results, -0.0060 m3 m-2 erosion amount and 0.0046 m3 m-2 accumulation amount were determined in the UAV. In the photogrammetric method, -0.0050 m3 m-2 erosion amount and 0.0031 m3 m-2 accumulation amount were found. When both methods were compared temporally, the processes took approximately 2 times longer in the terrestrial photogrammetry method.In addition, while the ground sampling distance of DEM and orthophoto produced with the UAV was 2 cm, it was obtained as 1 cm in the terrestrial photogrammetry method, terrestrial receptions were found to be 2 times higher resolution. According to the results obtained, the terrestrial photogremetric method gives results that are more accurate in such studies.
Subasar ormanlarda endüstriyel odun hammaddesi üretiminin teknik ve çevresel yönlerden incelenmesi
Orman Yolu Büyük Onarımı Çalışmalarında Yaklaşık Maliyet ve Hakediş Değerlerinin İncelenmesi: Yığılca Orman İşletme Müdürlüğü Örneği
Mevcut ve Yeni Yapılan İdari Binaların İklim Değişikliği'ne Uygun Tasarlanmasında Sürdürülebilir Mimarlık Etkisi
Fidanlıklarda uygulanan mekanizasyon tekniklerinin verimliliklerinin karşılaştırılması
Tez Özetleri
Gökçebey Fidanlık Müdürlüğünde fidan üretim aşamasında uygulanan mekanizasyon teknikleri (beş safhadan oluşan) insan gücü ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmanın gerçekleştirildiği safhalar; toprak işlemesi, ekim yastıklarının hazırlanması, ekim, fidanların bakımı ve sökülmesi aşamalarıdır. Gökçebey fidanlığında 2+0 yaşlı, Tefen orjinli fidanların üretimi sırasında her bir aşamada 30 tekrarlı olarak gerçekleştirilen birim zaman ölçümlerine göre toprak işlemesinin %38.6, yastık yapımının %60, ekimin %45.6, bakım çalışmalarının % 59.4 ve fidan sökümünün %51.9 oranında traktöre monteli ekipmanlarla daha verimli yapıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca ekonomiklik anlamında her iki yöntem birbiriyle kıyaslandığında ise 150 hektarlık bir alanda toprak işlemesi, 158 adet ekim yastığı oluşturulması, 310 adet ekim yastığında ekim yapılması, 218 adet ekim yastığında bakım çalışması yapılması ve 182 adet ekim yastığında fidan sökümü gerçekleştirilmesi halinde makineli çalışmanın insan gücüne göre ekonomik olacağı belirlenmiştir.
The mechanization techniques (consisting of five phases) applied at the seedling production stage in Gökçebey Nursery Directorate were compared with manpower. The stages of comparison are made; soil cultivation, preparation of seedbed, planting, maintenance and dismantling of the seedlings. During the production of 2 + 0 aged, Tefen origin seedlings in Gökçebey nursery, 30 time unit measurements were made at each stage. According to the unit time measurements performed, it was determined that soil cultivation was 38.6%, pillow making was 60%, planting was 45.6%, maintenance work was 59.4% and seedling was 51% more efficient with tractors mounted equipment. Also, when both methods are compared in terms of economy, it has been determined that machine operation will be economical according to human power in the case of soil cultivation in a 150 hectare area, 158 seedbeds are formed, 310 seedbeds are dibbled, maintenance work on 218 seedbeds and dismantling of sapling in 182 seedbed.
The effect of elevation and exposure on stability index and quantity of snags in pure Oriental beech (Fagus orientalis Lipsky.) managed forests
The Effects of Climate Change Scenarios on Carpinus betulus and Carpinus orientalis in Europe
Computer-Assisted Ergonomic Analysis of Working Postures Causing Strain
Yangın Gözetleme Kulesinde Çalışan İşçilerin İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Üzerine Araştırmalar
Orman yolu kazı şevlerinde farklı tekniklerin stabilizasyon üzerine etkileri
Tez Özetleri
Bu çalışmada, farklı stabilizasyon tekniklerinin orman yolları kazı şevlerinden kaynaklanan sediment ve yüzeysel akışı kontrol etmedeki etkinlikleri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, 20°, 30° ve 40° eğim verilecek şekilde kazı şevleri tesviye edilmiştir. Her eğim grubuna üç farklı stabilizasyon tekniği; odun üretim artıkları, hydroseeding ve jüt geotekstil müdahalesi uygulanmış ve kontrol parselleri kurulmuştur. Sediment ve yüzeysel akış miktarlarını ölçmek ve stabilizasyon tekniklerinin performansını belirlemek amacıyla kazı şevlerine yüzeysel akış parselleri tesis edilmiştir. Çalışmada her müdahale şekli üç tekrarlı olacak şekilde 36 adet 1 x 1 (1.2 m2) ebatlarında yüzeysel akış parseli şevlere tesis edilmiştir. Eğim sınıflarına ait ortalama sediment miktarları en çoktan en aza doğru kontrol, jüt geotekstil, hydroseeding ve odun üretim artıkları parsellerinde sırasıyla 6,41, 1,16, 0,65 ve 0,45 g m-2 olarak tespit edilmiştir. Eğim sınıflarına ait ortalama yüzeysel akış miktarları en çoktan en aza doğru kontrol, jüt geotekstil, hydroseeding ve odun üretim artıkları parsellerinde sırasıyla 6,82, 3,71, 1,64 ve 1,30 mm m-2 olarak tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, odun üretim artıkları, hydroseeding ve jüt geotekstil müdahaleleri kontrol parsellerine kıyasla sediment miktarını sırasıyla 14, 10 ve 5 kat azaltmıştır. Sonuçlara göre odun üretim artıkları, hydroseeding ve jüt geotekstil müdahaleleri kontrol parsellerine kıyasla yüzeysel akışı sırasıyla 5, 4 ve 2 kat azaltmıştır. Odun üretim artıkları ve hydroseeding müdahalesi yüzeysel akış ve sediment miktarını azaltmada, jüt geotekstil müdahalesine göre daha başarılı sonuçlar vermiştir.
In this study, the effectiveness of different stabilization techniques in controlling sediment and runoff from forest road cut slopes was investigated. Within the scope of the study, cut slopes are grading according to 20, 30 and 40 degree slopes. Three different stabilization techniques for each slope group; wood production residues, hydroseeding and jute geotextile treatment were applied and control plots were established. In order to measure the amount of sediment and runoff and to determine the performance of stabilization techniques, runoff plots were established on the cut slopes. In the study, 36 runoff plots of 1 x 1 (1.2 m2) were installed on the cut slopes, with three repetitive of each treatments. The average sediment yields according to the slope classes from highest to lowest were determined as 6,41, 1,16, 0,65 and 0,45 g m-2 in the control, jute geotextile, hydroseeding and wood production residues plots, respectively. The average runoff amounts of slope classes from highest to lowest were determined as 6,82, 3,71, 1,64 and 1,30 mm m-2 in control, jute geotextile, hydroseeding and wood production residues plots, respectively. According to the results of the study, compared to the control plots, wood production residues, hydroseeding and jute geotextile treatments reduced the sediment yields by 14, 10 and 5 times, respectively. According to the results of the study, compared to the control plots, wood production residues, hydroseeding and jute geotextile treatments reduced the runoff amount by 5, 4 and 2 times, respectively. Compared to the jute geotextile, wood production residues and hydroseeding treatment gave more successful results in reducing the amount of runoff and sediment.
Bütünleşik Havza Yönetim Planlarına Hidro-Ekolojik Katkı Sağlayacak, Ülkemize Özgü Bir Akarsu Koridoru Etüt Metodunun Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması
Orman içinde izne konu maden sahalarının madencilik faaliyeti öncesi ve sonrasında genel durumunun CBS ortamında irdelenerek yeniden orman olarak rehabilite edilebilmesinin araştırılması( Zonguldak Örneği)
Seasonal Changes of Microbial Biomass Carbon, Nitrogen, and Phosphorus in Soil Under an Oriental Beech Stand
Ergonomic Evaluation of Vibration in Tractor Operators
Determination of some factors leading to the infestation of Ips sexdentatus in crimean pine stands
APPLICATION OF DEEP NEURAL NETWORKS IN MODELING THE CAPTURE OF Ips sexdentatus IN PHEROMONE TRAP
Orman alanlarındaki zamansal değişimlerin izlenmesi: İstanbul örneği
Tez Özetleri
Orman ekosistemlerindeki değişimlerin belirlenmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi sürdürülebilir planlama ve yönetim için oldukça ciddi bir görevdir. Değişimlerin büyüklüğü ve değişimin yönü hakkında elde edilen veriler uygulamacılar için önemli bir karar desteği sunar. Bu çalışmada İstanbul ilinin orman alanlarındaki zamansal değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanı, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü operasyon alanı içindeki İstanbul il sınırlarını kapsamaktadır. Çalışma alanının büyüklüğü yaklaşık 500 bin hektardır. Bu alanda Çatalca, İstanbul, Bahçeköy, Kanlıca ve Şile Orman İşletme Müdürlükleri bulunmaktadır. Orman alanlarındaki değişimlerin belirlenmesi için CORINE (Coordination of Information on the Environment) arazi örtüsü ve orman amenajman plan verileri kullanılmıştır. ArcGIS'te overlay analizi yapılarak değişim verileri ve değişim matrisleri üretilmiştir. Değişim matrislerinden yıllar arasındaki değişimlerin büyüklüğü ve değişimin yönü belirlenmiştir. Çalışmada yapay yüzeyler, tarım alanları, orman alanları, sulak alanlar ve su kütlesi olmak üzere 5 temel arazi örtüsü sınıfındaki değişimler ortaya konulmuştur. Ayrıca, orman alanı sınıfındaki verilerin değişimleri detaylı olarak tespit edilmiştir. İstanbul ilinde 2000-2018 yılları arasında ana arazi örtüsü sınıflarındaki değişimler incelendiğinde, arazi örtüsü değişimlerinin yaklaşık 24000 hektar ile en çok orman arazi örtüsü sınıfında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu dönemde ormanlık alanlar %8.7 oranında azalmıştır. Orman alanlarındaki bu değişimlerin %4.22'sinin yerleşim alanları, %4.45'inin tarım alanları yönünde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ormanlardaki artım ve büyüme dengesini bozmayacak, sürdürülebilir bir orman ekosistemi planlamasının önemli olduğunu düşünüyoruz. İstanbul ili orman örtüsünde 18 yılda (2000-2018) meydana gelen değişim verileri, bölgedeki planlama ve orman yönetimi konularında çalışma yapan uygulamacılar için altlık veri olarak kullanılabilecektir.
Identifying, monitoring, and evaluating changes in forest ecosystems is a very serious task for sustainable planning and management of forests. The data obtained about the size and the direction of the changes provide important decision support for the practitioners. In this study, it is aimed to determine the temporal changes in the forest areas of Istanbul province. The study area covers the provincial borders of Istanbul within the operation area of Istanbul Regional Directorate of Forestry and extend over an area of 500 thousand hectares. CORINE land cover and forest management plan data used to determine the forest changes. Change maps and change matrices were produced by performing overlay analysis in ArcGIS. In the study, changes in 5 main land cover classes have been revealed: artificial surfaces, agricultural areas, forest areas, wetlands, and water areas. When the changes in the main land cover classes in the province of Istanbul between the years 2000-2018 are examined, it is understood that the land cover changes occurred mostly in the forest land cover class about 24000 hectares. During this period, forest areas decreased by 8.7%. It has been observed that 4.22% of these changes in forest areas were in the direction of settlement areas and 4.45 of agricultural areas. As a result, it is emphasized that sustainable forest ecosystem planning is important to disrupt the increase and growth balance in the forests. These results will be able to be used as base data for practitioners who work in planning and forest management issues.
İnsansız Hava Aracıyla Elde Edilen Hava Fotoğraflarından Kızılçam Ağaçlarının Çap ve Boylarının Ölçülmesi
Forest road extraction from orthophoto images by convolutional neural networks
Forest road detection using deep learning models
BARTIN İLİ VE İLÇELERİ YÜZEY ARAŞTIRMASI
Türkiye yüksek dağ sınıflarındaki arazi kullanım ve arazi örtüsü değişikliklerin izlenmesi ve değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Dünya yüzeyinin yaklaşık %27'si dağlarla kaplıdır ve dünya nüfusunun yaklaşık %15'ü dağlık alanlarda yaşarlar. Ayrıca, Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı temel gereksinimleri bakımından dağlık alanlara bağlıdır. Gıda arzı, tatlı su ihtiyacı, biyoçeşitlilik, maden kaynakları vb. bakımından dağlık alanlar birçok ihtiyaca cevap vermektedir. Dağlık alanlar ekolojik, estetik ve sosyoekonomik ihtiyaçlar için de son derece önemli alanlardır. Dağlık alanlar iklim değişikliği ve iklim değişikliğinin etkilerinin değerlendirilmesi noktasında da önemli rol oynamaktadırlar. İnsan faaliyetleri sonucu dağlık alanlardaki arazi kullanım sorunları, iklim değişikliğini de tetiklemektedir. Bu nedenle dağlık alanlarda insan kaynaklı arazi değişimleri, iklim değişikliğine yönelik ekolojik parametrelerin izlenmesi ve değerlendirilmesi son derece önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye yüksek dağ ekosistemlerinin potansiyel durumu, ekolojik parametrelerdeki uzun yıllar eğilimlerinin tespiti ve sonuçların küresel iklim değişikliği çerçevesinde değerlendirmesi amaçlanmıştır. Tez kapsamında, temel altlık olarak Küresel Dağ Araştırmalarının (K3) sınıflandırmasına göre, Türkiye'deki Yüksek ve Dağınık Yüksek Dağ Sınıfları temel çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışmada çok amaçlı arazi izleme ve değerlendirme yazılımı olan ve FAO tarafından geliştirilen Collect Earth yazılımı kullanılmıştır. Çalışma alanı için toplam 4018 parsel deneme alanı (0.5 ha) için veri üretilmiş ve veriler tüm alana enterpole edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, çalışma alanı içerisindeki en büyük arazi kullanım sınıfları Orman ve Mera alanlarıdır. Yüksek ve Dağınık Yüksek Dağ Sınıflarının arazi örtüsü/kullanım alanlarının 2000-2022 yılları arasındaki değişimi incelendiğinde Orman alanlarının 179376,40 ha azaldığı tespit edilmiştir. Yerleşim alanı ise alansal artış olarak en yüksek artışı gösteren sınıf olmuştur. Yüksek ve Dağınık Yüksek Dağ Sınıfları içerisindeki NDVI değişim alanları incelendiğinde, toplam 2472831,6 ha vejetasyon artışı göstermiş alanlar statüsünde yer almıştır. Bu değişim arazi sınıfları içerisinde vejetasyona bağlı iyileşme alanları olarak yorumlanabilir. NDVI artışının en çok yaşandığı arazi kullanım sınıflarının da Orman ve Mera sınıfları olduğu tespit edilmiştir. Yüksek ve Dağınık Yüksek Dağ Sınıfları içerisindeki ekolojik etmenlerin değişimleri incelendiğinde, yağışların düşüş eğiliminde, gerçekleşen maksimum ve minimum sıcaklıkların artış eğiliminde, benzer olarak evapotranspirasyon değişimlerinin ve iklimsel su açığının artış eğilimde olduğu tespit edilmiştir.
Approximately 27% of Earth's surface is covered by mountainous areas in which about 15% of the total population of the world is settled. Moreover, almost half of the population in the world is dependent on the mountainous area regarding the essential needs. Mountainous areas supply the requirements including food supply, need for freshwater, biodiversity, and mineral resources. Mountainous fields play a crucial role in terms of ecology, aesthetics, and socioeconomic needs. They have a significant place in climate change and the evaluation of its consequences. The problems of land cover/use in mountainous areas caused by human interference lead to climate change. Thus, it is of high importance to monitor and evaluate the human-based alteration of the land and ecological parameters for climate change. The current study aims to assess the potential condition of high mountain ecosystems in Turkey, its long-term inclination in the ecological parameters, and to evaluate its results within the scope of global climate change. In this study, the High and Scattered High Mountains in Turkey was selected as a base map according to the K3 classification presented by Global Mountain Explorer. In addition, Collect Earth software, which is a multi-purpose observation and evaluation software developed by FAO, was used. For the study field, data were generated for the 4018 plot (0.5 ha) area and they were interpolated to these areas. The results of the analysis revealed that Forest and Grassland has the largest land use area. When the change in land use and land cover of High and Scattered High Mountain classes between 2000-2022 were analysed, it was determined that the Forest area decreased to 179376.40 ha. On the other hand, the Settlement area was the one with the highest increase. A vegetation increase to 2472831. 6 ha was observed when the NDVI change areas in High and Scattered High Mountain Classes were examined. This vegetation increase was possibly interpreted as an improvement depending on the vegetation within the land classes. The highest increase of NDVI was observed in the forest and grassland. Considering the changes in ecological elements in High and Scattered High Mountain Classes, it was observed that precipitations had a tendency to decrease while the maximum and minimum temperatures increase. Similarly, the evapotranspiration changes and climatic water deficit was detected to increase.
Türkiye sulak alanlar arazi örtü/kullanım değişimlerinin arazi tahribatının dengelenmesi kapsamında izlenmesi ve değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Sulak alanlar sağladığı hizmetler (gıda, tatlı su, genetik materyal vb.), düzenleyici hizmetleri (iklim, su akış rejimi, erozyon, doğal afet, tozlaşma vb.), kültürel hizmetleri (rekreasyon, estetik, eğitim vb.) ve destekleyici hizmetler (toprak oluşumu, besin döngüsü vb.) düşünüldüğünde önemli bir kavramdır. Sulak alanlara yönelik en büyük tehdit ise sulak alanların tahribi ve alansal bakımından azalmalarıdır. Bu nedenle yapılacak izleme ve değerlendirme çalışmaları sulak alanlar için oluşturulacak yönetim ve politikalar için önemlidir. Bu amaçla gerçekleştirilecek tezin amacı, Türkiye resmi sulak alanlar arazi kullanım değişimlerinin 2000 yılından günümüze değişimlerini izlenmesi ve değerlendirilmesini kapsamaktadır. Bu amaçla yapılacak çalışmanın önemi ise; arazi tahribatının dengelenmesine yönelik sulak alan ve yakın çevresindeki değişimlere göre risk değerlendirilmesine yapılarak, arazi değişimi özelinde alınacak önlemlere ilişkin altlık bilgilerin oluşturulması ve politikaların önerilmesine yardımcı olmaktır. Çalışmada ücretsiz bir arazi izleme değerlendirme yazılımı olan Collect Earth yazılımı kullanılacaktır. İlk olarak FAO tarafından kullanılan Collect Earth çok amaçlı arazi izleme ve değerlendirme aracıdır. Çalışma Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nden 2020 yılı itibariyle alınan verileri göre toplam 93 adet sulak alanda gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması kapsamında toplam 14245 deneme alanı üzerinde çalışmalar gerçekleştirilmiş ve sonuçlar tüm alana enterpole edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye sulak alanların büyük bir kısmı tarım alanı (%35,38) olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Ramsar alanlarının da, %38,6'sı tarım alanı sınıfında, %1,7'si yerleşim alanı sınıfında yer almaktadır. 2000-2022 yılları arasındaki Türkiye sulak alanlarında Orman, Tarım, Yerleşim ve Diğer arazi sınıflarının arttığı, Sulak alan varlığının 3629,28 hektar azaldığı tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 40991,47 hektar alanda arazi bozulumu ve 25683,03 hektar ise iyileşme olduğu tespit edilmiştir.
Wetlands is important for main services (such as food, freshwater, genetic material), regulatory services (such as climate, flow regime, erosion, natural disaster, pollination,), cultural services (such as recreation, aesthetics, education) and supporting services ( such as soil formation, nutrient cycle). The greatest threat to wetlands is the destruction and reduction of wetlands. Therefore, monitoring studies are important for wetland management and policies. The purpose of the thesis is to monitor the changes in the land cover/use in Turkey's official national and international wetlands since 2000 , to make the risk assessment of wetlands for land degradation neutrality (LDN), to determine the land cover/use changes and to reach the necessary data for planning. Collect earth (CE) software was used in the study. Collect Earth first used by the Food and Agriculture Organization of the United Nations (FAO) is a multi-purpose land monitoring software tool. The study was carried out in a total number of 93 wetlands, according to the data obtained from the Republic of Türkiye Ministry of Agriculture and Forestry, General Directorate of Nature Conservation and National Parks as of 2020. Within the scope of the thesis study, studies were carried out on 14245 plot areas and the results were interpolated to the whole area. According to the results of the study, it has been determined that a large part of Turkey's wetlands (35.38%) is used as Cropland. : 38.6% of Ramsar areas are classified as Cropland and 1.7% as Settlement Areas. It has been determined that the areas of 'Forest land', 'Cropland', 'Settlements' and 'Other land' classes in Turkey's wetlands between the years 2000-2022 have increased, and the 'wetlands' class area has decreased by 3629.28 ha. As a result of the analysis, it was determined that there was land degradation in 40991.47 hectares and land improvement in 25683.03 hectares.
Development of Spectral Library for The Fast-Growing Species in Turkey: The Poplar Species Case
Essential Issues Related to Construction Phases of Road Networks in Protected Areas: A Review
ORMANCILIKTA MEKANİK ÜRETİM ÇALIŞMALARINDA MAKİNE KAYNAKLI BAŞLICA RİSK FAKTÖRLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Orman Yolu Yüzey Deformasyonlarının PPK Entegre Yakın Mesafe Fotogrametrisi ve El Tipi Yersel Lazer Tarayıcı Verileri ile İzlenmesi
Farklı Aralama Şiddetleri Uygulanan Meşcerelerde Bölmeden Çıkarma Faaliyetlerinin Fidan Vitalitesi Üzerine Etkilerinin Araştırılması
İnsansız Hava Aracı Kullanılarak Optimal Orman Yol Ağının Planlanması (Eldivan Örneği)
İnsansız hava aracı kullanılarak optimal orman yol ağının planlanması (Eldivan örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışma, çeşitli ormancılık faaliyetlerinin yürütülmesinde temel alt yapı görevini üstlenen orman yollarında mevcut orman yol ağına yönelik İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanılarak optimal orman yol ağı için gerekli olan orman yolu lokasyonlarının tespit edilmesi ve planlanması için drone vb. özellikli teknolojilerin kullanılabilirliğinin ortaya konulması amacıyla yürütülmüştür. Bu çalışmada elde edilen veriler ile ulusal orman yol ağlarına ilişkin değerlendirmeler yapmak için Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımları yardımıyla işlenebilecek veri tabanlarının kullanımında pratik bir yaklaşım sunulmuştur. Çalışma kapsamında Çankırı Karatekin Üniversitesi Orman Fakültesi Eldivan Araştırma ve Uygulama Ormanı sınırları (367 ha) içerisinde kalan orman varlığı drone (İHA) cihazı ile çeşitli yüksekliklerden uçuşlar yapılarak halihazır ortomozaik verisi elde edilmiştir. Daha kaliteli ve hassas verinin sağladığı avantajlı analiz ortamı ile tüm çalışma alanına ait verilerini içeren bir çoklu veri tabanı oluşturulmuştur. Orman yol ağının halihazır durumunun tespitinden sonra mevcut orman yol ağı sayısal ortamda tanımlanmış ve optimal yol ağına ulaşmak için gerekli lokasyonlar yine CBS yazılımı vasıtasıyla tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında üretilen ortomozaik ve yüksek çözünürlüklü Sayısal Yükseklik (SYM) verisi kullanılarak Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ilgili tebliğine uygun olarak ihtiyaç duyulan lokasyonlar planlamaya dahil edilerek projelendirilme çalışmaları için alternatif güzergahlar ortaya konmuştur. İHA cihazı kullanılarak uygulamada kısa sürede pratik ve etkili veriler elde edilebilmekte ve karar vericiler için uygun karar verme ortamı sağlanabilmektedir. Bu çalışma sonucunda üretilen tüm veriler bilim insanları ve diğer ilgililerin kullanabileceği bir veri tabanında temsil edilmiştir.
This study, using Unmanned Aerial Vehicle (UAV) for the existing forest road network on forest roads, which undertakes the basic infrastructure in the execution of various forestry activities, is used to determine and plan the forest road locations required for the optimal forest road network, such as drones, etc. This study was conducted to demonstrate the usability of featured technologies. In this study, a practical approach is presented in the use of databases that can be processed with the help of Geographic Information Systems (GIS) software to make evaluations about national forest road networks with the data obtained. Within the scope of the study, the current orthomosaic data was obtained by making flights from various heights with the drone (UAV) device of the forest assets within the borders of Çankırı Karatekin University Faculty of Forestry Eldivan Research and Application Forest (367 ha). With the advantageous analysis environment provided by better quality and sensitive data, a multi-database containing the data of the entire study area has been created. After the current state of the forest road network has been determined, the existing forest road network has been defined in the digital environment and the necessary locations to reach the optimal road network have been determined by the GIS software. By using the orthomosaic and high-resolution Digital Elevation (DEM) data produced within the scope of the study, the locations needed in accordance with the relevant communiqué of the General Directorate of Forestry (GDF) were included in the planning and alternative routes were revealed for the project design studies. By using the UAV device, practical and effective data can be obtained in a short time in practice and a suitable decision-making environment can be provided for decision makers. All the data produced as a result of this study are represented in a database that can be used by scientists and other interested participants.
Arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişiminin uzaktan algılama verileri ve yapay sinir ağları yöntemiyle modellenmesi (İzmit örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışma; arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişiminin öğrenilmesi, tanımlanması; ormancılık, tarım, sanayi, şehir planlama, kırsal ve kentsel yönetim, doğal kaynak yönetimi vb. yönetim çalışmaları için oluşturulacak karar verme süreçlerinin önemli bir aracıdır. Bu çalışmada, hızlı bir sanayileşme sürecine konu olmuş İzmit ili ve yakın çevresinin 2000-2010 ve 2020 yılları arasındaki arazi kullanımı ve arazi örtüsü (AKAÖ) değişimi Uzaktan Algılama (UA) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) yaklaşımı ile ortaya konulmuş ve 2030 yılı AKAÖ tahmini yapılarak haritalandırılmıştır. Çalışma kapsamında; uydu görüntüleri kullanılarak dört arazi kullanım sınıfına göre (orman, su, tarım ve yapılaşma alanı) meydana gelen arazi kullanımı değişiminin; yükseklik ve eğim değişkenleri kullanılarak simüle edilmiştir. Simülasyon için Landsat 5 TM, Landsat 7 ETM ve Landsat 8 OLI görüntüleri kullanılmıştır. Bu çalışmada elde edilen görüntüler sınıflandırılmış ve Kappa değerleri 2000 için %91, 2010 için %87 ve 2020 yılı için ise %94 olarak hesaplanmıştır. 2030 yılı simülasyonunun validasyon değeri %89,2 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışma sonuçlarına göre, 2020 yılından 2030 yılına gelindiğinde orman alanlarının %0,41, tarım alanlarının %4,38, su alanlarının %0,04 azalacağı bunun yanında sanayi şehri olan İzmit ilinin yapılaşma alanlarının %37,06 oranında artacağı tahmin edilmiştir. Mekânsal ve zamansal düzlemde orman ve su alanlarının düşük hızda azaldığı ancak tarım alanlarının daha hızlı bir düşüş eğilimi içinde olduğu ve bu durumun devam edeceği tahmin edilmektedir.
This study; learning and identifying land use and land cover change; forestry, agriculture, industry, city planning, rural and urban management, natural resource management etc. It is an important decision-making tool to be created for management studies. The Land Use and Land Cover (LULC) change of Izmit province and its close circle, which has been the subject of a rapid industrialization process, between the years 2000-2010 and 2020 has been revealed by Remote Sensing (RS) and Artificial Neural Networks (ANN) approach and mapped by making an estimation of the year 2030. The purpose of the estimate is stated. Scope of work; land use change by four land use classes (forest, water, agriculture and construction area) using satellite images; It is simulated using elevation and slope variables. Landsat 5 TM, Landsat 7 ETM and Landsat 8 OLI images were used for simulation. The images obtained in this study were classified and Kappa values were calculated as 91% for the year 2000, 87% for the year 2010 and 94% for the year 2020. The validation value of the 2030 simulation was determined as 89.2%. According to the results of this study, it is estimated that from 2020 to 2030, forest areas will decrease by 0.41%, agricultural areas by 4.38% and water areas by 0.04%. It is estimated that forest and water areas have decreased at a low rate in spatial and temporal planes, but agricultural areas tend to decrease more rapidly and this situation will continue.
Assessment of Unmanned Aerial Vehicle Use Opportunities in Forest Road Project (Düzce Sample)
LİDAR Sistemleri ile Geniş Yapraklı Meşcerelerde Optimal Veri Alım Parametrelerinin İHA Tabanlı Olarak Belirlenmesi ve Farklı Aralama Müdahaleleri Sonucunda Meydana Gelen Değişimlerin İzlenmesi
Using Digital Images Obtained from an Unmanned Aerial Vehicle for Evaluating Soil Deformation of Mechanized Harvesting Equipment
Bazı Orman Ağaçlarının Organlarındaki Besin Elementlerinin Topraktaki Besin Elementleri ile İlişkisi
Farklı iklim bölgelerindeki şehirlerde bazı iklim parametreleri ve biyokonfor değerlerinin mevsimsel değişimi ve haritalanması
Tez Özetleri
Geniş bir bölgede, çok uzun zaman içerisinde aynı kalan ortalama hava şartları olarak tanımlanan iklim, insanların fiziksel çevresini şekillendirdiği gibi ayrıca, sağlığını, mutluluğunu, psikolojisi, yaşam tarzı kısacası bütün hayatını etkileyen bir faktördür. İklim bileşenlerinden sıcaklık, yağış, nem ve rüzgâr hızı gibi çevre şartlarının, insanların kendilerini daha sağlıklı ve dinamik hissettikleri aralıklarda olması yani, bu değerlerin insanlar için uygun aralıklarda olması "biyoklimatik konfor" veya kısaca "biyokonfor" olarak isimlendirilir. İklimin, insan biyokonforu üzerindeki etkisinden dolayı insanların yaşamlarını sürdürdükleri fiziksel çevrenin tasarım ve planlanmasında öncelikle bölgedeki iklimi anlamak, değerlendirmek ve insanların kendilerini rahat hissedecekleri ortamı oluşturmak gerekmektedir. Ülkemiz bulunduğu coğrafik konum itibariyle üç ana iklim tipinin etkisi altındadır ve bu iklim tiplerinin gösterdikleri klimatik şartlar birbirinden oldukça farklıdır. Ayrıca bu iklim tiplerinin görüldüğü alanlarda topografik koşullar iklim bileşenlerinin önemli ölçüde farklılaşmasına sebep olabilmekte ve bu durum biyokonfor alanlarını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde farklı iklim tiplerinin hüküm sürdüğü alanlarda biyokonfor açısından uygun alanların nasıl şekillendiği belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Akdeniz iklim tipinin hüküm sürdüğü bölgede Antalya ve Çanakkale, Karasal iklim tipinin hüküm sürdüğü bölgede Ağrı ve Malatya, Karadeniz iklim tipinin hüküm sürdüğü bölgede ise Samsun ve Rize illerinin uzun dönemlik meteorolojik verileri kullanılarak biyokonfor açısından uygun alanlar mevsimsel ve yıllık bazda belirlenmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya konu illerde görülen iklim tipleri ve buna bağlı olarak iklim parametreleri arasında büyük oranda fark olduğu, benzer şekilde aynı iklim tipinin hâkim olduğu iller arasında da önemli ölçüde fark bulunabildiği belirlenmiştir. Ayrıca, farklı iklim bölgeleri ve farklı illerde biyokonfor açısından uygun alanların oluşmasını engelleyen iklim bileşenlerinin farklılık gösterebildiği, topografyanın da biyokonfor alanlarını önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir.
The climate, defined as the average weather conditions that remain the same in a large region for a very long time, shapes the physical environment of people, as well as a factor that affects their health, happiness, psychology, lifestyle, in short, their whole life. December of the climatic components, environmental conditions such as temperature, precipitation, humidity and wind speed are in the ranges where people feel healthier and more dynamic, that is, these values are in the appropriate december for people are called "bioclimatic comfort" or "bioconfor" for short. In the design and planning of the physical environment in which people live due to the influence of climate on human bioconforum, it is necessary first of all to understand, evaluate the climate in the region and create an environment where people will feel comfortable. Our country is under the influence of three main climate types due to its geographical location, and the climatic conditions shown by these climate types are quite different from each other. In addition, topographical conditions in the areas where these climate types are observed can cause significant differentiation of climate components, and this shapes the bioconfor areas. In this study, it was tried to determine how the appropriate areas in terms of bioconfor are shaped in the areas where different climate types prevail in our country. For this purpose, Antalya, and Çanakkale in the region of the reigns of the Mediterranean climate, continental climate prevails in the region where the type of pain and Malatya, Samsun, Black Sea climate and the region of Rize province in the reigns of long-term seasonal and meteorological data in the appropriate fields on an annual basis in terms of using biyokonfor were determined. Study after study in the subject there is a big difference between climate and climate parameters, similarly dominated provinces where can be found a significant difference between the same type of climate have been identified. In addition, it was determined that the climatic components that prevent the formation of suitable areas in terms of bioconfor in different climatic zones and different provinces may differ, and the topography also significantly affects the bioconfor areas.
Bazı kabuk soyma araçlarının verim ve kabuk soyma kalitesi açısından karşılaştırılması
Tez Özetleri
Odun hammaddesi üretim sürecinde, meşcere içerisinde çeşitli nedenle gerçekleştirilen kabuk soyma işlemi, çoğunlukla elle ve basit makinelerle yapılmaktadır. Önceki çalışmalarda, çalı tırpanına kabuk soyma aparatı montajlanarak geliştirilen motosoyar adlı aracın teknik ve ergonomik açıdan kabuk soyma işlerinde iyileştirmeler sunacağı iddia edilmiştir. Bu araştırmada, motosoyarın arazide kullanılması ve ortaya çıkan verimin belirlenmesi; ayrıca motosoyar, motorlu testereye montajlı kabuk soyma ekipmanı ve de baltanın iş verimlerinin karşılaştırılarak motosoyarın kullanılabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlaveten, tomruk yüzeyinde kalan kabuk miktarı gösterge kabul edilerek bu üç aracın kabuk soyma kalitesinin karşılaştırılması da amaçlanmıştır. Ağaç Kesme ve Boylama Operatörü (AKBO) sertifikalı çalışanlar arasından gönüllü bir operatör seçilmiş; aynı arazi koşullarında, aynı meşcere içinde, aynı ağaç türünde (kızılçam; Pinus brutia Ten.), aynı tarihlerde kesilip boylanmış, benzer boy ve farklı çaplardaki tomrukların kabukları bu üç araçla soydurulmuştur. Zaman etütleri üzerinden iş verimleri belirlenmiş, tomrukta kalan kabuk miktarı üzerinden soyma kalitesi hesaplanmış ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Ortalama 25 cm orta çap ve 3 m boya sahip tomrukların kabuklarının soyulması operasyonlarında, tüm zaman dilimleri ölçeğinde motorlu testerenin daha verimli olduğu (3.65 m3/sa.); motosoyarın (3.06 m3/sa.) baltaya (1.25 m3/sa.) göre verimli olmasına karşın motorlu testereye göre düşük verimde olduğu belirlenmiştir. Soyma kalitesi yönünden baltanın daha temiz (kalan kabuk miktarı; %1.65) soyma yaptığı, motorlu testerenin % 2.73' lük oranla onu izlediği ve motosoyarın ise %3.42'lik bir düzeyde kabuk bıraktığı tespit edilmiştir. Motosoyar; yapısının iyileştirilmesi, kayış ve şaft kolunun düzenlenmesi ve iş tecrübesinin kazanılmasıyla motorlu testere kadar verimli ve kullanışlı olabilecektir. Gelecekte seri üretilmiş motosoyarlarla teknik, ekonomik ve ergonomik testlerin yapılıp motosoyarın genelleştirilip yaygınlaştırılması sağlanabilir.
In this research, the use of the motosoyar, which was previously developed by mounting a peeling device on a brush cutter, in the field and the determination of the resulting efficiency; in addition, it was aimed to determine the usability of the motosoyar by comparing the work efficiency of the motosoyar with the chainsaw-mounted debarking equipment and the axe. In addition, it is aimed to compare the debarking quality of these three tools by accepting the amount of bark remaining on the log surface as an indicator. A volunteer operator was selected from among Tree Cutting and Grading Operator (AKBO) certified employees; in the same field conditions, in the same stand, in the same tree species (Pinus brutia Ten.), cut and sorted on the same dates, the bark of logs of similar height and different diameters was stripped with these three tools. Work efficiency was determined through time studies; debarking quality was calculated over the amount of bark remaining on the log. In debarking operations of logs with an average diameter of 25 cm, medium diameter and 3 m length, the chainsaw was more efficient in all time periods (3.65 m3/h), motosoyar (3.06 m3/h) was found to be efficient compared to the axe (1.25 m3/h), but inefficient compared to the chainsaw. In terms of debarking quality, it has been determined that the axe peels more cleanly (remaining shell amount; 1.65%), the chainsaw follows it with a rate of 2.73%, and the motosoyar peels at a level of 3.42%.
Orman Yolu Projelerinde Zemin Klaslarının Projenin Adı Jeofizik Yöntemlerle Tespit Edilmesi ve Maliyet-Hakediş Değerlerinin Karşılaştırılması
Sensör ve uzaktan kontrol sisteminin iş güvenliğine etkileri
Tez Özetleri
Ülkemizde ve dünyada iş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda yayınlanan veriler incelendiğinde yitirilen hayatlar, kalıcı iş göremezlik durumu, maddi ve manevi kayıplar, konunun kamu düzeni ve toplum açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu konuda temel hedef, iş kazaları ve meslek hastalıklarını baştan önlemek olmalıdır. Teknoloji kullanılırken alınacak olan önlemlerin kişilerin hata yapmasına olanak vermemesi veya en aza indirmesi üzerine kurulu olması gerekmektedir. Gelişen teknolojinin iş güvenliğine olumlu etkileri arasında sensör uygulamaları da bulunmaktadır. Klasik sensörlerin yetersiz kaldığı günümüzde donatılan kameralarla algılama yapan, kızıl ötesi sensörler sayesinde çevresindeki vücut sıcaklığını algılayarak hareketi tespit eden sensörlerin iş güvenliğine olumlu katkıları olduğunu söylememiz mümkündür İş makinalarından kaynaklı riskleri önlemek amacıyla tasarlanmış olan uzaktan kontrol sistemi, makinaların belli bir mesafeden çalıştırılması ve kontrolü olarak tanımlanabilir. Böylece uzaktan kontrol sistemi operatörün emniyetini artırdığından, iş makinalarından kaynaklı riskleri minimize ederek, iş kazalarını azaltmaktadır. Ancak bu sistemde operatör duyusal fonksiyonlarını etkili bir biçimde kullanamayacağından, bu durumu sistemin olumsuz tarafı olarak söylemek mümkündür. Bu çalışmada sensör ve uzaktan kontrol sisteminin sağladığı avantaj ve dezavantajlar göz ardı edilmeden, iş sağlığı ve güvenliğinde oluşturacağı etkiler, alınacak önlemler, yapılan risk değerlendirmeleri ile ortaya konmuştur.
When the data published on work accidents and occupational diseases in our country and in the world are examined, the lives lost, permanent incapacity for work, material and moral losses reveal how important the issue is in terms of public order and society. The main goal in this regard should be to prevent work accidents and occupational diseases from the beginning. The precautions to be taken while using technology should be based on not allowing people to make mistakes or minimizing them. Sensor applications are among the positive effects of developing technology on occupational safety. It is possible to say that sensors that detect movement by detecting the body temperature around them thanks to infrared sensors, which detect with cameras equipped today, where conventional sensors are insufficient, have positive contributions to occupational safety. Remote control system, which is designed to prevent risks arising from work machines, can be defined as the operation and control of machines from a certain distance. Thus, since the remote control system increases the safety of the operator, it minimizes the risks arising from the work machines and reduces the work accidents. However, since the operator cannot use her sensory functions effectively in this system, it is possible to say this as the negative side of the system. In this study, without ignoring the advantages and disadvantages provided by the sensor and remote control system, the effects on occupational health and safety, the precautions to be taken, and the risk assessments are revealed.
Investigation in Terms of Occupational Health and Safety Of Municipal Solid Waste Management Applications
Evaluating the Accuracy of Remote Dendrometers in Tree Diameter Measurements at Breast Height
AN ASSESSMENT OF LAND USE COVER CHANGE AND VEGETATION TREND ANALYSIS USING WEB-BASED GIS IN SELECTED REGIONS (SYRIA AND IRAQ) OFEUPHRATES-TIGRIS RIVER BASIN
Orman yollarının projelendirilmesinde kazı-dolgu hesaplama metotlarının analizi
Tez Özetleri
Yol planlaması ve inşaatı zaman alıcı, çok değişkenli ve karmaşık bir süreçtir. Bu süreçteki en önemli aşamalardan biri, toprak işlerinin tahmin edilmesidir. Hafriyat tahmininin doğruluğu mühendislik çalışmalarının tüm yönlerinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle dağlık arazilerde inşa edilen düşük hacimli orman yolları projelerinde en büyük maliyet bileşenini temsil eder. Bu çalışmada, orman yollarında kazı-dolgu hacimlerinin tahmininde kullanılan geleneksel yöntemlerle hesaplanan hacimler ile bilgisayar destekli olarak hesaplanan hacimlerin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak İÜC Orman Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ormanı'nda bulunan bir orman yolunun 420 m'lik bölümü seçilmiştir. Hacim hesaplarında geleneksel yöntemlerden, Ortalama Alan yöntemi, Prizmatik yöntem, Basitleştirilmiş Uygulanabilir Uzunluklar yöntemi ve Pappus teoremi kullanılmıştır. Aynı çalışma alanında Autodesk Civil 3D yazılımında kazı-dolgu hacimleri hesaplanarak, kontrol değerleri belirlenmiş ve geleneksel hacim yöntemleriyle hesaplanan hacimler ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre orman yolları çalışmalarında belirlenen enkesit ölçüleri standartlarına uymanın önemli olduğu, hacim hesaplarında sadece enkesit aralıklarına dikkat etmenin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bilgisayar destekli hacim hesaplamalarında, yolun yatay, düşey geometrisini dikkate alan ve 5 m aralıklı enkesitlerin yeterli olduğu tespit edilmiştir.
Road planning and construction is a time-consuming, multi-variable and complex process. One of the most important steps in this process is the estimation of earthwork. The accuracy of earthwork estimation has an important role in all aspects of engineering works. It represents the largest cost component, especially in low-volume forest road projects constructed in mountainous terrain. In this study, it was aimed to compare the volumes calculated by traditional methods used in the estimation of cut-fill volumes on forest roads with the volumes calculated by computer-aided methods. A section of 420-meter road located in IUC Faculty of Forestry Research and Application Forest was selected as study area. Traditional methods such as Average and Area method, Prismoidal method, Simplified Applicable Lengths method and Pappus theorem were used for volume calculations. In the same study area, cut-fill volumes were calculated in Autodesk Civil 3D software, control values were determined and compared with the volumes calculated by traditional volume methods. According to the obtained results, it was determined that it is important to comply with the cross-sectional dimensions standards determined in forest road works, and it is not sufficient to pay attention only to cross-sectional spacing in volume calculations. In computer-aided volume calculations, it was determined that cross-sections with 5 m intervals, which take the horizontal and vertical geometry of the road into account, are sufficient.
Productivity of Hauling by Tajfun MOZ 500 GR Cable Yarder in Turkey
Orman Yolunda Uygulanan Yeni Tip Çelik Köprü (Vize Orman İşletme Müdürlüğü Örneği)
Odun Üretim Çalışmalarından Sonra Meşçerede Kalan Ağaçlardaki Zararların İncelenmesi (Belgrad Ormanı Örneği)
A Simple Approach on Forest Roads Drainage Structures Planning Using GIS: A Case Study of Şile-Turkey
Orman Yollarında Malçlama Yöntemiyle Şev Stabilizasyonu
Orman Yangın Söndürme Araçlarının Güvenli ve Emniyetli Bir Şekilde Sahaya Ulaşması için CBS Tekniklerini Kullanarak Orman İçi ve Çevresi Yollarda Kurpların Düzenlenmesi Üzerine Araştırmalar
Orman yangın arazözlerinin yatay kurp stabilitesinin CBS teknikleri kullanılarak incelenmesi
Tez Özetleri
Orman yangınlarına ulaşımda ilk müdahaleler genellikle karadan (karayolu kullanılarak) gerçekleştirilmektedir. Orman Bölge Müdürlüklerinin talepleri doğrultusunda, orman yangın söndürme araçları karayolu aracılığıyla bölgesel destek amaçlı uzun karayolu seyahati sonucunda hızla yer değiştirmek durumunda kalmaktadır. Orman yangın ekipleri (hava ve kara personeli) yangın şiddeti etkisi ve kaçış planlarına bağlı teknik nedenlerden dolayı yaralamalı veya ölümlü trafik kazalarına karışabilmektedirler. Bu çalışma orman yangın arazözlerinin yatay kurplardan hızlı, güvenli ve emniyetli geçişleri amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde il yolu, köy yolu ve orman yolu deverli ve deversiz yatay kurplarında geçiş hızı eşik değerleri tahmin edilmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve eklentileri yardımıyla yollara ait vektör veriden otomatik tespit edilen kurp yarıçapı ve uzunluğu tespit edilmiştir. Ortalama statik stabilite faktörü (SSF), deversiz ve deverli savrulma ve devrilme hızları, il yolu için 105,79 km/saat ve 82,11 km/saat, köy yollarında 54,02 km/saat ve 41,89 km/saat ve orman yollarında ise sırasıyla 52,22 km/saat ve 40,51 km/saat olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, yol güzergâhlarında tehlikeli kurp yarıçapı ve konumları belirlenmiştir. Savrulma ve devrilme hız eşikleri basit regresyon modeli yardımıyla ortaya konulmuştur.
The first response to forest fires is usually carried from the land (using roads). In line with the demands of the Regional Directorates of Forestry, forest fire extinguishing vehicles have to rapidly relocate with a long road driving for regional support. Forest fire crews (air and land personnel) may be involved in traffic accidents with injury or death due to the effect of fire severity and technical reasons related to escape plans. This study was carried out for fast, safe and secure passage of forest fire trucks from horizontal curves. Thresholds for crossing speeds of horizontal curves of provincial roads, rural roads and forest roads with and without super elevation within the boundaries of the Kahramanmaraş Regional Directorate of Forestry have been examined. With the help of Geographic Information Systems (GIS) and its add-ons, the curve radius and length, which are automatically determined from the vector data of the roads, were determined. Considering average static stability factor (SSF) for rolling over speeds with and without super elevation were estimated 105.79 km/h and 82.11 km/h for the provincial road, 54.02 km/h and 41.89 km/h for the village roads, and 52.22 km/h and 40.51 km/h for the forest roads. In addition, the radius and location of dangerous curves on the road alignment are also determined using GIS. Slide and rollover speed thresholds were determined with the help of a simple regression model.
Orman Yangın Gözetleme Kulelerinin İşlevselliğinin Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Kullanımı ile Değerlendirilmesi (Saimbeyli Orman İşletme Müdürlüğü Örneği)
Orman Yolu Projelerinde Zemin Klaslarının Jeofizik Yöntemlerle Tespit Edilmesi ve Maliyet-Hakediş Değerlerinin Karşılaştırılması
Akıllı şehirler kapsamında ekoturizm destinasyon planlanlama imkânlarının araştırılması
Tez Özetleri
Günümüzde şehirlerde yaşanan nüfusun artması neticesiyle insan sağlığını olumsuz şekilde etkileyen birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Oluşabilecek sorunları en az seviyeye indirebilmek ve şehirlerin daha sürdürülebilir planlı bir yer olabilmesi adına bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı ile akıllı şehir kavramı ortaya çıkmıştır. Akıllı şehirlerin hızlı gelişiminden dolayı birçok sektör olduğu gibi turizm sektörü de etkilenmiştir. Özellikle sürdürülebilirliği esas alarak gelişen ekoturizm faaliyetleri doğal ve kültürel kaynakları, değerleri korumaya yönelik ilkeleri ile planlama faaliyetleri ilkeleri ile çevresel sorumluluk bilincinin oluşmasına olanak sağlamıştır. Planlama çalışmalarında gelişen teknoloji imkanları kullanmak ekoturizm ilkesini uygulamada kolaylık sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada ekoturizm destinasyon noktalarının belirlenmesinde akıllı şehir imkanlarından faydalanma koşulları incelenmiştir. Akıllı şehir ve ekoturizm kavramları incelenecek, ekoturizm planlamaları için en uygun destinasyonlar belirlerken çok boyutlu karar destek sistemlerinden faydalanılacaktır. Özellikle Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) karar vermeyi kolaylaştırıcı yönü kullanılarak akıllı ekoturizm planlama çalışması incelenecektir. Çalışmada akıllı şehirler imkanlarından faydalanılarak en uygun ekoturizm destinasyonlarının belirlenmesi amaçlamaktadır. Çalışmanın ekoturizm planlamasında zaman tasarrufu, önemli destinasyon noktalarının seçimi, doğal ve kültürel kaynakların korunmasına önemli katkı sağlayacak planlama örneği oluşturacağı düşünülmektedir.
Today, as a result of the increase in the population in cities, it brings many problems that negatively affect human health. The concept of smart city has emerged with the use of information and communication technologies in order to minimize the problems that may occur and to make cities a more sustainable planned place. Due to the rapid development of smart cities, the tourism sector has been affected as well as many other sectors. In particular, ecotourism activities developed on the basis of sustainability have enabled the formation of environmental responsibility awareness with the principles of protecting natural and cultural resources and values, and the principles of planning activities. It is thought that using developing technology opportunities in planning studies will provide convenience in applying the principle of ecotourism. In the study, the conditions of benefiting from smart city opportunities were examined in determining the ecotourism destination points. The concepts of smart city and ecotourism will be examined, and multidimensional decision support systems will be used while determining the most suitable destinations for ecotourism planning. In particular, the smart ecotourism planning study will be examined by using the decision-making aspect of Geographic Information Systems (GIS). In the study, it is aimed to determine the most suitable ecotourism destinations by making use of the opportunities of smart cities. It is thought that the study will set an example of planning that will contribute significantly to saving time in ecotourism planning, choosing important destination points, and protecting natural and cultural resources.
Orman Yolu Üst Yapı Degredasyonuna Karşı Üstü Açık Menfezlerin Kullanılmasının İHA İle Araştırılması
CA16219 - Harmonization of UAS techniques for agricultural and natural ecosystems monitoring (HARMONIOUS)
Comparison of Autonomous and Manual UAV Flights in Determining Forest Road Surface Deformations
Orman nakliyatının tarihsel değişimi, Zingal'den günümüze Ayancık örneği
Tez Özetleri
Türkiye'de ormanlardan yararlanma, endüstriyelleşmenin başladığı dönemlerden bu zamana kadar gelişerek ilerlemiştir. Sinop ili Ayancık ilçesi bu gelişimin mihenk taşı olarak adlandırılabilir. Ayancık ilçesinde Kereste Fabrikasının kurulması ve kurulan bu fabrikanın, dönemin en büyük fabrikası oluşu bunu tescillemektedir. Zingal Türk Anonim Şirketi (T.A.Ş.) tarafından kurulan fabrika için yapılan üretim ve üretilen ürünlerin fabrikaya kadar olan serüveni, dönemin şartlarında ki teknoloji koşulları göz önüne alındığında nakliyat sistemlerinin değeri, durumu, değişimi ve çevresel etkileri çok önemli bir yer tutmaktadır. Bütün bu koşullar günümüze kadar nasıl değiştiği, çevreye etkilerinin neler olduğu ve Ayancık ormanlarının tarihi serüveni bu çalışmayla incelenmiştir. Bu çalışmada; Ayancık Kereste Fabrikasının kurulmasından itibaren, üretilen orman ürünlerinin, üretim aşamaları, nakliyat sistemleri, kurulan taşıma ağı, çevreye etkileri ve Zingal'den günümüze kadar olan değişim ve gelişim irdelenmiştir. Çalışmada Zingal döneminden günümüze üretim miktarı ve Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak üretilen Zingal dönemi ana ulaşım unsurları, 1959,1993 ve günümüz yol ağları kıyaslanmıştır. Orman nakliyatının çevresel tahribatı araştırılmıştır. Bütün bu veriler doğrultusunda orman nakliyatının nasıl değiştiği araştırılmıştır.
The use of forests in Turkey has developed since the beginning of industrialization. Ayancik district of Sinop can be called the cornerstone of this development. The establishment of the Sawmill in Ayancik district and the fact that this factory was the largest factory of the period registers this. The production and production of the products produced for the factory established by Zingal Turkish Joint Stock Company (T.A.Ş.) is very important given the technology conditions in the conditions of the period. How all these conditions have changed to this day, what are the effects on the environment and the historical adventure of Ayancik forests have been examined with this study. In this study; Since the establishment of Ayancik Lumber Factory, the production stages, transportation systems, established transport network, environmental impacts and change and development from Zingal to the present day have been examined. In the study, the main transportation elements of the Zingal period, which were produced using the production quantity and Geographical Information Systems from the Zingal period to the present day, were compared with the road networks of 1959,1993 and today. The environmental destruction of forest transport has been investigated. In line with all this data, it has been investigated how forest transportation has changed.
Orman Yollarının Meşcere Yapısına Etkisi
The effect of climate on radial growth of Scots pine (Pinus sylvestris L.) in a coastal mixed stand in Kapısuyu, Bartın, Turkey
Influence of climatic factor of changes in forest fire danger and fire season length in Turkey
Impacts of climate change scenarios on European ash tree (Fraxinus excelsior L.) in Turkey
Effects Of Extraction From Compartment On Soil Enzymes
The relationships between environmental factors and site index of anatolian black pine (Pinus nigra arn. subsp. pallasiana (lamb.) holmboe) stands in demircİ (manisa) district, Turkey
Anadolu Karaçamı Meşçerelerinde Verimlilik İçin Gösterge Bitki Analizleri: Manisa-Demirci Yöresi Örneği
Bartın'daki yangına hassas orman alanlarının sınıflandırılması
Uygulamaya Yönelik Odun Hammaddesi Üretim Planlarının Hazırlanması (Artvin Orman İşletme Müdürlüğü Öerneği)
Estimating costs of salvage logging for large-scale burned forest lands: A case study on Turkey’s Mediterranean coast
Uygulamaya Yönelik Odun Hammaddesi Üretim Planlarının Hazırlanması (Artvin Orman İşletme Müdürlüğü Örneği)
Marmara Bölgesi’nde Kestane Gal Arısı (Dryocosmus kuriphilus Yasumatsu) (Hym., Cynipidae)’Nin Biyolojisi Yayılış Alanları Ve Popülasyon Büyüklüğünün Belirlenmesi
Hassas Tarım Uygulamaları İçin CBS Tabanlı Akıllı Tarım Altyapılarının Geliştirilmesi
Prediction of soil‑bearing capacity on forest roads by statistical approaches
Teknik personelin iş memnuniyet düzeyinin incelenmesi (Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışmada, Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde (Elazığ, Tunceli, Bingöl, Malatya, Muş, Bitlis, Van, Hakkâri İşletme Müdürlüğü ve Elazığ Orman Fidanlık Müdürlüğü), teknik personelin iş memnuniyeti, yeterliliği, çevresine olan bakışı ve bulunduğu görevdeki memnuniyet duyguları, memnuniyet düzeyleri ile iş memnuniyet düzeylerinin cinsiyet, medeni hal, yaş, eğitim düzeyi, mesleki durumu, aylık gelir düzeyi gibi bazı sosyodemografik özelliklere göre değişiklikleri incelenmiştir. Bu amaçla iki kısımdan (sosyodemografik kısmı – 6 soru, iş memnuniyet kısmı – 20 soru) meydana gelen anket formu oluşturulmuştur. Alınan izin doğrultusunda anket formları 2019 yılında Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü ve bağlı birimlerde çeşitli görevlerde çalışan 70 teknik personel üzerinde, tam alanda, e-posta, yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde frekans dağılımları, standart sapma, aritmetik ortalama ve yüzde tanımlık istatistik ile Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve faktör analizinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü bünyesindeki teknik personelin iş memnuniyeti konusunda kararsızım (3) ifadesi öne çıkmıştır.
In this study, the job satisfaction of the technical personnel in Elazig Regional Directorate of Forestry and its affiliated units (Elazig, Tunceli, Bingöl, Malatya, Muş, Bitlis, Van, Hakkari Forest Enterprise Directorate of Forestry and Elazığ Forest Nursery Directorate), their adequacy, their perception of their environment and their feelings of satisfaction in their job. The changes in job satisfaction levels and job satisfaction levels according to some sociodemographic characteristics such as gender, marital status, age, education level, occupational status, monthly income level were examined. For this purpose, a questionnaire consisting of two parts (sociodemographic part - six questions, job satisfaction part - twenty questions) was created. The questionnaire forms were applied to 70 technical personnel working in various positions in Elazig Regional Directorate of Forestry and affiliated units in 2019, in the full field, by e-mail and face-to-face interview method. In the evaluation of the data obtained, frequency distributions, standard deviation, arithmetic mean and percentile statistics, Mann-Whitney U test, Kruskal-Wallis test and factor analysis were used. As a result of the analyses, the expression "I am undecided" about the job satisfaction of the technical personnel within the body of Elazig Regional Directorate of Forestry (3) came to the fore.
KOVİD-19 PANDEMİ SÜRECİNİN KASTAMONU ORMAN ÜRÜNLERİ SANAYİİ ÜZERİNE ETKİLERİ
A Simple Example on Life Cycle Assessment of Wood Harvesting Technologies in Turkish Forestry to Mitigate Greenhouse Gas Emission
Ağla Yöresinde Yetişme Ortamı Etmenlerinin Kızılçam’ın Verimliliği ve Odun Özellikleri Üzerine Etkilerinin Araştırılması
İnsansız hava araçlarının orman yolu projelerinde kullanımı
Tez Özetleri
Dünyada ortak fikir olarak kabul edilen yol medeniyettir anlayışı ile yeryüzünde açılmış ve açılması düşünülen her yol güzergâhının insan hayatına önemli derecede katkı sağladığı bilinmektedir. Bu yol güzergâhları kimi zaman sık ormanlık alanlar içerisinde, kimi zaman ise çıplak alanlara denk gelecek şekilde tasarlanabilmektedir. Ormanlık alanlarda oluşturulacak yol güzergâhları için arazi yüzeyini temsil eden noktalar yersel ölçüm yöntemleri ile elde edilebilmektedir. Yersel ölçüm yöntemlerinde sık ormanlık alanlarda, arazi yüzeyinde nokta toplama işleminde sık veri elde edilmesinde sorunlar yaşanabildiği ve uzun zaman aldığı bilinmektedir. Bu tez çalışmasında yersel ölçüm tekniğinde yaşanılan bu sorunlar göz önüne alınarak yersel ölçüm tekniği ve İnsansız Hava Araçları (İHA) yardımı ile farklı yüksekliklerde elde edilen fotoğrafların fotogrametrik işlem ile elde edilen nokta bulutu verilerinin, her uygulama projesinde aynı yol güzergâhı ve yöntemleri olacak şekilde arazinin yapısı, kazı ve dolgu değerlerinin kıyaslanması işlemi gerçekleştirilmiştir. İki yöntem arasında toprak işi miktarının hesabında, İHA 50 m ölçüm miktarının hesabında toplam kazı değeri %0,27 ve toplam dolgu değerinde %1,08 fark belirlenmiştir. İHA ile 50 m yükseklikteki fotoğrafların fotogrametrik yöntem ile elde edilen nokta bulutu verilerinin yersel ölçüm tekniğine yüksek derecece benzerlik gösterdiği, ormanlık alanlarda yapılması düşünülen orman yol projelerinde az zamanda çok veri elde edilebileceğinden dolayı yersel ölçüm tekniğinden sonra kullanımı tercih edilmesi gereken bir alet olduğu sonucuna varılmıştır.
It is known that every road route that has been opened and thought to be opened on the earth with the understanding that the road, which is accepted as a common idea in the world, is civilization, contributes significantly to human life. Forest road routes can be designed sometimes in dense forest areas and sometimes in bare lands. Points representing the land surface for forest road routes to be created in forested lands can be obtained by terrestrial measurement methods. It is known that in terrestrial measurement methods, there may be problems in obtaining frequent data in densely forested lands and in point collection on the land surface and it takes a long time. In this thesis study, considering these problems experienced in terrestrial measurement technique, the structure of the land, with the help of terrestrial measurement technique and Unmanned Aerial Vehicles (UAV), the point cloud data obtained by photogrammetric process of the photographs obtained at different heights, the same road route and methods in each application project. Comparison of splitting and filling values was carried out. Between the two methods, a difference of 0.27% in the total amount of cut and 1.08% in the amount of filling was determined in the calculation of the amount of earthwork and the measurement amount of UAV 50 m. It has been concluded that the point cloud data obtained by the photogrammetric method of the photographs with the UAV at 50 m height show a high degree of similarity to the terrestrial measurement technique, and since a lot of data can be obtained in a short time in the forest road projects planned to be made in forest areas, it is a tool that should be preferred after the terrestrial measurement technique.
IV. AR-GE Proje Pazarı
Fıstıkçamı (Pinus Pinea L.) ağaçlarının hava görüntülerinden elde edilen sayısal yüzey modellerinden bireysel olarak otomatik tespit edilme potansiyelinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Collect Earth metodolojisi kullanılarak çok amaçlı arazi izleme ve değerlendirme: Yukarı Sakarya havzası örneği, Türkiye
Tez Özetleri
ürkiye'deki Yukarı Sakarya Havzası; tarım, orman, mera ve yerleşim arazi sınıflarını barındıran etkin sanayi, tarım ve kültür peyzajın parçası olan ekosistemin etkin noktalarından biridir. Ayrıca, barındırdığı nüfus ve mevcut peyzajı gereği ekosistem hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından, arazi örtüsü ve arazi kullanımının izlenmesi ve değerlendirilmesi gerekli ana havzadır. Bu nedenle Yukarı Sakarya Havzası Global Environment Facility (GEF) projesi kapsamında da çalışılmaktadır. Bu çalışanın amacı, Arazi Tahribatının Dengelenmesi (ATD) kapsamındaki arazi kullanımı/örtüsü değişimi, arazi üretkenlik değeri, kayıp/kazanç alanlarının tespitine yönelik somut verilere ulaşmak, GEF projesi kapsamında çalışmalara da veri sağlayarak mevcut proje sonuçlarına katkıda bulunmaktır. Amaca uygun metodoloji olarak Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından kullanılan Collect Earth (CE) yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, 2000-2020 yılları arasında arazi örtü/kulanım sınıfları değişimi, kazanç alanları orman alanları lehine gerçekleşirken, kayıp alanları yerleşim alanları lehine gerçekleşmiştir. Bitki indeksi verilerine göre belirlenmiş iyileşme/yeşillenme alanlarını kapsayan kazanç alanları, bozulum/çölleşme alanlarını kapsayan kayıp alanlarının yaklaşık 5 katı büyüklüğündedir. Aynı oran Net Birincil Üretim (NPP) artışlarına da yansımıştır. Çalışma kapsamında, ATD kapsamında bir alandaki değişim parametrelerden ilk ikisi olan arazi örtüsü ve kullanımı ve NPP verilerine ulaşılmıştır. Diğer kriter olan Toprak Organik Karbonu (TOK) verisi bu çalışmada eksik kalmıştır. Çalışmanın sonucunda, Collect Earth yöntemi kullanılarak UNCCD'nin ATD'ye yönelik ilerleme raporlama göstergelerinden iki ana kriter tespit edilmiş ve ilgili metodolojinin arazi izleme ve değerlendirme çalışmalarındaki etkinliğini kanıtlamış
Upper Sakarya Basin in Turkey, which has Cropland, Forestland, Grassland, forest, pastureland and settlements characteristics, is an effective part of the ecosystem including industry, agriculture and culture landscape. In addition, it is the main basin that needs to be monitored and evaluated for land cover and land use in terms of the sustainability of ecosystem services due to its population and current landscape. Therefore, some studies have been conducted within the scope of the Upper Sakarya Basin Global Environment Facility (GEF) project. The goal of this study is to collect tangible data for the determination of land use/cover change, land productivity, loss / gain areas within the scope of Land Degradation Neutrality (LDN), and to contribute to the existing project results by providing data to the studies within the scope of the GEF project. As a relevant methodology, the Collect Earth (CE) method was used by Food and Agriculture Organization (FAO) was employed. The findings showed that between 2000 and 2020, land use/cover classes change was in favor of forest areas, while loss areas were in favor of residential areas. According to the plant index data, the gain areas covering the improvement/greening areas were determined to be about 5 times the size of the lost areas covering the degradation/desertification areas. The same proportion was reflected in the Net Primary Productivity (NPP) increases. In this study, the first two of the change parameters in an area within the scope of LDN, land cover and use, and NPP data were collected. The other criterion, Soil Organic Carbon (SOC) data are missing in this study. As a result of this study, two main criteria were determined among the UNCCD's progress reporting indicators for LDN and proved the effectiveness of the relevant methodology in land monitoring and evaluation studies by using the Collect Earth method.
Zonguldak ve Ereğli Orman İşletme Müdürlükleri Orman Yangını Risk Alanlarının Belirlenmesi
Evaluating the Effects of Improving Forest Road Standards on Economic Value of Forest Products
Integrated Planning of Timber Extraction and Hauling Activities by using Network 2000 Program
Endüstriyel Ormanlarda Yürütülen Mekanik Üretim Çalışmalarında Makine Kaynaklı Başlıca Fiziksel Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesi
Havza Ölçeğinde Kar Derinlik ve Kar-Su Eşdeğerinin İnsansız Hava Aracı (İha) Destekli Belirlenmesi
İnsansız Hava Aracı ve Sayısal Yükseklik Verileri Kullanılarak Coğrafi Bilgi Sistemleri Yardımıyla Orman Yollarının Projelendirilmesi ve Arazi Aplikasyon Altlıklarının Oluşturulması
Orman yolu projelendirilmesinde insansız hava aracı kullanım olanaklarının değerlendirilmesi (Ddüzce örneği)
Tez Özetleri
Orman yolları, ormancılık faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesini sağlayan önemli alt yapı tesislerindendir. Bu alt yapı tesisleri, ormanların korunması ve bakımı, üretilen emvalin güvenli bir şekilde taşınarak değerlendirilmesi, ağaçlandırma, rekreasyon, orman yangınlarına en kısa sürede ulaşım gibi açılardan oldukça önemlidir. Geleneksel planlama anlayışı ile yapılan çalışmalarda elde edilen ölçümler detaylı olmadığından dolayı çeşitli hata ve eksikliklere açık bir yaklaşım olarak görülmektedir. Günümüzde Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımlarının yaygınlaşması, kullanımının artması ve bunun yanı sıra İnsansız Hava Aracı (İHA) ile yüksek çözünürlüklü görüntülerin elde edilmesi ile hassas ormancılık anlayışı çerçevesinde daha net ve güvenilir bilgilerin birbirine entegre edilebilmesiyle avantajlı bir ortam oluşturulmuştur. Bu çalışma, ormancılık faaliyetlerinin yerine getirilmesinde temel alt yapı görevini üstlenen orman yollarında İHA verileri ve CBS yardımıyla, orman yolu projelendirilmesi ve kazı-dolduru hesaplamalarının daha net yapılabilmesi için drone vb. teknolojilerin uygulanabilirliğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Düzce Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Cumaova Orman İşletme Şefliği 164 kodlu B-Tipi orman yolunda gerçekleşmiştir. Çalışma doğrultusunda, öncelikle multikopter drone aracı ile veriler elde edilmiştir. Elde edilen ham veriler ile çalışma alanına ait Sayısal Arazi Modeli (SAM) üretilmiştir. Üretilen SAM verisi ile yolun yapılmadan önceki arazi yapısını gösteren 12,5 m Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) verileri kıyaslanmıştır. Çalışmanın son aşamasında yersel ölçümlerle yol hattından alınan yükseklik ve konum verileriyle kazı – dolduru miktarları RoadEng yazılımı kullanılarak kazı ve dolduru miktarları karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada edilen sonuçlar ışığında, orman yolu projelendirme çalışmalarında daha güvenli ve hassas verilerin elde edilebileceği, plan yapıcı, karar verici ve uygulayıcılar için yol planlama çalışmalarına pratik bir yaklaşım kazandırabileceği düşünülmektedir.
Forest roads are important infrastructure facilities that enable forestry activities to continue without interruption. These infrastructure facilities are very important in terms of protection and maintenance of forests, safe transportation of the produced property, afforestation, recreation, and transportation to forest fires as soon as possible. Since the measurements obtained in the studies carried out with the traditional planning approach are not detailed, it is seen as an approach open to various errors and deficiencies. Today, an advantageous environment has been created by the widespread use of Geographic Information Systems (GIS) software, the increase in its use, as well as the integration of clearer and reliable information within the framework of sensitive forestry understanding, with the acquisition of high resolution images with Unmanned Aerial Vehicles (UAV). This study, with the help of UAV data and GIS on forest roads, which serve as the basic infrastructure in the fulfillment of forestry activities, for forest road design and excavation - filling calculations, drone etc. made to demonstrate the applicability of the technologies. The study was carried out on the 164 coded B Type forest road belonging to the Cumaova Forestry Directorate affiliated to the Düzce Forestry Operations Directorate. In line with the study, first of all, data were obtained with a multicopter drone. A Digital Terrain Model (DTM) of the study area was produced with the raw data obtained. The produced DTM data was compared with the 12.5 m Digital Elevation Model (DEM) data showing the land structure before the road was built. At the last stage of the study, the height and position data obtained from the road line with ground measurements and the excavation - fill amounts were compared using the RoadEng software. In the light of the results obtained in this study, it is thought that safer and more sensitive data can be obtained in forest road design studies, and it can provide a practical approach to road planning studies for planners, decision makers and practitioners.
Heyelan duyarlılık haritalarının üretilmesi ve insansız hava araçlarının heyelan duyarlılık çalışmalarında kullanımının değerlendirilmesi (Çankırı örneği)
Tez Özetleri
Heyelanlar, hem yerleşim alanlarını hem de ormanlık alanları etkileyen doğal afetlerdendir. Heyelan; faylara, akarsulara, yollara uzaklığına bağlı olarak eğim, yükseklik, litoloji vb. faktörlerin etkisiyle şiddeti insan hayatını tehdit eden boyutlara ulaşabilmektedir. Ülkemiz ormanlık alanlarının önemli bir kısmının dağlık alanlarda yer aldığı hesaba katıldığında durumun ciddiyeti daha da iyi anlaşılmaktadır. Ormancılık faaliyetlerinin yılın tüm zamanı aksamadan yürütülmesi gerekmektedir. Heyelanlar bu faaliyetlerin yürütülmesinde kullanılan orman yollarını kapatarak çeşitli hizmetlerin aksamasına neden olmaktadır. Yol yapım ihtiyaçları da göz önüne alındığında heyelana duyarlı alanlarda yapılacak planlama çalışmalarında zorunlu yol yapım ihtiyacına ilişkin olarak bölge heyelan duyarlılığının önceden analiz edilerek uygun güzergahların belirlenmesi gerekmektedir. Bu tip duyarlı alanlarda planlatıcı ve karar vericiye uygulamada destek olmak amacıyla Coğrafi bilgi Sistemleri ve teknolojik cihazlardan elde edilen daha detaylı veriler sunulabilmektedir. Bu çalışmada CBS yazılımı kullanılarak Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve Lojistik Regresyon yaklaşımlarına göre Çankırı İli sınırları ve Çankırı İli Ilısılık mevkiinde heyelan duyarlılığı haritası oluşturulmuştur. Yükseklik, eğim, litoloji, faylara - akarsulara ve yollara uzaklık kriterlerine göre AHP ve LR modelleme yaklaşımlarına göre duyarlılık haritaları üretilmiştir. Çankırı ili çalışma alanı için 30 m çözünürlüklü Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) verisi, Ilısılık çalışma alanı için multicopter drone cihazı kullanılarak 1 m çözünürlüklü Sayısal Arazi Modeli (SAM) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda AHP model başarısı Çankırı için %73,9, Ilısılık mevkisi için %91,7 ve LR model başarısı Çankırı için %75,2, Ilısılık mevkisi için %93,1 olarak hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda SAM ve SYM verileri ile ilgili yapılan kıyaslamada SAM verilerinin daha hassas ve detaylı bir kullanım olanağı sunarak avantajlı olduğu ve küçük alanlarda özel ölçüm gerektiren yol planlaması gibi hassas planlama gerektiren çalışmalarında kullanılabileceği anlaşılmıştır. Heyelan duyarlılığının daha net ve etkin olarak ortaya konulmasından dolayı bu araçların kullanılmasının planlayıcı, uygulayıcı ve karar vericilere karar vermede destek oluşturabileceği düşünülmektedir.
Landslides are natural disasters that affect both residential areas and forest areas. Landslide; depending on the distance to faults, streams, roads, slope, height, lithology etc. The severity of these factors can reach dimensions that threaten human life. Considering that a significant part of our country's forest areas are located in mountainous areas, the seriousness of the situation is better understood. Forestry activities must be carried out without interruption throughout the year. Landslides cause disruption of various services by closing the forest roads used in the execution of these activities. Considering the road construction needs, planning studies to be carried out in areas susceptible to landslides should analyze the region's landslide susceptibility in advance and determine appropriate routes regarding the mandatory road construction need. More detailed data obtained from Geographic Information Systems and technological devices can be presented to support planners and decision makers in such sensitive areas. In this study, a landslide susceptibility map was created within the borders of Çankırı and in the Ilısılık locality of Çankırı, according to the Analytical Hierarchy Process (AHP) and Logistic Regression approaches using GIS software. Susceptibility maps were produced according to the criteria of elevation, slope, lithology, distance to faults - streams and roads, according to AHP and LR modeling approaches. 30 m resolution Digital Elevation Model (DEM) data for Çankırı province study area, 1 m resolution Digital Terrain Model (DTM) using multicopter drone device for Ilısılık study area. As a result of the findings, AHP model success was calculated as 73.9% for Çankırı, 91.7% for Ilısılık location, and LR model success was calculated as 75.2% for Çankırı and 93.1% for Ilısılık location. As a result of the study, DTM data is advantageous in comparison with DTM and DEM data by offering a more precise and detailed usage opportunity, and since the sensitivity is revealed more clearly and effectively in sensitive planning studies such as road planning that requires special measurement in small areas. The use of these tools is beneficial for planners, practitioners and It is thought that it can create support for decision makers.
CBS Teknikleri ve İHA Tabanlı Multispektral Veriler ile Bingöl İli Mevcut Doğal Kaynaklarının Arıcılık Potansiyeli Açısından Değerlendirilmesi ve Çotla Bal Havzasının Oluşturulması
Orman Yollarındaki Mevsimsel Bozulmanın Dikey İniş Kalkış ve Yatay Seyir Yapabilen VTOL İHA Sistemleri ile İncelenmesi
The effect of shadow conditions on stomatal characters of several plants used in landscape design
Orman ağaçlandırma işlerinde kadın iş gücünün iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında, orman ağaçlandırma faaliyetlerinde çalışan kadın işçilerin varlığı ve bu işlerdeki rolü, çalışmaktan kaynaklı sağlık problemlerinin araştırılması ve çalışma koşullarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mersin Orman Bölge Müdürlüğü, Silifke Orman İşletme Müdürlüğü bünyesindeki ağaçlandırma çalışmalarında; basit bir iş analizi yapılarak ağaçlandırma işlerindeki iş adımları ortaya konulmuş, işçiler gözlemlenmiş ve de 91 kadın işçi ile yüz yüze anket ve mülakat uygulaması gerçekleştirilerek arazi gözlemleri ile beraber veri-bilgi toplanmıştır. Çalışma şartlarını, yapılan işi ve çalışanları değerlendirmeye yönelik 136 sorudan oluşan anket yüz yüze görüşme metoduyla uygulanmıştır. Arazi gözlemleri ve risk kontrol listeleri yardımıyla hareket ve risk analizleri yapılarak iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmiştir. Ağaçlandırma işlerinde; kadın iş gücü katılımının fidan dikimi aşamasında odaklandığı; bölgesel ve yöresel ölçekte çalışanların % 70' e yakınının kadın çalışanlardan oluştuğu belirlenmiştir. Kadın çalışanların % 60' tan fazlasının kas iskelet sistemi rahatsızlıklarından; yaklaşık % 42'sinin ise sürekliliği olan çeşitli sağlık problemlerden yakındıkları belirlenmiştir. Vücut kitle indeksi değerlerine göre % 50.55'inin fazla kilolu olduğu ortaya çıkmıştır. Fidan dikim işinin gerektirdiği çalışma postürünün ergonomik düzenleme gerektirecek şekilde yüklenme ve zorlanmalara neden olması, çalışanların nitelikleri, kısa süreli ancak sürekli tekrarlı hareketleri işçilerin yakınmalarını desteklemektedir. Katılımcılardan yaklaşık % 8'inin yılda en az bir kez kazaya uğradığı bildirilmiştir. Kişisel koruyucu donanımlardan sadece eldivenlerin kullanıldığı ancak bu işe uygun olmadığı belirlenmiştir. Çalışanların yaklaşık %95'inin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından haberdar olmadıkları ortaya çıkmıştır. Fiziksel, ergonomik ve psikolojik risk faktörlerinin ağırlıkta olmasına rağmen, fidan dikim işlerinin az tehlikeli ve hafif-ağır işler kategorisinde yer alabileceği belirlenmiştir.
In this thesis, it is aimed to investigate the existence of female workers working in forest afforestation activities and their role in these works, to investigate the health problems, and to evaluate the working conditions in terms of occupational health and safety. By making a simple job analysis, the work steps revealed, the workers were observed, and data-information was collected together with field observations by conducting face-to-face surveys and interviews with 91 female workers, consisting of 136 questions. With the help of field observations and risk checklists, movement and risk analyzes were made and evaluated. It has been determined that nearly 70% of regional employees are female employees. More than 60% of female employees suffer from musculoskeletal disorders. It has been determined that approximately 42% of them complain of various health problems that are continuous. According to the body mass index values, 50.55% were found to be overweight. The work posture required by the sapling planting job causes loads and strains that require ergonomic regulation, the qualifications of the employees, and the short-term but constantly repetitive movements support the complaints of the workers. It has been reported that approximately 8% of the participants have an accident at least once a year. It has been determined that only revealed that approximately 95% of the employees are not aware of the occupational health and safety legislation. Although physical, ergonomic and psychological risk factors are predominant, it is determined that sapling planting works can be included in the category of less dangerous and light-heavy work.
Zaman etütleri için geliştirilen ölçüm ve kayıt araçlarının veri hassasiyeti yönünden birbirleriyle ve kronometreyle karşılaştırılması
Kadın iş gücünün yer aldığı ağaçlandırma işlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
A Simple Example on Life Cycle Assessment of Wood Harvesting Technologies in Turkish Forestry to Mitigate Greenhouse Gas Emissions
Orman Ürünleri Üretiminde Motorlu Testere Kaynaklı Antropojenik Gürültü Yayılımının CBS Teknikleri Kullanılarak Modellenmesi
Baltalık İşletmelerinin Koru İşletmelerine Dönüştürülmesinde Orman Yol Ağının Yeniden Düzenlenmesi Modeli
A Review On The Crawler ATV Small-Scale Harvesting System In Wood Extraction
Sahilçamı (Pinus pinaster Ait.) plantasyon alanlarında el vincinin odun üretim çalışmalarında kullanımı
Taşınabilir Vinç ile Entegre Küçük Ölçekli Hava Hattının Bölmeden Çıkarma Çalışmalarında Uygulanması ve Sistemin Verim Açısından Değerlendirilmesi
ORMAN YOLU ŞEVLERİNDE ZAMANA BAĞLI DOĞAL BİTKİLENME VE EROZYONUN AZALMASINDAKİ ETKİLERİ
Orman yolu dolgu şevlerinde zamana bağlı doğal bitkilenme ve erozyonun azalmasındaki etkileri
Tez Özetleri
Orman yolları yapım aşamasında yapılacağı geçki boyunca yamaç kazısını zorunlu kılmakta ve bu zorunluluk çoğunlukla erozyonun ve yüzeysel akışın artması, toprak özellikleri üzerinde birçok olumsuz etki yaratması gibi etkiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Orman yolları yapımı sonucunda yüzeyleri eğimli kazı ve dolgu şevi oluşur. Bu şevler yapay olarak eğimlendirildiği ve madeni toprak yüzeylere sahip oldukları için erozyona karşı daha duyarlı hale gelirler. Bu çalışmada aynı bakı ve yükselti kademesinde bulunan orman yollarından yeni yapılmış, 5 yıllık ve 10 yıllık orman yolları seçilmiş ve bu yolların dolgu şevlerinden toprak örnekleri alınmış ve karelaj yöntemi kullanılarak drone ile bitkilerin toprağı örtme derecesi tespit edilmiştir. Alınan bu toprak örnekleri üzerinde çeşitli analizler yapılarak orman yolları dolgu şevlerinde zamana bağlı doğal bitkilenmenin erozyon üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmada USLE modelinin metrik sisteme dönüştürülmüş ve Avrupa koşullarına uyarlanmış simülasyonu olan ABAG yöntemi kullanılmıştır. Bitkilenme ile yüzeylerin kapanma oranları; 10 yıllık yol için %93, 5 yıllık yol için %80 ve yeni yapılmış yol için ise henüz bitkilenme başlamadığı için %0 olarak belirlenmiştir. ABAG yöntemine göre 10 yıllık orman yolundaki yıllık toprak kaybı miktarı 1,59 ton/ha/yıl, 5 yıllık orman yolundaki yıllık toprak kaybı miktarı 1,75 ton/ha/yıl son olarak yeni yapılmış orman yolunda ise bu değer 15,52 ton/ha/yıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Toprak kaybının %88'inin ilk yıl olduğu göz önüne alındığında, 5 yıllık süreçte meydana gelen toprak kaybı miktarının göz ardı edilecek bir seviyede kaldığı, dolayısı ile dolgu şevlerinin doğal olarak kendilerini topladıkları göz önüne alınarak bu çalışma alanında dolgu şevlerinde herhangi bir stabilizasyon işleminin yapılmasına gerek olmadığı önerilmektedir.
Construction phase of forest roads makes it obligatory to side slop excavation along the route and this obligation mostly results in many negative effects on soil characteristics such as increasing of erosion and surface runoff. At the construction phase of forest roads, cutting slopes and embankment slopes, which their surface are curved, are built. Because the slopes are artificially and have mineral soil surfaces, they become more susceptible to erosion. In this study; new, 5 years old and 10 years old forest roads which are at the same aspect and altitude; soil samples are collected from fill slope of these road; as using carelage method with drone, the level of that the plants cover the soil are detected. The various analyses are made on the soil sample; so its searched that the effects of natural plantation fill slopes over the erosion. At that study; the ABAG method which is transform from USLE model to metric system and which is simulation of adaptaion to European Norms. Closure rates of surfaces by vegetation determines as; 93% for 10-year road code 269, 80% for the 5-year 307 code road and 0% for the newly constructed road with 315 codes because vegetation has not started yet there. According to the ABAG method, the annual amount of soil loss on the 10-year forest road is 1.59 tons/ha/year, the annual soil loss on the 5-year forest road is 1.75 tons/ha/year, and lastly, on the newly built forest road, this value is 15.52 tons/ha/year. According to these results, it's recommended that the amount of soil loss that occurred in the 5-year period remained at a negligible level, therefore, considering that the embankment slopes naturally collect themselves, there is no need for any stabilization process in the embankment slopes in this working area.
Stream-crossing approaches on forest roads networks: a review on Türkiye\u2019s practice critics
Mapping Wildfires Using Sentinel 2 MSI and Landsat 8 Imagery: Spatial Data Generation for Forestry
Bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile orman ürünleri nakliyatının planlanması
Tez Özetleri
Önemli ormancılık aktivitelerinden biri olan odun hammaddesinin üretim süreci, genel olarak üç aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar; kesim, bölmeden çıkarma (tali nakliyat) ve ana nakliyat olarak adlandırılan odun hammaddesinin depolara veya fabrikalara olan nakliyatından oluşmaktadır. Orman ürünleri nakliyatına, taşınan odun hammaddesine ilişkin karakteristikler (tür, orman ürünü miktarı, orman ürünü tipi, çap vb.), nakliyat mesafesi, mevcut yol karakteristikleri (yol tipi, geometrik standartlar vb.), operatör tecrübesi, nakliyat araçlarına ilişkin teknik özellikler ve mevsim koşulları gibi değişkenler etki edebilmektedir. Belirtilen bu değişkenler orman ürünleri nakliyatının maliyet, çevresel zarar ve operasyonel performans durumunu etkilemenin yanı sıra nakliyatta kullanılabilecek araç tiplerine de etki etmektedir. Bu bağlamda, birçok koşulu dikkate alarak orman ürünü nakliyat planlamasında kullanılabilecek en uygun araç alternatifinin belirlenmesi karmaşık bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ANFIS tabanlı tahmin modelleri desteği ile bulanık AHP ve TOPSIS yöntemini kullanarak elde edilen hibrid bulanık çok kriterli yöntemini bütünleştirerek belirlenecek farklı koşullardaki nakliyat senaryoları altında kullanılabilecek araç alternatiflerinden en uygununun belirlenmesi ile orman ürünleri nakliyatının planlanmasıdır. Bu açıdan çalışmada, nakliyatı gerçekleştirilecek ibreli türde orman ürünleri için 16 adet, yapraklı türde orman ürünleri için ise 16 adet olmak üzere toplam 32 adet nakliyat senaryosu oluşturulmuştur. Nakliyat senaryolarında ibreli ve yapraklı ağaç grubu için taşınacak orman ürünü miktarları 50 m3, 100 m3, 150 m3 ve 200 m3 şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca tüm taşınacak orman ürünü miktarlarında 150 km, 200 km, 250 km ve 300 km olmak üzere toplam dört adet taşıma mesafesi uygulanmıştır. Tüm taşıma mesafeleri için ise, ortalama iniş ve çıkış yol boyuna eğimi %4 olarak seçilmiştir. Alternatif araç tipleri ise 2 akslı kamyon, 3 akslı kamyon, 4 akslı kamyon ve 5 akslı yarı römorklu araç şeklinde belirlenmiştir. Değerlendirme kriterlerinde ise, ana kriterler maliyet, çevresel zarar ve operasyonel performans şeklinde belirlenmiştir. Her bir ana kriterin altında bulunan alt kriterler ise, maliyet ana kriteri için; sabit maliyet, değişken maliyet, birim maliyet çevresel zarar ana kriteri için; CO2 emisyonu, yol yüzeyi zarar riski operasyonel performans ana kriteri için; varış süresi, yakıt tüketimi ve yük kapasitesi şeklinde seçilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre, ana kriterlerin altında bulunan tüm alt kriterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, ibreli türleri oluşturan ağaç grubu için 50 m3 ve 100 m3 taşınacak orman ürününe ilişkin nakliyat senaryolarında en uygun araç tipinin 4 akslı kamyon olduğu, diğer ilgili ibreli türlere ilişkin nakliyat senaryolarında ise 5 akslı yarı römorklu aracın en uygun olduğu belirlenmiştir. Yapraklı türleri oluşturan ağaç grubunu içeren nakliyat senaryolarında ise en uygun araç tipinin ise büyük çoğunlukla 5 akslı yarı römorklu araç olduğu belirlenmiştir. Maliyet ana kriterinin altında yer alan alt kriterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede ise, nakliyatı gerçekleştirilecek ibreli türlerde, 4 akslı kamyonun en uygun olduğu, yapraklı türlerde ise, 50 m3 orman ürünü için 5 akslı römorklu aracın diğer ilgili yapraklı türlere ait nakliyat senaryolarında 4 akslı kamyonun en uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çevresel zarar ana kriterinin altında yer alan alt kriterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, ibreli türler için 50 m3 ve 100 m3 nakliyatı gerçekleştirilecek orman ürünü için sırasıyla 3 akslı kamyonun ve 4 akslı kamyonun en uygun olduğu, diğer ibreli türlere ait nakliyat senaryolarında ise, 5 akslı yarı römorklu aracın en uygun olduğu belirlenmiştir. Yapraklı türlerde ise çevresel zarar alt kriterleri açısından en uygun araç tipinin çoğunlukla 5 akslı yarı römorklu araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak operasyonel performans ana kriterinin altındaki alt kriterler dikkate alındığında ise, ibreli ve yapraklı türler için oluşturulan tüm nakliyat senaryolarında en uygun araç tipinin 5 akslı yarı römorklu araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada birçok farklı kriterin dikkate alınması orman ürünleri nakliyat planlamasında araç alternatiflerinin etkin bir şekilde seçilmesine imkân sağlamıştır. Ulaşılan tüm sonuçlar dikkate alındığında, taşınacak orman ürünlerinin miktarının ve ağaç türünün dikkate alınmasının nakliyat planlaması açısından daha yararlı olacağı görülmektedir. Gelecek çalışmalarda farklı değerlendirme kriterlerinin de dikkate alınması ve farklı çok kriterli karar verme yöntemleri de kullanılması ile ulaşılan sonuçlar, bu çalışma sonuçları ile karşılaştırılabilir.
The process of timber harvesting, which is one of the important forestry activities, generally consisting of three stages. These stages consist of tree felling, logging and transportation of the wood raw material to warehouses or factories which is called secondary transport. Forest products transportation can be affect by the different variables such as wood raw material characteristics (species, amount of forest products, forest product type, size of forest products, etc.), transportation distance, existing road characteristics (road type, geometric standards, etc.), operator experience, technical specifications for transportation vehicles, and climate conditions. These variables may affect not only the cost, environmental effect and operational performance of forest transportation but also the types of vehicles that can be used in transportation. In this context, it is a complex issue to determine the most suitable vehicle types that can be used in forest product transportation planning, taking into account many conditions. This study aimed to develop the transportation planning of forest products by determining the most suitable vehicle alternatives to be used in forest products transportation in different conditions of transportation scenarios integrating the hybrid fuzzy multi-criteria method obtained by using fuzzy AHP (Analytic Hierarchy Process) and TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solutions) method with the support of ANFIS (Adaptive Based Neuro-Fuzzy System)-based prediction models. In this respect, a total of 32 transportation scenarios were generated, 16 scenarios for coniferous forest products and 16 scenarios for broadleaved type forest products. In the transport scenarios, the amount of forest products to be transported for the coniferous and broadleaved tree group was determined as 50 m3, 100 m3, 150 m3 and 200 m3. In addition, a total of four hauling distances have been implemented as 150 km, 200 km, 250 km and 300 km for all forest products. For all hauling distances, the average longitudinal slope of up and down road was chosen as 4%. Alternative vehicle types were determined as 2-axle truck, 3-axle truck, 4-axle truck and 5-axle semi-trailer vehicle. In the evaluation process, the main criteria were determined as cost, environmental effect and operational performance. Sub-criteria under each main criterion were; fixed cost, variable cost, unit cost for cost criterion, CO2 emission, road surface damage risk for environmental effect criterion, and arrival time, fuel consumption and payload for operational performance criterion. According to the results obtained in the study, considering all the sub-criteria under the main criteria, the most suitable vehicle type in the transportation scenarios for 50 m3 and 100 m3 forest products for the tree group constituting the coniferous species was a 4-axle truck, and in other relevant coniferous transportation scenarios, it was determined that the 5 axle semi-trailer vehicle was the most suitable. In the transport scenarios involving the tree group forming broadleaved species, it has been determined that the most suitable vehicle type was mostly a 5-axle semi-trailer vehicle. In the evaluation made by considering the sub-criteria under the main criterion of cost, it was concluded that the 4-axle truck was the most suitable for the coniferous types to be transported, and the 5-axle trailer vehicle for 50 m3 forest product in the broadleaved type, and the 4-axle truck was the most suitable for other broadleaved species transport scenarios. Considering the sub-criteria under the main criterion of environmental damage, it has been determined that a 3-axle truck and a 4-axle truck are the most suitable, respectively, for the forest product to be transported 50 m3 and 100 m3 for coniferous species, and a 5-axle semi-trailer vehicle is suitable for other coniferous transportation scenarios. In the case of broadleaved, it was concluded that the most suitable vehicle type in terms of environmental damage was mostly a 5 axle semi-trailer vehicle. Finally, considering the sub-criteria under the main criterion of operational performance, it was concluded that the most suitable vehicle type in all transportation scenarios for coniferous and broadleaved species was a 5-axle semi-trailer. Considering many different criteria in the study enabled effective selection of vehicle types in forest products transportation planning. Considering all the results obtained, it shows that considering the amount of forest products to be transported and tree species will be more useful in terms of transportation planning. The results obtained by considering different evaluation criteria in future studies and using different multi-criteria decision making methods can be compared with the results of this study.
Evaluation of occupational accidents in forestry in Europe and Turkey by k-means clustering analysis
Forestry and Forest Operations in Turkey: Challenges and Developments
Analysis of a feller-buncher productivity: a case study of whole-tree harvesting from Marmara region, Turkey
Sanal orman görselleştirme sisteminin geliştirilmesi
Tez Özetleri
Ormancılık faaliyetlerinin temelini; gençlik, sıklık, ışıklandırma ve aralama gibi bakım faaliyetleri ve ağaç kesme-devirme işlemleri oluşturmaktadır. Bu işlemler; daha fazla ürün elde etme, ormanda verimi arttırma, ormanların kapladığı alanları arttırma amaçlarıyla yapılmaktadır. Yapılan bu faaliyetlerin yüksek maliyetli olması ve orman çalışanlarına, kalan ormana veya çıkarılan ürüne zarar verme potansiyelinin bulunması nedeniyle dikkatli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla, hem planlama hem de yapma aşamasında bilgisayar teknolojilerinden daha etkin yararlanılması, bu faaliyetlere olumlu yönde katkı sağlayacağı kuşkusuzdur. Günümüzde artan teknolojik imkânlar sayesinde, en hassas hesaplamalar bilgisayarlar aracılığıyla yapılmakta ve eğitim ise etkin bir şekilde 3B (üç boyutlu) görsel materyallerle sağlanmaktadır. Bu nedenle; birden fazla parametreyi (çap, boy, yaş, mesafe, tepe tacı) bir arada kullanarak detaylı hesaplamalara imkân veren 3B karar destek sistemlerinin ormancılığın eğitim ve uygulama alanlarında kullanılması önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında; bu ihtiyaçtan yola çıkılarak gerçek arazi yüzeyini koordinatlı bir şekilde 3B ortamda modelleyen, orman yapısını arazide gerçekleştirilen etüt çalışması ile veya uzaktan algılama teknikleriyle toplanan verilere göre arazi modelinin üzerinde görselleştiren, 3B simülasyon yazılımı ("ForSim") geliştirilmiştir. Yazılım Python programlama dili ve temel numpy, pandas gibi kütüphaneler kullanılarak üretilmiştir. "ForSim" yazılımı gençlik, sıklık, ışıklandırma ve aralama gibi bakım faaliyetlerini ve ağaç kesme-devirme işlemlerini 3B ortamda gerçekleştirebilmekte, devirme işlemleri sırasında personelin kaçış yönünü ve iki ağaç boyu kuralına göre tehlikeli alanları belirleyebilmekte ve personelin en uygun devirme yönüne karar vermesine yardımcı olabilmektedir.
The basis of forestry activities is maintenance activities such as growth, density, lighting and thinning, and tree felling operations. These transactions are; it is done for the purposes of obtaining more products, increasing the efficiency in the forest, and increasing the areas covered by the forests. These activities need to be done with care, as they are costly and have the potential to harm forest workers, remaining forest or the extracted product. Therefore, more effective use of computer technologies in both planning and construction phases will undoubtedly contribute positively to these activities. Thanks to the increasing technological opportunities today, the most precise calculations are made through computers and education is effectively provided with 3D visual materials. For this reason, it is important to use 3D decision support systems that allow detailed calculations by using more than one parameter (diameter, height, age, distance, crown) in the education and application areas of forestry. In this thesis study; based on this need, 3D simulation software ("ForSim") was developed, which models the real land surface in a coordinated 3D environment and visualizes the forest structure on the terrain model according to the data collected by field surveys or remote sensing techniques. The software is produced using Python programming language and basic libraries such as numpy and pandas. "ForSim" can perform maintenance activities such as growth, density, lighting and thinning, and tree felling operations in 3D environment, presenting the results in shapes and animated form. At the same time, "ForSim" can determine the escape route of the personnel and dangerous areas according to the two tree height rule during the felling operations for personnel safety, and can help the personnel who will perform the felling operation to decide on the most appropriate felling direction.
Long-term retrospective investigation of a large, deep-seated, and slow-moving landslide using InSAR time series, historical aerial photographs, and UAV data: The case of Devrek landslide (NW Turkey)
Ağır Metal Kirliliğinin Tespitinde Salkım Söğüt (Salix Babylonica L.)’Ün Biyomonitör Olarak Değerlendirilmesi
Selection of best route in forest products transpotation using GİS
Tez Özetleri
Ülke nüfusunda meydana gelen artışa paralel olarak odun hammaddesine olan ihtiyaçta artmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yaklaşık olarak yıllık 21 milyon m3 (2010-2018 ortalaması) odun hammaddesi üretimi gerçekleştirilmektedir ki elde edilen gelirin büyük bir kısmını da bu bölümü oluşturmaktadır. Söz konusu bu üretim primer-sekonder transport çalışmaları ve orman depoları aracılığıyla tüketim merkezlerine iletilmektedir. Gerek primer gerekse sekonder taşımacılıkta kullanılan araçlar zaman içerisinde değişikliğe uğrasa da orman alanların işletmeye açılmasında yolların teknik özellikleri ile düzeni önemlidir. Dolayısıyla bir yandan en uygun işletme açama oranı yakalanmaya çalışılırken bir yandan da maliyetleri minimize edebilecek hem primer hem de sekonder transport için en uygun güzergâhların belirlenmesi gerekmektedir. Bartın OİM kapsamında orman ürünleri transportu için en uygun güzergâhların CBS aracılığıyla belirlenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. En uygun güzergâhın belirlenmesi çalışmasında ArcGIS versiyon 10.4.1 ve Access 2013 yazılımlarından faydalanılmıştır. Bu yazılımlarla ilk olarak orman yol ağı planı sayısallaştırılarak topolojik kontrolleri gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada Model Builder aracılığıyla primer ve sekonder transport için iki ayrı model oluşturulmuştur. Araç ve emval farklıklarının değişken olarak kullanılabilmesi amacıyla Network analizinden de faydalanılmıştır. Çalışma için Bartın OİM sınırlarında toplam 4183,79 km yol (orman yolu, köy yolu, karayolu, cadde ve sokaklar) sayısallaştırılmıştır. Nakliyat planlaması yapmak amacıyla da 582 175 km'lik yol ağı oluşturulmuştur. Geliştirilen model primer transport için kullanılacak olan yolların alternatiflerini net bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Sekonder transport için oluşturulan modelin tek araç kullanıldığında maksimum faydanın sağlanabileceği güzergâhın tespit edebildiği belirlenmiştir. Maksimum fayda gözetildiğinden sekonder transport çalışmalarında Network analizinin araçların tam kapasite ya da çok az bir eksik ile çalıştığı güzergâhları tercih ettiği belirlenmiştir.
In parallel with the increase in the population of the country, the need for wood raw material increases. Approximately 21 million m3 (2010-2018 average) of wood raw material is produced annually by the General Directorate of Forestry, which constitutes a large part of the income. This production is conveyed to consumption centers through primary-secondary transport works and forest depots. Although the vehicles used in both primary and secondary transportation have changed over time, the technical characteristics and layout of the roads are important in opening forest areas to operation. Therefore, it is necessary to determine the most suitable routes for both primary and secondary transport which can minimize the costs while trying to catch the most suitable opening rate. The purpose of this study is to determine the most suitable routes for forest products transfer by means of Geographic Information Systems within the scope of Bartın Forest Operation Directorate. ArcGIS and Access software were used to determine the most suitable route. With these software's, first the forest road network plan was digitized, and topological controls were performed. In the second stage, two different models for primary and secondary transport were created by means of Model Builder. Network analysis was also used in order to use the tools and assets differences as variables. A total of 4183, 79 km of roads (forest roads, village roads, highways, streets) were digitized for the study. 582 175 km of road network has been established for transportation planning. The developed model can clearly illustrate the alternatives of the roads to be used for primary transport. It was determined that the model created for secondary transport can determine the route where maximum benefit can be achieved when single vehicle is used. Since maximum benefit is taken into consideration, it is determined that in the secondary transport studies, the Network analysis prefers the routes where the vehicles are operating with little or no capacity.
Bölmeden çıkarma çalışmalarında ATV'lerin çevreye duyarlı ve verimli kullanım imkânlarının araştırılması
Tez Özetleri
Son yıllarda orman kaynaklarının daha verimli, etkin ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ormanların hassas ormancılık yaklaşımı ile yönetilmesini gerektirmektedir. Bu kapsamda çağdaş teknoloji, her geçen gün insanoğlunun hizmetine farklı materyaller ve metotlar sunmakta ve üretim çalışmalarının gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır. Gelişmeler; masraflı, zor ve zaman alıcı olan üretim faaliyetlerinin ekonomik, kolay ve hızlı yapılmasına yöneliktir. Üretim işlerinde mekanizasyonun yeterli düzeyde kullanılmaması maliyeti artırmakta, meşcere ve üretimi yapılan ürünler üzerinde önemli zararlara neden olmaktadır. Ayrıca, planlama hataları, meşcerede kalan ağaçlar, gençlik, üretilen emval ve üretim yapılan alandaki orman toprağı üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Bu nedenle, bölmeden çıkarmada sadece üretim maliyetlerini en aza indiren bir üretim anlayışı değil aynı zamanda meşcere zararlarını minimize eden, daha küçük alanlarda çalışma olanağı sağlayan modern yöntemlerin kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışma ile hafif eğimli arazide (% 11-20) bölmeden çıkarma çalışmalarında ülkemizde ilk defa kullanılacak arazi araçları (ATV) ile gerçekleştirilen bölmeden çıkarma çalışmalarının verim ve meşcere zararı açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. ATV'lerin ormancılık çalışmalarında uygulanabilirliğinin araştırıldığı bu tez çalışmasında optimum verim sağlanması amacıyla, farklı metotların ve ekipmanların kullanılması ve buna yönelik uygulamaların ormancılık için geliştirilmesi de planlanmıştır. Ayrıca, operasyonel verimi etkileyen faktörler belirlenerek, verimin arttırılmasına yönelik çözüm önerilerinin sunulması, sürütme faaliyetleri sırasında meşceredeki ağaç ve fidan zararlarının belirlenmesi, orman toprağında oluşan zarar durumunun tespit edilmesi ve zararların en aza indirilmesine yönelik çeşitli önerilerin de geliştirilmesi planlanmıştır. Çalışma ile elde edilecek sonuçların ülkemiz ormancılığında uygulamaya yönelik önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada, yapraklı türler (kayın) için ortalama 4,06 m3/saat lik iş verimi, ibreli türler (sahilçamı) için ortalama 4,08 m3/saat lik iş verimi elde edilmiştir. Tomrukların bir ucu yerde (3,73 m3/saat lük saatlik verim) ve her iki ucuda havada (4,41 m3/saat lük saatlik verim) taşındığı 1. ve 2. ekipmanlar karşılaştırıldığında beklenildiği gibi tomruğun zeminle temasının kesildiği 2. ekipman için verim daha yüksek olarak bulunmuştur. 1 m3 için ortalama gider, insan ve hayvan gücü ile bölmeden çıkarma çalışmalarında 136,92 TL/m3 iken 4×4 ATV ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında 38,79 m3 olarak hesaplanmış, sabit ve değişken masraflar ise sırasıyla; 25,55 TL/saat-39,97 TL/saat olarak bulunmuştur. Gözenek hacmi, tane yoğunluğu ve hacim ağırlığı değerlerinin sürütme faaliyetlerinden sonra daha düşük olduğu tespit edilmiştir. ATV ile üretim yapılmasına imkân tanıyan sürütme şeritlerinin tesis edilmesi amacıyla alandan toplam hacmi 4,017 m3 olan 17 adet ağacın kesilmesi ve alandan uzaklaştırılması gerektiği tespit edilmiştir. Bu oran traktörler ile 2,5 m'lik sürütme şeritlerinin tesisi için yapıldığı takdirde 26,732 m3 olarak tespit edilmiştir.
In recent years, there has been a need in the management of forests through precision forestry approach for a more productive, efficient and sustainable management of forest resources. In this regard, modern technology offers human beings different materials and methods day by day and it allows the production activities to be carried out. Such changes are for more economical, easier and faster ways of costly, difficult and time-taking production activities. Inadequate use of mechanization in the production process increases the cost and cause important damages on both the products and the stand. Moreover, planning failure has negative impacts on the remaining trees of the stand, the products, the youth and the forest soil in the production area. Therefore, it has become compulsory to make use of not only a production concept that minimizes the costs but also modern methods to minimize the stand damages in the wood extraction and enable working in smaller areas. It was aimed, with this study, to evaluate the wood extraction activities conducted with land vehicles (ATV) to be used for the first time in Turkey these activities on the terrains with gentle slopes (% 11-20). In this study, which was carried out to research the convenience of ATVs in forestry activities, it is planned to use different methods and equipment and to develop practices suitable for this. It is also planned to make some recommendationsregarding solution proposals in order to increase productivity by determining the factors affecting the operational efficiency, to determine tree and sapling damages in the stand during trawling activities, and to determine and minimize the damages to the forest soil. It is considered that the results obtained from the study are considered to contribute to the national forestry practices. In the study, an average work efficiency of 4,06 m3/hour was obtained for leaved species (beech), while an average work efficiency of 4,08 m3/hour for coniferous species (maritime pine). When the 1st equipment was compared 2nd one, both used for skidding the timber with an end on the ground (a yield of 3,73 m3/hour) and another aloft (a yield of 4,41 m3/hour), efficiency is expectedly higher with the 2nd equipment, when the timber is in no contact with the ground. The average cost for 1 m3 was 136,92 TL/m3 in the wood extraction activities with animal and human power, while it was calculated as 38,79 TL/m3 in the extraction with a 4x4 ATV. The fixed and variable cost was respectively 25,55 TL/hour and 39,79 TL/hour. It was also found that the pore volume, grain density and bulk density are lower after the skidding activities. It was found that 17 trees with a total volume of 4,017 m3 should be cut down and removed from the area in order to establish skidding lines that allow the production with ATV. This rate was found to be 26.732 m3 as long as it is made for the establishment of skidding lines of 2,5 m with tractors.
Ormancılıkta 4×4 Atv’Ler İle Bölmeden Çıkarma İşlemlerinin Toprak Yapısı, Bioması Ve Enzimleri Üzerine Etkisi
Rüzgâr Zararında Meşcere ve Yetişme Ortamı Faktörlerinin Etkisi
Geniş yapraklı bazı ağaçların kesim sürecinde çalışma verimi ve çalışanların fizyolojik iş yükünün belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada, üretim çalışanının kullandığı motorlu testere ile gerçekleştirilen geniş yapraklı ağaçları kesme, devirme, dal alma, bölümlere ayırma faaliyetleri incelenmiştir. Araştırmanın amacı, geniş yapraklı ağaçlara ait odun hammaddesi üretim sahalarında çalışanların çalıştıkları işyeri koşulları, çalışma verimlerini ve her bir çalışana ait fizyolojik iş yüklerini belirlemektir. Bu amaçla; Kayın, Meşe, Kestane, Çınar ve Gürgen ağaçlarından, 30 farklı çalışanın her biri 30 adet ağacı motorlu testere ile kesmiş ve toplamda 900 adet ağacın kesimine ilişkin ölçümler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın gerçekleştirildiği işyeri koşullarında, yapraklı ağaç türünün kesim faaliyetlerinde çalışanların VKİ (Vücut Kitle İndeksi) değerlerine göre %53 şişman, %30'u normal ve %10'u ise zayıf kategoride yer almaktadır. Bu çalışanların çalışma sırsındaki ortalama fizyolojik iş yükleri (%HRR) değerlerine göre sınıflandırıldığında kesim faaliyetlerinde iş sevileri; 6 çalışan için "aşırı ağır", 7 çalışan için "çok ağır", 8 çalışan için "ağır", 5 çalışan için "orta" ve 4 çalışan için ise "hafif" ağırlıkta işlerden olduğu belirlenmiştir.
In this study, broad-leaved trees' felling operations by performed by chainsaws (cut, fell down, branch cutting, cut-to-length) activities of the forest workers which were examined. The aim of the study is to determine the working conditions of the workers, the working efficiency under these conditions and the physiological workload of each worker in the wood raw material production areas of broadleaf trees. For this purpose; each of 30 different workers cut 30 trees (beech, oak, chestnut, sycamore and hornbeam) by using chainsaw and measurements were made for total of 900 trees. According to the BMI values, the categories of the workers are 53% are "Overweight", 30% are "normal" and 10% are in the "mild thinness" category in the workplace conditions where the research isconducted. When the average physiological workload (HRR) of these workers is classified according to their values, the level of work in slaughtering activities; it was found to be "extremely heavy" for 6 workers, "very heavy" for 7 workers, "heavy" for 8 workers, "medium" for 5 workers and "light" for 4 workers.
Productivity Analysis of Tree-Length Harvesting using Farm Tractor in a Nordmann Fir Stand in Turkey
The Usability of Forest Tractors in the Activities of Extracting in Mountainous Terrain
Ergonomic Appearance of Chainsaw Operators in Forest Harvesting
Determination of the Gas Effects Causing Damages on Forests
Orman yolları yönetiminde SWOT-BAHP incelemesi
Tez Özetleri
Orman kaynaklarını korumak, bütünlüğünü sağlamak, biyolojik çeşitliliğini muhafaza etmek, verimliliğini artırarak ormanların ekolojik, ekonomik ve sosyal faydalarından sürdürülebilir şekilde yararlanmak esas amaçlardandır. Orman yolları, bu faydaları sağlamakta en temel görevi üstlenmektedir. Bu çalışmada orman yolları yönetiminin güçlü, zayıf yönleri ile fırsat ve tehditlerinin değerlendirilmesi yapılarak yönetsel stratejilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Orman yolları yönetiminde bir strateji oluşturmak amacıyla SWOT analizi kullanılmıştır. Bunun için uzman görüşlerinden SWOT analizi için alt faktörler belirlenmiş olup, güçlü yönler 6, zayıf yönler 5, fırsatlar 5 ve tehditler için ise 6 faktör belirlenmiştir. Bu analiz ile birlikte 5 adet strateji kriteri de geliştirilmiştir. SWOT analizi, nitel bir analiz ve karar verme yöntemidir. Ancak faktörlerin etkilerini ve önem derecelerinin belirlenmesinde analitik bir sonuç vermemektedir. Bu nedenle bu faktörlerin sayısallaştırılması için bulanık analitik hiyerarşi prosesi kullanılmış olup, literatürde en çok kullanılan Buckley ve Chang yaklaşımları ile modellenmiştir. Uzman görüşleri ile hazırlanan bu faktör ve stratejiler anketler aracılığıyla elde edilmiştir. SWOT analizi için hazırlanan 22 alt faktör ile birlikte 5 strateji kriteri toplamda 170 adet ikili karşılaştırma yapılarak, bulanık analitik hiyerarşi prosesi ile birlikte sayısallaştırılarak modellenmiştir. Bunun sonucunda, en önemli faktörün her iki yaklaşıma göre fırsat faktörlerinden F4 faktörü "Orman Yangınları Kontrolüne Yardımcı Olması" tespit edilmiştir. Buckley yaklaşımına göre en düşük faktör fırsat faktörlerinden F2 "Orman Varlığının Artmasına Yönelik Çalışmalara Destek Olması", Chang yaklaşımına göre ise tehditler faktörlerinden T6 faktörü "Yasadışı Avlanma ve Taşımaya Neden Olma" tespit edilmiştir. Buckley ve Chang yaklaşımlarına göre stratejiler arasında önem derecesi en yüksek strateji S2 "Orman Ve Orman Kaynaklarını Korumak ve Fiziksel Altyapıyı Geliştirmek" olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda önem derecesi en yüksek alt faktör grubunun zayıf yönler olduğu, en düşük ise fırsat faktörü olduğu belirlenmiştir. Karar verme süreçlerinde nitel analizler sayısallaştırılarak modellenmesi, bu sayede faktörler arasında karşılaştırma yapılmasını sağladığından daha gerçekçi çözümler üretilebileceği düşünülmektedir.
The basic purposes of protecting forest resources are to maintain their integrity, to preserve their biological diversity, to benefit from the ecological, economic and social benefits of forests by increasing their productivity. Forest roads have primary duty in providing these benefits. In this study, it is aimed to reveal managerial strategies by evaluating strengths and weaknesses as well as opportunities and threats of forest roads. SWOT analysis was used to create a strategy in forest road management. For this, sub-factors were identified for SWOT analysis in accordance with expert views. In this respect, 6 factors were determined for strengths and weaknesses while 5 factors were specified for opportunities and threats. 5 strategy criteria were also developed for this analysis. SWOT analysis is a qualitative analysis and decision-making method. However, it does not provide an analytic result in determination of effects and significance levels of factors. For this reason, fuzzy analytical hierarchy process was used to digitize these factors, and Buckley and Chang approaches, used most in the literature, were modelled. These factors and strategies, prepared in accordance with expert views, were obtained by questionnaires. 22 sub-factors prepared for SWOT analysis and 5 strategy criteria were modelled by digitizing together with the fuzzy analytical hierarchy process after making a total of 170 paired comparisons. To this end, the most significant factor was determined to be F4 factor "Helping Forest Fires Control" from opportunity factors according to both approaches. The lowest factor was specified to be F2 "Supporting Activities for Increasing Forest Existence" from the opportunity factors according to Buckley approach while this was T6 factor "Causing Illegal Hunting and Transport" from the threats factors in line with Chang approach. It was concluded that whereas the strategy with the highest significance among the strategies determined in line with the views of experts according to Buckley and Chang approaches was S2 "Protecting Forest and Forest Resources and Improving Physical Infrastructure". It was identified in accordance with the obtained results that the weaknesses were the sub-factor group with the highest significance while the opportunity factor was specified to have the lowest significance. In decision-making processes, it is thought that more realistic solutions can be produced, as qualitative analysis is digitized and modeled, thus enabling comparison between factors.
Visibility analysis of fire lookout towers protecting the Mediterranean forest ecosystems in Turkey
The role of topography in the spatial distribution of tree species in the Mediterranean Region of Turkey
Relations between tree height and soil properties in semiarid Black pine (Pinus nigra Arnold.) afforestation
Orman alanlarındaki değişimlerin CBS tabanlı belirlenmesi: Çamsu Orman İşletme Şefliği örneği
Forest fire risk assessment using GIS and AHP integration in Bucak Forest Enterprise, Turkey
Evaluation of Fire Lookout Towers Using GIS-based Spatial Visibility and Suitability Analyzes
Tonya orman işletme şefliği yol ağının planlama ve yapım kriterleri açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu çalışma Trabzon Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Trabzon Orman İşletme Müdürlüğü bünyesinde bulunan Tonya Orman İşletme Şefliğinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma ile araştırma alanında bulunan orman yol ağlarının hâlihazırda ki durumları ortaya konulmuş, ayrıca sahada yapılan arazı çalışmaları ile araştırma alanı içerisinde bulunan orman arazisi hakkındaki tüm veriler toplanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler ArcGIS programı ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Tonya Orman İşletme Şefliği sınırları içinde yer alan orman yollarının uzunluğu 138+917 km‟dir. İşletme şefliği görev alanı içerisinde bulunan orman yol ağlarına ait elde edilen tüm veriler bilgisayara aktarılarak sayısal arazi modeli oluşturulmuştur. Çalışma alanı içerisinde bulunan ormanlık alan 12435,1 ha olup, genel alanı 20309,5 ha‟ dır. Söz konusu araştırma alanında yol yoğunluğu ise % 0.87(14 m/ha) ve yol aralığı ise 714.28 m. olarak hesaplanmıştır. Bu oranın ülkemiz orman yol yoğunluğu ortalamasının altında olduğu gözlemlenmiştir. Bu düşünceler ışığında; ormancılık hizmetlerinde kullanılacak köy yolları da dikkate alınarak 27+046 km yeni yol planlanmıştır. Üst yapısı tamamlanmış orman yolu uzunluğu 106+724 km olarak belirlenmiştir. Mevcut yolların, sanat yapılarının bakım ve onarım çalışmaları ise belirli periyotlarla yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Orman Yolları, Yol Yoğunluğu, Yol aralığı, Sanat Yapıları, GIS
In this thesis; planing and contrustion criterias of road network by Tonya Forest Chief is taken into account. Forest road networks are the most important infrastructure facilities that enable forestry applications to be carried out. The vast majority of forests in our country are located in mountainous areas. Therefore, rational planning of forest roads is also of great importance in terms of modern forest management. Forest road networks and forestry activities in the most effective way to implement the planned and completed forest roads expected basic functions can be considered as serving and ensuring its applicability to activities such as forest protection and afforestation, production of forest products, and fighting forest fires, and recreation for activities The longevity of the roads and the regular maintenance of the roads in the planning of the road networks in forests is one of the highlights. The area designated for the research is Tonya Forest Management Directorate, which is under the Trabzon Forest Management Directorate, which is affiliated to Trabzon Forest Regional Directorate. The study revealed the current state of forest road networks in the field of research, in addition, all data about the forest land within the research area were collected through the field studies. The data obtained from the research were analyzed and evaluated by ArcGIS program. XI Trabzon Forest Regional Directorate Trabzon Forest Management Directorate located within the boundaries of Tonya Forest Management Chiefdom the length of forest roads 138 + 917 km. All the data obtained from forest road networks within the field of business chief is transferred to the computer and a numerical land model has been created. The area of woodland within the study area is 12435.1 ha and its overall area is 20309.5 ha. The road density is 0.87% (14 m/ha) and the road range is 714.28 m. is calculated as. It has been observed that this ratio is below the average forest road density in our country. In the light of these considerations, 27+046 km of new roads have been planned, taking into consideration the village roads to be used in forestry services. The length of the Forest Road, whose superstructure was completed, was determined to be 106+724 km. Maintenance and repair works of existing roads and art structures should be done with certain periods. Keywords: Forest roads, road density, road spacing, art structures, GIS
MONITORING OF LAND- COVER/LAND- USE CHANGES INSYRIA BY INVOLVING THE COLLECT EARTHMETHODOLOGY APPROACH
MONITORING LAND- COVER/LAND- USE CHANGESWITHIN THE SCOPE LAND DEGRADATION NEUTRALITY:BARTIN RIVER BASIN CASE OF TURKEY
ASSESSMENT AND MONITORING OF LAND-USE AND LAND-COVER CONVERSION (2000-2017) IN TURKEY USING COLLECT EARTH METHODOLOGY
Balıkesir yöresinde odun hammaddesinin kesim ve hazırlanması işlerinde çalışma veriminin belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışma, Balıkesir Orman İşletme Müdürlüğü, Kepsut yöresinde, saf Karaçam (Pinus nigra) meşceresinde 2 kişilik çalışma ekibiyle odun hammaddesisin kesimi, devrilmesi, taşımaya hazırlanması sürecinde zaman tespitlerinin yapılması ve çalışma veriminin belirlenmesi şeklinde yapılmıştır. Ölçümler kesim ve hazırlama işinde 54 adet ağaç üzerinde ( Dikili Kabuklu Gövde Hacmi toplamı 62,244 m3, Endüstriyel Hacim 55,065 m3 ), motorlu testereye takılan aparatla kabuk soyma işleminde 85 adet tomruk üzerinde ( Endüstriyel Hacim 30,531 m3) üzerinde yapılmıştır. Değişkenler arasındaki etkileşimler ve bu değişkenlerin zaman üzerindeki etkileri istatistiki olarak araştırılmıştır. Çalışma sonucunda kesme, devirme, dal alma, ölçme işaretleme ve bölümlere ayırma ve kabuk soyma işlemlerinin tamamında 1 m3 ürün elde edebilmek için gereken zaman değeri 21,46 dk'dır. Bu sonuca göre çalışma verimi saatte 2,79 m3 tür. Bir günde 6 saat çalışmayla, çalışma verimi 16,74 m3 olarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, benzer çalışma koşulları için üretim planlarının hazırlanmasında, plan uygulamalarının izlenmesi ve kontrolünde kullanılabilecektir.
This study is used to assist the cutting, overturning and transportation of wood raw material in pure black pine (Pinus nigra) stands in Balıkesir Forest Management Directorate, Kepsut region. The interactions between the variables and the time of the variable variables were investigated statistically. The measurements were carried out on 54 trees (total volume 62,244 m3, Industrial Volume 55,065 m3) in cutting and preparation work and on 85 logs (Industrial Volume 30,531 m3) in the peeling process with the apparatus attached to the chainsaw. Interactions between variables and their effects on time were investigated statistically. As a result of the study, the time required to obtain 1 m3 of product in all felling, delimbing, measuring marking and allotment and peeling operations is 21,46 min. According to this result, the working efficiency is 2.79 m3 per hour. Working 6 hours a day, the working efficiency was determined to be 16.74 m3. The results obtained can be used in the preparation of production plans for similar working conditions, monitoring and control of plan applications.
Tarım traktörü ile kar üstünde bölmeden çıkarma çalışmasının verim analizi
Productivity Analysis of Modified Farm Tractors in Forwarding Industrial Wood Products
Yüksek Eğimli (p 45) Ormanlardaki Farklı İşletme Sınıflarında Bölmeden Çıkarma Tekniklerinin Ekolojik Açıdan İrdelenmesi
Modeling of landslide sensitive areas using GIS in semi-arid forests and evaluation in terms of forest rehabilitation
İbreli Meşcerelerdeki Bölmeden Çıkarma Faaliyetlerinin Orman Toprağı Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılabilmesi İçin El Vinci Kullanım Olanaklarının Araştırılması
Mevcut orman yollarının orman alanlarını işletmeye açma durumu yeterliliğinin belirlenmesi (Daday Çamlıbel Orman İşletme Şefliği örneği)
Tez Özetleri
Orman alanlarının en iyi şekilde yönetilebilmesi ve ensantif orman işletmeciliği için orman alanlarına ulaşımın sağlanması gereklidir. Bu çalışmada, örnek çalışma alanı olarak seçilen Daday Orman İşletme Müdürlüğü, Çamlıbel Orman İşletme Şefliğinin mevcut yollar ile işletmeye açılan orman alanları ile işletmeye açılamayan orman alanları CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) yazılımı ile alansal ve mekânsal olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında işletmeye açılamamış orman alanları için en kısa yol geçkisi ile enfazla orman alanını işlemeye açacak yeni yollar önerilmiştir. Çalışma kapsamında 10017,7 ha büyüklüğündeki Çamlıbel Orman İşletme Şefliğinin 7544,1 ha orman alanının 5647,2 ha'ı (%74,8) mevcut yollarla işletmeye açılmış olduğu belirlenmiştir. Çamlıbel Orman İşletme Şefliği için CBS ortamında planlanan yeni 15+845 km orman yolu ile 439,8 ha orman alanı daha ormancılık amaçları için işletmeye açılmış olacaktır. Önerilen bu yolların yapılması durumunda Çamlıbel Orman İşletme Şefliğinin 6087 ha alanı ormancılık amaçları için işletmeye açılmış olacak ve bu şeflikteki işletmeye açılmış orman alanı yüzdesi %80,7 olacaktır.
It is necessary to be able to manage forest areas in the best way and to provide access to forest areas for intensive forest management. In this study, Daday Çamlıbel Forest Sub-District Directorate, which is chosen as a sample study area, has been determined spatially with GIS (Geographic Information Systems) the areas that cannot be opened. Within the scope of the study, for the forest areas that could not be opened to exploitation, new roads were proposed to open it. As a result, it has been determined that the Çamlıbel Forest Sub-District Directorate, with a size of 10017.7 hectares, 5644.2 ha (74.8%) of the 7544.1 ha forest area has been put into service by existing roads. With the new 15 + 845 km forest roads planned in GIS, for Çamlıbel Forest Sub-District Directorate 439.8 ha forest area will be opened for further forestry purposes. In case these new roads are built, 6087 ha of Çamlıbel Forest Sub-District Directorate will be opened to serve the forestry purposes and the percentage of the opened area will be 80.7%.
Bölmeden çıkarma yöntemlerinin orman toprağı üzerindeki etkilerini dikkate alarak prımer transport planının çok kriterli karar verme yöntemi ile geliştirilmesi
Tez Özetleri
Ormanların ekolojik, ekonomik ve sosyal boyutlarını dikkate alarak yönetilmesiyle sürdürülebilir orman yönetimi sağlanabilmektedir. Dolayısı ile ormanlardan daha uzun süreli ve verimli faydalanmanın yolu en uygun müdahale ve üretim yöntemlerinin belirlenmesinden geçmektedir. Doğal şartlara açık ve toprağa bağımlı biyolojik bir varlığın işletmeciliği olan ormancılık sektörünün üretim aşamalarından biri olan bölmeden çıkarma çalışmalarında (primer transport) odun hammaddesine, kalan ağaçlara, gençliğe ve orman toprağına zarar verilebilmektedir. Bu zararlar önemli ekonomik kayıpların yanında orman ekosisteminin sürdürülebilirliği ve verimliliği açısından da olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Yapılan çalışmada, odun hammaddesi üretim çalışmalarında kullanılan bölmeden çıkarma yöntemlerinin (traktör ile askıda sürütme (1), el vinci ile sürütme (2), kablo yöntemi ile çekim (3)), farklı eğim (%0-20, %20-33, >%33), meşcere çağı (b-bc, c-cd), toprak derinlik kademesi (0-5 cm, 5-10 cm) ve sefer sayısına (5'inci sefer tomruk geçişi, 10'uncu sefer tomruk geçişi) bağlı olarak toprak özellikleri üzerinde meydana getirdiği deformasyonlar incelenmiştir. Böylelikle belirtilen faktörlere göre toprağa en az düzeyde zarar veren en uygun bölmeden çıkarma yönteminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, Samatlar Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Aksudere İşletme Şefliği'nde gerçekleştirilen çalışmada bölmeden çıkarma yöntemleri 3 eğim grubu ve 2 meşcere çağı olmak üzere toplam 6 ibreli meşcerede uygulanmıştır. İstatistiksel analizler uygulanarak iki farklı toprak derinlik kademesindeki toprak özelliklerinde meydana gelen zararlar üzerinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Ayrıca PCA analizi ile arazi eğimi ve meşcere çağına göre toprakta meydana gelen değişimi minimize eden bölmeden çıkarma yöntemleri belirlenmiştir. En uygun bölmeden çıkarma yönteminin belirlenmesinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden entropi ve TOPSIS yöntemleri kullanılmıştır. Alternatif bölmeden çıkarma yöntemleri Entropi kriter ağırlık değerleri kullanılarak TOPSIS yöntemi ile sıralamaya tabi tutulmuştur. Buna göre üst toprak (0-5 cm derinlik) için entropi yöntemine göre kriterlerin ağırlıkları değerlendirildiğinde en önemli kriter %N olup, bu sıralamayı sıkışma, %C, hacim ağırlığı ve organik madde takip etmektedir. Alt toprak (5-10 cm derinlik) için ise en önemli kriter sıkışma olup bu sıralamayı %C, %N, organik madde ve hacim ağırlığı takip etmektedir. TOPSIS analizi sonucunda %0-20 eğim grubunda "b-bc" meşcere çağında ve her iki toprak derinlik kademesinde en ideal bölmeden çıkarma yönteminin "traktör ile askıda sürütme" olduğu belirlenmiştir. %0-20 eğim grubunda" c-cd" meşcere çağında üst toprak için (0-5 cm) en ideal bölmeden çıkarma yönteminin "el vinci ile sürütme", alt toprak için (5-10 cm) ise en ideal bölmeden çıkarma yönteminin "traktör ile askıda sürütme" olduğu belirlenmiştir. %20-33 eğim grubunda "b-bc" meşcere çağında üst toprak (0-5 cm) derinliğinde en ideal bölmeden çıkarma yönteminin "traktör ile askıda sürütme", olduğu alt toprak için (5-10 cm) ise en ideal bölmeden çıkarma yönteminin "el vinci ile sürütme" olduğu belirlenmiştir. %20-33 eğim grubunda ,"c-cd" meşcere çağında ise her iki toprak derinlik kademesinde de "kablo ile bölmeden çıkarma" yönteminin en fazla tavsiye edilir bölmeden çıkarma yöntemi olduğu ortaya konmuştur. >%33 eğim grubunda, her iki meşcere çağında ve her iki toprak derinlik kademesinde en ideal bölmeden çıkarma yönteminin "el vinci ile sürütme" olduğu yapılan analizler sonucu ortaya konmuştur. TOPSIS yöntemiyle en ideal bölmeden çıkartma yönteminin belirlenmesinde eğimin önemli bir faktör olduğu görülmüştür. Genellikle %0-20 eğim grubunda "traktör ile askıda sürütme" en ideal bölmeden çıkarma yöntemi olarak belirlenmiştir. %20-33 eğim grubunda meşcere çağı ve toprak derinlik kademesine göre üç yönteminde kullanılabilirliği değişkenlik gösterirken, >%33 eğim grubunda "el vinci ile sürütme" yönteminin en ideal bölmeden çıkarma yöntemi olduğu belirlenmiştir.
Sustainable forest management can be achieved by managing forests taking into account their ecological, economic and social dimensions. Therefore, the way to make long-term and efficient use of forests is to determine the most appropriate operation and harvesting techniques. Logging operations, which is one of the harvesting stages of the forestry sector, which is the management of a biological asset that is open to natural conditions and dependent on the soil, can damage products, residual trees, youth and forest soil. These damages cause significant economic losses as well as negative consequences for the sustainability and productivity of the forest ecosystem. In this study, the changes caused by logging techniques (suspended skidding with tractor (1), skidding with portable hand winch (2), cable pull with tractor (3)) used in harvesting operations on soil characteristics depending on different slope (0-20%, 20-33%, >33%), stand age (b-bc, c-cd), soil depth level (0-5 cm, 5-10 cm) and number of passes (5. passes, 10. passes) were examined. Thus, it is aimed to determine the appropriate logging technique, which causes the least disturbance to the soil, according to the specified factors. In the study, carried out in Aksudere Forest Management Unit of Samatlar Forest Enterprise Directorate, logging techniques were applied in 6 different coniferous stand as 3 slope groups and 2 stand ages. By applying statistical analysis, the factors affecting the disturbances on soil properties at two soil depth levels were examined. In addition, logging techniques that minimize the change in soil according to the slope and stand age were determined by PCA analysis. Entropy and TOPSIS methods, which are among the multi-criteria decision support methods, were used to determine the most appropriate logging technique. Alternative logging techniques were ranked by TOPSIS method using entropy criterion weight values. Accordingly, when the weights of the criteria were evaluated according to the entropy method for the topsoil (0-5 cm depth), the most important criterion was N%, followed by soil compaction, % C, bulk density and organic matter. Soil compaction was the most important criterion for the subsoil (5-10 cm depth), followed by % C, % N, organic matter and bulk density. As a result of TOPSIS analysis, it was determined that the most ideal logging technique in 0-20% slope group, "b-bc" stand age for both soil depth levels was " suspended skidding with tractor". In the 0-20% slope group, "c-cd" stand age, the most ideal logging technique for top soil (0-5 cm) was "skidding with portable hand winch", for the subsoil (5-10 cm), the most ideal logging technique was "suspended skidding with tractor". In the 20-33% slope group, "b-bc" stand age, the most ideal logging technique for top soil depth (0-5 cm) was "suspended skidding with tractor", and for the subsoil depth (5-10 cm), the depth was "skidding with portable hand winch". In the 20-33% slope group, "c-cd" stand age, it has been shown that "cable pull with tractor" technique was the most recommended technique in both soil depth levels. Both stand ages and both soil depth levels have been revealed that as a result of the analysis, the most ideal logging technique was "hand winch skidding" in the >33% slope group It has been observed that the slope was an important factor in determining the most ideal logging technique by TOPSIS method. Generally, in the 0-20% slope group, "suspended skidding with a tractor" has been identified as the most ideal logging technique. In the 20-33% slope group, its usability in three techniques varies according to the stand age and soil depth level, while in the >33% slope group, the "hand winch" method was determined to be the most ideal logging technique. KEYWORDS:Logging, soil disturbance, PCA, Multi-Criteria Decision Support, Entropy-TOPSIS. December 2020, 198 Page Science Code:1205
Sürütme yolları ve yoğunlukları üzerine değerlendirmeler
A Review on Decision Processes for Wood Harvesting in Turkish Forestry
Odun Hammaddesi Üretiminde Motorlu Testere Kaynaklı Antropojenik Gürültü Yayılımının CBS Teknikleri Kullanılarak Modellenmesi.
Temporal Change of Drainage Structures in Forest Roads (Study of Bentler Forest Enterprise 2009-2019)
TOWARDS GREEN SMART CITIES: IMPORTANCE OF URBAN FORESTRY AND URBAN VEGETATION
Orman yollarında hidrolik yapıların hec-ras yazılımı kullanılarak boyutlandırılması
Tez Özetleri
Orman yollarının uzun ömürlü ve kendilerinden beklenen işlevleri sürdürülebilir şekilde yerine getirmesi için yağış sularının yoldan hızlı bir şekilde uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda orman yollarının dereler ile kesiştiği noktalarda inşa edilecek olan hidrolik sanat yapıları tasarlanırken, bu noktaya proje ömrü boyunca gelebilecek olan maksimum debinin bilinmesi ve yapıya ait açıklığın (kesit alanı) bu debiyi sorunsuz olarak geçirecek şekilde tasarlanmasıdır. Bu çalışmada Bolu orman bölge müdürlüğüne bağlı Gerede orman işletme Müdürlüğü ne ait Acısu orman işletme şefliği işletme sınırları içerisinde yer alan 410 kod numaralı orman yolu çalışma alanı olarak belirlenmiş ve üzerinde inşa edilmiş veya edilmesi gereken hidrolik sanat yapıları bakımından değerlendirilmiştir. Yol 2018 yılında yapıldığından memleket haritaları üzerinde yer almamaktadır. Bu nedenle İnsansız Hava Aracı (İHA) platformu kullanılarak 410 kod numaralı yolun ortofoto haritası oluşturulmuş ve orman yolu boyunca sanat yapısı bulunması gereken noktalar bu haritadan tespit edilmiştir. 410 kod numaralı orman yolundan suyu geçmesi gereken 15 adet havza alanı tespit edilmiş bunlardan 6 adet havza deresi koruge boru yerleştirmek sureti ile yolu geçirildiği görülmüştür. Ayrıca 9 noktada daha yapı ihtiyacı olduğu anlaşılmıştır. Ortofoto üzerinde yapılan incelemeler sonucu toplam uzunluğu 6+000 km olan yol boyunca 9 farklı noktada kazı ve dolgu şevlerinde toplamda 648m göçük meydana geldiği ve 8 noktada meydana gelen göçüklerin enine drenaj yapısı eksikliğinden veya mevcut yapıda kesit alanının darlığından kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca havzalardan gelecek debilerin hesaplanmasına yönelik havza alanları, eğim, dere aks uzunluğu ve dere eğimi gibi parametrelerin tespiti için memleket haritaları, arazi kullanımının belirlenmesinde meşcere tipleri haritası ve toprak tiplerinin belirlenmesinde Türkiye Büyük Toprak Grupları (BTG) haritası kullanılmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak Hidrolojik Toprak Grupları, akışa dönüşme oranının tespitinde kullanılan Eğri Numaraları ve alan ağırlıklı ortalama eğim sınıfları haritaları oluşturulmuştur. Alana ait yağış verileri ise 01/01/1963 yılından bu yana kayıt altına alındığı Gerede Meteoroloji İstasyonundan temin edilmiştir. Bu parametreler kullanılarak hesaplama yapan yağış akış oranı tespit yöntemleri ile havzalara ait proje debileri hesaplanmıştır. Dere yol kesişimlerine tesis edilmiş yapıların açıklığının belirlenmesinde HEC-RAS yazılımının kullanılabilmesi için bu noktaların hidrolik modellerinin oluşturulması gerekmektedir. HEC-RAS yazılımı ile oluşturulan modelin önemli girdi parametrelerinden biri olan geometri verisinin oluşturulması için Sayısal Yükseklik Modeli (SYM)'ne ihtiyaç bulunmaktadır. Modelde kullanılacak SYM verisinin yüksek doğruluk ve çözünürlükte olması sonuçların doğruluğuna da etki etmektedir. Bu nedenle mevcut haritalardan üretilen SYM kullanılamamış, İnsansız Hava Aracı (İHA) sistemleriyle mevcut yapıların bulunduğu kesişim noktalarından alınan görüntülerden hedeflenen doğruluk ve çözünürlükte SYM verileri üretilmiştir. Oluşturulan hidrolik modellerle yapılan simülasyonlar sonucu gelen debiyi sorunsuz geçirecek yapı açıklığı (kesit alanı) tespit edilmiş ve gelen suyun yola taşmaması için dere yataklarında yapılması gereken düzenlemeler önerilmiştir. Mevcut 6 adet yapıda hesaplanan debilere göre yapılan simülasyonlarda 4 adet yapı gelebilecek debiyi geçirmeye yetersiz kalmıştır. Bu yapıların 2 adedinin debiyi geçirmeye yeterli olmasına rağmen baş ve kanat duvarları olmadığından ve dere yatağı düzenlenmediğinden küçük de olsa yayılmalara sebebiyet vermiştir. Ayrıca yapılara ait doğrudan kesit alanını veren ampirik formül olan "Talbot Formülüne" göre de açıklıkları hesaplanmıştır. Alanda mevcut bulunan yapıların kesit alanları, aynı yapıların "Talbot Formülü" ve debilere göre HEC-RAS kullanılarak bulunan kesit alanları ile kıyaslanmıştır. Bunun sonucunda "Talbot Formülüne" göre bulunan kesitlerin de HEC-RAS ile bulunan kesit alanlarına göre dar olduğu görülmüştür. Anahtar sözcükler: Drenaj, Hidrolik yapı boyutlandırma, HEC-RAS, İHA-SYM, Orman yolları, Yağış-Akış.
The precipitation waters should be cleared from the forest roads quickly so as to make these roads durable and let them perform the expected functions in a sustainable way. Within this scope, maximum flow rate that may hit the intersections of the forest roads with the streams throughout the life span of the project should be known while hydraulic structures are constructed at this point and the span of the structure should be designed to pass this flow smoothly. In this study, 410 code numbered forest road which is located in Acısu Forest Management Directorate in Gerede Forest Management Directorate which is affiliated to Bolu Forest Regional Directorate has been specified as the working area and examined in respect to hydraulic structures that were built or should be built on this road. The road is not situated on the country maps as it was built in 2018. Because of this reason, the orthophoto map of the 410 numbered road was created by using an Unmanned Aerial Vehicle (UAV) platform and the points where there should be hydraulic structures on the forest road were identified on this map. Fifteen watershed areas of which water should flow through the 410-code numbered forest road was detected and it was found that six of them passed the road by placing corrugated pipes. It was also detected that construction was needed at nine more points. In consequence of the examinations on orthophoto, it was identified that a total of 648m landslide took place at 9 different points along the road which is 6+000 km long in total. It was also found that landslides that occurred at 8 points was because of the lack of transverse drainage structure or the narrowness of the sectional area in the existing structure. Besides, Grand Soil Group (GSP) map of Turkey was used in order to specify the soil types, stand data map was used to specify the land use, and country maps were used in order to specify the parameters for the calculation of the flow rate such as catchment areas, slope, stream axis length and stream slope. Using the data obtained, maps of Hydrological Soil Groups, Curve Numbers that are used in determining the rate of conversion to flow, and map of area-weighted average slope classes were created. Precipitation data, which has been recorded since 1963, were provided from by Meteorology Station. By using these parameters, design discharges for the watersheds were calculated with the precipitation to flow rate determination methods that calculate runoff from rainfall intensity. For HEC-RAS software to be able to be used in determining the span of the structures established at the stream-road intersections, hydraulic models of these points should be built. Digital Elevation Model (DEM) is required to generate geometry data which is one of vital input parameters of the model made up with HEC-RAS software. The high accuracy and resolution of the DEM data that will be used in the model affects the accuracy of the results as well. Because of this reason, DEM data which was obtained from the existing maps was not able to be used. DEM data with the targeted accuracy and resolution was generated from the images of the intersection points where existing structures were situated with the Unmanned Aerial Vehicle (UAV) systems. Thanks to simulations made with the hydraulic models, the structure span (sectional area) that will carry the flow smoothly was found out and we proposed the arrangements which ought to be made in the stream beds in order not to allow the overflow of the incoming water to the road. In the simulations which were made according to the calculated flow rates in the existing six structures, four of them were found incapable of carrying the flow that might come. Although two of them were capable of carrying the flow, they caused spreading of the flow since they did not have head and wing walls and the stream beds were not arranged. Moreover, their openness was calculated with the "Talbot Formula" which is the empirical formula that gives the direct sectional area of the structures. The sectional areas of the structures existing in the area were compared with the sectional areas that were calculated according to the "Talbot Formula" of the same structures and by using HEC-RAS in accordance with the flows. As a consequence of this, it was seen that the sections calculated according to the "Talbot Formula" were also narrow compared to the sections calculated by HEC-RAS. Keywords: Drainage, Hydraulic structure design, HEC-RAS, UAV-DEM, Forest roads, Rainfall-Runoff.
Korunan alanlarda görsel kaliteyi dikkate alan yol ağı planlanması
Tez Özetleri
Bu çalışmada, korunan alanlar ve çevresinde inşa edilecek yol ağlarının planlama, yapım ve kullanım aşamalarında görsel kalite açısından nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, planlama aşamasında görsel kaliteyi dikkate alan yol ağı güzergâhının belirlenmesi, korunan alanlarda yol inşaatının görsel kalite üzerindeki olumsuz etkisinin minimuma indirilmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar ve ayrıca ziyaretçilerin maksimum görsel kaliteye sahip yol ağı güzergâhı belirlenerek en uygun deneyimi yaşaması üzerinde durulmuştur. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı Çok Ölçütlü Karar Destek Sistemi (ÇÖKDS) yöntemi kapsamında modelleme teknikleri ile planlama aşamasında korunan alanlar ve çevresi için ilkbahar ve sonbahar mevsimlerine göre görsel kaliteyi maksimize eden yol ağı güzergâhı belirleme uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca alana gelen ziyaretçilerin görmesi gerektiği düşünülen pozitif kardinal noktalar ve iki mevsim için mevcut manzara seyir noktalarına ulaşımın sağlanabilmesi için en uygun maliyet bağlantılı güzergâhları ağ analizi ile belirlenmiş ve maksimum görsel kaliteye sahip yol ağı güzergâh planlaması yapılmıştır. Diğer taraftan korunan alanlar ve çevresinde yol ağı yapım aşamasında da uygulanan ve kullanılan iş makineleri, geotekstil malzemeler, hidrolik ve ekolojik sanat yapıları, şevlerin bitkilendirilmesi, görsel kaliteyi arttıran çitler ve çalışma takvimi gibi hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu konu ile ilgili bir literatür taramasına dayanarak yol ağlarının yapım aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar kavramsal göstergelere dayanarak genel bir bakışla ele alınmıştır. Sonuç olarak, korunan alanlar ve çevresinde yol ağları yapım ve bakım inşaatı sırasında dikkat edilmesi gereken hususlara ait kavramsal göstergelerin sürekliliği, alanın koruma işlevselliğini önemli derecede arttırmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca korunan alanlarda yol ağı planlamasında bilgisayar destekli CBS tabanlı ÇÖKDS yöntemleri kullanarak görsel kaliteye dayalı yol ağları tasarlanmıştır. Özellikle korunan alanlarda görsel kalite açısından yeni yol ağı planlamasında en uygun maliyet bağlantılı güzergâhlar ve ağ analizi kullanarak yeni bir modelleme tekniği ortaya konmuştur. Bu modelleme tekniği, korunan alanlarda görsel kalite açısından yüksek değere sahip kaynaklara ulaşılması ve korunması için sürdürülebilir yönetim ve etkili planların geliştirilmesi sürecinde altlık olarak kullanılması amacıyla geliştirilmiştir.
In this study, it was focused on what should be considered in terms of visual quality in the planning, construction and usage stages of the protected areas and the road networks, that are planned to be built around them. In this context, determining the route of the road network taking into account the visual quality during the planning phase, the issues to be considered for minimizing the negative impact of road construction on the visual quality in the protected areas, and also it is emphasized that the visitors were lived the most appropriate experience by determining the road network with maximum visual quality. Within the scope of the Geographical Information Systems (GIS) based Multi-Criteria Decision Support System (MCDSS) method, the road network route determination application that maximizes the visual quality for the protected areas and their surroundings during the planning phase was implemented. In addition, the most cost-effective routes were determined by network analysis, and the route planning of the road network with maximum visual quality was made in order to provide access to the positive cardinal points convey/attract that visitors to the area should see and the existing view points for two seasons. On the other hand, it is necessary to pay attention to the issues such as construction machinery, geotextile materials, hydraulic and ecological art structures, vegetation of slopes, fences that increase visual quality and working schedule, which are applied and used during the construction of road network in protected areas and their surroundings. Based on a relevant literature review with this subject, the issues to be considered during the construction of road networks are discussed with an overview based on conceptual indicators. As a result, the continuity of the conceptual indicators of the issues that need to be considered during the construction and maintenance of the protected areas and their surrounding road networks will contribute to the significant increase in the protection functionality of the area. In addition, road networks based on visual quality were designed by using computer-aided GIS-based MCDSS methods in road network planning in protected areas. Especially in terms of visual quality in protected areas, a new modeling technique has been introduced using the most cost-effective linked routes and network analysis in new road network planning. This modeling technique has been developed for use as a base in the process of sustainable management and developing effective plans in order to reach and conserve resources with high visual quality in protected areas.
The use of unmanned aerial vehicle (UAV) for tracking stock movements in forest enterprise depots
Specialization process for the ecoengineering sector in the Mediterranean environment. Generation of necessary feedback between enterpricers and universities.
Evaluation of Irrigation Systems and some Pitch Properties of Selected Football Fields in Istanbul
Tilia tomentosa‘da Bazı Ağır Metal Konsantrasyonlarının Organ ve Trafik Yoğunluğuna Bağlı Değişimi
Üzerinde bitki örtüsü bulunmayan karayolu şevlerinde kütle hareketlerine neden olan faktörlerin incelenmesi: Kastamonu-Karabük karayolu örneği
Üzerinde bitki örtüsü olmayan karayolu şevlerinde kütle hareketlerine neden olan faktörlerin incelenmesi: Kastamonu-Karabük karayolu örneği
Tez Özetleri
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ülkemizin jeolojik ve topoğrafik yapısından kaynaklanan zemin koşulları nedeniyle, aktif veya potansiyel heyelanlı bölgelerden yol güzergâhı geçirme problemi ile karşı karşıya kalmaktadır. Yolun gerek proje, gerekse yapım aşamalarında heyelana ve toprak kaymalarına eğimli olan arazilerde jeolojik-jeoteknik araştırma çalışmaları yürütülmektedir. Sadece drenaj tedbirleri ile bertaraf edilebilen sorunlardan, ankrajlı kazıklı perde ile sabitlenmeye kadar, çok geniş bir yelpazede maliyetleri göz önüne almayı gerektiren sorunlara güzergâhlar belirlendikten sonra çözüm geliştirilmesi gereği çok açık bir şekilde kabul görmüştür. Çalışmalar farklı ölçek ve birçok farklı yöntem kullanılarak sürdürülmüş ve sürdürülmektedir. Bu çalışma, Kastamonu-Karabük karayolu üzerindeki kazı şevleri üzerinde yürütülmüştür. Her bir kazı şevi, açı ve mesafeleri elektronik algılayan total-station beraberinde drone kullanılarak mikro ölçekte modellenmiş ve toprak örnekleri alınarak toprak analiz sonuçları ile değerlendirme yapılmıştır. Kazı şevlerinin muhtevasında yoğun miktarda yer alan kil miktarındaki fazlalık ve aşırı şev eğimlerinden dolayı bozulmaların yaşandığı tespit edildi.
Abstract: Slope failure occurs when the downward movements of material due to gravity exceeds the shear strength. Therefore, factors that tend to increase the shear stresses or decrease the shear strength increase the chances of failure of a slope. Different processes can lead to reduction in the shear strengths of rock mass. Increased pore pressure, cracking, swelling, decomposition of clayey rock fills, creep under sustained loads, leaching, strain softening, weathering, cyclic loading and the lack of stabilizing vegetation are common factors that decrease the shear strength of slope masses. In contract to this the shear stress in highway slopes may increase due to additional loads at the top of the slope, increases in water pressure through cracks at the top of the slope, increases in soil weight due to increased water content, excavations at the bottom of the slope and seismic effects. In the scope of this project, the six freguently broken back-slopes were be modeled, measuring simulaneously with a total station and drone and the soils samples were collected from two depths. Heavy clay content and extreme slope gradients were found responsible in failures.
Ormanlarda kar zararını etkileyen bazı fizyografik ve edafik faktörlerin incelenmesi: Boyabat Orman İşletme Müdürlüğü örneği
Tez Özetleri
İklimsel aşırılıklar, canlılar üzerinde alışık olmadıkları koşullar yarattıklarından, olumsuzluklar meydana getirmektedirler. Bunlardan biri olan kar yağışı aşırı ve uzun süreli yaşandığında, ağaçlar ve orman üzerinde, dallarda oluşturduğu yığılmadan dolayı, münferit veya meşcere boyutunda kapsamlı hasarlara sebep olur. Zararın derecesi ağaçların maruz kaldıkları aşırı kar yüklenmesini takip edebilecek donmuş bir yağış ya da fırtına ile daha da şiddetlenebilir. Oluşan zarar, dal ya da gövde kırılması veya yarılması, gövde eğrilmesi ve topyekûn devrilme olarak kategorize edilebilir. Kar yağışlarının kış mevsiminin etkisinin daha hissedilmeye başlamadığı erken sonbahar veya etkinin azalmaya başladığı düşünülen geç ilkbaharda meydana geldiği durumlarda, ki bu çeşit yağışlar kış mevsiminde yaşananlara kıyasla daha ıslak ve ağır olmaktadırlar, ağaçlarda oluşacak hasar riski daha da artmaktadır. Yapraklı ve iğne yapraklı her türlü ağaç idare süresi boyunca herhangi bir aşamada kar zararına maruz kalabilir. Zararın derecesi alınacak tedbirlerle hafifletilebilir. Bu çalışmada, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü'nün Boyabat Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Yediçam ve Bürnük Orman İşletme Şeflikleri sınırları içerisinde yer alan ormanlarda, ülkemizin genelinde çetin geçen 2014-2015 kış mevsiminde meydana gelen aşırı kar yağışlarından dolayı oluşan zararın sebepleri incelenmiştir. Üretim planlaması ve saha uygulanmasının doğrudan sonuçları olarak sayılabilecek, hektarda ağaç sayısı, hacmi ve göğüs yüzeyi, meşcere sıklığı ve yaşına ilaveten, eğim, bonitet ve toprak derinliğinin kar zararı ile ilişkili önemli meşcere ve yetişme ortamı parametreleri olduğu tespit edilmiştir.
Since climatic anomalies create conditions to which living organisms are not accustomed, unexpected results are likely to occur. One such anomaly, heavy snowfall, when experienced unexpectedly, constitute serious damage in tree(s) as well as in stands, due to heavy snow accumulation on branches and crown(s). The degree of damage increases when freezing rain and high winds are combined with snow accumulations. The damage consists of branch and stem breakage, bending, bole splitting and uprooting. The risk of damage increases in late Spring and early Fall when snowfalls are tend to be wetter and heavier. All tree species, broadleaved or coniferous of any age and size are susceptible to snow damage. The degree of damage can be minimized if sound procedures are applied while managing forests. In the scope of this particular study, the factors affecting the damage happened in the Winter of 2014-2015 in Yediçam and Bürnük Forest Directorates compartments within Boyabat Forest Enterprise of Kastamonu Regional Directorate of Forestry was investigated. In addition to the number of trees, volume, basal area in ha, tree density and age as stand parameters, which surfaced as the results of intensive forest management practices, and slope, site class and soil depth as site parameters were found in relation to the snow damage.
Orman sahalarında ağaç boyunun fotogrametrik yöntemlerle elde edilmesi
Tez Özetleri
Orman biokütlesinin dinamiklerini zamansal ve mekânsal olarak belirlemek, sürdürülebilir orman yönetimi ve planlaması için vazgeçilmez bir kaynaktır. Orman dinamiklerinin belirlenmesinde orman kaynakları envanterinden yararlanılmaktadır. Orman kaynakları envanterinde bilgi toplamak için yararlanılan yersel ölçümler oldukça zaman alıcı ve külfetlidir. Orman envanteri parametrelerinden biri de ağaç boyudur. Bu zaman alıcı ve külfetli çalışmalara uzaktan algılama verileri önemli bir alternatiftir ve gelişen teknoloji ile birçok bilinmeze ışık tutmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, orman envaneteri parametrelerinden biri olan ağaç boyunun fotogrametrik yöntemlerle elde etmeye çalışmaktır. Bu çalışmada; Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı İhsangazi Orman İşletme Müdürlüğünün İhsangazi Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde 2015 yılında meydana gelen devrik sahasından 120 adet ağacın koordinatları alınıp boyları ölçülerek envanter karneleri oluşturulmuştur. Çalışmada Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı tarafından temin edilen hava fotoğrafları ve Harita Genel Komutanlığınca üretilmiş olan 1/25.000 ölçekli topografik meşcere haritalarından yararlanılmıştır. ArcGIS, ERDAS gibi CBS ve uzaktan algılama yazılım programları kullanılarak arazi yükseklik modeli oluşturulmuştur. Elde edilen arazi yükseklik modelinden ölçümü gerçekleştirilen ağaçların koordinatlarının bulunduğu yerdeki yükseklik verileri çekilerek yersel ölçümler sonucu elde edilen ağaç boyları ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Supervisor:Assit. Prof. Dr. Arif Oğuz ALTUNEL Determining the dynamics of forest biomass on a temporal and spatial basis is an indispensable resource for sustainable forest management and planning. Forest resources inventory is used to determine forest dynamics. Regional measurements used to gather information in forest resource inventory are very time consuming and difficult. One of the forest inventory parameters is tree height. Remote sensing data is an important alternative to these time-consuming and cumbersome studies and continues to shed light on many unknowns with advancing technology. The main aim of this study is to obtain the height of the tree which is one of the forest inventory parameters by photogrammetric methods. In this study, 120 tree coordinates were taken from the overthrown area of İhsangazi Forest Administration Directorate of İhsangazi district of Kastamonu province, their length (tree length) was measured and inventory reports were created. Aerial photographs provided by the Information Systems Department and 1 / 25.000 scaled topographic stand maps produced by the General Command of Mapping were used in the study. The terrain elevation model was created by using GIS and remote sensing software programs such as ArcGIS and ERDAS. The height data corresponding to the coordinates of the measured trees were obtained from the obtained land elevation model. Afterwards, it was examined comparatively with the tree lengths obtained from local measurements.
Changes in Some Heavy Metal Concentratıons Due to Organ and Traffic Density in Tilia tomentosa
İnsansız Hava Araçları ve Sayısal Fotogrametri Yöntemleri İle Orman Yolu Yapım Sürecinin Araştırılması
Düzce’ de Orman Yollarının Yaban Hayatı (Memeli Türler) Üzerine Etkileri
Topoğrafya ve meşcere yapısının rüzgâr devriği zararlarına etkisinin araştırılması
Tez Özetleri
daha sonra doldurulacaktır
daha sonra doldurulacaktır
Sürütme şeritlerinde yonga ve kesim artıklarının kullanılmasının toprak ve besin elementleri kaybına etkisi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında, endüstriyel odun hammaddesinin tarım traktörleriyle sürütme şeritleri üzerinde sürütülmesi sonucunda oluşan yüzeysel erozyondan dolayı toprak kaybı incelenmiş ve toprak kaybını en aza indirmeye yönelik yonga ve dal-yaprak gibi kesim artıklarının kullanımının etkisi araştırılmıştır. Ayrıca sürütme şeritlerine yonga ve dal-yaprak serilmesinin toprağın besin durumuna etkisi de incelenmiştir. Çalışma alanında belirlenen sürütme şeritlerinde toplam 4 adet blok oluşturularak her bir bloğa 3'er adet yüzeysel akış parseli yerleştirilmiştir. Yüzeysel akış parsellerinden bir tanesi kontrol (K) için boş bırakılırken, diğerine yonga (Y) ve bir diğerine ise dal-yaprak (DY) yerleştirilmiştir. Sediment kaybını belirlemek için örnek alanlardan kontrol, yonga ve dal-yaprak parsellerinin her birinden 36'şar adet olmak üzere toplam 108 adet su örneği alınmıştır. Su örneklerinin taşınan askıda sediment miktarları laboratuvarda ölçülmüştür. Ayrıca parsellerdeki yağmurla çözülen ve akışa geçen bazı katyonların ve anyonların yüzeysel akış miktarının bulunması için her bir parselden 28'er adet olmak üzere toplam 84 adet su örneği alınmıştır. Alınan su örnekleri laboratuvara getirilerek iyon kromatografi (IC) cihazı ile analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda, parsellerde taşınan ortalama askıda sediment miktarları kontrol parselinde 2,58 g m-2, yonga parselinde 1,61 g m-2 ve dal-yaprak parselinde 2,13 g m-2 olarak belirlenmiştir. Toprak kaybı miktarı kontrol parsellerinde dal-yaprak parsellerine göre yaklaşık 1,2 kat, yonga olan parsellerine göre ise 1,6 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Yapılan varyans analizi sonuçlarına göre; parsellerdeki sediment miktarları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca Katyonların ve Anyonların her parsel için ortalama miktarları karşılaştırıldığında genel olarak kontrol parsellerine göre yonga parsellerinde 1,11-4,5 kat arasında ve dal-yaprak parsellerinde ise 1,08-3,46 kat arasında daha fazla olduğu bulunmuştur. Yapılan varyans analizi sonuçlarına göre; parsellerdeki sadece Magnezyum ve Florür miktarları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık (p<0.05) bulunmuş diğerlerinde bulunmamıştır. Bu çalışma ile sürütme şeritlerinde meydana gelen yüzeysel erozyonu azaltmak için kesim artıklarının kullanılabileceği, sürütme şeritlerine yonga ve kesim artıklarının serilmesiyle orman toprağının onarılabileceği ve kimyasal bozulmaların azalabileceği belirlenmiştir.
This study investigated the sheet erosion that occurs as a result of log skidding operations using a farm tractor on skid trails and the use of wood chips and slash in order to minimize the soil loss. The spreading of them on the skid trails were also investigated for the nutrient status of the soil. A total of four blocks (sample fields) were formed in four defined skid trails in the study area and three runoff plots were established in each block. One of the runoff plots was left empty as a control (CNT). Wood chips (C) was placed in the second plot and slash (S) in the third. A total of 108 water samples were taken from the sample fields, 36 from each of the control, wood chips and slash plots. Subsequently, the total amount of suspended sediment was measured in the laboratory. In addition to, water samples were also taken to the study area to determine the amounts of cations and anions in the surface waters. A total of 84 water samples were collected from the sample fields, 28 from each of the control, chip and slash runoff plots. They were taken from sample fields using ion chromatography (IC) instrument to analyse the amount of some plant nutrients in the laboratory. As a result, the average amount of suspended sediment transported in the CNT was found as 2.58 g m-2, in the C as 1.61 g m-2 and in the S as 2.13 g m-2. Therefore, the amount of soil loss in the control plots was about 1.2 times higher than in the slash plots and 1.6 times higher than in the wood chips plots. In this study, variance analysis results showed a statistically significant difference between the suspended sediment amount carried from the plots (p<0.05). The average amounts of cations and anions for each plot were compared, except for Lithium and Bromide. It was found that between chip plots is between 1.11 and 4.5 times higher than control plots and between slash plots is between 1.08 and 3.46 times. According to the results of variance analysis on plant nutrients; a statistically significant difference (p<0.05) was found between the amounts of Magnesium and Fluoride in the surface waters of the parcels. However, there was no statistically significant difference in the other (p>0.05). This study demonstrated that wood chip and slash can be used to reduce the sheet erosion that occurs in skid trails after log extraction. This study has shown that forest soil is repaired and chemical deterioration is reduced by laying wood chip and slash on the skid trails after extraction is finished.
Orman yolu üst yapı bozulmalarının uçangöz ile izlenmesi
Tez Özetleri
Orman yolu üst yapısındaki bozulma araçların güvenli seyrini ve trafik güvenliğini etkileyen önemli bir faktördür. Bu durum orman yollarında her daim üst yapının stabil olmasını gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı; yol üst yapısında meydana gelen alansal ve hacimsel bozulmaları (aşınma, birikme) Uçangöz ile belirlemektir. Tez çalışması kapsamında Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü (Düzce), Kardüz İşletme Şefliği sınırları içerisindeki üretim ve rekreasyonel araç kullanımına açık olan 5,9 km'lik 318 kodlu B Tipi orman yolunun, üst yapısı yenilenen 200 metrelik kısmı seçilmiştir. Çalışma sonucunda; 2017 Eylül ve 2018 Kasım uçuş verileri karşılaştırıldığında; 14 ay süreli alansal bozulmalara ait incelemede toplam -1602,76 m2 alanda aşınma (ortalama -114,48 m2/ay – (-3,82) m2/gün) ve 546,34 m2 birikme (ortalama 39,02 m2/ay – 1,30 m2/gün) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca hacimsel bozulmalara ait incelemede toplam -62,15 m3 aşınma (ortalama -4,44 m3/ay – (-0,15) m3/gün), 18,75 m3 birikme (ortalama 1,34 m3/ay – 0,05 m3/gün) olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre alansal ve hacimsel bozulma miktarlarının zamansal olarak farklılık göstermekte olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma ile Uçangöz sistemlerinin, yol üst yapısının izlenmesinde ve değerlendirilmesinde kullanılabilirliği ortaya konulmuştur.
The degradation, which is the result of this superficial flow in the road platform superstructure, is an important factor that affects the safe course and safety of the vehicles. This situation requires that every pavement of the forest roads be stable. Within the scope of the study, Golyaka Forest Management Directorate (Duzce), 5.9 km, 2 km upper structure, which is open to the use of vehicles for production and recreational, and the first 200-meter section of the 318-coded Type B forest road which is to be renewed in August 2017 were selected. The aim of this study is to determine the degradation (wearing, accumulation) rate of the surface and volumetric basement of the pavement of forest road by UAV. According to the results of the study; 2017 September and 2018 November flight data were compared and fourteen months (September 2017 - November 2018 periods) periodical analysis of total wearing of -1602.76 m2 (mean -114.48 m2/month – (-3.82) m2/day) and 546.34 m2 (mean 39.02 m2/month – 1,30 m2/day) accumulation were determined. In addition to this, volumetric degradation in the examination; total accumulation of 18.75 m3 (mean 1.34 m3/month – 0.05 m3/day) and -62.15 m3 (mean -4.44 m3/month – (-0.15) m3/day) wearing was determined. According to these results; it was determined that the surface and the volumetric amount of degradation varied in time. In conclusion, this study demonstrated the usefulness of UAVs in monitoring and evaluating the road superstructure.
Orman yolu yapımından kaynaklanan ağaç zararlarının ve inşaat etki alanının incelenmesi
Tez Özetleri
Orman yolları ormancılık faaliyet ve hizmetlerinin sürdürülebilmesi, ormanların işletmeye açılması ve her türlü orman ürününün ekonomik olarak taşınmasına hizmet etmektedir. Bunun yanında orman yolları bitki ve hayvan popülasyonları üzerinde küçülmelere ve habitat kayıplarına, toprak, su kaynakları ve akarsular üzerindeki erozyon ve sedimentasyon oluşumuna, kimyasal kirlenmeye, fragmentasyona, kenar etkilerine ve insan etkilerinin ıssız alanlara erişimine neden olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı orman yolu inşaat alanı ve etki alanını belirlemektir. Bu bağlamda, orman yolu yapımından kaynaklanan ağaç zararları, meşcereyi örten dolgu alanı ve ağaç zararlarını doğrudan etkileyen ağaçların yol eksenine olan mesafeleri tespit edilmiştir. Ayrıca Uçangözün inşaat etki alanının ve dolgu alanının belirmesinde kullanılma kabiliyetini incelemek ve orman yolu yapılmadan önce çevre zararlarını önleyici tedbirlerin alınmasına ilişkin önerilerde bulunmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Aladağ Orman İşletme Müdürlüğü (Bolu İli), Alabarda Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan 5+000 km uzunluğundaki 194 Kod nolu orman yolunun 700 metrelik kısmı çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışma sonucunda; yol inşaat etki alanı 46479,22 m², dolgu materyalin ortalama yayılma mesafesi 50,34 m, zarar gören ağaçların ortalama yola mesafeleri 28,25 m, zarar görmeyen ağaçların ise 35,52 m bulunmuştur. Ayrıca inşaat etki alanına giren toplam 1477 adet ağaç tespit edilmiş, bu ağaçlardan 1050 adedi zarar görmemiş 427 adedi zarar görmüştür. Zarar gören ağaçlardan sadece kabuk yaralanması olan 211 adet, sadece dolgu altında kalan 99 adet ve sadece gövde bozulması olan 56 adettir. Ağaç yaralarının ortalama yerden yüksekliği 68,60 cm ve ortalama yara alanı 454,07 cm2'dir. Yapılan istatistik analizlerin sonuçlarına göre; sadece kabuk yarası olan bireyler için yara alanı ile çap (d1,30) arasında ve inşaat etki alanındaki tüm bireylerin çapı (d1,30) arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı korelasyon bulunurken, inşaat etki alanındaki tüm bireylerin yol eksenine uzaklığı ile yara alanı arasında ve inşaat etki alanındaki tüm bireylerin yol eksenine uzaklığı ile dolgu yüksekliği arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı korelasyon belirlenmiştir. Çalışmada yolun bulunduğu alana ait orman yolu yapımı sonrası Uçangöz ortofoto görüntüsü temin edilmiş, ağaçların konumları doğrulanmıştır.
Forest roads serve to sustain forestry activities and services, to open forests and to transport all kinds of forest products economically. However roads have general impacts: shrinkage and habitat losses on plant and animal population, creation erosion and sedimentation on soil, streams, and water resources, chemical pollution from vehicle emission, habitat fragmentation, road edge and effect zones, and associated human impacts in isolated natural areas. The aim of this study is to determine the forest road construction area and its impact area. In this context, tree damage caused by forest road construction, filling area covering the stand and the distance of the trees to the road axis were determined. In addition, to examine the ability of Uçangöz to be used in determining the construction impact area and filling area and to make suggestions for taking environmental precautions before forest road is constructed.In this direction, a forest road section (code number = 194, 5 km long) with the length of 700 m and its surroundings area, located in Alabarda Forest Enterprise Chief at Aladağ Forest Enterprises Directorate, was selected as the study area. In the results of study; the road construction impact area was 46479.22 m², average spreading distance of the filling material was 50.34 m, the average distance of damaged trees to the road was 28.25 m, and the undamaged trees were 35.52 m. In addition, a total of 1477 trees within the construction impact area were identified, of which 1050 were not damaged and 427 were damaged. Of these trees, only 211 are bark injuries, 99 are only under fill and 56 are bole disruption. The height of the tree injury from the ground is 68,60 cm and the average injury area is 454.07 cm2. According to the results of statistical analysis; there was a statistically significant positive correlation between injury area and diameter and diameter of all individuals in the construction area only for individuals with bark injury. A significant negative correlation was found between the distance between the road axis and the filling height of all individuals in the construction impact area. In the study, after the construction of the forest road belonging to the area, the orthophoto image of UAVs was obtained and the position of the trees was verified.
Orman sertifikasyonunun odun hammaddesi üretim faaliyetlerine etkilerinin incelenmesi (Bolu Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Dünyamızın birbirine bağlı çarklardan oluşan dev bir ekosistem oluşu doğal kaynakların kullanımında belirli standartların oluşmasını zorunlu hale getirmiştir. Doğal kaynakları kullanırken aynı zamanda doğaya en az zarar vermek gelişmiş ülkeler için temel amaçtır. Bu durum ülkelerarası çevre koruma programları ve odun üretimine ilişkin belirli sertifika programlarının doğmasına neden olmuştur. Son 10 yılda dünyada nesli tehlike altına giren bitkiler ve diğer canlıların sürdürülebilir hayatlarının korunması bu tür koruma programları sayesinde taahhüt altına alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, orman yönetim sertifikasının odun hammaddesi üretimine etkilerinin teknik ile çevresel açılardan araştırmak ve sertifikasyon öncesi ve sonrası üretim işlerini incelemektir. Çalışma alanı olarak seçilen Bolu Orman İşletme Müdürlüğü'nde orman kaynaklarının en iyi şekilde işletilmesini, değerlendirilmesini, korunmasını ve sürdürülebilir bir şekilde çok yönlü faydalanılması Ölçütlerinden hareketle; Orman Yönetim Sertifikası (OYS) alınmasına yönelik çalışmalar 2013 yılında başlatılmıştır. Bölge Müdürlüğü nezdinde 2014 yılının ortalarında Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Bolu Orman İşletme Müdürlüğü OYS almaya hak kazanmıştır. Çalışmadaki anket sonuçlarına göre; üretim işçilerine verilen, ilkyardım, temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri sonuçlarının olumlu olduğu işçiler tarafından karşılık bularak önemsendiği ortaya çıkmıştır. Üretim işçilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımlar ormanda kesim ve diğer üretimler esnasında yaşanan iş kazalarında yaralanma şiddetlerini azalttığı belirlenmiştir. Sertifikasyon öncesi ormanda yapılan çalışmalardan belirli bir grup haberdar olurken, sertifikasyon sonrası yapılan çalışmalar, korunan alanlar, yüksek değerlikli orman haritaları, ormancılık faaliyetlerinin tümü bütün dünyayla ulusal kanallardan paylaşılmaktadır. Yapılması planlanan çalışmalarda paydaşların fikri sorulmakta ve orman köylüsüne saygı artmaktadır. Ayrıca sadece doğanın korunması değil, üretimde çalışanlarında bilgilendirilmesi için eğitimlerinin yapıldığı belirlenmiştir.
The fact that our world is a very big ecosystem of interconnected gearwheels has made it necessary to establish certain standards in the use of natural resources. While using natural resources, at the same time, the least harm to nature is the main objective for developed countries. This has led to the emergence of international environmental protection programs and specific certification programs for wood production. In the last decade, the protection of the sustainable lives of endangered plants and other living organisms in the world has been committed through such protection programs. The aim of this study is to investigate the effects of forest management certificate (FMC) on wood raw material harvesting activities before and after certification. In 2013, Bolu Forest Management Directorate, which was selected as the study area, was started to obtain a Forest Management Certificate. In the middle of 2014, Bolu Forest Management Directorate affiliated to the Regional Directorate before the Regional Directorate was entitled to receive FMC. According to the survey results; first aid, basic occupational health and safety training given to workers. Personal protective equipment provided to workers was found to reduce the severity of injuries in occupational accidents during forest cutting and other productions. While a certain group is informed about the activities carried out in the forest before certification, the studies carried out after certification, protected areas, high-value forest maps and forestry activities are all shared with the world through national channels. In the planned activities, stakeholders' opinions are asked and respect for forest villagers is increased. In addition, it was determined that not only the protection of the nature, but also the trainings was provided to inform the employees in harvesting.
Forest Road Design with Cad Software: A Case Study in the Western Black Sea Region of Turkey
Karabük Orman İşletme Müdürlüğü’nde Son Yıllarda Çıkan Büyük Orman Yangınlarının İncelenmesi
Fidanlıklarda Uygulanan Mekanizasyon Tekniklerinin Verimliliklerinin Karşılaştırılması
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SİYASİ NİTELİK KAZANMASI ÜZERİNEBİR İNCELEME
Bölmeden Çıkarma Çalısmalarında ATV lerin Çevreye Duyarlı ve Verimli Kullanım Imkanlarının Arastırılması
Kabuk soyma faaliyetlerinde işyeri koşulları, çalışma verimi ve işçilerin fizyolojik iş yükünün belirlenmesi üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Bu çalışmada, odun hammaddesi üretiminde kabuk soyma sırasında üretim işçisi tarafından kullanılan kabuk soyma demiri, kabuk soyma baltası ve motorlu testereye monteli kabuk soyma ekipmanı ile gerçekleştirilen faaliyetler incelenmiştir. Araştırmanın konusunu, işçilerin çalıştıkları işyeri koşulları, çalışma verimi ve çalışanlar üzerinde oluşan fizyolojik iş yükünün belirlenmesi oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı sarıçam ağaçlarının kesildiği üretim sahalarında kabuk soyma faaliyetleri sırasında, işçinin çalışma verimini etkileyen işyeri koşullarını saptamak ve bu koşullar etkisinde ortaya çıkan fizyolojik iş yükünü belirlemektir. Bu amaçla; üretim işçileri tarafından kullanılan motorlu testereye monteli kabuk soyma ekipmanı, kabuk soyma baltası ve kabuk soyma demiri ile yapılan kabuk soyma faaliyetlerine ilişkin zaman ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçümlerle, işçinin çalışma verimini etkileyen bağımsız değişkenler etkisinde, işçiler tarafından gerçekleştirilen 3 farklı kabuk soyma yönteminde ortaya koydukları çalışma verimi ve fizyolojik iş yükü belirlenmiştir. Bu çalışmanın gerçekleştirildiği işyeri koşullarında, sarıçam ağaç türünde kabuk soymada bağımsız değişkenlerin etkisinde iş verimi, kabuk soyma faaliyeti sırasında ortaya çıkan fizyolojik iş yükü ölçülmüştür. Buna göre, sarıçam ağaç türünün kabuk soyma faaliyetinde ortalama fizyolojik iş yükü (%HRR) değerinin %27,7 ile % 36,9 arasında hesaplanmıştır. Bu değerlerine göre, kabuk soyma faaliyetinin iş seviyesinin hafif ve orta ağırlıkta işlerden olduğu belirlenmiştir.
Abstract: In this study, the harvested tree debarking activities during the peeling of wood raw materials were investigated by with the bark peeling iron/bar, bark peeling axe and chainsaw mounted bark peeling equipment controlled by forest forekers. The subject of the study is to determine the workplace conditions, working efficiency and physiological workload of the workers. The aim of this study is to determine the workplace conditions that affect the labor productivity of the worker during the harvested tree bark peeling activities in the harvesting areas where scotch pine trees are cut and to determine the physiological work load that occurs under these conditions. For this purpose; time measurements related to the tree bark peeling activities performed by the workers with chainsaw-mounted peeling equipment, bark peeling axe and bark peeling iron were performed. With these measurements, under the effect of independent variables affecting the working efficiency, the productivity and physiological workload of the workers related the 3 different tree bark peeling methods performed by the workers were determined. In the workplace conditions where this study was carried out, the work efficiency and working time prediction models for bark peeling of Scotch pine trees were created. In addition of this, the physiological workload resulting from the bark peeling activity under the effect of the independent variables was measured. The physiological workload (%HRR) value of bark peeling was calculated among the values 27.7% to 36.9%. According to the physiological workload values, it was determined that the bark peeling activity level was composed of light and moderate weighted works.
Investigation of the Similarities of Industrial Wood Production Statistics of Regional Directorates of Forestry in Turkey Using Cluster and Discriminant Analysis
Ormanların ve Ormancılık Faaliyetlerinin Su ve Toprak Koruma Fonksiyonlarının Planlama Sürecine Entegrasyonu Marmara Bölgesi Örnek Çalışması
Hassas Tarım Uygulamaları İçin İnsansız Hava Araçları Vasıtasıyla Çok Bantlı Görüntülerin Analizi ile Bitki Sağlık Durumunun İzlenmesi ve Değerlendirilmesi
2015 Hopa Sel ve Taşkınlarının Hidrometreorolojik Fizyografik Analizi ve Risk Yönetim Önerileri
2015 HOPA SEL VE TAŞKINLARININ HİDROMETEOROLOJİK, FİZYOGRAFİK ANALİZİ VE RİSK YÖNETİM ÖNERİLERİ
Orman dışına çıkarılan alanlardaki değişimin lidar verisi kullanılarak çok boyutlu modellenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada; LiDAR verileri, ortofotolar, hâlihazır haritalar ve imar planı haritaları kullanılarak orman vasfını yitirmiş olan alanların çoklu boyuttaki değişimin analizi yapılmıştır. LiDAR nokta bulutu verisinin sınıflandırılma işlemi yapılarak kent modelleri ortaya çıkarılarak bina iz düşümlerinde yapı verileri elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler önceki yıllardaki sayısal verilerle karşılaştırılarak değişim izlenmiştir. 2006 ve 2012 yıllarına ait hâlihazır haritalar özelliklerine göre sınıflandırılarak yapı verisinin nitelikleri ortaya çıkarılmıştır. Kat sayısı, taban alanı, yükseklik vb. bilgiler elde edilmiştir. Bu veriler LiDAR verileri ile birlikte analiz edilmiş ve yapılardaki değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırmalarla elde edilen ekonomik parametrelerle çalışma alanının metrekare rayiç değerleri hesaplanarak geçmişten günümüze olan değişimlerin belirlenmiştir.
In this study; Using the LiDAR data, orthophotos, current maps and zoning plan maps, the change in the multiple dimensions of the areas lost forest characteristics was analyzed. By making the classification of LiDAR point cloud data, city models were obtained and building data were obtained from the building footprints. These data were compared with the previous years' numerical data. Current maps of 2006 and 2012 were classified according to their characteristics and the qualities of the construction data were revealed. Number of floors, flor area, heightetc. Information was obtained. These data were analyzed together with the LiDAR data and it was aimed to determine the changes in the structures. With the economic parameters obtained from there search, the squaremeter fair values of the study area were calculated and the changes from past to present were determined.
Sertifikasyon sürecinin R'WOT yaklaşımı ile analizi (Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışmanın amacı sertifikasyon sürecinin Kastamonu Orman Bölge Müdürlüklerince sertifikasyon almış işletmelerin sürece yönelik "Üstünlükleri/Güçlü Yanları", "Zayıflıkları", "Fırsatları/Olanakları" ve "Tehditleri/Tehlikeleri "ni SWOT ve R'WOT Analiz Yöntemleriyle ortaya koymaktır. Bu nedenle iki temel hedef benimsenmiştir. Bunlardan ilki orman ürünlerinin sertifikalandırma stratejilerinin Orman Bölge Müdürlüğü ölçeğinde katılımcı yaklaşımla belirlenmesi ve önceliklendirilmesinin sağlanması, diğeri ise sertifika almış olan işletmeler ile henüz sertifikası olmayan işletmeleri inceleyip farklılıkların belirlenmesi ve sertifikasyon sürecinin gelişimine katkı sağlanmasıdır.
The aim of this study is to demonstrate the "Advantages / Strengths", "Weaknesses, " Opportunities / Possibilities er and al Threats / Hazards "of the enterprises that have received certification by Kastamonu Forestry Regional Directorates of the certification process with SWOT and R'WOT Analysis Methods. I n addition to this, it is aimed to determine and prioritize the certification strategies of forest products with participatory approach at Forest Regional Directorate scale. In addition, another aim is to examine the enterprises that have certified certificates and the non-certified enterprises and to determine the differences and to contribute to the development of the certification process.
Comparison of ergonomic risk assessment outputs from OWAS and REBA in forestry timber harvesting
Yangın gözetleme kulelerinin konumsal analizi: Isparta Orman Bölge Müdürlüğü örneği
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasının amacı Isparta Orman Bölge Müdürlüğü'ndeki orman yangını gözetleme kulelerinin görünürlük analizinin yapılmasıdır. Yangın gözetleme kulelerinin sayısı 28'dir. Çalışma alanının sınırındaki komşu 9 yangın gözetleme kulesinin de görünürlük analizi birlikte yapılmıştır. Çalışmada ArcGIS coğrafi bilgi sistemi yazılımından yararlanılmıştır. Kulelerin koordinatları belirlenmiş ve UTM koordinat sistemine kaydedilmiştir. Çalışmada coğrafi veri tabanı üretilerek kule noktaları, meşcere tipi, yol ağı, sayısal yüzey katmanları eklenmiştir. Sayısal yükseklik modeli 30x30 m yersel çözünürlüğe sahip SRTM verilerinden üretilmiştir. Yükselti, eğim ve bakı verileri de bu veriden türetilmiştir. Çalışmada görünürlük analizi yapılarak orman yangını gözetleme kulelerinden görülebilen ve görülemeyen alanlar belirlenmiştir. Buna göre, çalışma alanındaki orman alanlarının %58'inin görülebilen alanlar içerisinde kaldığı hesaplanmıştır. Geriye kalan orman alanlarının %22'sinin görülebilir sınırlar içinde olsa bile topoğrafyanın engebeli olmasından ve kulelerdeki algılama limitleri nedeniyle görülemediği belirlenmiştir. Ayrıca orman alanlarının %18'inin de kulelerin algılama sınırlarının dışında kalmakta olduğu tespit edilmiştir. Çalışma alanının içinde ve dışındaki yangın gözetleme kulelerini birlikte değerlendirdiğimizde, orman alanlarının %41'inin sadece bir kuleden görülebildiği, %19'unun da birden çok kule tarafından aynı anda görülebildiği anlaşılmaktadır. Görünürlük analizi sonuçlarına göre kulelerden görülemeyen orman alanlarının %30'unun yüksek yangın riski taşıdığı hesaplanmıştır. Böylece kulelerden görülemeyen ve yüksek yangın riski taşıyan bölgelerde meteorolojik alarm hallerinde gezici ilk müdahale timlerinin oluşturulması önerilmiştir.
The purpose of this study is to conduct a visibility analysis of forest fire lookout towers in Isparta Forestry Regional Directorate. The number of fire observation towers is 28. The visibility analysis of the neighboring 9 fire observation towers along the boundary of the study area was also carried out. ArcGIS, geographic information system software, was used in the study. The coordinates of the towers were determined and recorded in the UTM coordinate system. Geographical database was produced and tower points, stand type, road network and digital surface layers are added to the study. Digital elevation model was produced from SRTM data with 30x30 m terrestrial resolution. Elevation, slope and maintenance data were also derived from this data. In the study, visibility analysis was performed and areas that can be seen and not seen from the forest fire lookout towers were determined. According to this, 58% of the forest areas were found to be within the visible areas. It was determined that even though 22% of the remaining forest areas were within the visible limits, the topography was uneven and could not be seen due to the detection limits in the towers. In addition, 18% of the forest areas were found to be outside the detection limits of the towers. When we evaluate the fire lookout towers inside and outside the study area, it can be seen that 41% of the forest areas can only be seen from one tower and 19% of them can be seen by multiple towers at the same time. According to the results of visibility analysis, it was calculated that 30% of forest areas which cannot be seen from towers carry high fire risk. Accordingly, it was proposed to establish mobile fire first responders teams in meteorological alarms in high fire risk areas outside the visibility of the towers.
Kovada Gölü Milli Parkı'nda coğrafi bilgi sistemi tabanlı yol ağı analizi
Tez Özetleri
Çalışmanın amacı Kovada Gölü Milli Parkındaki yol ağının analiz edilmesidir. Milli park alanı içinde var olan motorlu araç yollarının ve yürüyüş parkurlarının ulaşım durumu ve birbiriyle olan bağlantıları incelenmiştir. Coğrafi Bilgi Sisteminden yararlanılarak ziyaretçilerin farklı isteklerini karşılayacak yol güzergâhlarının seçimi, izlenebilecek en uygun rotanın bulunması, bu rota boyunca yapılacak yürüyüşte nelerin görülebileceği, yapılacak gezinin süresi gibi detaylar üretilmiştir. Milli parkta var olan Akbel Tepe, Çinçin Tepe ve Yarımada güzergâhları için yürüyüş yolu platform yüzeyinin durumu, platform genişliği, platformun boyuna eğimi belirlenmiş ve İrlanda Ulusal Yol Ofisince motorsuz araçlar için belirlenen parkur sınıflarına göre sınıflandırılmıştır. Akbel Tepe güzergâhı, yürüyüş yolu platformunun boyuna eğimi ortalama % 26 ve platform genişliği ortalama 248 cm olup, zorluk derecesi bakımından "zor", platform genişliğinde Sınıf-1 ve Sınıf-2, yol yüzeyinin durumu bakımından 3., 4. ve 5. sınıflardadır. Çinçin Tepe güzergâhı, yürüyüş yolu platformunun boyuna eğimi ortalama % 21 ve platform genişliği 145 cm olup, zorluk derecesi bakımından "zor", platform genişliğinde Sınıf-2 ve Sınıf-3, yol yüzeyinin durumu bakımından 3., 4. ve 5. sınıflardadır. Yarımada güzergâhı yürüyüş yolu platformunun boyuna eğimi ortalama %10 ve platform genişliği 115 cm olup, zorluk derecesi bakımından "orta", platform genişliğinde Sınıf-3, yol yüzeyinin durumu bakımından 3., 4. ve 5. sınıflardadır. Tesisi önerilen Uluçınar güzergâhında ise yürüyüş yolu platformunun boyuna eğimi ortalama %22 olup, zorluk derecesi bakımından "zor" sınıftadır. Hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler, tekerlekli sandalye ve koltuk değneği kullananlar, görme bozukluğu olan kişiler, küçük çocuklar ve çocuk arabası olan ebeveynler vb. kullanıcıların faydalanabileceği yürüyüş güzergâhlarının eksik olduğu tespit edilmiştir. Yol ağı analizi sonuçlarına göre belirlenen yürüyüş yolu rotalarının toplam uzunluğu yaklaşık 20 km'dir. Bu rotada en hızlı yürüme mesafesi de yaklaşık 7.5 saattir. Kovada Gölü Milli Parkındaki asfalt yolun sadece milli park ziyaretçileri tarafından kullanılması, doğal ortama zarar vermeden yürüyüş yolu güzergâhlarının bakımlarının yapılması ve Uluçınar güzergâhının tesisi önerilmiştir.
The aim of the study is to analyze the road network in Kovada Lake National Park. The access status of motor vehicle roads and walking tracks in the national park area and their connections with each other were examined. Using the Geographic Information System, details such as selection of road routes to meet the different demands of the visitors, finding the most suitable route to be followed, what can be seen during the walk along this route and the duration of the trips have been produced. The condition of the walkway platform surface, platform width, longitudinal slope of the platform for the Akbel Hill, Çinçin Hill and Yarımada routes existing in the national park were determined and classified according to the walking track classes designated by the Irish National Road Office for non-motor vehicles. The Akbel Hill route has an average longitudinal slope of 26% and a platform width of 248 cm and is "difficult" in terms of difficulty, Class-1 and Class-2 in platform width, 3rd, 4th and 5th grades in terms of the condition of the road surface. The Çinçin Hill route has an average longitudinal slope of 21% and a platform width of 145 cm and is "difficult" in terms of difficulty, Class-2 and Class-3 in platform width, 3rd, 4th and 5th grades in terms of the condition of the road surface. The Yarımada route has an average longitudinal slope of 10% and the width of the platform is 115 cm. It is "medium" in terms of difficulty, Class-3 in platform width, and 3rd, 4th and 5th grades in terms of the condition of the road surface. The longitudinal average slope of the walkway platform on the proposed Uluçınar route is 22% and is "difficult" in terms of difficulty. It is determined that the walking routes for the users who have limited mobility, wheelchair and crutch wearers, visual impairment, young children etc. are missing. According to the results of the road network analysis, the total length of the walking path routes is approximately 20 km. The fastest walking distance on this route is about 7.5 hours. It was suggested that the asphalt road in Kovada Lake National Park should be used only by the visitors of the national park, maintenance of the walking routes without damaging the natural environment and the establishment of the Uluçınar walking track as a new route.
Yangın Sahasına Ulaşım olanaklarının CBS Karar Destek Sistemi İle Belirlenmesi: Köyceğiz Orman İşletme Müdürlüğü Örneği
Çok zamanlı landsat verileriyle orman değişimlerinin izlenmesi: Kıbrıs örneği
Tez Özetleri
Sürdürülebilir orman planlaması için orman kaynaklarının ve dolayısı ile arazi örtüsü/arazi kullanımı değişimlerinin belirlenmesi önemli bir husustur. Bu amaçla yapılan bu tez çalışmasında Kıbrıs'ın kuzey bölümünde yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 1990-2014 yılları arasında arazi kullanım sınıflarında meydana gelen değişimleri belirlemek için ilgili yıllara ait Landsat uydu verilerinden faydalanılmış ve sınıflandırma sonrası karşılaştırma yöntemiyle değişim analizi yapılmıştır. Uydu verilerine gerekli görülen ön işlemler uygulanmış ve sınıflandırmaya hazır hale getirilmiştir. Görüntülere önce kontrolsüz sınıflandırma uygulanmış ve ayrılabilen alt bilgi sınıfları sayısı denetlenmiştir. Sonrasında ise eğitim alanları verilerek en yüksek benzerlik algoritması ile kontrollü sınıflandırma uygulanmıştır. Kontrollü sınıflandırma sonrası elde edilen alt bilgi sınıfları daha önce kararlaştırılan 5 ana bilgi sınıfında (Orman Alanları, Ziraat Alanları, Yerleşim Alanları, Açık Alanlar, Su Alanları) birleştirilmiştir. Sınıflandırma işleminin ardından her bir görüntünün sınıflandırma doğruluğu belirlenmiştir. Buna göre; 1990 Landsat 5 TM uydu görüntüsüne ait sınıflandırmanın doğruluğu %92 (Overall Classification Accuracy: %92, Overall Kappa Statistics: 0.9000), 2014 Landsat 8 OLI uydu görüntüsüne ait sınıflandırmanın doğruluğu ise %89.20 (Overall Classification Accuracy: %89.20, Overall Kappa Statistics: 0.8650) olarak elde edilmiştir. Yeterli doğruluğun elde edilmesiyle görüntülere değişim matrisi uygulanmıştır. Sınıflandırılmış görüntülerden yararlanılarak arazi kullanım sınıfları alansal olarak incelendiğinde 1990 yılında 342599 ha'lık çalışma alanının %17'si Orman Alanı, %65.99'u Ziraat Alanı, %0.77'si Yerleşim Alanı, %13.26'sı Açık Alan ve %2.98'i Su Alanı'ndan oluşmaktadır. 2014 yılında ise çalışma alanının %20.48'i Orman Alanı, %59.12'si Ziraat Alanı, %5.15'i Yerleşim Alanı, %12.23'ü Açık Alan ve %3.02'si Su Alanı'ndan oluşmaktadır. Çalışma alanında 1990-2014 yılları arasında arazi kullanım sınıflarında meydana gelen değişimlerin konumsal olarak değerlendirilmesi amacıyla değişim matrisi oluşturulmuş ve değişimlerin yönü belirlenmiştir. Buna göre; çalışma alanındaki en büyük değişimin, toplam alanın %7.47'si ile Ziraat Alanları ana bilgi sınıfından Açık Alanlar ana bilgi sınıfına geçiş şeklinde oluştuğu tespit edilmiştir. Ziraat Alanları ve Açık Alanlar ana bilgi sınıflarından geçişlerle Orman Alanları'nın %3.41 oranında arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak 1990-2014 yılları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki arazi kullanım değişimleri belirlenmiştir.
Determining forest resources and thus land cover / land use changes is an important issue for sustainable forest planning. In this thesis study, Landsat satellite data belonging to the years of 1990 and 2014 were used to determine the changes in land use classes in the Turkish Republic of Northern Cyprus in the northern part of Cyprus between in the related years, and a change analysis was performed by means of post class classification comparison method. The pre-processing which necessary for satellite data have been applied and prepared for classification. Firstly, unsupervised classification process was applied to images and the number of sub-classes that could be separated was checked. Then, supervised classification process was applied with the maximum likelihood method by giving training areas. The sub-classes obtained after the supervised classification process were combined into 5 main classes of knowledge previously agreed. These are Forest Areas, Agricultural Areas, Urban Areas, Open Areas and Water Bodies. After the classification process, the classification accuracy of each image was determined. Accordingly, the accuracy of the classification of the 1990 Landsat 5 TM classified image was 92% (Overall Classification Accuracy: %92, Overall Kappa Statistics: 0.9000) and the accuracy of the classification of the 2014 Landsat 8 OLI classified image was 89.20% (Overall Classification Accuracy: %89.20, Overall Kappa Statistics: 0.8650). By obtaining sufficient accuracy, a change matrix was applied to the images. By using the classified images, land use classes were analyzed areally. According to the results, in 1990, the 342599 ha study area consists of 17% Forest Area, 65.99% Agricultural Area, 0.77% Urban Area, 13.26% Open Area and 2.98% Water Body. In 2014, the 342599 ha study area consists of 20.48% Forest Area, 59.12% Agricultural Area, 5.15% Urban Area, 12.23% Open Area and 3.02% Water Body. In the study area, a change matrix has been formed in order to spatially evaluate the changes occurring in the land use classes between the years 1990-2014. According to this; the biggest change in the study area was found as 7.47% of the total area in the form of transition from the main knowledge class of the Agricultural Areas to the Open Areas. It has been determined that Forest Areas have increased by 3.41% through the transition from the main knowledge classes of the Agricultural Areas and Open Areas. As a result, land use changes in the Turkish Republic of Northern Cyprus were determined between 1990 and 2014.
Kovada Gölü Milli Parkında Yürüyüş Parkurlarının Haritalanması ve Konumsal Analizi
TOZANLI (ALMUS BARAJ GÖLÜ) HAVZASI`NDA ÇEVRE KORUMAYA YÖNELİK EN İYİ YÖNETİM MODELİ UYGULAMALARI MODELİNİN CBS VE UA TEMELLİ GELİŞTİRİLMESİ AR-GE PROJESİ
Orman fidanlık şefliklerinde çalışan işçilerin sağlıksorunları, çalışma duruşları ve çalışma ortamı fizikselrisk faktörlerinin incelenmesi
Tez Özetleri
Ormancılık sektörü iş sağlığı ve güvenliği bakımından fiziksel, kimyasal, ergonomik ve psikososyal riskler gibi pek çok önemli riskleri taşımaktadır. Bu nedenle ormancılık sektöründe geniş bir yere sahip olan orman fidanlıklarında çalışanların sağlık ve güvenliklerini olumsuz yönde etkileyen faktörlerin minimize edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi önemlidir. Ergonomik çalışma prensiplerine dikkat edilememesi durumunda fidanlık işçilerinde kas iskelet sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkabileceği bilinmektedir. Bu çalışmayla Orman fidanlık şefliklerinde çalışan işçilerin çalışmalarını olumsuz yönde etlileyecek sağlık sorunları ve vücut kitle indeks değerlerinin tespit edilmesi, çalışanların yaptıkları iş tanımlarına göre iş sırasındaki mevcut hareketlerinin ergonomik açıdan risk değerlendirme yöntemlerine göre belirlenip mevcut risk skorlarına göre iyileştirmelerde bulunulması ve işçilerin çalışmaları esnasında maruz kaldıkları ortam şartlarını değelendirebilmek için fizikesel risk faktörlerinden sıcaklık, nem ve gürültü değerlerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu hedefler doğrultusunda çalışma ortamları farklılık gösteren Hendek Fidanlık Şefliği ve Bayburt Fidanlık Şefliklerinde arazi çalışmaları yapılmıştır. Çalışma toplamda 104 işçinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışanlara kişisel bilgilerini içeren anket soruları yöneltilmiştir. Fidanlıkta yaptıkları çalışmalar esnasında maruz kaldıkları sıcaklık, nem ve gürültü ölçümleri yapılmıştır. Son olarak çalışanların iş sırasında yaptıkları hareketleri ergonomik risk analizi yöntemlerinden OWAS, REBA ve RULA yöntemleri kullanılarak skorlamalar yapılmıştır. Yapılan bu araştırmayla işçilerin maruz kaldığı sıcaklık, nem ve gürültü gibi çevresel risk faktörlerinden koruyucu ekipmanların kullanımıyla etkilerinin min. indirgenebileceği tespit edilmiştir. Risk analizinden çıkan sonuçlar değerlendirilmiş ve çalışma duruşlarının çoğunlukla orta risk grubunda yer aldığı bulunmuştur. Bu risklerin azaltılması için, gerekli düzeltici faaliyetler ve iyileştirmeler önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Orman Fidanlık İşçileri, İşçi Sağlığı, Çalışma Duruşları, Ergonomi, Ergonomik Risk Analizi Yöntemleri.
The forestry sector carries numerous risks such as physical, chemical, ergonomic and psychosocial in terms of occupational health safety. Because of this reason the minimization of negative factors which effect the health and safety of workers in the forestry nursery and determination of precautions are important. By the reason of not fallowing ergonomic working principles, nursery workers get musculoskeletal disorder. This situation create a negative effect on productivity, job performance, health of worker and quality of life. This thesis study is carried out in Hendek Nursery Chiefdom and Bayburt Nursery Chiefdom where the working environment is different from each other. The aim of this study is to determine the health problems, working environment and analyse body positions of forestry nursery workers. 104 workers participated in this study. The survey questions which include the personal information of workers are carried out to evaluate the conditions that exposed to warmth, moisture and noise. Finally, by specifying workers' job definition their risk scores were found during their work in terms of ergonomic. In this study scores were done by using OWAS, REBA and RULA. In this study, it is seen that by using protective equipment, the workers who work İn Bayburt Nursery Chiefdom and Hendek Nursery Chiefdom can minimize the degree of warmth, moisture and noise. The results from risk analyse were evaluated and it is found that most of working positions are in medium group. Necessary corrective activities and improvements are suggested to minimise this risk. Key Words: Forest Nursery Workers, Worker Health, Working Positions, Ergonomy, Ergonomic Risk Analyse Methods.
DETERMINATION FOREST ROAD ROUTES VIA GIS-BASEDSPATIAL MULTI-CRITERION DECISION METHODS
Comparison of Ergonomic Risk Analysis Methods for Working Postures of Forest Nursery Workers
APPLICATION OF ARTIFICIAL NEURAL NETWORKS ANDPARTICLE SWARM OPTIMIZATION FOR TIMBEREXTRACTION WITH CABLE CRANE
A Study on The Health Problems of Forest Nursery Workers
A COMPARATIVE STUDY OF ARTIFICIAL NEURALNETWORKS AND MULTIPLE REGRESSION ANALYSIS FORMODELING SKIDDING TIME
AFRICA DEAL Data for the Environment Agriculture and Land
Zonguldak ve Ereğli orman işletme müdürlükleri orman yangını risk alanlarının belirlenmesi
Tez Özetleri
Orman yangınları doğal ve beşeri nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Her iki durumda da orman yangınları, doğal kaynaklara ve insan yaşamına ciddi zararlar verir; çok büyük ekonomik, sosyal ve çevresel sonuçlara neden olur. Orman yangınlarını tamamen önlemek mümkün olmasa da halkımızın bilinçlendirilmesi ve alınacak önlemler ile orman yangını ve olumsuz sonuçları en aza indirgenebilir. Günümüzde, Uzaktan Algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknikleri orman yangınlarını önlemek ve kontrol etmek için oldukça önemli bir hale gelmiştir. Orman yangını risk alanlarını belirlemek; yangına müdahale anlamında gerek işgücü, gerekse zaman ile maliyet bakımından oldukça yararlı olacaktır.Bu tez çalışmasında test alanı olarak Zonguldak ve Ereğli Orman İşletme Müdürlükleri (OİM) seçilmiştir. Çalışmanın amacı; çalışma alanında orman yangını üzerindeki en önemli faktörlerin rolünü belirlemek ve ilgili bölgenin orman yangını risk haritasını oluşturmaktır. Bunun için öncelikle Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü (OBM) ile Zonguldak ve Ereğli OİM'de bir arşiv araştırması yapılmıştır. 2008-2018 yılları içerisindeki orman yangın sicil fişleri incelenmiştir. Yangın sicil fişlerinde yer alan koordinatlar yardımıyla, yangın çıkan yerler uydu görüntüsü üzerinde işaretlenmiştir. İlgili işletme şeflerinin görüşleri, yangın sicil fişleri ve literatürdeki çalışmalar yardımıyla çalışma alanında orman yangınına neden olan en önemli faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler; arazi örtü tipi/kullanımı, eğim, bakı, yükseklik, yerleşim yerlerine mesafe ve yol hatlarına mesafedir. Her bir faktörün orman yangınına etki derecesini belirlemek için Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yönteminden yararlanılmıştır. AHP, sade ve kolay uygulanabilir olduğu için literatürde sıkça kullanılan çok kriterli karar verme metotlarından biridir. Arazi örtü tipini belirlemek amacıyla Landsat 8 uydu görüntüsü ile bir sınıflandırma haritası oluşturulmuştur ve yangına konu olan sınıflar belirlenmiştir. Eğim, bakı, yükseklik haritaları için ASTER DEM uydu görüntüsü kullanılmıştır. Köyler de dahil olmak üzere yerleşim verileri Google Earth üzerinden vektörleştirilmiştir. Yol verileri OBM'den temin edilen meşcere haritasından alınmıştır ve eksik veriler Google Earth programından tamamlanmıştır. CBS ortamında buffer (tampon) analizi yapılarak yerleşim ve yol koridorları oluşturulmuştur. Orman yangınına etki eden her bir faktörün haritası ArcGIS 10.5 programında oluşturulmuştur. Bu programda yapılan sorgulamalar ile bu faktörlerin kendi içerisindeki önem dereceleri belirlenmiştir ve oluşturulan haritalar tekrar düzenlenmiştir. Her bir harita 30X30 m çözünürlükte raster veri formatına çevrilerek analize hazır hale getirilmiştir. Sonuçta tüm haritalar CBS ortamında birleştirilmiştir ve çalışma alanı için orman yangını risk haritası oluşturulmuştur. Bu harita; düşük, orta ve yüksek olmak üzere sınıflandırılmıştır. Sonuçta toplam alanın %39'unun yangına en hassas olan yüksek risk sınıfında, %43'ünün orta risk sınıfında ve %18'inin düşük risk sınıfında yer aldığı görülmüştür. Orman yangınlarına müdahalede ilgili bölge için önemli bir altlık oluşturacak bu araştırma, yangına hassas diğer bölgeler için de geliştirilebilecek olup, ülkemiz ormancılığına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Orman Yangını, Uzaktan Algılama, CBS, AHP, Orman Yangını Risk Haritası
Forest fires can occur due to natural and human causes. In both cases, forest fires cause serious damage to natural resources and human life; it causes enormous economic, social and environmental consequences. Although it is not possible to prevent forest fires completely, the awareness of our people and the measures to be taken and forest fires and negative consequences can be minimized. Today, Remote Sensing (RS) and Geographic Information Systems (GIS) techniques have become very important to prevent and control forest fires. Identify forest fire risk areas; It will be very useful in terms of labor, time and cost in terms of fire intervention. In this thesis, Zonguldak and Ereğli Forest Management Directorates were selected as the test area. Purpose of the study; to determine the role of the most important factors on forest fire in the study area and to create a forest fire risk map of the region. For this purpose, an archive research was carried out in Zonguldak Forest Regional Directorate and Zonguldak and Ereğli Forest Management Directorates. Forest fire register plugs were examined in 2008-2018. With the help of the coordinates located in the fire record plugs, the fire places are marked on the satellite image. The most important factors that cause forest fire in the study area were determined by the opinions of the relevant chiefs, fire log slips and studies in the literature. These factors; land cover type / using, slope, view, height, distance to residential areas and distance to the road lines. Analytical Hierarchy Process (AHP) method was used to determine the effect of each factor on forest fire. AHP is one of the multi-criteria decision making methods which is frequently used in literature because it is simple and easy to apply. In order to determine the land cover type, a classification map was created with Landsat 8 satellite image and the classes subject to fire were determined. ASTER DEM satellite image is used for slope, view and elevation maps. Settlement data, including villages, is vectorized via Google Earth. The route data was taken from the stand map provided from the Forest Regional Directorate and the missing data was completed from the Google Earth program. In the GIS environment, buffer and buffer corridors were constructed. Map of each factor affecting forest fire was created in ArcGIS 10.5 program. In this program, the importance of these factors were determined and the maps were re-arranged. Each map was converted to raster data format with 30X30 m resolution and made ready for analysis. As a result, all maps were combined in GIS environment and a forest fire risk map was created for the study area. This map; low, medium and high. It was found that 39% of the total area was in the high risk class which is the most sensitive to fire, 43% was in the middle risk class and 18% was in the low risk class.This research, which will be an important basis for the relevant region in the intervention of forest fires, can be developed for other fire sensitive areas and it is thought to contribute to the forestry of our country. Keywords: Forest Fire, Remote sensing, GIS, AHP, Forest Fire Risk Map
Konya Kapalı Havzası Orman, Mera ve Tarım Alanlarının Değerlendirilmesi
COLLECT EARTH YÖNTEMİ KULLANILARAK KÜRESEL EKOLOJİK ZONLARA (GEZ) GÖRE TÜRKİYE ARAZİ ÖRTÜ/KULLANIM SINIFLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Orman içerisinde geçen enerji iletim hatları için yapılan kesimlerin çevresel etkilerinin incelenmesi (Artvin Ortaköy orman işletmesi örneği)
Tez Özetleri
Bu çalışmada, Artvin Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Ortaköy Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinden geçen 154 Kw Meydancık Bayram HES-Artvin II Enerji İletim Hattı için yapılan kesimler sonucu ortaya çıkan çevresel etkiler incelenmiştir. Çalışma, hat güzergâhının geçtiği ve en yoğun kesimlerin yapıldığı 285, 286, 321 nolu bölmelerde yapılmıştır. Bu bölmelerde yapılan üretim faaliyetleri (kesme, sürütme, yükleme ve taşıma) sonucu oluşan fiziksel, kimyasal, ekolojik ve sosyal yapı üzerindeki çevresel etkiler araştırılmıştır. 285, 286 ve 321 nolu bölmelerdeki toprağın fiziksel ve kimyasal etkilerini belirleyebilmek amacıyla iki derinlik kademesinde (0-10 cm ve 10-20 cm) toprak örnekleri alınmış ve geçirgenlik (permeabilite), su tutuma kapasitesi (nem ekivalanı), hacim ağırlığı, mekanik analiz (tekstür tayini), toprak reaksiyonunun (ph) tayini, organik madde tayini gibi analizlere tabi tutulmuştur. Sosyolojik ve çevresel etkileri belirleyebilmek amacıyla bir durum analizi yapılmıştır. Yapılan analiz ve değerlendirmeler sonucu Ortaköy Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan 285, 286 ve 321 nolu bölmelerden geçen 154 Kw Meydancık Bayram HES-Artvin II Enerji İletim Hattının yapım sürecinde ekosistemde çeşitli olumsuz etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu etkiler kaynağı bakımından 2'ye ayrılmıştır. Bunlar; 1) hattın geçtiği güzergahta yapılan üretim faaliyetleri sonucu oluşan toprak üzerindeki fiziksel ve kimyasal etkiler ve 2) hat tamamlandıktan sonra oluşan/oluşacak sosyolojik ve ekolojik yapı üzerindeki etkiler olarak sınıflandırılmıştır. Çalışma alanından alınan toprak örneklerinde yapılan fiziksel ve kimyasal analizler göstermiştir ki makine kullanmadan yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarının toprağın geçirgenlik, hacim ağırlığı ve toprak suyu dengesinde önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda hava hattı ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarının sonucunda da toprakta organik madde ve besin elementleri miktarlarının önemli derecede azalttığı tespit edilmiştir. Ağaç kesimleri sonucu oluşan etkileri, bölmeden çıkarma sonucu oluşan etkileri ve iletim hatlarının yapımı esnasında oluşan etkileri incelemek amaçlı yapılan durum analiz sonuçlarına bakıldığında; ağaç kesimleri sonucu oluşan etkiler arasında ilk sırada büyük miktarlardaki hafriyatın gelişigüzel bir biçimde şevlerden aşağıya bırakılması ile arazi yapısının ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi faktörü yer almaktadır. Bölmeden çıkarılma sonucu oluşan etkilere bakıldığında ilk sırada ise yaralanmalar sonucu sağlık durumu bozulan ağaçlarda mantar ve böcek tahribatının artması faktörü yer almaktadır. İletim hatlarının yapımı esnasında ve sonrasında oluşan/oluşabilecek etkiler incelendiğinde ise ilk sırada enerji iletim hatlarının yerleşim merkezinin üzerinden veya yakınından geçmek zorunda kalması sebebiyle insan ve yaban hayatını olumsuz etkilenmesi, oluşan elektromanyetik alanların canlı sağlığına zarar vermesi gelmektedir.
In the present study, the environmental impacts of 154 Kw Meydancık Bayram HPP-Artvin II Power Transmission Line located within the borders of Ortaköy Forest Management Directorate under Artvin Forest Management Directorate were investigated. The study was conducted in divisions 285, 286, 321, where the energy lines were located, and the densest logging activities were conducted. The environmental impacts on physical, chemical, ecological and social structure due to production activities (logging, dragging, loading and transportation) in these divisions were investigated. In order to determine the physical (permeability, moisture, water holding capacity, bulk density, fine and crude part and texture) and chemical (pH, organic matter) effects of the soil in divisions 285, 286 and 321, soil samples were collected in two depth levels (0-10 cm and 10- 20 cm) and analyzed to determine permeability, water holding capacity (moisture equivalent), bulk density, mechanical analysis (texture determination), soil reaction (ph), and organic matter content. A situation analysis was conducted to determine sociological and environmental impacts. Conducted analyzes and assessments demonstrated that the construction of 154 Kw Meydancık Bayram HEPP-Artvin II Energy Transmission Line through the divisions 285, 286 and 321 in Ortaköy Forest Management Directorate had various negative effects on the ecosystem. Based on the sources, these effects were categorized into 2 groups: 1) The physical and chemical effects of the production activities conducted on the transmission line route on the soil, and 2) The effects on the sociological and ecological structure that would be observed after the completion of the line. The physical and chemical analyzes of the soil samples collected in the study area demonstrated that the wood extraction work based on manpower had a significant impact on soil permeability, bulk density and soil water balance, leading to adverse effects on soil organisms, plant root growth, plant nutrients and water intake of the plants, and slowing the tree growth in time. Concurrently, it was determined that wood extraction work reduced the soil organic matter and nutrient content significantly. Review of the situation analysis results conducted to investigate the effects of wood extraction and the construction of transmission lines demonstrated that the most significant impact of logging was due to the random release of excavated soil on the slopes and resulting destruction of land structure and the flora. Review of the effects of wood extraction demonstrated that the most significant factor was the increase of fungus and insect damages in trees injured in the process. Review of the effects that could be observed during and after the construction of the transmission lines demonstrated that the most significant impact was on human and wildlife health due to the proximity of transmission lines to the settlements and negative impacts of electromagnetic fields on the health of the organisms inhabiting the area.
Kar ve fırtına devriği sarıçam gövdelerinin endüstriyel ürün olarak hazırlanmasında çalışma veriminin belirlenmesi (Ardahan-Yalnızçam Orman İşletme Şefliği örneği)
Tez Özetleri
Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı Yalnızçam Orman İşletme Şefliği'nde 2015 yılının aralık ayı ve 2016 yılının ocak-şubat aylarında yoğun kar yağışı ve fırtına nedeni ile devrilen sarıçam ağaç gövdelerinin endüstriyel ürün olarak hazırlanması işinde çalışma veriminin belirlenmesidir. Bu amaçla devrik ağaç gövdelerinin çap ve boyları ölçülmüş, dikili kabuklu gövde hacimleri belirlenmiştir. Çalışma sırasında iş dilimleri yürüme ve hazırlık, devrik ağaç kök kesimi, dalların alınması , ölçme ve işaretleme, bölümlere ayırma ve bekleme olarak brlirlenerek iş dilimi zamanları ölçülmüş çalışma verimi hesaplanöıştır. 100 adet devrik ağaç üzerinde ölçümler yapılmış ve iş dilimleri sürelerinin literatür çalışması ile karşılaştırılması yapılmıştır. Yapılan iş-zaman etüdü ve analizler sonucunda, devrik ağaç gövdelerinin endüstriyel ürün olarak hazırlamasında toplam zaman içinde en fazla süreyi % 30,56 ile bölümlere ayırma, daha sonra % 21,54 ile dalların alınması iş dilimlerinin aldığı belirlenmiştir. Ayrıca kar ve fırtına devriği ağaç gövdelerinden endüstriyel ürün elde etme çalışmalarının iş güvenliği açısından sakıncaları ele alınmıştır. 1m³ dikili kabuklu gövde hacmi için gerekli ortalama birim zaman = 5,78 dakika, 1 saatlik verim = 13,16 m3 olarak bulunmuştur.
The aim of this graduate thesis is to determine the efficiency of the preparation of the yellow pine tree bodies as industrial products, which were knocked down between December 2015 and January-February 2016 due to heavy snowfall and storm at Yalçıcam Forest Management Department. For this purpose, the diameter and length of the tilted tree bodies were measured and the sizes of the erected shell body were determined. During the study the working time and working efficiency was measured by dividing working segments into; management and preparation, tilted-tree root section, removing branches, measurement and marking, dividing sections and waiting periods. Measurements were made on 100 tilted trees and the work section (zone) time was compared with the literature study. As a result of the work-time study and analysis, it is specified that the maximum amount of time required in the preparation of the tilted tree bodies as industrial products is dividing sections with 30.56%, and then with the 21.54% removing the branches. In addition, the inconveniencies of obtaining industrial products from snow and storm-torn tree bodies has been discussed in terms of job safety. The average unit time required for 1 m3 vertical shell bulk is found to be 5,78 minutes and 1 hour efficiency is 13,16 m3.
CBS yardımıyla orman yolu ve sanat yapılarının taşkın riski açısından değerlendirilmesi (Artvin Tütüncüler Orman İşletme Şefliği örneği)
Tez Özetleri
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada; Artvin ili Tütüncüler Orman İşletme Şefliği sınırları içerisindeki alanda mevcut orman yolu ve sanat yapılarının taşkın riski açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Mevcut orman yollarının iz ölçümü, büz ve menfezlerin konum tespitleri GPS ile yapılmış, yöreye ait Ortofoto görüntüleri ve mevcut haritalar ile ArcGIS programında ilişkilendirilmiş Coğrafi Bilgi Sistemleri veri tabanı oluşturulmuştur. Sayısal arazi modelinin hazırlanması ile mevcut orman yolu ve sanat yapılarının; sulu dere ve kuru derelerdeki dağılımı, arazi eğim sınıflarına göre dağılımı, kuzeyli ve güneyli bakılara göre dağılımı, yükseklik kademelerine göre dağılımı incelenmiştir. Oluşturulan altlık veriler kullanılarak taşkın modellemede kullanılan Hec-RAS yazılımı ile Tütüncüler OİŞ nin hidrolik modeli oluşturulmuştur. Modelde öncelikle mevcut dere ve yol güzergahları tanımlanıp en kesit profilleri oluşturulmuştur. Arazinin pürüzlülük durumuna göre hesaplanan manning katsayısı, kararlı akım değerleri, 50 yıllık debi ve bazı hidrolojik değerler ile mevcut sanat yapılarının boyutları modele tanıtılarak analizler yapılmış ve su yüzeyi profilleri oluşturulmuştur. Hec-RAS yazılımı ile oluşturulan taşkın modeli çalıştırılarak mevcut orman yolu ve üzerindeki sanat yapılarının taşkın riski açısından yeterli olup olmadığı analiz edilmiştir. Taşkın analizi sonucunda; Birinci bölgede 18 adet sanat yapısının yeterli, 8 adedinin yetersiz olduğu, ikinci bölgede 17 adet sanat yapısının tümünün yeterli olduğu, üçüncü bölgede 6 adet sanat yapısının tümünün yeterli olduğu ve dördüncü bölgede 9 adet sanat yapısının yeterli, 1 adedinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca oluşturulan su yüzeyi profillerine göre sanat yapılarının yeniden planlanması için önerilerde bulunulmuştur.
In this study conducted for the evaluation of forest road and art structures with the help of Geographical Information Systems; The existing forest roads, dry and irrigated streams and the art structures built on these roads in the area within the boundaries of OİŞ were determined and processed on the digital land model. Forest road and art structures on digital terrain model; The distribution in the rivers and dry streams, the distribution according to the land slope classes, the distribution according to the northern and southern views and their distribution according to the increase in height are examined. After the distributions on the digital terrain model were analyzed with ArcGIS software, a hydraulic flood model was developed to analyze the study areas in terms of flood. Hydraulic model study was performed by using Hec-RAS software. Using cross-section data, creek and road routes within the boundaries of our work area Tütüncüler OİŞ were defined and cross-sectional profiles were created for each region. The first step of the geometric data entry process was completed by entering the roughness manning coefficient, stable current values, flow rate and hydrological values by taking into account the topographic, rainfall and forest functions of each region. As the second step, the characteristic data of the existing art structures were entered on the sections and water surface profiles were obtained. Water surface profiles were obtained and hydraulic flood model was completed. The flood model created with the Hec-RAS software was run to determine whether the existing forest road and the art structures on it are sufficient for flood risk. As a result of flood analysis; In the first region, 18 art structures were sufficient, 8 of them were insufficient, in the second region 17 art structures were sufficient, in the third region 6 art structures were sufficient and in the fourth region, 9 art structures were sufficient and 1 of them was inadequate. In addition, suggestions were made for the re-planning of the art structures according to the formed water surface profiles
Variation of tree diameters along road edges: the case of Karacabey linden forest in Bursa, Turkey
Forest Fire Risk Mapping by using GIS Techniques and AHP Method: A Case Study in Bodrum (Turkey)
Yangın gözetleme kuleleri konumlarının coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla uygunluğunun değerlendirilmesi (Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Orman yangınları, ormanların varlığını tehdit eden ve insan etkisinin en ağırlıklı olarak hissedildiği felaketlerdendir. Bu felaketten, insanlar, orman içerisinde yaşayan tüm canlılar ve ekosistem olumsuz etkilenmektedir. Sınırlı ve az olan doğal kaynaklarımızdan olan ormanlar, sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde yönetilmek zorundadır. Bu zorunluluk nedeniyle ormanların korunması kritik derecede önemlidir. Ormanların korunmasına hizmet eden birçok önleyici veya erken bilgi verici birim bulunmaktadır. Bunlardan yaygın olarak kullanılanlarından biri de yangın gözetleme kuleleri (YGK) dir. YGK'lar yangının henüz başlama evresinde hızlı bilgi vermesi sebebiyle çok kritik öneme sahiptir. Bu nedenle YGK'lar yapılmadan önce ihtiyaçlar seviyelerine göre düşük, orta ve yüksek olarak belirlenmeli ve en fazla alanı görebilecek şekilde lokasyonlar tespit edilmelidir. Bu çalışmada, YGK'ların görebildiği alanlar Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla tespit edilerek YGK'ların etkinliği değerlendirilmiştir. Çalışma alanı sınırları (toplam 205258.4 ha) içerisinde 86785.6 ha (%42) alanın görülebildiği, 118472.8 ha (%58) alanın ise YGK'lar tarafından görülemediği tespit edilmiştir. Değerlendirmede YGK ihtiyacı olabilecek alanların tespit etmek amacıyla; ormanlık alanlar, yollara olan mesafe ve yükseklik kriterleri kullanılarak ağırlıklı çakıştırma yapılmış ve sonuç olarak ihtiyaç seviyeleri düşük, orta ve yüksek olarak sınıflandırılarak ifade edilmiştir. Günümüzde CBS tekniklerinin ve yazılımlarının yaygınlaşması ile bu tür çalışmalar daha verimli, tutarlı ve kısa sürede sonuçlara ulaşılabilmektedir. Ormancılık koruma faaliyetlerinde yapılacak planlama çalışmalarında, belirlenen hedeflere en uygun şekilde hizmet edecek YGK tespitinde CBS imkanlarından kolaylıkla faydalanılabileceği ve bu çalışmada benimsenen kriter ve yaklaşımların uygulanabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Görünürlük analizi, Orman yangını, Yangın gözetleme kulesi, Ilgaz
Forest fire is one of the most severe disasters that threaten the existence of forests and where human impact is most heavily felt. From this disaster; people, all living things in the forest and ecosystems are affected negatively. Forests, which are limited and scarce natural resources, must be managed within the framework of sustainability. Protection of forests is critically important because of this requirement. There are many preventive or early informing units serving the protection of forests. One of the most widely used is the Fire watching towers (FWTs). FWTs are very critical because they give quick information in the starting phase of the fire. In this study, the areas that FWTs can see were determined by Geographic Information Systems (GIS) and the effectiveness of FWTs was evaluated. Therefore, before FWTs are made, the needs should be determined according to their level and their locations should be determined so that they can see the most areas. It was determined that 86785.6 ha (42%) area could be seen within the study area boundaries (a total of 205258.4 ha), while 118472.8 ha (58%) area could not be seen by FWTs. In order to determine the areas where FWT may be needed in the assessment, the forested areas are weighted by using distance and altitude criteria, and as a result the need levels are expressed as low, medium and high. Today, with the spread of GIS techniques and software, such studies can be achieved more efficiently, consistently and in a short time. In the planning studies to be carried out in forest protection activities, GIS facilities can be easily utilized in the determination of FWT which will serve in the most appropriate manner and the criteria and approaches adopted in this study can be applied. Key Words: Viewshed analysis, Forest fire, Fire lookout tower, Ilgaz
Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü orman yollarının topolojik ilişkilerinin ağ analizi yöntemiyle değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Ormanların korunması, bakımı, rekreasyonu vb. hedeflere ulaşmak için kullanılan orman yolları, ormancılık faaliyetlerinin yürütülmesinde en önemli temel altyapı tesislerinden biri olarak nitelendirilmektedir. Orman yolları üzerinde, üretilen odun hammaddesinin nakliyatının yanı sıra diğer ormancılık faaliyetlerinin (yangınla mücadele, ağaçlandırma, köylere ulaşım vb.) sürdürülmesinde yine bu alt yapı tesisleri ön plandadır. Tüm planlama ve uygulama faaliyetleri içerisinde son derece kritik öneme sahip orman yolları ve bu orman yollarına ait veriler Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımları kullanılabilen veri tabanlarında muhafaza edilmektedir. Bu veri tabanları içerisinde yer alan orman yollarına ait veriler, çeşitli CBS yazılımları kullanılarak analiz edilebilmekte, planlama ve karar verme amacıyla karar destek platformu oluşturabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, orman yolları özelinde karayolu ve köy yollarının tümüyle birlikte ormancılık hizmetleri açısından karşılaşılan muhtemel problemlere örnek bir yönetim uygulaması geliştirebilmektir. Bu uygulama için ilk olarak orman yollarına ait veri tabanında yer alan verilere topoloji uygulanarak mevcut verilerde bulunan hataların tespit edilmiş, onarılmıştır. Son olarak daha güvenilir bir analiz ortamı için hazırlanan veriler ile çeşitli planlama ve karar verme amaçlarına yönelik örneklerle ağ analizi yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışma yer alan örnek uygulamanın uygulanabilirliği açısından karar verme ve planlama yapılırken etkin olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.
Forest protection, maintenance, recreation and so on. Forest roads are used as one of the most important basic infrastructure facilities in forestry activities. These infrastructural facilities are at the forefront in the transportation of wood raw material produced on forest roads, as well as other forestry activities (fire fighting, afforestation, transportation to villages, etc.). In all planning and implementation activities, forest roads which are extremely critical and the data related to these forest roads are stored in databases that can be used in Geographical Information Systems (GIS) software environment. The data of the forest roads in these databases can be analyzed by using various GIS software and can form a decision support platform for planning and decision making. The aim of this study is to develop an exemplary management application for the possible problems encountered in the forestry services in the forest roads in particular with the road and village roads. For this application, first the topology was applied to the data in the database of forest roads and the errors in the existing data were determined and repaired. Finally, network analysis method was applied with the data prepared for a more reliable analysis environment and examples for various planning and decision-making purposes. This study is thought to be used effectively in decision making and planning in terms of applicability of the sample application.
Orman yollarında üst yapı taşıma kapasitesinin zamansal ve mekansal olarak değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Orman yollarında üst yapı taşıma kapasitesi dış etkenlere bağlı olarak değişmekte ve zamanla yol üst yapısının bozulmasına neden olmaktadır. Söz konusu bu bozulmalar dış etkenlere bağlı olarak, alansal ve noktasal bazda bozulmayı artırmakta ve dolayısıyla da yol bakım masraflarını artırmaktadır. Çalışmanın amacı, Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı mekânsal analiz yöntemleri ile noktasal bazda veri temini sağlayan üst yapı taşıma kapasitesi verilerinin değerlendirilerek alansal taşıma kapasitesi haritalarının üretilmesidir. Ayrıca söz konusu alansal taşıma kapasitesi haritalarından yararlanarak zamansal değişim haritaları türetilmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; yoldaki sıkışma oranlarının çevresel değişkenler ile olan ilişkisi değerlendirildiğinde; üst yapı sıkışma oranının yağış şiddeti, toplam sefer, toplam tonaj ile kuvvetli negatif ilişki (p<0,05) gösterdiği tespit edilmiştir. Orman yollarında tamir ve bakım çalışmalarında değerlendiricilerin alansal ve zamansal üst yapı taşıma kapasite haritalarını dikkate almaları, hem hassasiyet hem de doğru zamanlama açısından etkin sonuçlar elde etmelerine yardımcı olacaktır.
The pavement bearing capacity in forest roads changes due to external factors and in time leads to deterioration of road superstructure. These deterioration increases the spatial and point-based distortion due to external factors and thus increases road maintenance costs. The aim of the study is to evaluate the pavement bearing capacity data that provides point-based data acquisition by means of Geographical Information System based spatial analysis methods and to produce the spatial carrying capacity maps. In addition, temporal change maps are derived and evaluated by using these maps of pavement bearing capacity. According to the results obtained, when the relationship between the compression ratios and the environmental variables were evaluated, the compression ratio showed a strong negative relationship with rainfall intensity, total voyage and total tonnage (p <0.05). In the repair and maintenance of forest roads, evaluators take into account spatial and temporal pavement bearing capacity maps, which will help them achieve effective results in terms of both precision and correct timing.
Gölge koşullarının stomatal karakterlere etkisi
Ekoturizm potansiyelinin GIS kullanımı ile biyoklimatik konfor açısından değerlendirilmesi: Manisa Örneği
Biyomonitor Olarak Kullanılan Bazı Ağaçlarda Ağır Metal Konsantrasyonlarının Trafik Yoğunluğuna Bağlı Değişimi
Yangın kulelerinin izleyebildiği alanların cbs ortamında belirlenmesi ve yeterliliklerinin değerlendirilmesi (Adana Orman Bölge Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Orman yangınları, ekolojik olduğu kadar ekonomik zararlar da veren, çoğu zaman da insan hayatını tehdit eden çevresel sorunlardır. Orman yangınları ile ormanlar birçok fonksiyonunu kaybetmektedir. Orman yangınları ile mücadelede yangın söndürme faaliyetlerinin zamanında başlatılabilmesi için orman yangınlarının bir an önce belirlenmesi ve yerinin tespit edilmesi çok önemlidir. Çalışma alanında saf Kızılçam ve Kızılçam ile karışım yapmış ormanlar bulunmaktadır. Ormanların çoğunluğunu, yangın riski açısından duyarlı olan Kızılçam ormanları oluşturmaktadır. Özellikle yangına hassas ormanlarda yangın riski yüksek zamanlarda çıkabilecek olası orman yangınlarının gözetlenmesi amacı ile yangın gözetleme kuleleri yapılmaktadır. Bu çalışmada, örnek bir çalışma alanında konuşlandırılmış yangın gözetleme kulelerinin lokasyonları Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tekniklerinden Görünürlük Analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Geçmişten günümüze kadar buna benzer çalışmalar farklı alanlar için yapılmıştır. Fakat Akdeniz Bölgesi'nde ve yangına hassas bir bölge olmasına karşın Adana Bölgesi çalışılmamıştır. Gözetleme noktalarının haritada yerleri tespit edildikten sonra arazi çalışmalarıyla kontrol işlemleri yapılmıştır. Her bir gözetleme noktası için gerekli ölçümler yapılıp kulelerin ve gördüğü alanların fotoğrafları çekilmiştir. Çalışmada, Adana Orman Bölge Müdürlüğü bünyesindeki mevcut yangın gözetleme noktalarının görünürlük analizleri CBS ile yapılıp hâlihazırdaki görülebilir sahaların haritalanıp değerlendirmesi yapılmıştır. Ek olarak alternatif gözlem kuleleri de CBS veri tabanında saptanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Bölge Müdürlüğü alanın mevcut ve önerilen alternatif kulelerden görüne bilirliği değerlendirilmiştir.
Forest fires, as well as ecological as well as economic damages, and often threaten human life are environmental problems. Forest fires and forests lose many functions. In order to initiate fire fighting activities in the fight against forest fires in a timely manner, it is very important to identify and locate forest fires as soon as possible. In the study area there are forests mixed with pure Red Pine and Red Pine. The majority of the forests are red pine forests which are important for the risk of fire. Especially in areas with fire sensitive forests, fire observation towers are made in order to observe possible forest fires that may occur at high times of fire. In this study, the locations of the fire observation towers deployed in a sample study area will be evaluated using Geographical Information Systems (GIS) techniques using Visibility Analysis. Similar studies from the past to the present have been made for different areas. However, although there is a fire sensitive region in the Mediterranean Region, Adana Region has not been studied. All the studies carried out in local areas, small areas were studied. After the location of the observation points on the map is determined, the necessary application procedures will be made and the errors will be checked. For each observation point, necessary measurements will be taken and photographs of towers and areas will be taken. In this study, the visibility analysis of the existing fire observation points within the Adana Regional Directorate of Forestry will be done by using GIS and the current visible field mapping and evaluation will be done. In addition, alternative observation towers will be identified by using GIS and the scenario will be evaluated. As a result of the study, alternative observation points will be determined by evaluating the area from the towers.
Türkiye'de 2/B uygulamalarının değerlendirilmesi (Ankara-Çamlıdere örneği)
Tez Özetleri
Anayasamızda koruma altına alınan ormanlarımız, çıkan kanunlarla orman köylüsünü korumak ve ekonomik kazanç sağlamak amacıyla 2/B uygulamalarına konu edilmiştir. Ülkemizde sürdürülebilir ormancılık anlayışının benimsenmesi ve küresel boyutta ormanların korunması ve arttırılmasının gerektiği bilincinin toplumlarda yer bulması, 2/B uygulamalarının kriter ve tekniğinin yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Zira yapılan 2/B uygulamalarında mevcut kriterlere uymayan yerler de orman sınırları dışına çıkartılmaktadır. Çalışma kapsamında Ankara İli, Çamlıdere İlçesindeki birimlerde 2/B uygulamaları teknik ve hukuki boyutuyla incelenip değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelerde 6831 sayılı kanunun 2/B madde uygulamaları 1744, 2896, 3302 sayılı Kanunlara göre gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu da aynı araziye ilişkin farklı kanun uygulamalarının yapılıp farklı kararlar verilmesine neden olmuştur. Uygulamalar sonucunda; elde edilen kazanımların kanunların çıkış amacıyla karşılaştırılmasında rantabl bir sonuç doğmamıştır.
In our constitution, our protected forests are the subject of 2/B applications in order to protect the forest villagers and provide economic gain. The awareness of the need to adopt a sustainable forestry approach in our country and the need to protect and increase the forests in the global scale requires the re-consideration of the criteria and technique of 2/B applications. In 2/B applications, places that do not comply with the existing criteria are also taken out of the forest borders. Within the scope of the study, 2/B applications in the units in Çamlıdere District of Ankara Province were examined and evaluated with technical and judicial aspects. In these evaluations, it has been seen that Law No. 6831 is carried out in three different ways according to Laws 2/B Article 1744, 2896, 3302 This has led to different decisions on the same land and made different decisions. This has led to the implementation of different laws on the same land and making different decisions. As a result of applications; no profitable results were obtained in comparing the obtained gains with the aim of starting the laws.
Trafik kaynaklı ağır metal kirliliğinin izlenmesinde sarıçam (Pinus sylvestris L.) ibrelerinin biyomonitor olarak kullanılabilirliği
Tez Özetleri
Artan nüfus ve sanayileşme, hava kirliliğini de beraberinde getirmiş, hava kirliliği bazı şehirlerde insan sağlığını tehdit edecek düzeyde artmış ve günümüzün gündem konularından birisi haline gelmiştir. Zira ağır metaller doğada bozulmadan uzun süre kalabilmekte ve çevredeki konsantrasyonu da sürekli artmaktadır. Ayrıca ağır metaller biyobirikme eğiliminde olmalarından dolayı ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesi, riskli bölgelerin ve risk düzeyinin tespit edilmesi açısından büyük öneme sahiptir. Ağır metal kirliliğinin atmosferdeki konsantrasyonunun değişimini gösteren en önemli belirteçler biyomonitörlerdir. Bu çalışmada da trafik kaynaklı ağır metal konsantrasyonunun izlenmesinde Sarıçam (Pinus sylvestris) in biyomonitor olarak kullanılabilme potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'nin en yoğun otoyollarından olan Ankara-İstanbul otobanı güzergahında bulunan sarıçamların refüj, yol kenarı, yolun 3 m, 10 m, 30 m, 50 m ve 100 m mesafesindeki bireylerinden numuneler alınmış, alınan numunelerin dal ve ibrelerinin bir kısmı ayrıca yıkama işlemine tabi tutularak bu numuneler üzerinde Ni, Cr, Zn, Cu, Pb ve Cd konsantrasyonlarının değişimi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda bu ağır metallerin konsantrasyonlarının yola olan mesafe, organ ve yıkanma durumuna bağlı değişimleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda bütün elementlerin organ bazında önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca Cd ve Cr konsantrasyonunun yola olan mesafe ile ters orantılı olarak değiştiği dolayısıyla sarıçamın özellikle Cd ve Cr konsantrasyonunun değişiminin izlenmesi amacıyla kullanılabilecek iyi bir biyomonitor olduğu belirlenmiştir.
Environmental pollution has become one of the most important problems of the modern world. Heavy metals have a special importance among the factors causing air pollution. Some heavy metals have serious toxic effects on organisms even at low levels. In addition, heavy metals do not deteriorate easily in nature and they tend to bioaccumulate in human organism. Because of its importance in terms of human and environmental health, monitoring of heavy metal pollution and identifying risky regions is of great importance. It was aimed to determine the usability potential of Scotch Pine (Pinus sylvestris) in monitoring the traffic welded heavy metal concentration. For this purpose, samples of Scotch Pine individuals were collected from one of the busiest highways of Turkey, at the route of Ankara-Istanbul, from refuges, at roadsides and at distances of 3 m, 10 m, 30 m, 50 m and 100 m from the roadside. Some of the branches and needles of the samples were also subjected to washing process and the changes of Ni, Cr, Zn, Cu, Pb and Cd concentrations were determined on these samples. Within the scope of the study, the change of all concentrations depending on the distance to the road, washing conditions and organelle were evaluated separately. As a result of the study, it was determined that all elements changed significantly by organs. In addition, it was determined that Cd and Cr concentration was inversely proportional to the distance to the road and therefore Scotch Pine is a good biomonitor especially at monitoring the change of Cr and Cd concentration.
Bozkurt Orman İşletme Müdürlüğü'ndeki kestane meşcerelerine ulaşımın yeterlilik durumunun belirlenmesi
Tez Özetleri
Yapılan bu çalışmanın amacı; Bozkurt Orman İşletme Müdürlüğündeki Kestane meşcerelerine yayılışını tespit etmek ve tespit edilen kestane ormanlarını, Bozkurt Orman İşletme Müdürlüğünün Yol Ağı Planı ile birleştirerek kestane ormanlarına ulaşım imkânlarını tespit etmektir. Ayrıca bu çalışma ile kestane ormanlarından ne derece faydalanılabildiği ve yan ürün olarak ormanlardan faydalanan köylünün kestane toplarken karşılaştıkları zorlukları ortaya koymak amaçlanmıştır. Yine bu çalışma ile ormanlara ulaşımda zorluklar var ise bunların sebeplerini ve çözüm önerilerini tespit etmek amaçlanmıştır. Yüz yüze anket yöntemi kullanılarak yapılan inceleme ve gözlemlerle analiz edilmeye çalışıldı. Böylece ormanlardan en iyi şekilde nasıl fayda sağlanabileceği ortaya konulmuştur. Bu çalışma ile; Bozkurt Orman İşletme Müdürlüğü'nün mevcut orman yollarının yeterliliğini,kullanım sıklığını ve köylülerin yan ürün olarak kestaneden ne derece faydalanabildiği ortaya koyulacaktır
The aim of this study is to determine the spread of castanea forests in the Bozkurt Forest Directorate and to identify the possibilities of access by forest road network. In addition, it is aimed to determine the extent to which castanea forests can be utilized and the difficulties raised faced the villagers who have benefited from these forests as none-wood revenue generating possibilities. Also, this study aims to identify the causes and solution suggestions if there are difficulties in transportation to forests. Face-to-face survey method was used. Thus, the accessability of the villagers to the forests was put forward. With this study; the existing forest road efficiency of Bozkurt Forest directorate frequency of their use by the villagers and the benefits of the villagers were revealed.
The Investigation of the Changing in Conccentration of Some Heavy Metals in Seeds, Leaves, and Branches because of Traffic Density: a Case Study of Acer Platanoides
Ormancılıkta üretim işlerinde iş güvenliği tedbirlerinin değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında ormancılıkta üretim faaliyetleri sırasında alınan veya alınması gerekli iş güvenliği tedbirleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Tez çalışması Denizli ve Bolu Orman Bölge Müdürlüğü sahalarında çalışmakta olan ağaç kesme boylama operatörleri (AKBO) üzerinden elde edilen verilerin analiz ve değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama işlemi; yapılandırılmış çoktan seçmeli anket yöntemiyle Orman Genel Müdürlüğü çalışanları, ormancılık operasyonları ve orman ürünleri ticareti alanında faaliyet gösteren firma sahipleri ve kesim işçileriyle (AKBO) yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik alınan önlemler, iş tekniği iş güvenliği eğitimleri, kişisel koruyucu donanım kullanımı ve halihazırda kişilerin iş güvenliği bilinci gibi konular sorgulanarak ve gözlemlenerek; hedef kitleyi oluşturan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki algı ve beklentileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda; araştırmaya katılan işçilerin %1.6'sının bugüne kadar işçi sağlığı ve güvenliği konusunu hiç duymadığı, %70.1'inin iş güvenliği eğitimlerini almalarına rağmen kişisel koruyucu donanım kullanmak gibi önlemleri tam olarak dikkate almadıkları ortaya çıkmıştır. Öte yandan ormancılık sektörünün içinde olup orman üretim işçileriyle ilişkili olan firmaların iş güvenliği konusuna temkinli yaklaştıkları, bunun kendilerine ekonomik yük getireceğinden dolayı tedirgin oldukları ve ortak sağlık güvenlik birimleriyle beraber çalışan ormancılık firmalarının, iş güvenliği hizmetini sağlıklı bir şekilde aldıklarından emin olmadıkları belirlenmiştir. Orman idarelerindeki personelin ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği yaptırımının kendilerini etkilemediği müddetçe işçi lehine uygulanmasından ve bunun için gönüllülükten ziyade zorunlayıcı koşulların oluşturulmasından yana oldukları belirlenmiştir. İş sağlığı ve güvenliği prensiplerine uyum açısından gönüllülük esasına dayalı bir iş güvenliği kültürünün oluşturulması için eğitim ve iyileştirme çalışmalarına devam edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
In this thesis, the health and safety measures taken during forest harvesting activities are examined and evaluated. The thesis study was conducted with data obtained from Denizli and Bolu Regional Directorate of Forestry. The questionnaire was answered face-to-face with the employees of General Directorate of Forestry, forestry companies executives, logging workers and operators with a multiple-choice questionnaire. It was tried to find answers about the perception and expectations of the target audience by questioning and observing the measures taken, occupational safety and health trainings, the use of Personal Protective Equipment and the occupational safety awareness. 1.6% of the surveyed workers have never heard about occupational health and safety, 70.1% of the respondents have received occupational safety trainings but do not fully take measures. It is determined that the companies in the forestry sector who are in contact with the workers are cautious about the occupational safety issue, because this will bring economical burdens and are unsure that the companies working with the occupational safety company purchased the service in a healthy way. The staff in the forest administrations are in favor of implementing sanctions to the workers for occupational health and safety in favor of the workers and creating compulsory conditions rather than voluntariness. According to this; it can be suggested that education and rehabilitation should continue in order to create a voluntary bussiness culture in compliance with the occupational health and safety rules.
Odun üretim işlerinde kullanılan zaman ölçüm metotları ve araçlarının değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Ormancılık operasyonlarında kullanılmakta olan zaman ölçme araçları ve metotları irdelenmiş; saha çalışmaları için kolayca erişilebilen ve kullanılabilen bir etüt aracına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır. Kişiselleştirilebilme ve kolay taşınabilme özellikleri dikkate alınarak dizüstü bilgisayar, tablet ve akıllı telefon gibi mobil cihazlara uygun bir uygulama aracının nasıl geliştirilebileceği problemi ile karşılaşılmıştır. Bu kapsamda, gerekli yazılım ve donanım desteğiyle, bir "android tabanlı zaman ölçme ve kaydetme aracı" (ZOKA) uygulaması geliştirilmiştir. Uygulamanın geçerliliğini ve kullanılabilirliğini test etmek için öncül saha çalışmaları yapılmış ve gerekli iyileştirmelerin ardından uygulamaya son hali verilmiştir. Bu uygulama yazılımının performansını ölçmek için kronometre ve time analysis adlı başka bir yazılımla kıyaslama yapmak amacıyla halihazır odun üretim faaliyetlerindeki kesim sürecine ilişkin iş adımları üzerinde iş-zaman ölçümü yapılmış ve iş dilimlerinin çalışma zamanları kaydedilmiştir. Büro ortamında, video oynatıcı programlar yardımıyla dolaylı gözlem metodu çerçevesinde, zaman etüdü gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar kontrol verisi olarak kullanılmıştır. Aynı metodoloji ile ZOKA uygulaması, dijital kronometre ve time analysis adı verilen zaman ölçme araçları ile zaman ölçümleri yapılmış ve analiz sonuçları hem kontrol verisiyle hem de birbirleriyle kıyaslanmıştır. Farklı amaçlara yönelik zaman etütleri için kısa süreli iş dilimlerini ölçebilmesi, hassasiyeti, kolay kullanımı, maliyetlerinin düşük olması, veri depolama ve işleme yeteneği ve hacmi, her türlü zaman ölçme metoduna uyum sağlaması bakımından ZOKA uygulamasının teknik, ekonomik, ekolojik ve ergonomik ölçütler açısından uygun bir zaman ölçüm aracı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Zaman etütlerinde, kümülatif ve sıfırlamalı zaman ölçme yönteminin birlikte entegre edildiği yönteminin daha hassas sonuçlar ortaya koyacağı belirlenmiştir.
It is become clear that an easily accessible and usable time measurement tool is needed for time study on field of forestry works. The problem is how to develop an application tool suitable for mobile devices such as laptops, tablets and smart phones. In this thesis, an "android-based time measurement and recording tool" (ZOKA) application was developed. In order to verify the validity and availability of the application, premise field studies were examined and the final version of the application was submitted after improvements. To measure the performance of this application, a work-time measurement was performed on the three cutting process and the working time was recorded to make a comparison with the other tools. In the office, the time study was performed and the results were used as a reference data thorough indirect observation method with video player programs. Using the same methodology, time measurements were made using the ZOKA application, a digital stopwatch and time analysis, and the all results were compared with both the control data and each other. It has been revealed that the application of ZOKA is a suitable tool for measuring time in terms of technical, economic, environmental and ergonomic criteria. ZOKA can measure short-term work elements, and it has superior on accuracy, ease of operation, low cost, the ability to store and process data, and adaptation to all kinds of time measurement methods. The cumulative and repetitive time study method can be easily integrated with ZOKA to take more accurate results.
Motorlu tırpana montajlı kabuk soyma aracının geliştirilmesi ve denenmesi
Tez Özetleri
Odun hammaddesi üretimi, uzun süreçleri içeren ve çoğunlukla emek yoğun çalışmayı gerektiren bir uğraşı alanıdır. Kesim alt sürecinde, özellikle ibreli ağaç tomruklarının üretim bloklarının içinde soyulması, hem üretim süresinin uzamasına hem de maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Manuel ya da motor-manuel teknolojiye dayalı gerçekleşen bu işlerde işgücü ağırlıklı çalışılmaktadır. Buna bağlı olarak da iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tehlike ve risklerle de karşılaşılmaktadır. Kabuk soyma işlerinin kolaylaştırılması ve konforunun çalışan lehine arttırılması düşüncesiyle; bu çalışmada, halihazırda motorlu testereye monte edilen kabuk soyma aparatı, motorlu tırpana monte edilerek motosoyar adı verilen bir araç geliştirilmiştir. Amaç, varolan teknolojinin transferi ile daha ergonomik bir kabuk soyma aracının geliştirilmesi ve bunun fizibil olup olmadığının denetlenmesidir. Yerel sanayi koşullarında, Orac BG520 marka ve modeldeki motorlu tırpan ve Baseh marka kabuk soyma ekipmanı birleştirilerek motosoyar geliştirilebilmiştir. Toplam yatırım bedeli 1600 TL civarında olan bir harcamayla imal edilen bu aracın kızılçam ve sedir tomruklarının kabuklarının soyulmasındaki iş veriminin sırasıyla; 2.83 m3/saat ve 2.61 m3/saat olduğu belirlenmiştir. Gaz, toz, gürültü, vücut postürü vb. açıdan işçi sağlığı ve iş güvenliği lehine avantajlara sahip olan bu aracın, motorlu testereye montajlı kabuk soyma aparatına göre üstünlükleri olduğu ancak iş tekniği ve verimlilik itibarıyla iyileştirmelerin yapılması gerektiği belirlenmiştir.
Wood raw material harvesting is a field of occupation involving long processes and often requiring labor intensive works. In the cutting sub-process, especially the debarking of coniferous tree logs inside the harvesting blocks causes both the increasing of production time to be prolonged and the costs. Therefore, manual or motor-manual technology-based harvesting works are mainly performed by physical workforce. Consequently, there are negative effects on occupational health and safety of the workers. With the idea of facilitating debarking and increasing work comfort; in this study, a tool called motosoyar (moto-debarker) was developed by assembling the log debarking apparatus, which is already mounted on a chainsaw, to a motorized scythe (brushcutter). The aim of the study was to develop a more ergonomic peeling tool with the transfer of existing technology and to check whether it is feasible or not. In local industrial conditions, Orac BG520 brand and model motor scythe and Baseh brand debarking equipment was used to develop the motosoyar. It has been determined that the work efficiency of the debarking of the brutian pine and cedar logs with the motosoyar, which was produced with a total investment cost of 1600 TL, were 2.83 and m3/hour 2.61 m3/hour as respectively. It has been shown that this vehicle has advantages in terms of gas, dust, noise, body posture in favor of occupational health and safety, compared to the chainsaw-mounted debarking apparatus, but it requires improvement studies in terms of efficiency.
Ormancılık işlerine yönelik bir zaman ölçme ve kaydetme aracının geliştirilmesi
Motorlu tırpana montajlı kabuk soyma aracının (motosoyar) geliştirilmesi ve denenmesi
İnşaatlarda iş sağlığı ve güvenliğinin önemi ve bir inşaat alanında örnek risk değerlendirmesi
Tez Özetleri
Gerçekleştirilen çalışmanın asıl amacı inşaat işkolunda çalışan kişilerin genel olarak devamlı yüz yüze kaldığı risklerin belirlenmesi ve bu risklere karşı alınması gereken güvenlik önlemlerinin belirtilmesi ile iş kazaları ve meslek hastalıklarının sayısının azaltılmaya çalışılmasıdır. Çalışma kapsamında çeşitli inşaat şantiyelerinde gözlemler gerçekleştirilerek muhtemel olan riskler belirlenmeye çalışılacaktır. Belirlenen risklerin Fine-Kinney risk değerlendirme yöntemi ile skorları belirlenerek bu skorların düşürülmesi çalışmalarında nelerin yapılması gerektiği yorumlanacacaktır. Bu sayede inşaat işlerinde karşılaşılan meslek hastalıkları ve iş kazalarının azaltılması hedeflenmektedir. Bu çalışma kapsamında öncelikli olarak iş sağlığı ve güvenliği kavramlarının açıklamalarına yer verilmiştir. Ardından inşaat işlerinde çalışanların karşılaşmış oldukları sorunlara değinilerek iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi sağlanmıştır. Ayrıca inşaatlarda risk değerlendirme çalışmasına da proje kapsamında yer verilmiştir.
The main purpose of the study is to determine the risks that the people working in the construction sector are constantly facing and to try to reduce the number of occupational accidents and occupational diseases by specifying the security measures to be taken against these risks. In line with the results of the surveys, all of the people working in the construction works should have a specific training. Appropriate persons must be selected for the work performed. All kinds of work carried out within the scope of construction works require absolute expertise. Within the scope of this project study, primarily the concepts of occupational health and safety were explained. Then, the problems faced by the workers in the construction work were addressed and assessed in terms of occupational health and safety. In addition, risk assessment work was also included in the project during construction.
Üst yapı sektöründeki bir işletmenin üretim hattında ergonomik risk faktörlerinin irdelenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada Türkiye'deki bir makine imalat sektöründe imalat süreçleri ve yapılan operasyonlar ile ilgili gelişen meslek hastalıkları, iş kazaları, güvenlik açısından sorunlar ergonomik bakış açısıyla ele alınmış, üretim bandı hatta üretim öncesi ofis faaliyetlerini de kapsayan genel çalışma risklerinden bahsedilmiştir. Ayrıca metal imalat sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin Beyin Fırtınası, QEC (Hızlı Maruziyet Değerlendirme) ve REBA (Hızlı Vücut Değerlendirme) metotları ile risk değerlendirmesi yapılmış ve risk değerlendirmesi sonucu ortaya çıkan puan tablosuna göre aşırı risk içeren durumlar için iyileştirme ve ortadan kaldırma önerileri geliştirilmiştir. Birbirinden farklı 3 metotla yaptığımız incelemeler ve araştırmalar sonuncunda ulaştığımız veriler birbirini doğrular nitelikte ve ele aldığımız durumların daha çok araştırılması ve mümkünse değşiklik yapılması gerektiğini söylemiştir. Yapılan çalışmalar, elde edilen sonuçlar ve iyileştirme ve ortadan kaldırma adına yapılan öneri ve çözümler çalışanların iş verimliliğine doğrudan katkı sağlamış ve işletme sahibi konuları daha derin irdeleme ve alınacak aksiyonları arttırma kararı almıştır. Bu durum önümüzde ki süreçte "ergonomi" kavramı daha da yaygın bir söylem haline gelecegine ve yönetimlerin ergonomik olgulara milli kazanım alıgısıyla yaklaşacaklarına bir ispat sağlamıştır. Bu çalışmada ayrıca Türkiye'nin sanayi şehri Konya'daki bir fabrika atölyesi ele alınmış ve buradaki ergonomik riskler, bölgedeki diğer işletmelere örnek teşkil etmesi açısından değerlendirilip, indirgeme ve maruziyet azaltma çalışması yapılmıştır. Bu esnada elle taşınan ağır yükler için seyyar araba, hava amartisörü ile tahrik alan personel yükseltici, pnömatik tahrikli malzeme tutucu silindir gibi riskleri indirgemeye, ortadan kaldırmaya yönelik tasarımlar geliştirilmiş ve üretim sürecinde işletmede denenmiştir.
In this study, the manufacturing processes and the development of occupational diseases related to the operations, work accidents, problems in terms of security is considered from an ergonomic point of view in machine manufacturing sector from Turkey and the general working risks in production line and pre-production Office activities are also mentioned. In addition, a company which in business with metal manufacturing sector has been assessed for risk by the Brainstorming, QEC (Quick Exposure Check) and REBA (Rapid Entire Body Assesment) methods and proposed recommendations for imrovement and elimination of high risked situations according to the score table resulting from risk assessment methods. As a result of the investigations and researches we conducted with 3 different methods, the data we obtained were correct each other and said that the situations we discussed should be investigated more and, if possible, changed. The studies, the results obtained and the suggestions and solutions made to eliminate the risks and risks directly contributed to the work efficiency of the employees and the business owner decided to increase the depth of the issues and actions to be taken. This situation provided a proof that the concept of ergonomics would become an even more widespread discourse and the governments would approach ergonomic cases with the national gain. In the machinery manufacturing sector, OHS applications started to increase day by day and to be performed consciously. In the meantime, some devices and machines have been developed and tested in production line for reducing and eliminating the risks, like the mobile carrier, the manlift powered by air spring, pneumatic driven cylinder for holding parts when welding.
Ahşap mobilya imalatında iş güvenliği kültürünün araştırılması üzerine bir risk analizi örneği
Tez Özetleri
Bu çalışmada İstanbul ilinde ahşap mobilya imalatı alanında faaliyet gösteren bir işletmede çalışanların güvenlik kültürü düzeyleri değerlendirilmiştir. Güvenlik kültür düzeylerinin değerlendirilmesinde İskandinav güvenlik kültürü anketinden yararlanılmış, ek olarak çalışanların tutum ve davranışlarını, bireysel özelliklerini ortaya çıkaracak sorular eklenmiştir. Çalışanlara iş güvenliği ile ilgili önemli sorular yöneltilmiş olup verilen cevaplar matematiksel verilere dönüştürülerek şekil, grafik, tablo halinde değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler sırasında hedef grupların tanımlayıcı özellikleri dikkate alınmıştır. Elde edilen sonuçlar kendi içinde karşılaştırmalar yapılarak değerlendirilmiştir. Güvenlik kültürüne etki eden faktörler tespit edilerek işyerlerinde güvenlik kültürü düzeyinin yükseltilmesine yönelik önerilerin geliştirilmesi amaçlanmış olup ayrıca risk değerlendirmesi de yapılmıştır.
This study reports on research carried out to evaluate the job safety conditions of the employees of a furniture manufacturing company located in Istanbul. Assistance from Scandinav safety culture had been utilized in order to conduct the survey. Questions revealing attitude, behavior and characteristics of the employees had been added for evaluation purposes. Employees were asked important questions about job safety. Given answers were transferred into mathematical data and were evaluated on a graph. Targeted group's descriptive features had been addressed and the results were evaluated by comparison amongst one another and literature. The factors that had affected job safety had been detected and proposals that aimed an increase in job safety had been developed. Risk assessments had also been made.
Developing an Inspection System between the Main Employer and the Sub-employers in terms of Occupational Health and Safety: A Case Study
Orman transport tekniklerinin çevresel etki yönünden irdelenmesi (Bigadiç Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Ülkemizde nüfusun artışına paralel olarak odun tüketimi de artmaktadır. Özellikle son yıllarda odun hammaddesi talebine bağlı olarak başta orman yollarının teknik özelliklerinin arttırılması, mekanizasyona öncelik verilmesi gibi çalışmalarda hız kazanmıştır. Odun hammaddesinin üretiminde çevresel faktörler, zaman, iş güvenliği, odun hammaddesinin kalite kaybı ve ekonomiklik göz önünde bulundurulmaktadır. Bu çalışmada Bigadiç Orman İşletme Müdürlüğü alanları içerisinde gerçekleştirilen odun üretim çalışmaları incelenmiştir. Öncelikle odun üretim çalışmalarında kullanılan traktörlerin verimliliğini bulmak için zaman etüdleri yapılmıştır. Aynı zamanda, üretim çalışmaları esnasında taşınan ürüne, meşcerede kalan ağaçlara ve orman toprağında meydana gelen zararlar incelenmiştir.
Parallel to the increase in the population in our country, the consumption of wood is increasing. Especially in recent years, depending on the demand for wood raw materials, increasing the technical characteristics of forest roads and giving priority to mechanization have been speeded up. Especially in recent years depending on the demand for wood raw materials,studies like increasing the technical characteristics of forest roads and giving priority to mechanization have gained momentum. Environmental factors, time, occupational safety, quality loss of wood raw material and economics are taken into consideration in the production of wood raw material. In this study, wood production studies in the areas of Bigadiç Forest Management Directorate were examined. First of all, time studies were conducted to find the efficiency of tractors used in wood production studies. At the same time,the environmental impact of the product carried during the production works, the trees remaining in the stand and the forest soil were examined.
Araç tipi ve tonajına göre orman yollarındaki deformasyonun belirlenmesi
Tez Özetleri
Orman yolları tüm ormancılık çalışmalarının gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan ana tesislerdir. Bu yolların planlama, yapım, bakım-onarım, sanat yapıları ve üst yapı çalışmaları büyük önem arz etmektedir. Orman yolları için yapılan tüm çalışmalarda çevre zararları, ekonomik, zaman, iş gücü ve makine seçimi önemlidir. Özellikle sanat yapıları ve üst yapı çalışmaları yolun kullanım ömrünü uzatmaktadır. Bu çalışmada Benkelman Beam aparatı yardımıyla toprak ve üst yapıya sahip yollarda yol yüzeyinin defleksiyon (eğilme) miktarları ölçülmüştür. Üst yapıya sahip yollarda eğilme miktarlarının daha düşük olduğu, toprak yollarda is bu miktarların fazla çıktığı belirlenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde Benkelman Beam aparatının orman yollarında kullanımı incelenmiştir.
Forest roads are the main facilities what is the required for the realization of all forestry studies. Planning, construction, maintenance-repair, drainage structure and pavement investigations of these roads are of great significance. Environmental damage, economy, time, labor and machine selection are important in all studies conducted for forest roads. Especially drainage structure and pavement studies extend the lifetime of the road. In this study, the deflection amounts of the road surface were measured on the unpaved roads and pavement roads by the help of Benkelman Beam. It has been determined that the deflections amounts are lower on the roads with pavement while these amounts are higher on the unpaved. As a result of the study, the use of Benkelman Beam on forest roads was examined.
High accuracy monitoring system to estimate forest roadsurface degradation on horizontal curves
Orman ürünleri transportu nedeniyle meydana gelen yüzey bozulmalarının fotogrametrik yöntemle değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Orman yolları, ormanların işletmeye açılmasında zorunlu mühendislik yapılarıdır. Orman yollarının planlanmasında ekonomik, ekolojik, ergonomik ve estetik faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Zor arazi şartları ve sayısız değişken etkileri dikkate alındığında, orman yollarının fonksiyonlarını yeterli düzeyde yerine getirmesi ayrıca yol platformunun araç trafiğine uygun olması sağlanmalıdır. Bu nedenle, yol yüzeyinde oluşabilecek bozulmaların tespit edilmesi ve gerekli bakım ve onarım çalışmalarının yürütülmesi gerekmektedir. Bu çalışma, SfM tekniği kullanılarak orman içi toprak yolların yüzeyinde oluşan deformasyonun belirlenmesini ve değerlendirilmesini kapsamaktadır. Arazi çalışmaları, Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Başkonuş Orman İşletme Şefliği 33'nolu bölme içerisinde tarım traktör ile tomruk üretimi için yeni açılan toprak orman yolunda gerçekleştirilmiştir. Üretim çalışmaları öncesinde çalışmaya konu olan orman yolu konumsal bilgileri Total Station (TS) ile elde edilmiştir. Daha sonra konum değerleri (X,Y ve Z) ve Inverse Distance Weight (IDW) enterpolasyon tekniği ile referans yüzeyi oluşturulmuştur. Yol, sürütme ve bölmeden çıkarma çalışmaları sonrasında araç trafiğine kapatılarak doğal şartlar altında bırakılmıştır. Çalışma alanı olan toprak yol üzerinden 4 x 4 tarım traktörü ile 802.844 m3 hacime sahip ürünler bütün ağaç olarak sürütülmüştür. Ayrıca, 405 m3'lük lif-yonga ve yakacak odun taşınmıştır. Yolda meydana gelen yüzey deformasyonu ve değişimi için ölçümler Kasım ayının üçüncü haftasında gerçekleştirilmiştir. Ölçüm amacıyla yerden 3.5 m yüksekliğinde taşıyıcı platform üzerine monteli dijital fotoğraf makinesi kullanılmıştır. Yolun 95 m'lik kesitinden boyuna ve enine bindirmeli (yaklaşık %60-%80) fotoğraflar elde edilmiştir. Bindirmeli fotoğraf çiftleri kullanılarak sayısal ortamda konumsal 3 Boyutlu (3B) yoğun nokta bulutu ve sayısal yüzey modelleri üretilmiştir. İki farklı kalitede SfM destekli üretilen yüzey modelleri ve TS destekli üretilen referans yüzeyi ArcGIS ortamında karşılaştırılmıştır. Ayrıca, SfM ile üretilen modellerin hata durumları için toplam 20 Yer Kontrol Noktası (YKN) kullanılmıştır. Sonuç olarak yaklaşık yol yüzeyinde meydana gelen deformasyon durumu Structure from Motion (SfM) ile incelenmiştir. Modele ait konumsal (X, Y ve Z) farklılıklar Ortalama karekök hata değeri (RMSE) kullanılarak hesaplanmıştır. SfM ile elde edilen modellerinin konumu hata değerleri (Model 1 için RMSEXY: 0,048, RMSEZ: 0,010 ve Model 2 RMSEXY: 0,074, RMSEZ: 0,035) hesaplanmıştır. Ayrıca, referans yüzeyi ile karşılaştırılan her iki modele ait yükseklik farkına ait RMSEZ değerleri ise Model 1 ve Model 2 için sırasıyla 0,218 m ve 0,196 m olarak tespit edilmiştir. Yol yüzeyinde alansal olarak değişmeyen, birikim ve aşınma oranları ortalamaları sırasıyla %0,165, %49,203 ve %50,632 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada gözlemlendiği gibi, yarı otomatik ölçüm tekniğinin kullanılması, yol yüzeyi deformasyonunun değerlendirilmesi için umut verici bir potansiyele sahiptir.
Forest roads are necessary engineering structures for accessing forestry resources. Economic, ecological, ergonomic and aesthetic values should have been taken into account in forest road network planning. Considering the difficult terrain and its numerous variable effects, it should be ensured that the ability of forest roads function adequately and that the road platform is suitable for vehicle traffic. In this present study includes determination and evaluation of deformation on the surface of the soil roads in the forest by using SfM (Structure from Motion) technique. Field surveys were conducted in Başkonuş Forest Enterprise Chief affiliate in Kahramanmaraş Forest Regional Directorate, where unpaved forest road was newly constructed for logging operations with four-wheel farm tractor. The geo-spatial location of forest road was obtained by Total Station (TS) before forest harvesting. Then, the TS-based coordinate values (X, Y and Z) were derived by the Inverse Distance Weight (IDW) interpolation technique. In order to keep the road in natural conditions, the road was closed to the vehicle traffic after timber skidding and extraction operations. As whole tree method with a volume of 802.844 m3 were transported by skidding with four-wheel drive farm tractor on the trail road. Besides, 405 m3 fibre-chip wood and firewood were transported. The measurements for surface deformation and change on the unpaved road were carried out in the third week of November in 2018. A digital camera mounted on a 3.5 m high pole has been used as a carrier platform in the field survey. The photographs with front and side overlaps (approximately 60% -80%) were obtained from 95 m segment of the unpaved road. The three dimensional (3D) spatial dense point clouds and digital surface models were generated by using pairs of overlap photos in a digital environment. ArcGIS was utilized to make comparison between SfM based surface models with two different qualities and TS based reference surface. Besides a total of 20 ground control points (GCP) were used for accuracy assessment of models produced with SfM. The spatial (X, Y and Z) differences between field measurements- and SfM-based models were compared using Root Mean Square Error (RMSE). The values of spatial error (RMSEXY: 0.048; RMSEZ: 0.010 for Model 1 and RMSEXY: 0.074; RMSEZ: 0.035 for Model 2) were calculated. Besides, the comparison results of Z for TS- and SfM-based models were 0.218 m and 0.196 m, respectively. The mean rate of stable, accumulation and wear on the road surface were determined as %0.165, %49.203 and %50.632, respectively. As observed in this study, the use of semi-automatic measurement technique has promising potential for the assessment of road surface deformation.
Evaluation of The Risks in Wood Harvesting Activities By The Preliminary Hazard Analysis (PHA)
Rekreasyon amaçlı kullanılan orman yollarının koruma kullanım prensibi kapsamında değerlendirilmesi (Aydos Ormanı örneği)
Tez Özetleri
Orman yollarında kullanılan planlama ve tasarım standartları; üretim, muhafaza ormanı, ağaçlandırma ve milli parklarda farklılık gösterir. Bu farklılık; orman alanlarının kullanım fonksiyonlarının farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Zaten az olan mesire alanları ile ormanın içerisinde bulunan rekreasyon alanları, hızla artmakta olan insan popülasyonunun ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma düşmüştür. Büyük şehirlerde yaşamakta olan insanların, en çok şikayet ettikleri konuların başında gelen yeşil alan miktarının azlığı, insanların beklenti ve taleplerini farklılaştırmaktadır. Sayısı sürekli artan insanların rekreasyonel beklentilerini sağlamak ve ormanın sürekliliğini devam ettirebilmek, orman yollarının koruma-kullanım dengesini sağlayabilmek için de, rekreasyonel alanların düzgün planlanıp, halkın kullanımına sunulması gerekmektedir. Rekreasyon alanlarının doğru ve güvenilir bir şekilde kullanılmasını, iyi planlanan bir "Orman Yol Ağı" belirlemektedir. Yapılacak olan çalışmada örnek alan olarak İstanbul Kartal Orman İşletme Şefliği sınırlarında bulunan, Anadolu yakasının en yüksek noktası olan Aydos Ormanı (537 m) seçilmiştir. Sahip olduğu bitki örtüsü, içerisinde barındırdığı yaban hayatı, Aydos Göleti, Aydos Tepesi ve Aydos Kalesi ile ziyaretçilerine harika bir manzara seyri sunan "Aydos Mesire Yeri"'nin rekreasyonel açıdan kullanılabilirliğinin arttırılması amaçlanmıştır. Mevcut olan rekreasyonel kullanımı, genellikle piknik amaçlı olmaktadır. Orman alanında olan ve yapılması planlanan yolların, alanda bulunan tesislerle olan ilişkilerinin karşılaştırılması, halkın kullanımı gözönünde bulundurularak beklentilerine de cevap verecek nitelikte olacak olan bu alanların kullanım amaçlarına uygun planlanması düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Orman yolları, Rekreasyonel orman yolları, Rekreasyonel kullanım, Aydos Ormanı, Koruma-kullanma dengesi
As known, planning and design standards are used in forest roads like as; managed forests for production, protected forests, reforestation areas and also national parks. This differences are due to the differences in usage functions for the forests. Limited numbers for the recreational areas and the other forest recreation areas have become unable to lift the pressure of the rapidly growing population. The lack of green space, which is the most frequently complained issues of people who are living in big cities, differentiates the recreational demands of people belonging to various classes of society. On the other hand, it is required to meet the recreational needs of increasing population, to maintain the continuity of the forest at the optimal level and to ensure the balance of protection and usage of the forest roads, to plan the recreation areas carefully and to offer them to the controlled use. Controlled forest road network is prepared and planned carefully to form the basis of effective and controlled use of recreation areas. The aim of this study for Aydos Forest (537 m), which is the highest point of the Anatolian side of Istanbul Kartal Urban Forest, has been selected as a sample area. Aydos , which has a rich appearance in natural and aesthetic sources such as vegetation, wildlife, pond and drinking water source, landscape and visual capacity, has a high recreation potential. The recent recreational use is usually for picnic purposes. It is aimed that the existing and new planned roads, the activities with the other facilities in the area; will be planned, designed and reflected the function in accordance with the functions of these areas. Key words: Forest roads, Recreational Forest Roads, Recreational using, Aydos Forest,Scope of using principle
Orman yollarında nakliyat ve sürüş güvenliğinin sağlanmasına yönelik tekniklerin analizi
Tez Özetleri
Günümüzde orman ürünlerinin üretiminde piyasa istekleri doğrultusunda tam gövde ve/veya dikili satışa yönelik rağbet artmıştır. Dolayısıyla üretici firmalar odun ürününü kendi isteği doğrultusunda boylamaya gereksinim duymaktadır. Ancak nakliyat sırasında bir takım sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Söz konusu sıkıntılar üretilecek ürünün normal üretimden daha uzun boylu olması ve/veya daha geniş araçlarla nakliyat isteğinden kaynaklanmaktadır Tez kapsamında orman yollarında bilgisayar destekli sürüş analizi yapılarak, mevcut orman yollarının kullanım amaçlarına göre; üretimde optimal faydayı sağlayabilecek orman yolu geometrik standartlarının belirlenmesi ile orman yollarında ulaşım yapmakta olan araç tiplerinin yol geometrik standartlarına uygunluğu ve alternatif araç seçim kriterleri ortaya konulması amaçlanmıştır. Sürüş analizi gerçekleştirilen orman yollarının tamamı birlikte değerlendirildiğinde, platform genişliği 4 m olması durumunda kamyon araç tipi için toplam 552.916 m2, treyler araç tipi için 3150.004 m2 ek bir alansal genişlemesi gerekmektedir.
Today, the demand for full body and / or sewn sales has increased in the production of forest products in line with market demands. Therefore, manufacturers need to sort the wood product according to their wishes. However, some problems arise during transportation. These problems are due to the fact that the product to be produced is taller than normal production and / or the desire to transport by wider vehicles Within the scope of the thesis, computer aided driving analysis is made on forest roads and according to the usage purposes of the existing forest roads; The aim of this study is to determine the forest road geometric standards which can provide optimal benefit in production and to determine the compatibility of road types with the road geometric standards and alternative vehicle selection criteria. When all of the forest roads are analyzed together, if the platform width is 4 m, an additional area expansion of 552.916 m2 for truck and 3150.004 m2 for trailer t is requirede
High accuracy monitoring system to estimate forest road surface degradation on horizontal curves
Odun üretim çalışmalarında verimlilik ve iş güvenliği üzerine teknik analizler
Tez Özetleri
Ülkemizde özellikle son yıllarda odun hammaddesi talebi nüfus artışına paralel olarak oldukça artmıştır. Bu gelişmeler ile birlikte odun üretiminin yoğun bir şekilde artmasına bağlı olarak transport tesislerinin teknik özelliklerinin de arttırılması, üretimde mekanizasyona öncelik verilmesi gibi çalışmalarda hız kazanmıştır.Özellikle odun üretim çalışmalarında çalışan orman kooperatiflerinin ve özel firmaların mekanizasyona geçişlerinde de artış olmuştur. Odun hammaddesinin üretim çalışmalarında sadece ürün miktarı değil, aynı zamanda çevresel faktörler, iş güvenliği, odun hammaddesinin kalite kaybı, zaman ve ekonomiklik göz önünde bulundurulmaktadır. Bu çalışmada Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğü alanları içerisinde gerçekleştirilen odun üretim çalışmaları incelenmiştir. Odun üretim çalışmalarında kullanılan el vinçlerinin verimliliği bulunmuştur. Aynı zamanda, üretim çalışmaları esnasında iş sağlığı ve güvenliği açısından orman işçilerinin durumu incelenmiştir.
In our country, especially in recent years,the demand for wood raw material has increased paralel to the population growth. This situation gained momentum with the development of transport facilities and giving priority to mechanization. Particularly,forest cooperatives and private firms increasingly switched to mechanized wood production. In the production of wood raw materials, besides the product quantity, the environmental factors , occupational safety, wood raw materials loss of quality, time and cost efficiency should be taken into consideration. In this thesis, the wood production works of Bahçeköy Forest Directorate area have been surveyed. It has been concluded that the portable forestry winches are notably efficent in wood production. Moreover, the status of forestry workers in terms of occupational health and safety has been studied
Orman ürünlerinin üretiminde kullanılan kıskaçlı yükleyicinin verim analizi
Tez Özetleri
Orman ürünleri üretimi çalışmalarının aksaksız olarak gerçekleştirilmesinde yükleme operasyonu önemli bir fonksiyona sahiptir. Bu tez çalışmasında, orman ürünlerinin üretiminde en yoğun olarak kullanılan mekanik üretim araçlarından biri olan kıskaçlı yükleyici verim bakımından analiz edilmiştir. Yükleyici verimi üzerinde etkili olan faktörler istatistik analizleriyle değerlendirilmiştir. Zaman ölçümleri Giresun Orman Bölge Müdürlüğü, Mesudiye Orman İşletme Müdürlüğü, Topçam Orman İşletme Şefliği sınırlarında yürütülen üretim çalışmalarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, rampada konuşlanan tomruk kamyonunun yüklenmesinde kullanılan kıskaçlı yükleyicinin (Liebherr L 514 Stereo) verim değerleri belirlenmiştir. Sonuçlar, yükleme çalışmasında en fazla zaman alan aşamanın yükleyicinin kamyonun yanına gitme zamanı olduğunu, bunu yükleyicinin ürünün yanına gelme zamanının takip ettiğini göstermiştir. Sonuçlara göre yükleyici ile yükleme çalışmasında ortalama verim 34,27 m3/saat olarak bulunmuştur. Korelasyon testi sonuçları, ürün çapı ve hacmi ile verim arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu gösterirken, ürün boyu ve verim arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Yükleyici verimi ile ürün çapı ve hacmine ilişkin geliştirilen regresyon modelinin anlamlı olduğu ve yükleyici verimini yeterli düzeyde açıkladığı belirlenmiştir. Çap sınıfları ve hacim sınıfları ile verim değerleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve yükleyici veriminin çap ve hacim artışına paralel olarak arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Orman ürünleri üretimi, mekanik yükleme, yükleyici, verim
The loading operation has an important function in production of the forest products without any problems. In this thesis, the productivity of front-end loader, which is one of the most used mechanized harvesting equipment in the production of forest products, was analyzed. Factors influencing loader productivity were evaluated by statistical analysis. Time measurements were carried out during forest harvesting operations in Topçam Forest Enterprise Chief, Mesudiye Forest Enterprise Directorate, Giresun Forestry Regional Directorate. In this study, the productivity values of the front-end loader (Liebherr L 514 Stereo), used for loading a truck located on the landing area, were determined by the time study method. The results indicated that the most time-consuming stage of the loading operation was the time for the loader to go to the side of the truck, followed by the time for the loader to arrive the side of the product. According to the results, the average productivity of the loading with a loader was 34.27 m3/hr. Correlation test results showed that there was a positive correlation between productivity and log diameter and volume, while there was no significant relationship between productivity and log length. It was found that the regression model developed with respect to the loader's productivity and log diameter and volume was significant and adequately explained the productivity of the loader. It was found that there was a significant relation between diameter classes and volume classes and productivity values, and loader productivity increased in parallel with diameter and volume increase. Keywords: Forest harvesting, mechanized loading, loader, productivity
Arazi Kullanım Dinamiklerinde Meydana Gelen Zamansal ve Mekansal Değişimin Doğal Tehlikeler Açısından Modellenmesi
Kinematik analizler ile kaya şev duraylılığı haritalaması: Ankara, Ballıkuyumcu-Kargabedir Tepesi örneği
Tez Özetleri
Kaya düşmeleri dünyanın pek çok dağlık bölgelerinde görülen ve can ve mal kayıplarına neden olan bir olaydır. Ankara ili, Ballıkuyumcu Mahallesi, Kargabedir Tepesindeki 29 ha'lık bir alanı kaplayan kaya şevlerinin duraylılıklarının araştırılması bu tezin konusudur. Bu amaç için inceleme alanı içerisinde kaya şevlerini oluşturan oldukça kırıklı ve çatlaklı olan kayaların süreksizlik özellikleri belirlenerek yamaçların kinematik analizlerle duraylılıkları incelenmiştir. İncelemelerde İnsansız Hava Aracı (İHA) tabanlı Sayısal Arazi Modeli (SAM) üretilerek Rcokscience Dips yazılımı ile duraysızık limitleri belirlenmiştir. Sonuç olarak; bölgedeki şevlerde düzlemsel kayma, kama türü kayma ve devrilme türü yenilmelerin olabileceği belirlenmiştir.
In this study which aims to investigate the stability of the rock slopes in Ballikuyumcu, Kargabedir hill (Ankara), stability of the slopes in rock masses having cracks and joints were analysed after determination of the discontinuity characteristics, in a kinematical point of view. As the result of kinematic analyses in rock slopes for determination of potential kinematically controlled slope instability; When it is evaluated in terms of possible kinematic controlled slope instabilities in slopes in the study area, it was determined that the planar type failure, wedge type failure and toppling type failure can be observed in the slopes in the region.
Dyna-Clue modeli kullanılarak farklı senaryolara göre arazi kullanımı değişiminin modellenmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında Türkiye'de önemli bir doğa turizmi alanı olan ve 1989 yılında Doğa Koruma Parkı olarak ilan edilen Uzungöl'de arazi kullanımı ve zamansal değişim dinamikleri belirlenmiştir. İlk olarak, çalışma alanında arazi kullanımı değişimleri 1986 ve 2015 yılları arasında uzaktan algılama verileri kullanılarak sayısallaştırılmış ve haritalanmıştır. Daha sonra, Dyna-CLUE modeliyle 2015'ten 2050'ye kadar gelecekteki arazi kullanım değişimi tahmin edilmiştir. Gelecekteki arazi kullanım değişimlerinin haritalanması iki farklı senaryoya için gerçekleştirilmiştir. Senaryo 1'de, 2004 ve 2015 yılları arasında arazi kullanımındaki değişim hız ve eğilimi aynı şekilde devam etmesi halinde 2050 yılı için arazi kullanım değişimi tahmini yapılmıştır. Senaryo 2'de ise, 2004-2015 yılları arasında arazi kullanımının değişim hızı ve eğilimi aynı şekilde devam ettiğinde ve ayrıca Uzungöl'ün göl kesiminin yakınında bir koruma bölgesi olması durumunda gelecekteki arazi kullanım değişimi tahmin edilmiştir. Dyna-CLUE modeli, çalışma alanı için 5 farklı yönlendirici faktör (eğim, yükseklik, ana yola uzaklık, yerleşim alanlarına uzaklık, göle uzaklık) dikkate alınarak 2004 ve 2015 yılları arasında arazi kullanım değişimi verileriyle oluşturulmuştur. Dyna-CLUE modelini oluşturmak için, arazi kullanımı değişimi ile değişimin yönlendirici faktörleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Dyna-CLUE modelinin doğrulanması ise, 2015 gerçek arazi kullanım haritası referans alınarak hata matrisi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Buna göre toplam doğruluk 0.96 olarak elde edilmiştir. 1986 ve 2015 yılları arasında arazi kullanım değişimi değerlendirildiğinde tarımsal alanların çoğunlukla yerleşim alanlarına dönüştüğü görülmektedir. Ayrıca, Uzungöl'de artan turizm nedeniyle, arazi kullanımındaki değişim hızının 2004'ten sonra önemli ölçüde arttığı tespit edilmiştir. Bu nedenle Dyna-CLUE modeli 2004-2015 arasında kurulmuştur. Belirlenen iki farklı senaryoya dayanarak, 2030 ve 2050 yılları için Uzungöl'de gelecekteki arazi kullanım haritaları oluşturulmuştur. Bu tez ile, yasadışı ve kontrolsüz yapılaşma tehdidi altındaki Uzungöl ve yakın çevresi için gelecekteki arazi kullanım değişimine ait projeksiyonlar oluşturulmuştur. Çalışma sonuçlarının Uzungöl'de arazi kullanım planlamasında karar vericiler için karar destek verisi olarak kullanılması önerilmektedir.
In this thesis, both land-use and its temporal-change dynamics in Uzungöl, where is an important nature tourism area in Turkey and declared as a Nature Conservation Park in 1989, were determined. In first, land use changes from the past to the present were digitized and mapped between 1986 and 2015 by using remote sensing data. Then, future land-use changes from 2015 to 2050 were estimated with Dyna-CLUE model. The mapping of future land-use changes was based on two different scenarios. In Scenario 1, future land-use changes were estimated until 2050 when speed and trend in land-use change between 2004 and 2015 continue similarly. In Scenario 2, future land-use changes were estimated until 2050 when the change speed of land-use between 2004 and 2015 continues similarly, and also in case of a protection zone in the close vicinity of Uzungöl. Dyna-CLUE model was established with land-use change data between 2004 and 2015 by considering 5 different driving factors for the study area (slope, elevation, distance to main road, distance to settlements, distance to the lake). For Dyna-CLUE model, logistic regression analysis was used to determine statistical relationship between land use change and the driving factors. Validation of Dyna-CLUE model was made by using confusion matrix method based on 2015 actual land-use map. According to this, total accuracy was obtained as 0.96. When land-use change between 1986 and 2015 was evaluated, it was observed that agricultural areas was mostly transformed to settlements. Also, it was observed that change speed in land-use was significantly increased after 2004 due to increased tourism in Uzungöl. That's why, Dyna-CLUE model was established between 2004 and 2015. Based on determined two different scenarios, future land-use maps in Uzungöl were created for 2030 and 2050. With this thesis, future land-use change projections were created for Uzungöl, where is under threats of illegal and uncontrolled housing. It was also proposed that the results of this study will be used as decision support data for the authority in land use planning in Uzungöl.
Akdeniz bölgesinde eko mühendislik (ecoengineering) sektöründe uzmanlaşma süreci
Kastamonu ormanlarında rüzgar zararlarının maksimum entropi yöntemi ile modellenmesi
Tez Özetleri
İklimsel aşırılıklar, canlılar üzerinde alışık olmadıkları koşullar yarattıklarından dolayı bazı olumsuzluklar meydana getirmektedirler. Bunlardan biri olan rüzgârlar, şiddeti yüksek ve uzun süreli yaşandığında, ağaçlar ve orman üzerinde, münferit ya da meşcere boyutunda kapsamlı hasarlara sebep olmaktadır. Zararın derecesi ağaçların yetişmekte olduğu ortam koşullarına bağlı olarak, kökten sökülüp devrilmekten, gövdeden kırılmaya ve eğilmeye kadar değişen üç kategoride değerlendirilmektedir. Zararın şiddeti ve kapsamı, diğer meteorolojik etmenlerin de katılımı ile felaket düzeyine ulaşabilmektedir. Meşcereler olgunlaştıkça, uygulanan silvikültürel müdahaleler sonucu, bütünlüğünü çoğu zaman kaybetmekte ve ansızın beliren beklenmedik bir rüzgârın yıkıcı etkilerine yakalanabilmektedirler. Doğa olaylarına müdahale edilemeyeceğinden dolayı, rüzgâr estiğinde zarar oluşmasına sebep olan faktörlerin neler olduğunun anlaşılması, karar vericilere stratejiler geliştirebilmeleri için fayda sağlayacaktır. Zararın derecesi alınacak tedbirlerle hafifletilebilir. Bu çalışmada, Kastamonu ormanlarındaki 15 Mart 2013 tarihinde yaşanan şiddetli fırtına sonucu oluşan büyük boyutlu zararın oluşmasında etkili olan çevresel faktörlerin belirlenmesi ve rüzgâr risk haritasının oluşturulması hedeflenmiştir. Analizler sonucu, bonitet sınıfı, yağış ve meşcere tiplerinin, zararın şiddetine etki seviyesinin diğer değişkenlere kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bonitet sınıfında I durumundaki yetişme ortamındakilerin riskten daha çok etkilendiği sonucu ortaya konulmuştur. Yağışta ise fırtına zararı gerçekleşmeden birkaç gün önceki yağışların toprağı doygun hale getirerek, gevşetmesi sonucu fırtına zararı riskini yükselttiği belirlenmiştir. Meşcere tiplerinde, saf ibreli ve ibreli karışımlarının riskten en çok etkilendiği sonucu bulunmuştur. Fırtına zararı gerçekleşen alanların kategorize edilmeden tamamının risk modellemesi oluşturulmuştur.
Since climatic anomalies create conditions to which living organisms are not accustomed, unexpected results are likely to be expected. One such anomaly, excessive wind, when experienced unexpectedly, constitute serious damage in tree(s) as well as in stands. The level of the damage changes from uprooting to breakage and lean. When the other meteorological factors contribute further, the results can become catastrophic. The coniferous stands are more susceptible to strong winds. The slyvicultural practices may exacerbates the damage further because the continuity of the stand dynamics is broken as the management strategies are applied. Since there is no way of eliminating or altering the meteorological phenomena's, it will be best to understand the factors affecting the damage, so decision makers will have a upper hand in shaping the management strategies. The extend of the damage can be reduced, employing the precautions. Both coniferous and deciduous stand might face such destruction during any stage of their development cycle. In this particular study, the environmental factors affecting the outcome of fierce wing occurred on the 15 March 2013 were analyzed. The results showed, the site index, precipitation and the stand characteristics were the important factors, deteriorating the devastation. The site class I was the hardest hit according to the environmental factor evaluation. Precipitation was found significant because heavy precipitation consecutively occurred three days prior to the damage, saturated the soil weakening the bond trees had with the soil. Variations including coniferous tree species were also the ones affected heavily from the storm damage. It was concluded that it would be best not to categorize the damage types and run such models depending upon the spatial distribution of similar damages.
Düzce' de orman yollarının yaban hayatı (memeli türler) üzerine etkileri (Aksu Orman İşletme Şefliği örneği)
Tez Özetleri
Orman yolları, yenilenebilir doğal kaynaklar olan ormanları kullanmak için en önemli altyapı tesisleridir. Bu tesis; ormana yapılacak her türlü bilimsel ve teknik müdahalenin yapılması, her tür orman ürününün orman dışına taşınarak kıymetlendirilmesini sağlamak, orman içi ağaçlandırma, orman yangınlarına hızlı ulaşım hizmetinin görülmesi bakımdan büyük önem taşımaktadır. Orman yolları faydalarına rağmen, ekolojik açıdan parçalanmalara ve parçalanmanın olumsuz etkilerine neden olma potansiyeline sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Düzce İli Aksu Bölgesi'ndeki orman yolu teknik standartlarının ve kullanım yoğunluğunun iri cüsseli memeli yaban hayvanı türlerinin alan kullanımına etkisini belirlemektir. Çalışma kapsamında araç yoğunluğunun ve orman yollarının teknik özelliklerinin, yaban hayvanları türlerinin alan kullanımı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Elde edilen bilgiler ormancılık üretim faaliyetleri için yapılacak yolların planlanmasında, yaban hayvanlarının davranışlarının anlaşılmasına ve türler için gerekli tedbirlerin alınmasına katkı sağlayacaktır. Düzce Orman İşletme Müdürlüğü, Aksu Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde toplam 6 adet orman yolu ve çevresi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Her örnek alana 4 adet fotokapan yerleştirilmiştir. Fotokapan noktalarından elde edilen görüntülerden görüntülenme oranı hesaplanmıştır. Yaban hayvanları genel görüntülenme oranı ve araç yoğunluğu görüntülenme oranından yararlanılarak örnek alan noktaları arasında fark olup olmadığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda; gözlem yapılan örnekleme alanlarının bulunduğu noktalarda tespit edilen tür sayısı ve türlere ait birey sayıları önemli farklılık göstermektedir. Ayrıca görüntülenme sayıları arasında fark bulunmamıştır. Yol platformu, yol üstü, yol altı ve kontrol noktalarında kurulan fotokapanlarla tespit edilen tür sayısı, görüntülenme sayısı ve birey sayısı farklılık göstermemektedir. Yolun etkisinin belirlenmesi için yol güzergâhı, yol dışı (alt ve üst) ve kontrol noktalarında tespit edilen yaban hayvanı tür sayısı ve birey sayısı önemli farklılık göstermezken görüntülenme sayısı farklı olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak; insanlarla yabani hayvanlar aynı alanı kullanmakta ancak zamansal farklılıklar göstermektedir. Araç geçişlerinin olmadığı gece ve sabah erken saatlerde yaban hayvanı varlığı daha aktif bir şekilde tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada, yabani hayvanlarının yolu doğanın bir parçası olarak benimsediği belirlenmiştir.
Forest roads are the most important infrastructural facilities to exploit forests that are renewable natural resources. A road network that leads us to our goals needs to be established in order to plan forestry activities sustainably. Despite the benefits of forest roads, they have great potential to cause degradation and fragmentation effects on ecological. Ecological impacts of forest roads are effects during the construction, short term or long term effects. For example; loss of habitat and biota, accidental animal deaths by traffic. The loss of habitat and change in habitat extends beyond the edge of the road. The aim of the current study is to carry out effects of forest roads on wildlife in Aksu Region/Düzce. The information obtained will contribute to understanding the behavior of wild animals and taking necessary measures for species in planning of roads to be made for forestry production activities. A total of 6 forest roads and their surroundings were selected as study area in Aksu Region. 4 camera traps were placed in each sample area. The image ratio (DR) was calculated from images obtained from camera traps points. The number of species at each spot and the rate of display of species were classified according to the time of the month and forestry activity. It was determined whether there was any difference between sample area points by using wild animal general viewing rate and vehicle density display rate. In the results of study; the number of species and the number of individuals in the species which are observed at the points where the sampling areas are observed with camera traps show significant differences. On the other hand, there was no difference in the number of views. The number of species, number of views and number of individuals determined by the camera traps installed on the road platform, roadside, under road and control points do not differ. In order to determine the effect of the road, the number of individuals and the number of individuals identified in the road route, exclude road route (roadside and under road) and control points, and the number of individuals were not significantly different, but the number of views was different. As a result; people and wild animals use the same area but show time differences. The presence of wild animals was detected more actively at night and early in the morning when there were no vehicle passes. It was also determined in the study that wild animals adopted the road as part of nature.
Sürütme Şeritlerinde Bitki Besin Elementleri Kaybının Onarılmasında Yonga İle Dal–Yaprak Kullanımı
Saf ve karışık meşcerelerde karbon depolama kapasitelerinin biyokütle modelleri ve BEF katsayıları yardımıyla tespitinin incelenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışma Bartın ili Arıt, Amasra, Kurucaşile Orman İşletme Şefliklerinde saf ve karışık meşcerelerde karbon depolama kapasitelerin biyokütle modelleri ve Biyokütle Genişletme Faktörü (BEF) katsayıları yardımıyla tespitinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu çalışmada Bartın ili Arıt, Amasra, Kurucaşile Orman İşletme Şefliklerindeki ormanlarının biyokütle ve karbon depolama miktarları Allometrik Biyokütle Yöntemi (ABD) ve BEF yöntemine göre belirlenmiştir. Haritalanması ARCGIS 9.3 kullanılarak yapılmıştır. Arıt, Amasra, Kurucaşile Orman İşletme Şefliklerinin karbon depolama miktarları ABD yöntemine göre sırasıyla 96.72 ton/ha; 97.19 ton/ha; 161.33 ton/ha olarak hesaplanmıştır ve BEF yöntemine göre ise sırasıyla 65,62 ton/ha; 67.63 ton/ha ve 126.63 ton/ha karbon depolandığı hesaplanmıştır.
This study was carried out in Bartın province Arıt, Amasra and Kurucaşile Forestry Management Departments in order to examine the determination of carbon storage capacities in pure and mixed stands with the aid of biomass models and Biomass Expansion Factor (BEF) coefficients. In this study, biomass and carbon storage amounts of forests in Arıt, Amasra and Kurucaşile forest management provinces of Bartın province were determined according to the method of Allometric Biomass Method (ABD) and BEF method. Mapping was done using ARCGIS 9.3. According to the ABD method, in the Arıt, Amasra, Kurucaşile forest enterprise , carbon storage amounts calculated respectively are as 96.72 tons / ha; 97.19 ton / ha; 161.33 ton / ha. According to BEF method, 65,62 tons / ha; 67.63 tons / ha and 126.63 tons / ha of carbon were stored.
The Analysis of the Forest Fires in Turkey with Statistical QualityControl Method
RISK ASSESSMENT APPLICATION THROUGH FMEA TECHNIQUE IN THE SCOPE OF OHS MANAGEMENT SYSTEM IN FORESTRY SECTOR (NON-WOOD FOREST PRODUCTS SAMPLE)
Estimating Carbon Storage through Machine Learning Algorithms
Demirci (Manisa) yöresinde Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) meşcerelerinde verimlilik çevre ilişkileri
Doğanin Dilini Öğreniyoruz
Comparison of Timber Loading Productivity between Manual System and Electric Powered Winch System
Planning Response Times of Fire-Fighting Vehicles to Forest Fires on Active Fire Protection Organization
Ormancılık Çalışmalarında İş Güvenliği Analizinin Uygulanması (Karabük Orman İşletmesi Örneği)
Ormancılıkta üretim yöntemleri iş aşamalarının Owas metodu ile incelenmesi
Tez Özetleri
Günümüzde iş ve zaman etüdü yapılarak birçok iş kolunda; iş gücünden, maliyetten ve çalışma sürelerinden tasarruf sağlanmaktadır. Orman İşletmelerinde üretim faaliyetleri, insan ve makine gücüyle yapılmaktadır. Yapılan çalışmada iş güvenliği açısından çalışanların durumunun değerlendirilmesi, yaptıkları işten dolayı bedenlerinin nasıl etkilendiğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. İş yerindeki duruş tiplerinin çalışma esnasında oluşan pozisyonları sistematik bir biçimde gözlemleme, işçinin çalışma tarzı hakkında detaylı bilgilerin edinilmesi ve bu sayede zaman, performans ve çalışma ortamı hakkındaki veriler değerlendirilmiştir. Çalışanların güvenliğinin arttırılması, bedensel olarak çalışmalarında daha çok verimin sağlanması, işçi sağlığının korunması için iş esnasında alınabilecek tedbirlerin belirlenmesine çalışılacaktır. Ormancılıkta üretim işlerinde çalışanların çalışma esnasında duruş şekilleri tespit edilmiş iş ve zaman etütleri yapılarak en güvenli ve en verimli çalışma yöntemleri ortaya konulmuş, ergonomik açıdan orman işlerinde işçi hareketleri OWAS metoduyla analiz edilmiştir.
Nowadays, in many labour branches, It has benn economized on labour force, cost and working period by surveying time and labour. In Forest Districts, production has been made by manpower and machinery. On job security basis, it has been aimed to determine the status of the workers, and how their bodies have been affected due to tho job they have been doing. Behavior of the workers at work and their body positions will be observed sistematically and detailed information will be acumulated on working style of the workers; consequently data about time, performance and work environment will be assessed. It will be tried to designate the precautions at work so as to protect workers' health, to increase their security at work and to have a better physical efficiency at work. By determining the body positions of the forest production workers and by surveying time and labour, the most secure and the most efficient working methods will be assessed, and forest workers' behaviour will be analized ergonomically by OWAS method.
Orman yollarından kaynaklanan sedimantasyonun uluslararası toprak kaybı denklemi ile belirlenmesi (Kastamonu/Araç yöresi)
Tez Özetleri
Bu çalışma, Kastamonu-Araç yöresinde farklı eğim gruplarındaki orman yollarından kaynaklanan gerçek sedimantasyon miktarının belirlenerek, "Uluslararası Toprak Kaybı Denklemi (USLE)" ile kıyaslanmasını amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda orman yollarına sediment tuzakları kurulmuş ve tuzaklarda biriken sediment miktarları tekrarlı (iki sene) olarak ölçülmüştür. Böylelikle elde edilen gerçek sedimantasyon miktarları ve hesaplanan USLE sedimantasyon değerleri kıyaslanarak, USLE modelinin çalışma alanında uygunluğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında gerçek sediment miktarlarının hesaplanmasında her bir eğim grubunda (%2-4 toprak orman yolu, %4-6 toprak orman yolu, %6-8 toprak orman yolu, %8-12 stabilize orman yolu) yer alan orman yollarına 10'ar adet toplamda 40 adet, kontrol alanı olan meşcere içerisine 1'er adet olmak üzere toplamda 4 adet sediment tuzağı kurulmuş ve değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda eğim gruplarına göre gerçek sedimantasyon miktarı ve USLE değerleri sırasıyla ilk sene için, %2-4 eğim grubu toprak orman yolunda 2,1 t ha-1, 6,26 t ha-1, %4-6 eğim grubu toprak orman yolunda 2,48 t ha-1, 19,45 t ha-1, %6-8 eğim grubu toprak orman yolunda 5,57 t ha-1, 38,56 t ha-1, %8-12 eğim grubunda bulunan stabilize orman yolunda ise 2,52 t ha-1, 30,18 t ha-1 olarak hesaplanmıştır. İkinci sene için, %2-4 eğim grubu toprak orman yolunda 2,89 t ha-1, 7,39 t ha-1, %4-6 eğim grubu toprak orman yolunda 5,24 t ha-1, 22,96 t ha-1, %6-8 eğim grubu toprak orman yolunda 7,58 t ha-1, 45,53 t ha-1, %8-12 eğim grubunda bulunan stabilize orman yolunda ise 3,42 t ha-1, 35,63 t ha-1 olarak hesaplanmıştır. Tüm değerlendirmeler sonucunda erozyon tahmin yöntemi olan USLE'nin çalışma yöresinde bu eğim gruplarında yer alan orman yollarında iyi bir performans göstermediği gözlemlenmiştir.
This study was carried out aiming to determine the actual amount of sedimentation originating from forest roads in different slope groups in Kastamonu-Arac Region with the comparison by using "International Soil Loss Equation" (USLE). In accordance with this purpose, sediment traps have been established in the forest roads and sediment amounts accumulated in the traps has been calculated repetitively (two years). Within this respect, by comparing actual sedimentation amounts calculated with USLE sedimentation values, suitability of USLE model determined for the study area. Within the scope of the study, actual sedimentation amounts have been calculated 10 units for each slope group in total 40 units (2-4% soil forest road, 4-6% soil forest road, 6-8% soil forest road, 8-12% stabilized forest road), and for the control area, 1 of each strand and a total of 4 sediment traps were installed and evaluated. As a result of the study, the actual sedimentation rates and USLE values for the slope groups are calculated as 2,1 t ha-1, 6,26 t ha-1 in 2-4% soil forest road, 2,48 t ha-1, 19,45 t ha-1 for the 4-6% soil forest road, 5,57 t ha-1, 38,56 t ha-1 for the 6-8% soil forest road, 2,52 t ha-1, 30,18 t ha-1 for the, 8-12% stabilized forest road in the first year. For the second year, the values are calculated as 2,89 t ha-1, 7,39 t ha-1 in 2-4% soil forest road, 5,24 t ha-1, 22,96 t ha-1 for the 4-6% soil forest road, 7,58 t ha-1, 45,53 t ha-1 for the 6-8% soil forest road, 3,42 t ha-1, 35,63 t ha-1 for the, 8-12% stabilized forest road. As a result of all the evaluations, it was observed that USLE, which is the erosion estimation method, did not perform well in the forest roads in these slope groups in the study area.
Improving Performance of The Integrated Electronic Control Unit on Pheromone Baited Traps as A New Approach in Biotechnological Control Methods
ULUSAL ARAZİ ÖRTÜSÜ/KULLANIMI SINIFLANDIRMA VE İZLEME SİSTEMİ (UASİS) FİZİBİLİTE PROJESİ
Küresel Ormancılık Envanteri Projesi Kapsamında Collect Earth Yazılımı Kullanılarak Konya Kapalı Havzasının Değerlendirilmesi
Collect earth metodolojisi kullanılarakİç Anadolu Bölgesi arazi kullanım değişimlerininbelirlenmesi
Tez Özetleri
Arazi izleme ve değerlendirme sistemleri açısından, doğal yollarla veya antropojen etkilerden kaynaklı değişen yeryüzünün arazi örtüsü ve arazi kullanım sınıflarına ayrılması, arazi planlaması ve arazi yönetimi uygulamaları için büyük önem taşımaktadır. Uydular aracılığı ile elde edilen verilerden arazi örtüsü ve kullanımına ait öznitelik bilgilerinin çıkarımı ve tematik haritaların üretiminde en sık kullanılan yöntem, farklı özelliklere sahip yeryüzü nesnelerinin sınıflandırılmasıdır. Gelişen teknoloji ile birlikte, uzaktan algılama alanında ihtiyaca yönelik kullanım alanları sunan farklı arazi örtüsü/kullanım sınıflandırma sistemleri geliştirilmektedir. Bu çalışma da arazi örtüsü/kullanım sınıflandırma sistemlerinden biri olan, görsel yorumlama seçenekleri arttırılmış dünya yüzeyinin izlenmesi açısından yenilikçi bir yöntem sunan Collect Earth metodolojisi/yazılımı kullanılmıştır. Arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği, doğal afetler, kıt kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve ekosistem işleyişini değerlendirmek için kullanılan Collect Earth kapsamlı bir potansiyele sahiptir. Collect Earth, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından arazi izleme ve değerlendirme için geliştirilen özgür ve açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Google'ın bulut teknolojisi üzerine kurulu olan Collect Earth, Google'ın ücretsiz kullanıma sunulan coğrafi veri arşivlerine ulaşabilen (örneğin, Google Earth Engine, Google Earth Engine Kod Editörü) ve yüksek çözünürlüklü zamansal uydu görüntülerine erişimi kolaylaştıran bir yazılımdır. Bu arşiv dünyanın her yeri için geçerli olan geçmiş arazi dinamikleri hakkında bilgi ve ücretsiz veri sunmaktadır. Çalışmanın sonuçları sayısal istatistikî değerler içermesi yanı sıra, coğrafi bilgi sistemleri yazılımları ile sonuçların kolay bir şekilde haritalanabilir olması, görselleştirme açısından kolaylık sağlamaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen İç Anadolu Bölgesi yarı kurak ve kurak iklim koşullarına sahip olan Türkiye'nin orman bakımından en yoksul bölgesidir. Ayrıca Türkiye'deki mera alanları kapasitesi bakımından da önemli bir çalışma alanıdır. Çalışma alanı içerisindeki arazi kullanım/örtü değişimleri sonuçları bölgenin çevresel sorunları ve politikaları açısından ayrıca önem taşımaktadır. Çalışma alanı içerisinde sistematik olarak ~3200 m aralıklarla 15013 deneme alanı belirlenmiştir. Bu deneme alanlarının arazi kullanımları ve değişimleri, mevcut eğilim ve vejetasyon durumu ortaya konulmuş ve ulaşılan veriler tüm alana enterpole edilmiştir. Bu çalışma ile arazi örtüsü kullanım değişimlerinin belirlenmesi ve periyodik olarak izlenmesine olanak sağlayan Collect Earth metodolojisinin sunduğu avantajlar ortaya konularak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma sonucunda arazi kullanım sınıflarına göre İç Anadolu Bölgesinde yaklaşık 1,6 milyon hektar orman, 3,8 milyon hektar mera ve 6,7 milyon hektar tarım alanı tespit edilmiştir. Ayrıca bölge genelinde 15 bin hektar tarım alanının ve 14 bin hektar mera alanının diğer arazi kullanım sınıflarına geçtiği tespit edilmiştir. 2001-2016 yılları arasında İç Anadolu Bölgesinin tamamında 150 097 ha arazi iyileşmesi/yeşillenme eğilimi tespit edilirken 42 595 ha alanda arazi bozunumu/çölleşme eğilimi görülmektedir. Ayrıca çalışma alanına ilişkin arazi kullanım/örtü durumu, değişim ve eğilimler, ağaç ve çalı örtü oran ve alanları, yeşillenme ve çölleşme eğilim oran ve alanları hesaplanmıştır.
In terms of land monitoring and evaluation systems, the classification of earth the changing from natural or anthropogenic influences to land use/cover is of very important for land management plan. Frequently used method that extraction of attribute information belong to land use /cover data via satellite and produced thematic map is the classification of ground data that have different characteristics. Different classification systems for land use/cover are being developed with remote sensing studies. In this study, Collect Earth methodology, which is innovative land use/cover classification method and new monitoring system was used. Collect Earth that use land use/cover, land use change, natural disasters, sustainable management of natural resources and ecosystem functioning has the big capacity. Collect Earth is a free and open source software for land monitoring developed by the Food and Agriculture Organization of the United Nations (FAO). In addition to, all of the auxiliary data and software that used with Collect Earth is a free and open source too. The study area, Central Anatolia region that has arid and semi-arid climate conditions is the poorest in terms of forest area in Turkey. In addition, the study area is the most important area in terms of grassland capacity in Turkey. The results of land use/cover changes of the study area are important In terms of the environmental problems of the region and policies. The 15013 plot area at intervals of 3200 m systematically determined in this study area. Land use and changes of these plot areas, current land use/cover trend and vegetation status have obtained and the results for plot area have interpolated to the whole area. In this study, the advantages of the Collect Earth methodology, that allows the determination of land cover usage changes and periodic monitoring, have evaluated. As a result of the study, 3.8 million ha pasture area, 6.7 million ha agricultural area and 1,6 million ha forest area were detected in the Central Anatolia Region. Land use/cover trend is as follows; 15 thousand ha agricultural land to other land, 14 thousand ha grass land to other land. Between 2001 and 2016, 150 097 hectares of land improvement / greening trend, 42 595 hectares of land degredation/desertification trend were observed in the Central Anatolia Region. In addition to, Land use/cover status, change&trend, monitoring, land use/cover, tree and brush, land improvement / greening trend, land degredation/desertification trend covers and rates were calculated in this study.
Collect Earth metodolojisi kullanılarak Doğu Anadolu Bölgesi arazi kullanım değişimlerinin belirlenmesi
Tez Özetleri
Doğal kaynakların sürekliliği sürdürülebilir kullanıma bağlıdır. Arazi örtüsü kavramı yeryüzünü tanımlamak ve sürdürülebilir kalkınmayı uygulayabilmek için kullanılan en önemli parametrelerden birisidir. Bu nedenle arazi örtüsü kullanımı ve değişimleri hakkında bilgi sahibi olmak doğal kaynakların yönetimi, çevresel faktörler ve sonuçlarının izlenmesi açısından önem taşımaktadır. İlerleyen teknoloji ile birlikte arazi örtüsü kullanım sınıflarının belirlenmesinde Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Bu yöntemler kaliteli veriyi daha az zamanda, daha az maliyetle, hızlı ve güvenilebilir bir şekilde elde ederek kullanıcıya büyük avantajlar getirmektedir. Bu çalışmada kullanılan Collect Earth metodolojisi Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri ile bütünleşik şekilde çalışmaktadır. Aynı zamanda ücretsiz, açık kaynak kodlu olduğundan ve orta-yüksek çözünürlüklü görüntüleri bir arada kullanarak veri analizi ve rakamsal sonuç verilerine ulaşabildiğinden geliştirmeye açık bir metodolojidir. Çalışma alanı olarak Doğu Anadolu Bölgesi seçilmiş ve bu bölgede sistematik olarak ~4000 m aralıklarla 11648 deneme alanı belirlenmiştir. Bu deneme alanlarının arazi kullanımları ve değişimleri, mevcut eğilim ve vejetasyon durumu ortaya konulmuş ve ulaşılan veriler tüm alana enterpole edilmiştir. Çalışma sonucunda Doğu Anadolu Bölgesi'nde 7,85 milyon ha mera alanı, 3,68 milyon ha diğer alanlar, 2,68 milyon ha tarım alanı ve 1,69 milyon ha orman alanı varlığı tespit edilmiştir. 8,42 bin ha alan tarım arazisi niteliğinde iken zamanla sulak arazi sınıfına geçmiştir. Diğer arazi sınıfında olup zamanla tarım arazisi sınıfına geçen alan miktarı ise 4,21 bin hektardır. Yine diğer arazi sınıfından zamanla niteliği yerleşim arazisi olan 2,8 bin ha alan tespit edilmiştir. 2001-2016 yılları arasında Doğu Anadolu Bölgesi'nin tamamında 147,34 bin ha arazi iyileşmesi/yeşillenme eğilimi tespit edilirken 35,08 bin hektar alanda arazi bozunumu/çölleşme eğilimi görülmektedir. Ayrıca çalışma alanına ilişkin arazi kullanım/örtü durumu, değişim ve eğilimler, ağaç ve çalı örtü oran ve alanları, yeşillenme ve çölleşme eğilim oran ve alanları hesaplanmıştır.
Sustainability of natural resources depends on sustainable use. Land cover concept is one of the most important parameters used to define the earth and implement sustainable development. Therefore, knowledge of land cover use and changes is important for the management of natural resources, environmental factors and results. Geographic Information Systems and Remote Sensing methods are used in determining land use/cover classes with advancing technology. These methods provide advantages in the production of time, cost, accurate and precise data. Collect Earth methodology used in this study is integrated with Remote Sensing and Geographical Information Systems. It is an open methodology for data analysis and numerical result data using medium-high resolution images together because it is also free&open source. The study area is Eastern Anatolia Region. The 11648 plot area at intervals of ~ 4000 m systematically determined in this study area. Land use and changes of these plot areas, current land use/cover trend and vegetation status have been obtained and the results for plot area have been interpolated to the whole area. In this study, the advantages of the Collect Earth methodology, that allows the determination of land cover usage changes and periodic monitoring, have been evaluated. As a result of the study, 7,85 million ha pasture area, 3,68 million ha other areas, 2,68 million ha agricultural area and 1,69 million ha forest area were detected in the Eastern Anatolia Region. Land use/cover trend is as follows; 8,42 thousand ha agricultural land to wetland, 4,21 thousand ha other land to agricultural area at the time2,8 thousand other land to settlement. Between 2001 and 2016, 147.34 thousand ha of land improvement / greening trend, 35,08 thousand hectares of land degredation/desertification trend were observed in the Eastern Anatolia Region. In addition to, Land use/cover status, change&trend, monitoring, land use/cover, tree and brush, land improvement / greening trend, land degredation/desertification trend covers and rates were calculated in this study.
Noise Effects of Roads on Wildlife using GIS: A case study of Bartın–Karabük Highway in Turkey
Impacts of Global Warming on Vegetation Zones in the Case of Forestry Region of Bartin, Turkey
Bartın Yöresinde İklim Tipi Değişikliğine Yönelik Bir Değerlendirme
ODUN HAMMADDESİNİN ÜRETİMİNİN DÜZENLENMESİNE DAYALI ORMAN YOLU STANDARTLARININ BELİRLENMESİ (ARTVİN TÜTÜNCÜLER İŞLETME ŞEFLİĞİ ÖRNEĞİ)
Üst Yapılı Orman Yollarında Rekreasyonel Araç Kullanımı ile Meteorolojik Dış Etkenlerin Degredasyona ve Üst Yapı Sıkışma Oranına Etkisinin Saptanması
Yersel Lazer Tarayıcı Sistemler ile Yol Deformasyonun Belirlenmesi
Spatiotemporal Change Detection of the Linden Forests in Bursa, Turkey
Road edge effect on basal area increment in Linden stands
Analysis of Noise Level Influencing Farm Tractor Operators during Forest Harvesting Operation
Odun üretim faaliyetlerinin L tipi matris ve Fine Kinney risk analizi yöntemleri ile değerlendirilmesi ve karşılaştırılması
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında; odun hammaddesi üretim (OHÜ) faaliyetlerinde Fine Kinney ve L Tipi Matris yöntemleriyle ağaç kesme ve boylama operatörleri (AKBO) için risk analizleri gerekleştirilip kıyaslanmıştır. Çalışma, Trabzon-Maçka yöresinde OHÜ'nde çalışan 41 AKBO ve 34 kişilik (13 İGU ve 21 uygulamacı) uzman grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında AKBO'nun karşılaşabileceği olası tehlikeler; literatür taraması, arazi gözlemleri ve işçi-işveren görüşlerinden yararlanılarak belirlenmiştir. Tanımlanan tehlikelerin öncelik dereceleri 13 kişilik uzman gruba uygulanan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi ile tespit edilmiştir. Risk analizleri her iki yöntemin sınıflandırma kriterlerine göre AKBO ve uzman grup üzerinde gerçekleştirilmiş ve yöntemlerin sonuçlar kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda; iki risk analizi yönteminin risk sınıfları arasında %99 güven düzeyinde istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ortaya konulmuştur (p<0,01). Fine Kinney yönteminde tehlikeler değişik risk sınıflarına dağılım gösterirken L Tipi Matris yönteminde 2. (Düşük) ve 3. (Orta ) sınıfta yığılım göstermiştir. OHÜ faaliyetleri için Fine Kinney yöntemi L Tipi Matris yöntemine oranla daha hassas sonuçlar vermiş olup ormancılık çalışmaları için yapılacak risk değerlendirmelerinde bu yöntemin kullanılmasının daha uygun olduğu söylenebilir. Odun hammaddesi üretim faaliyetlerinde Fine Kinney risk analizi yönteminin kullanıldığı ilk çalışmalardan olması nedeniyle bundan sonra yapılacak ormancılık ile ilgili sektörel işlerde, yasal düzenlemelerde ve bilimsel faaliyetlerde kaynak ve alt yapı oluşturma hedefi taşımaktadır.
In this study; The risk analyzes for tree cutting and bucking operators (AKBO) in the production of wood harvesting (OHÜ) were compared using Fine Kinney and L Type Matrix methods. The study was carried out on 41 AKBO working in OHÜ in Trabzon-Maçka region and 34 specialists (13 occupational security expert [IGU] and 21 practitioners) as well. Within the scope of the study, the possible hazards that AKBO might encounter caused by motor saws during the in all stage of the OHÜ were determined by using the opinions of literature review, field observations, AKBO, occupational security expert (IGU) and practitioners. The priorities of the identified hazards were determined by the Analytical Hierarchy Process (AHS) method applied to the expert group of 13 persons consisting of academicians, IGU and practitioners. The risk analyzes were carried out by taking the opinions of 34 specialists and 41 AKBO and the results were compared. In the results of the studying; it was shown that there is a statistically significant difference between the methods at 99% confidence level (p<0.01). According to the Fine Kinney method, the frances of the hazards were distributed in different risk classes, whereas for the L Type Matrix method, only 2nd and 3rd classes showed an accumulation. It can be said that the Fine Kinney method gives more sensible results for the OHÜ than the L Type Matrix method and it is more appropriate to use this method in risk assessments for forestry studies. Since Fine Kinney's risk analysis method is one of the first studies to be used, it aims to establish resources and infrastructures in forestry-related sectoral works, legal regulations and scientific activities.
The Effects of Ground Based Skidding on Saplings during Forest Thinning Operationsin Summer Season
Kayın tomruk üretim sahalarında üretim ve pazarlama taktiklerinin CBS yardımı ile değerlendirilmesi (İnebolu Orman İşletme Müdürlüğü Örneği)
Açık Artırmalı Orman Ürünleri Satışlarında Artış Miktarına Döviz Kurlarının Etkisinin Belirlenmesi (Batı Karadeniz Orman İşletme Müdürlükleri Örneği)
Arazi örtüsü ve kullanımının zamansal ve mekansal değişiminin yapay sinir ağları ile modellenmesi: Kastamonu örneği
Tez Özetleri
Sınırlı doğal kaynakların yönetimi ve yaşadığımız çevrenin araştırılıp ilişkilerin yorumlanması hedefe ulaşmada en uygun yöntemleri tespit etmek ve kullanmak, teknolojinin etkin kullanılmasıyla kaliteli bilgi, yüksek hız ve kısa zamanda sonuca ulaşmak son derece önemlidir. Uzaktan algılama teknikleri bu bakımdan çok etkili olarak nitelendirilen bir konumda yer almaktadır. Objeler hakkında temas olmaksızın çeşitli parametreler hakkında bilgiler edinmek hem zaman hem de maliyet açısından avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle uzaktan algılama sıklıkla başvurulan tekniklerin başında yer almaktadır. Uzaktan algılama teknolojileri birbirinden farklı birçok alanda kullanılmakta ve planlama çalışmalarında yaygın olarak tematik harita yapımında karar verici ve /veya uygulayıcılar tarafından tercih edilmektedir. Bu teknolojilerin kullanıldığı en önemli uygulama alanlarından biri de uydu görüntüleri yardımıyla kentsel gelişimin izlenmesidir. Kentsel arazi kullanımının detaylı olarak belirlenmesi karar vericiler, planlayıcılar, uygulayıcılar ve araştırmacılar açısından önemlidir. Bu çalışmada Kastamonu ili merkez ilçesine ait 1999 - 2016 yılları arasındaki arazi kullanımı ve arazi örtüsü değişimi incelenmiş ve arazi kullanımı ve değişimi grupları oluşturulmuştur. Sınıflandırılan uydu görüntüleri Yapay Sinir Ağları yaklaşımı ile çalışma alanının 2033 yılındaki muhtemel arazi kullanımı ve değişimi modellenerek tahmin edilmiştir. Buna göre çalışma alanında 1999 yılı itibariyle alansal dağılım 49,5% ormanlık alanlar, 1,1% su alanları, 33,2% tarım alanları ve 16,2% yapılaşma alanları olarak tespit edilmiştir. 2016 yılı itibariyle alansal dağılımlar 41,7% ormanlık alanlar, 11,9% su alanları, 19,2% tarım alanları ve 27,2% yapılaşma alanları olarak tespit edilmiştir. 1999 yılı ile 2016 yılı arasında meydana gelen değişim; ormanlık alanlar için 7,8% azalma, su alanları için 10,8% artma, tarım alanları için 13,9% azalma ve yapılaşma alanları için 10,9% artma şeklinde gerçekleştiği tespit edilmiştir.
It is very important to identify and use the most appropriate methods to achieve the objectives of the interpretation of the limited natural resources management and the relations involved in the environment and to achieve high-quality information, high speed and short time result by effective use of technology. Remote sensing techniques are in a position that is considered very effective in this respect. Obtaining information about the various parameters without touching the objects provides both time and cost advantages. For this reason, remote sensing is frequently used techniques. Remote sensing technologies use many different areas and are widely used by decision makers and/or practitioners in the construction of thematic maps in planning studies. One of the most important applications of these technologies is the monitoring of urban development with the help of satellite images. Detailed determination of urban land use is important for decision makers, planners, practitioners and researchers. In this study, the land use and land cover changes between 1999 and 2016 of the center of Kastamonu and county seat were investigated and land use and change groups were created. The classified satellite imagery is estimated by modelling the potential land use and change of the study area in 2033 with the Artificial Neural Networks (ANN) approach. According to the study area, as of 1999, the spatial distribution was 49,5% forested areas, 1,1% water areas, 33,2% agricultural areas and 16,2% built-up areas. As of 2016, regional allocations were 41.7% forested areas, 11.9% water areas, 19.2% agricultural areas and 27.2% built-up areas. The change between 1999 and 2016; 7.8% decrease for forested areas, 10.8% increase for water areas, 13.9% decrease for agricultural areas and 10.9% increase for areas with built-up areas.
Capabilities of using UAVs in Forest Road Construction Activities
Application of Artificial Neural Network System Based on ANFIS Using GIS for Predicting Forest Road Network Suitability Mapping
Yeşil Çatı Sistemlerinde Çeşitli Doğal Ve Atık Malzemelerin Yetiştirme Ortamı Kullanım İmkânlarının Değerlendirilmesi
Terk Edilmiş Maden Sahalarında Oluşan Sulak Alanlardan Yararlanma İmkanlarının Araştırılması
Odun Üretim Faaliyetlerinin Ölü Örtü Ayrışma Seyri Üzerine Etkisi
Kastamonu kent merkezindeki açık ve yeşil alan sistemininin değerlendirilmesi ve CBS ortamında haritalanması
Tez Özetleri
Bu çalışmanın amacını, Kastamonu kent merkezindeki açık ve yeşil alanlarda bulunan yeşil alan, çocuk oyun alanı ve spor alanların mahalle bazında yeterlilik durumunu ortaya koymak oluşturmaktadır. Çalışmanın literatür kısmında park, yeşil alan, çocuk oyun alanı gibi temel tanımlar açıklanmış, bu alanların Dünya'daki, Türkiye'deki ve Kastamonu'daki durumları ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Çalışma kapsamında Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'nden de yararlanılmış olup, yapılan analizler doğrultusunda Kastamonu il merkezi sınırları içerisinde bulunan 46 adet park alanındaki veriler değerlendirilmiştir. Kastamonu Kent merkezini oluşturan 19 adet mahallenin yeşil alan miktarları değerlendirilmiş, bu bilgiler ve nüfus verilerinden yola çıkarak 19 adet mahallenin park alanları, çocuk oyun alanları, açık spor alanlarının ortalama durumu ortaya konularak yeterlik düzeyleri tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde her bir mahalle için park alanları sayısının ve kullanım yeterliliğinin plan dahilinde nasıl artırabilecegi tartışılmıştır.
The aim of this study is to measure the adequecy of the open and green area, the children playground and the sports fields being in Kastamonu city center park areas on the neighborhood-based. In the literature part of the study, basic definitions such as green area, children playground were given, and general information about the situation of these areas in the world, in Turkey and in Kastamonu was given. Within the scope of the study, Geographical Information Systems (GIS) was also used, and in line with the analyzes, 46 park areas within the borders of Kastamonu province were evaluated. Green area quantities of 19 districts forming the Kastamonu city center were determined, and based on this information and the population data, the adequacy levels were discussed by determining the average status of the park areas, children playground areas and outdoor sports fields. In the last part of the study, how the number of park areas for each district can be increased within the plan was discussed.
Gürültü ve partikül madde izolasyonunda farklı meşcere yapılarının tampon etkisi
Tez Özetleri
Günümüzde yaşadığımız çevrenin kalitesini ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen çevre kirliliklerinin başında gürültü ve hava kirliliği gelmektedir. Özellikle otoyol kenarlarında bulunan yerleşim yerleri trafikten kaynaklanan partikül madde (PM) ve gürültü kirliliğinden olumsuz yönde etkilenmektedir. Otoyollardaki PM ve gürültü kirliliğinin etkilediği alanda izolasyon görevi yapan orman örtüsünün özelliklerine göre nasıl ve ne kadar bir tampon etkisi yaptığının belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Böylelikle otoyol çevresinde bulunan orman örtüsünün özelliklerine bağlı olarak yerleşim alanlarına ve yaban hayatına olumsuz etkisi olan PM ve gürültü kirliliğini orman örtüsü ile izolasyonlama kriterleri ortaya konulmuştur. Bu kriterlerinin belirlenmesi ile otoyol çevresindeki orman örtüsünün yaprak türü, kapalılık, meşcere çağı özelliklerine göre PM ve gürültü izolasyonunu sağlaması için yeterli genişlik miktarları belirlenmiştir.
Today, the major factors adversely affecting the quality of the environment where we live and human health are noise and air pollution. Especially settlements located edges of highway is adversely affected traffic caused by particulate matter and noise pollution. Purpose of this study is to determine how and how much does a buffer effect the according to characteristics of forest cover in affecting area of particulate matter and noise pollution arising in highway. Thus, it will be presented isolation making criteria with forest cover to particulate matter and noise pollution having negative impact on residential areas and wildlife depending on the characteristics of the forest cover located around the highway. With the determination of these criteria, it will be determined the amounts of sufficient width to provide particulate matter and noise insulation according to stand age characteristics, closure, leaf type of forest cover in around the highway.
Variation of some heavy metal concentrations in morus alba l. leaves and branches due to traffic density
Technical Efficiency Evaluation of Forest Roads with Respect to Topographical Factors and Soil Characteristics
Changes in Concentration of Some Heavy Metals in Leaves And Branches of Acer Pseudoplatanus Due to Traffic Density
Sarıçam ve Göknarın Üretim İşlerinde Birim Zaman Analizi
Kızılçam ve Karaçamın Üretim İşlerinde Birim Zaman Analizi
Kayın ve Meşenin Üretim İşlerinde Birim Zaman Analizi
USING OF AN INTEGRATED SYSTEM OF PORTABLE WINCH AND THE CHUTE SYSTEM IN TIMBER HARVESTING OPERATIONS
Tarım ve Orman İşlerinde İSG
Büyük Endüstriyel İşletmelerde Alt İşveren Bir İş Sağlığı ve Güvenliğidenetim Sisteminin Kurulması
Orman Yollarında Kazı-Dolgu Miktarlarının Hesaplanmasında Topoğrafik Harita Tabanlı Geleneksel Yöntem ile Bilgisayar Destekli Yöntemin Karşılaştırılması
A Research on Work Satisfaction of Forest Workers
Assessing the exposure of chipper operators to wood dust in a roadside landing area
Land Use Conversion Effects Triggered by Tea Plantation on Landslide Occurrence and Soil Loss in Northeastern Anatolia, TURKEY
Üst Yapılı Orman Yollarında Rekreasyonel Araç Kullanımı ile Meteorolojik Dış Etkenlerin Degredasyone ve Üst Yapı Sıkışma Oranına Etkisinin Saptanması
İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nde orman işçiliğinin durumu ve değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Yapılan çalışma ile İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü mıntıkasında yapılan özellikle orman ve fidanlık işleri ile orman ve fidanlık işçiliği konusu hakkında ayrıntılı bilgilerin toplanması,mevcut durum ve karşılaşılan sorunların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde ormancılık ve fidanlık faaliyetlerinde istihdam edilen 288 işçiyi kapsamaktadır. Verilerin toplanmasında anket yönteminden yararlanılmış olup, anket verilerinden bazı değişkenlere Ki-Kare testi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, çalışmaya katılan orman işçilerinin % 14,8' inin, fidanlık işçilerinin % 13,2' sinin ve iş sınıfı fark etmeksizin deneyimli olan işçilerin iş kazası geçirdikleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, orman ve fidanlık işçilerinin beslenmelerine,işçi başına düşen iş yüklerine, iş sağlığı ve güvenliği konularında seminer vb. eğitimlerine dikkat edilmesi gerektiği belirlenmiştir.
The aim of the study is to gather detailed information about forest and nursery works and forest and nursery work in Istanbul Forest Regional Directorate, and to determine the current situation and the problems encountered. The study covers 288 workers employed in forestry and nursery activities within the Istanbul Regional Directorate of Forestry. The questionnaire method was used to collect the data, and the chi-square test was applied to some variables. According to the results, it was determined that 14.8 % of the forest workers participating in the study, 13.2 % of the nursery workers and the workers experienced experienced work accidents. As a result, the nutrition of forest and nursery workers, workload per worker, seminars on occupational health and safety etc. training should be taken into consideration.
Slope effect on the sediment production of forest roads in Kastamonu of Turkey
Determination of Temporal Changes on Forest Road Pavement with Terrestrial Laser Scanner
Investigation on slope and canopy closure effects to minimize sediment movement in riparian buffer zone
Orman Yolu Standartlarının Yükseltilmesinin Orman Ürünlerinin Toplam Ekonomik Değeri ve Uzak Nakliyat Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi. TÜBİTAK-TOVAG, Proje No: 115R048 (2015-2018)
Fırtına Zararı Sonrası Bölmeden Çıkarılma Çalışmalarında Kullanılan Mobil Vinç Sisteminin Verim Analizi, BTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Yönetim Birimi, Proje No: 171L15
İnsansız Hava Araçları ve Sayısal Fotogrametri Yöntemleri ile Heyelan Hareketlerinin Zamana Bağlı Olarak İzlenmesi
Trabzon Uzungöl Doğal Afet Risk Değerlendirme Projesi
Heyelan ve kar kaynaklı doğal afetlerin izlenmesi ve haritalanmasında modern uzaktan algılama tekniklerinin kullanılması
Tez Özetleri
Uzaktan algılama tekniklerinin doğal afetlerde kullanımı teknolojik ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak artmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada insansız hava aracı (İHA) sistemleri, lazer tarama sistemleri (hava ve yersel), Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) interferometri (InSAR) ve optik sayısal fotogrametri modern uzaktan algılama tekniklerinin üç ayrı ülkede (Türkiye, Avusturya ve İsviçre) yer alan beş ayrı çalışma alanında heyelan ve kar/çığ çalışmalarına yönelik uygulamaları yapılmıştır. Avusturya (Gallenzerkogel ve Gschliefgraben heyelanları) ve Türkiye'de (Himmetoğlu ve Devrek heyelanları) ikişer adet alanda heyelan çalışması ve İsviçre'de (Dischma vadisi) kar derinlik haritalama ve kar erimesinin izlenmesi çalışması yapılmıştır. Avusturya'daki heyelan sahalarında İHA ve hava lazer tarama verileri ile heyelan izleme, Türkiye'deki heyelan sahalarında InSAR zaman serileri (Persistent Scatterers Interferometry, PSI ve Small Baseline Subset, SBAS analizleri), İHA ve optik sayısal fotogrametri teknikleri ile heyelan deformasyon haritalama, İsviçre'de ise İHA ve yersel lazer tarama verileri ile kar derinlik haritalama ve kar örtüsü erimesinin izlenmesi çalışması yapılmıştır. Gschliefgraben heyelan alanında sadece hava lazer tarama verisi ile nokta bulutu karşılaştırma teknikleri ve sayısal görüntü korelasyon teknikleri ile heyelan deformasyonlarının ve yerdeğiştirme alanlarının belirlenmesi çalışması yapılmıştır. Gallenzerkogel heyelan alanında yaklaşık bir yıllık dönem için üç ayrı İHA verisi ve heyelan öncesi hava lazer tarama verisi kullanılarak hem Sayısal Yükseklik Modeli (DEM) farkları hem de modern nokta bulutu karşılaştırma algoritması olan M3C2 yöntemi kullanılarak heyelan izleme çalışması yapılmıştır. Dischma vadisinde ise yaklaşık bir aylık dönemde temin edilen beş ayrı İHA ve yersel lazer tarama (TLS) verisi ile kar erimesinin izlenmesi çalışması yapılmıştır. İHA ve TLS verileri zaman serileri kullanılarak kar erimesine ilişkin ilk örnek bir çalışma yapılmıştır. Zonguldak ili Devrek ilçesi Karşıyaka mahallesi heyelan alanında eski tarihli hava fotoğrafları ve İHA verileri ile birlikte ERS-1/2, Envisat ASAR ve Sentinel-1 C band SAR görüntüleri ile uzun dönemli (1992-2015) deformasyon haritalama için PSI analizi yapılmıştır. Bolu ili Göynük ilçesi Himmetoğlu köyü heyelan alanında ise İHA verisi ile birlikte, Sentinel-1 C band SAR görüntüleri ile PSI ve SBAS analizleri yapılarak yüzey deformasyonlarını izleme çalışması yapılmıştır. Gerçekleştirilen örnek uygulamalar ile doğal afetlerde gelişmiş uzaktan algılama tekniklerinin kullanım imkânları değerlendirilmiştir.
The use of remote sensing techniques in natural hazards has been increasing due to technological and scientific developments. The present study examined the use of modern remote sensing techniques in landslide and snow/avalanche case applications within five study areas selected from three countries (i.e., Turkey, Austria and Switzerland). These selected modern remote sensing techniques included unmanned aerial vehicle (UAV) systems, laser scanning systems (aerial and terrestrial), Synthetic Aperture Radar (SAR) interferometry (InSAR), and optical aerial photogrammetry. The landslide studies were carried out within two study areas in Turkey (Himmetoğlu and Devrek) and two in Austria (Gallenzerkogel and Gschliefgraben), while the snow/avalanche study was conducted in one study area in Switzerland (Dischma valley). Both UAV and aerial laser scanning data were used for landslide monitoring in the study areas located in Austria and the InSAR time series together with UAV and optical aerial photogrammetry were used for landslide monitoring in the study areas in Turkey. However, only UAV and terrestrial laser scanning (TLS) were used for monitoring snow depth mapping and snow cover ablation in the study area in Switzerland. For the monitoring of the Gschliefgraben landslide, only techniques for comparison of point clouds and the digital image correlation method were used via the available aerial laser scanning data. However, both UAV and laser scanning data were used to monitor the Gallenzerkogel landslide using both the Digital Elevation Model (DEM) of difference and the M3C2 algorithm, an advanced point cloud comparison method. A case study was carried out for monitoring snow cover ablation with UAV and TLS data obtained as a five-time series over the period of a month in Dischma valley (Davos, Switzerland). This case study is one of the first in which snow cover ablation was monitored using both UAV and TLS. For a long-term period (1992-2015), the surface deformation due to the Karşıyaka Road landslide (Devrek, Zonguldak) was monitored and mapped via persistent scatterers interferometry (PSI) analysis carried out using C-band SAR images from ERS-1/2, Envisat ASAR, and Sentinel-1 satellites. In addition to data from SAR satellites, the aerial photographs and UAV data were also used. Both PSI and small baseline subset (SBAS) analysis were carried out together with UAV data in order to obtain C-band SAR images of the surface deformation caused by the Himmetoğlu Village landslide (Göynük, Bolu) from the Sentinel-1 satellite. The usage possibilities of advanced remote sensing techniques in natural hazards were evaluated based on the findings of these case studies.
Büyük alanlarda çığ tehlike haritalarınınCBS tabanlı oluşturulması
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında Trabzon İli Çaykara ilçesi için çığ tehlike gösterim haritasının coğrafi bilgi sistemleri (CBS) tabanlı olarak üretilmesi ve ayrıca koruyucu fonksiyona sahip orman alanlarının belirlenerek haritalanması amaçlanmıştır. Çalışmada gerçekleştirilen işlemler 4 temel aşamaya ayrılmaktadır: 1) Potansiyel başlama bölgelerinin belirlenmesi, 2) Çığ koruma fonksiyonuna sahip ormanlık alanların belirlenmesi ve haritalanması, 3) İki boyutlu çığ simülasyonları ile çığ akma sınırlarının belirlenmesi, 4) Çığ tehlike gösterim haritalarının üretilmesi. Çalışmada potansiyel çığ başlama bölgeleri, topoğrafik parametrelerden yararlanarak, CBS tabanlı olarak hem orman varlığını dikkate alarak hem de dikkate almadan belirlenmiştir. Orman varlığını dikkate alarak belirlenen potansiyel başlama bölgeleri ile iki boyutlu çığ simülasyonları gerçekleştirilerek çığ tehlike gösterim haritası üretilmiştir. Çığ önleme açısından potansiyel koruyucu fonksiyona sahip ormanlık alanlar ise orman varlığını dikkate alarak belirlenen potansiyel çığ başlama bölgeleri, orman varlığını dikkate almadan belirlenen potansiyel çığ başlama bölgeleri ve alana ait sayısal meşcere haritası kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma alanında toplam alanı 8.446 Ha olan 5.525 adet potansiyel çığ başlama bölgesi belirlenmiştir. Üretilen çığ tehlike gösterim haritasına göre ise 22.088 Ha (toplam alanın %39'u) alan çığ tehlikesi altında yer almaktadır. Çalışmada CBS tabanlı üretilen çığ tehlike gösterim haritası ile alanda daha önce meydana gelen çığ olaylarının örtüştüğü gözlenmiştir. Çalışma alanında çığ önleme açısından potansiyel koruyucu fonksiyona sahip ormanlık alanlar ise 6.628,84 Ha olarak belirlenmiştir.
In the present study, it was aimed to create snow avalanche hazard map based geographic information systems (GIS) and to determine forested areas providing protection function against snow avalanches, for Çaykara district of Trabzon province. All works carried out are divided into 4 main stages: 1) Determination of potential avalanche release zones, 2) Determination and mapping of forested areas providing protection function against snow avalanches, 3) two dimensional snow avalanche simulations, and 4) Creating snow avalanche hazard maps. Potential snow avalanche release zones were GIS-based determined by using topographic parameters both taking into account the existence of forest or don't. Snow avalanche hazard map was generated by carrying out two dimensional snow avalanche simulations from potential avalanche release zones obtained by taking into account the existence of the forest. The forested areas providing protection function against snow avalanches were determined by using potential snow avalanche release zones determined and digitized forest maps. In the study area, 5.525 potential avalanche release zones with a total area of 8.446 ha were determined. According to the avalanche hazard map created, 22.088 Ha (%39 of the total area) is located under the avalanche hazard. In the study, it was observed that the avalanche hazard map generated and the past avalanche events overlapped well. Forested areas providing potential protective function against snow avalanches were determined as 6.628,84 Ha.
Unmanned aerial vehicle (UAV)-based monitoring of a landslide: Gallenzerkogel landslide (Ybbs-Lower Austria) case study
İSTANBUL UN FUTBOL SAHALARININ ÇİM ÖRTÜ VE BAZI ZEMİN ÖZELLİKLERİ İLE SULAMA VE DRENAJININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Türkiye'de çığ risk yönetiminde teknik kapasitenin geliştirilmesi
Tez Özetleri
Doğa kaynaklı afetlerin neden olabileceği can ve mal kayıplarını en aza indirmek için zarar azaltıcı önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu afetlerden birisi olan çığlarla ilgili çığ risk analizleri can ve mal güvenliğinin en üst düzeye çıkarılması, ülke ekonomisi ve kış turizminin olumsuz yönden etkilenmemesi için etkin bir rol oynamaktadır. Artan kış turizmi ile çığ oluşması sonucu meydana gelen mal ve can kaybı artması olasıdır. Çığlar batılı ülkelerde ağırlıklı olarak kış spor tesislerini ve ziyaretçilerinin hayatlarını tehdit ederken; ülkemizde daha çok dağlık bölgelerdeki yerleşim yerlerini (köy) tehdit etmektedir. Günümüze kadar çığlarla belli bir düzeye kadar devletin değişik kurumları ilgilenmiştir. Örneğin Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir yolları (TCDD); Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD); Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü (ÇEM) çığ kontrol projeleri hazırlayan kurumlardır. Bir bütün olarak çatı bir kurum altında ele alınmadığı için, birbirinden kopuk olan çığ kontrol çalışmalarında çoğunlukla önleyici-aktif önlemler yerine savuşturucu-pasif önlemlerden yararlanıldığı görülmektedir. Ancak çığ risk yönetiminde gerek çığ potansiyelinin saptanması, gerek çığ kontrol projelerinin hazırlanması, gerekse bu projelerin uygulanması/ uygulatılması konusunda tek bir resmi kurumunun yetkili ve sorumlu olması gerektiği düşünülmektedir. Tezde Ayder, Davraz, Palandöken için çığ tehlike ve risk haritaları yapılmış ve kalitatif risk analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Ayder'in çığ bakımından daha riskli olduğu belirlenmiştir. Amerika, Avusturya, Fransa, İsviçre, Kanada ve Norveç'teki çığ kontrol örgütlerinden yararlanarak Türkiye'de Orman ve Su İşleri Bakanlığının çatısı altında Sel ve Çığ Kontrolu genel müdürlüğü kurulması önerilmiştir. Bu çığ kontrol örgütünün taşra birimlerinin çığların yoğun olarak görüldüğü Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölge birimlerinin kurulması gerektiği, buralarda eğitim, uygulama, izleme ve onarım çalışmalarını gerçekleştirecek ekiplerin, gerekli araç gerecin oluşturulması gerektiği belirtilmiştir.
Mitigation measures must be taken in order to minimize life and property losses result from natural disasters. Avalanche risk analysis within natural disasters, play an effective role in order to; ensure maximum safety to life and property; the economy of country and not to affect negatively winter tourism. Because of increasing winter tourism, life and property losses might be increased. For this reason; in the advanced counties in the field of avalanche control, avalanches contstitute risky situations only for winter sports centers and visitors, but in Turkey avalanches threat people who lives in mountainous regions and settlements. Until today, different governmental bodies have been dealt with avalanches to keep people and property in safe. For example; Turkish State Railways (TCDD); General Directorate of Highways (KGM); General Directorate of Forestry (OGM); General Directorate of Combating Desertification and Erosion (ÇEM);Disaster and Emergency Management Presidency (AFAD) prepare avalanche control projects. Mostly passive avalanche control methods are used instead of permanent control methods due to absence of organized avalanche control service. However, it is thought to be needed that well-organized avalanche control service for Turkey is required in order to organize avalanche control projects such as preparing and implementing projects. In the thesis, avalanche hazard and risk maps were made for Ayder, Davraz, Palandöken and qualitative risk analysis has been performed. According to obtained results, Ayder is determined as the most risky region in terms of avalanches. General Directorate of Torrent and Avalanche Control has been suggested under the Ministry of Forestry and Water Issues in Turkey by making use of avalanche control organizations, examples in United States of America, Austria, France, Switzerland, Canada and Norway. It has been noted that; local units of this avalanche control organization should be located in Eastern Black Sea, Western Black Sea, Eastern Anatolia and Central Anatolia regions of Turkey, where much avalanches have been observed; the teams that will carry out the training, implementation, monitoring and repair activities in these units should be established with the necessary equipment.
Yukarı Havza Islah Önlemleri Kapsamında Yeni Bir Uygulama Süzücü (Geçirgen) Tersip Bentleri
Determination of the actual land use pattern using unmanned aerial vehicles and multispectral camera
Assesment of Road Network Planning by Using Gis-Based Multi-Criteria Evaluation for Conversion of Coppice Forest to High Forest.
Orman Köylerindeki Sosyal ve Ekonomik Değişimin Orman Alanları Üzerine Olan Etkilerinin Belirlenmesi (Kastamonu ili Örneği)
Kar Devriklerini Etkileyen Fizyografik ve Edafik Faktörlerin İncelenmesi Boyabat Orman İşletme Müdürlüğü Örneği
Odun Hammaddesinin Sürütme Şeritlerinde Bölmeden Çıkarılmasının Toprak Kaybına ve Toprağın Besin Durumuna Etkisi
The Effect of Soil Properties on Landslides along Forest Road
SAF VE KARIŞIK MEŞCERELERDE KARBON DEPOLAMA KAPASİTELERİN BİYOKÜTLE MODELLERİ VE BEF KATSAYILARI YARDIMIYLA TESPİTİNİN İNCELENMESİ
THE RELATIONSHIP BETWEEN CLIMATE CHANGE AND FOREST DISTURBANCE IN TURKEY
DROUGHT EFFECTS ON REPRODUCTIVE AND GROWTH CHARACTERISTICS IN SEED ORCHARDS
Carbon Stock Kurucaşile Forest Sub-District Directorate
User Opportunities of Unmanned Air Vehicles (UAV) for Forest Fires
Investigating and Comparison of Regeneration Diversity of PlantSpecies in Maritime Pine (Pinus Pinaster Aiton.) Stands inWestern Black Sea Forests of Bartin Region in Turkey
An Alternativeto Wood Extraction Activities in Forestry the Useof All Terrain Vehicles (ATVs)
İşçi Gücü le Fidan Dikiminde İş Verimi Üzerine Bir İnceleme (A Study on Operation Efficiency of Manual Planting)
Kış Üretiminde Taşınabilir El Vincinin Verim ve Çevresel Açısından İncelenmesi
Productivity Assessment of Alternative Timber Debarking Methods
A comparative economic evaluation of bucking deciduous trees: A Case study of Oriental beech (Fagus orientalis) stands in Northeastern Turkey
OBSERVATIONAL CASE STUDY: BIOENERGY GENERATION FROM BANANA FARM RESIDUALS IN ALANYA, TURKEY
A CRITICAL REVIEW OF ENERGY GENERATION FROM BIOMASS TO LIMIT CLIMATE CHANGE
Obje tabanlı sınıflandırma yöntemlerinin karşılaştırılması
Tez Özetleri
Son yıllarda dijital görüntü işleme tekniklerinin önemli gelişmeler göstermesi ve görüntülere olan erişim imkânlarının kolaylaşmasının sonucu olarak, arazi örtü ve kullanım haritalarının uydu görüntüleri veya hava fotoğraflarından elde edilmesi amacıyla farklı metotlar geliştirilmiştir. Bunlardan öne çıkanlar Piksel ve Obje tabanlı sınıflandırma yöntemleri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma ile amaçlanan son yıllarda oldukça sık kullanılan görüntü sınıflandırma yöntemleri olan obje tabanlı sınıflandırma yöntemlerinden 3 tanesinin karşılaştırılması ve kullanılan veriler doğrultusunda performanslarının değerlendirilmesidir. Ayrıca uzaktan algılama verilerinin özellikleri, elde edilme yöntemleri ve sınıflandırma aşamasında kullanılmadan önce yapılması gereken ön işlemlerin neler olduğuna yer verilmiştir. Çalışma kapsamında görüntü zenginleştirme tekniklerinden bazılarına; ayrıca vejetasyon indeksleri ve görüntü yorumlama için kullanılan bant kombinasyonlarına da yer verilmiştir. Bu sayede özellikle Threshold Sınıflandırıcı için gereken Vejetasyon İndeksleri hakkında bilgilendirmelerde bulunulmuş, ayrıca 13 bantlı Sentinel 2a uydusu ile elde edilebilecek vejetasyon indeksleri üzerinde durulmuştur. Bu çalışmanın bir diğer özelliği ise orta çözünürlükteki uydulara göre oldukça yeni sayılabilecek bir uydu sistemi olan Sentinel 2a verileriyle çalışılmış olmasıdır; bu verilerin özelliği uydu tarafından görüntülendiği tarihten itibaren erişime açık ve ücretsiz olmasıdır. Böylece, obje sınıflandırma yöntemleri gibi aynı zamanda Sentinel 2a verilerinin performansının değerlendirilmesi ile gelecekte bu uydu verileri ile yapılacak çalışmalar için faydalı bir kaynak görevi görmesi amaçlanmıştır. Obje tabanlı sınıflandırıcılar arasında bu çalışma içerisinde kullanılacak olan Random Forest ve Nearest Neighbor algoritmalarının çalışma prensipleri ve günümüze kadar nasıl bir gelişim geçirdikleri üzerinde durulmuştur. Bu yöntemleri anlayabilmek için gerekli olan terminoloji de detaylı bir şekilde yöntem başlıkları altında verilmiştir. Bu sınıflandırma yöntemlerinin tanımlanması, kullanım alanlarının ortaya konulması ve gerçekleştirilmesi için kullanılan yazılımların özellikleri de bu tez kapsamında üzerinde durulan bir diğer konudur. Birçoğu açık kaynak ya da ücretsiz yazılımlar olan QGIS, R Studio ve SNAP gibi yazılımların verilerin işlenmesini nasıl gerçekleştirdiği ve kullanılan yöntemlerin neler olduğu ilgili başlıklar altında yer almaktadır.Sonuç olarak verilerin elde edilmesi, işlenmesi ve farklı algoritmalar ile sınıflandırma işlemlerinin gerçekleştirilmesi ile sınıflandırılmış görüntüler oluşturulmuş ve elde edilen doğruluk değerleri üzerinden bu sınıflandırma yöntemlerinin Sentinel 2 gibi orta çözünürlüklü uydu sistemlerinde kullanımlarının ne kadar verimli kullanılabildiği belirlenmiştir. 9 sınıf üzerinde yapılan sınıflandırma sonuçlarında Nearest Neighbor sınıflandırıcı %77.41 toplam doğruluğa sahipken Random Forest sınıflandırıcıda bu oran %87..77 olmuştur. Threshold sınıflandırıcıyı 9 farklı sınıfta kullanmak mümkün olmadığından 3 ana sınıf üzerinde (vejetasyon, su yüzeyleri, vejetasyon dışı alanlar) yapılan sınıflandırma ile sınıflandırma doğruluğu %94.44 olarak bulunmuştur. Random Forest ve Nearest Neighbor sınıflandırıcılarının da Threshold Sınıflandırma ile karşılaştırılmak için 3 ana sınıf üzerinde kullanılması ile ulaşılan doğruluk değerleri sırasıyla %98.76 ve %96.24 olmuştur.
In recent years, different methods have been developed to obtain land cover and usage maps from satellite images or aerial photographs as a result of significant improvements in digital image processing techniques and facilitation of access to images. The prominent ones are considered as pixel and object based classification methods. The aim of this study is to compare three of object-based classification methods which are frequently used image classification methods in recent years and to evaluate their performance in the direction of the input data. Additionally, the features of remote sensing data, how to obtain them, and the precautions to be taken before using them in the classification phase are given in this research. Within the scope of the study, some of the image enhancement techniques; as well as vegetation indexes and band combinations used for image interpretation are mentioned. In this issue, we have been informed especially about the vegetation indexes required for the Threshold Classifier and also the vegetation indices which can be obtained with the Sentinel 2a conformity with 13 band. Another feature of this study is that it is based on Sentinel 2a, a satellite system that is quite new to the medium/high-resolution satellites; the feature of this data is that access is open and free from the date the satellite is displayed. Thus, as with object classification methods, it is also intended to serve as a useful resource for evaluating the performance of Sentinel 2a data and future work with these satellite data. As a result, classification images were obtained by processing, processing and classification with different algorithms, and the accuracy of the obtained images was used to determine how efficiently these classification methods could be used in medium/high resolution satellite systems such as Sentinel 2. Nearest Neighbor classifier has a total accuracy of 77.41% in classification results made on 9 classes, whereas it is 87.77% in Random Forest classifier. Since the Threshold classifier can not be used on 9 classes, the classification accuracy was found to be 94.44% on the 3 main classes (vegetation, water surfaces, non-vegetation areas). The accuracy of Random Forest and Nearest Neighbor classifiers on the 3 main classes to compare with Threshold Classification was 98.76% and 96.24% respectively.
BÜ BAP 2013 2 114 nolu Ormancılıkta Motorlu Testere Operatörlerinin Maruz Kaldığı Titreşimlerin Ergonomik Açıdan İncelenmesi adlı Bilimsel Araştırma Projesi
Ormancılık çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları: Karabük Orman İşletme Müdürlüğü örneği
Tez Özetleri
Yeryüzünün önemli tabii kaynaklarından biri ormanlardır. Ormanlar kendine has özelliklerinden dolayı, birçok faaliyet alanını içinde barındırmaktadır. Bu alandaki çalışmalar, genel olarak, orman yangınlarıyla mücadele, orman yetiştirme, kesim-tomruklama, orman ürünlerinin nakliyesi, depolanması, orman ürünü elde etme çalışmaları, pazarlama ve satış, orman koruma, orman yollarının yapımı ve bakımı şeklindedir. Ormanlardan faydalanmak için doğrudan ve dolaylı olarak birçok yöntem vardır. İnsan yaşamındaki hayati faaliyetler için -yiyecek, yakacak ve inşaat malzemeleri- ormanlardan faydalanma ağırlıklı bir unsur olarak karşımıza çıkarken, teknolojinin gelişmesi ve üretim sektörünün hızla ilerlemesi ile birlikte yaşanan değişim çerçevesinde ticari amaçlar için ormanlardan faydalanma oranı da hızlı bir şekilde artmaktadır. Orman işlerinde obje doğanın kendisidir ve işler açık hava hallerinin etkisi altındadır. Orman işçiliği, iş grubunun özelliği itibariyle, işçinin işin yanına gitmesini gerektiren iş grubundadır. Maden işçiliği gibi tehlikeli ve çok tehlikeli işler grubuna girer. Bu nedenle orman işçilerinin vücut yapıları güçlü ve sağlıklı olmalı; aynı zamanda doğa koşullarına dirençli olmaları gerekmektedir. Orman işlerinin önemli bir kısmı makine yardımı ile yapılamayan işlerden olduğu için orman işçileri de birçok işi değişik zamanlarda yapmak zorundadır. Bu nedenle orman işçileri bilgili, becerikli ve yetenekli olmak zorundadır. İş kazaları dünyada ve Türkiye'de her yıl çok ciddi bir sorun olarak insanların hayatını etkilemektedir. Ülkemizde de 2012 yılında iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenebilmesi için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve buna bağlı olarak birçok yönetmelik çıkarılmıştır. Risk değerlendirmesi, düzenleyici - önleyici faaliyetler, acil durum planları, eğitim ve sürdürülebilirlik, iş sağlığı ve güvenliğinde önleyici bir bakış açısı olarak ele alınabilir. İş kazaları ile meslek hastalıklarına neden olan dengesiz beslenme, yetersiz sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik, uygun olmayan donanım kullanımı veya kişisel koruyucu donanım eksikliği, yetersiz eğitim ve iş organizasyonu, kötü çalışma koşulları gibi olumsuzlukların azaltılmasına veya ortadan kaldırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Ormanda çalışan işçiler mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Bu tez kapsamında iş güvenliği yasalarının ormancılık çalışmalarında ne kadar uygulandığı "Karabük İşletme Müdürlüğü" sorumluluk alanlarındaki çalışmalar ile incelenmiş ve tehlike arz eden durumlar tespit edilerek bunların "Fine-Kinney Risk Değerlendirme Metodu" ile değerlendirmesi yapılmıştır. Söz konusu işletmede "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" açısından sahada tespit edilen uygunsuzluklar kayıt altına alınarak, olası tehlikelerin listesi oluşturulmuş, tehlikelerin neden olabileceği riskler belirlenerek analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Risk seviyelerinin kabul edilebilir düzeye gelebilmesi için gerekli önlemler vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ormancılıkta Üretim İşleri, İş Kazaları, İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerlendirme.
Forests are among the important natural resources of earth. Forests accommodate many areas of activity due to their specific characteristics. Activities in this area include firefighting, afforestation, logging, transportation of forest products, storing, forest product obtaining activities, marketing and sale, forest protection, forest road construction and maintenance. There are direct and indirect methods of forest utilization. Some of these include basic needs such as food, firewood and building materials while there is an increasing utilization for trading purposes as a result of fast developing technology and fast improving production sector. In forestry works, object is the nature itself and it is under the influence of weather conditions. Forestry work demands workers to go to a working place, as a consequence of the characteristic of this type of work. It is in the dangerous and very dangerous jobs group, similar to mining jobs. Because of this, forest workers need to be strong and healthy, and the same time resistant to harsh natural conditions. An important part of forest work consists of work which can't be done using machinery. Therefore forest workers have to do many different types of work at different times. As a result forest workers must be well informed, skillful and talented. Occupational accidents are affecting human life each year causing serious problems in Turkey and around the world. In Turkey, Occupational Health and Safety Law and many related regulations were enacted with the aim to prevent occupational accidents and occupational diseases. Risk evaluation, regulatory and preventive activities, emergency plans, training and sustainability can be discussed as preventive point of views in Occupational Health and Safety. Unfavorable situations such as malnutrition that can cause occupational accidents and diseases, insufficient health care services and social security, improper use of equipment or lack of personal protective equipment, insufficient training and work organization, bad work conditions should be reduced or eliminated by necessary regulations. Forest workers must be registered. In this study, practice of enacted work safety laws is examined focusing on the work carried out within the responsibility areas of Karabük Forestry Department and situations that pose a danger were identified and evaluated using Fine-Kinney risk evaluation method. Nonconformities to Occupational Health and Security law identified in the field were recorded and potential dangers were listed, risks were identified, analyzed and evaluated. Necessary measures to bring the risk levels to an acceptable level were emphasized. Key Words: Production Work in Forestry, Occupational Accidents, Occupational Health and Safety, Risk Evaluation
Kastamonu İli Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları Fotokapan Yöntemi ile İzleme ve Envanter Çalışmaları
İklim Değişikliğinin Ankara İli ve Endemik Türlerini Barındıran Habitatlar Habitatlar Üzerindeki Etkileri ve Adaptasyon Eylem Planı
ANTIOXIDANT, ANTICHOLINESTERASE INHIBITORY AND TYROSINASE INHIBITORY ACTIVITIES OF Iris xanthospuria EXTRACTS GROWING IN KÖYCEĞIZ REGION
PLANNING OF ENVIRONMENTALLY SOUND FOREST ROAD ROUTE USING GIS S-MCDM
Harvest Scheduling and Operational Planning for Mountainous Areas: A Case Study for İkisu Planning Unit
Evaluation of Forest Road Network and Determining Wood Extraction System Using GIS: A Case Study in Anbardağ Planning Unit, Sumarski List, 141(3-4), 163-171.
TÜRKİYE ARAZİ BOZULUMUNUN 2016-2019 YILLARI ARASINDAKİ DEĞİŞİMİN DEĞERLENDİRİLME PROJESİ
Monitoring of irrigable agricultural land in Euphrates-Tigris river basin in middle east
Uzaktan algılama verileri ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak doğal alan haritalaması (Karabük ili örneği)
Tez Özetleri
Üzerinde yasadığımız gezegende insan, fiziksel çevre ve ekosistemler birbirini etkileyen ve sınırlayan faktörlerdir. İnsanoğlu belli bir mantık içerisinde çevresini kullanırken fiziksel çevre ve ekosistemler sadece reaksiyon göstermektedir. Ekosistemler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli kirletici unsurlar nedeniyle giderek dengesini kaybetmektedir. Doğal dengenin bozulması iklim özelliklerinin değişmesine, bitki örtüsü ve hayvan türlerinde azalmalara, hava-su-toprak kirliliği gibi çevre sorunlarına yol açmaktadır. Korunan alan ile diğer doğal ya da yarı-doğal alanlara özgü ekosistem ve onun getirmiş olduğu zengin biyolojik çeşitliliğin korunması, geliştirilmesi ve alanın sahip olduğu doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı için iyi bir yönetime gerek vardır. Alan yönetim planlarının yapılabilmesi için güncellenebilir altlık verilere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca planlama sınırlarının tam olarak tespiti de önemlidir. Harita bazlı hazırlanması gerekli sınırların gerek mevzuat gerekse de bilimsel çalışmalarla örtüşmesi ve genel olarak kabul görmesi gereklidir. Tez kapsamında çalışma alanı olarak Karabük ili sınırı seçilmiş ve çalışmada analitik hiyerarşi süreci (AHS) matematiksel model olarak kullanılmıştır. Doğallığı etkileyen topoğrafik faktörler (yükseklik, eğim, bakı, drenaj), arazi örtü/kullanım faktörleri (yapay yüzeyler, orman alanları, tarım alanları, ıslak alanlar, su alanları), yaban hayatı (sayıları ve yerleri belli olan alanlar, göç yolları) faktörleri belirlenmiştir. AHS yöntemi çerçevesinde, yaban hayatı konusunda uzman 100 kişiye anket uygulanarak her bir faktörün ağırlık değerleri hesaplanmış ve haritalanmıştır. Mevzuatta yer alan bölgeleme kriterleri arasında geçen "doğal" kavramı doğrultusunda çalışma alanı doğal(1), yarı doğal(2) ve doğal olmayan(3) alanlar şeklinde üçe ayrılarak sınıflandırılmıştır.
Human, physical environment and ecosystems are factors that affect and limit each other. When human utilize their surrounding physical environment physical environment and ecosystems only do react. Ecosystems are losing their natural balance in Turkey, just as in other countries in the world. Disruption of natural balance leads to climate change, extinction of plant and animal species and environmental problems such as air-water-soil pollution. For protection, maintenance and sustainable use of ecosystems and rich biodiversity in protected areas and other natural or semi-natural areas a good management is essential. A database which can be updated is necessary to make area management plans. In addition, it is important to determine planning boundaries precisely. Map-based boundaries need to overlap with regulations and scientific studies and it is important to gain widespread acceptance. The study area was selected as Karabük province. Analytic hierarchy process (AHP) was used as mathematical model. Topographical factors (altitude, slope, aspect, drainage), land cover/land use factors (artificial surfaces, agricultural areas, forests, wetlands, water bodies), wildlife (areas with known numbers and locations, migration routes) factors that influence naturalness were identified. Using AHS method, 100 wildlife experts were surveyed and each factor were weighed and mapped. In accordance with the "natural" concept in the regulations study area was classified in three groups as "Natural (1)", "Semi-Natural (2)" and "Non-Natural (3)"areas.
Corine 4. seviye arazi örtüsü/kullanım sınıflarının belirlenmesi ve yüzey akış risk haritasının oluşturulması (Bartın çayı havzası örneği)
Tez Özetleri
Arazi örtüsü/kullanımı özelliklerinin tespiti ve izlenmesi ile daha etkili ve sürdürülebilir bir arazi yönetimi sağlanabilir. Bu konuda en yaygın uygulanan yöntemlerden birisi CORINE (Coordination of Information on the Environment) sistemidir. AB (Avrupa Birliği) ülkeleri için planlanan bu sistem, AB'ye üyelik yolunda emin adımlarla ilerleyen ülkemizde de son yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Veri gereksinimi anlamında üretilen CORINE verisinin ölçeğinin küçük olması, arazideki mikro havzalara ilişkin bilgi üretimi noktasında yer yer yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda, CORINE verisinin daha büyük ölçekli olarak üretilmesi gündeme gelmektedir. Yapılacak planlamalarda daha küçük haritalama birimi ile üretilecek arazi örtü/kullanım sınıfları karar verme noktasında daha etkin olacaktır. Havzaya düşen yağıştan kayıpları (sızma, buharlaşma vb.) çıktıktan sonra geriye kalan yüzeysel akış her arazi örtü/kullanım sınıfına göre değişiklik göstermektedir. Bu çalışmada, büyük bir bölümü Bartın ili sınırlarını kapsayan Bartın Çayı Havzası içinde kalan bölgenin belirlenen CORINE Seviye 4'e göre arazi kullanım sınıfları haritalanması yapılmıştır. Ayrıca, gelecekte diğer planlamalar için kullanılacak olan 4. seviye CORINE arazi sınıflarının yüzey akış katsayısı ( C ) etki dereceleri uzman görüşleri ile belirlenerek akış katsayısı risk haritası oluşturulmuştur.
More effective and sustainable land management can be achieved through the detection and monitoring of land use and land cover characteristics. One of the most widely used methods in this regard is the CORINE (Coordination of Information on the Environment) system. This system, which is planned for EU (European Union) countries, has started to be used in our country, which has proceeded with sure steps towards EU membership in recent years. The fact that the scale of the CORINE data produced in terms of data requirement is small is somewhat inadequate at the point of producing information on the micro-basin in the area. Therefore, the larger scale production of CORINE data comes into question. Land cover / use classes to be produced with smaller mapping units will be more effective at the decision point for planning. The residual surface flow after the loss of rainfall (evaporation, infiltration etc.) from the basin differs according to the cover / use class of each land. In this study, maps of land use classes are drawn according to the determined CORINE .Level 4 within the boundaries of .the Bartın Stream Basin, covering a large part of the Bartın province borders. Besides, runoff curve numbers maps were established by determining the impact ratings of the 4th level CORINE terrain classes, which will be used for other future plans, with the opinions of experts.
Collect Earth Programı Kullanılarak Türkiye Kurak Alanlarının İzleme ve Değerlendirilmesi
Uygulanabilir bölmeden çıkarma tekniklerine göre orman yol ağının düzenlenmesi (Artvin Tütüncüler Orman İşletme Şefliği örneği)
Tez Özetleri
Kesim, bölmeden çıkarma ve nakliyat işlemlerinden oluşan odun hammaddesi üretiminin en zor aşaması bölmeden çıkarmadır. Bu sebeple üretim çalışmalarında yol planlaması yapılırken bölmeden çıkarma çalışmalarında kullanılacak araçlara uygun yol planlamak ekonomiklik ve sürdürülebilirlik açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı; Artvin Tütüncüler Orman İşletme Şefliği (OİŞ)' ndeki Mb Trac 900 orman traktörü, Koller K300 vinçli hava hattı ve Urus MIII vinçli hava hattının etkin kullanımlarını sağlayacak yol planlamasının yapılarak üretimden optimum faydanın sağlanmasıdır. Üretim yapılan alanlarda makinaların etkin kullanılabileceği arazi sınıfları arazi eğimi, mevcut orman yollarına uzaklık ve bölmeden çıkarma makinelerinin çalışma koşullarına göre düzenlenmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında oluşturulan Sayısal Arazi Modeli (SAM) ile alan ağırlıklı ortalama arazi eğimleri ve orman yolu aralıkları belirlenmiştir. Çalışma sonucuna göre planlama öncesinde alanda toplam 53+782 km orman yolu bulunmaktayken oluşturulan arazi sınıflarına göre yapılan düzenlemeler sonucunda bu miktar 45+898 km' ye indirgenmiştir. Bu sayede 7+880 km orman yolundan tasarruf edilmiştir. Mb Trac 900 orman traktörü ile sürütme arazisi olarak planlanan %45' e kadar eğime sahip 323,95 ha (%23)' lık arazi parçasında orman yolu aralığı aracın etkin çalışma koşullarına göre 500 m planlanmıştır. Koller K300 vinçli hava hattı arazisi olarak planlanan 467,15 ha (%32)' lık alanda yol aralığı 700 m ve Urus MIII vinçli hava hattı arazisi olarak planlanan 541,02 ha (%37)' lık alanda yol aralığı değeri 1300 m olarak planlanmıştır. Yapılan planlamalar sonucunda ekonomik, ergonomik ve ekolojik olarak daha etkin bir bölmeden çıkarma tekniğine sahip olan planlama biriminde işletmeye açma oranı %100 olarak belirlenmiştir.
Logging is the most difficult part of the production of raw wood materials and that occurred cutting, logging, and transport processes. Therefore, it is important to plan the appropriate route for the vehicles to be used in the logging processes in terms of economy and sustainability, while road planning. The purpose of this study is planning an efficient path for maximum benefits from harvesting by using of Mb Trac 900 forest tractor, Koller K300 and Urus MIII craned airline in Tutunculer Forest Enterprise, Artvin. The usability of the machines is regulated by different land classes such as slope, distance to existing forest road and logging processes. The forest road ranges and average weighted land slopes were determined with Digital Elevation Model (DEM) created from Geographic İnformation Systems (GIS). According to results, there were a total of 53+782 km of forest roads in the study area before the road planning, and it has been reduced 45+898 km, after created land classes. On this count, 7+880 km of forest road has been saved. 23% (323,95 ha) of the total area, the forest road distance is determined as500 m which has 45% slope based on MB Trac 900. The forest road distance was determined for Koller K300 craned airline 700 m in 467, 15 ha (32%) and 1300 m in 541,02 ha (37%) for Urus MIII craned airline. As a result, the opening rate is determined economically, ergonomically and ecologically as 100% in the planning unit using of logging technique.
Odun hammaddesi depolarında risk analizi ve acil eylem planı (Giresun Sürmen Orman Deposu örneği)
Tez Özetleri
Yaşantımızda ihtiyaç duyduğumuz birçok alana cevap veren ahşap, kullanılabilir hale gelmesinin ardında büyük bir organizasyona sahiptir. Bu organizasyonun bütün aşamalarında olduğu gibi en önemli ve vazgeçilmez parçalarından olan depolama faaliyetlerinde de iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları elzemdir. Bu çalışmada Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı' nın 29 Mart 2013 tarihli resmi gazetede yayınladığı "İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıfları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" de tehlikeli işler sınıfına giren "Ormanda kesilmiş ve temizlenmiş ağaçların taşınması, istiflenmesi ve yüklenmesi faaliyetleri" nin bir parçası olan odun hammaddesi depolama faaliyetlerindeki karşılaşılabilecek muhtemel tehlike, risk ve bunlara karşı alınabilecek tedbirleri içeren risk analizi oluşturulmuştur. Risk analizinde 5*5 L Matris yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca olası bir acil durum halinde bu durumu en az zararla atlatabilmek için olaya nasıl müdahale edileceği, kimlerin müdahale edeceği, olağan üstü durumda emir komuta zincirinin nasıl olması gerektiği ve depoda bulunanların olay anındaki davranış tarzlarının nasıl olması gerektiğini bildiren bir acil eylem planı hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında Giresun Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Dereli Orman İşletme Müdürlüğü Sürmen Orman Deposu' nda hazırlanan risk analizi ve acil eylem planı, diğer odun hammaddesi depolarında iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında, risk analizi ve acil eylem planı hazırlanmasında yardımcı olacaktır.
The wood which provides many of our needs in life has an enormous organization behind its being usable. As in all stages of this organization, the most important and indispensable parts of the storage activities, occupational health and safety studies are essential. In this study, with foreseeing probable dangers and risks may be encountered in the storage activities which is part of "the stacking, moving and loading of the woods which is cut and cleaned in forest" which is included class of in dangerous Works in "İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıfları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" which is published by ministry of labour and social security on Official Gazette of the Republic of Turkey with date of 29 march 2013, a risk assessment was designed which suggestions made for taking precautions against them. Also; in the possible state of emergency, for getting through this situation with minimal damage ,an emergency action plan was created which informs "how is responded, who is gonna respond,what should be the chain of command in extraordinary situations and at the time of the incident what should be the behaviours of people in the storage. This study performed in Dereli Forest Storage which is incorporated in the management of forest department of Dereli which connected to the Giresun Forest Region Management. 5*5 L Matris method was used in study. Risk analysis and emergency action plan which prepared in range of study serves as a model in the other forest storages in initiating occupational health and safety, preparing risk analysis and emergency action plan.
Yersel Lazer Tarayıcı ile Orman Yollarında Üst Yapının Zamansal Değişiminin Belirlenmesi
CBS tabanlı bulanık mantık yöntemi kullanılarak fırtına zararı risk haritasının geliştirilmesi
Developing a Harvesting Plan for Forested Areas Under the Risk of Wınter Storm Damage
İnsansız Hava Araçları ile Elde Edilen Verilerin Doğruluğunun Yersel Lazer Tarayıcı Sistemlerle Saptanması
Otoyol trafiğinden kaynaklı partikül madde ve gürültünün izolasyonunda orman örtüsünün tampon etkisi
Kastamonu bölgesi kestane ormanlarında kestane dal kanserinin ortaya çıkmasında ve yayılmasında yetişme ortamı faktörlerinin etkisinin ve kestane meyve üretimindeki verim kaybının ekonomisinin araştırılması , Kastamonu Üniversitesi KÜ-BAP01/2016
EFFECTS OF LIGHT ON MORPHOLOGIC AND STOMATAL CHARACTERISTICS OF TURKISH FIR NEEDLES (ABIES NORDMANNIANA SUBSP. BORNMULLERIANA MATTF.)
BIOCOMFORT IN URBAN PLANNING STUDIES
Standart Zaman Hesaplaması
Ormancılıkta Odun Üretiminde Yaşam Döngüsü Envanter Analizi
Ormancılıkta odun üretiminde yaşam döngüsü envanter analizi
Tez Özetleri
Odun hammaddesi üretimi gibi ormancılık operasyonlarının çevresel etkilerinin belirlenmesine ve izlenmesine yardımcı olacak çeşitli araçların geliştirilmesine neden olmuştur. Yaşam döngüsü değerlendirmesi, bu kapsamdaki önemli araçlardan birisidir. Yaşam döngüsü envanteri veya yaşam döngüsü envanter analizi (YDEA), bu değerlendirme çerçevesinin temel bir bileşenidir. Türkiye' de ortalama 3-6 milyon ster/yıl yakacak odunu üretimi gerçekleştirilmektedir. Çevreye duyarlı ve ekosisteme özdeş ormancılık operasyonları açısından yakacak odun üretim sürecinde kullanılan sistem bileşenlerinin bazı çevresel etkileri ile ilgili tutarlı bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada; yakacak odun üretiminin yaşam döngüsü envanter analiz yöntemi ile etki envanteri oluşturulmuştur. Emisyon miktarları ölçeğinde yapılan değerlendirme sonucunda 1 ster yakacak odun üretimi için meşcereden depoya (220 m) sürütme mesafesi ve (52 km) taşıma mesafesi için 0,53 sa/ster zaman ve ortalama 1338350,24 kcal/ster enerji tüketilmiştir. Buna karşılık (1 ster) eşleniği 2079650.09 kcal'lik enerjiye sahip odun üretilmiş ve kesim sürecinde ortalama 1.85 CO (kg), 1.66 CO2 (kg), 0.29 HC (kg), 0.38 SOx (kg), 0.02 NOx (kg),0.12 Partikül (kg), 0.05 Metan (kg) emisyonun gerçekleştiği belirlenmiştir. Bölmeden çıkarma sürecinde ise ortalama 0.85 CO (kg), 3.17 CO2 (kg), 0.02 HC (kg), 0.64 SOx (kg), 0.01 NOx (kg),0.25 Partikül (kg), 0.08 Metan (kg) değeleri elde edilmiştir. Yükleme sürecinde ortalama 0.06 CO (kg), 2.48 CO2 (kg), 0.01 HC (kg), 0.64 SOx (kg), 0.04 NOx (kg),0.25 Partikül (kg), 0.09 Metan (kg) değerleri elde edilmiştir. Taşıma sürecinde ortalama 0.05 CO (kg), 1.65 CO2 (kg), 0.01 HC (kg), 0.01 SOx (kg), 0.01 NOx (kg),0.20 Partikül (kg), 0.03 Metan (kg)değerleri elde edilmiştir. Bu değerler motorlu testere, traktör, yükleyici ve kamyon kullanımlarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır.
Reducing of global warming effects and sustainable forestry, leads to understand environmental performance of the harvesting process, as well. Environmental analysis tools are needed to produce comprehensible environmental performance. Life Cycle Assessment (LCA) can help avoid a narrow outlook on environmental concerns by compiling an inventory of relevant energy and material inputs and environmental releases; evaluating the potential impacts associated with identified inputs and releases; interpreting the results to help make a more informed decision. Life Cycle Inventory (LCI) Analysis (LCIA) is and inventory analysis stage, an inventory of energy, raw material usage, and environmental releases is established; the quantitative measures to evaluate them must be identified. LCI analysis involves creating an inventory of flows from and to nature for a product system. Wood production is necessary to supply domestic and global demands. The annual 3-6 million stere fuel wood production is also realized in Turkey with regular silvicultural prescriptions in high forest. Everybody wants to know how the research problem that is harvesting operations for wood production impacts on forest ecosystem or natural resources. In this study, the impact inventory of the firewood production is created by the life cycle inventory analysis method. As a result of the evaluation of the emission quantities, cutting process has been determined for 1 stere average 1.85 CO (kg), 1.66 CO2 (kg), 0.29 HC (kg), 0.38 SOx (kg), 0.02 NOx (kg),0.12 Particles (kg), 0.05 Metane (kg). In logging process has been determinated emission in 0.85 CO (kg), 3.17 CO2 (kg), 0.02 HC (kg), 0.64 SOx (kg), 0.01 NOx (kg),0.25 Particles (kg), 0.08 Metane (kg). Loading process has been determinated emission in 0.06 CO (kg), 2.48 CO2 (kg), 0.01 HC (kg), 0.64 SOx (kg), 0.04 NOx (kg),0.25 Particles (kg), 0.09 Metane (kg) and haulage process has been determinated emission 0.05 CO (kg), 1.65 CO2 (kg), 0.01 HC (kg), 0.01 SOx (kg), 0.01 NOx (kg),0.20 Particles (kg), 0.03 Metane (kg). These values are due to the use of chainsaw, tractors, loaders and trucks.
Estimating Recoverable Fuel Wood Biomass from Small Diameter Trees in Brutian Pine (Pinus brutia Ten.) Stands. Fresenius Environmental Bulletin 26(12A):8286-8297.
Eğimli Arazide Yamaç Yukarı Doğru Bölmeden Çıkarmada Tamburlu Traktör Ve Taşınabilir Vinç Sistemlerinin Ekonomik ve Teknik Olarak Karşılaştırılması
Productivity Analysis of Chute System integrated with Portable Winch and Synthetic Rope for Uphill Logging Operation
Orman İçinde Tomruk Transportu İçin Bir Mini Hava Hattı (AcarMHH300) Sistemi Geliştirilmesi
DETERMINATION OF WORK POSTURES WITH DIFFERENT ERGONOMIC RISK ASSESSMENT METHODS IN FOREST NURSERIES
Application of remote sensing, GIS, and GPS in precision forestry practices
EFFECTS OF FOREST THINNING ON STATIC HORIZONTAL POSITION ACCURACY COLLECTED WITH A MAPPING-GRADE GNSS RECEIVER
A Cost Effectiveness Approach For Configuration Of Feasible Skyline Yarder For Specific Forest Regions
RTK-GPS Tabanlı Sayısal Yükseklik Modeli Tasarlama ve Orman Yolları Açısından Değerlendirilmesi
Assessment of the road impacts on coniferous species within the road-effect zone using NDVI analysis approach
The Effects of Land Use Change on Soil Loss and Carbon Stock Amounts
Evaluation of Logging Operations in terms of Sustainable Forest Management
Assesment of Road Network Planning by Using Gis-Based Multi-Criteria Evaluation for Conversion of Coppice Forest to High Forest
Orman Yollarından Kaynaklanan Sedimentasyonun Uluslararası Toprak Kaybı Denklemi Ile Belirlenmesi
Orman üretim işlerinde iş güvenliği koşullarının teknik açıdan değerlendirilmesi (Kıbrısçık Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Tez Özetleri
Ülkemizde orman üretim işlerinin açık alanda yapılması yüzünden iş kazası riski yüksek meslek grupları içinde bulunmaktadır. İş güvenliği açısından tehlikeli işler sınıfına giren ormancılıkta maalesef iş kazalarını da beraberinde getirmektedir. Orman üretim işlerinde araç-gereç kullanımı, mekanizasyondan faydalanılması, ormanda çalışılan yerlerin birçoğunun yerleşim alanlarına uzak olması iş sağlığı ve güvenliği açısından sıkıntıya uğramasına sebep olmaktadır. Yapılan çalışma ile orman üretim işçilerinde oluşabilecek muhtemel kazalarının ve ön görülen risk faktörlerinin; açıklanması ve sınıflandırılması metoduyla analiz edilmesi, ormanda çalışan üretim işçilerinin hangi koşullarda çalıştıklarını ve diğer olasılıkların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Kıbrıscık Orman İşletme Müdürlüğü idari sınırları içerisinde ormancılık faaliyetleri ile uğraşan 124 kişi üzerinde yapılmıştır. Orman üretim işçilerinin, çalışma koşulları, ağaç kesme ve boylama yöntemleri, iş güvenliği ve iş sağlığı koşulları, orman üretim işçisinin karşılaştığı risk ve tehlikelerin belirlenmesi üzerinde durulmuştur.
Because of the risk of work accidents due to the open area of forest production in our country lies within high occupational groups. Job security, unfortunately for the forestry entering the working class, job vacancies are brought together. The use of tools in the workplace, improper utilization of the workplace in the forest production areas, the union of the places working in the forest, disturbances in the workplace in terms of work health and safety. Work accidents and production of risk factors; It is aimed to analyze by definition and classification, to assess the conditions under which workers are being produced and other variables. The study was carried out on 124 people within the Administrative Boundaries of the Kıbrıscık Forest Management Directorate.
Analyzing dynamic curve widening on forest roads
Analyzing compatibility of geometrical parameters of logging vehicles and forest roads
Toplu konut alanlarında sürdürülebilir drenaj sistemleri
Tez Özetleri
Sürdürülebilir drenaj sistemleri yağışın toprak tarafından emilmeyen kısmının olumsuz etkilerini azaltmak ve bu sulardan faydalanabilmek için yaygın bir şekilde kullanılır. Bu suların doğru yönlendirilmesiyle durgun su habitatları ve su temalı rekreasyonel tesisler oluşturulabilir. Durgun sular (göller, göletler vb.); akarsulara (nehirler, dereler, hendekler vb.) göre, sulak alan bitki türleri ve su hayvanları (özellikle omurgasızlar) için çok daha uygun yaşam alanları oluşturur. Kentleşmenin yağış sonrası oluşan yüzey sularına en önemli etkisi miktar ve kalitedeki değişikliklerdir. Şehirleşme ile paralel olarak su sızdırmaz yüzeylerin artması, yağış sularının bu alanlardan kontrollü bir şekilde uzaklaştırılamaması sellere, taşkınlara, toprak erozyonuna; sızıntı, buharlaşma ve yeraltı suları oluşumunun azalmasına sebep olmaktadır. Kentsel alanlarda yağmur ve kar yağışı sonucu oluşan yüzeysel akışın, bu alanlardan hızlı bir şekilde taşınması için ekolojik olmayan geleneksel drenaj yöntemleri kullanılmaktadır. Oysa, bu suları daha yerel çözümlerle işlevsel hale getirmek, özellikle içerisinde su ögesi bulunduran toplu konut alanlarında, çok daha ekolojik, ekonomik ve görsel fayda sağlayacak şekilde tasarımı ve uygulaması mümkündür. Bu çalışmada toplu konut alanlarında yapımı düşünülen su ögesinin, yüzde yüz çevre dostu, geleneksel klorlu havuzların aksine kimyasal madde kullanılmayan, ekolojik, tamamen doğal bir arıtma sistemi olan sürdürülebilir drenaj sistemleriyle nasıl oluşturulacağı ortaya konulmuştur. Tez konusu; İstanbul, Halkalı'daki Bosphorus City ve bu projenin devamı niteliğinde olan, İstanbul Sarayları toplu konut alanlarına eleştirel bir yaklaşım geliştirerek; Amerika'nın Florida eyaletinin Orlando şehrinde bulunan, Walden Palms toplu konut projesindeki su ögesini ve Singapur'daki Bishan Parkı irdeleyerek örneklendirilmiştir. Çalışma alanlarındaki su ögeleri ekolojik tasarım ilkelerine uygunluk ve sürdürülebilir drenaj sistemlerinin ekolojik faydalarını sağlama kriterlerine göre karşılaştırılmıştır. Bu yöntemle toplu konut alanlarındaki su ögelerinin oluşturulma şekilleri hakkında öneriler getirilmiştir.
Sustainable Drainage Systems is used widely to reduce the unfavourable effects of runoff from rainwater which can't be absorbed by the ground and to take advantage of water. Still water (ponds) are much proper habitats for semi aquatic vegetation and invertebrates than rivers and trenches. This study, will reveal how to constitute the water item with a totally environmental friendly, ecologic, without any use of chemicals, fully natural treatment of sustainable drainage systems in housing estates. The major impacts of urbanization on aquatic environment is the changes in the quantity and quality of runoffs. Increasing impervious surfaces cause conversion of rainwater to surface runoff, resulting flooding, soil erosion, together with reduction of infiltration, evapotranspiration, interception and recharge of groundwater. Non-ecological traditional drainage systems are used to remove the large amount of surface water from the urbanized areas as quickly as possible. Whereas, making those waters functional with local solutions can add some value in the perspective of ecology, economy and amenity. The subject of this thesis will be supported by several examples. The complement each others of two projects, Bosphorus City and Istanbul Sarayları in Halkalı, Istanbul will be criticised. The natural ponds of a housing estate called Walden Palms in the city of Orlando, Florida in U.S.A. and Bishan Park in Singapur investigated as a good example. The water items in the examined fields were compared as being suitable with the ecological design policies. Proposals regarding the composing forms of water items in housing estates bringed forward with this procedure.
Assessetment of Post-Fire Salvage Logging Operations in Mediterranean Region of Turkey
Tigercat 635D Sürütücü Kullanılarak Gerçekleştirilen Bölmeden Çıkarma Çalışmalarının Verim ve İş Güvenliği Açısından Değerlendirilmesi. BTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Yönetim Birimi, Proje No: 2016-02-001
Assessment of Post-fire Salvage Logging Operations in Mediterranean Region of Turkey
İnsansız Hava Araçları (İHA) tabanlı Sayısal Arazi Model (SAM) ve Matematiksel Model Tabanlı Yazılım Geliştirilerek Çığ Kontrolu için Yapı Tasarımı Projesi
Kar İç Sürtünme Parametrelerinin Batı Karadeniz Bölgesi İçin Belirlenmesi ve Ahşap Malzemenin Kar Yüküne Dayanımına Etkisinin Araştırılması”
LIDAR DATA ANALYSIS WITH DIGITAL IMAGE CORRELATION (DIC) IN OBTAINING LANDSLIDE DISPLACEMENT FIELDS: A CASE OF GSCHLIEFGRABEN LANDSLIDE-AUSTRIA
Davraz Kayak Merkezi (Isparta-Türkiye) Çığ Tehlike Gösterim Haritasının Oluşturulması
Fuzzy rule-based landslide susceptibility mapping in Yigilca Forest District (Northwest of Turkey)
Assessment of a Salvage Logging Operation after Winter Storms A Case Study of Ihsangazi Forest Directorate Kastamonu Turkey
Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü'nde Kestanenin (Castenea sativa Mill) Yayılışı ile Ekolojik, Biyolojik ve Ekonomik Özelliklerinin Araştırılması
Uzun Nakliyat Araçlarının Kullanımına Uygun A Tipi Orman Yolu Planlanacak Geçkilerin Belirlenmesi: Küre Orman İşletme Şefliği Örneği
Orman Yolu Şevlerinde ve Sürütme Şeritlerinde Toprak Kayıplarının Araştırılması
Endüstriyel Odun Hammaddesinin Bölmeden Çıkarma Yöntemlerinin CBS ile Planlanması ve Mevcut Uygulamaların İncelenmesi Denizli Yöresi Örneği
ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELEDE İNSANSIZ HAVA ARAÇLARININ KULLANIM OLANAKLARI
The Analysis of Large Fire Incidence in Turkey
Spatial Pattern in oriental Beech Fagus orientalis Lipsky and Uludağ Fir Abies nordmanniana ssp bormulleriana Mattf Mixed Forests
BARTIN KENT ORMANININ KARBON TUTMA OKSİJEN ÜRETİMİ VE REKREASYONEL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Analysis of the forest fires in the Antalya region of Turkey using the Keetch Byram drought index
Kış üretiminde odun hammaddesinin taşınabilir el vinciyle sürütülmesinin verim açısından incelenmesi
Tez Özetleri
Ülkemizde odun üretim işleri genellikle yaz aylarında gerçekleştirilmekte olup odun hammaddesi ihtiyacının artması, işçi ücretlerinin düşük olması, kış aylarında üretilen odun hammaddelerinin daha kaliteli olması ve üretimin kar örtüsü üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle çevresel zararlarında az olması sonucu kış üretimi de yapılmaktadır. Ülkemizde odun hammaddesi üretim çalışmaları orman köylüleri tarafından sınırlı bütçeyle gerçekleştiğinden mekanik üretim araçları (tarım traktörü ve orman traktörü) yeteri kadar kullanılamamaktadır. Bu nedenle dağlık arazide bölmeden çıkarma çalışmaları çoğunlukla insan gücüyle atarak, taşıyarak ve kaydırarak gerçekleştirilmekte olup buda özellikle kış aylarında işçileri zorlamakta, zaman ve çevresel kayıplara (diri odun ve kabuk zararı) sebep olmaktadır. Ayrıca üretilen tomruklarda da kalite ve kantite kayıpları meydana gelmektedir. Bu çalışmada Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü, Göksun Orman İşletme Şefliği sınırlarında taşınabilir el vinciyle bölmeden çıkarma çalışmaları verim açısından değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında taşınabilir el vinci ve sentetik halat kullanılarak tomrukların kar örtüsü üzerinde yamaç yukarı taşınması sırasında zaman ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, hem kar üzerinde hem de toprak üzerinde gerçekleştirilen uygulamalarda mesafe arttıkça ortalama verim değerinin azaldığı görülmüştür. Toprak üzerinde gerçekleştirilen bölmeden çıkarma çalışmaları kar üzerindekine göre daha verimli bulunmuştur.
Wood production work is usually carried out in our country in the summer seasons, yet increased demand on raw wood material, the low income rates for workers and causing of high quality of wood raw material with minimizing environmental damage to use snow cover sliding in winter season that suggests winter production methods. Mechanical production equipments (forestry tractors and agricultural tractors) can not be used enough in our country so timber production activities are carried out with the villagers by the limited budget. Therefore, the logging stages in mountainous areas are usually accomplished by man power as carrying, throwing and sliding. And, these kind of work process reveal high amount of time losses in addition to hard working conditions for forest workers in winter seasons. And also, timber producing stages are caused the losses on the quality and quantity of timbers. In this study, logging with portable hand winch was examined in logging stages for timber production according to efficiency impacts in the border of Göksun Forest Chief in Kahramanmaras Regional Directorate of Forestry. This study, discussing the work time measurements for the usage of "man powered portable hand winch" with synthetic rope while pulling the timber uphill on snow cover. According to results, for practices that performed both snow cover and ground distance is directly proportionate to efficiency. Logging with portable hand winch on ground was more efficient than logging on snow cover.
Yangın Gözetleme Kulesinde Görev Yapan İşçilerde Görülen Rahatsızlıklar
Sürdürülebilir Arazi Planlama Çalışmalarını Destekleyecek Bir İklim Değişikliği-Ekosistem Hizmetleri Yazılımının Geliştirilmesi
Sürdürülebilir Arazi Planlama Çalışmalarını Destekleyecek Bir İklim Değişikliği Ekosistem Hizmetleri Yazılımın Geliştirilmesi
"Sürdürülebilir Arazi Planlama Çalışmalarını Destekleyecek Bir İklim Değişikliği - Ekosistem Hizmetleri Yazılımının Geliştirilmesi", TÜBITAK Projesi, Proje No: 112Y096
KIŞ ÜRETİMİNDE ODUN HAMMADDESİNİN TAŞINABİLİR EL VİNCİYLE SÜRÜTÜLMESİNİN VERİM AÇISINDAN İNCELENMESİ
Kastamonu Üniversitesi Araç Rafet Vergili Meslek Yüksek Okulu nda Yaban Hayatı Çalışmaları için Kapasite Artırımı
Ormancılık üretim faaliyetleri açısından iş güçlüğü ölçmede kullanılan yöntemlerin değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Doğa koşullarında ve hava hallerinin etkisi altında, çoğunlukla dağlık bölgelerde gerçekleştirilen orman işleri ağır ve tehlikeli olup; ormancılıktaki en riskli iş grubu üretim işleridir. Bu çalışma ile orman işçilerinin hangi çalışma koşulları altında bulundukları, çalışma pozisyonları, vücut yapıları, enerji tüketimleri ve diğer değişkenler ile elde edilen bulgulara göre de orman işçiliğinin iyileştirilmesi, işçilerin sağlık ve verimliliklerinin artırılması için gerekli ergonomik yaklaşımların ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda çalışma duruşlarını bilimsel yöntemlerle incelemek, analiz etmek, gerekli iyileştirme ve düzenlemeleri yapmak çalışma performansının kontrol edilmesi ve kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının azaltılması konularında önemli katkılar sağlanması bakımından önem taşımaktadır. Çalışma duruşlarının uygunluğu, çalışma performansının etkili bir şekilde kontrol edilmesini ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının azaltılmasını amaçlamaktadır. Uygun olmayan çalışma duruşlarını önemli kılan faktörler kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve bu rahatsızlıkların verimliliğe, kaliteye ve maliyete yansımalarıdır. Bu çalışma ile değişken ve etkilenebilir koşullar altında gerçekleştirilen ormancılık işlerinden özellikle üretim işleri sırasında çalışanların, çalışma duruşlarına yönelik ergonomik değerlendirme yöntemlerinden ormancılık faaliyetleri açısından uygun özelliklere sahip yöntemlerden en uygun ve uygulanabilir yöntemin belirlenmesidir.
: Mostly in mountanious region which is under the influence of weather conditions of outdoor, forestry work is orduous and dangerous, so the most risky works of forestry are harvesting works. According to the findings which are obtained by the working conditions of forest workers, their work positions, body structures, energy consumption and the other variables, necessary ergonomic approaches was aimed to increase the health and productivity of workers them. In this context, to examining the working posture with the help of scientific methods, analysing, making necessary arrangements, performance checking and reducing musculoskeletal disorders are important in terms of providing significant contrubutions on the issues. Relevance of working postures, aims to control work performance effectively and reduce disorders of musculoskeletal system. The factors which make important the unsuitable working postures are the disorders of musculoskeletal system and its bad effects on the productivity, quality and the costs. This study aims to evaluate and investigate the most applicable and appropriate method which can be used to determine the risk level of musculoskeletal system disorders relevant to work for employes and working posture during esspecially the productıon works in forestry work which is performed under variable and affectible conditions.
Orman Yangın İşçilerinin İzometrik Kavrama Kuvveti Üzerine Bir Araştırma
Initial Litter Quality Variables And Disturbed Site Characteristics By Forest Harvesting Practices Influence Litter Decomposition Rates Of Scots Pine Trojan Fir And Sweet Chestnut In Northwest Of Turkey
Meşceredeki Ağaç Sayısı ve Kapalılığın Google Earth Verileri ile Belirlenmesi
Coğrafi Bilgi Sistemi Yardımıyla Odun Dışı Orman Ürünleri Envanteri Çalışmalarının Değerlendirilmesi
Geographic Information System (GIS) and Roadeng Usage to Determine the Environmentally Sensitive Forest RoadRoute in Mountainous Terrain
UZAKTAN ALGILAMA VE COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ KULLANARAK KARABÜK İLİ POTANSİYEL AVLAK SAHALARININ BELİRLENMESİ
Trees, forests and land use in drylands: The first global assessment
THE INVESTIGATION OF THE RELATION BETWEEN NDVI IMAGE AND FOREST MANAGEMENT SITE INDEX DATA THE CASE OF BARTIN REGION OF FORESTRY TURKEY
Usage opportunities of generating digital elevation model with unmanned aerial vehicles on forestry
Erosion risk mapping using CORINE methodology for Goz watershed in Kahramanmaras region, Turkey
DAVRAZ KAYAK MERKEZİ ÇIĞ TEHLİKE ANALİZİ
Fuzzy rule based landslide susceptibility mapping in Yığılca Forest District Northwest of Turkey
A Computational Software for PCM Snow Avalanche Model
Kadın orman fidanlık işçilerinde bazı antropometrik özellikler ve çalışma duruşlarının değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışması; Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yıl boyu aktif olarak çalışan Trabzon-Of, Ordu-Tirebolu ve Ordu-Merkez orman fidanlıklarında çalışan toplam 175 kadın fidanlık işçisi üzerinde alan araştırması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma; anket uygulaması, antropometrik özelliklerin ölçülmesi ve çalışma duruşlarının değerlendirilmesi olmak üzere üç ana aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, hedef kitle olan kadın işçilere demografik özellikleri, alışkanlıkları, sağlık problemleri ve çalışma koşullarını belirlemeye yönelik toplam 53 sorudan oluşan bir anket yüz yüze görüşme metoduyla uygulanmıştır. İkinci aşamada, her bir işçinin ayakta ve oturur vaziyetteki toplam 35 adet antropometrik boyutu ile vücut ağırlığı ölçülmüş ve beden kitle indeksi (BKİ) değerleri hesaplanmıştır. Son aşamada ise işçilerin 10 ana fidanlık işindeki çalışma duruşları 5 farklı ergonomik risk değerlendirme yöntemi (REBA, RULA, OWAS, QEC ve NIOSH) ile belirlenmiş ve ErgoFellow bilgisayar yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında belirlenen veriler SPSS 16.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Kadın fidanlık işçilerinde yapılan iş ile yaşanan sağlık problemleri ve hissedilen ağrı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Antropometrik veriler kullanılarak elde edilen BKİ değerlerine göre işçilerin %42,29'u şişman çıkmıştır. Fidanlıklarında yapılan 10 ana işteki çalışma duruşlarında genellikle yüksek risk seviyesi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Kadın fidanlık işçileri, Anket Yöntemi, Antropometri, Çalışma duruşları, Doğu Karadeniz Bölgesi
This study was conducted as a research area on total of 175 women forest nursery workers who works actively all year round in Of, Tirebolu and Ordu forest nursery. The study was conducted in three main steps as survey application, evaluation of antropometric features and evaluation of their working position. In the first step, a qestionnaine consisting of 54 questions was applied in face to face interview method to define their demographic features, habits, health problems and working conditions. In the second step, with 35 antropometrics size body weight of each worker was measured in standing and sitting positions and their body mass index values were calculated ın the last step, the woring position of workers in 10 main nursery work was determined in five different ergonomic risk assessment merhod and risk scores were gathered by using ErgoFellow software program. The data determined under study was evaluated with SPSS 13.0 software package. It was found that there is a significant relationship between the work and the health problems and the pain felt by the women workers. According to BMI Body Mass Indexs) obtained from antropometric data, %42,29 of the women workers were found fat. The level of risk in the most of the working positions in 10 main nursey field was found high. Key Word: Forest nursery workers, Risk assessment merhods, Antropometric, working position, Eastern black sea region
Sertifikalı orman işletmelerinde odun hammaddesi üretim planlarının oluşturulması (Daday Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Ormancılıkta Üretimin Planlaması ve Hassas Ormancılık Anlayışı
Yersel lazer tarayıcı ile orman yollarında üst yapının zamansal değişiminin belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada, orman yolu üst yapısında meteorolojik etkenlere bağlı olarak meydana gelen degredasyonlar ile meteorolojik etkenler arasındaki ilişkilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma alanı olarak İÜ Orman Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ormanı'nda bulunan üst yapılı bir orman yolunun 100 m'lik bölümü seçilmiştir. Degredasyon miktarlarının belirlenmesi için yersel lazer tarayıcı kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmelerde bir yıl (üç aylık periyodlar halinde) süreli alansal degredasyona ait incelemede toplam 594,8 m2 aşınma (ortalama -49,56 m2/ay – (-1,65) m2/gün), ve 703,2 m2 birikme (ortalama 58,6 m2/ay – 1,95 m2/gün) olduğu tespit edilmiştir. Araştırma alanımızda, bir yıl (üç aylık periyodlar halinde) süreli hacimsel degredasyona ait incelemede toplam 6,15 m3 (ortalama 0,51 m3/ay – 0,017 m3/gün) birikme, -8,99 m3 aşınma (ortalama -0,75 m3/ay – (-0,025) m3/gün) olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre alansal ve hacimsel degredasyon miktarlarının zamansal olarak farklılık göstermekte olduğu ve önemli derecede yağış şiddeti ve yağış miktarıyla ilişkili bulunduğu tespit edilmiştir.
In this study, it was aimed to reveal the relationships between meteorological factors and degredations depend on meteorological factors on forest road pavement. A section of 100 m long paved road was selected in İU Faculty of Forestry Research and Application Forest as study area. A terrestrial laser scanner was used to determine the amount of degredation. As a result of areal degredation assesment, total of -594,8 m2 of wearing (mean -49,56 m2 / month – (-1,65) m2 / day) and 703,2 m2 of accumulation (mean 58,6 m2 /month- 1,95 m2 day) was determined for the examination of one year (three month periods). A total of 6.15 m3 (mean 0.51 m3 / month- 0.017 m3 / day) accumulation, -8.99 m3 wearing (mean -0.75 m3 / mount -(-0,025) m3/day) was observed in the study of our research area for one year (three mount periods) based on volumetric degredation assesment. In addition, it was found that the amount of areal degradation and volumetric degradation varies with time and it is related to rainfall intensity and rainfall amount at significant levels.
Yersel lazer tarayıcı sistemler ile kentsel yeşil alanlarda bazı ağaç parametrelerinin belirlenmesi
Forest Vegetation Maps and Its Development in TURKEY: A Case from Istanbul-Belgrade Forest
ULUDAĞ GÖKNARI Abies nordmanniana subsp bornmülleriana Mattf NDA BAZI İBRE KARAKTERLERİNİN RAKIMA BAĞLI DEĞİŞİMİ
KÜBAP 05 2012 01 Eko Turizm Kapsamında Ilgaz Dağı Milli Parkı nda Yürüyüş Rotaları ile Kamp Alanlarının Tespiti ve Ekonomik Potansiyelinin Belirlenmesi
KÜBAP 01 2013 43 Devrekani Çayı Alt Havzası nın Doğa Temelli Turizm Kaynaklarının Sınıflandırılması ve Derecelendirilmesi
Variation in Some Soil Properties Organic Matter and Soil Compaction after Logging Activities
Uzun Nakliyat Araçlarının Kullanımına Uygun A Tipi Orman Yolu Planlanacak Geçkilerin Belirlenmesi Küre Orman İşletme Şefliği Örneği
INITIAL LITTER QUALITY VARIABLES AND DISTURBED SITE CHARACTERISTICS BY FOREST HARVESTING PRACTICES INFLUENCE LITTER DECOMPOSITION RATES OF SCOTS PINE TROJAN FIRAND SWEET CHESTNUT IN NORTHWEST OF TURKEY
UYDU GÖRÜNTÜSÜ DESTEKLİ ORMAN YOLAĞI HARİTASININ TÜRETİLMESİ
Orman yolu kenarında tomrukların kamyonlara yüklenmesi işinde PCW5000 el vinci ve oluk kombinasyonu kyullanımı
Orman içinde tomruk transportu için bir mini hava hattı AcarMHHH300 sisteminin geliştirilmesi
Orman Yolu Kenarında Tomrukların Kamyonlara Yüklenmesi İşinde PCW5000 El Vincinin Kullanımı Üzerine Bir Araştırma
Baltalık işletmelerinin koru işletmelerine dönüştürülmesinde orman yıol ağının yeniden düzenlenmesi modeli
Orman yolu kenarında tomrukların kamyonlara yüklenmesi işinde pcw5000 el vinci ve oluk kombinasyonu kullanımı
Tez Özetleri
Özellikle dağlık arazi yapısına sahip ve yeterli yol şebekesi bulunmayan ormanlık alanlarda, odun hammaddesi üretim çalışmalarının en güç, en çok zaman alan ve en masraflı aşamalarından birisini yükleme çalışmaları oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı tomrukların taşınabilir el vinci ve polietilen oluklardan oluşan yeni bir kombine yükleme sistemi ve uygulamada kullanılan Granab 900 yükleme vinci ile kamyonlara yüklenmesi tekniklerine ait verimliliklerin belirlenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Çalışma alanları Maçka Orman İşletme Müdürlüğü bünyesindeki İpekyolu, Maçka-Merkez ve Çatak Orman İşletme Şeflikleri içerisinde 2015 yılında kesim yapılan üretim bölmelerinden seçilmiştir. Yol kenarındaki tomrukların kamyonlara yüklenmesi faaliyetinin her aşamasının gerçekleşme süresi sıfırlama zaman ölçüm tekniği ile belirlenerek etüt karnelerine işlenmiştir. Daha sonra bu veriler ile hacim ve verimlilik hesapları yapılarak istatistiksel analizlerle anlamlılık düzeyleri incelenmiştir. Sonuç olarak her iki yükleme yönteminde de odun hacminin verimlilik ve toplam yükleme süresi üzerine etkisi olduğu belirlenmiştir. İki yöntem arasındaki verimlilik karşılaştırılması sonucunda ise Granab 900 (50,35 m3/saat) ile yüklemenin el vinci ile yükleme yöntemine (7,2 m3/saat) göre daha verimli olduğu ortaya konulmuştur. Taşınabilir el vinci ve oluk kombinasyonu sistemi ile tomrukların yüklenmesinde motor gücünün artırılması ile bu değer daha da artırabilir. Günlük iki kamyondan az tomruk taşımasının yapılacağı orman yolu kenarındaki yükleme alanlarında taşınabilir el vinci ve oluk sistemi kombinasyonunun kullanılması daha rantabl olacaktır.
In particular, the mountainous terrain with forest areas and adequate road network is not available, the strength of the wood raw material production work, installation work constitutes one of the most time consuming and most costly stage. The aim of the study is logs portable hand vinch and consist of polyethylene chute a new combined loading system and used in the application to Granab 900 loading winch with on trucks loading of techniques efficiency determinete and to compare. Work areas İpekyolu Forest Management in Maçka Maçka-Chief of Forest Management in Central and Çatak is selected from the manufacturing division made cuts in 2015. The activities to be installed on the timber side of the road truck reset time period determined by the realization of each stage measurement techniques were processed to study the report. Then the volume and significance of these data for statistical analysis performed productivity accounts were examined. As a result, the volume of wood in the management of both the installation has been determined that the impact on efficiency and total load time. As a result the efficiency comparison between the two methods Granap 900 (50,35 m3 / h) with respect to the installation with the manual winch installation method has been demonstrated to be more efficient. Portable hand winch and chute combination of system efficiency value of the load of timber 7,2 m3 / h, this value is higher engine power capacity increment can be further increased. In less than two trucks carrying logs of timber loading area on the edge of the forest road where the use of portable hand winch gutter system will be more profitable combination.
Baltalık işletmelerinin koru işletmelerine dönüştürülmesinde orman yol ağının yeniden düzenlenmesi modeli
Tez Özetleri
Bu çalışmada, baltalık işletmelerinin koru işletmelerine dönüştürülmesinde orman yol ağının yeniden düzenlenmesi amaçlandı. Araştırma alanı, Amasya Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içinde yer alan Tokat Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Yaylacık Orman İşletme Şefliği Orman Arazisi ve bu saha içindeki orman yol ağı olarak belirlendi. Çalışma aşamalarında öncelikle orman yol ağı planlamada kullanılacak kriterler-karar değişkenleri (arazi eğimi, bakı, yol yoğunluğu, yola uzaklık, arazi kullanımı, ana dereye uzaklık) belirlendi. Her bir kriter kendi içerisinde puanlandırıldı ve derecelendirildi. Çiftler arası ilişkilerde üç farklı şekilde ağırlık hesabı yapıldı. Karar değişkenlerine ait değerler CBS ortamına aktarıldı. Çok Kriterli Değerlendirme kapsamında Fuzzy teoremi kullanılarak Doğrusal Bulanık Mantık Üyelikleri belirlendi ve toplamsal maliyet yüzeyi oluşturuldu. Maliyet yüzeyine dikeyde % 12'yi geçmemesi için kısıt belirlendi. LCP kullanılarak çalışma alanındaki odun deposu merkez alındı ve 64 geçki (rampa) noktası belirlendi. Orman yol ağı mutedil olarak 10'ar yıl aralıklarla üç planlama periyodunda planlandı. Periyotlar sonunda işletmeye açma oranı % 67,22 ve yol yoğunluğu 17,07 m/ha olarak hesaplandı. Uzman görüşüne başvurularak optimal yol yoğunluğu ve işletmeye açma oranına ulaşıldı. Tasarlanan maliyet yüzeyinde en uygun maliyetli güzergah hesabı ile orman yol ağlarının planlanmasında yeni bir model ortaya kondu. Anahtar Kelimeler: Çok Kriterli Değerlendirme, Baltalık İşletmesi, Koru İşletmesi, Orman Yol Ağı, Planlama Modeli
In this study, it was aimed to reconstruct the forest road network in the conversion of Coppice Forests to High Forests. The forest land and the forest road network located in Yaylacık Forest Enterprise Chief of Tokat Forest Enterprise Directorate in Amasya Regional Forest Directorate was determined as study area. In this work stages, firstly, the criteria-decision variables (ground slope, aspect, road density, road space, land use, distance to the main stream) to be used in the forest road network planning were determined. Each criterion was scored and rated within. In relations between couples, three different ways of weight calculation were made. The values of decision variables were transferred to GIS environment. Linear Fuzzy Logic Memberships were determined by using Fuzzy Theory and the social cost surface was created. Constraints were determined for the cost surface in order not to exceed 12% vertically. Wood storage in the study area was selected as the central point and 64 nodes (landings) were determined by using LCP. Forest road network was planned temperately in three planning periods with 10 years intervals. As a result of the periods, the rate of opening for the management was calculated as 67,22 % and road density was 17,07 m/ha. Expert opinion and road density was achieved by applying the optimal ratio for commissioning. Using the scope of determining optimum route based on the envisioned cost surface, a new model was developed in planning forest road networks. Key Words: Multi-Criteria Evaluation, Coppice Forest Management, High Forest Management, Forest Road Network, Planning Model
Environmental Sensitive Some Road and Transportation Techniques in Forest Engineering
A Combined Loading System Integrated With Portable Winch And Polyethylene Chutes For Loading Of Timber Products
İnsansız Hava Araçları İle Yüksek Hassasiyette Sayısal Yükseklik Modeli Üretimi ve Ormancılıkta Kullanım Olanakları
The Effects on Soil Compaction of Timber Skidding by Tractor on Skid Road in Plantation Forest in Northern Turkey
Productivity and Costs of Timber Extraction by Urus MIII Skyline Yarder in Northeast Turkey
İnsansız Hava Araçlarının Orman Yollarının Projelendirilmesinde Kullanım Olanakları
Helicopter Logging Method for Reduced Impact Timber Harvesting Operations
Isparta Davraz kayak merkezinde çığ tehlike analizi
Tez Özetleri
Bu tez kapsamında yapılan çalışmalar temel olarak ikiye ayrılmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Isparta-Davraz Kayak Merkezi'ni içerisine alan yakın bölge için çığ tehlike gösterim haritası üretilmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen CBS tabanlı çığ tehlike gösterim haritası üretimi işlemi 3 temel aşamaya ayrılmaktadır: 1) potansiyel başlama bölgelerinin belirlenmesi, 2) iki boyutlu çığ simülasyonları ile çığ akma sınırlarının belirlenmesi ve 3) çığ tehlike gösterim haritalarının üretilmesidir. Potansiyel çığ başlama bölgeleri topoğrafik parametrelerden yararlanarak CBS tabanlı otomatik şekilde belirlenmiştir. Potansiyel başlama bölgeleri belirlendikten sonra her bir başlama bölgesinden meydana gelebilecek çığın akma sınırları yani tehlike sınırlarının belirlenmesi için iki boyutlu çığ simülasyonları yapılmıştır. Bu kapsamda ELBA+ iki boyutlu dinamik çığ simülasyon yazılımı kullanılmıştır. Daha sonra ELBA+ çığ simülasyon sonuçlarından LSHM4ELBA+ algoritması ile çığ tehlike gösterim haritası üretimi gerçekleştirilmiştir. Buna göre çalışma alanında 539 tane başlama bölgesi belirlenmiştir. Potansiyel başlama bölgelerinin toplam alanı 555,1 ha (çalışma alanının %10,2'si)'dir. Alanda belirlenen potansiyel başlama bölgelerinden kopabilecek çığların tehlike sınırları ise toplamda 1560,87 ha (çalışma alanın %28,6'sı)'dır. Tez kapsamında yapılan ikinci çalışmada ise 08.01.2012 tarihinde saat 10:30 da Davraz Kayak Merkezi'nde meydana gelen çığın geri hesaplaması RAMMS yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla iki ayrı senaryo için simülasyon gerçekleştirilmiştir. Birinci senaryoda 100 yıl tekerrür aralıklı bir olayı için kırılma derinliği 1,5 m olarak simülasyon gerçekleştirilirken, ikinci senaryoda 08.01.2012 tarihli çığın geri hesaplaması için çığ anındaki kırılma derinliği (son 3 günlük meteoroloji verisinden 0,91 m olarak hesaplanmıştır) kullanılarak simülasyon gerçekleştirilmiştir. Simülasyon 1 sonuçlarına göre çığın durma mesafesi 08.01.2012 tarihli çığın araziden tespit edilen durma mesafesinden yaklaşık 180 m daha ileride durmuştur. Çığ malzemesinin akış yüksekliği de 5,7 m'ye çıkmaktadır. Senaryo 2 kapsamında yapılan kalibrasyon denemeleri sonucunda sürtünme parametreleri μ=0.190 ve ξ=2500 için simülasyon sonuçları 08.01.2012 tarihli çığın araziden tespit edilen akma sınırları ile örtüşmektedir. Bu sonuçlara göre çığın akış yüksekliği maksimum 3,8 m olarak elde edilmiştir. Çığın akma sınırları içerisinde kalan teleferik hattı boyunca çığ akış yüksekliği ise en yüksek 1,5 m civarında seyretmektedir. Çalışmada meydana gelen çığın hız ve etki basıncına ilişkin bir gözlem olmamasından dolayı simülasyon sonuçları ile elde edilen hız ve etki basıncı değerleri doğrulanamamaktadır. Ancak çığın akış yüksekliği teleferik hatlarında meydana gelen hasarlar yardımıyla doğrulanabilmektedir. Yapılan incelemelere göre çığ anında gözlemlenen akış yüksekliği ile simülasyon sonucu elde edilen akış yüksekliğinin uyumlu olduğu gözlenmektedir. Anahtar sözcükler: Çığ, Davraz, Geri hesaplama, Tehlike gösterim haritası, RAMMS
Studies carried out within the scope of this thesis are basically divided into two. In the first part of this study avalanche danger map is produced for nearest area which takes Davraz Ski Center in it. The Geographical Information Systems based avalanche map generation process carried out in the study is divided into 3 basic stages: 1) Identification of potential avalanche start zones, 2) Determination of the avalanche flowing borders with two-dimensional avalanche simulations 3-) Producing avalanche danger maps potential avalanche start zones are automatically determined based on GIS using topographic parameters. After determining potential avalanche starting zones, two dimensional avalanche simulations are made to determine avalanche flowing borders namely avalanche danger borders for each avalanche starting zone. In this context ELBA + two dimensional dynamic avalanche simulation software is used. Then an avalanche danger indicator map was produced from ELBA + avalanche simulation results by LSHM4ELBA + algorithm. According to that, 539 (Five Hundred Thirty Nine) start zones have been identified in the study area. The total area of potential starting areas is 555.1 ha (10.2% percent of the work area). The hazard boundaries of the avalanches that may occur from the potential starting areas determined in the area are 1560,87 ha (hectares) in total (28,6% of the work area). In the second part of this study which is carried out within the scope of this thesis, recalculation of an avalanche which was occurred in 08.01.2012 at 10:30 am Davraz Ski Center is made with using of RAMMS software. For this purpose, simulations were carried out for two different scenarios. In the first scenario, for a 100-year intermittent event, a simulation with a depth of refraction of 1.5 m was carried out, while in the second scenario, a simulation was carried out using the refraction depth (calculated as 0.91 m from the last 3 days meteorological data) for the avalanche recalculation dated 08.01.2012. According to Simulation 1 results, the avalanche stopping length is 180 meter more than the avalanche which was occurred in 08.01.2012 which was determined in the field work. The maximum flow height of the avalanche material is 5,7 m. Simulation results for the friction parameters μ = 0.190 and ξ = 2500 as a result of the calibration tests performed under Scenario 2 coincide with the outflow boundaries which are determined in the field of the avalanche dated 08.01.2012. According to these results, the maximum flow height of the avalanche was obtained as 3.8 m. The maximum height of the avalanche flow along the cable car line within the boundaries of the avalanche flows is about 1,5 m. In this study there are no observations about the speed and impact pressures that occur in the field, the speed and impact pressures values obtained with the simulation results cannot be verified. However, the height of the avalanche can be verified with the help of damages from the cable car lines. According to the studies made, it is observed that the flow height observed at the time of the avalanche and the flow height obtained after the simulation are compatible. Key words: Avalanche, Davraz, Back calculation, Danger indication map, RAMMS
Saptırma Duvarlarının Çığ Kontrol Önlemi Olarak Trabzon Araklı Kayaiçi Köyünde Projelendirilmesi
Landslide Susceptibility Assessment of Forest Roads
Fuzzy rule based landslide susceptibility mapping in Yığılca Forest District Norhtwest of Turkey
Evaluation of forest roads conditions in terms of landslide susceptibility in Gölyaka and Karduz Forest Districts (Düzce-Turkey)
FORESTVET 2013 1 TR1 LEO05 47503
The relationship between fire number and burned area in Antalya İzmir and Muğla regions in Turkey
CLIMATE CHANGE AND FOREST FIRE TREND IN THEAEGEAN AND MEDITERRANEAN REGIONS OF TURKEY
What is the best option for 10 20mm renal pelvic stones undergoing ESWL in the pediatric population stenting alpha blockers or conservative follow up
Effects of Work Types and Workload on Certain Anthropometric Parameters in Forestry Workers
A Study on Determining the Physical Workload of the Forest Harvesting and Nursery Afforestation Workers
Planning Optimum Logging Operations through Precision Forestry Approaches
FARKLI AĞAÇ TÜRLERİ ÜZERİNDE MOTORLU TESTERELERDEN OPERATÖRE İLETİLEN EL KOL TİTREŞİMLERİNİN İNCELENMESİ
Evaluation of work health and safety under legal scope in forest harvesting
REBA YÖNTEMİNİN ORMANCILIK FAALİYETLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Determınatıon of the perceptıons of secondary educatıon students towards envıronment and nature
Orman Yol Ağının Ormanın Konumsal Yapısı Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması SDU BAP 2565 M 10
Kent Ağaçları Bilgi Sistemi Modeli TUBİTAK 110Y301
Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanındaki Sedir ve Meşe Meşcerelerinin Yapı Analizi TÜBİTAK 2209 A
Coğrafi Bilgi Sistemleri Kullanılarak Ekolojik Faktörlerin Bazı Asli Ağaç Türlerinin Konumsal Dağılımına Etkilerinin İncelenmesi Proje no 2358 YL 10
Coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak ekolojik faktörlerin bazı asli ağaç türlerinin konumsal dağılımına etkilerinin incelenmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında ekolojik faktörlerin bazı asli ağaç türlerinin konumsal dağılımına etkileri incelenmiştir. Bu ekolojik faktörler yükseklik, eğim, bakı ve anakaya tipidir. Buna ek olarak, bu ağaç türlerinin hangi arazi kullanım kabiliyet sınıfı üzerinde yayılış gösterdiği de incelenmiştir. Çalışma alanı olarak Türkiye'de Akdeniz Bölgesindeki hem denize kıyı ve hem de deniz ardı orman alanlarını örneklemesi açısından Finike, Elmalı ve Akseki Orman İşletme Müdürlüklerindeki ormanlar tercih edilmiştir. Sayısal meşcere tipi haritaları kullanılarak çalışma alanındaki asli ağaç türlerinin konumsal ve alansal dağılımları coğrafi bilgi sistemi yardımıyla analiz edilmiştir. Yükseklik ve anakayanın ağaç türlerinin konumsal dağılımına etki eden en önemli ekolojik değişkenler olduğu tespit edilmiştir. Eğim de üzerinde bulunan ağaç türlerini etkileyen diğer önemli bir ekolojik faktördür. Bakının ise bazı farklılıklar içermesine rağmen, ağaç türlerinin dağılımına etkisi nispeten daha düşük olan bir ekolojik değişken olduğu ortaya çıkmıştır. Arazi kullanım kabiliyet sınıfları açısından yapılan değerlendirmede, çalışma alanındaki ağaç türlerinin yoğun olarak 7. ve 8. sınıf araziler üzerinde yayılış gösterdiği tespit edilmiştir.
In this thesis, the impacts of ecologic factors on the spatial distribution of some main tree species were analyzed. These ecologic factors included elevation (altitude from sea level), slope, aspect and bedrock types. Moreover, the land use capability classes, on which these tree species were distributed, were also investigated. Forest areas in Finike, Elmalı and Akseki regions were chosen as the study area since they represented both the coastal and inland areas in the Mediterranean Region of Turkey. The spatial and areal distribution of the main tree species in the study area was analyzed using digital stand type maps by means of the Geographic Information System. It was found that elevation and bedrock types were the most important ecological factors that affected the distribution of the tree species. Slope was also another ecological factor that essentially affected the distribution of the tree species. However, the effects of aspect on the distribution of the tree species were relatively low even though there were some variations. The assessment of the land use capability classes revealed that the tree species in the study area were intensely distributed on the 7th and 8th classes.
UZAKTAN ALGILAMA VE COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ KULLANARAK ORMAN YANGIN TEHLİKE HARİTALAMASI BARTIN ORMAN İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ
ORMAN YOLU İNŞAATININ BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM PROGRAMI İLE PROJELENDİRİLMESİ
Kentsel Sürdürülebilirliğin Sağlanmasında Tarımsal Peyzaj Karakterinin Rolü Bartın Örneği
ORMAN YOLLARININ BİLGİSAYAR DESTEKLİ TASARIM METODU İLE PROJELENDİRİLMESİ
MULTITEMPORAL ANALYSIS 1975 2011 OF VEGETATION CHANGES IN URBAN LAND USES CASE OF THE CITY OF BARTIN TURKEY
Use of spatial pattern analysis to assess forest cover changes in the Mediterranean region of Turkey
Orman Yolu Güzergâhı Ve Geometrik Standartlarının Sürüş Analizi Yöntemi İle Araç Tipine Bağlı Olarak Düzenlenmesi
Yığılca Orman İşletme Müdürlüğü nde CBS Tabanlı Bulanık Heyelan Duyarlılık Haritalarının Oluşturulması ve Yol Heyelan İlişkileri Açısından Değerlendirilmesi
Orman Yolu Yapım Yönteminin Teknik Sonuçlarının Araştırılması ve Yeni Yöntem Önerisi Bolu Bölge Müdürlüğü Örneği
Ormancılıkta Değişik Amaçlarla Kullanılan Patikalar
Orman Fidanlıklarında Fidan Repikaj İşlerinde Çalışma Duruşlarının REBA Yöntemi İle Analizi
Orman Yolu Güzergahı ve Geometrik Standartlarının Sürüş Analizi Yöntemi ile Araç Tipine Bağlı Olarak Düzenlenmesi
Orman Yollarının Dinamik CAD Tabanlı Yazılımlarla Projelendirme Olanakları
Orman Yollarında Büyük Onarım Plan ve Projelerini Biligsayar Destekli Olarak Hazırlanması NP 31702
2013 1 TR LEO05 47503 SFM on Forest developing the Vocational Education Modules for Implementing Sustainable Forest Management FORESTVET
Orman yollarının teknik yeterliliklerinin tespiti ve haritalanması üzerine bir araştırma: Karacaören İşletme Şefliği örneği
Tez Özetleri
Orman yollarının işlevlerini en iyi şekilde ve uzun süre yerine getirebilmesi için Orman yol ağını oluşturan yolların teknik yeterlilik değişkenleri ve bu değişkenlerin belirteçleri belirlenerek CBS veri tabanında haritalandırılarak her bir orman yol geçkisinin teknik yeterlilik durumunun belirlenmesi ve topografik faktörlerle olan ilişkisi bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında orman yol ağını oluşturan yolların teknik yeterliliklerinin belirlenmesi için incelenen 11 farklı değişken; platform genişliği, hendek, kurp ve laselerde yol genişleme, üstyapı, hidrolojik yapı, yol gölgelenme, kazı-dolduru şevi stabilizasyonu, platformda bozulma, düşey eğim ve yol platformunda bitki yetişmesi durumlarıdır. Her bir orman yolu parçasının teknik yeterlilik durumunun konumsal olarak belirlenmesiyle orman yol ağının teknik yeterlilik düzeyinin haritalanması sağlanmıştır. Yine topografik faktörlerden eğim, bakı, toprak özelliklerin orman yollarının teknik standart durumu üzerine olan etkisi GIS ve SPSS yazılımı kullanılarak ortaya konulmuştur. Sonuç olarak orman yollarına ait 11 adet teknik yeterlilik değişkenin her birinin yeterli durumda olmayan miktarları ve konumları belirlenmiş olup, platform genişliğinin ve hendek genişliğinin standartlara uygun düzeyde yapılmadığı tespit edilmiştir. Çalışma ile; yol bakım-onarım önceliklerinin tespiti ve öncelik noktalarının konumlarının belirlenmesi sağlanmıştır. Topografik faktörlerden eğimin platform genişliğine, bakının hendek durumu, platform bozulma durumu, yol platformunda bitki yetişmesi üzerinde, toprak özelliklerinden; toprak derinliğinin platform genişliği, hendek durumu, kazı şevi stabilizasyonu, yol platformunda bitki yetişmesi üzerinde, diğer toprak özelliklerinin platform genişliği, kazı şevi stabilizasyonu, yol platformunda bitki yetişmesi üzerinde, erozyonun platform genişliği, kazı şevi stabilizasyonu, yol platformunda bitki yetişmesi üzerinde etkisi olduğu belirlenmiştir. Böylece topografik faktörlerin değerlendirilmesiyle uygun yol güzergahlarının tespit edilmesi de sağlanabilecektir. Anahtar Kelimeler: Orman yolu, orman yolu değişkenleri, CBS,topoğrafik faktörler
Abstract: Taking the necessary precautions are required to serve functions of forest roads best for a long time, determining statuses of their technical competences. With this study, determining technical competence variables of forest roads and markers of this variables, retaining status of technical competence of each forest road according to each variable and mapping in CBS database and relationship between technical competence and topographic factors was introduced. Within the scope of the study, 11 variables that were used in the assessment of the technical competence of roads that constitute forest road network; platform width, ditch, expansion in curves and hairpin curves, superstructure, hydrological structure, road-shadow condition, excavation-fill side slope, deformation in platform, vertical slopes, plant growth in platform. with determining of the technical competence status part of each forest road, also mapping level of the technical competence of a forest road network was made in GIS. Also impacts of topographic factors, namely slope, aspect and soil characteristics, to technical sufficiency variables were manifested using SPSS and GIS software. As a result, quantities and locations of 11 variables, length of roads that lack technical standards quality in the study area are determined. Thus, forest roads had non-standard platform width measurements and did not have ditches or had ditches that lacked usable quality. The results of this study were be useful in the decision making of road maintenance priorities. Topographic factors, namely land slope had an impact on platform width; areas' being shady/sunny had impacts on ditch condition, platform degretation condition, and plant growth on road platform; soil depth, one of soil characteristics, had impacts on platform width, cut slope stability, and plant growth on road platform; other soil characteristics, one of soil characteristics, had impacts on platform width, cut slope stability, and plant growth on road platform; erosion, one of soil characteristics, had impacts on platform width, cut slope stability, and plant growth on road platform. Thus, it will be provided that determining of appropriate alignment through the evaluation of topographic factors. Key Words: Forest road, forest road variables, GIS, topographic factors
Estimating Above Ground Carbon Biomass Using Satellite Image Reflection Values A Case Study In Camyazi Forest Directorate Turkey
Effects of Harvesting Activities on Litter Decomposition Rates of Scots Pine Trojan Fir and Sweet Chestnut
Orman Yol Ağının Ormanın Konumsal Yapısı Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması
'Odun Hammaddesi Üretim İşlerinde Risk Değerlendirmesi
Üretim İşlerinde Hassas Ormancılık Yaklaşımı Kavramsal Çerçeve
Dağlık Arazide Tomrukların Oluk Sistemi ve Tomruk Başlığı Kullanılarak Yukarı Doğru Çekilmesine Yönelik Bir Portatif Vinç Sistemin Uygulanması
Arazide Tomrukların Oluk Sistemi ve Tomruk Başlığı Kullanılarak Yukarı Doğru Çekilmesine Yönelik Bir Portatif Vinç Sistemin Uygulanması
Ulaşım ve Taşıma Amaçlı AcarT750 Tekray Tekniği
Tomrukların Kamyona Yüklenmesi İçin Geliştirilen Yeni Bir Kombine Yükleme Sistemi (El Vinci ve Oluk Kombinasyonu
Orman Depolarındaki Olası Risk Etmenlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Değerlendirilmesi
Assessment on uphill yarding with the combination of log chute and portable winch European Journal of Forest Engineering
Assessment on Uphill Yarding with The Combination of Log Chute and Portable Winch
Assessing the Accuracy of Tree Diameter Measurements Collected at a Distance
Orman Yollarında Büyük Onarım Plan ve Projelerinin Bilgisayar Destekli Olarak Hazırlanması
Ecological Infrastructures on Road Networks in and around Forested Areas
ORMAN YOLU YAPIM YÖNTEMİNİN TEKNİK SONUÇLARININ ARAŞTIRILMASI VE YENİ YÖNTEM ÖNERİS BOLU BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ ÖRNEĞİ
Tarım traktörleriyle bölmeden çıkarmada meydana gelen toprak ve fidan zararlarının araştırılması
Orman Yolu İnşaat Sürecinde Yaklaşık Maliyet ve Hakediş Değerlerinin Araştırılması
Evaluation of forest road networks located in Karadeniz Technical University Research and Practice Forest
Orman Yollarının Dinamik CAD Tabanlı Yazılımlarla Projelendirme Olanakları NP 37115
Temporal changes in carbon and nitrogen levels in sediment from paved and unpaved forest roads
Acidity Ph And Electrical Conductivity Changes Of Runoff Water From Ditches Of Paved And Unpaved Forest Roads
Risks Factors Associated with Post-Fire Salvage Logging Operations
TRABZON İLİ ÇAYKARA İLÇESİ ÇIĞ TEHLİKE HARİTASI YAPIM PROJESİ
MELEN BARAJ HAVZASI HEYELAN TEHLİKE HARİTASI YAPIM PROJESİ
CBS Tabanlı Bulanık Heyelan Duyarlılık Haritalarının Oluşturulması ve Yol Heyelan İlişkileri Açısından Değerlendirilmesi
Teknik Önlemlerle Heyelan Kontrolu Ordu İli Çamaş İlçesi Domuşu Heyelanı Örneği
Avalanche Control with Mitigation Measures A Case study from Karaçam Trabzon Turkey
Productivity and cost of rubber - Wheel-tyred tractor in a Northern pine plantation forest of Turkey
Eko turizm kapsamında Ilgaz Dağı Milli Parkı nda yürüyüş rotaları ile kamp alanlarının tespiti ve ekonomik potansiyelinin belirlenmesi
Doğu Kayını ve Uludağ Göknar ının Doğal Meşcerelerindeki Birlikteliğinin CBS Yardımıyla Analizi
DETERMINATION OF CARBON STOCK CHANGES BIOMASS MODELS OR BIOMASS EXPANSION FACTORS
Climate Change in prospect for the West Black Sea Forests
Üretim planlamasında hassas ormancılık üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
Doğal kaynakların başında gelen ormanların bugünün ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için hassas ormancılık esaslarına göre yönetilmesi gerekmektedir. Hassas ormancılık yaklaşımı; ormancılık çalışmalarında ekonomik, çevresel ve sürdürülebilir kararlar alınabilmesi için modern teknikler ve teknolojik araçlar kullanarak orman kaynaklarından optimum verim sağlamayı ve çevre zararlarını en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, dağlık arazilerde asli orman ürünlerinin (tomruk, tel direği, maden direği, sanayi odunu, yakacak odun) üretimi sırasında gerçekleştirilen iş aşamaları saatlik verim ve çevresel açıdan incelenerek, hassas ormancılık üzerine araştırmalar gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, zaman etüdü yöntemi ve hassas ormancılık uygulamalarında yaygın olarak tercih edilen CBS ve bilgisayar destekli karar destek sistemleri kullanılmıştır. Arazi çalışmaları sırasında; kesme, dal alma ve boylama aşaması motorlu testereyle; kabukların soyulması aşaması balta ve kabuk soyma aparatıyla; bölmeden çıkarma aşaması oluk sistemi, benzinli el vinci ve tarım traktörüyle (kablo çekimi); kamyona yükleme aşaması ise insan gücü, elektrikli vinç ve yükleyiciyle gerçekleşmiştir. İstatistiksel yöntemler kullanılarak üretim çalışmalarındaki aşamaların verimleri üzerinde etkili olan faktörler (eğim, hacim, mesafe vb.) belirlenmiş ve her bir üretim aşaması için toplam iş akışı zamanını temsil eden regresyon modelleri geliştirilmiştir. Ayrıca, kesme, dal alma ve boylama aşamasında, kabukların soyulması aşamasında ve bölmeden çıkarma aşamasında meydana gelen kalan ağaç zararları belirlenerek, kalan ağaçlarda meydana gelen meşcere zararları üzerinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Asli orman ürünlerinin üretimi aşamalarında alternatif yöntemler hassas ormancılık yaklaşımı ile değerlendirilerek her bir aşama için optimum yöntem seçilmiştir. Üretim çalışmalarının ilk aşaması olan kesme, devirme, dal alma ve boylama çalışmalarında sadece motorlu testere kullanıldığından bu aşama için bir tercih söz konusu olmamıştır. Kabuk soyma aşamasında, balta ve motorlu testereye monte edilen kabuk soyma aparatı değerlendirilmiş ve kabuk soyma aparatının kullanılması durumunda saatlik verim yaklaşık beş misli daha yüksek bulunmuştur. Çalışmada uygulanan alternatif bölmeden çıkarma yöntemleri hassas ormancılık yaklaşımı dikkate alınarak, verim ve çevresel (kalan ağaç zararı) açıdan değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) tabanlı çalışan Expert Choice yazılımı kullanılarak beş farklı senaryo için eğim, hacim ve mesafe kriterleri dikkate alınarak optimum bölmeden çıkarma yöntemi belirlenmiş ve tüm bölmeden çıkarma yöntemleri önem derecelerine göre sıralanmıştır. Senaryo I için tarım traktörüyle ortalama 30 m'lik kablo çekimi suretiyle bölmeden çıkarma yöntemi (T1) en yüksek verime sahip yöntem olarak belirlenmiştir. Senaryo II'de ise 20 m'lik sürütme mesafesine sahip benzinli vinç yönteminin (B1) en az kalan ağaç zararı oluşturan yöntem olduğu tespit edilmiştir. Saatlik verim ve kalan ağaç zararına eşit derecede önem verilen Senaryo III için ortalama 40 m'lik sürütme mesafesine sahip benzinli vinç yönteminin (B2) en uygun bölmeden çıkarma yöntemi olduğu belirlenmiştir. Verime kalan ağaç zararına oranla daha fazla önem verilen Senaryo IV için tarım traktörüyle ortalama 30 m'lik kablo çekimi suretiyle bölmeden çıkarma yönteminin (T1) en uygun yöntem olduğu tespit edilmiştir. Kalan ağaç zararının ön plana çıktığı Senaryo V için ortalama 20 m'lik sürütme mesafesine sahip benzinli vinç yöntemi (B1) en az kalan ağaç zararı oluşturan yöntem olarak belirlenmiştir. Son aşamada, her bir senaryo için AHY ile belirlenen bölmeden çıkarma yöntemleri arazinin eğim sınıfları haritası ile çakıştırılarak çalışma alanı koşullarına en uygun primer transport planı geliştirilmiştir. Bölmeden çıkarma aşamasında sonra, yükleme çalışmaları kapsamında elle yükleme, elektrikli vinçle yükleme ve yükleyiciyle yükleme yöntemleri değerlendirilmiştir. En verimli yöntemin elektrikli vinçle yükleme olduğu, bunu elle yükleme ve yükleyiciyle yüklemenin takip ettiği belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen genel sonuçlar, hassas ormancılık yaklaşımı çerçevesinde çevresel kaynakların korunması, üretim aşamalarında ekonomik, çevresel ve sahaya özel çalışmaların planlanması ve ekonomik değeri yüksek ve kaliteli ürünlerin üretilmesi ilkelerinin uygulamaya koyulması ülke ormancılığımıza önemli katkılar sağlayacağını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Üretim planlaması, Hassas ormancılık, Kalan ağaç zararı, Analitik Hiyerarşi Yöntemi, Primer transport planı
The forests as one of the essential natural resources should be managed according to principles of precision forestry in order to meet needs of today's and future's generations. Precision forestry approach aims to provide optimum productivity from forest resources and to minimize environmental damages by using modern techniques and technological tools in order to make economic, environmental and sustainable decisions in forestry activities. In this study, the objective was to conduct researches on precision forestry by analyzing work stages during extraction of wood-based forest products (log, wire pole, mine pole, industrial wood, fire wood) in mountainous regions, considering hourly productivity and environmental effects. In this concept, time study method and common precision forestry tools including GIS and computer-based decision support systems were used. During the field studies; felling, delimbing, and bucking stages were performed by a chainsaw; debarking stage was done by using either axes or debarking tool attached on a chainsaw; logging stage was performed by chute system, gas-powered portable winch, and farm tractor (cable pulling); loading stage was done by manual loading (human power), electricity-powered winch, and loader (shovel). The factors (slope, volume, distance, etc.) effecting productivity of these stages were determined by using statistical methods and regression models representing total time workflow of each stage were developed. Besides, residual stand damages occurred during felling, delimbing, and bucking stages, debarking stage, and logging stage were determined and the factors effecting residual stand damage were examined. Alternative methods used in extraction of wood-based forest products were evaluated according to precision forestry approach and optimum method for each stage was selected. Since only chainsaw was used during felling, delimbing, and bucking stages, as the first stage in extracting forest products, there was no selection for this stage. For debarking stage, axes and debarking tool attached on a chainsaw were evaluated and it was found that hourly productivity of debarking tool was about five times higher than that of axes. The alternative logging methods implemented during the study were evaluated according to productivity and environmental effects (residual stand damage), considering precision forestry approach. In this concept, optimum logging methods were determined for five different scenarios by using Analytical Hierarchy Process (AHP) based Exper Choice program, considering slope, volume, and distance criteria and then all logging methods were ranked according to their priorities. For Scenario I, farm tractor system (T1) with average of 30 meters cable pulling distance provided the highest productivity. It was found that gas-powered portable winch system (B1) with 20 meters of skidding distance resulted in minimum stand damage in Scenario II. For Scenario III where hourly productivity and residual stand damage was equally important, gas-powered portable winch system (B2) with 40 meters of skidding distance was found to be the optimum logging method. For Scenario IV where the productivity was more important than residual stand damage, farm tractor system (T1) with average of 30 meters cable pulling distance was chosen to be the optimum logging method. For the last scenario where residual stand damage was more important than the productivity, gas-powered portable winch system (B1) with 20 meters of skidding distance was found to be the optimum logging method. In the final stage, optimum logging methods determined for each scenario by using AHP were overlaid by slope classes map to generate primer transportation plan which was the most suitable for the study area. After logging stages, manual loading (human power), electricity-powered winch, and loader (shovel) methods were evaluated in loading stage. It was found that the most productive method was electricity-powered winch, followed by manual loading and loader methods. The overall results indicated that implementing main principles of precision forestry approach including protection of environmental resources, planning economic, environmental, and site-specific operations in logging stages, and extracting high value and quality products will provide important contributions into Turkish forestry. Key Words: Forest planning, Precision forestry, Residual stand damage, Analytical Hierarchy Process, Primer transportation plan
Kahramanmaraş Orman İşletme Müdürlüğü'nde üretim işlerinde vahidi fiyat ve dikili satış yöntemlerinin karşılaştırılması üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
Orman varlığının tamamına yakınının devlete ait olduğu ülkemizde, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren planlı üretime geçiş için çaba sarf edildiği görülmektedir. Planlı üretim öncelikle mültezimler eliyle gerçekleştirilmek istenmiştir. Bu dönemde gerekli denetimin yapılamaması sonucu yoğun orman tahribatı yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile birlikte orman tahribatı durdurulmak istenmiş ve iltizam ormancılığına son verilmiş, devlet ormanlarından üretimin devlet tarafından yapılması politikası benimsenmiştir. Ürünlerin pazarlanmasında sorunların yaşanması ile birlikte üretim maliyetlerini azaltma çabasına girişilmiş, bu bağlamda 1996'dan itibaren alternatif bir yöntem olarak dikili ağaç satışı uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada Kahramanmaraş Orman İşletme Müdürlüğü Çınarpınar Orman İşletme Şefliği' nde kesim çağına gelmiş silvikültür planına göre tensil programında bulunan ve dikili satışa konu 112/A nolu bölme Çzcd1 meşçere tipi ve 282/B nolu bölmede Çzcd2 meşcere tipi uygulama alanı olarak seçilmiştir. Araştırma alanı seçiminde çalışma bölgesinden tez konusuna ilişkin üretim yöntemlerinin hepsinin var olmasının yanında, yoğun ormancılık faaliyetleri ile araştırma sahası maliyet verileri etkili olmuştur. Çalışmada İşletmenin karlılığı açısından hangi satış yönteminin daha ekonomik olacağı farklı iki bölmede dikili ağaç satış yöntemi ve vahidi fiyat yöntemi verileri karşılaştırmak sureti ile orta konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca üretim yapılan bölmelerde meşcere zararı açısından herhangi bir farklılık olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.
The state-owned assets to the substantially all of forest near the end of the Ottoman Empire period in our country since the effort was planned for the transition to production can be seen. Were asked to be carried out first hand leaseholder of planned production. During this period can not be done as a result of the necessary inspection of dense forest destruction has occurred. Turkey with the founding of the republic of forest destruction be stopped and requested an end to forestry taxfarming given by the state canceled the production of the state forest policy has been adopted. Marketing of the products with problems experienced in efforts to reduce production costs to be entered, began to apply as an alternative method of standing sales of trees. In this study, Çzcd1 stand type in number 112/A compartment and Çzcd2 stand type in number 282/B compartment which have come to their cutting age in Kahramanmaraş Forestry Department Çınarpınar Forest Sub-District Directorate and according to silviculture found in tensile program, and are a topic for sewn sales, were chosen as research area. In the selection of research area, besides all the production methods from study area to thesis topic, intense forestry activities and research area cost data were effective. In this study, in terms of business profitability which sales method would be more economical were tried to be found in two different compartments by comparing Selling Standing Timber method and unit price method data. Also, in production compartments in terms of stand loss any difference was tried to be determined.
Üretim Planlamasında Hassas Ormancılık Üzerine Araştırmalar
Dağlık Arazide Kalın Çaplı Odun Hammaddesinin Bölmeden Çıkarılmasında Oluk Sistemi Uygulanmasının Ekonomik ve Ekolojik Açıdan Değerlendirilmesi
Benzinli El Vincinin Odun Hammaddesinin Bölmeden Çıkarılmasında Kullanım İmkanları
Belgrad Ormanındaki yolların rekreasyonel kullanım ve yeterlilik analizi
Determining ergonomic factors of loading machines using in forestry operations in Turkey
Ormancılıkta Üretim Yöntemleri İş Aşamalarının Owas Metodu İle İncelenmesi
Küre Dağları Milli Parkı nın Ziyaretçi Etki Yönetimi Yaklaşımı ile Değerlendirilmesi
Arazi örtüsü ve meşcere tipi değişkenlerini yüksek konumsal çözünürlüklü uydu verileri ile belirleme olanaklarının araştırılması Proje no 2561 M 10
Relationship of tree height with soil properties soil and needle nutrients in Cedar (Cedrus libani A. Rich.) plantations
Mapping forest fire in relation to land cover and topographic characteristics
A Hierarchical Approach to Estimate Spatially Available Potential of Primary Forest Residues for Bioenergy
Yüksek çözünürlüklü uydu verileri ile obje tabanlı görüntü analizleri
Tez Özetleri
Ormancılık çalışmalarında uzaktan algılama teknolojilerinden oldukça uzun zamandır faydalanılmaktadır. Geleneksel yersel ölçümler ve fotogrametrik yöntemler ile görece daha doğru veriler elde edilebilirken çok daha fazla insan gücü ve zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışmanın en önemli yönü, yüksek mekânsal çözünürlüğe (<1 metre) sahip multispektral uydu görüntülerinde obje (nesne) tabanlı sınıflandırma yöntemlerinin ormanlık alanlarda, ormancılık amaçları için kullanılabilirliğinin araştırılmış olmasıdır. Ağaç bireyi ve meşcere bazında yapılmış olan bu araştırma ile ormancılık çalışmalarında çok zaman alan birtakım problemler için çözüm yolları aranmıştır. Ülkemiz şartlarında yüksek mekânsal çözünürlüklü multispektral ve hiperspektral görüntü alımlarının henüz hava taşıtlarıyla yapılamamasından dolayı ulaşılabilen en son teknolojik olanaklara sahip uydu verileri kullanılarak yapılan bu çalışmanın, Ülkemiz ve uluslararası ölçekte bir örnek niteliğini taşıyacağı düşünülmektedir.
Remote Sensing technologies have been used quite a long time in forestry applications. While the more acquired data can be obtained with traditional survey and photogrammetric techniques, they required relatively more manpower and time consuming. The most important characteristics of this research will bring the new opportunities for forestry applications by using the object-based classification methods with multispectral satellite images that have high spatial resolution (<1meter). In this individual tree and forest stand based research, the solutions searched with using high resolution satellite images for time consuming problems in forestry applications. This research with use the newest satellite images equipped with technological advantages will be the pioneer in the forestry applications and be the highly practical because of the acquiring of the multispectral and hyperspectral high resolution images with airborne systems is not available in Turkey.
FOREST FIRE HAZARD IDENTIFYING MAPPING USING SATELLITE IMAGERY GEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM AND ANALYTIC HIERARCHY PROCESS BARTIN TURKEY
Kurtkemeri orman işletme şefliğindeki orman yollarının planlama ve yapım kriterleri açısından irdelenmesi
Tez Özetleri
Ormancılık faaliyetlerinin etkin bir biçimde yürütülebilmesi için planlanmış ve yapılmış orman yollarından beklenen görevler; üretim, koruma, ağaçlandırma, rekreasyon ve yangınlardan koruma vs. aktivitelere hizmet etmek ve gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Orman yollarının uzun ömürlü olması yollara gerekli bakımın zamanında yapılması gibi hususlar orman yol ağlarının planlanmasında öne çıkmaktadır; ilk etütler Orman yollarının dağlımı, optimal ve dağlık arazide yol yapım çalışmaları ve transport planlarında yapılan düzenlemeler çok önemli unsurlardan bazılarıdır. İncelemeye söz konusu olan alan, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğü Kurtkemeri Orman İşletme Şefliği'dir. Yapılan çalışma ile çalışma alanındaki tüm orman yollarının mevcut durumları belirlenmiştir. Arazi çalışmaları ile orman hakkında tüm veriler toplanmıştır. Bu veriler ArcGIS bilgisayar program ile analiz edilmiştir.Yapılan bu analizler ile arazi hakkındaki tüm detaylı bilgiler elde edilmiş ve, coğrafi bilgi sistemlerinin veritabanı kapasitesi, veri güncellemesi ve sayısal arazi modelleri analizlerini Kurtkemeri Orman İşletme Şefliği alanı içerisinde 3 adet asfalt A tipi ormanyolu, 18 adet B tipi orman yolu belirlenmiştir. Bunların 4 adeti üst yapıya sahiptir. Geriye kalan 14 adet yolda ise üst yapı bulunmamakta, yani toprakyoldur. Alan içerisinde bulunan yolların toplam uzunluğu 81663 m'dir. Alan içerisindeki orman yolları hakkındaki tüm bilgilerin elde edilmesinde üç boyutlu arazi modelleri kullanılmıştır. Şefliğin toplam alanı 2832 ha'dır. Alanın yol yoğunluğu 28.83 m/ha olarak hesaplanmıştır. Bu oran ülkemiz orman yol yoğunluğu ortalamasından (20 m/ha) daha yüksek çıkmıştır. Yollar arasındaki aralıklar 300-500 m arasında değişiklik göstermektedir. Alan genelinde yol aralıkları olması gereken mesafelerdedir. Alan içerisinde yeni yol yapımı gereken bir bölge bulunmamaktadır. Orman yolları bir ağ şeklinde şeflik alanını kaplamaktadır. Mevcut yolların bakım ve onarım çalışmaları belirli periyotlarda yapılmalıdır.
The aim of the forest roads which are planned and constructed to perform forestry activities effectively are achieving and servicing the activities such as production, conservation, recreation and fire protection.Subjects such as providing durability in forest roads or perfect maintenance at proper time are some of the important elements under the name of prestudies of forest road distributions, road constructions in optimal and mountainous fields and arrangements on transport plans, which are featured in forest road network planning. The fieldwork of this study is Kurtkemeri Forest Sub-district Directorate which is affiliated to İstanbul Forest Regional Directorate. In this study current situations of all forest roads in the area are determined. All data is acquired by field survey. Acquired data is processed and analysed by using ArcGIS software. It is determined that the analysis made is an extremely important tool on preparing the numerical field model of the studied area which realizes the database capacity, data updates and numerical field model analysis of the geographical information systems. In the study 3 asphalt A-type roads and 18 B-type roads are found in the area which is belonged to the responsibility of Kurtkemeri Forest Sub-district Directorate. 4 of them have pavement. The other 14 roads does not have pavement, in another word they are unpaved roads. The total area of the responsibility area of the directorate is 2832 hectars and the total length of the roads in the area is measured as 81.6 kilometers. The road density of the area is calculated as 28.83m/hectar. This ratio is higher than the average forest road density of our country which is 20m/hectar. The distance between the roads are variable between 300-500 meters. In some regions of the area the distance is closer than the distance that must be. In addition to that, there are inactive and abandoned roads in the area. These inactive roads increase the road density of the area negatively as they are included in the road network plan. The area does not include any region that needs a new road construction. The forest roads cover the area as a network. Maintenance and the renovation of the roads must be performed within regular time periods.
Yüksek Çözünürlüklü Uydu Verileri İle Obje Tabanlı Görüntü Analizleri
Ormanlık Alanlarda Obje Tabanlı Görüntü Analizleri İle Birey Bazlı Verilerin Elde Edilmesi
Determining a Fire Potential Map Based on Stand Age Stand Closure and Tree Species Using Satellite Imaginary Kastamonu Central Forest Directorate Sample
Trends in Woody Biomass Utilization in Turkish Forestry
Stakeholders Perspectives on Utilization of Logging Residues for Bioenergy in Turkey
Hierarchical Approach to Estimate Spatially Available Potential of Primary Forest Residues for Bioenergy
Analysis of Pavement Materials on A Sample Forest Road Section in Demirkoy Region of Turkey
Productivity and Cost of Rubber Wheel Tyred Tractor in a Northern Pine Plantation Forest of Turkey
Orman İçi ve Kenarı Yol Ağlarında Ekolojik Sanat Yapıları Üzerine Araştırmalar
Orman içi ve kenarı yol ağlarında ekolojik sanat yapıları üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ekoloji konusundaki farkındalık nedeniyle toplum doğayı koruma bilinciyle hareket etmektedir. Günümüzde uluslararası sözleşmelerle ve bağlayıcı yasal tedbirlerle bu algı pekiştirilmektedir. Sonuç olarak, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi, bilimsel araştırmaların seyrini bu yönde değiştirmiş ve ekolojik tabanlı çalışmalara desteği arttırmıştır. Yol ağları, orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini güvenceye almak için ormanlık alanların içerisinden ve yakın çevrelerinden geçmektedir. Ancak, orman ekosistemleri arasında bariyer etkisi yaparak yaşam alanlarını parçalayan yolların iyileştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yol ağlarının orman ekosistemi üzerinde potansiyel ekolojik etkilerinin azaltılması ve önlenmesi için ileri teknolojiler kullanılarak bazı bilimsel yaklaşımlar sergilenmiştir. Ekosistemin önemli parçalarından olan yaban hayvanlarına ait yaşam alanlarının bozulması, değiştirilmesi, dönüştürülmesi ve kaybolması nedeniyle hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürememektedirler. Yaban hayvanlarının devamlılığını sağlamak için ekolojik geçitler ve ekolojik sanat yapıları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, ekolojik geçitler için uygun konumların belirlenmesi ve bu geçitlere uygun ekolojik sanat yapılarının uygulanması hedeflenmiştir. Çoklu disiplinler arası çalışma gerektiren bu yaklaşım, karar destek sistemleri ve geçmiş yıllarda elde edilmiş bilimsel sonuçlarla daha etkin çözümlemeleri ortaya koymayı sağlamaktadır. Ülkemiz için oldukça yeni konulardan olan ekolojik geçitlerin ve ekolojik sanat yapılarının Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı Çok Kriterli Değerlendirme (ÇKD) yöntemi kullanılarak modellenebileceği bu araştırma kapsamında değerlendirilmiş ve ortaya konmuştur.
In developed and developing countries public act according to perception of natural conservation due to awareness about ecology. Nowadays, this perception is emphasized by international agreements and legally binding measures. Thus, sustainable management of natural resources has shifted the course of scientific researches and supports on ecological based studies have increased. Road networks pass through and around forested areas in order to ensure sustainable management of forest resources. However, it is very important to improve roads, which cause habitat fragmentation due to barrier effect. A number of scientific approaches, using advanced technologies, have been presented to decrease the potential ecological effects of road networks on forest ecosystem. The wild animals, one of the important parts of ecosystem, face vital problems due to degradations, alterations, conversions, and losses in their habitats. Ecological passages and road structures are considered to guarantee sustainability of wild animals. In this study, it is aimed to determine appropriate locations for ecological passages and to implement suitable ecological road structures on these passages. This approach, which requires multi-interdiscipliner researches, can provide effective solutions by decision support systems and scientific results from previous studies. In this study; it was evaluated and proved that Geographical Information Systems (GIS) based Multi-criteria Evaluation (MCE) method can be used to model ecological passages and ecological road structures that are both new subjects in Turkey.
Orman içi ve kenarı yol ağlarında ekolojik sanat yapıları
Doğu Karadeniz Bölgesinde bölmeden çıkarmada kullanılabilecek uygun bir orman hava hattına ait bazı teknik özelliklerin belirlenmesi
Tez Özetleri
Doğu Karadeniz Bölgesinde bölmeden çıkarma aşaması zor ve masraflı bir iş durumundadır. Bölmeden çıkarma aşamasında, mekanizasyonun kullanılması bir alternatiftir. Bölmeden çıkarma yöntemlerinden orman hava hatlarının kullanılabilmesi için; belirli kriterler ortaya konularak, teknik özelliklerin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bölmeden çıkarma çalışmalarının analiz edilmesi; üretim dosyalarından (son 3 yıl) bölgeye ait 302 adet bölmede elde edilen veriler ile uydu görüntülerinden bölgeye ait 183 adet noktadan elde edilen veriler incelenmiştir. İncelenen bu veriler; rampa başına toplam hacim, parça sayısı, yüzdelik yamaç eğim değeri, sürütme mesafesi, sürütme yönü ve bölmeden çıkarma maliyetleri şeklindedir. Uydu görüntülerinden alınan veriler ise, yol aralık mesafeleri, maksimum sürütme mesafeleri ve eğim değerleridir. Toplanan veriler değerlendirilerek bölge için optimum orman hava hattının bazı teknik özellikleri ortaya konmuştur. Araştırılan orman hava hatlarının üretim verimliliği ve maliyetleri incelerek; diğer bölmeden çıkarma yöntemlerine göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, bölge için uygun orman hava hattının; 750 m mesafede, sefer başına en az 2,5 yon ağırlığında ürün taşıyabilen, gün içerisinde en az 14-16 sefer yapabilen, çift yönlü sürütme yapabilen ve en az 80 hp motor-gücüne sahip olması geretiği belirlenmiştir. Bu şekilde bir hava hattının günde 60 m³ emval taşıması durumunda, m³ başına maliyeti 70,26 TL (33.24 $) Olarak hesaplanmıştır.
Timber logging is diffucult and costly in the eastern black sea region in our country. The use of mechanization is a choice at timber logging. it needs that technicalities should be revealed with introduce particular criteria for useful skyline from modern machine-labor force of harvesting methods. In order to reveal for particular criteria; 302 units from harvesting's data and 183 point areas from satellite images were examined. Examined datas are total volume per platform, "pieces of timber per platform, slope per platform, skidding distance average per platform, skidding direction per platform and timber harvesting costs. Also satellite images data gave information about forest roads spacing distance, skidding distance maximum and slope value for region. The timber logging conditions of the region have been considered with comparison of these two data values and some technical details have been revealed to utilizable optimum skyline. The threshold is set according to other harvesting methods, about productivity and costs thins examined to researched skyline. Analyses showed that least 14-16 cycle per day, 2,5 ton weight per cycle, 500-800 m yarding distance operating, two-way yarding direction, 70,26 TL/ m3 (33.24 $) productivity for one m3 (for 60 m³ per day) , least 80 hp engine power and example type of some skyline in the world for utilizable optimum skyline yarding.
Orman yangınından sonra üretim çalışmalarındaki sorunlar ve çözüm olanakları
Tez Özetleri
Orman yangınından sonra yangın alanında erozyon, kütle kaybı, su kaynaklarının bozulması, hava kirliliği gibi birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle orman yangınından sonraki süreçte hızlı bir planlama yapılmalı ve alan bir an önce ağaçlandırılmalıdır. Ayrıca orman yangını nedeniyle zarar görmeyen ya da zarar görse de ticari değeri olan orman ürünü, olağan eta alımında olduğu gibi üretim sürecine katılmalıdır. Orman ürününün ticari değeri düşük olsa bile bu ürünü yanan alandan kısa bir zamanda çıkarılması ile maksimum düzeyde faydalanmak mümkündür. Zamanın kısıtlı olması nedeniyle alanda enkaz kaldırma çalışması sırasında kaos ortamı oluşmaktadır. Plansız ve kontrolsüz eylemlerle hasar görmüş yada görmemiş ürünün değeri düşmektedir. Ürünün kalitesini korumak için olağan üretim planlarından farklı olacak şekilde ürünün kısa zamanda alandan çıkarılmasını gerektiren planlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, çoğunlukla büyük bir yangından sonra arta kalan ürünün hızlı, ekonomik, çevreye duyarlı ve istihdam koşullarına uygun olacak şekilde sahadan çıkarılmasına yönelik operasyonel bir planlama yaklaşımının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Standardize edilerek ve hızlı bir karar verme mekanizması oluşturularak, operasyonel planlama yaklaşımının kullanılabilirliği sınanmıştır. Operasyonel Planlama yöntemi esas alınarak "Yangın Sonrası Eylem Planlama" (YSEP) modeli geliştirilmiştir. Yangından sonra alanı boşaltmak için bu model ile en kısa sürede ve en uygun yöntem ile bir plan hazırlanabilir. Yangın Sonrası Eylem Planı (YSEP) ile hızlı ve etkin müdahale yapılarak yangın sonrası oluşan zararlar azaltılabilir.Çalışma alanı olarak orman yangınlarının yoğun olması ve 2008 yılındaki büyük orman yangını nedeniyle Antalya Orman Bölge Müdürlüğü Serik-Taşağıl Orman İşletmeleri seçilmiştir. 20 bölmeden oluşan çalışma alanının herhangi birinde çıkabilecek yangından sonraki planlama için çeşitli senaryolar oluşturulmuştur. Seçilen senaryolara bağlı olarak alanın boşaltılmasında kullanılacak en uygun teknikler belirlenmiştir ve uygulanma süreleri hesaplanmıştır. Çalışmada yangının gerçekleştiği tarih göz önünde bulundurularak hazırlanan senaryoya göre en uygun toplam değer (amaç fonksiyon değeri) 2666.410 dk/m3 olarak tespit edilmiştir. Bu değerler ile yanan alanda herbir bölmenin en kısa kaç günde boşaltılacağı bulunmuştur. Çalışma alanına ait üretim dosyalarından elde edilen iş bitirme tarihleri ile YSEP modeli çözümleme sonucu karşılaştırılmıştır. Aktüel çalışma ile YSEP model sonucu karşılaştırılmasına bakıldığında en az 17 gün en fazla 75 gün kadar fark ortaya çıkmıştır. YSEP modeli uygulandığında yapılan çalışmaların daha kısa sürdüğü tespit edilmiştir. Ayrıca yangın sonrası yapılan üretim çalışmalarından önce bu planlamanın yapılması ile ekonomik ve ekolojik değerlerin de korunmasına katkı sağlayacağı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, yangın sonrası yaşanan kriz ortamını en iyi şekilde yönetebilmek ve sürdürebilirlik ilkesi ile alandan maksimum faydayı sağlamak amacıyla operasyonel planlama yaklaşımıyla YSEP yapılması gereklidir.
Many problems as erosion, mass loss, degradation of water resources, air pollution are emerging after forest fire in the fire area. Therefore, a planning should be quickly made and the area should be afforested in this process after forest fire. Also the forest product that was undamaged or commercial value with damaged due to forest fire should be participated production process as common eta. From these products maximum benefit can be gotten if the fired area is removed in a short time, even though forest products have a low commercial value. The chaos causes during work of damaged trees removal due to limited of time in the area. A value of damaged or undamaged forest product decreases with unplanned and uncontrolled actions. The plans of products that require removal from fire area to differ from common product plans are required to protect quality of product. The aim of the study was to improve approach of an operational planning to remove from area fast, economical, environmentally conscious and under the conditions of employment of the residual product after a great fire. Usability of approach of an operational planning was developed with standards and a fast decision-making mechanism. "The Action Planning After Fire" model was created based on operational planning method. A plan was prepared using this model with the most correct method to discharge the area immediately after fire. A loss that results from fire may be decreased with a quick and effective intervention in these plans. Employment opportunity may be provided with discharge of the area after fire. The study area was selected as the Serik-Taşağıl Antalya Regional Directorate of Forestry due to dense of forest fires and the largest forest fire in 2008 . Various scripts were created for planning after forest fire in the any area consisted of 20-forest compartments. The ideal techniques were determined as the emptying of the area related to chosen scripts and time of implementation was calculated. The study was prepared considering the time of the fire , the optimal total value (objective function value) 2666.410 min / m3 have been identified. With these values, how early the burned area could emptied was found out. Working in the field of production files obtained from completion dates and results of analysis YSEP model are compared. In using YSEP model of the work and current study, 15 days up to 75 days notice has emerged. According to YSEP model which depends on the design of the studies it was determined that will take shorter. In addition, before the production work in post fire making the planning of economic and ecological values will also contribute to the protection that has emerged. In conclusion, after the fire of the crisis and the best way to manage the area with the principle of sustainability in order to ensure maximum benefit from the operational planning is required.
Orman Yangınından Sonra Üretim Çalışmalarındaki Sorunlar ve Çözüm Olanakları
Ormanların heyelan oluşumu üzerindeki etkileri
NET NITROGEN MINERALIZATION AND NITRIFICATION RATES IN DIFFERENT LAND USES: AN IN SITU INCUBATION
Karbon Depolama Kapasitesinin Uydu Görüntüsündeki Yansıma Değerleri ile Belirlenmesi Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü Sarıkamış Çamyazı Orman İşletme Şefliği Örneği
BÜ BAP 2011 009 nolu Ormancılıkta Üretim ve Transport Araçlarından Operatöre İletilen Titreşimlerin Ergonomik Açıdan İncelenmesi adlı Bilimsel Araştırma Projesi 2011
The Role of Seat Suspension In Whole Body Vibration Affecting Skidding Tractor Operators
"FOREST in CLIMATE CHANGE". 2nd IUFRO Task Force Education in Forest Science Learning Initiative. (YAZ OKULU PROJESİ)
Orman Depolarındaki Ürünlerde Üretimden Kaynaklanan Fiziksel Zararların ve Neden Oldukları Ekonomik Etkilerin Belirlenmesi
Artvin Yöresinde Odun Hammaddesi Üretim ve Fidanlık Ağaçlandırma İşçilerinin İzometrik Kuvvet Değerlerinin ve Vücut Kompozisyonlarının Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma
2011/088-Kocaeli Değirmendere Beldesinin Tarihi ve Kültürel Açıdan Önemli Olan Doğal ve Yapısal Elemanlarının Rekonstrüksiyonu ve Sürdürülebilirliği İçin Bir Model Önerisi
Ormancılıkta üretim ve transport araçlarından operatöre iletilen titreşimlerin ergonomik açıdan incelenmesi
Tez Özetleri
Günümüzde, Türkiye?de çok sayıda orman üretim ve transport araç operatörü bulunmakta olup, operatörlerin pek çoğu mekanik titreşimle ilgili olarak ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Sağlık problemleri titreşimin süresine ve yoğunluğuna bağlıdır. Bu sağlık riskini tahmin etmek için bazı değişkenlerin ölçülmesi gerekmektedir. Operatör koltuğu üzerindeki tüm vücut titreşiminin belirlenebilmesi için karmaşık ölçümler yapmak gereklidir. Bu çalışmada, operatörlere iletilen tüm vücut titreşimlerinin günlük normal çalışmalar sırasındaki ölçümleri üç dik eksende (x, y, z) yapılarak analiz edilmiştir. Elde edilen değerler ISO 2631-1 standardındaki günlük maruz kalınabilecek limit değerleri ile karşılaştırılmıştır. Sürücülere iletilen titreşimlerin koltuk süspansiyon sistemi ile azaltılması amacıyla fabrika çıkışlı yeni koltuklar ile zamanla sönümleme özelliğini kaybeden koltuklar üzerinde ölçümler yapılmıştır. Ayrıca, yüksek düzeyde ve uzun süreli tüm vücut titreşimine maruz kalan sürücülerin hastane ortamında, bel ve sırt bölgesi radyolojik analizleri yapılarak, titreşimden kaynaklanan bir rahatsızlıkları bulunup bulunmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Buna göre, çekici (tamburlu) traktör, sürütücü traktör ve kamyon operatörleri için titreşimin en fazla etkili olduğu Z ekseni üzerinde mevcut koltuk ile yapılan ölçümlerin uyarı sınırının üzerinde (>0,5), tehlike sınırı altında (<1,15) olduğu ve yeni koltukların kullanımı ile bu değerin uyarı sınırının altına (<0,5) çekilebildiği görülmüştür. Yapılan istatistiki analizler sonucunda ise, sürütücü traktörler için sadece koltuk türüne göre farklılıklar belirlenirken, çekici (tamburlu) traktörler için araç ve koltuk türüne, kamyon için ise koltuk ve yol türüne göre farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda sağlık ve konfor şartları birlikte değerlendirildiğinde fabrika çıkışlı süspansiyonlu traktör koltukları ile yeni kamyon koltuklarının en iyi etkiyi gösterdikleri görülmüştür. Ayrıca araç türüne göre farklılıkların ortaya çıktığı 3 farklı çekici (tamburlu) traktör arasında en düşük dikey yönlü titreşim değerlerinin John Deere marka araç üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, uluslararası standartlarda belirtilen uyarı sınırı (0,5 ms-2) üzerinden maksimum çalışma sürelerinin hesaplanması sonucunda ise fabrika çıkışlı yeni koltukların kullanılması ile çalışma sürelerinin artırılabileceği görülmüş, buna göre en fazla çalışma süresi fabrika çıkışlı süspansiyonlu traktör koltukları ile yeni kamyon koltuklarını üzerinde tespit edilmiştir. 9 operatörün üzerinde yapılan muayene ve radyolojik tetkik sonucunda ise; % 77,77? sinin sırt ve bel rahatsızlıklarına yönelik herniasyonlara maruz kaldıkları ve bu herniasyonların bel bölgesinde yer alan L1-L5 olarak adlandırılan 5 adet omurun arasından L5-S1 ve L4-L5 seviyelerinde görüldüğü tespit edilmiştir. % 77,77? lik bu dilim içerisinde, % 22,22 ile çekici (tamburlu) traktör operatörleri, % 22,22 ile sürütücü traktör operatörleri ve % 33,33 ile kamyon operatörleri yer almıştır. Bel ve sırt rahatsızlıkları sürütücü traktör operatörlerinde en hafif hissedilmekte iken, sürütücü traktör operatörlerinde rahatsızlıklar ağrı olmaksızın kendini göstermiş, çekici (tamburlu) traktör operatörlerinde ise tam tersi durum tespit edilmiştir. Ayrıca, diğer araç operatörlerine göre daha fazla kiloya ve uzun boya sahip olan ve daha fazla yüklenmeye maruz kalan kamyon operatörlerinde bel fıtığı rahatsızlığının daha fazla olduğu görülmüştür. Türkiye?de ormancılık faaliyetlerinde, orman üretim ve transport araçlarından kaynaklanan titreşimlerin ergonomik analizini ortaya koymak amacıyla ele alınan bu çalışmada, orman üretim ve transport araçları ile çalışma sırasında operatörlere iletilen bütün vücut titreşimleri ölçülmüş, elde edilen bulgular göz önünde bulundurularak, üretim ve transport araçları ile çalışma sırasında operatörlerin maruz kaldığı titreşimlerin azaltılmasına yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ergonomi, Ormancılık, Sağlık, Titreşim, Üretim.
There are a large number of forest harvesting and transport vehicle operator in Turkey, and many of them are faced with serious health problems related to mechanical vibration. These health problems depends on the duration and intensity of the vibration. Some of the variables must be measured to estimate the health risks. Complex measurements should be realized to determine the whole-body vibration on the operator's seat. In this study, the whole body vibrations transmitted to operators during normal operations daily measurements of three perpendicular axes (x, y, z) were examined. The obtained values were compared with the daily limit values to be exposed to the ISO 2631-1 standards. Some measurements were carried out both with the new seats and damping property lost seats in order to reduce the vibrations transmitted to the drivers seat suspension system. In addition, waist and back radiographic analysis of high-level and long-term drivers exposed to whole-body vibration was performed in the hospital setting, to determine whether there are ailments arising from vibration or not. Accordingly, most effective Z-axis vibration measurements with available seats on pulling (drummed) tractors, skidders tractor and truck operators were determined to be above the warning limit (>0,50) and under the danger limit (<1,15). This value can be reduced below the warning limit (<0,5) with the use of new seats. Differences also occurred depending on the type of vehicle, John Deere tractor had the lowest vertical directional vibration values among three different pulling (drummed) tractors. In addition, as a result of the calculation of maximum working time, considering the international standards warning limit (0,5 ms-2), working time is thought to be increased with the use of factory new seats, accordingly, the maximum working time is identified for the suspension new tractor seats and new truck seats . As a result of the examination and radiological examination of the nine operators, 77,77 % have back, 77,77 % have back and lumbar herniations are exposed to diseases and herniation in the lumbar region, called L1-L5 L5-S1 and L4 5 pieces of vertebrae -L5 levels were frequently found. 77,77 % 'in this slice of, 22,22 % pulling (drummed) tractor operators, tractor operators skidders with 22,22 % and 33,33 % truck operators. Waist and back ailments skidders felt the lightest tractor operators, while operators tractor skidders showed itself without pain disorders, and pulling (drummed) tractor operators have been identified in the opposite situation. Also, taller and fatter operators have more hernia according to other vehicle operators. The aim of this study was to perform an ergonomic analysis of the vibration resulting from harvesting and transport vehicles used in forestry activities in Turkey. In the study, the whole body vibration levels to which the operators were exposed while working with the vehicles were determined, and some suggestions were made by considering the results obtained from the study, to reduce operator exposure to vibrations during operation. Keywords : Ergonomics, Forestry, Health, Vibration, Harvesting
Bölmeden çıkarma çalışmalarının orman işçi sağlığı açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmanın amacı, ormancılıkta üretim işlerinde çalışan orman işçilerinin genel sağlık kontrolleri yapılması, iş etkisi ile oluşan rahatsızlıklarının tespit edilmesi ve iş ortamında alınması gerekli koruyucu önlemlerin belirlenmesidir. Bu araştırma ile uzak nakliyat, motorlu testere ve traktör operatörleri ile ölçme-tomruklama gibi farklı üretim aşamalarında görev yapan 30 farklı orman işçisinin genel sağlık kontrolleri yapılmıştır. Orman işçilerindeki iş ile ilgili rahatsızlıklar tespit edilmiş ve bu rahatsızlıkların nedenlerinin ormancılık üretim işleri ile ilişkileri araştırılarak sunulmuştur. Orman işçilerinin %75'inde ciddi sağlık problemleri olduğu görülmüştür. Sağlık problemlerinin en önemlileri % 60'ı bel ve sırt ağrısı, % 46'sı el ve ayaklar ile eklemlerdeki ortopedik rahatsızlıklardır. Akciğer filmleri çekildikten sonra yapılan fiziki muayene sonucu orman işçilerinin %67'sinde kronik bronşit ve faranjit tespit edilmiştir. Ortopedi uzmanı tarafından yapılan muayeneleri sonucunda orman işçilerinin %75'inde çarpma, düşme gibi travmalara bağlı ortopedik rahatsızlıklar görülmüştür. Ayak ve el eklemlerinde yıpranmaya bağlı ağrılar ile ayak topuğunda topuk dikeni olarak isimlendirilen kemik deformasyonlarına rastlanılmıştır. Orman işçilerinin kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı tarafından yapılan muayenelerinde %70'inde önemli oranda işitme kaybı tespit edilmiştir. Orman işçilerinin kardiyolojik sağlık durumlarına ilişkin sonuçlara göre %17'sinde kardiyolojik rahatsızlık tespit edilmiştir. Fiziksel performans testinde ise işçilerin %10'unda kardiyolojik olarak ciddi rahatsızlık belirlenmiştir. Performanslarının değerlendirilmesinde dikkat edilen mets değeri ortalaması ise 13,75 mets olarak mükemmel grupta olduğu tespit edilmiştir. Arazi çalışmaları sonucu elde edilen fizyolojik işyükü değerleri ise sırasıyla, motorlu testere operatörlerinde %36.59, traktör operatörlerinde %20.19, yardımcı işçilerde (ölçme-tomruklama) %32.07 ve uzak nakliyat operatörlerinde ise %18.87 olarak bulunmuştur. Orman işçilerinin sağlık durumları ile ilgili olarak 74 değişkene ait veriler değerlendirilmiş ve işçilerin sağlık durumları üzerinde en etkili olduğu düşünülen faktörler, faktör analizi sonucu, işitme kaybı, tecrübe ve kan özellikleri, ortopedik rahatsızlıklar ve beyaz kan hücreleri, kan pıhtılaşması, idrarda kan oranı, fiziksel dayanıklılık, şişmanlık, nabız değerleri olarak bulunmuştur. Orman işçilerinin yapılan işin ağırlığına göre performans ve kapasiteleri dikkate alınmalı, özellikle motorlu testere ile kesim işlerinde tecrübeli işçiler tercih edilmelidir. Ormancılıkta yapılan işlerde iş sağlığı ve güvenliğinin değerlendirildiği risk analizleri yapılmalıdır. İşçilerin, standartlara uygun kulak koruyucuları, iş eldivenleri ve iş ayakkabıları gibi kişisel koruyucu ekipmanları kullanmaları zorunlu hale getirilmelidir. Orman işçileri, teknik, sağlık ve güvenlik eğitimlerine tabi tutulmalı, sosyal sigorta kapsamına alınarak, yıl içerisinde üretim sezonundan önce ve sonra iki defa genel sağlık muayenesinden geçirilmeleri ve tedavi olmaları sağlanmalıdır.
The purpose of this study is to do general health checks of the workers engaged in forest harvesting work, detecting disorders caused by the effect of work, determining of protective measures necessary to be taken in the work environment. In this case, forest workers have a high level of health problems, and hence work productivity is affected. With this research by doing general health checks of 30 different forest worker who served in different branches of wood production such as measurement-assortment-delimbing, distant transportation, chainsaw and tractor operator, the discomforts of forest workers have been detected and the causes of these disorders was investigated in relation to wood production works. Forest workers are observed to have serious health problems at 75% rate. 60% of the most important health problems are back and waist pains and 46% are orthopedic disorders in hands, feet and joints. After physical examination following taking chest x-rays, chronic bronchitis and pharyngitis were determined in 67% of forest workers. In addition, orthopedic disorders resulting from traumas like crashing or falling were observed in 75% of forest workers following examinations by an orthopedic expert. Pains depending on fraying in feet and hand joints and bone deformations called as heel spur were also observed. Hearing loss at significant rate was observed in 70% of forest workers following the examinations by an expert in ear-nose-throat disorders. According to the results regarding cardiologic health conditions, cardiologic disorders were determined in 17% of forest workers. As a result physical performance test, serious cardiologic disorders were determined in 10% of forest workers. The METs value average taken into consideration at the evaluation of performances was in perfect group as 13.75 METs. Physiologic work load values obtained from field studies were 36.59% in chain-saw machine operators, 20.19% in tractor operators, 32.07% in assistant workers (measurement-logging) and 18.87% in distant transportation operators. Data regarding 74 variables about the health conditions of forest workers were evaluated and factor analysis resulted that the factors that are most effective on the health conditions of workers were hearing loss, experience and blood characteristics, orthopedic disorders, white blood cells, blood coagulation, blood rate in urine, physical strength, fatness and pulse values. Forest workers' performance and capacity based on the heaviness of the work should be taken into consideration, experienced workers especially for cutting works with chainsaw should be preferred. The evaluation of occupational health and safety risk analysis in the forestry works should be conducted. The use of personal protective equipment in appropriate standards such as ear protectors, work gloves and safety boots should be compulsory. Forest workers should be provided technical, health and safety training and covered by insurance. General medical examination should undergo two times before and after intensive harvesting season in a year.
Sosyal Destek Yaklaşımlı Çevre ve Doğa Eğitimi
Ormancılıkta Hasat Artıklarının Tedarik Edilebilirliğinin Araştırılması
Meslek Yüksekokul Öğrencilerinin Program Tercihlerinde Farkındalık Düzeylerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma
Determination of horizontal and vertical distribution of Calabrian pine stands in Turkey using SRTM satellite data and GIS
Planning of Forest Road Network and Analysis in Mountainous Area
Ground Based Skidding Operation Effects on Residual Stand Damage of Uneven Aged Mixed Forest
Environmental impacts of forest road construction on mountainous terrain
POTANSİYEL AĞAÇLANDIRMA SAHALARI VERİTABANI İLE HAVZA İZLEME SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ PROJESİ
RELATIONSHIPS BETWEEN EASTERN BEECH FORESTS STAND PARAMETERS AND LANDSAT ETM SPECTRAL RESPONSES IN TURKEY
ORMAN MÜHENDİSLERİNİN COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ormanı Yol Şebeke ve Nakliyat Planının Bilgisayar Ortamında Projelendirilmesi
Yığılca Orman İşletme Müdürlüğü’xxnde heyelan duyarlılık haritalarının coğrafi bilgi sistemleri yardımı ile üretilmesi ve orman yolları açısından değerlendirilmesi
Ormancılık Sektöründe Odun Hammaddesi Üretim Faaliyetinde Risk Analizi
Determination of Quality Classes of Forest Roads by the Point Method: Karanlikdere Sample
Impacts of forest harvesting operations on Soil compaction in scotch pine fir mixed stands Çankırı sample
Net Nitrogen Mineralization and Nitrification Rates in Different Land Uses An In Situ Incubation
Effects of Different Thinning Grades on the Spatial Structure of Pure Black Pine Stands
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ormanı Yol Şebeke ve Nakliyat Planının Bilgisayar Ortamında Düzenlenmesi
TÜBİTAK 113B033 no lu Sosyal Destek Yaklaşımlı Çevre ve Doğa Eğitimi
Çevreye duyarlı ormancılık bağlamında üretim operasyonu karar süreçlerinin irdelenmesi
Tez Özetleri
İnsanoğlunun artan çevre koruma bilinci ve tutumu, orman ekosistemine uygulanan müdahalelerde daha duyarlı davranılmasını gerektirmektedir. Odun hammaddesi üretimi ve bu amaçla gerçekleştirilen alt yapı tesisleri, orman ekosistemi üzerinde kısa ve orta vadede çeşitli zararlar oluşturabilmektedir. Üretim operasyonları sırasında çeşitli ölçekte oluşan çevresel etkilerin farkında olunup olunmadığı ve bu konuda henüz karar süreçlerinde çevreye duyarlı davranılıp davranılmadığını belirlemek amacıyla bu tez çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, literatür destekli olarak üretim operasyonlarının muhtemel çevresel etkileri ve riskler sıralanmıştır. Ardından odun üretiminin yönetsel ve uygulama süreçleri analiz edilerek haritalanmıştır. Üretim operasyonlarının çevresel etkilerini betimlemeye ve ölçmeye yarayacak ölçüt ve göstergeler listesi oluşturulmuştur. Ardından yönetsel ve operasyonel süreçlerde kararların kimler tarafından alındığını tespit etmek için paydaş analizi yapılmıştır. Süreçlerin her bir basamağında, elde edilmiş ölçüt ve gösterge seti yardımıyla var-yok analizi yapılarak karar verme aşamasında ekosistemin korunmasının dikkate alınıp alınmadığı irdelenmiştir. Özellikle üretim operasyonlarına ait operasyonel (teknik/uygulama) süreci analiz edebilmek için Ankara Orman Bölge Müdürlüğü, Ankara Orman İşletme Müdürlüğü, Çubuk Orman İşletme Şefliği?nde gerçekleştirilen üretim faaliyeti doğrudan gözlem yöntemiyle incelenmiştir. Bununla birlikte hem yönetsel hem de operasyonel sürecin değerlendirilmesi için orman mühendislerinin konu hakkındaki tutumları anket- mülakat yoluyla belirlenmiştir. Sonuç olarak; üretim kararlarının alınmasının yönetsel sürecinin uzun olduğu, özel önlemler alınmamasına rağmen genel olarak çevreyi koruyucu yönde davranıldığı ancak çevreye duyarlılık bağlamında yapılabilecekler konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığı anlaşılmıştır. Operasyonel süreçte ise muhtemel çevresel risklerin farkında olunmadığı, yönetici ya da denetçi tarafından konu hakkında uyarılar yapıldığı ancak bu yönde bir uygulama kılavuzu bulunmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Odun Hammaddesi Üretimi, Çevresel Etki, Üretim Süreci, Süreç Analizi, Karar Süreçleri, Ormancılık Operasyonları
Raising the awareness and attitude environmental protection of human being is required to act responsibly with interference in forest ecosystem. The production of wood raw material and infrastructure performed in accordance with this purpose might be harmful to the forest ecosystem in the short and medium term. This thesis study is prepared to determine whether environmental impact resultant in several scales is awared during the production operation and it is acted responsibly to environment in decision process. Within this scope, probable environmental impacts and risks of the harvesting operation which are literature aided are arrayed. In pursuit of these, the administrative and application process of the wood production is mapped by being analyzed. Criteria and indicator list which avails to measure and descript the environmental impacts of production operation is compiled. After then, stakeholder analysis is made to determine who gives decision in administrative and operational process. In every step of process, by quantal analysis with he help of measure and descript set in decision phase whether ecosystem protection is taken into account it is scrutinized whether desicions for forest ecosystem protection are made. Especially, productive activity is scrutinized directly with observational method in Ankara Regional Forest Directorate, Çubuk Forest Sub-District Directorate. This is made in order to analyze the operational process belonging to production operation. In addition to this, the attitudes about subject of forest engineer are specified via survey and interview to evaluate both operational and administrative process. As a consequence; harvesting is understood that administrative process is long for making decision about production and they are ill-informed about environment conscious though it is taken special precautions even so it is generally acted to environment preservative. In operational process, it is determined that probable environmental risks are not awared, despite the warning by director about subject, it is specified the absence of an application guide. Key Words: Timber harvesting, environmental impact, harvesting process, process analysis, desicion process, forestry operations
Odun hammaddesi üretim operasyonlarında kullanılan teknolojinin enerji tüketimi, emisyon ve gürültü etkilerinin incelenmesi
Tez Özetleri
Bu tez çalışmasında, odun hammaddesi üretim operasyonları sırasında harcanan işgücü ve makine gücünün enerji miktarının, açığa çıkan egzoz gaz salımı miktarlarının ve makine kullanımından kaynaklanan çevresel gürültünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Isparta Orman Bölge Müdürlüğü kapsamındaki Ağlasun Orman İşletme Şefliği'ndeki gençleştirme ve bakım bölmeciklerinde odun hammaddesi üretim süreci iş-zaman etüdü yöntemine göre analiz edilmiş, birim miktardaki ürünün elde edilmesi için harcanan ortalama zaman tespit edilmiştir. Süreç boyunca her bir iş adımında tüketilen işgücü ve makine gücü enerjisi; ölçme ve/veya hesaplama yöntemiyle belirlenmiştir. Kesim sürecindeki iş adımlarında kullanılan motorlu testereler, sürütme ve yükleme sırasında kullanılan tarım traktörleri ve taşımada kullanılan kamyonlardan kaynaklanan egzoz (CO2 gazı) emisyon miktarı harcanan yakıt miktarı ile ilişkilendirilerek hesaplanmıştır. Makinelerin enerji tüketimlerinin hesaplanmasında da çalışma zamanı ve yakıt sarfiyatı esas alınmıştır. Motorlu testere, traktör, yükleyici ve kamyonların gürültü düzeyleri çevre gürültüsü olarak ölçülmüştür.Çalışma sonucunda, gençleştirme ve bakım bloklarından toplanan ve çeşitli teknolojiler kullanılarak yürütülen üretim operasyonlarında 1 m3 odun hammaddesinin elde ediniminde; kesim, sürütme, yükleme ve taşıma süreçlerinde sırasıyla; 74,56 dak, 17,77 dak, 5,17 dak ve 3,78 dak. zaman harcandığı ve toplamda 101,28 dakikalık üretim süresinde 23237,48 kcal enerji tüketildiği; 6,82 kg CO2 emisyonuyla birlikte operasyonlar sırasında ortalama 81,33 dB(A) çevresel gürültü ortaya çıktığı belirlenmiştir. Elde edilen ürünlerin ortalama 2878350 kcal enerji içerdiği ve 988,2 kg emisyon bağladığı bulunmuştur. Enerji bilançosu itibarıyla odun hammaddesi üretiminde enerji girdisinin çıktıya oranı birim miktar odun hammaddesi başına % 0,8 olduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Odun hammaddesi üretimi, enerji tüketimi, iş ? zaman analizi, emisyon, gürültü, teknoloji düzeyi2013, 171 sayfa
The aim of the study was to expose the energy expenditure of human and machine power and to calculate the CO2 emission of and noise effects of harvesting operations. In this concept, timber harvesting operations was analyzed according to time and motion analysis method, thus, the average time consumption was determined in clear felling and tending operations within Ağlasun Forest Planning Unit located in Isparta Regional Directorate of Forest District. Human and machine power energy consumed in logging process was fixed through measurement method with metabolic holter and/or calculation method with standardized model. The exhaust gases (CO2) emission amount resulted from the chainsaws used in cutting operations, the agricultural tractors used in skidding and loading operations, and trucks used in hauling, were estimated by means of relationship between fuel consumption and emissions. The calculation of the energy expenditure was also based on the fuel consumption of the machines and working time. Furthermore, the noise effects of chainsaws, tractors, loaders, and trucks were measured by sound level meter as surrounding noise. As result, in the harvesting operations, it was determined that the average time consumption was amount 74,56 minutes in cutting process with chainsaw and axe; 17,77 minutes in ground skidding with rolling; 5,17 minutes in loading with grapple loader and 3,78 minutes in truck hauling for one cubic meter of brutian pine wood procurement. Thus, the total time consumption was calculated as 1,69 hour/m3 for logging operations and 1,87 hour/tour for two way hauling. The energy expenditure amount was 23237,48 kcal/m3 through whole harvesting process. The exhaust gas emission was estimated as 6,82 kg CO2/m3 and the noise level 81,33 dB(A) in working environment. The total energy content/equivalent of the unit product was calculated as 2878350 kcal/m3 and embodied CO2 content was 988,2 kg/m3 for the products. The energy balance ratio, input to output, was calculated as 0,8 % per unit cubic meter.Keywords: Wood harvesting, energy consumption, time and motion analysis, exhaust emission, noise effect, technology level2013, 171 pages
İnsan Gücü ile Zeminde Sürütülerek Orman Yoluna Taşınan Tomrukların Baş Kısımlarında Oluşan Zararların Önlenmesi için Fiberglas Malzemeden Tomruk Başlıkları (Kapakları) Üretimi ve Sonuçları
Eğimli Arazide Tomrukların Traktörle Kablo Çerkimlerinde Tomruk Çekme Kaydırma Başlığı (TÇKB) Kullanımı
CAMİLİ NİN ZENGİNLİĞİ İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI
Monitoring of grain size fractions of sediments from different forest road types
Bolu Seben Fosil Ormanının Doğal ve Kültürel Değerlerinin Saptanması ve Uygun Yönetim Planının Geliştirilmesi
Yığılca Orman İşletme Müdürlüğü'nde heyelan duyarlılık haritalarının coğrafi bilgi sistemleri yardımı ile üretilmesi ve orman yolları açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Yığılca Orman ??letme Müdürlüğü, Türkiye'de heyelanların en fazla görüldüğü Karadeniz Bölgesi'nin Batı bölümünde yer almaktadır. Alan 499 km2büyüklüğündedir. Alandaki en önemli yerle?im Yığılca (Düzce) ilçesidir. Alanda heyelanlar özellikle yerle?im ve ziraat alanlarına yakın alanlarda görülmektedir. Ayrıca alandaki yollar heyelan olu?umunu tetiklemekte ve meydana gelen heyelanlardan etkilenmektedir. Bu yüzden alana ait heyelan duyarlılık haritası, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı olarak olu?turulmu?tur ve orman yolları açısından değerlendirilmi?tir. Heyelan duyarlılık haritasının olu?turulmasında temel altlık olan heyelan envanteri, yoğun arazi çalı?ması ile elde edilmi?tir. Ayrıca, 2005 yılında MTA (Maden Tetkik Arama)tarafından üretilen 1/500000 ölçekli heyelan envanterinden de yararlanılmı?tır. Alanda envanter çalı?ması ile 288 adet heyelan belirlenmi?tir.Heyelan duyarlılık haritasının üretilmesinde girdi parametre olarak, heyelan olu?umunda etkili olduğu arazi çalı?maları sırasında gözlenen sekiz parametre kullanılmı?tır. Bu parametreler; arazi kullanımı, litoloji, yükselti, eğim, bakı, akarsuyauzaklık, yola uzaklık ve plan eğriselliktir. Heyelan duyarlılık haritası, sayısalla?tırılan envanter haritası ve girdi parametreler kullanılarak Lojistik Regresyon (LR) yöntemi ile üretilmi?tir. Üretilen duyarlılık haritasının doğrulanmasında ROC (Relative Operating Curve) eğrisi altında kalan alan olan AUC (Area of Under the Curve ) kullanılmı?tır. Modelin AUC değeri 0,905 olarak elde edilmi?tir. Üretilen harita, çok dü?ük (0-0,2), dü?ük (0,2-0,4), orta (0,4-0,6), yüksek (0,6-0,8) ve çok yüksek (0,8-1) olmak üzere be? duyarlılık sınıfına ayrılmı?tır. Buna göre, 8439,9 ha alan çok dü?ük duyarlılık sınıfında, 20191,7 ha alan dü?ük duyarlılık sınıfında, 14211,6 ha alan orta duyarlılık sınıfında, 6659,0 ha alan yüksek duyarlılık sınıfında ve 371,8 ha alan çok yüksek duyarlılık sınıfında yer almaktadır. Çalı?ma alanında yol ağı planına göre orman yolu, köy yolu ve karayolu olmak üzere 931,9 km (866,3 km'si in?a edilmi?) yol bulunmaktadır. Bu yolların heyelanlar açısından değerlendirilmesi amacıyla çakı?tırma analizi yapılmı?tır. Yapılan analize göre plandaki yolların 84,1 km'si çok dü?ük duyarlılık sınıfı üzerinde, 413,5 km'si dü?ük duyarlılık sınıfı üzerinde, 232,1 km'si orta duyarlılık sınıfı üzerinde, 174,6 km'si yüksek duyarlılık sınıfı üzerinde ve 22,7 km'si çok yüksek duyarlılık sınıfı üzerinde yer almaktadır. Yol ağı planında bulunan ancak henüz in?a edilmemi? yolların ise 25,2km'si çok dü?ük duyarlılık sınıfında, 29,5 km'si dü?ük duyarlılık sınıfında, 9,9 km'si orta duyarlılık sınıfında ve 1 km'si ise yüksek duyarlılık sınıfında yer almaktadır. Çok 2yüksek duyarlılık sınıfında ise bulunmamaktadır. Çalı?ma alanındaki yollar üzerindeki gerçek heyelan frekans değeri 0,42 ve genel heyelan frekans değeri 0,18'dir. Alanda gerçek yol-heyelan indeks değeri 0,10 olarak ve genel yol-heyelan indeks değeri 0,04 olarak belirlenmi?tir. Anahtar sözcükler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Heyelan Duyarlılık Haritası, Lojistik Regresyon, Orman Yolları, Yığılca
The Yığılca Forest Directorate is located in the Western Black Sea Region of Turkey, which has the highest occurrence of landslides in the country. The most important settlements in the 499-square-km study area are in Yığılca County of Düzce Province. Landslides are especially prevalent in areas near settlements and agricultural land. In addition, roads in the area trigger landslides and are generally affected by their occurrence. Thus, a landslide susceptibility map covering the study area has been generated based on the Geographical Information Systems (GIS) and evaluated in terms of forest roads. A landslide inventory based on susceptibility mapping was produced as a result of intensive fieldwork. In addition, a landslide inventory of the area created in 2005 by the MTA (Mineral Research and Exploration), scaled at 1/500000, was used for comparison. This inventory, generated through fieldwork, included 288 landslides.Eight parameters that have been observed in fieldwork as being effective for landslide occurrence were used for mapping landslide susceptibility. These are: land use, lithology, elevation, slope, aspect, distance to streams, distance to roads and plan curvature. Using these eight parameters, a landslide susceptibility map was created, as well as a digitized inventory map using the Logistic Regression (LR) method. For validation, the AUC (Area Under the Curve), which is the area under the ROC (Relative Operating Curve), was used to create the susceptibility map. The AUC value of the model was 0.905. The resulting map included five susceptibility classifications: very low susceptibility (0-0.2), low susceptibility (0.2-0.4), moderate susceptibility (0.4-0.6), high susceptibility (0.6-0.8) and very high susceptibility (0.8-1). According to these criteria, an area of 8439.9 ha was located in the very low-susceptibility class, an area of 20191.7 ha in the low-susceptibility class, an area of 14211.6 ha in the moderatesusceptibility class, an area of 6659.0 ha in the high-susceptibility class, and an area of 371.8 ha in the very high-susceptibility class. According to the road network plans, 931.9 km of roads, including forest roads, village roads and motorways, are to be found in the study area, 866.3 km of which have been constructed to date. An overlay analysis was made for evaluating these roads in terms of landslides. According to the results, of the roads in the network plan, 84.1 km were located over the very low-susceptibility areas, 413.5 km over the low-susceptibilityareas, 232.1 km over the moderate-susceptibility areas, 174.6 km over the highsusceptibility areas, and 22.7 km over the high-susceptibility areas. Of those roads which have not yet been constructed, 25.2 km are located over very low-susceptibility4class areas, 29.5 km over low-susceptibility areas, 9.9 km over moderate-susceptibility areas, and 1 km over high-susceptibility class areas. There are no planned roads over very high-susceptibility class areas. In the study area, real landslide frequency and general landslide frequency on the roads are 0.42 and 0.18, respectively. The real roadlandslide index and the general road-landslide index in the area are 0.10 and 0.04, respectively.Keywords: Geographical Information Systems, Landslide Susceptibility Map, Logistic Regression, Forest Roads, Yığılca
Investigation to Determine Data of Some Safety and Health Conditions of Forest Logging Workers
Küre Dağları Milli Parkında Ekoloji Temelli Doğa Eğitimi 2012
Odun Hammaddesi Üretim İşçilerinde Bazı Sağlık ve Güvenlik Verilerinin Tespitine Yönelik Bir Araştırma
LANDSLIDE RISK ASSESMENT USING SINMAP BARTIN SÖKÜ SAMPLE STUDY
TUBITAK 111O309 nolu Bartın Kumluca Yöresi Ormancılık Üretim İşlerinin İşçi Sağlığı Açısından İncelenmesi adlı TUBITAK Hızlı Destek Projesi
ORMANCILIK ÜRETİM İŞLERİNDE ORMAN İŞÇİLERİNİN SAĞLIK MUAYENELERİNE İLİŞKİN ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ
Doğu Karadeniz Yöresindeki Orman Yol Yapım Çalışmalarının Meşcereye Verdiği Zararların Araştırılması
Artvin yöresinde ormancılık işlerinde çalışan işçilerin fiziksel iş yüklerinin belirlenmesi
Karabucak Okaliptüs ormanında üretim işleri üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
Ormancılıkta üretim çalışmaları için arazinin topoğrafik yapısı oldukça önemlidir ve üretim metotları arazinin yapısına göre tercih edilmektedir. Bu çalışmada düz ve düze yakın araziler seçilmiştir. Düz alanlarda üretim sahasının tamamını kapsayacak şekilde bir planlamanın hangi esaslara göre yapılacağı yönünde, mevzuata ilişkin teknik bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle orman alanlarının birçok yerinde zaman ve ekonomik açıdan kayıplar meydana gelmektedir. Bu çalışmada amaç, düz alanlarda odun hammaddesinin üretimi sırasında, üretim iş safhalarını teknik, ekonomik ve çevresel olarak inceleyerek öneriler ortaya koymaktır. Bu kapsamda ayrıca düz alan kavramı değerlendirilmiş ve düz alanlarda ormancılık faaliyetleri teknik, ekonomik ve çevresel yönlerden incelenmiştir.Çalışma alanı olarak Tarsus Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Karabucak Orman İşletme Şefliği seçilmiştir. Eğimi %0-2 arasında olan çalışma alanı düz alanlar sınıfına girmektedir. Ormanların tamamı deniz seviyesine yakın en yüksek rakım 10 m civarındadır. Çalışmanın ana materyalini 1/25000 ölçekli topoğrafik harita, amenajman planı meşcere tipleri haritası, orman yol ağı haritası ile 103, 105 ve 135 nolu bölmelerde deneme alanlarında arazide yapılan gözlem ve ölçümler oluşturmuştur. Mevcut haritalar ve elde edilen veri katmanları sorgulanarak düz alanlarda yapılan üretim işleri bilgisayar ortamında incelenmiştir.Çalışmanın sonucunda, mevcut orman yolları dikkate alındığında itibari yol yoğunluğunun 35,51 m/ha, genel yol yoğunluğunun 40,7 m/ha, gerçek yol yoğunluğu 43,1 m/ha ve gerçek yol yoğunluğu değerine göre hesaplanan ortalama yol aralığı değeri ise 231,96 m olarak belirlenmiştir.Odun hammaddesi üretiminde toplam zamanı etkileyen faktörlerden diri örtü oranı, ağaç göğüs yüksekliği çapı, ağaç boyu, ağaç hacmi, yürüme mesafesi incelendiğinde diri örtü ve ağaç hacminin toplam zamanla ters orantılı olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda kesim işi için verimlilik ortalama 29,43 m³/sa, dal alma ve boylama işi için 2,34 m³/sa, istifleme işi için 1,68 m³/sa, taşıma işi için ise 4,77 m³/sa olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), Üretim İşleri, Orman Yol Ağı, Zaman Etütleri, Karabucak
The topographic structure of field is very important for the studies of wood production in forestry and the production methods should be determined according to topography. In this study, the fields that are flat and nearly flat were selected. There is not any technical arrangement in legislation about the principals of planning in flat areas, considering the entire wood production areas. For this reason, time and economical loses may occur in many parts of forest areas. The aim of this study was to examine wood production phases with respect to technical economical and environment aspects during the production of raw wood materials in flat areas and then to provide proposals. In addition, ?the term of flat area was evaluated in this study and forestry activities in flat areas were evaluated considering technical, economical and environmental point of views.Tarsus Forest Enterprise Directorate, Karabucak Forest Enterprise Chief was selected as a study area. The slope of research area is 0-2 % which is classified as flat area. In given area, all the forests are at near the sea level and the highest altitude is about 10 meters. The main materials of this study are; 1/25000 scaled topographic map, forest management plan, stand types map, forest road network map, and the field observations and measurements taken place in the sample areas located in 103, 105 and 135 numbered compartments. Wood production activities in flat areas were examined in computer by applying query on available maps and produces data layers.As a result, when the current forest roads were taken into consideration, the relative road density was 35.51 m/ha, general road density was 40.7 m/ha, real road density was 43.1 m/ha and average road space, computed based on value of the real road density, was 231.96 m. When analyzing the features that effect total cycle time as the wood production, it was found that there was negative relationship between total cycle time and vegetation cover rate and tree volume which there were positive relationship between total cycle time and other factors. The result indicated that average production rate was 29.43 m³/hr for tree feeling activity, 2.34 m³/hr for delimbing and bucking, 1.68 m³/hr for branching, and 4.77 m³/hr for forwarding.Key Words: Geographic Information System (GIS), Production Activities, Forest Road Network, Time Studies, Karabucak
Leptoglossus Occidentalis Heidemann 1910 is an invassive insect Species
KÜRE DAĞLARI MİLLİ PARKINDA EKOLOJİ TEMELLİ DOĞA EĞİTİMİ
Evaluation of Sediment Erosion Prediction Models to Forest Road in Mountain Area
Determination of incoming solar radiation in major tree species in Turkey
Determination of Temporal Changes in Land Uses of Princes Islands Istanbul TR
Prediction of Daily Suspended Sediment Load Using Radial Basis Function Neural Networks
PREDICTION OF DAILY STREAMFLOW USING JORDAN-ELMAN NETWORKS
Tomrukların Oluk İçerisinde Traktör Gücü İle Kontrollü Kaydırılması TOKK-T Yönteminde İş Verimliliği
Tomrukların Bölmeden Çıkarılmasında TOKK-M Sisteminin Uygulanması
Altındere Vadisi Milli Parkında Yol Yapımına Bağlı Doğaya Aykırı Uygulamalar
Orman yollarının dinamik CAD programları ile planlanması
Dere Yatağı Islah Projelerinde Kanal Enkesitlerinin Autocad Civil 3D ile Oluşturulması
Uydu Görüntüsü Kullanarak Yangın Potansiyelinin Belirlenmesi
Devrekani Çayı Alt Havzası nın Doğal Kaynak Değerlerinin CBS ile Belirlenmesi
Ağaç Hasat Makinesine Ait Teknik ve Çalışma Koşullarının Değerlendirilmesi
Kalın Çaplı Odunların Bölmeden Çıkarılmasında Alternatif Bir Yöntem: Tomrukların Oluk İçerisinde Kontrollü Kaydırılması (TOKK)
Turizm Sektöründe Ulaşım ve Gezi Amaçlı Olarak Tekray Sisteminin Kullanılması
Tomrukların Oluk İçerisinde Traktör Gücü ile Kontrollu Kaydırılması (TOKK-T) Yönteminde İş Verimliliği
Tomrukların Her İki Yönde Bölmeden Çıkarılmasında Kullanılan Yarı Mekanize TOKK-M Sistemi
Tomrukların Bölmeden Çıkarılmasında Alternatif Bir Yöntem: Tomrukların Oluk İçerisinde MB Trac Orman Traktörü ile Kontrollu Kaydırılması (TOKK-T)
Tomrukların Bölmeden Çıkarılmasında (TOKK-M) Sisteminin Uygulanması
The Potential Ecological Effects of Forest Harvesting on Forest Soil
Orman Yolu Güzergahlarının Sismik Zemin Etüdü Metodu ile Belirlenmesi Üzerine Bir Çalışma
Göller Bölgesi Orman Yolu İnşaatlarında Yaklaşık Maliyet ve Hakediş Değerlerinin İrdelenmesi
Dağlık Arazide Farklı Bölmeden Çıkarma Tekniklerinin Orman Toprağının Sıkışmasına Etkisi
A Simulated Annealing Approach to Problems of the Transportation of Wood Raw Material
Orman yollarında sanat yapılarının planlama ve yapım esaslarının irdelenmesi (Dereköy Orman İşletme Şefliği Örneği)
Tez Özetleri
ORMAN YOLLARINDA SANAT YAPILARININ PLANLAMA VE YAPIM ESASLARININ İRDELENMESİ (DEREKÖY ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ ÖRNEĞİ)Orman alanlarına ulaşımın sağlanması, üretim, koruma, ağaçlandırma, yönetim, rekreasyon ve yangınlardan koruma gibi ormancılık aktivitelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan yollara orman yolları denilmektedir. Ormancılık faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi, planlanmış ve tekniğine uygun yapılmış olan orman yollarının kendisinden beklenen görevi uzun bir süre aksatmadan yerine getirmesine bağlıdır. Orman yollarının uzun ömürlü olması yollara gerekli bakımın zamanında yapılması ve yol platformundan suların uzak tutulması ile sağlanmaktadır. Yol platformundan suların uzak tutulması amacıyla yapılan yapılara drenaj yapıları denilmektedir. Drenaj yapılarının işlevlerini tam olarak yerine getirebilmesi için; işlevine uygun tipte seçilmeli, teknik açıdan uygun yerde, doğru konumda ve yeterli boyutlarda uygulanmalı, belirli periyotlarda bakımları yapılmalıdır. Orman yollarının uzun ömürlü olması için yapılan diğer sanat yapıları ise istinad duvarlarıdır.Araştırma alanı olarak Kırklareli İli Dereköy İşletme Şefliği Ormanı seçilmiştir. Yapılan çalışma ile araştırma alanı içindeki tüm yollar ve sanat yapıları ayrıntıları ile incelenmiş, mevcut durumları belirlenmiştir. Arazi çalışması sırasında elde edilen veriler teknolojik imkanlardan faydalanılarak kaydedilmiştir. Bu veriler ArcGIS 9.3 bilgisayar programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında çalışma alanının eğim ve bakı haritaları oluşturulmuştur. Sanat yapılarına ait veriler sayesinde sanat yapıları haritaları aynı program sayesinde oluşturulmuştur. Sanat yapılarının yerleri konumları ve çeşitleri arazi çalışması sırasında incelenmiş ve elde edilen veriler ışığında sanat yapılarının yeterli olup olmadığı irdelenmiştir.Bu çalışmada mevcut ve planlanan olmak üzere toplam 52 adet orman yolu incelenmiştir. Alan içerisinde mevcut orman yolu 182+850 km ve planlanan orman yolu 33+450 km olmak üzere toplam orman yolu uzunluğu 216+350 km olarak tespit edilmiştir. Çalışma alanında sanat yapısı bulunan ve ayrıntılarına ulaşılabilen 115-116 kod nolu yollar üzerinde yoğunlukla durulmuştur. Bu yollardan 115 kod nolu yolun uzunluğu toplam 6+000 km, 116 kod nolu yolun uzunluğu ise toplam 5+500 km olduğu görülmüştür.115 ve 116 nolu yollar üzerinde toplam 46 adet drenaj tesisi bulunmaktadır. Bunlar; çeşitli boyut ve tiplerdeki, büz, menfez ve kasislerdir. Her bir drenaj tesisinin boyutları, konumları ve mevcut durumları değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında yapılan çalışma tartışılarak gerekli görülen bilgiler verilmiştir.
EXAMINATION OF PLANNING AND CONSTRUCTION PRINCIPLES OF STRUCTURES ON FOREST ROADS (A CASE STUDY OF DEREKÖY FOREST ENTERPRISE)The forest roads provide access to forest resources in carrying out main forestry activities such as protection, afforestation, management, recreation, and fire fighting. The efficiency of forestry activities depends on the presence of forest roads. One of the main factors is sufficent number of construction buildings to affecting the durability of forest roads. Defining of drainage structures is in order to keep the water away from the forest road platform. In order to get full performance of the functions of drainage structures it should be chosen appropriate type, settled technically feasible, applied in the correct location and adequate size, maintained periodically. One of the drainage structures on forest roads is retaining walls to ensure long-lasting.Forest management units were selected as a research area of Kırklareli Dereköy Directorate of Forestry. In this study, all the roads within the research area and hydrological structures are examined in detail, identified the current situation. The data recorded by obtained during field work making use of the technological possibilities. The data were analyzed with computer program ArcGIS 9.3. The data obtained from created maps of slope and aspect of the study area. Drainage structures, places, locations and types were examined during the field work and adequacy of drainage structures are discussed.We investigated that in this study, there are 52 existing and planned forest road in research area. Existing forest road length is 182+850 km, planned forest road is 33+450 km and total length is 216+350 km. Investigation period of this research focused on drainage structure and the details located on the routes code number 115-116. We determined forest road code number of 115 length is 6+000 km and forest road code number of 116 length is 5+500 km.In the study, a total of 46 drainage structures determined on the roads numbered 115 and 116. Determined drainage structure types are concrete; various sizes and types, pipe, culverts and drain dips. Drainage structures, sizes, locations, and examined and analyzed the current situation.
Odun Hammaddesi Üretim İşçilerinde Bazı Sağlık ve GüvenlikVerilerinin Tespitine Yönelik Bir Araştırma/Investigation to determine data of some safety and health conditions of forest logging workers
Orman yollarının doğal afetlerde acil ulaşım yolu olarak kullanım olanakları
Tez Özetleri
Türkiye yüzölçümünün % 57'si dağlık arazi sınıfına giren yüksek ve engebeli bir topografyaya sahiptir. Ormanlarımızın çok büyük bir bölümü de dağlık arazilerde yer almaktadır. Ormanlarımızda yürütülmekte olan kesim, taşıma, ağaçlandırma, silvikültürel müdahaleler, yangınla mücadele, rekreasyonel faaliyetler gibi etkinlikler için gerekli olan ulaşım, orman yolları aracılığı ile yapılmaktadır.Deprem, sel ya da yangın gibi olası bir doğal afet durumunda, karayolu bitişiğindeki yapıların afet nedeniyle zarar görerek ulaşım yollarını kullanılamaz hale getirmesi, köprü, viyadük ve geçitlerin yıkılarak ulaşımı engellemesi ya da insanların doğal afet sonrası ulaşım araçlarıyla aynı anda trafiğe çıkmaları nedeniyle tıkanması muhtemel olan yollar, acil müdahale ekiplerinin olay yerine ulaşım olanaklarını daha da zor hale getirmektedir. Bu nedenle olay yerine acil ulaşım için alternatif çözümler yaratma ihtiyacı kaçınılmaz bir görev olarak önümüzde durmaktadır.Bu kapsamda alternatif ulaşım senaryoları geliştirirken, hava ve deniz yolu ulaşımı hem pahalı hem de karasal alanlarda iç bölgelere ulaşmada kesin bir çözüm oluşturamayacağından bu konuda en etkili çözüm, yine karayolu ve alternatif yersel ulaşım güzergahları olmaktadır. Yerleşim yerleri bitişiğindeki ve dışındaki orman yolları alternatif çözüm yolu olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada örnek alan olarak ele aldığımız Beykoz Orman İşletme Şefliği bölgesi, İstanbul gibi nüfus yoğunluğu ve deprem riski yüksek, düzensiz yapılaşmanın hakim olduğu ve ulaşım problemlerinin had safhada yaşandığı devasa bir metropolde yer alırken, aynı zamanda ormancılık anlamında önem teşkil eden kuzeydeki yeşil kuşakta, orman yol yoğunluğunun yüksek olduğu bir mıntıkada bulunmaktadır. Bu yollar temel ormancılık faaliyetlerinde kullanıldığı gibi, olası bir afet durumunda (yangın, deprem, sel vb.) acil müdahale ekiplerinin kullanımına da hizmet edebilir. Bu amaçtan hareket ile afet bölgesinin çeşitli kriterlerine göre dijital ortamda ayrı ayrı hazırlanan veri tabanları ve Coğrafi Bilgi Sistemleri'nin (CBS) şehir içi karayolu ağına entegrasyonu ile karar destek sistemleri güçlendirilecek, olası bir afet durumunda ilgili birimlerin olay yerine en kısa sürede ulaşması için kullanılabilecek orman yolu güzergahları network analizi yardımıyla kolayca tespit edilebilecektir. Ayrıca oluşturulacak birleşik veri tabanı, araç navigasyon sistemlerine yüklenerek orman içindeki üretim ve rekreasyonel amaçlı kullanımlara da hizmet edebilecektir.Orman yollarının doğal afetlerde acil ulaşım yolu olarak kullanılabilirliğinin saptanabilmesi için 5 adet senaryo oluşturulmuştur. Oluşturulan 5 senaryoda da ulaşılması istenilen noktalara orman yolları ile ulaşılabildiği tespit edilmiştir. Ancak orman yolu güzergahlarının karayolu ile ulaşıma göre daha uzun olduğu ve daha uzun sürede istenilen noktalara ulaşıldığı görülmüştür. Orman yollarının acil ulaşım yolu olarak kullanım olanaklarının arttırılması için geometrik standartlarının geliştirilmesi ve üstyapı çalışmalarının tamamlanmasının olumlu sonuçlar ortaya çıkaracağı düşünülmektedir.
Turkey has 57% mountainous terrain a rugged topography with high area covering a large section of forest in mountainous terrain. Being conducted in the forest sector, transportation, silviculture, forestation, fire fighting, insect and disease control, and revenues measured increments, continuous monitoring of forest health and other activities that are required for transport through the forest road is done.Earthquake, flood, fire or natural disaster such as a possible case of any road adjacent to the structures used in ways to make the access to visual loss due to disaster, bridges, viaducts and walkways collapsed after a natural disaster, or people blocking access to transport multiple traffic blockage due to the possible emergence of roads, emergency response teams to the scene makes it even more difficult to transport facilities. Therefore, alternative solutions need to create the scene for emergency transportation stands as an inevitable task.In this context, developing scenarios of alternative transportation, air and sea transport and expensive to reach a definite solution to the interior as well as terrestrial areas the most effective solution to this issue, however, road and alternate methods of transportation are terrestrial. Adjacent to residential areas and outside the forest roads at this point appears to be an alternative solution.In this study, we have dealt with as an example of the Beykoz Forest Enterprise, Istanbul, such as high population density and the risk of earthquakes, and transportation problems that are experiencing irregular construction is located in a metropolis, which forms the northern green belt is also important in terms of forestry, forest road density is high is located in a region. These roads are used as basic forestry activities, a possible case of a disaster (fire, earthquake, flood, etc.) emergency response teams can use the service. The digital environment, according to the criteria for the disaster zone separately prepared in a variety of databases and Geographic Information Systems (GIS), decision support systems will be strengthened with the integration of urban road network, by related units to the scene as soon as possible in case of a disaster to reach the potential of using the forest road routes with the help of network analysis may be easily detected. Also created a unified data base, car navigation systems by installing the service will be able to use the forest in the production and recreational purposes.In order to determine opportunities of forest roads usage as emergency access road for natural disaster was created 5 scenarios. Identified to reach the desired destinations are reachable through the forest roads at created five scenarios. However, forest road routes are longer than the highway routes and arrival time of desired points by forest road are much more than the highway. For developing opportunities of forest roads usage as emergency access road, geometric standards should improve and completion of the road superstructure work is thought to bring about positive results.
The effects of Rubus hyrcanus L and Philonotis marchica Hedw Brid on runoff generation and soil loss from cutslopes of forest road
Temporal Sediment Production of Paved and Unpaved Forest Roads
Calibration of a portable single nozzle rainfall simulator for soil erodibility study in Hyrcanian forests
Üretim ormanlarında tampon zon belirleme kriterleri
Tez Özetleri
Bu çalışma kapsamında, üretim ormanlarında üretim faaliyetleri sırasında oluşan sediment hareketlerini en aza indirmek amacıyla kullanılacak tampon zon genişliğini etkiyen faktörler değerlendirilmiştir. Bu amaçla İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Ormanına sediment kapanları kurulmuştur. Farklı meşcere kapalılığı, yamaç uzunluğu, yamaç alanı, yağış ve eğime bağlı olarak tesis edilen deneme alanlarından sediment verisi alınmıştır. Bu kapsamda, sediment verimini hesaplamak amacıyla istatiksel bir model ortaya konmuştur. Modelin doğruluğu çeşitli istatistiksel analizlerle sınanmıştır.Sediment veriminin hesaplanmasına ilişkin ortaya konulan model, tampon zon etkinlik oranlarının belirlenmesinde kullanılmıştır. Araştırma ormanı içerisinde seçilen örnek bir alt havza, ormancılık çalışmalarının yapıldığı üretim alanı ve dere kenarı koruma zonu olarak kabul edilen tampon zon olarak iki parça halinde incelenmiştir.Söz konusu alt havza içerisinde 50 mm'lik bir yağış için üretim alanı ve tampon zondan mevcut topoğrafik koşullar dahilinde (eğim, yamaç alanı vs) alternatif üretim senaryolarına göre gelecek sediment miktarı ayrı ayrı hesaplanmıştır. Alternatif üretim senaryoları meşcere kapalılığına yapılabilecek müdahalelere göre belirlenmiştir. Buna göre farklı tampon zon genişliklerinin, farklı üretim senaryolarının uygulanması halindeki tampon zon etkinlik oranları (TEO) belirlenmiştir.Sonuçlara göre 25 m ile 150 m arasında denenen farklı tampon zon genişliklerinin farklı üretim senaryoları karşısındaki tampon zon etkinlik oranlarına bakıldığında, Senaryo-2'de % 78 ile % 84 arasında, en yüksek tampon zon etkinlik oranlarına ulaşılmıştır. Bu senaryoda tampon zon alanının 3 kapalılıkta olduğu/ulaştığı, üretim alanın tümünde ise mevcut kapalılığın 2 kapalılığa düşürüldüğü/ulaştığı durumu temsil etmektedir En düşük tampon zon etkinlik oranı ise % 34 ile % 53 arasında Senaryo-4'de karşılaşılmıştır. Bu senaryoda tampon zon alanının 3 kapalılıkta olduğu/ulaştığı, üretim alanın tümünde mevcut kapalılığın 0 kapalılığa düşürüldüğü/ulaştığı durumu temsil etmektedir.
In this study, factors affecting the width of buffer zone, which used to minimize sediment movement during harvesting activities productive forest, have been evaluated.For this purpose, sediment traps were constructed in İstanbul University Education and Research Forest. Sediment data have been obtained from sample plots established depending on different canopy closure, slope lenght, slope area, rainfall and slope. In this context, a statistical model has been developed to estimate sediment yield. The accuracy of the model has been tested with various statistical analyzes.The model, which was developed to estimate sediment yield, has been used to determine to effectiveness ratio at buffer zones. A sample subbasin, which was choosen in research forest, was studied in two parts; production area where forest operation allowed and buffer zone that is defined as protection zone in the edge of the creek.In the subbasin, for a rainfall of 50 mm, the amount of sediment received from production area and buffer zone within existing topographical conditions (slope, slope area, etc.) with alternative harvesting scenarios were calculated the alternative production scenarios were determined according to interventions implemented on canopy closure. Accordingly, in case of applying different production scenarios, buffer zone effectiveness ratios were determined for different buffer zone widths.According to results, the highest buffer zone effectiveness ratios have been reached by 78-84 % in Scenario 2 when testing buffer zone effectiveness ratios for different harvesting scenarios considering different buffer zone width between 25 m and 150 m. In this scenario, the buffer zone canopy closure reached to 3 while canopy closure reduced to 2 for entire harvesting area. The lowest buffer zone efficiency rate of 34-53 % in Scenario 4. In this scenario, canopy closure of buffer zone reached to 3 while canopy closure was at the lowest rate.
Aladağ Orman İşletme Müdürlüğünde Ağ Modeli Tabanlı Optimizasyon Teknikleri Kullanılarak Orman Ürünleri Transport Maliyetinin Minimizasyonu
Prediction of daily streamflow using Jordan Elman networks
Türkiye'de yandere ıslahı çalışmalarında örgütsel yapı
Tez Özetleri
Türkiye'de Cumhuriyet öncesi dönemde, 1869 yılında çıkarılan orman nizamnamesi ile birlikte, yararlanmaya bir düzen getirilmekle birlikte erozyonla mücadeleye ihtiyaç görülmediği ve bu kavramdan söz edilmediği anlaşılmaktadır. Orman dışı ağaçlandırma çalışmaları ilk kez 1911 yılında çıkartılan bir kararname ile teşvik edilmiştir. 1908 ? 1920 yılları arasında erozyona maruz kalan alanlarda gençleştirme kesimleriyle ormanların ıslahının sağlanması yoluna gidilmiştir.Cumhuriyet döneminde, 1923 ile 1937 yılları arasında çeşitli kanunlar çıkartılmasına ve Atatürk Orman Çiftliği ağaçlandırma faaliyetlerinde bulunulmasına rağmen sel kontrolu konularında yasal bir düzenleme ve çalışma yapılmamıştır. 1937 yılında çıkarılan 3116 sayılı ilk orman yasası ile sel önleme çalışmaları devletin görevleri arasında sayılmıştır. Ancak sel ve taşkınların önlenmesi için ilk çalışmalar 1955'te Tokat Behzat deresi yukarı havzasının ıslahı ile başlamıştır. 1957 yılında OGM Toprak Muhafaza ve Mer'a Islahı Tatbikat Grup Müdürlükleri ve 1969 yılında AGM kurularak yan dere ıslah çalışmalarında önemli sonuçlar alınmıştır.1969 yılında kurulan Orman Bakanlığı 1981 yılında kapatılmış ve yerini Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı almıştır. 1991 yılında Orman Bakanlığı yeniden kurulmuş, ancak 2003 yılında yapılan son değişiklikle Çevre ve Orman Bakanlığı'na dönüştürülmüştür. Örgütsel üst yapıdaki değişiklikler gibi Orman kanunlarında da zaman içinde değişimler göze çarpmaktadır. 3116 sayılı kanun 6831 sayılı kanun ile değiştirilmiş ve en son 6831 sayılı kanunun yan dere ıslah çalışmaları ile ilgili olan 58. maddesi 2003 yılında değiştirilerek Çevre ve Orman Bakanlığına koordinatörlük görevi verilmiştir.1960'lı yıllarda hem OGM hem DSİ yukarı havzada hem yamaç hem de yatak ıslahı yapmıştır. 1969 yılında DSİ, Topraksu ve OGM arasında yan dere ıslahı konusunda ortak çalışmalar yapılmasına yönelik bir protokol düzenlenmiş yamaç ıslahını AGM, yatak ıslahını DSİ üstlenmiştir. 1969 yılında başlayan kurumsal işbirliği, reorganizasyonla AGM'nin kapatılmasından sonra 1984 yılında DSİ ve OGM arasında düzenlenen protokol ile yenilenmiştir.1995 yılında Milli Ağaçlandırma ve Seferberlik Kanunun kabulü ile ağaçlandırma ve erozyon kontrolu konusunda bir çok bakanlık, ordu, üniversiteler, genel müdürlükler ve DSİ görevlendirilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, çalışmaları 2007 yılında başlayan ancak 2008 yılında ivme kazanan ağaçlandırma seferberliği konulu eylem planını Başbakanlığın genelgesi ile yürürlüğe koymuş ve birçok kamu kurum ve kuruluşuna ve sivil toplum örgütlerine görev vermiştir.Kuruluşların gerek adının gerekse sayılarının değiştirilmiş olması, reorganizasyonlar, eski örgütsel yapının yeniden benimsenmesi, sel ve erozyon kontrolu konusunda istikrarlı bir örgütsel yapıya kavuşulamadığını göstermektedir. Reorganizasyonlar sonucunda güzel işleyen işbirliğinin de bozulduğu görülmektedir. Özellikle yurdumuzun büyük bir bölümünde etkisini gösteren erozyonu önleme çalışmalarını yürüten bu kuruluşların sayı ve kapasitelerinin artırılması beklenirken açılıp kapatılmaları elde edilebilecek başarı oranını azaltmıştır.
Although utilization of forested areas has been arranged by forest regulations that legislated in 1869, term of ?erosion control? has not been referred. Afforestation works out of the forests have been encouraged by an ordinance firstly in 1911. Forest improvement has been provided with regeneration cuttings in the areas exposed to erosion between the years of 1908-1920.On the other hand, after foundation of new republic of Turkish Government, although some afforestation works and legislations between the years 1923 and 1937, there was no legal regulation and work about torrent control. In 1937, torrent control have become one of the duty of the state whereby the first forest law (no. 3116) legislated. But torrent control works have been started in the upper watershed of Tokat Behzat Creek in 1955. In 1957 Soil Conservation and Range Improvement Application Department and in 1969 General Directorate of Afforestation and Erosion Control have been established and important results obtained in torrent control.Ministry of Forestry has been established first in 1969 but evolved to Ministry of Agriculture and Forestry in 1981. In 1991 Ministry of Forestry has been reestablished and in 2003 changed to Ministry of Environment and Forestry. Forest laws also have been changed in time. The law no. 3116 has been changed to the law no. 6831 and finally according to 58th article of the law no. 6831, Ministry of Environment and Forestry has been assigned as coordinator on torrent control works in 2003.In 1960?s both General Directorate of State Hydraulic Works (DSI) and General Directorate of Forestry (OGM) have reclaimed slope and stream bed in the upper watershed. A protocol has been arranged between DSİ and OGM and General Directorate of Soil and Irrigation Works (TOPRAKSU) for cooperation about torrent control in1969. A new cooperation protocol has been signed between DSİ and OGM due to AGM was closed according to reorganization in 1984.In 1995, many of ministries, army, universities, general directorates and DSİ have been assigned to afforestation and torrent control by acceptance MASK act. Ministry of Environment and Forestry has enforced The Afforestation Action Plan which has begun in 2007 and gained speed in 2008, by prime ministry circular.Changes in name and number of the institutions, reorganizations, turn backs show that institutions couldn?t have a consistent organizational structure about torrent control. It is shown that running cooperation was broken by the founding and closing of institutions frequently decreased the success rate, while it has been expected to increase the number and capacity of institutions, which carry out the studies about torrent control especially effecting large part of our country.
İstanbul un İçme Suyu Barajlarının Sedimantasyon Problemi ve Alınması Gereken Önlemler Alibey Barajı Örneği
İstanbul un İçme Suyu Barajlarının Sedimantasyon Problemi ve Çözüm Önerileri Alibey Barajı Örneği
Orman Yol Güzergâhlarındaki Zemin Klâslarının Jeofizik Yöntemlerle Belirlenmesi
İstanbul Belgrad Ormanı Memeli Türleri İle Bu Türlerin Habitat Tercihleri Ve Alandaki Dağılımlarının Belirlenmesi
Transport tekniği açısından bölmeden çıkarma yöntemlerinin Devrek Orman İşletmesi örneğinde incelenmesi
Tez Özetleri
Türkiye'de ve dünyada orman alanlarının her geçen gün dağlık alanlara doğru çekilmesi ve bu tip alanlarda çalışma zorunluluğunun artması, bölmeden çıkarma çalışmalarını daha önemli hale getirmiştir. Ormancılık işleri, özellikle odun ham maddesi üretimi ve üretim aşaması içerisinde de bölmeden çıkarma safhasındaki iş ve işlemler genellikle ağır işlerdendir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak ağır işlerde insan ve hayvan gücü kullanmak yerine makine gücünden yararlanmak her geçen gün daha yaygın hale gelmektedir.Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, aynı bölmede uygulanan 5 farklı bölmeden çıkarma yönteminin (hayvan gücü, hava hattı, traktör ile kablo çekimi, traktör ile sürütme, MB-Trac ile kablo çekimi) verimlilik yönünden karşılaştırılması amaçlanmış, sürütme faaliyetleri sırasında meşceredeki ağaç ve fidan zararları belirlenmiş ve orman toprağında oluşan zarar durumu tespit edilmeye çalışılmıştır.Buna göre, 100 metre sürütme mesafesinde 5 farklı bölmeden çıkarma yöntemi için ortalama verim değerleri; hayvan gücü ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında 3.803 m3/sa, traktör ile sürütme yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında 6.245 m3/sa, traktörle kablo çekimi yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında 2.799 m3/sa, orman traktörü ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında 5.251 m3/sa ve hava hattı ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarında 10.094 m3/sa olarak bulunmuştur.Sonuç olarak farklı bölmeden çıkarma çalışmalarının, fidanlar ve dikili ağaçlar üzerinde farklı şekil ve derecede zararlar oluşturduğu, kalan dikili ağaçlar üzerinde en fazla zararın traktörle kablo çekimi sırasında, fidanlar üzerinde en fazla zararın ise traktör ile sürütme sırasında verildiği tespit edilmiştir.
The progression of forest areas in Turkey and in the world towards the mountain areas each day and the increase of working obligation have made the extraction method important. Forestry affairs, especially the production of raw wood and the work and treatments during the phase of production through the stage of extraction are generally regarded among heavy works. Parallel to the technological developments, the use of power machine instead of human and animal power in heavy works has become more common day by day.This master thesis aims at comparing the productivity of 5 different methods of extraction applied in the same compartment including animal power, aerial line, cabling with tractor, dragging with tractor, cabling with MB- Trac and determining the harms of tree and sapling during the dragging proceeding and retaining the state of harm occurred on forest soil.Accordingly, the average yield value for 5 different extraction methods applied in the dragging distance of 100 m. are; extraction methods with animal power have determined as 3,803m3/h, extraction methods by dragging with tractor, 6,245m3/h; extraction methods with cabling with tractor, 2, 799m3/h, and the extraction methods with aerial line 10, 094 m3/h.Consequently, the study has been determined that the varied extraction methods have caused harms in different shapes and degrees to saplings and planted trees; the most harm has been given to the planted trees by cabling with tractor and the most harm has been given to the sapling by dragging with tractor.
Kayın, göknar ve göknar-kayın meşcerelerinde üst toprak ve ölü örtüdeki mikrobiyal biyokütle karbon (Cmic), azot (Nmic), fosfor (Pmic) ve mikrobiyal solunumun mevsimsel değişimi
Tez Özetleri
Mikrobiyal biyokütle toprak ile bitki arasındaki bağlantıyı sağlayan çok önemli bir parametredir. Bu yüzden toprak mikrobiyal biyokütlesi ve faaliyeti son zamanlarda toprak sağlığı ve kalitesinin değerlendirilmesinde kullanılan hassas bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır. Organik maddenin biyolojik olarak aktif bölümünü oluşturan mikrobiyal biyokütle C, N ve P'un ölçülmesi toprak kalitesi ve verimliliğinde meydana gelen değişimi en güzel bir şekilde yansıtmaktadır. Bu çalışmada, mevsimsel değişeme bağlı olarak farklı meşcereler altındaki ölü örtü (yaprak, çürüntü ve humus) ve üst topraktaki (0-5 cm) organik madde ve besin döngüsünde toprak mikrobiyal biyokütlesinin rolünü anlamak, ağaç türlerinin mikrobiyal biyokütle üzerine olan etkilerini ortaya koyabilmek ve bazal solunum ölçümleri yapılarak mikrobiyal faaliyetlerin meşcere tiplerine ve mevsime bağlı değişimini belirlemek hedeflenmiştir. Ayrıca mikrobiyal biyokütle C, N, P ve bazal solunum ile ölü örtü ve toprak örneklerinin diğer bazı özellikleri arasındaki ilişkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır.Doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky), Uludağ göknarı (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana Mattf.) ve göknar-kayın karışık meşcerelerinin doğal yayılış alanı olan Bartın ili Arıt ilçesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Ölü örtü ve üst toprakların mikrobiyal biyokütle C, N ve P içerikleri kloroform fumigasyon ekstraksiyon yöntemi ile, mikrobiyal faaliyet ise bazal solunum ölçümü yapılarak belirlenmiştir.Basit varyans analizi sonuçlarına göre ölü örtü ve toprak örneklerinin mikrobiyal biyokütle C, N ve P içerikleri ile mikrobiyal solunum (bazal solunum) meşcere tiplerine ve mevsimlere göre değişiklik göstermektedir. Göknar meşceresi ölü örtü solunumları hariç, genel olarak mikrobiyal biyokütle ve solunum, göknar meşceresinde diğer meşcerelere göre daha yüksek, ilkbahar ve kış mevsimlerinde ise yaz ve sonbahar mevsimlerine göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, korelasyon analizi sonucuna göre mikrobiyal biyokütle C, N, P içerikleri ile mikrobiyal solunum, ölü örtü ve toprak örneklerinin nem içeriği, sıcaklık, organik C, bitkiye yarayışlı P gibi diğer bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri arasında da istatistiki anlamda ilişki ortaya çıkmıştır.Yapılan bu çalışma ile aynı yetişme ortamında bulunan farklı meşcere tiplerine ait ölü örtü ve üst toprakların bazı fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin birbirinden farklı olduğu ve mevsimlere göre de değişiklik gösterdiği ortaya çıkmıştır. Farklı meşcerelere ait ölü örtü ve üst toprakların mikrobiyal biyokütle ve solunumları, organik C, toplam N ve bitkiye yarayışlı P tarafından kontrol edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca, mikrobiyal biyokütle ve solunumun pH, kil içeriği gibi diğer ölü örtü ve toprak özellikleri ile nem içeriği, sıcaklık gibi çevresel faktörlerden de etkilendiği belirlenmiştir. Diğer taraftan bu çalışmada elde edilen veriler ölü örtü ve toprakların mikrobiyal biyokütle ve faaliyetinde gelecekte ortaya çıkabilecek değişiklikleri izlemede karşılaştırmalı olarak kullanılabilecektir.Anahtar Sözcükler: mikrobiyal biyokütle C, N ve P, bazal solunum, Cmic/Corg yüzdesi, metabolik katsayı (qCO2), toprak, ölü örtüBilim Kodu: 502.10.01
Microbial biomass is a significant parameter that supplies the linkage between the soil and the plant. Therefore soil microbial biomass and activity are the sensitive bioindicators for the determination of the soil health and quality in the recent years. Measurement of the biologically active fractions of the soil organic matter, such as microbial biomass C, N and P could better reflect changes in the soil quality and productivity. In this study, based on the seasonal changes, discovering the role of the soil microbial biomass on the organic matter and nutrient cycle at the forest floor (litter, fermentation and humus) and top soil (0-5 cm) under various stands are targeted. Besides, the determination of the tree species impact on the microbial biomass and the assessment of the change in the microbial activities relative to the stand types and seasons by conducting basal respiration measurements are aimed. The statement of the relationships between microbial biomass C, N, P, basal respiration and some other characteristics of the forest floor and soil samples is also purposed.The Arıt District of the Bartın Province which are the natural habitat for the Oriental beech (Fagus orientalis Lipsky), Bornmullerian fir (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana Mattf.) and the fir-beech mixed stands were chosen as the study area. The microbial biomass C, N and P content of the forest floor and top soil was determined based on the chloroform fumigation extraction method and the microbial activity was investigated based on the basal respiration measurement.According to the results of the simple variance analysis (One-Way ANOVA), the microbial biomass C, N and P content of the forest litter and top soil and the microbial respiration (basal respiration) changes relative to the stand type and the seasons. Except the forest floor respiration, generally, the microbial biomass and respiration is the highest under the fir stand compared to other stands and lower for the spring and winter compared to the summer and autumn. Furthermore, according to the results of the correlation analysis, there is a statistical correlation between the microbial biomass C, N and P content, microbial respiration, moisture content of the forest floor and top soil samples, temperature, organic C, plant available P and some other physical and chemical properties.According to the results of this study, some physical, chemical and biological properties of the forest floor and top soil samples under different stands at the common habitat are different from each other and differ relative to the seasons. The microbial biomass and respiration of forest floor and top soil samples under different stands are controlled by the organic C, total N, plant available P. Moreover, the microbial biomass and respiration is influenced by the other forest floor and soil properties such as pH, clay content and by the environmental factors such as moisture content and temperature. On the other hand, the data of this study are able to be utilized comparatively for monitoring the possible future changes in the microbial biomass and activity of the forest floor and soil.Key Words: microbial biomass, C, N and P, basal respiration, Cmic/Corg percentage, metabolic quotient (qCO2), soil, forest floorScience Code: 502.10.01
Anthropometric Dimensions of Turkish Operators of Loading TractorsUsed in Forestry and the Design of the Workplace
Uydu Görüntüsü Kullanılarak Yanıcı Madde Özelliklerine Göre Yangın Potansiyelinin Belirlenmesi Kastamonu Merkez Şefliği Örneği
Calculation of average skidding distance on sloping terrain with GIS tools
Orman Yol Güzergahlarındaki Zemin Klaslarının Jeofizik Yöntemlerle Belirlenmesi
GOOGLE EARTH YARDIMI İLE ORMAN YOL AĞI PLANLARININ SAYISAL ORTAMDA ÜRETİLMESİ MUĞLA NAMNAM ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ ÖRNEĞİ
Dağlık arazide coğrafi bilgi sisteminden yararlanarak çevreye duyarlı orman yolu güzergahının belirlenmesi
Tez Özetleri
Orman yol ağı planlarının hazırlanması ve yol güzergâhının belirlenmesi için hem arazi hem de büro çalışmaları sırasında değişik kaynaklar ve yöntemlerle oluşturulan verilerden yararlanılmaktadır. Veri kaynaklarının çeşitliliği ve verilerin temin edilme yöntemlerinin farklılığı gibi nedenler planlamanın doğru ve sağlıklı olabilmesinde etkili olmaktadır.Coğrafi bilgi sistemleri (CBS) yardımıyla, topografîk harita, amenajman planı haritaları ve araziden alınan veriler, ayrı ayrı birer katmanda yapılandırılmaktadır. Ayrıca hazır veri olarak veritabanına girilen bu verilerden çeşitli coğrafi bilgi sistemi analizleri ile yeni veriler üretilerek, yardımcı haritalar hazırlanmakta, planlama çalışmalarında ve arazi-yol güzergahı arasındaki ilişki analizlerinde kullanılmaktadır.Bu çalışmaya konu araştırma alanı olarak Artvin Orman Bölge Müdürlüğü, Artvin Orman İşletme Müdürlüğü Tütüncüler Orman İşletme Şefliği seçilmiştir. Bu çalışmada; CBS'den faydalanarak ormancılığın fonksiyonel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, çevre zararlarına sebep olmaması ve çalışma alanının tamamında etkili olabilmesi gibi faktörlerin orman yolu güzergâhı seçimindeki etkinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu faktörlerin yanı sıra çalışma alanının yüksek eğimli dağlık bir bölgede bulunmasının, orman yolu güzergâhının seçiminde ne gibi etkilerinin olduğu araştırılmıştır. Çalışmada CBS kullanılarak alternatif yol güzergâhlarının Sayısal Arazi Modeli (SAM) ile değerlendirilmesi sonucunda zaman, iş gücü ve ekonomik olarak tasarruf sağlanmış ve amaca en iyi hizmet edecek seçeneğin ortaya çıkarılabilmesine imkân tanınmıştır. Bu çalışmada CBS yardımıyla yapılan analizler sonucu hazırlanan yardımcı haritalar ile istenilen bilgilerin sorgulanabilmesi, farklı alternatiflerin değerlendirilebilmesi, ormancılık çalışmaları için en iyi çözümü oluşturacak sayısal değerleri içeren orman yol ağı planı hazırlanmıştır.
The data are generated with different resources and methods in order to prepare forest road network and determine the route during field and office works. The diversity resources of data and the different methods of getting the data and etc. impact on planning in a good planning principles.Geographic Information System (GIS) provides that all of info such as topographic map, forest management plan and data of field can be configured separately in a layer. In addition to this, the collateral maps prepare according to new data from analysis of Geographic Information System. These use to analyze relationship between field-road route.The research area is chosen as Tutunculer Forest District on Artvin Operation Directorate of Forestry on Artvin Regional Directorate of Forestry. The aims of this research are the factors such as reduction of damage on environment, procurement of functional needs of forestry and being effective in whole area determine forest road route with using GIS. Furthermore, how the effects of mountainous steep terrain conditions on the choice of forest road route is researched. The assessment of alternative road route by using Digital Terrain Model and GIS provides workforce and economical saving, so that the probability of the best service is introduced. The forest road network, which include the best solution with digital values in process of forest work is prepared analysis via GIS and prepared collateral maps, assessment of distinct alternatives.
Ormancılık Üretim Çalışmalarının Çevresel Zararları Üzerine Araştırmalar
Ormancılık üretim çalışmalarının çevresel zararları
Farklı Ekosistem Birimlerinde Azot Mineralizasyonu Üzerine İncelemeler
Orman yollarının kalite değerlendirmesine yönelik ölçüt ve göstergelerin belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada; proje ölçeğinde bir orman yolunun kalite düzeyinin belirlenebilmesi amacıyla orman yolları için kalite kavramının tanımlanması, yol kalitesini ortaya çıkaran bileşenlerin tarif edilmesi, bir yol ağının kaliteli olup olmadığına karar vermede etkili olacak ölçüt ve gösterge setlerinin ortaya çıkarılması ve bunları bir değerlendirme listesi haline dönüştürerek örnek bir yol ağının kaliteli olup olmadığına nasıl karar verileceğine ilişkin bir yöntembilimin geliştirilmesi amaçlanmıştır.Orman yolu kalite değerlendirmesinde kullanılan ana ölçütler; sürdürülebilir orman yönetimi ölçütleri de olan ekonomik, ekolojik ve sosyal ölçütler ile bu çalışmayla ilave edilmiş teknik ölçütlerden oluşmaktadır. Ekonomi ana ölçütünde 2 alt ölçüt, 5 gösterge ve buna bağlı 24 adet değişken/faktör; ekoloji ana ölçütünde 4 alt ölçüt, 13 gösterge ve buna bağlı 50 adet değişken; sosyal ana ölçütünde 3 alt ölçüt, 8 gösterge ve buna bağlı 17 adet değişken; teknik ana ölçütünde ise 3 alt ölçüt, 6 gösterge ve buna bağlı 34 adet değişken kullanılmıştır.Kalite ölçüt ve gösterge setinin uygulanabilirliği; Ağlasun Orman İşletme Şefliği (Burdur) planlama birimi sınırları içindeki hâlihazır toplam 260+550 km uzunluğundaki 61 adet B Tipi Tali Orman Yolu üzerinden test edilmiştir. Çalışma sonucunda; bu planlama birimindeki orman yollarının ekolojik, ekonomik, sosyal ve teknik açıdan orta kalitede olduğu tespit edilmiştir.Geliştirilen orman yolu kalite değerlendirme yöntemiyle; proje bazında bir orman yolunun ve orman yol ağının kalite düzeyinin etkin olarak belirlenebilmesi mümkündür. Böylelikle; yol standart rotalarının seçimi, yol bakım-onarım önceliklerinin belirlenmesi, potansiyel risklerin tahmin edilmesi ve transport maliyetlerinin hesaplanması için bir kalite katsayısının geliştirilmesinde bu yöntemin sonuçları kullanılabilir nitelik taşımaktadır.
In this study it was aimed to develop a methodology to determine the quality level and conceptual framework for forest roads, to describe the components of road quality, to create the criteria and indicators sets that are effective on decision making on the quality of the forest road and how to decide if a road segment and network is quality or not by putting all these in a assessment list.The main criteria that were used in the assessment of road quality which were the criteria of sustainable forest management were economical, ecological, social-institutional and technical criteria that were added in this study. Economic main criterion has 2 sub-criteria, 5 indicators and 24 factors/variables; ecology main criteria has 4 sub-criteria, 13 indicators and 50 factors, social main criteria has 3 sub-criteria, 8 indicators and 17 factors, and technical main criteria has 3 sub-criteria, 6 indicators and 34 factor those depends on itThe usage of quality criteria and indicator set was tested on Ağlasun Forest Planning Unit having 206+550 km long and 61units of B type forest roads. As a result of this study, it is found out that the roads in this planning unit has a middle quality level regard to economic, ecologic, social and technical aspects.It is possible to determine the quality degree of a forest road and forest road network by using the enhanced forest road quality assessment method. In this way, this study?s results can be used for choosing the standard routes, determining the priority of road maintenance, supposing the potential risks and for developing a quality coefficient to estimate the transportation costs.
Orman yolu kalite analizine yönelik ölçüt ve gösterge setinin oluşturulması
Assessment of procurement systems for unutilized logging residues for Brutian pine forest of Turkey
Dağlık Arazide İnşa Edilen Orman Yollarında Yaklaşık Maliyet ve Hakediş Değerlerinin İrdelenmesi
Time study and productivity analysis of chainsaw mounted log debarker in southern pine forests of Turkey
Ormancılıkta Karar Verme Süreçlerinde Orman Yol ve Üretim Planlarının Değerlendirilmesi
İ.Ü. Orman Fakültesi araştırma ormanındaki yolların alt ve üst yapı tekniği açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Orman yolları üretim, koruma, ağaçlandırma, yönetim, rekreasyon ve yangınlardan koruma gibi ormancılık aktivitelerinin gerçekleştirilmesinde orman alanlarına ulaşımı sağlamaktadır. Ormancılık faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi, planlanmış ve yapılmış olan orman yollarının kendisinden beklenen görevi uzun bir süre aksatmadan yerine getirmesine bağlıdır. Orman yollarının ömrünü uzatan en önemli faktörlerden biri, sanat yapılarının gerekli olan yerlerde, teknik açıdan uygun ve yeterli sayıda kullanımıdır. Sanat yapıları orman yolları için çok önemlidir. Bu yapılar, orman yollarının suyun yıkıcı etkisne karşın korunmasını sağlamaktadır. Orman yollarında kullanılan sanat yapıları büz, menfez, köprü ve duvarlardır.Çalışma alanı olarak İ.Ü. Ornan Fakültesi Araştırma Ormanı seçilmiştir. Yapılan çalışma ile, çalışma alanındaki tüm orman yolları ve sanat yapılarının mevcut durumları belirlenmiştir. Arazi çalışmaları ile tüm veriler toplanmıştır. Bu veriler ArcGIS 9.3 bilgisayar programları ile analiz edilmiştir. Eğim ve bakı haritaları oluşturulmuştur. Sanat yapılarının yerleri ve alt havzalar belirlenmiştir. Son olarak, belirlenen havzalara göre sanat yapılarının boyutları incelenmiştir. Mevcut sanat yapıları ile hesap edilerek belirlenen sanat yapıları karşılaştırılmıştır.Bu çalışmada, orman yolları için çok önemli olan ve özellikle trafik yükü fazla olan orman yollarında gerekli olan üst yapı ve altyapı çalışmaları tüm yönleriyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda, alan içerisinde mevcut ve planlanan olmak üzere toplam 17 adet orman yolu olduğu belirlenmiştir. Mevcut olan yol sayısı 14 olup planlanan yol sayısı 3 adettir. Alan içerisindeki toplam mevcut yol uzunluğu 28+718 km olup, planlanan yol uzunluğu 6+911 km'dir. Üst yapısı tamamlanmış orman yolu uzunluğu 10+980 km olarak belirlenmiştir.Alan içerisinde toplam 19 adet havza ve havzaları kesen yollar üzerinde 32 adet sanat yapısı ihtiyacı belirlenmiştir. Toplam 32 adet noktada yapılması planlanan sanat yapılarından 14 adet noktada 84 m Ø60'lık yuvarlak büz, 10 adet noktada 60 m Ø80'lik yuvarlak büz, 3 adet noktada kutu menfez ve 5 adet tabliyeli menfezdir.
The forest roads provide access to forest resources in carrying out main forestry activities such as protection, afforestation, management, recreation, and fire fighting. The efficiency of forestry activities depends primarily on the presence of healthy and dependable forest roads. One of the main factors affecting the durability of forest roads is the presence of sufficent number of construction buildings at proper locations. Drainage structures are very important for forest roads. The drainage structures used to forest roads are pipes, culverts, bridges and walls.In this study, experimental area selected as Research Forest of the Faculty of Forestry, Istanbul University. The situation of all forest roads and drainage structures inside study area are determinated. The total data with finished works are collected. This data are analyzed with ArcGIS 9.3 computer programme. Slope and aspect maps are comprised for these study areas. The points of drainage structures and middle basins are designated. Finally, the type and dimensions of drainage structures are compared with present drainage structures in study areas.In this study, pavement structures activities in a sample forest road section, especially with heavy traffic loads, are examined in various aspects. There are 17 units existing and planned forest roads in research area. The existing forest road units are 14 and planned forest roads units are 3. In total, the current forest road length is 28+718 km and planned forest road length is 6+911 km. Determined as a length of 10+980 km forest road superstructure was completed.A total of 19 watershed basins in the area and ways to cut over 32 pieces of art determined the need for structure. Total 32 points are determinated in researh area and planned pipe culvert are 84 m Ø60 in 14 point and 60 m Ø80 in 10 points. Furthermore, 3 box culvert and 5 bridge box culverts are planned in research area.
Kuşların, Trabzon havalimanının uçuş güvenliğine etkileri
Ormancılıkta Endüstriyel Odun Hammaddesinin Tarım Traktörleriyle Bölmeden Çıkarılmasında Sürütme Şeritleri Ağının Optimizasyonu
Ormancılıkta endüstriyel odun hammaddesinin tarım traktörleriyle bölmeden çıkarılmasında sürütme şeritleri ağının optimizasyonu
Tez Özetleri
Ormancılıkta endüstriyel odun hammaddesinin traktörler ile sürütme şeritlerinden sürütülerek, geçici istif yerlerine getirilmesi bölmeden çıkarma yöntemlerinden birisidir. Traktörler ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmaları, sürütme şeritleri üzerinde gerçekleştirilmektedir. Sürütme şeritleri için üretim sahasının tamamını kapsayacak şekilde bir planlamanın hangi esaslara göre yapılacağı yönünde, mevzuata ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle zamansal ve ekonomik açılardan kayıplar oluşabilmekte, üretim alanında birçok olumsuz çevresel etkiler de meydana gelmektedir.Bu çalışmanın amacı, endüstriyel odun hammaddesinin üretimi sırasında tarım traktörleriyle sürütme şeritleri üzerinde sürütme işlerinin teknik, ekonomik ve çevresel açılardan incelenmesi ve saptanan olumsuz yönleri en alt düzeye indirerek yeni bir sürütme modelinin oluşturulması ile sürütme şeritleri ağının optimizasyonunun yapılmasıdır.Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü, Balıklı Orman İşletme Şefliği'nde eğimi %0-33 arasında olan üretim alanları çalışma alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada; sürütme şeritleri kavramı değerlendirilmiş, tarım traktörleriyle bölmeden çıkarma işleri incelenmiş, teknik, ekonomik ve çevresel yönlerden istatistik yöntemler kullanılarak sürütme modeli oluşturulmuş ve sürütme şeritleri ağının optimizasyonu sağlanmıştır. Modelin optimize edilmesinde DP yöntemi kullanılmış ve alana ilişkin veri tabanı CBS ile kurulmuştur.Çalışma sonucunda, geliştirilen optimum sürütme modelinde teknik, ekonomik ve çevresel açıdan adım adım ilerleme ve iyileştirme stratejisi uygulanmış ve sürütme şeritleri ağının optimizasyonu sağlanmıştır. Optimum sürütme modelinin belirlenmesi sonucu tarım traktörleriyle bölmeden çıkarma işinde çalışma verimi mevcut duruma göre %16,84 arttığı ve 100 m'de 1 m3 tomruğun sürütülmesiyle seferde 0,10 $ tasarruf sağlandığı görülmüştür. Sürütme şeritleri ağının optimizasyonu yaklaşımıyla üretim alanında, hektarda 236 m2 alanın toprak sıkışıklığına maruz kalması, hektarda 17,86 m3 (44829 ton) toprak kaybının olması ve hektarda 2124 adet fidanın zarar görmesi gibi belirlenen olumsuz sonuçlar minimize edilmiştir.Sürütme şeritleri ağının optimizasyonu yaklaşımıyla endüstriyel odun hammaddesinin bölmeden çıkarılması minimum zaman, maliyet ve çevre zararıyla sağlanabilecektir.
Transporting wood based forest products from temporarily landing areas through skid trails is one of the logging methods in forestry. Logging operation by using tractors takes place on skid trails. Currently, there are no technical regulations indicating principles for planning of skid trail considering entire harvesting unit. This current status may lead to cause time and economical losses and environmental impacts in many places of forested areas.The objective of this study is investigating technical, economical, and environmental aspects of skidding industrial wood based products by farm tractors on skid trails and optimizing skid trails network by developing new skidding model which minimizes negative effects.The harvesting units with the ground slope of 0-33% were selected as study area located in Balıklı Forest Enterprise Chief, Gölyaka Forest Enterprise Directorate. In this study; term of skid trail was evaluated, logging with farm tractor was investigated, skidding model was generated considering technical, economical, and environmental aspects, and skid trails network were optimized. In optimization of the model, Linear Programming (LP) method was used and spatial database was generated by GIS.At the end of this study, step wise improvement and enhancement strategy was implemented in the model by considering technical, economical, and environmental aspects and then skid trails network were optimized. It was found that optimum skid trail model increased productivity of farm tractor logging by 16.84% and 0.10$ saving was reached in skidding of 1 m3 log on 100 m long skid trail, comparing with current methods. By the means of skid trail optimization approach in the field of forest harvesting, number of environmental impacts were avoided such as soil compaction of 236 m2 per hectare, soil loss of 17.86 m3 per hectare, and residual damages on 2124 saplings per hectare.Extraction of industrial wood based forest products with minimum time, economical, and environmental losses can be ensured by implementing skid trails network optimization approach.
Orman Yangın İşçilerinde İşçi Sağlığı ve Güvenlik Verilerinin Tespitine Yönelik Araştırma
Toprak ve stabilize kaplamalı orman yollarından kaynaklanan sedimentasyonun zamansal değişimi
Tez Özetleri
Orman yollarının çevresel etkilerine verilen önem her gün biraz daha artmakta, orman yollarının yetişme ortamı, heyelanlar, erozyon ve akarsu hidrolojisi üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin araştırmalar öncelik kazanmaktadır. Orman yollarının inşaatı ile koruyucu bitki örtüsü ve organik madde tabakaları ortadan kaldırılan geniş alanlar yüzeysel erozyona açık duruma gelmekte, orman yollarının kazı şevleri hem yüzeysel akışı, hem de sığ yeraltı akışını kesintiye uğratarak kenar hendeklerinde toplamakta, büyük miktarlarda toprak ve kaya kazılıp alınmakta ve çoğunlukla kitle hareketlerine maruz kalan dengesi bozuk şevler oluşturulmaktadır. Bunun sonucunda, yol yapımının ardından derelerdeki sediment taşınımı, yol yapımından öncekine oranla yüzlerce kat artmaktadır. Doğrudan doğruya yol yüzeyine düşen yağış, toprağa sızamadan yüzeysel akışla kenar hendeklerinden yolun aşağısındaki yamaçlara gitmektedir. Ayrıca, derelerde pik akımlar artmakta, dere suyunun sıcaklığı yükselmekte, yol yüzeylerindeki ve kenar hendeklerindeki erozyondan ve kazı şevlerindeki göçmelerden kaynaklanan materyal, dere yataklarına ulaşan sediment miktarını arttırmaktadır.Bu çalışmada, orman yollarından kaynaklanan sedimentasyonun zamansal değişim miktarının arazide kurulacak sediment tuzakları aracılığı ile belirlenmesi amaçlanmıştır.Toprak orman yolunda meydana gelen aylık sedimentasyon değerleri, stabilize orman yolundan ve meşçere içinde oluşan sedimentasyon değerlerinden önemli derecede yüksek bulunmuştur. Yapılan hesaplamada aylık ortalama sedimentasyon değerleri toprak orman yolunda 109,11 g/ay, stabilize orman yolunda 55,63 g/ay ve meşçere içinde 23,39 g/ay olarak tespit edilmiştir. Bir yıl boyunca yapılan gözlemlere göre, toplam sedimentasyon değerleri toprak orman yolunda 13093,04 g/yıl, stabilize orman yolunda 6675,67 g/yıl ve meşçere içinde 1122,9 g/yıl olarak gerçekleşmiştir. Bir yıllık gözlem periyodunda toprak, stabilize ve meşçere içinde meydana gelen aylık sedimentasyon değerleri arasında önemli derecede farklar olduğu tespit edilmiştir. Toprak orman yolunda meydana gelen sedimentasyon değerinin stabilize orman yoluna göre 1,96 kat ve meşçere içine göre 11,66 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Araştırma alanımızda yıllık ortalama sedimentasyon değerleri toprak orman yolunda 436 kg/ha/yıl, stabilize orman yolunda 223 kg/ha/yıl ve meşçere içinde 52,52 kg/ha/yıl olarak hesap edilmiştir. Bu araştırmada elde edilen sedimentasyon değerleri yağışın artmasına paralel olarak yükselme eğilimi göstermektedir. Elde edilen verilerin orman yollarının üstyapı tabakası ile kaplanması için kullanılacak yöntemlerin sedimentasyonu azaltmada daha etkin bir biçimde uygulanmasına yardımcı olacaktır.
Environmental effects of forest roads have an increasing importance, and researches related to negative impacts of forest roads on site, landslides, erosion and river hydrology gain priority. Large areas losed their protective vegetation cover and organic matter layers because of forest road construction open to erosion, soil and rocks are excavated in a large amounts, and slopes which are unbalanced and mostly effected by mass movements emerge. Thus, sediment transport in streams after road construction increase in hundreds of times higher than those of prior situation without road. Forest road cut slopes both surface flows and shallow groundwater flows collect them on the ditch edges. Rainfall falled directly on road surface goes from cut slopes without intercept into soil to down parts of slopes via runoff. Also, peak flows in streams increase, river water temperature rises, material sourced from erosion on road surface and edge of the ditches and collapses due to slope excavations increase the sediment amounts arrived to stream beds.In this study, it was aimed to determine the sediment production sourced from forest roads by the way of sediment fences set on experiment site. Collected total sediment amounts were 13093,04 g/yr on unpaved forest road, 6675,67 g/yr on paved forest road and 1122,90 g/yr on undisturbed area. Significantly differences on monthly sediment production were determined among experiment sites in all observation period. Total sediment production of unpaved forest road was 1,96 times higher than to paved forest road and 11,66 times higher than undisturbed area. Mean sediment production values were 109,11 g/month on unpaved forest road, 55,63 g/month on paved forest road and 23,39 g/month on undisturbed area. Annual mean sediment production was 436 kg/ha/yr on unpaved forest road, 223 kg/ha/yr on paved forest road and 52,52 kg/ha/yıl on undisturbed area. Sediment production on experiment sites showed a parallel relationship with monthly precipitation. Temporal changes of sediment production on all observed experiment sites have similar tendency with precipitation distiribution. Determined values on forest roads in this study to hopely be used for forest road stabilization methods with more helpful opportunities in effective implementation.
Orman alanlarında madencilik amaçlı yolların değerlendirilmesi (Keşan yöresi örneği)
Tez Özetleri
Bir ülkenin doğal zenginlikleri olan madenler gerekliliği oranında işletilmelidir. Ancak çevreye zarar vermeyen bir madencilik faaliyeti gerçekleştirmek söz konusu değildir. Maden sahaları orman içi ve orman dışı alanlarda olabilir. Bu bağlamda söz konusu araştırma orman içi maden sahalarını kapsamaktadır. Madenlerin bulundukları yerde çıkarılma zorunluluğundan dolayı orman alanlarında da madencilik faaliyetlerine izin verilmektedir. Ülkemizdeki ormanların tamamına yakınının mülkiyeti devlete aittir. Özel ormanlar da yine devletin denetimi altında bulunmaktadır. Ülkemizde ormanların denetimi ve yetkileri Orman Genel Müdürlüğü'ne aittir. Dolayısıyla orman içindeki madenlerin çıkartılıp işletilmesi de Orman Genel Müdürlüğü'nün izni ile gerçekleşmektedir.Orman alanları içindeki madenlerin çıkarılıp işletilmesi veya çıkarılan ürünlerin pazara ulaştırılması için ulaşım yollarına gereksinim duyulmaktadır. ?Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmelik? ve ?Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği?nde belirtildiği gibi, maden ruhsat sahibi arama ve işletme ruhsatı döneminde faaliyet göstereceği orman alanında mevcut yolları kullanabilmektedir. Ayrıca madencilik faaliyetinin gerçekleştirildiği orman alanlarında yol bulunmadığında, tesise ulaşım için yeni yol izinleri verilmektedir. Mevcut orman yol şebekelerine ilave yolların yapılması belirli bir bilimsel yaklaşım ve teknik çalışmanın yapılmasıyla mümkün olabileceği açık olarak görülmektedir. Zira doğaya yapılacak her türlü müdahale mevcut ekosistemi etkileyeceğinden ve müdahalenin yanlış yapılması durumunda telafisi mümkün olmayan sonuçları ortaya çıkarabileceği de açıktır.Türkiye'de mevcut maden ve orman yasaları gereği çok sayıda orman içinde maden işletme ruhsatı verilmektedir. Bunun sonucunda maden işletmeleri için çok sayıda ulaşım yollarına gereksinim duyulmaktadır. Bu yolların genel ormancılık amaçlarına da uygun olması zorunludur.Bu çalışmada orman içi maden sahalarında yapılan madencilik amaçlı yolların planlanması ve uygulaması aşamaları mevcut mevzuat ve uygulamalar çerçevesinde değerlendirilmiş ve amaca uygun, emniyetli ve ekonomik yolların ne şekilde yapılması konusunda ilkeler ve kriterler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Orman içi maden sahalarında madencilik amaçlı yapılan yolların mevcut orman yolları standartlarına uygunluk durumunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çalışmada çok sayıda orman içi maden sahalarının bulunması nedeniyle İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Keşan Orman İşletme Müdürlüğü orman sınırları içerisindeki maden sahaları uygulama alanı olarak seçilmiştir.
The mines that are natural richness of a country, should operated in case of necessity. But it?s not possible to perform mining activity without environmental damage. Mining sites may be in the forest or non forest lands. In this context, the research about mine sites in forest lands. Due to the necessity of extracted of the mines where they are, mining activities were permitted in forest areas. Almost all of the forests belong to the state ownership in our country. Private forests are also under the control of the state. Supervision and authorization of forest belong to General Directorate of Forestry in Turkey. Therefore mining management operations in forests take place with the permission of the General Directorate of Forestry.Transportation is required processing and marketing of mines extracted in forest lands. Holder of mining license can use the existing roads during the prospection and mining period in forests according to ?Regulation on the Permits to be Granted in the Areas of Forest Nature? and ?Regulation on licensing of mining activities?. In addition, in case of absence the road in mining sites, construction of new roads permitted. It?s clear that, construction of additional roads may be possible with scientific approach and technical operations. Because of affecting the ecosystem every intervention to nature, improper activities may cause nonrecoverable damages.Too many mining licenses have been warranted depending on current forest and mining laws so, a large number of transportation routes are needed for mining activities. These roads also must comply with the general aims of forestry.In this study, planning and application of roads constructed for mining purposes in forest lands evaluated within the scope of current legislations and applications. Also, principles and criteria for expedient, confident and economic road construction exhibited. Suitability of roads constructed for mining purposes in forest lands compared with forest road standards evaluated.Mining sites in Keşan Forest District Directorate of İstanbul Forest Regional Directorate were chosen in the study because of having a large number of mining activities within the boundaries.
Log Skidding With Farm Tractors
Odayeri Orman İşletme Şefliği Orman Yollarının Çevresel Etki Değerlendirmesi ÇED
ORMAN KAYNAKLARININ BÜTÜNLEŞİK İŞLEVSEL YÖNETİM PLANLAMASI
Doğu Akdeniz yöresinde kış üretimi (erken üretim) olanakları, uygulamaları ve geliştirilmesi
Tez Özetleri
Ülkemiz ormancılığında üretim işleri genelde Mayıs-Ekim ayları arasında yapılmaktadır. Bu periyodun dışında kalan aylarda doğa şartlarının ağırlaşması ile birlikte üretim çalışmaları da hızını kaybetmektedir. İşte doğa şartlarının ağırlaştığı bu dönemde yapılan üretim çalışmalarına kış üretimi denilmektedir.Yılın her döneminde piyasaya ürün sürmek, orman köylüsüne kış aylarında da çalışma imkanı vermek ve ürün kalitesini artırmak amacını taşıyan, Ekim- Mayıs aylarını kapsayan, kış koşullarının yoğun olmadığı yerlerde ve dönemlerde yapılan üretime erken üretim adı verilir.Ormancılıkta kesim ve bölmeden çıkarma süreci çok güç, pahalı ve zaman alan bir iştir. Bu problem ormanların genelde eğimli ve yüksek rakımlı dağlık bölgelerde yer aldığı Doğu Akdeniz Bölgesinde daha da önem kazanmaktadır. Orman ürünlerinin kendisine ve çevresine en az zarar vererek bölmeden çıkarılması önemli bir problemdir. Ormancılıkta üretim seviyelerinde mekanizasyon seviyesinin düşük oluşu üretilen ürünlerde kantite ve kalite kayıplarına neden olmaktadır.Bu çalışma Doğu Akdeniz yöresinde bulunan Başkonuş, Osmaniye ve Yeşilova orman işletme şefliklerinde yapılmış, kış üretimi ve erken üretim olanakları incelenmiştir. Yapılan bu araştırmaya göre kış üretiminde ortalama verimler; kesme işi sürecine ait ortalama verim 9,23 m3/sa, dal alma ve standartlara göre boylamada verim 5,31 m3/sa, kabuk soyma işinde verim 0.84 m3/sa olarak bulunmuştur. Bölmeden çıkarmada ise insan gücü, hayvan gücü ve tarım traktörü ile bölmeden çıkarma yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemlerde elde edilen verimler ise; insan gücü ile bölmeden çıkarmada verim 1.643 m3/sa, hayvan gücü ile bölmeden çıkarmada verim 4.19 st/sa ve tarım traktörü ile bölmeden çıkarmada verim 2.26 m3/sa olarak bulunmuştur. Ayrıca; kış üretiminde üretim kayıplarının ve meşcere zararlarının düşük seviyede olduğu tespit edilmiştir.Elde edilen sonuçlar Doğu Akdeniz Bölgesinde kış üretiminde farklı çalışma koşulları içinde yıllık planların hazırlanmasında, plan uygulamalarının kontrolünde objektif kriterlere göre maliyetin belirlenmesinde kullanılabilecektir.Anahtar kelimeler: Doğu Akdeniz Bölgesi, Kış Üretimi, Bölmeden Çıkarma, Odun Hammaddesi Üretimi, Transport
Forest production operations are usually done between the months of May and October in Turkey The production operations slow down during the rest of the year due to the severe natural conditions (i.e. snow layer exists. Production operations performed during this period that has severe natural conditions are defined as winter production.Early production is defined as production operation that is performed during October-May and operated in regions where severe winter conditions do not hold (i.e. no snow layer). Early production is done in order to supply products to the market over each period of the year, to provide work opprtunity during winter months for people living in this region, and to increase product qualityLogging operations are usually difficult, too expensive and takes too much time. This problem becomes more important in forested areas which are highly sloped and elevated such as Eastern Mediterranean Region. Logging with minimum damage products and residual vegetation is quite important. The low level of mechanization in forestry causes loss of quality and quantity.In this study, the posibilities of winter and early production (or winter and early logging) in Başkonuş, Osmaniye, and Yeşilova forestry enterprises were investigated. According to this study, the average productivities in winter production were found to be as follows: average productivity in cutting process duration is about 9.23m3/hr, average productivity in delimbing and bucking is 5.31m3/hr, and average productivity in debarking is 0.84m3/hr. Logging operations were done using three logging techniques: human power, animal power, and tractor. The productivities of these techniques are as follows; the productivity of logging operations with human power is 1.643m3/hr, the productivity of logging operations using animal power is 4.19m3/hr, and the productivity of logging operations using tractor is 2.26m3/hr. Besides, it was observed that the loss of production and stand damages were found in low levels during winter production.The results obtained could be used in preparing annual plans for different working environment, and determining cost according to unbiased criteria and under the control of plan implementations in Eastern Mediterranean Region.Key words: Eastern Mediterranean Region, winter production, logging operations, wood production, transportation
Tomruk Üretiminde Bilgisayar Destekli Boylama Yönteminin Uygulanması ve Türkiye Ekonomisine Yapacağı Katkının Araştırılması
Tomruk üretiminde optimum boylama metodunun tek ağaç düzeyinde uygulanması
Applying Optimum Bucking Method in Producing Taurus Fir (Abies cilicica) Logs in Mediterranean Region of Turkey
Orman Yollarında Drenaj Yapılarının Boyutlandırılması ve Konumlandırılmasında Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Kullanılması
Yükleyici traktör sürücülerinin vücut yapısı özelliklerinin belirlenmesi
The investigation of the ergonomics aspects of the noise caused by agricultural tractors used in Turkey
Spatial and temporal analysisof forest cover changes in the Bartin region of northwesternTurkey
Ormancılıkta Traktör Titreşiminin Ergonomik Değerlendirmesi
ORMANCILIKTA KULLANILAN YÜKLEME MAKİNELERİ OPERATÖRLERİNİN FİZYOLOJİK İŞYÜKÜNÜN DEĞERLENDİRİLLMESİ
Determining physical workload of chainsaw operators working in forest harvesting
Analysis of vegetation changes in coastal zones of Bartın
Doğu Akdeniz Yöresinde Kış Kesimi Erken Kesim Olanakları ve Uygulamaları
An assessment of physiological workload of forest workers in felling operations
Investigation on changes in complex vegetation coverage using multi temporal Landsat data of Western Black Sea region A case study
SPATIAL AND TEMPORAL ANALYSIS OF FOREST COVER CHANGES IN THE BARTIN REGION OF NORTHWESTERN TURKEY
BARTIN KIYI ALANLARINDA BİTKİ ÖRTÜSÜ DEĞİŞİM ANALİZİ
İmpact of road network on the structure of a multifunctional forest landscape unit in southern Turkey
Orman Yollarının Potansiyel Ekolojik Etkileri
Conflicts in benefits from sustainable natural resource management Two diverse examples from Turkey
Göller bölgesinde inşa edilen orman yollarında yaklaşık maliyet ve hakediş değerlerinin irdelenmesi
Tez Özetleri
Orman yolları; ormanların ekonomik, ekolojik ve sosyal fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanılan yüksek maliyetli alt yapı tesisleridir. Yol yapım maliyetini etkileyen en önemli iş kalemi kazı işleri olduğundan; kazı miktarları ve zemin klasları ihale sürecinde isabetli tespit edilmelidir. Uygulamada, orman yolu yapım ihalesi için gerekli olan yaklaşık maliyet cetvelindeki iş miktarları gözlemsel metotlarla tespit edilerek, proje hazırlanmadan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında ihaleye çıkılmaktadır. Teklif cetvelinde belirtilen iş miktarlarına göre müteahhitler tekliflerini sunmaktadır. İşin sonunda teklif cetvelindeki iş miktarlarında değişikliğin olması; yüklenicinin az kazanç yada haksız kazanç elde ettiği yönünde ciddi şüphelerin doğmasına neden olmaktadır.Göller Bölgesinde (Isparta Orman Bölge Müdürlüğü) 2003-2008 yıllarında yapılan 43 adet orman yolunun yaklaşık maliyet, ihale ve ödeme evrakı temin edilerek bu çalışmaya başlanılmıştır. Çalışmamıza ait yolların ihale sürecinde tespit edilen iş miktarları ve maliyeti ile hakediş aşamasında tespit edilen iş miktarları ve maliyeti karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalarda tablolar, grafikler ve istatistiksel yöntemler kullanılarak irdeleme yapılmıştır. Yürürlükteki KİK kapsamındaki ihale dosyaları incelenerek mevcut uygulamanın aksayan yönleri tespit edilmiş ve çözüm yolları sunulmuştur.İhale sürecinde tespit edilen maliyet ve kazı miktarları ile ödeme anındaki maliyet ve kazı miktarları arasında farkların olduğu tespit edilmiştir. Yol yapımı ile ilgili olarak teklif cetvellerinde yer alan iş miktarlarını sadece gözlemsel arazi keşifleri ile belirlemenin yeterli olamayacağı belirlenmiştir. İhale sürecinde tespit edilen kazı miktarları ve kazı miktarlarının zemin klaslarına dağılımı ile ödeme esnasında belirlenen kazı miktarları ve kazı miktarlarının zemin klaslarına dağılımı arasında farklılık bulunmuştur.Yol yapımında zemin derinliğine ilişkin strüktürü belirleyecek modern yöntemler kullanılarak daha isabetli sonuçlar elde edilmelidir. Bunun için jeofizik yöntemlerden yararlanılabilir. Orman yolları yapımında proje ve ihalenin başarılı sonuçlanabilmesi için; kazı miktarları ve zemin klaslarına dağılımı isabetli olmalıdır.
Forest Roads are high-cost basic facilities allowing economic, ecological and social functions of forests to be fulfilled. Because the most essential work item affecting road construction cost is excavation works, amount of excavation and land classifications have to be most appropriately determined within bidding process. In regard to application, the amount of work given in approximate cost sheet required for bidding for forest road construction is determined by means of observational methods and the bidding is conducted within the scope of Public Procurement Law No:4734 before the project is made. Building contractors submit their bids in accordance with amount of work given in bid sheet. If the amount of work given in bid sheet before seems to be different after completion of work, it leads to serious doubts that contractor acquires light profits or acquires illegally.After the documents including approximate cost, bidding and payment for 43 forest roads built in The Lakes Region of Turkey (Isparta Regional Directorate of Forestry) during the period (2003*2008) were obtained, the project started. The amount and cost of work determined in the bidding process for the roads involved in the research have been compared with those determined in the progress payment process. Within these comparisons, a consideration has been carried out by using tables, graphics and statistical methods. After the bidding files in the scope of Public Procurement Law in force were inspected, faulting components of the current application have been determined and solutions are suggested.It has been detected that the cost and amount of excavation determined in the bidding process differ from those determined in the payment process. It has been found out that it is not sufficient to determine amount of work given in bidding sheets related to road construction only by means of observation-based field reconnaissance. It has been also detected that the amount of excavation and distribution of excavation amount to land classifications determined in the bidding process are different from those determined in the payment process.Projects providing better results as a result of using modern methods which can specify structure of land depth while conducting a road construction shall be designed. For this reason, geophysical methods can be benefited from. In order to conduct effectively biddings for forest road construction, amount of excavation and its distribution to land classifications shall be most appropriately determined.
Dağlık arazide inşa edilen orman yollarında yaklaşık maliyet ve hakediş değerlerinin irdelenmesi
Tez Özetleri
Orman yolları, orman işletmeciliğinin (ormancılık uygulamalarının) gerçekleştirilmesini sağlayan pahalı alt yapı tesisleridir. Ormanlarının çoğu dağlık alanlarda yer alan ülkemizde orman yollarının rasyonel olarak planlanması, modern orman işletmeciliği bakımından büyük önem taşımaktadır. Orman yolları inşasında yol yapım maliyetini en fazla etkileyen aşama kazı işleridir. Orman yol inşaatında kazı maliyeti, zemin sınıflarına ve yapılacak kazı miktarına göre farklılıklar gösterir. Orman yolları inşasından önce zemin sınıflarının tahmini ve kazı miktarının doğru tespit edilmesi maliyet hesaplamalarının doğru yapılması açısından son derece önemlidir. Ülkemizdeki ormancılık uygulamalarında ihale öncesi zemin sınıflarının tespiti kişisel tecrübe ve deneyimlerle gözlemsel olarak yapılmaktadır. Yolların ihale edilmesi ise Kamu İhale Kanununca (KİK) belirlenen teklif birim fiyat usulü ile yapılmaktadır. Bu durum ihale öncesi belirlenen yaklaşık maliyet değerleri ile iş bitimindeki hakediş değerleri arasında büyük farklar oluşmasına neden olmaktadır.Bu çalışmada araştırma alanı olarak; Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki Artvin (36), Trabzon (23) ve Giresun (11) Orman Bölge Müdürlüklerinde 2003-2009 yılları arasında inşa edilen toplam 70 adet orman yolu seçilmiştir. Bu orman yollarına ait ihale öncesi ve sonrası evrakları incelenerek yolların yaklaşık maliyet ve hakediş değerleri karşılaştırılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Excel ve SPSS programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, özellikle yüksek eğimli alanlarda yaklaşık maliyet ile hakediş değerleri arasında önemli farklar olduğu tespit edilmiştir. Bu durum zemin sınıflarının gözlemsel metotlarla belirlenirken sağlıklı verilerin elde edilememesinden kaynaklanmıştır. Bu yüzden gözlem metodunun yerine jeofizik zemin etüdü yöntemlerinin kullanılması daha uygun olacaktır.
Forest roads which provide the realization of forestry applications are expensive infrastructure facilities. The planning of forest roads as a rational has a great importance for modern forest management in Turkey which the majority of its forests in mountainous areas. The stage having the most important affect on the cost of forest road construction is excavation activities. The excavation costs of forest road change as the amount of excavated soil and determination of land categories. Determination of the amount of excavation correctly before the construction of forest roads is vital in terms of cost calculations correctly. Land classes in forestry practices in our country have determined with personal experience. The tender bid of forest roads is perfomed with the unit price procedure determined by the Public Procurement Act (PPA). This condition causes big differences between the estimated cost before tender and payment progress.In this study, 70 forest roads as the research areas were chosen which were built in the 2003-2009 in Artvin (36), Trabzon (23) and Giresun (11) Forest District Office in the Eastern Black Sea Region. Approximate cost and progress of forest roads were compared with examining documents before and after the tender. Excel and SPSS programs were used in the evaluation of the obtained data. In conclusion the differences have been identified between the estimated cost of the roads and the values of progress especially in the more sloping areas. For this reason, geophysical methods can be benefited from. In order to conduct effectively biddings for forest road construction, amount of excavation and its distribution to land classifications shall be most appropriately determined.
Orman Yolları İnşaatındaki Yaklaşık Maliyet ve Hakedişlerin İrdelenmesi
Evaluation Of Consecutive Skylines Yarding And Gravity Skidding Systems In Primary Forest Transportation On Steep Terrain
Doğu Ladini Meşcerelerinde Bölmeden Çıkarma Çalışmalarının Orman Toprağının Fiziksel Özellikleri Üzerine Etkileri
Artvin Orman Bölge Müdürlüğü’ndeki Odun Hammaddesi Üretim Araçlarının Verim Açıından İncelenmesi
Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ndeki Odun Hammaddesi Üretim Araçlarının Verim Açısından İncelenmesi
Productivity of New Holland Farm Tractor at Beech Stands on Mountainous Areas in Black Sea Region
Productivity of MB Trac 900 tractor at beech stands on mountainous areas in Blacksea region
Productivity and time studies of MB Trac 900 tractor at beech stands on mountainous areas in Turkey
Comparisons of environmental effects and productivity by road construction machines in forest areas in Turkey
Analysis of Tree Damage Caused by Excavated Materials at Forest Road Construction in Karst Region
Odayeri Orman İşletme Şefliği Orman YollarınınÇevresel Etki Değerlendirmesi ÇED
Evaluation of consecutive skylines yarding and gravity skidding systemsin primary forest transportation on steep terrain
Impacts of Repeated Timber Skidding on the Chemical Properties of Topsoil Herbaceous Cover and Forest Floor in an Eastern Beech Fagus orientalis Lipsky Stand
Orman Yollarında Drenaj Yapılarının Boyutlandırılması Ve Konumlandırılmasında Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Kullanılması Yadop-4181.
Analysis of pavement construction on a sample forest road section in Sarıyer region.
Mekanik Ormancılık Araçlarının Birim Maliyetlerinin Microsoft Excel Tabanlı Program İle Hesaplanması
Uzaktan Algılama Verileri Ve Orman Meşcerelerine Ait Dendrometrik Elemanlar Arasındaki Spektral İlişkiler
Farklı uydu görüntü verileri ile meşcere parametreleri arasındaki ilişkilerin araştırılması (Bartın-Mugada örneği)
Tez Özetleri
Çalışma kapsamında, doğal Kayın ormanları içerisinden alınan deneme alanlarında yapılan ölçümler sonucunda elde edilen çeşitli meşcere parametreleri ile uzaktan algılama verileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir.Ormancılık çalışmalarında hemen hemen tüm planlama ve karar verme işlemlerinde orman varlığının bilinmesine gerek duyulmaktadır. Bu bağlamda özellikle meşcere parametrelerinin istatistiksel karakteristiklerinin bilinmesi önemlidir. Bu bilgiler, orman kaynaklarına yönelik tüm çalışmaların daha hızlı ve doğru şekilde sürdürülebilmesi açısından oldukça yararlıdır.Bu çalışmada, uzaktan algılama verileri ve meşcere parametreleri arasındaki ilişkiler, üç faklı uydu görüntü verisi ve faklı vejetasyon indeksleri kullanılarak test edilmiştir. Bunun için Pearson korelasyon katsayısı, modeller geliştirmek amacıyla regresyon analizi yöntemi ve çoklu doğrusal regresyon modellerinden yararlanılmıştır.Çalışma alanı olarak, orman varlığı bakımından doğal Kayın (Fagus orientalis L.) meşceresinin içerisinde ağırlıklı olarak yer aldığı Mugada ve yakın çevresindeki havza seçilmiştir. Landsat 7 ETM+ görüntü verisi kullanılarak, özellikle meşcere parametrelerinden göğüs yüzeyi, boy ve hacim bileşenlerinin Tasseled Cap algoritmasının yeşillik bileşeni (TK2), yaprak alan indeksi (LAI) başta olmak üzere Fotosentetik aktif radyasyon fraksiyonu indeksi (FPAR), Surface Albedo, SAVI ve Ana Bileşenler Dönüşümü (PCA1) ile güçlü (0,70 ? R ? 0,80) ve iyi (0,60 ? R ? 0,70) derecede ilişkiler gösterdiği belirlenmiştir. SPOT HR-VIR ve ASTER VNIR görüntü verilerinin meşcere parametreleri ile olan ilişkileri incelendiğinde ise, sadece kapalılık bileşeninin farklı derecede ilişkileri tespit edilmiştir. Meşcere parametreleri ile uzaktan algılama verileri arasındaki ilişkilerden yararlanılarak, meşcere parametrelerinin tahmini için kademeli regresyon analizi (Stepwise Selection) yöntemi kullanılmış, çoklu doğrusal regresyon modelleri kurulmuştur. Küçük örnekleme parselleri için geliştirilen modeller, çalışma alanının tümü için uygulanmıştır. Sonuç ürün olarak çalışma alanına ait, göğüs yüzeyi, boy, hacim ve kapalılığa ilişkin mekansal dağılım görüntüleri elde edilmiştir.
In this study, relationships between stand parameters as a result of the measurements made in natural beech experimental areas and remote sensing data were investigated.Information regarding forest property is needed for almost all of the planning and decision making procedures in forestry applications. For this reason, it is important to know the statistical characteristics of stand parameters. This information is very useful in order to speed up forestry applications and for their proper sustainability.Also in this study, the relationships between stand parameters and remote sensing data were tested by using three different satellite screen data and different vegetation indices. For this, Pearson correlation coefficient, regression analysis method for the development of a model and multi linear regression models were used.As the study area, the watershed in Mugada and its vicinity where natural beech (Fagus orientalis L.) stands are predominantly available was chosen. Diameter at breast height, tree height and volume components correlate strongly (0,70 ? R ? 0,80) and medium (0,60 ? R ? 0,70) with Tasselled Cap Transform (greenness), Leaf Area Index, Fraction of Photosynthetically Active Radiation (FPAR), Soil Adjusted Vegetation Index (SAVI) and Principal Components Analysis (PCA1) formed using Landsat 7 ETM+ image data. When the relations between SPOT HR-VIR and ASTER VNIR image data and stand parameters were examined, it was determined that only canopy component had relations in different levels. To estimate the stand parameters by making use of the relations between stand parameters by making use of the relations between stand parameters and remote sensing data multiple linear regression models were formed using stepwise regression analysis method. The models developed for small sampling parcels were applied for the whole study area. As the resulting product, spatial distribution images were obtained concerning diameter at breast height, tree height, volume and canopy.
SRTM Verileri ile Bazı Topoğrafik Analizler Isparta Orman Bölge Müdürlüğü Örneği
Ecological approach in sustainable tourism Şavşat district example
An Investigation on Roundwood Extraction of Fagus orientalis Lipsky Abies nordmanniana Stew Spach and Picea orientalis L Link by URUS MIII Forest Skyline on Snow
Affective factors weight estimation in tree felling time by artificial neural networks
Environmental damages of forest road construction by bulldozer on steep terrain
SRTM Verileri ile Bazı Topoğrafik Anazliler Isparta Orman Bölge Müdürlüğü Örneği
Orman Yolu İnşaatında Zemin Yapısının Jeofizik Yöntemlerle Tespiti Üzerine Bir Araştırma,KTÜ Araştırma Fonu Projesi,No:2007.113.001.4, 60s., Ocak 2009, Trabzon ", BAP Arastırma Projesi
Orman Yolu İnşaatında Zemin Yapısının Jeofizik Yöntemlerle Tespiti Üzerine Bir Araştırma
Bazı Yer Örtücü Bambu Türlerinin Karayolu Şevlerinin Stabilizasyonu Amacıyla Kullanılmaları Üzerine Bir Araştırma
Artvin Yöresi Ormanlarında Gerçekleştirilen Bölmeden Çıkarma ve Yol Yapımı Çalışmalarından Kaynaklanan Zararların Belirlenmesi Üzerine Çalışmalar
Ülkemizde Uygulanan Orman Yolu Standart ve Eğimlerinin FAO Kriterleri ve Bazı AB Ülkeleri Uygulamaları Açısından Değerlendirilmesi
The venous drainage of the heart in the tuj sheep
Odun Hammaddesi Taşımacılığında Meta-Sezgisel Tekniklerin Kullanımı
Odun Hammaddesi Taşımacılığında Meta Sezgisel Yöntemlerin Kullanımı
Evaluation of Residual Tree Damage in Sloping Areas Due to Harvesting Operations by Manually
Controlled Sliding of Logs through Plastic Chutes on the Forest Ground
Analysis of Tree Damage Caused by Rockfall at Forest Road ConstructionWorks
An investigation on roundwood extraction of Fagus orientalis lipsky, Abies nordmanniana (Stew.) Spach. and Picea orientalis (L.) Link. by Urus M III forest skyline on snow
A Damage Prediction Model for Quantity Loss of Skidded Spruce Logs during Ground Base Skidding in North Eastern Turkey
The Use of Excavator in Forest Road Construction in Karst Region of Turkey
Productivity of Timber Extraction by Urus MIII cable crane from selective spruce forests
Orman Yolu Planlarının Oluşturulmasında Netpro Yol Modülünün Kullanılması
Kayın Tomruğunun Bölmeden Çıkarılmasında MB Trac 900 Sürütücünün Verimlilik Analizi
Environmental damages of forest road construction by buldozer on steep terrain
Analysis of Pavement Construction on a Sample Forest Road Section in Sarıyer Region
Constitution of the forest road evaluation form forTurkish forestry
Analysis of Tree Damage Caused by Rockfall at Forest Road Construction Works
Kurtkemeri Orman İşletme Şefliğinde Orman Transport Bilgi Sisteminin Oluşturulması
Orman Yangın Emniyet Yolları ve Şeritleri ile Orman Yol Şebekelerinin Entegrasyonu. Planlamaları ve Uygulamaları Üzerine Bir Araştırma (Gelibolu Milli Parkı Örneği)
Orman Yangın Yolları ve Şeritleri ile Orman Yol Şebekelerinin Entegrasyonu Planlamaları ve Uygulamaları Üzerine Bir Araştırma (Gelibolu Milli Parkı Örneği).
Büyük Menderes nehri sağ sahil derelerindeki sel kontrol çalışmalarının irdelenmesi
Tez Özetleri
Seller can ve mal kayıplarına neden olan doğal bir afettir. Türkiye'de en çok karşılaşılan meteorolojik karakterli doğal afet % 30 ile sel ve taşkınlardır. Küresel iklim değişimi ile beraber sellerin gündelik hayatımızı daha fazla etkileyeceği bilim dünyasında ifade edilmektedir.Çalışmanın amacı 1960'lı yıllarda DSİ (Devlet Su İşleri) tarafından etüd ve ıslah çalışmalarına başlanan Büyük Menderes Nehri havzasının sağ sahil derelerinin (Nazilli-Buldan arası), aradan geçen süre içerisinde havzaların bitki örtüsünde meydana gelen değişimin ve ıslah başarı durumunun ortaya konulması, örnek bir havzada HEC-RAS (Hydrologic Engineering Center-River Analysis System) yazılımı ile CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi)'ye entegre taşkın simülasyonunun yapılmasıdır. Islah çalışmalarında bazı havzalarda DSİ ile OGM (Orman Genel Müdürlüğü) (açık olduğu dönemlerde AGM : Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü) ve -kapatılmadan önce- KHGM (Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü) ile işbirliği yapılmıştır.Çalışmada yan dere havzalarının sel ve taşkına olan etkisini görmek amacıyla morfometrik analizleri yapılmış, ıslah öncesi durum ve ıslah sonrası arazi örtüsünde meydana gelen değişim incelenmiş, son olarak ta bu yan derelerden Mastavra dere havzasında CBS'ye entegre HEC-RAS yazılımı ile taşkın analizi yapılmıştır.Havzalarda nüfus değişimi incelenmiş, yukarı havzada nüfus artış hızının düştüğü, buna karşın taşıntı konisi üzerinde nüfus artış hızının arttığı saptanmıştır.Morfometrik analizler sonucu havzalarda bazı parametrelerin yüksek olması sel ve taşkın riskinin yüksek olduğunu göstermektedir.Islah sonrası arazi kullanımı incelendiğinde havzaların tümünde orman varlığının nitelik olarak arttığı görülmüştür. Ancak tüm havzalarda orman varlığının alansal olarak artmadığı ve hatta bazı havzalarda azaldığı belirlenmiştir.Çok yüksek eğime sahip olan araştırma alanındaki havzalarda yanlış arazi kullanımı halen ciddi bir problem olmaya devam etmektedir. Tarımsal amaçlı olarak kullanılmaması gereken arazi sınıflarında tarım yapılmaktadır. Tarım ve tarım-açıkalan olarak kullanılan alanların % 80,78'i tarımsal amaçlı kullanılmaması gereken VI-VIII sınıf araziler üzerinde yeraldığı belirlenmiştir. Bu durum bazı havzalarda havza ıslah çalışmalarından sonra artış göstermektedir.Mastavra dere havzasında yapılan taşkın analizi ile taşkın altında kalabilecek alanlar belirlenmiş ve haritalanmıştır.Havzalarda ortalama yağışta önemli bir değişim olmamasına karşın ıslah çalışmalarından sonra sel ve taşkın yaşanmamıştır. Bu sonuçta yukarı havzada taşıntı barajlarıyla dere tabanlarının stabil hale getirilmesi, yamaçların orman örtüsünün ıslah planının yapıldığı yıllara oranla hem alansal olarak artması hemde verimli ormanlar haline dönüşmesi ve yukarı havzada nüfus artış hızının azalmasına bağlı olarak orman tahribinin azalması etkili olmuştur.
Torrents are the natural disasters which lead to losses lives and properties. Torrents are the most frequent meteorological origined natural disasters in Turkey with 30% occurring rate. It is assumed by scientists that the floods may possibly be more effective in our daily lives due to the possible impacts of the global climate change.The purpose of this study is to determine the change of vegetation cover and the success of improvement works within the watersheds of the right bank tributaries of Büyük Menderes River where practices were initiated by The State Hydraulic Works (DSİ) during the 1960?s. Furthermore study involves flood simulation for a sample watershed using GIS (Geographical Information Systems) integrated HEC-RAS (Hydrologic Engineering Center-River Analysis System) software. DSİ, The General Directorate of Forestry (OGM), The General Directorate of Afforestation (AGM) (when it was on service) and The General Directorate of Rural Affaires (KHGM) (when it was on service) corporate with for some watersheds.The morphometric analyses were conducted to observe the effects of tributaries on torrents. The situation before the improvement works and the change in the vegetation cover after the improvement works were examined. Finally flood analysis was conducted for one of these tributaries, Mastavra creek watershed, using GIS integrated HEC-RAS software.According to population change analysis in the watersheds, it was noticed that the population increase speed within the upstream is lower than within the alluvial cone.Based on the results of the morphometric analysis, the high levels of some parameters within the watersheds indicate the high possibility of flood risk.The investigation of the land use situation after the improvement practices showed that the quality of the forests had increased within all the watersheds. However it was determined that the area of the forests have not increased within all the watersheds besides it have decreased within some watersheds.The land misuse at the very steep watersheds within the research area has still been a serious problem. The agricultural practices have been conducted in the land classes which are not suitable for agriculture. The 80,78% of agriculture practised lands which are used for agricultural and agricultural-bare land purposes take place on VI-VIII land capability classess. This situation has increased within some watersheds after improvement practices.The lands susceptible to flooding were determined and mapped based on the flood analysis conducted for the Mastavra creek watershed.Although there was no important change in the average rainfall in the study area, flooding did not occur after the watershed improvement works. For the achievement of such a success, the stabilization of the stream beds at the upstream, the quantitative and qualitative increment of the forest vegetation cover of the hillsides compared to the years when the improvement plans were first prepared and cease of the upstream forest destruction due the decreasing of population increasing speed have played significant role.
Dağlık ve Kayalık Arazide Orman Yolu Yapımında Kaya Patlatma Tekniğinin Çevresel Açıdan İncelenmesi
Estimating sediment yield from a forest road network by using a sediment prediction model andGIS techniques
Work Safety and Health Problems of Loggers: A Sample of Alanya Forest Enterprise in Turkey
Kuzey Amerika'da Orman Ürünlerinin Üretiminde Kullanılan Üretim Makineleri
Türkiye ormancılığında kullanılan yükleme makinelerinin operatörler açısından ergonomik uygunluğunun araştırılması (Batı Karadeniz bölgesi örneği)
Tez Özetleri
Türkiye'de orman depolarında orman ürünlerinin yükleme ve istiflenmesinde, genel olarak çeşitli tip ve büyüklükte yükleme makineleri kullanılmaktadır. Makineli çalışmadaki yüksek verim ve çalışacak işçi bulunmasındaki güçlükler dolayısıyla son yıllarda yükleme işlerinde makineli çalışma sürekli artmaktadır. Ancak, bu gelişmelerin beraberinde getirdiği riskler, yükleme makineleri ile çalışan operatörlerin sağlığını tehdit etmektedir. Mekanizasyon, işletme masrafları ve iş prodüktivitesi bakımından incelenirken, insan üzerindeki fizyolojik baskısı unutulmamalıdır. Makine kullanıcısının iş başarısı ve sağlığına etki eden en önemli ergonomik faktörler, antropometrik özellikler, gürültü ve titreşimdir.Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ormancılık faaliyetlerinde kullanılan yükleme makineleri operatörlerinin çalışma koşullarının ergonomik açıdan incelenmesidir. Araştırma kapsamında, operatörlerin sağlık ve güvenliklerini tehlikeye atmadan, verimli bir şekilde çalışabilecekleri en uygun koşulların belirlenmesi hedeflenmiştir.Bu araştırma, Batı Karadeniz Bölgesi sınırları içindeki orman depolarında yükleme ve istifleme işlerinde mevcut olarak çalışan, 145 adet makine ve operatör üzerinde yapılmıştır. Yörede, yükleme ve istifleme çalışmalarında büyük oranda, yükleme ekipmanı monteli traktörler (%85) ile orijinal yükleme makineleri (%15) kullanılmaktadır. Öncelikle, operatörlerin fizyolojik işyükü değerlendirilmiş ve işyüküne etki eden ergonomik faktörler faktör analizi ile belirlenmiştir. Daha sonra makine ile operatör ilişkileri, antropometrik yerleşim, gürültü ve titreşim açılarından ergonomik olarak incelenmiştir.Operatörlerde çalışma sırasındaki fizyolojik iş yükünün en önemli göstergesi, nabız değeri ortalaması 93 atım/dak, iş kapasitesinin göstergesi maksimal oksijen tüketimi (maxVO2) 38 ml/kg.dak olarak bulunmuştur. Operatörlerin vücut kompozisyonunu ortaya koyan somatotipi, özelliği sert, kuvvetli, kemikleri iri ve kalın kaslarla çevrili olan ?dengeli mezomorf? (2.6.2) olduğu, kitle indeksine göre ?normal? ve vücut yağ oranına göre ?mükemmel? sayılan grupta yer aldığı tespit edilmiştir. Yükleme makineleri ile çalışmada fizyolojik işyükü değeri (%HRR) ortalamasının %49 olduğu ve işyükü sınıflandırmasında yükleme çalışmalarının ?orta ağırlıklı iş? grubuna girdiği belirlenmiştir. Operatörleri çalışma sırasındaki fizyolojik işyükü üzerinde en önemli faktörler; vücut kilosu, makine teknolojisi ve gürültü, antropometrik uzunluklar, titreşim, iş tekniği, operatör kolu uzunluğu, iklim faktörleri, sosyal durum, arazi yüzeyi, makine ve koltuk kullanım süresi, motivasyon, sigara kullanımı ve makine ilerleme hızı olarak belirlenmiştir.Operatörlerin bazı antropometrik boyutlarına ait ortalama değerleri, boy uzunluğu 1744 mm, oturma yüksekliği 886 mm, el uzanma mesafesi 835 mm, vücut ağırlığı 74 kg'dır. Yörede mevcut olarak kullanılan makinelerin oturma yükseklikleri, yöre insanının antropometrik boyutlarına uygun olmadığı ve operatör koltuklarının çoğunda (%90), dirsek dayanağı olan kolçaklar bulunmadığı görülmüştür.Operatörlerin çalışma sırasında maruz kaldığı eşdeğer gürültü seviyesi ortalaması, yükleme ekipmanı monteli kabinsiz traktörlerde 93.5 dB(A) ile tehlike sınırı üzerinde, orijinal kabinli traktörlerde ise 77.7 dB (A) ile uyarı sınırı altında bulunmuştur. Operatöre iletilen tüm vücut titreşimi rms toplam ivme değerleri, orijinal yükleme makinelerinde 1.06 ms-2 ile uyarı sınır altında, yükleme ekipmanı monteli traktörlerde 1.38 ms-2 ile tehlike sınırı üzerinde olduğu tespit edilmiştir.Operatörlerin fizyolojik iş yükü üzerinde, etkili bulunan antropometrik özellikler, gürültü ve titreşim gibi önemli ergonomik faktörler sürekli ve düzenli olarak değerlendirilmeli ve yükleme çalışmaları daha sağlıklı ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmeye çalışılmalıdır. Bu kapsamda, yükleme ve istifleme çalışmalarında kullanılan, 20 yıldan eski, statik ve dinamik yapısı bozulmuş makine ve operatör koltukları yenilenmelidir. Yörede yoğun olarak kullanılan ve maliyetinin düşüklüğüne göre satın alınan yükleme ekipmanı monteli traktörler yerine, orijinal yükleme makinelerinin kullanımı teşvik edilerek desteklenmelidir. Süspansiyon sistemi işe yaramayan koltuklar yerine, otomatik kütle ayarlı ve yüksek süspansiyon sistemli koltuklar tercih edilmelidir. Operatöre iletilen gürültünün en aza indirilmesi amacıyla orijinal kabinli traktörlerin kullanımı sağlanmalıdır. Orman depolarının yerinin seçiminde, eğimsiz ve yüksek eğimli yerlerden kaçınılmalı, mevcut depoların toprak zemini stabilize malzeme ile kaplanarak zemin pürüzlülüğü azaltılmalıdır.
Loading machines in various types and dimensions are generally used in forest depots in Turkey for loading and sorting the forest products. In recent years, using machines for loading forest products has been increasing more and more due to high productivity obtained from machines and hardships in finding skilled workers. However, the risks accompanying these developments threaten the health of the operators working in loading machines. While evaluating mechanization in terms of management expenses and work productivity, the physiological effects of it on workers shouldn?t be neglected. The most important ergonomic factors influencing the success and health of machine operator are anthropometric properties, noise and vibration.The aim of this study is to examine the working conditions of the operators of loading machines being used in forest operations in Turkey in terms of ergonomics. The objective of how to determine the most appropriate working conditions in which a productive workingatmosphere is ensured without jeopardizing the health and safety of the operators is handled in the study.This study was applied on machines and operators working in loading and sorting operations in forest depots within the borders of Western Black Sea Region. In the region, tractors on which loading equipment is mounted (85%) and original loading machines (15%) are used for loading and sorting operations. First of all, physiological workload and ergonomic factors influencing the workload were evaluated. Then, relations between the machine and the operator were studied ergonomically with respect to anthropometrical posture, noise and vibration.It was found that the most important indicator of physiological workload during the operations was heart rate (93 beats/min) and the most significant indicator of work capacity was maximal oxygen consumption (maxVO2 = 38 ml/kg.min). In addition, it was determined that the somatotype, which gives information about the bodily composition of the operators was ?balanced mesomorph? (2.6.2) which means that the body is hard, strong with huge bones and surrounded by thick muscles and it was classified as ?normal? in terms of body mass index and it was ?excellent? in terms of bodily fat ratio. Moreover, it was calculated that the average physiological workload (HRR%) was 49 and it was in the category of ?medium heavy work?. It was also determined that the most important factors influencing the physiological workload during the operations were; body weight, machine technology and noise, anthropometric lengths, vibration, work technique, the length of the operator?s arm, climate factors, social position, the surface of the terrain, the duration of the use of machine and the seat, motivation, smoking and proceeding speed of the machine.The average values regarding the anthropometric dimensions of the operators were as follows; stature 1744mm, sitting height 886mm, upper limb length 835mm and body weight 74 kg. Another finding was that the sitting heights of the seats of the machines being used in the region weren?t in harmony with the anthropometric dimensions of people living in the region and there weren?t any armrests in most (90%) of the operator seats.The average noise level that the operators were exposed to during the operations was above the hazard level with 93.5 dB(A) for without cabin tractors an which loading equipment is mounted and it was below the caution level with 77.7 dB(A) for tractors which have original cabin. It was also found that the rms total acceleration values of whole body vibrationtransmitted to the operator were below the exposure action value with 1.06 ms-2 for original loading machines and above exposure limit value with 1.38 ms-2 for tractors on which loading equipment is mounted.The anthropometric features and important ergonomical factors such as noise and vibration should constantly and regularly be monitored and loading operations should be performed more healthily and productively. In this respect, in the operations machines and operator seats which are older than 20 years and the static and dynamic structure of which are broken should be renewed. Instead of the tractors on which loading equipment is mounted and which are intensively used in the region and easily bought due to their low cost, the use of original loading machines should be encouraged and supported. Operator seats having an automatic mass adjustment mechanism and an advanced suspension system should be preferred instead of the ones having an insufficient suspension system. In order to minimize the noise transmitted to the operator, the use of tractors having an original cabin should be increased. While choosing places for forest depots, flat and steeply-sloped areas should be avoided and the roughness of the ground should be reduced by covering the ground of existing depots with stability material.
Çok Zamanlı Uydu Görüntüleri ile Amasra ve Yakın Çevresine Ait Bitki Örtüsü Değişim Analizi
Noise induced hearing loss of forest workers in Turkey
An analysis of biomechanical and anthropometric parameters on classroom furniture design
Ormancılık Sektöründe İş Kazası Risk Faktörlerinin Analizi ve İş Kazaları Veri Bankası Oluşturulmasına Yönelik Bir Araştırma
Yazılım fotogrametrisi ile orman alanlarına yönelik coğrafi verilerin elde edilmesi
Tez Özetleri
Günümüzde Türkiye'de ormancılık çalışmalarında kullanılmak üzere üretilen altlıkların büyük bir çoğunluğunun elde edilmesinde fotogrametrik yöntemler kullanılmaktadır. Fotogrametrik yöntemler gelişen bilgisayar teknolojisine paralel olarak, geçmişte kullanılan çok karmaşık yapıdaki analog ve analitik fotogrametrik aletlerin yerini bilgisayar yazılım ve donanımları almıştır. Böylece eskiden hardcopy formatta (kağıt baskı) üretilen altlıklar artık sayısal formatta bilgisayar ortamında üretilebilmekte ve coğrafi bilgi sistemi ortamında değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmada, ormancılık çalışmalarında kullanılmak üzere seçilen bir uygulama alanı üzerinden coğrafi verilerin günümüz teknolojik olanaklarından faydalanılarak yazılım fotogrametrisi (sayısal fotogrametri) yöntemi ile nasıl elde edilebileceği incelenmiştir.Çalışmanın ilk bölümünde fotogrametri kavramı kısaca açıklanarak, tezin amacı ve kapsamı belirtilmiştir.İkinci bölümde fotogrametri biliminin gelişimi, ormancılık çalışmalarındaki kullanım alanları ve önemi kısaca açıklanarak literatürdeki yeri belirtilmiştir.Üçüncü bölümde çalışmada kullanılan yazılım fotogrametrisi yöntemiyle ilintili olarak fotogrametrik prensipler belirtilmiş ve fotoyorumlamanın prensiplerine de değinilerek ormancılık çalışmalarında bu yöntemin nasıl uygulandığı açıklanmıştır. Yazılım fotogrametrisi yöntemi ve yöntemin uygulanmasında kullanılan işlemler açıklanarak, çalışmanın akış diyagramı verilmiştir.Bulgular bölümünde çalışma alanı üzerinde yazılım fotogrametrisi yönteminin uygulamaları gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu sonuçlara göre, yapılan havai üçgenleme sonucunda uygulama modeline ait karesel ortalama hata değeri 1,6230 m olarak elde edilmiştir. Oluşturulan model üzerinden çalışma alanına ait sayısal yükseklik modeli ve ortofoto haritalar üretilerek bu haritalar tez içerisinde sunulmuştur. Ayrıca stereo model üzerinden yapılan yorumlamalarla, çalışma alanına ait meşcere haritası ve yol durumunu gösterir haritalar üretilmiştir.Tartışma ve sonuç kısmında elde edilen verilerin nasıl değerlendirilebileceği hakkında yorumlar ve önerilere yer verilmiştir.Sonuç olarak, yapılan bu çalışma ile ormancılık çalışmalarında altlık olarak kullanılabilecek niteliklere sahip, orman alanlarına yönelik coğrafi veriler tamamen sayısal ortamda elde edilmiştir.
Nowadays many of the maps for using in Turkey?s forestry applications are produced by photogrammetric methods. Parallel to the development in computer technology, instruments used in photogrammetric studies replaced from very complex old analog and analytic photogrammetric instrument to computer software and hardware. Thus maps, they produced in hardcopy formats in the past that, are now producing in digital (softcopy) formats and they can be evaluated in geographic information systems. In this research, today?s technologic opportunities are applicated on one research area to understand how to obtain geographic data?s using by softcopy (digital) photogrammetric methods in forestry applications.In the first chapter, photogrammetry concept is shortly explained and this thesis? aims and scopes are denoted.In the second chapter, the development of photogrammetry science, its usage in forestry applications and importance are shortly described and its place in the literature is underlined.In the third chapter, related to softcopy photogrammetric methods, photogrammetry and photointerpretation principles are explained and approaches to these methods in forestry applications are interpreted. Then, softcopy photogrammetric methods and in their application processes are explained and flow chart is given.In the findings chapter, softcopy photogrammetric methods and its processes are applied on the research area and results are evaluated. Based on the results, after the application of aerial triangulation process root mean square error (RMSE) of application model is derived as 1,6230 m. Reffered to built model, digital terrain model and orthophoto maps are produced and are given in the thesis. Additionally, produced digital elevation model is checked on by SRTM data and its results are showed. And based on stereo models, forest stand map and road maps are interpreted and produced, based on stereo models.In the final chapter, evaluations of the produced data are interpreted and gave some suggestions about how to utilize these data are given.In conclusion, this research, the acquisition of geographic data qualifiaed for using in forestry applications is accomplished in computer media through softcopy photogrammetry.
Sınıflandırma Sonrası Karşılaştırma Tekniği Kullanılarak Heterojen Yapıya Sahip Ormanlarda Zamansal Değişimlerin Belirlenmesi
ÇOK ZAMANLI UYDU GÖRÜNTÜLERİ İLE AMASRA VE YAKIN ÇEVRESİNDEKİ BİTKİ ÖRTÜSÜ DEĞİŞİM ANALİZİ
BARTIN AMASRA KARAYOLU GÜZERGAHININ DOĞAL PEYZAJ ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN SAPTANMASI
Orman Transport Bilgi Sisteminin Oluşturulması
Yazılım Fotogrametrisi ile Orman Alanlarına Yönelik Coğrafi Verilerin Elde Edilmesi
Orman Yolu İnşaatlarında Dolgu ve İnşaat Etki Alanlarının QuickBird Uydu Görüntüsü Kullanılarak Modellenmesi
2 B Uygulamalarına İlişkin Bazı Sorunlar Isparta Aksu Yöresi Örneği
Ormancılıkta Üretim İşçiliğinde Antropometrik Verilerin ve Çalışma Duruşlarının Kaza Risk Faktörleri Olarak Değerlendirilmesi
Ormancılıkta Devirme ve Sürütme Faaliyetlerinin Odun Ağaç ve Fidan Üzerine Etkilerinin Araştırılması
Orman Yolu İnşaatında Dolgu ve İnşaat Etki Alanlarının Uzaktan Algılama Verileri ile Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma
Orman Yolları Yapımında Kaya Patlatma Tekniği ve Çevresel Etkileri Üzerine Bir Araştırma
Orman Yol Ağı Üzerinde Odun Hammaddesi Taşımasının Tavlama Benzetimi Yöntemi ile Optimizasyonu
Endüstriyel Odun Hammaddesinin İnsan Gücüyle Sürütülmesi Sırasında Ortaya Çıkan Ürün Kayıpları ile Çevresel Zararların Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma
Dağlık ve Kayalık Arazide Orman Yoluı Yapımında Kaya Patlatma Tekniğinin Çevresel Açıdan İncelenmesi
Ormancılıkta üretim işçiliğinde antropometrik verilerin ve çalışma duruşlarının kaza risk faktörleri olarak değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Yapılan çalışma ile ormancılıkta üretim işçiliğinde iş kazalarının ve risk faktörlerinin; tanımlanması ve sınıflandırılması yoluyla analiz edilmesi, üretimde kullanılan basit el aletlerine ait kısımların ölçümleri ile bu aletlerin kullanıcılarına ait antropometrik ölçümler arasındaki uyumun araştırılması, üretim işçilerinin hangi koşullar altında çalıştıklarını, çalışma pozisyonları, vücut yapıları, enerji tüketimleri ve diğer değişkenlerin ergonomik yaklaşımlarla değerlendirilmesi ve modellenmesi amaçlanmıştır.Çalışma Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü idari sınırları içinde ormancılık faaliyeti gösteren 22 adet Tarımsal Kalkınma Kooperatif üyesi 378 kişi üzerinde yapılmıştır. Çalışma sırasındaki gözlemler ise üretim faaliyeti yürüten 32 adet kesim işçisini kapsamaktadır. Veri toplamasında anket yöntemi uygulanmış ve statik antropometrik ölçümler alınmış, çalışma duruşlarını belirtmeye yönelik olarak da OWAS yöntemi kullanılmıştır.Sonuçlara göre çalışmaya katılan üretim işçilerinin 214 adedi meslek yaşantısı boyunca kaza geçirmiştir. Son bir yılda kaza geçiren kişi sayısı ise 115'dir. Çalışma alanındaki üretim işçilerinin meslek yaşantısı boyunca kaza durumları ile son bir yıldaki kaza durumlarında ortak olarak alet bakımının, hızlı çalışma temposunun, bilgisizliğin, tehlikeli yöntemin, dalgınlığın, hastalık halinin % 95 güven düzeyinde kaza risk faktörü taşıdığı bulunmuştur. Kol uzunluğunun meslek yaşantıları boyunca kaza geçirmelerinde önemli etken olduğu, son bir yılda çalışanlarda ise ayak genişliğinin önemli olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Arazi gözlemlerinde kesim faaliyetinde 2620 adet duruş gözlemlenmiş ve 1011 adet duruşun ergonomik olarak zorlanma gerektiren kategoride olduğu ortaya konulmuştur.Sonuç olarak üretim işçilerinin, kesim teknikleri, iş sağlığı ve güvenliği konularında seminer vb. eğitimlerden geçirilmesi, zararlı alışkanlıklardan (alkol, sigara, vb.) uzaklaştırılması, el aletlerinin yöre insanının antropometrik ölçümleri ile uyumlu olması ve sıralanan kaza risklerinin bertaraf edilmesi gerektiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler:Üretim işçileri, Kaza risk faktörleri, Antropometri, OWAS, Trabzon Yöresi, Ormancılık
Assessment of Anthropometric Data and Working Posture as Accident Risk Factors in Forest Harvesting WorkmanshipThis dissertation aims to analyze the work related accidents and risk factors in the workmanship of forest harvesting by identification and classification methods; to investigate the harmony between the measurements of simple hand tools used in harvesting and anthropometric measurements of the workers using these tools; and to assess and model the working conditions, working positions, body structure, and energy consumptions of the loggers, and other variables by using ergonomic aspects.The study was applied on 378 members of 22 different Agricultural Development Cooperatives who undertake the forestry in the administrative borders of Trabzon Regional Forestry Directorate. The observations made during the actual operation involved 32 loggers performing harvesting activities. In data collection period, survey method was applied and static anthropometric measurements were obtained while OWAS method was used in determining working positions of the loggers.The results indicated that 214 loggers among all the workers participated into the study experienced work related accidents. The number of workers who had accidents within the last year was 115. It was also found that the important accident risk factors in 95% confidence level were maintenance of the tools, rapid working tempo, ignorance, dangerous methods, absent-mindedness, and sickness, which was common when considering the states of work related accidents of the loggers for both throughout their job history and within the last year. Length of the arms was an important factor in having accidents throughout their job history, while foot size was found to be a significant factor in having accidents within the last year. During field observations, 2620 working positions were observed during harvesting activities and 1011 positions were specified in a category which requires ergonomic difficulties.Finally, it was stated that harvesting workers should be given seminars in the topics of harvesting techniques, work health and safety, and etc.; they should be kept away from harmful habits; their hand tools should be in a harmony with the anthropometric measurements of the local people; and specified accident risks should be avoided.Key Words:Logging workers, accident risk factors, anthropometry, OWAS, forestry
Orman yolu inşaatında dolgu ve inşaat etki alanlarının uzaktan algılama verileri ile belirlenmesi üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Yapılan bu doktora çalışması ile bir orman yolunun planlama aşamasında; yolun geçeceği araziye ait bilgilerin önceden uzaktan algılama verileri ile elde edilip, oluşturulacak CBS veritabanında sorgulanarak yol inşaatının olumsuz etkileyeceği alanları öncesinden belirlemek ve buna göre doğaya dost orman yol planlaması amaçlanmıştır.Torul Orman İşletme Müdürlüğü, Alacadağ Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan 3+081 km uzunluğundaki 126 Kod nolu orman yolu ve çevresi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Yolun bulunduğu alana ait 2005 ve 2007 yıllarına ait iki adet uydu görüntüsü temin edilmiş, alana ait veriler CBS veritabanında girilip sorgulanmış ve yol yapımından dolayı zarar görmesi muhtemel alanları önceden belirleyecek bir model ortaya konulmuştur.Geliştirilen model yardımıyla gelecekte yapılacak orman yolları için dolgu materyalinin yuvarlanmasıyla oluşan inşaat etki alanı ve dolgu alanı planlanma aşamasında önceden belirlenmiş olacaktır. Orman yolları planlama aşamasında alansal tahribatın kabul edilebilir limitten fazla olması halinde geçki değişikliğine de gidilebilecektir. Sonuç olarak orman yol planlamasında uzaktan algılama verilerinin kullanılması, canlı bir ekosistem olan ormanlardaki alansal kayıp ve çevresel tahribatlar asgari düzeye indirecektir.
This direction aims to plan environmentally friendly forest roads in the planning stage of a forest road by predetermining the areas impacted by road construction by investigating previously obtained remotely sensed data of road alignment at GIS database.A forest road section (code number = 126) with the length of 3+081 km and its surroundings area, located in Alacadağ Forest Enterprise Chief at Torul Forest Enterprises Directorate, was selected as the study area. Satellite images of the study area, taken in the year of 2005 and 2005, were obtained, other data of the study area were entered and investigated in GIS database, and then a model was generated to predetermine the areas that are potentially subject to damages due to road construction.With the help of the model developed in this thesis, constructions impact area formed by the rolling of the filling material and filling area of the forest roads will be able to be predetermined in planning stage. In a case where impact area exceeds the acceptable limit alignment changes will be able to be applied in the planning stage at forest roads. Therefore, by using remotely sensed data in forest road planning, area lost of forest as a live ecosystem and environmental damage will be minimized.
Orman yolları yapımında kaya patlatma tekniği ve çevresel etkileri üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Orman ekosistemi, başta orman yolları yapımı olmak üzere kendine yapılan her türlü müdahaleden etkilenmektedir. Orman yolları ormancılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde vazgeçilemez temel alt yapı tesisleridir. Dağlık arazide inşaatı sürdürülen orman yolu inşaatlarında patlatmalı kaya kazısı kaçınılmazdır. Uygun tekniklerin kullanılmadığı kaya patlatma yöntemleri ciddi boyutta çevresel tahribatlara neden olmaktadır.Bu çalışmada, Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içindeki beş ayrı orman yolundaki delme patlatma tekniği ve ortaya çıkardığı çevresel etkileri incelenmiştir. Her bir atımda uygulanan patlatma tasarımı parametreleri belirlenerek, mevcut kaya patlatma tekniği sonuçları çevresel açıdan belirlenmiştir. Kaya patlatma nedeni ile oluşan kaya fırlaması, yer sarsıntısı ve hava şoklarının azaltılmasına ilişkin, çevresel açıdan uygun kaya patlatma tasarımı ve modeli ortaya konulmuştur.Araştırmanın sürdürüldüğü orman yollarında, yörede yayılış gösteren granit, kireçtaşı, bazalt, bazaltik tüf ve volkanik breş türlerindeki kayalar patlayıcı maddelerle patlatılmıştır. Kaya fırlamasına neden olan parametreler belirlenerek, kaya fırlaması uzaklığının tahmini için model geliştirilmiştir. Kaya patlatmanın çevresel etkilerinden; yer sarsıntısı ve hava şokunun ulusal ve uluslararası standartlara göre hasar potansiyelleri belirlenmiştir. Ayrıca, patlatmalı kazı yöntemi uygulanan kayalarda kazı zorluğu ve delme-patlatmanın gerekli olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre orman yollarında gerçekleştirilen kaya delme ve patlatmanın kişisel tecrübeye göre yapıldığı, özellikle sıkılama boyunun olması gerekenden daha az uygulandığı, gecikmeli kapsüllerin gelişigüzel düzende kullanıldığı ve kaya fırlamalarının orman ağaçları üzerinde ciddi hasarlar oluşturduğu belirlenmiştir.Orman yollarında gerçekleştirilecek kaya patlatmaları sonucu oluşan kaya fırlamaları bu çalışma ile geliştirilen model yardımıyla tahmin edilebilecektir. Yine maksimum parçacık hızı tahmini için geliştirilen model yardımıyla, ölçekli mesafeye göre hasar olasılığı önceden tahmin edilerek patlatma tasarımları oluşturulacaktır. Sonuç olarak, gelecekte inşa edilecek orman yollarında kaya patlatmanın verimliliği ile çevresel kriterleri dikkate alan delme-patlatma tasarımları yapılmalıdır.
Forest ecosystem is affected by any interference especially most of all by forest road construction. Forest roads are the unavoidable infrastructure foundations in performing forest activities. Rock blasting excavation is inevitable during the forest road construction on mountainous steep terrain. Rock blasting methods without using appropriate techniques cause serious environmental damages.In this dissertation, the rock drilling and blasting technique and its environmental effects were investigated on five different forest roads at Regional Forest District of Trabzon. By determining designing parameters of each blasting application, the effects of current rock blasting technique on the environmental were determined. In terms of reducing rock flying, ground vibration and air blasts due to rock blasting, environmentally acceptable rock blasting design and model was suggested.Granite, limestone, basalt, basaltic tuff, and volcanic breccias type rocks were blasted by using explosives at the forest roads construction of study area. By determining the parameters causing rock flying, a model was developed to estimate the distance of flying rocks. As the environmental effects of rock blasting, potential damages of ground vibration and air blast were evaluated by considering national and international standards. Besides, difficulties of excavation operation by using rock blasting method and the necessities of drilling-blasting operation were investigated. The results from the research indicated that the current rock drilling and blasting operations on forest roads were performed according to work experiences, especially the stemming length was applied shorter than it should have been, delay time capsules have been used randomly, and rock flying generated serious damages on forest trees.The rock flying due to rock blasting applied on forest roads will be estimated by using the model developed in this research. Besides, by using the model developed to estimate maximum particle velocity, blasting designs will be generated by predetermining probability of the damages according to scaled distance. Thus, the rock drilling-blasting designs, considering productivity of rock blasting and its environmental criteria, should be implemented in constructing future forest roads.
Orman yol güzergahlarındaki zemin yapısının jeofizik yöntemlerle ortaya konulması üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Bu çalışmada, alternatif orman yol güzergahlarındaki zemin yapısı jeofizik yöntemlerle araştırılmıştır. Buna göre zemin açısından en uygun ve yapım maliyeti en düşük olan yol güzergahının belirlenmesi ile gelecekte yapılacak orman yol inşaatlarının planlama, ihale ve yapım aşamalarının teknik, ekonomik, ekolojik ve zamansal açılardan doğru sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Sonuçta orman yolu varlığına bağlı tüm ormancılık faaliyetleri de zamanında gerçekleştirilecektir.Çalışma alanı olarak, Düzköy Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yer alan 81 kod nolu, Işıklar Mezra-Kalecik Mezra adlı ve toplam uzunluğu 5200 m olan orman yolu seçilmiştir. Orman yolunun ilk 400 m'lik kısmında elektrik özdirenç yöntemi ile zemin etüdü yapılmıştır. Ayrıca orman yol güzergahının 10 m üzerinden yola paralel şekilde 100 m boyunca elektrik özdirenç yöntemi, sismik yöntem ve yer radarı yöntemleri ile de ölçümler alınmıştır. Ölçümler sonucunda zemine ait parametreler belirlenmiştir.Arazide yapılan incelemelerde özdirenç değerlerinin yüksek çıktığı noktalarda kaya, sert kaya ve çok sert kayaların bulunduğu, özdirenç değerlerinin düşük çıktığı noktalarda ise ayrışmış kayaçların ve yamaç molozlarının bulunduğu gözlenmiştir. Araştırma alanında yapılan sismik kırılma yöntemi ile yaklaşık 16 metre derinlik incelenmiş ve tabakalı bir yapı tespit edilmiştir. Arazinin 1. tabaka kalınlığı 3-8 metre arasında ve çok ayrışmış kaya kütlelerinden oluştuğu, 2. tabaka kalınlığı ise ortalama 1 metre ve ayrışmış kayaçtan oluştuğu, 3. tabaka ise sağlam kayaçtan oluştuğu belirlenmiştir. Yer radarı ile çalışma alanında yapılan ölçümlerde alana ait iki boyutlu yer altı kesiti elde edilmiştir. Yer radarı yöntemi ile belirgin bir tabaka sınırlaması yapılamamıştır.Sonuç olarak, uygulanan jeofizik yöntemler karşılaştırıldığında sismik yöntemin dağlık ve ormanlık alanlarda uygulanabilirlik ve sonuçların doğruluğu açısından en başarılı yöntem olduğu belirlenmiştir. Buna göre sismik yöntem ile orman yol güzergahlarında zemin yapısının belirlenmesi üzerine detaylı çalışmalar yapılması gerekir.Anahtar Kelimeler: Orman Yol Güzergahı, Zemin Etüdü, Elektrik Özdirenç Yöntemi, Sismik Yöntem, Yer Radarı Yöntemi, Dağlık Arazi
In this study, ground structure in alternative forest road routes has been investigated by means of geophysical methods. With this study it has been aimed that with defining way route which is the most appropraite fort the ground and the lowest in the cost, we will get the accurate results for the planning, bidding, building process in terms of technical, economical, ecological and timing of forest road buildings which will be done in the future.As a study field, the forest way of Işıklar Mezra-Kalecik Mezra, coded 81 in the border of Düzköy Forest Operating Office and whose lenght is 5200 meters was selected. On the first 400 meters part of the forest road the ground was analzed with electricity impedance method. Also, from 10 meters up of forest road route measurements were done with electricity impedance method, seismic method and Ground Penetrating Radar method along 100 meters. As a result of the measurements, parameters of the ground were gathered.In the surveys carried out on the field, it has been monitored that there are rocks, hard rocks, very hard rocks on the points where impedance value is high and there are dissolved rocks and hillside ruble where impedance value is low. With the seismic break method applied in the survey field approximately 16 meters of depth has been surveyed and a laminated structure has been detected. It has been detected that the first laninat thickness of the field is between 3-8 meters and has been formed of dissolved rocks, the second laminat thickness of the field is approximately 1 meter and is formed of dissolved rocks, the third laminat is formed of hard rocks. On the measures carried out with the Ground Penetrating Radar method a specific laminat order could not be made.As a result, when compared geophysical methods it has been assessed that the most successful method is seismic method in terms of applying to forest fields and having right results. With this method a detailed study mus be carried out on survey of the morphological structure of forest way route.Key Words: Forest Road Route, Ground Analysis, Electricity Impedance Method, Seismic Method, Ground Penetrating Radar method, Mountainous Field.
Orman yol ağı üzerinde odun hammaddesi taşımasının tavlama benzetimi ile optimizasyonu
Tez Özetleri
Ormancılıkta odun hammaddesi taşıması bölmeden çıkarma ve ana taşıma operasyonlarından oluşur. Bu operasyonlarda ortalama birim taşıma maliyetleri oldukça yüksektir. Maliyetleri azaltmanın bir çok çözüm yolları olup bunlar arasından optimizasyon, en etkili olanlarındandır.Bu çalışmada, orman yol ağı üzerinde odun hammaddesi taşıma modeli ve çözüm yöntemi geliştirilmiştir. Odun hammaddesi taşımasına yönelik yıllık taşıma modeli, işletme şefliği bazında ve üretimin yoğun olduğu bölmelerde, çeşitli standartlardaki odun hammaddesinin rampalardan ana depolara taşıma maliyetlerinin minimize edilmesini ve taşıma ağlarının tasarımını kapsayacak şekilde oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaç için teknik, topoğrafik, ekonomik kriterlere uygun bir modelleme stratejisi hedeflenmiştir. Optimizasyon çalışmasında, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla alana ilişkin konumsal veri tabanı kurulmuştur. Modelin çözümü için meta-sezgisel teknikler arasında yer alan Tavlama Benzetimi (TB) algoritması ve Ağ Analizi kullanılmıştır.Bu amaçla araştırma alanına ait topoğrafya, meşcere, depo satış fiyatları, işgücü, taşıma ve yükleme işleri verileri kullanılmıştır. Bu veriler ışığında oluşturulan modellerle; çeşitli standarttaki odun hammaddesi, rampalar ve depolar dikkate alınarak taşıma maliyetlerini en aza indiren güzergâhın araştırılması ve kamyonla taşıma giderleri ile odun hammaddesinin depo satış fiyatları dikkate alınarak net kârı en yüksek olan güzergâhların seçilebilmesini gerçekleştirecek problemin çözümü optimize edilmiştir.Modeli daha iyi açıklayabilmek için çalışmaya bir deney tasarımı ve analizi uygulanmıştır. Deney tasarımı yapılırken ele alınan faktörlerin, uygulanan faktörlerin, TB algoritmasının performansı üzerinde etkin olup olmadığını belirlemek için çok yönlü varyans analizi kullanılmış ve bu faktörler için dikkate alınan düzeyler arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığı Duncan çoklu aralık testi ile değerlendirilmiştir.Araştırma alanında taşıma modelinin kullanılmasıyla yıllık taşıma maliyetlerinde % 14,45 tasarruf sağlanabileceği sonucuna varılmıştır. Taşımanın planlanması çalışmalarında CBS, Ağ Analizi, TB ve İstatistik yöntemlerin kullanılması ile iş gücü, zaman ve maliyet açısından önemli derecede tasarruflar sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Orman Yolları, Odun Hammaddesi Taşıması, Coğrafi Bilgi Sistemi,Ağ Analizi, Tavlama Benzetimi, Optimizasyon
The transportation of raw wood materials in forestry is carried out in two steps including wood extraction from stump to landings and main transportation from landings to main depots. During these operations average unit cost of transportation can be very high, but there are ways to reduce the cost involved and, of these, the optimization is the most efficient.In this study, a model was developed to provide a solution for the problem of transporting raw wood material on forest roads. This model aimed to minimize the cost of transportation of raw wood materials of various standards from the landings to the main depots in forest sections where production is done on a large scale. The model also aimed to include the designs of transportation networks. For this purpose, a modeling strategy that is compatible with technical, topographic and economic criteria was developed. During the optimization process, a spatial database was established by means of Geographical Information Systems (GIS). Simulated Annealing (SA) Algorithm and Network Analysis, which are among the meta-heuristic techniques and were used for the solution of the model. The database includes topography of the forest section, stand characteristics, sale price at the depot, labor costs, transportation cost and loading costs. By using these data, the models searches for the optimum route that will minimizes the transportation costs by considering the raw wood materials in various standards, number of landings and depots, and then finds the route with the highest net income by considering transportation costs and the sale price of the raw wood material at the depot.To present the capabilities of the model, an experimental design and analysis were made in the study. Multiple variance analysis were used in order to understand whether the factors at work during the experimental design were effective on the SA algorithm performance and Duncan multiple test was used in order to understand whether there is a significant difference among the levels taken of these factors.It was concluded that with the use of transportation model in the research area, 14,45 % of the total transportation cost can be saved. Through the use of GIS, Network Analysis, SA and Statistical methods during the transportation plans, a considerable amount of labor force, time, and cost were saved.Key Words: Forest Roads, Wood Raw Material Transportation, Geographical Information Systems, Network Analysis, Simulated Annealing, Optimization
Endüstriyel odun hammaddesinin insan gücüyle sürütülmesi sırasında ortaya çıkan ürün kayıpları ile çevresel zararların belirlenmesi üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Ormancılıkta odun hammaddesi üretimi, kesme, bölmeden çıkarma ve taşıma aşamalarından oluşmaktadır. Bu aşamalardan en zor olanı pahalı ve çevresel zararı en fazla olan bölmeden çıkarmadır. Bölmeden çıkarma operasyonlarının değerlendirilmesi çevresel açıdan, meşcerede kalan ağaç, fidan ve orman toprağında oluşan zararların belirlenmesi, ekonomik açıdan ise odun hammaddesinde oluşan kayıpların belirlenebilmesi için önemlidir.Bu çalışmada, dağlık arazide insan gücüyle zemin üzerinde sürütme faaliyetlerinin, taşınan odunlara, meşcerede kalan ağaçlara, fidanlar ve orman toprağına etkilerinin belirlenmesi, bu etkilerin sürütme zamanı (yaz ve kış) göre karşılaştırılması ve sürütülen odunda meydana gelen zararın önceden belirlenebilmesi için ?bir zarar tahmin modelinin? geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla uygulama alanları, Trabzon Maçka Orman İşletme Müdürlüğü'nün bünyesinde, 2004-2007 yılları arasında, yaz ve kış üretim mevsimlerinde insan gücüyle zemin üzerinde sürütme yapılan bölmeler arasından seçilmiştir. Sürütme faaliyetleri sonucu odunlarda, meşcerede kalan ağaçlarda, fidanlarda ve orman toprağında oluşan zararlar belirlenmiş ve zararlar üretim mevsimine göre karşılaştırılmıştır. Ayrıca yaz ve kış üretim alanlarında zarar gören odunlarda oluşan miktar kayıpları, oduna etkiyen sürtünme kuvveti, odunun sürtünen yüzey alanı ve sürütme mesafesi parametreleri dikkate alınarak ?bir zarar tahmin modeli? geliştirilmiştir.Çalışma sonucunda, sürütülen odunların, meşcerede kalan ağaçların, fidanların ve orman toprağının yaz üretim alanlarında kış üretimi alanlarına oranla daha fazla zarar gördüğü belirlenmiştir. Bu zararlar, önemli ekonomik kayıplar ile orman ekosisteminin sürdürülebilirliği ve verimliliği açısından olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Sonuç olarak, gelişmiş ve çevreye duyarlı taşıma sistemlerinin kullanılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, çalışma kapsamında geliştirilen zarar tahmin modeliyle, sürütme sonucunda odunda oluşacak miktar kayıplarının sürütmeden önce tahmin edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması mümkün hale gelmiştir.
Production of wood material involves felling, primary transportation, and hauling phases. Among these phases, primary transportation is the most difficult and the most expensive phase with the highest environmentally damages. Evaluation of primary transportation by determining residual stand damage and forest soil disturbance in terms of environmental aspects and by determining value lost of the forest products in terms of economical aspects is very important.In this study, it was aimed to develop a ?damage prediction model? to determine the effects of human power based ground skidding operations on transported logs, residual trees, saplings, and forest soil in mountainous terrain, to compare these effects according to production periods (summer and winter), and to predetermine the damages on skidded logs. The study areas were selected from the sample harvesting units of Directorate of Maçka Forest Enterprise in Trabzon during the summer and winter production periods of 2004-2007. The effects of skidding operation on logs, residual trees, saplings, and forest soil were determined and compared according to production periods. Besides, a ?damage prediction model? was developed by considering volume lost of the damaged logs in summer and winter production areas, friction resistance on logs, ground contact area of the logs, and skidding distance parameters.The results indicated that the damages on skidded logs, residual trees, saplings, and forest soil in the summer production areas were more than the damages in winter production areas. These damages result in negative consequences in terms of sustainability and productivity of forest ecosystem, great economical losses. Thus, improved and environmentally friendly transportation systems should be implemented. The damage prediction model developed in this study enables predetermination of skidding related log volume losses before the skidding operation and taking damage prevention measures.
Orman Yolu İnşaatlarında Dolgu Ve İnşaat Etki Alanlarının Quickbird Uydu Görüntüsü Kullanarak Modellenmesi
Dağlık Arazide Tomrukların Plastik Oluklar İçerisinde Kontrollü Olarak Taşınması(TOKK Yöntemi
Dağlık Arazide Tomrukların Plastik Oluklar İçerisinde Kontrollü Olarak Taşınması TOKK Yöntemi Orman Mühendisliği
Artvin Yöresinde Urus MIII Orman Hava Hatları Kullanılarak Gerçekleştirilen Bölmeden Çıkarma Çalışmalarının Dikili Ağaçlara ve Fidanlara Verdiği Fiziksel Zararların Mevsimsel Açıdan Karşılaştırılması
ORMAN ÜRÜNLERi TAŞIMACILIĞINDA ENİYİLEME YÖNTEMLERi
Orman yangın emniyet yolları ve şeritleri ile orman yol şebekelerinin entegrasyonu, planlamaları ve uygulamaları üzerine bir araştırma (Gelibolu Milli Parkı örneği)
Tez Özetleri
Dünya doğal kaynaklarının çok hızlı ve tahripkâr bir şekilde kullanılarak tüketildiği bir ortamda ormanlar gibi yenilenebilir doğal kaynakların önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Bu durumun aynı zamanda ormanlar üzerinde bir baskı oluşturduğu da bilinmektedir.Orman yangınlarına karşı yangından önce, yangın esnasında ve yangın söndürüldükten sonra tüm teknik ve idari tedbirleri almak suretiyle, ülkemizdeki orman yangın koruma ve savaş organizasyonu etkili bir şekilde yangınlarla savaşa hazır hale getirilmelidir. Bu amaçla orman yangınlarına karşı alınması gereken önlemler konusunda yapılacak çalışmaların interdisipliner bir çalışma olması zorunluluğu vardır. Yapılacak bilimsel çalışmalarda konu ile ilgili herhangi bir disiplinin eksik yer almasının yangınla savaşta başarı oranını düşüreceği açıktır. Örneğin, yangın haberi alınır alınmaz yangına en kısa sürede ulaşılarak müdahalede bulunmak esastır.Bu çalışmada örnek alan olarak Gelibolu Milli Parkı kullanılmıştır. Çalışmada Türkiye'de orman yangınlarıyla mücadelede kullanılan orman yol ve yangın emniyet yol ve şeritleri standartları, entegrasyonu üzerinde durulmaya çalışılmıştır.Network analizi sonucunda orman yolları ile yangın emniyet yol ve şeritlerinin birlikte planlanmasının ve söz konusu yolların geometrik standartlarının uygun hale getirilmesinin gerektiği ve ayrıca yangın bölgesine en kısa süre içerisinde müdahale edilebileceği ortaya konulmuştur.
Natural sources have been destroying continuously and rapidly in the world. Therefore, the importance of sustainable natural sources like forests has been increasing in recent years .It is known that, these conditions creates pressure on the forests.Forest fire prevention and protection have been continued before, during and after the forest fire. Organization of forest fire protection will be ready to forest fire fighting every forest fire season in our country. It is necessary to interdisciplinary study on the forest fire fighting to this end. Deficiency of any discipline in the content of forest fire figth are case of unsuccessful. For example, principle rule of forest fire fighting is early intervention.In this study, Gelibolu National Park chosen as a modelling area. Furthermore,this research describes the current status of forest roads and firebreak standards in forest fire fighting in Turkey and integration of firebreaks and forest roads. Because, this area has contained ecological, historial and cultural any values. For this reason planning and construction of forest roads and fire breaks are very important in research area.Results of network analysis determinated that forest road, fireline and firebreaks must be required planning with together. Forest roads, fireline and firebreaks must suit as its geometric standards. Furthermore, results of network analysis prove that may early interfere on forest fire area.
Futbol sahalarının sulanması ve İstanbul'daki futbol sahalarının sulama ve drenajının irdelenmesi
Tez Özetleri
?Futbol Sahalarının Sulanması ve stanbul'daki Futbol Sahalarının Sulama ve Drenajının rdelenmesi? konulu bu arastırma ile stanbul'daki Atatürk Olimpiyat Stadı, Ali Sami Yen Stadı, Besiktas nönü Stadı ve Fenerbahçe Sükrü Saraçoglu Stadındaki futbol sahalarının sulama ve drenaj yöntemleri incelenmistir. Anılan futbol sahalarındaki sulama sistemleri es dagılım, eslenik yagmurlama, baslık örtüsme oranı ve depo kapasitesi; drenaj sistemleri infiltrasyon hızı bakımından incelenmistir. Sulama sistemleri için, Christiansen es dagılım katsayısı ile dagılım türdesligi katsayıları hesaplanmıs, baslık aralıkları analiz edilerek es dagılım belirlenmistir. Drenaj sistemleri için, infiltrasyon hızı, çift silindirli infiltrometre kullanılarak ölçülmüstür. Elde edilen veriler ve sonuçlar mevcut sulama ve drenaj standartlarıyla karsılastırılmıstır. Arastırma sonuçlarına göre, Atatürk Olimpiyat Stadı, Ali Sami Yen Stadı, Besiktas nönü Stadı ve Fenerbahçe Sükrü Saraçoglu Stadındaki futbol sahaları düsük CU ve DU degerleri ve baslık örtme oranlarına sahiptir. Sadece Atatürk Olimpiyat Stadı futbol sahasının inifltrasyon hızının standartlara göre yeterli oldugu belirlenmistir. Mevcut sulama ve drenaj sorunlarının giderilmesi için önerilerde bulunulmustur
In this research, irrigation and drainage methods of football stadiums in stanbul, Atatürk Olympic, Ali Sami Yen, Besiktas nönü and Fenerbahçe Sükrü Saraçoglu, were investigated. In particular, irrigation systems of those fields were investigated in terms of distribution uniformity, matched precipitation, sprinkler coverage rate and irrigation water tank capacity; whereas drainage systems of them were investigated based on infiltration rate. For irrigation systems, Christiansen Uniformity and Distribution Uniformity coefficients were calculated and head spaces analysed to determine uniform distribution. For drainage systems, infiltration rate was measured by using a double ring infiltrometer. Data collected was analysed and the results were compared with existing irrigation and drainage standarts. As a result, football fields of Atatürk Olympic, Ali Sami Yen, Besiktas nönü and Fenerbahçe Sükrü Saraçoglu Stadiums have smaller CU and DU values and coverage rates than existing standards. Only football field of Atatürk Olympic Stadium has adequate infiltration rate comparing with existing standards. Then, some recommendations are made to eliminate existing irrigation and drainage problems.
Long-term harvesting effects on skid road in a fir (Abies bornmulleriana Mattf.) plantation forest
Impacts, management and functional planning criterion of forest road network system in Turkey
Detecting urban vegetation from different images using an object-based approach in Bartin, Turkey
Black Sea Conservation And Forestry Network: Towards Local Action And Market-Based Measures
Kahramanmaraş ve Osmaniye orman işletmelerinde halkla ilişkileri etkileyen faktörler ve bunların değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Günümüzde halkın inanmadıgı, desteklemedigi isleri gerçeklestirmek kolayolmamaktadır. Bu nedenle gerek kamu gerekse özel sektör kurulusları hedef kitlesiolan halkın güven ve destegini saglayabilmek için çaba göstermektedirler. Ülkemizormanlarının isletimine iliskin faaliyetleri gerçeklestiren devlet orman isletmeleri,sektörde halkla en yakın iliskide olan birim olmaktadır.Halkın güven ve desteginin saglanmasına yönelik yapılan çalısmaların tümüolarak açıklanan halkla iliskiler kavramı, günümüzde mal ya da hizmet üretenkurulusların basarılı olmasında çok önemli islevlere sahiptir. Bir ülkenin dogal,kültürel ve rekreasyonel kaynaklarının korundugu yer olan milli parklar, ilgiliörgütlerin hatta Bakanlıgın vitrini ve önemli bir halkla iliskiler aracı durumundadır.Ülkemizdeki ormancılık örgütü etkinliklerinden olan milli park çalısmaları, çok ciddive planlı bir halkla iliskiler destegi gerektiren faaliyetlerin basında gelmektedir.Kaldı ki günümüzde gelisen kamuoyu bilinci ve artan ilgi gurupları toplum adınabilgi talep etmekte ve/veya uygulamaları etkilemektedirler.Orman köylülerinin kalkındırılması sorunu 1982 Anayasası'nın 170.maddesinde de yer alan ülkemiz ormancılık politikasının iki temel amacından biridir.Orman köylülerinin kalkındırılması çabaları uzun bir geçmise dayanmakta olup, buamaçla ORKÖY (Orman ve Köy liskileri) adlı bir genel müdürlük de kurularakorman köylülerini kalkındırma çabalarına yardımcı olunmak istenmistir. Ancakbugüne kadar orman köylülerinin kalkındırılmasını amaçlayan politika veörgütlenmelerin istenen sonuçları vermedigi de ilgili herkes tarafından kabuledilmektedir.Orman köylüsünün problemlerine çare bulmak, onları sosyo-ekonomikyönden kalkındırmak, Türk Ormancılıgının en önemli hedeflerinden biri olmalıdır.Bu amaçla orman-halk iliskilerini süratle iyilestirecek yeni modeller gelistirilmeli veyapılacak çalısmalara orman köylüsünün katılımı temin edilmelidir. Günümüzdekabul edilmektedir ki, halkın genel kabulünü görmeyen ve halk tarafındandesteklenmeyen çalısmaların basarı sansı son derece azdır.Türkiye de Orman isletmeleri, Devlet Ormancılıgı'ndan ?ToplumOrmancılıgı?na geçis yapmayı denemelidir. Toplum ormancılıgının hareket noktası,köylüleri, kendi öncelikli sorunlarını tanımlama ve bu sorunlardan bazılarına uygunçözümler bulma sürecine katmaktadır. Köylülerin sorunları ve bu sorunların olasıçözümleri, köylülere danısılmaksızın, önceden tahmin edilemez.Anahtar kelimeler: Devlet Orman sletmeleri, Halkla liskiler, Ormancılık,Orman Köylüsü, Sürdürülebilir Orman sletmeciligi, Orman Sertifikasyonu, ToplumOrmancılıgı
Today, it is not easy to implement the operations which people do not believeand support. Therefore, both public and private sector organizations are striving togain the reliance and confidence of their target groups. State Forest Enterpriseswhich fulfill forest management activities in the forestry sector are the units in closerelation with society in the Turkish forestry sector.In present, public relation concept described as overall of operations done forproviding the confidence and support of the society, has very important functions inthe success of institutions producing goods and services. National Parks, which arethe place which cultural and recreational resources of a country are protected, areshowcase and very important public relation unit of the Ministry. A National Parkoperation which is one of the forestry activities in Turkey needs well-planned publicrelation assistance. Moreover, public awareness and increased interest groupsdemand information and/or affect the applications on behalf of the society.Development issue of forest villagers is one of two main objectives of Turkishforestry policies placed in the article 170 of 1982 Turkish Republic Constitution. Theefforts to develop the forest villagers have a long past and for this purpose, a generaldirectorate called as General Directorate of Forest ? Village Relations was founded.However, everyone interested in this issue has also accepted that the policies andorganizations aiming to develop the forest villagers have not given expected results sofar.To find a solution for the problems of forest villagers and develop themregarding the socio-economic aspects should be one of most important objectives ofTurkish forestry. With this purpose, new models for improving the forest- villagerelations rapidly should be developed and the participation of forest villagers to theactivities should be provided. Today, it should be accepted that the success chance ofactivities unsupported and unaccepted by the society is extremely low.Forest Enterprises in Turkey should try to pass from Sate Forestry toCommunity based Forestry. One of the main prerequisites of community forestry isthe participation of forest villagers to the process of defining their problems andseeking solutions for these problems.Keywords: State Forest Enterprise, Public Relation, Forestry, Forest Villagers,Sustainable Forest Management, Community Forestry
Post Fire Salvage Logging for Fire Killed Brutian Pine Pinus brutia Trees
Orman traktörü ile sürütme sırasında olusan tekerlek izi derinliginin hesaplanması
Aesthetic Evaluations of Forest Road Templates
SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİŞME ÇERÇEVESİNDE BARTIN AMASRA İLÇESİNİN DOĞAL VE KÜLTÜREL DEĞERLERİNİN UZAKTAN ALGILAMA VE COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ İLE ANALİZİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Artvin Atila yöresi ormanlarında hava hatları ile bölmeden çıkarma çalışmalarının incelenmesi
Tez Özetleri
Uygulamada odun hammaddesi üretimi çok sayıda değişken ve kontrol edilemeyen faktörlerin etkisi altında sürdürülmektedir. Dağlık bölge ormancılığı için daha da belirgin olan bu karmaşık yapıda çalışmaların planlanması ve çalışma programı uygulamalarının kontrol edilmesi oldukça güçtür. Odun hammaddesi üretimi, hammadde olan ağaç üzerinde uygulanan işlemlerin özellikleri dikkate alındığında, kesim süreci ve nakliyat süreci olarak bilinen iki temel sürecin tamamlanmasıyla gerçekleşmiş olur. Nakliyat süreci de; üretimin en güç ve yüksek maliyetli safhasını oluşturan odunun kesim yerinden orman yolu kenarına kadar çıkarılması (bölmeden çıkarma) safhası ile orman yolu kenarındaki ürünün depolara kadar taşınması safhalarından oluşmaktadır. Bütün bu işlemler Devlet Orman İşletmelerinin sorumluluğunda gerçekleştirilmektedir. Bu çalışma, Artvin Atila yöresinde Doğu Ladini (Picea orientalis, (L.) Link.) ormanlarında, yaz aylarında, böcek tahribatına uğrayan ağaçların kesilmesiyle hazırlanan ürünün Koller K300, Urus MIII ve Gantner USW orman hava hatları ile bölmeden çıkarılması sırasında zaman etütlerinin yapılması, elde edilen verilerin değerlendirilip birim zaman ve çalışma verimi değerlerinin hesaplanması, sonuçların aynı tip hava hatları üzerinde yapılan diğer çalışma sonuçları ile karşılaştırılarak irdelenmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Seçilen alanlarda ve mevcut çalışma koşullarında çalışma verimi değerleri; Koller K300 için 5,333 m3/saat (11,25 dak/m3), Urus MIII için 4,713 m3/saat (12,73 dak/m3), Gantner USW için 6,098 m3/saat (9,84 dak/m3) olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar çalışma özellikleri açısından benzerlik gösteren alanlarda hava hattı çalışma programları ve yıllık üretim planı hazırlanmasında, plan uygulamalarının izlenmesinde ve üretim maliyeti hesaplamalarında kullanılabilecektir. Anahtar Kelimeler: Atila yöresi, doğu ladini, bölmeden çıkarma, orman hava hatları, zaman etüdü, birim zaman, çalışma verimi.
In practice wood harvesting is generally carried on under the effects of many variables and uncontrollable factors. In particular, for a woodland growing up on very mountainous and slope areas these variables and factors appear to be more complex, so it is much more difficult to plan and control the systematic works going on such lands. Wood harvesting when the characteristics of same processes used in wood harvesting are considered is done by campleting two basic processes known as cutting and transportation. Transportation process has two steps; the one is to carry the harvested woods from the cutting area to the nearest forest road. This is the most difficult and expensive one the second is to carry the logged woods to the log landing. Regional forest enterpsive is responsible for all those processes. This study was carried out in oriental spruce (Picea orientalis (L.) Link.) forest in Atila, Artvin. All logged trees were mostly damaget by insect. After cutting all trees were extracted using Koller K300, Urus MIII, Gantner USW. Duning the logging processes time measurement, study conditions, the cherecterictics of the wood pruducts, were investigated. By using all these data unit time and working productivity were calculateds and compared to the similar studies. For Koller K300, unit time and working productivity were 11,25 min./m3 and 5,333 m3/h. respectively, for Urus MIII 12,73 min./m3 and 4,713 m3/h. and Gantner USW 9,84 min./m3 and 6,098 m3/h.. Under similar working and environment conditions all these results can be used to prepare cableway working programs, annual logging plan, monitorıng these plans in the field and calculating the harvesting cost. Key Words: Atila forests, oriental spruce, logging, cableway, time measurement, unit time, working productivity.
Designing a forwarder operation considering tolerable soil disturbance and minimum total cost
Using Plastic Chutes For Extracting From Forests In Small Logs And Short Pieces Of Wood Artvin Turkey
The Effect of Dry Sludge Addition Supplied from Pulp Mill on The Compressive Strength of Cement
The Comparison of Logging Techniques for Productivity and Ecological Aspects in Artvin Turkey
Mevcut Orman Yollarının Puanlandırılması ve Değerlendirilmesi
Mevcut Orman Yollarının Puanlandırma Yoluyla Tanımlanması/Değerlendirilmesi
Transporting of spruce timbers by URUS MIII cable system fromselective forests of Artvin region
Borçka-Karagöl Tabiat Parkı ve Çevresinin Flora ve Vejetasyonu
Transporting of Spruce Timbers by Urus MIII Cable System from Selective Forests of Artvin Region
Long Term Harvesting Effects on Skid Road in a Fir Abies bornmulleriana Mattf Plantation Forest
Harvesting Impacts on Herbaceous Understory Forest Floor and Top Soil Properties on Skid Road in a Beech Fagus orientalis Lipsky Stand
Kullanım fonksiyonlarına göre orman yollarının planlanması ve tasarımı üzerine incelemeler: "Kanlıca Devlet Orman İşletmesi örneği"
Tez Özetleri
In this study, a clay originated from Balikesir region and its organically ion exchanged form (org-clay) by octadecyl amine (ODA) was modified by in-situ polymerization of Acryamide/N,N-dimethyl aminoethyl methacrylate (AAm/DMAEM) and Acryamide/2-vinyl pyridine (AAm/2-VP) monomer pairs. Some structural and physical properties of the samples were investigated in detail. Structural and physical properties of the samples were examined by Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR), X-Ray Diffraction (XRD) and Thermogravimetric Analysis (TGA). FTIR study showed that copolymer structures were formed into clay galleries. Yet the characteristic absorption peaks of octadecyl amine (ODA) and copolymers were not individually identified clearly due to their structural similarity, it could be assessed that organic groups (ODA) might be remained onto clay layers based on the FTIR characterization of the samples prepared with the org-clay. It was obtained from the XRD analysis of the samples that low amount of clay loaded samples of AAm/DMAEM series copolymers having various clay amount showed mainly exfoliated structure. On the other hand, high clay loaded samples showed intercalated/exfoliated mixed structure in this series. It was found that intergallery spacings (d001) of clay were lower for the AAm/2-VP samples than those of AAm/DMAEM counterparts. While the values of d001 is about 1.2 nm for the natural clay, it is found to be between 1.25-2.20 nm for the intercalated samples. TGA study indicated that the samples showed degradation with multiple steps. It was also found that the thermal stability of samples series prepared by using of AAM/2-VP was higher than those of AAm/DMAEM series. Moreover, thermal stability of the samples prepared with the natural clay was higher than those prepared with org-clay. This result could be attributed to low thermal stability of organic amine groups which might be remained into clay galleries. TGA results implied that thermal stability of the samples increased with the increasing of clay amount in the sample composition. This behavior is more pronounced in the samples prepared with natural clay.
As it is known, planning and design standards for forest roads differ for managed forests, reforestration areas, national parks and protected forests. This difference is due to the use of forest. The aim of this study is to determine the planning and design principles of forest roads and evaluate their existing situation, according to modern forestry. In the study, first, the classification of forests in developing functional forestry was discussed and according to this classification, functions and standards of forest roads were determined. This study focuses on planning and design of forests roads which have these functions and standards. The results obtained from İstanbul State Forest, Kanlıca State Forest area where contain many components such as production forest, water protection forests, urban forestry were presented. Mihrabat Recreation spot, Kanlıca Urban Forest and Polonezköy Natural Park were selected as study area. It is determined that the base of transportation network in these area is forest roads as they are in forested areas. Accordingly, planning and design standards of these roads are presented in material and method parts of this study. In finding parts standarts of forest roads in sample areas were examined. And finally, in discussion andresults, it is determiinated that forest roads constitute the base of transportation network in selected recreastion areas, and also determinated that they must be planned and designed in strong relationwith the use function of them.
Ormanlık Alanlarda Taş ve Kaya Yuvarlanmaları
Kar ve Çığ Sözlüğü Üzerine Bir Değerlendirme
Soil bioengineering in slope stabilization- potential and difficulties in Turkey
Effectiveness of classical dams in torrent control works in western Anadolia: Kayran torrent
Causes of the 1998 Bartin river flood in Western Black Sea region in Turkey
Ormancılık uygulamalarının coğrafi bilgi sistemi ile entegrasyonu
Düzcede Orman Yollarında Toprak Kaybı Sorunlarının Araştırılması
Düzce’xxde orman yollarında toprak kaybı sorunlarının arastırılması
Düzce de Orman Yollarında Toprak Kaybı Sorunlarının Araştırılması
Kahramanmaraş Orman İşletme Müdürlüğü Merkez İşletme Şefliği'nde üretim işlerinin coğrafi bilgi sistemi yardımıyla planlanması üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
Ormancılıkta üretim işlerinin planlanması işlemi birçok faktöründeğerlendirilmesini gerektirmektedir. Planlama için gerekli olan bilgiler değişikkaynaklardan ve değişik standartlarda elde edilmektedir. Veri kaynaklarının çokdeğişik olması bu verilerin etkili bir şekilde ve birlikte kullanılmalarında problemleroluşturmaktadır.Geleneksel yöntemler ile yapılan planlama çalışmaları sırasında gerekeşyükselti eğrili topoğrafik haritalar üzerinde yapılan çalışmalarda gerekseplanlama için gerekli olan verilerin amenajman planlarından alınıpdeğerlendirilmesi işlemleri büyük bir iş yoğunluğu oluşturmaktadır. Bu çalışmadabu işlemlerin kolay bir şekilde yapılabilmesi için coğrafi bilgi sistemindenfaydalanma amaçlanmıştır.Üretim planı sayısal harita üzerinde, planlama birimi alanının her noktasınaulaşmayı sağlayacak bir şekilde hazırlanmıştır. Hazırlanan üretim planında enuygun bileşenlerin oluşturulması amacıyla diğer ormancılık disiplinlerinin dekullanabilecekleri bir veritabanı oluşturulmuştur.
Planning harvesting operations in forestry requires evaluation of number offactors. The necessary information for the planning are obtained from varioussources and standards. Having very different data sources generates problems inusing these data effectively and collectively.During planning operations using conventional methods, both working ontopographic maps with contour lines and obtaining and utilizing necessary planningdata from management plans causes great amount of work intensity. In this study, itwas aimed to take the advantages of Geographical Information Systems (GIS) forperforming these operations easily.Harvesting planning was developed to access every point of harvesting unit ondigital map. A data base was developed to generate the most appropriatecomponents in harvesting plan and to be used in other forestry principles.
Ormancılıkta motorlu testere ile yapılan üretim çalışmalarının ergonomik açıdan değerlendirilmesi
Tez Özetleri
Ormancılıkta yapılan işler; iş güçlüğü, yüksek kaza oranı, açık havada çalışma şartları,zaman zaman arazide konaklama zorunluluğu, iş saatlerinin ve iş süresinin değişken oluşu,iş devamlılığının olmaması, sosyal ve ekonomik açıdan yetersizlikler gibi nedenlerle diğeriş kollarından ayrı bir yapı gösterir.Bu çalışma, 2005 yılında, ülkemizin ormancılık faaliyetleri bakımından zenginyörelerinden biri olan Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü, Devrek Orman şletmeMüdürlüğü, Tefen Orman şletme Şefliği içindeki üretim çalışmaları sırasındagerçekleştirilmiştir.Bu çalışma ile, çok ağır işler grubunda olan ormancılık üretim işleri, ergonomik açıdandeğerlendirilerek, orman üretim işçilerinin çalışma koşulları ortaya konmaya çalışılacaktır.Bu kapsamda, ülkemizin ormanca zengin bölgelerinden biri olan Gökçebey yöresindeiiiÖZET (devam ediyor)üretim işlerinde çalışan orman işçileri ile yapılan anket çalışması sırasında sorulan sorularaverilen cevaplar ve arazideki ölçüm ve gözlemler sonucu elde edilen bulgulardeğerlendirilip tartışılmıştır.Yapılan araştırma sonucu, motorlu testere ile yapılan üretim çalışmaları ağır işyükü (115),yardımcı işçilerin yaptığı işler ise (91) orta ağırlıklı işler sınıfına girmektedir. Ayrıca,Kardiovasküler işyükü motorlu testere ile çalışmada sınır değer olan % 40'ın üzerindedir.Ayrıca motorlu testere ile yapılan üretim çalışmalarında işyükü üzerinde etkili olan enönemli faktörler, Vücut uzunluğu, arazi şartları, günlük çalışma süresi, vücut ağırlığı, yaş,gürültü, nem, alkol ve sigara kullanımı olarak tespit edilmiştir.Bu çalışma kapsamında orman işçilerinin motorlu testere ile yaptıkları üretim çalışmalarısırasında almaları gerekli önlemler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Motorlu Testere, Ergonomi, Orman şçiliği, Ormancılık.Bilim Kodu: 502.04.01iv
The works conducted in Forestry differ by the difficulties, high accident rates, working inopen spaces, the obligatory accommodations in the working areas, changing working hoursand durations, unsustainable works and sufficiency?s regarding social and economicalfactors.This study was carried out during the production period of 2005 by Zonguldak RegionalForest Management, Devrek forest Enterprise, Tefen Forest Management.In this study, forestry production work was evaluated by ergonomic aspects and theworking conditions of the production workers were determined. Moreover, questionnairesimplemented on workers of Gökçebey region being, densely forested area, and theobservations and the results of measurements were investigated and discussed.Furthermore, the necessary measures that forestry workers must take into account arepresented.vABSTRACT (continue)Accordingly to this study, production works using chainsaws are classified as hard work,the other helping workers jobs are classified as medium hard work. Moreover,cardiovascular workload of the chainsaw work exceeds the limit of 40%.The most important effecting factors in chainsaw operations are the height of the body,conditions of the areas, daily working hours, weight of the body, age, noise, humidity,alcohol consumption and smoking.Keywords: Chainsaws, Ergonomics, Forest worker, Forestry.Science Code: 502.04.01vi
Orman yollarında Phyllostachys bambusoides ile şev stabilizasyonu üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Bu çalışma ile orman yol şevlerinin Phyllostachys bambusoides Sieb. Et. Zucc. (bambu)bitkisi ile stabilizasyonu amaçlanmıştır. Türkiye'nin engebeli morfolojik yapısı, ormanyolları yapımında kazı ve dolduru şevlerinin yapımını zorunlu kılmaktadır. Sahip olduklarıeğim, bitki örtüsünün yol yapımı sırasında kaldırılmış olması ve çeşitli ekolojik nedenlerleşevlerde toprak hareketleri sık görülmektedir. Bu gibi eğimli alanların cansız malzeme ileemniyetini sağlamak çoğunlukla canlı malzeme, yani bitki ile emniyetini sağlamaktan dahapahalıya mal olmakta ve aynı zamanda doğal görüntüsü açısından genellikle arzu edilmeyenve tatminkâr olmayan bir durum yaratmaktadır. Bitkisel örtüleme ile dikilen bitkilerin kalıcıve geniş etkileri nedeniyle, orman alanlarını, ulaşım yollarını ve yerleşim alanlarını erozyontehlikesine karşı korumaktadır.Bu nedenlerden dolayı orman yol şevlerinin stabilizasyonunda canlı materyal olan bambubitkisi (Phyllostachys bambusoides Sieb. Et. Zucc.) denenmiştir..iiiÖZET (devam ediyor)Bambu bitkisinin, toprak içerisinde ağ şeklinde ve çok sık aralıklarla yer alan, 1.5-3.0 cm.çapındaki rizomları yoluyla yüksek derecede toprak tutma özelliği bulunmaktadır.Dikimler sonbahar ve ilkbahar dikimleri olmak üzere iki ayrı zamanda yapılmıştır. Çalışmaalanı olarak Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Taşağıl Orman şletme Müdürlüğü ormanyolları seçilmiştir. Farklı iki yükselti kademesi (800 m.- 1000 m.), farklı iki bakı (kuzey bakıve güney bakı) ve farklı iki şevde (kazı ve dolduru şevi) olmak üzere 8 adet deneme alanıoluşturulmuştur. Bu deneme alanlarında Phyllostachys bambusoides bitkisinin 30-40 cm.uzunluklarındaki rizomları ve bu rizomlardan elde edilen bitkiler materyal olarakkullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ile bambuların yaşamlarını devamettirmelerinde yükseltiden ve bakıdan dolayı herhangi bir farklılık olup olmadığının tespitedilebilmesi amacıyla Khi-kare testi yapılmıştır.Sonuç olarak, bakının, bambuların yaşaması üzerinde etkili bir faktör olduğu; yükseltinin isebambuların yaşaması üzerinde etkili bir faktör olmadığı ortaya çıkmıştır. Bambu bitkisininrizom dikim zamanının ilkbaharda olması gerektiği sonucu elde edilmiştir. Elde edilen diğerbir sonuç ise bambuların kazı şevlerinde yaşamlarını sürdürebildiği, dolduru şevlerinde iseyaşam faaliyetlerine devam edemedikleridir. Yapılan çalışmalar neticesinde elde edilensonuçlara göre bambu bitkisinin orman yol şevlerinde kazı şevlerinin stabilizasyonundaistenilen yükselti kademelerinde başarıyla kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Orman yolları, erozyon, şev stabilizasyonu, PhyllostachysbambusoidesBilim Kodu: 502.04.01iv
The mountainous morphological structure of the Turkey makes it obligatory to build cutand fill slopes. Soil movements are frequently encountered in the slopes due to the slope,in adequate plant cover and various ecological reasons. Ensuring the safety of such slopingareas using inorganic material is generally more costly than ensuring their safety usingorganic material such as plants and usually causes an undesirable appearance in terms ofnatural appearance.Because of such reasons, bamboo plant (Phyllostachys bambusoides Sieb. Et. Zucc.) whichis a live material was applied in forest road slope stabilization. Bamboo plant has theability of protecting a high amount of soil with its root which are 1.5-3.0 cm in diameterand which disperse under the soil like a net with small gaps between each other. Chi-square test was applied with the data obtained in the studying order to determine whetherthe altitude and aspect had an effect on the survival of the bamboo plants.vABSTRACT (continued)In conclusions, aspect is an effective factor on the survival of bamboo plants; howeveraltitude doesn?t have a role on the survival of bamboo plants. It was concluded that thetime of planting the root of bamboo plant should be in spring. Bamboo plant can survive incut slopes but they can?t survive in fill slopes. According to the results obtained in thestudy, it was concluded that bamboo plant could be used successfully in forest road cutslopes stabilization in adequate levels.Keywords: Forest roads, erosion, slope stabilization, Phyllostachys bambusoidesScience Code: 502.04.01vi
Ilgaz-Devre Orman İşletme Şefliği'nde coğrafi bilgi sistemi (CBS) yardımıyla orman hasat zararlarını azaltıcı transport planlaması
Tez Özetleri
ÖZETDoktora TeziILGAZ - DEVREZ ORMAN ŞLETME ŞEFL Ğ 'NDE COĞRAF B LG S STEM(CBS) YARDIMIYLA ORMAN HASAT ZARARLARINI AZALTICI TRANSPORTPLANLAMASIKayhan MENEMENC OĞLUZonguldak Karaelmas ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüOrman Mühendisliği Anabilim DalıTez Danışmanı: Doç. Dr. Metin TUNAYŞubat 2006, 124 sayfaCoğrafi bilgi sistemi (CBS) yardımıyla orman hasat zararlarını azaltıcı transport planlamasıyapmak üzere ele alınan bu çalışma, 2002-2005 yılları arasında ve Ilgaz - Devrez Ormanşletme Şefliği sınırları içerisinde yürütülmüştür.Çalışmanın ana materyalini 1/25000 ölçekli topoğrafik harita, amenajman planı meşceretipleri haritası, orman yol ağı plan ve haritası ile 60 ve 260 nolu bölmelerde denemealanlarında arazide yapılan gözlem ve ölçümler oluşturmuştur. Mevcut harita ve elde edilenveriler bilgisayar ortamında sayısallaştırılarak sorgulamaya hazır katmanlar haline getirilmiş,bunun sonucunda da hasat zararlarını azaltıcı transport planlaması yapılmıştır.Bu çalışma kapsamında; uzun vadede primer ve sekonder transportun bütün ihtiyaçlarınacevap verebilecek, aynı zamanda çevreye, kalan meşçereye, biyolojik çeşitliliğe ve ekolojikdengeye en az zarar verecek şekilde orman hasat zararlarını azaltıcı teknikler gözÖZET (devam ediyor)önünde bulundurularak arazi sınıflaması ve optimal orman yol ağı planlamasıgerçekleştirilmiş, 60 ve 260 nolu bölmelerde de hasat zararlarını azaltıcı transport planlamasıyapılmıştır. Yine bu çalışma ile, sözü edilen bölmelerde, geleneksel yöntemle yapılan üretimçalışmaları sonucunda kalan meşcerede ve orman toprağında oluşan zararlar da ortayakonmuştur.Elde edilen bulgulara göre, Devrez Orman şletme Şefliği'nde verimli ormanların tamamınındağlık bölgelerde yer aldığı tespit edilmiştir. Geleneksel yöntemle yapılan üretimçalışmalarında 60 ve 260 nolu bölmeler için 1 hektarlık alanda sırasıyla; sürütme şeridiuzunlukları 223.3 m ve 231.5 m, ön sürütme mesafeleri 193.3 m ve 214.2 m, sürütme şeridialanları 622.8 m² ve 755.8 m², bir ağacın devrilmesiyle etkilenen alanlar 9.10 m² ve 11.47 m²,bir ağacın devrilmesiyle oluşan tepe açıklıkları 15.13 m² ve 19.54 m² olduğu belirlenmiştir.Bir ağacın devrilmesi ve sürütülmesi sırasında kalan meşcerede fidan ve ağaçlarda oluşanzarar ise; sözü edilen bölmelerde sırasıyla; 4.41, 10.2 adet (do < 10 cm) ve yine sırasıyla 1.77,0.85 adet (do > 10 cm) birey olduğu saptanmıştır.Çalışmanın yürütüldüğü orman alanlarında ortalama eğimin % 53, verimli ormanlarınyayıldığı yükseltilerin ise 1400-1800 m arasında değiştiği belirlenmiştir. Mevcut ormanyolları dikkate alındığında itibari yol yoğunluğunun 10.01 m/ha ve işletmeye açma oranının %60, genel yol yoğunluğunun 18.71 m/ha, optimal orman yol ağı planlaması sonucunda iseişletmeye açma oranının % 100 olduğu belirlenmiştir.Bu çalışma ile önerilen transport planlamasında, toplam 1034 noktada hava hattı, tel kaydırakve plastik oluk güzergahı belirlenmiş olup, bu alanlarda zeminde sürütme ve kontrolsüzkaydırma-atma şeklinde yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarının kesinlikle yapılmamasıgerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre, ormanda yapılacak üretim çalışmaları öncesindearazi sınıflaması ve transport planlaması yapılmalı, öngörülen teknikler dışında bölmedençıkarma yöntemleri zorunlu kalınmadıkça uygulanmamalıdır. Saptanan 437 noktada çifttamburlu traktör vincinin kısa mesafelerde hava hattı olarak, 512noktada da kısa ve orta mesafeli mobil vinçli hava hatlarının kullanılmasının uygun olacağıkanısına varılmıştır.ÖZET (devam ediyor)Sonuç olarak; transport planlaması yapmak suretiyle hasat zararı en az düzeye indirilebilecek,transport sırasında orman ekosistemine ve biyolojik zenginliğe olan zarar azaltılabilecek veböylece sürdürülebilir ormancılık uygulamaları gerçekleştirilebilecektir.Anahtar Sözcükler : Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), Hasat Zararları, Transport Planlaması,Optimal Orman Yol Ağı, Bölmeden Çıkarma, şletmeye Açma Oranı,Devrez, Ilgaz.Bilim Kodu : 502-04-00
ABSTRACTPh.D. ThesisTRANSPORT PLANNING FOR REDUCED IMPACT LOGGING BY USINGGEOGRAPHIC INFORMATION SYSTEM (GIS) IN ILGAZ-DEVREZ FORESTDISTRICTKayhan MENEMENC OĞLUZonguldak Karaelmas UniversityGraduate School of Natural and Applied SciencesDepartment of Forest EngineeringThesis Advisor :Assoc.Prof. Metin TUNAYFebruary 2006, 124 pagesThis study was carried out to prepare ?The Reduced Impact Logging Transport Planning ofIlgaz-Devrez Forest District? by using GIS (Geographical Information Systems) betweenthe years 2002 and 2005.The main materials of the study consist of the 1/25000 scaled topographic map, themanagement plan and stand types map, the forest-road network plan & map, and theobservations & measurements taken on the pilot fields at the 60th and 260th compartments.The current map and the acquired data were digitized and prepared as layers ready for inquiry,and thus the reduced impact logging transportation planning was formed.In the scope of this study, the necessary plans were drawn, under the consideration of allneeds of primary and secondary transportation in the long run, as well as the techniques toABSTRACT (continued)minimize logging impact within the constraint of the minimum harm to residual stand,biological diversity and ecological balance by the help of present technological advances.The land classification and planning of optimal forest road network were established as wellas the reduced impact logging transportation planning for the 60th and 260th compartments.Damage to the residual stand and the area disturbed due to the conventional loggingoperations were stated for the above mentioned compartments.According to the findings, all of the productive forests belonging to Ilgaz-Devrez forestdistrict were found to lay in mountainous regions. In the course of conventional logging forthe 60th and 260th compartments per hectare respectively, the following results were found;length of skid trails 223.3 m and 231.5 m, front skidding distances 193.3 m and 214.2 m, skidtrail areas 622.8 m2 and 755.8 m2, areas effected by per tumbled down tree 9.10 m2 and 11.47m2, sizes of the opened area by per tumbled down tree 15.13 m2 and 19.54 m2. The damage tothe residual stand after tumbling down of a tree and during its skidding for the 60thcompartment were 4.41 and 10.2 ea (do < 10 cm), and for the 260th compartment were 1.77and 0.85 ea (do > 10 cm) respectively.The average slope of studied forest areas was 53% and it was observed that the productiveforests were laying between the altitudes of 1400 and 1800m. When the current forest roadswere taken into consideration, the road density was 10.1m/hectare, the exploited forest areawas 60%, general road density was 18.71m/hectare and the ratio of exploited forest area afteroptimum forest road planning was found as 100%.In this transportation planning study, at 1034 points on aggregate, aerial cables, cable logginggravities and log-lines were marked, and it was concluded that the application of groundskidding and uncontrolled dragging & throwing techniques for extraction should definitelynot be used for these above mentioned points. According to the results of the study, before theproduction processes in the forest, land classification and transportation planning should beexecuted, extraction techniques should not be used unless necessary, except for therecommended techniques. It was concluded that at 437 marked points, double-drum tractorcrane was found appropriate to be used as aerial cable in short range,ABSTRACT (continued)and at 512 marked points it was suitable to use short and mid range aerial cables with cranetogether with other conventional techniques.As a result, it is possible not only to reduce the damage by applying transportation planningbut also to decrease the detriment of forest ecosystem and biological diversity duringtransportation processes in order to perform the sustainable implementation of forestry.Keywords : Geographic Information System (GIS), Logging Damage, TransportPlanning, Optimum Road Network, Extraction of Wood, The Ratio ofExploited, Devrez, Ilgaz.Science Code : 502-04-00
The assessment of environmentally sensitive forest road construction in Calabrian pine forest areas of Turkey
Bartın-Ulus-Aşağıdere Havzası’ndaki Arazi Kullanımı Değişimlerinin Değerlendirilmesi
Yangın Emniyet Yol Şeritlerini Plan Uygulaması Akaya Orman İşletme Şefliği Örneği
Uydu Verileri ile Orman Alanlarındaki Zamansal Değişimlerin Belirlenmesi
Orman Yollarında Hidrolik Sanat Yapısı İhtiyacının CBS ve GPS Kullanarak Araştırılması
Uydu verileri ile orman alanlarındaki zamansal değişimlerin belirlenmesi
Tez Özetleri
Bu çalışmada iki farklı yıla ait Landsat uydu verileri kullanılarak orman alanlarındakizamansal değişimlerin belirlenmesi incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde uzaktanalgılamanın gelişimi kısaca anlatılmış ve ülkemiz ormancılık çalışmalarındaki öneminedeğinilmiştir.Uydu görüntüleri ile yapılan değişim belirleme çalışmalarında dikkat edilmesi gerekliölçütler ve çevresel koşulların etkileri bahsedildikten sonra çalışmada kullanılandeğişim belirleme uygulamalarının dünya literatüründeki örnekleri sunulmuştur.Kullanılan uydu görüntüleri ve haritalara uygulanan ön işlemler, kullanılan vektör veraster coğrafi bilgi sistemi yöntemleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Uydu görüntülerininsınıflandırılması ve elde edilen sonuçların doğruluklarının değerlendirilmesinin teorisiaçıklanmıştır. Ayrıca çalışmada kullanılan sınıflandırma sonrası karşılaştırma, görüntüfarkı, görüntü oranlama, NDVI farkı ve temel bileşen analizi değişim belirlemeyöntemleri incelenmiştir.Çalışmanın uygulama bölümünde harita ve uydu görüntülerine uygulanan ön işlemlerinyanında görüntülerin sınıflandırılması ve sınıflandırma doğruluklarınındeğerlendirilmesi işlemlerinin sonuçları verilmiştir. Değişim belirleme yöntemlerininuygulanması ile ulaşılan sonuçlar yapılan doğruluk değerlendirmeleri ile birliktesunulmuştur. Belirlenen değişimler alansal ve mekânsal olarak irdelenmiştir.Son bölümde değişim belirleme analizlerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.Bu sonuçlara göre, sınıflandırma sonrası karşılaştırma yönteminin ormancılıkçalışmalarının gereksinimlerini daha iyi karşılayacak bir yöntem olduğu kanaatinevarılmıştır. Sınıflandırma sonrası karşılaştırma yöntemi ile elde edilen değişimmatrisindeki değişen ve değişmeyen alanların diğer değişim belirleme yöntemleriylebelirlenmesinde ulaşılan en yüksek doğruluk seviyesi %74.95 ile 4/3 bant oranındanelde edilen değişim görüntüsünde belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar,Landsat uydu verileri ile çalışmada ele alınan orman alanlarında gerçekleşen zamansaldeğişimlerin sınırlı detayda ve yüksek doğrulukla belirlenebildiğini ortaya koymuştur.Ayrıca ülkemiz orman alanlarındaki değişimlerin belirlenmesinde ve izlenmesindeuzaktan algılama veri ve tekniklerinin kullanımının önemi ortaya konulmuştur.
In this study, determination of temporal changes in forest areas was investigated, usingLandsat satellite imagery corresponding to years 1987 and 2000. In the first part of thestudy, development of remote sensing technology was briefly presented. Theimportance of remote sensing in forestry activities in Turkey was explained.After explaining the impact of various environmental characteristics and criteriasrequired for the change detection in remote sensing, considerable literature on changedetection techniques used in this study were reviewed.Vector and raster geographic information systems? techniques and image preprocessingoperations applied to scanned maps and acquired satellite imagery, were presented.Classification of satellite data and accuracy assessment of results were explained. Inaddition, change detection techniques such as post-classification comparison, imagedifferencing, image rationing, NDVI differencing and principal component analysiswere investigated.In the application part of the study, results acquired from preprocessing operationsperformed on satellite imagery and maps, classifying satellite data and assessment ofclassification accuracy were given. Change detection results were also given along withaccuracy assessment of the results. Changes determined were investigated as spatial andareal.In the last part of the study, results obtained from change detection analysis wereevaluated. According to the results, post-classification comparison change detectiontechnique provided better change detection results to meet requirements for forestryactivities than using other techniques. In the determination of changed and unchangedareas in change matrix achieved from post-classification comparison technique, usingother change detection techniques, the highest accuracy level obtained, was 74.95percent in band ratio 4:3. Results acquired from this study have shown that changesoccurred in forest areas dealt in this study have been determined in limited detail and inhigh accuracy, using Landsat imagery. In addition, the importance of the usage ofremote sensing data and techniques in determining and monitoring changes in forestareas of our country has been discussed.
Uzaktan Algılama Verilerinde Sınıflandırma Doğruluğunun Belirlenmesi Yöntemleri
Uzaktan Algılama Verileri ve Teknik Özellikleri
Uydu Verilerinde Topoğrafik Etkinin Giderilmesi Yöntemleri
Landsat ETM Verilerinde Topoğrafik Normalizasyonun Sınıflandırma Doğruluğu Üzerindeki Etkisi
Hızlı Şehirleşmenin Yol Açtığı Ormansızlaşmanın Uzaktan Algılama Verileriyle Belirlenmesi
Değişim Belirlemede Görüntü Farkı ve Görüntü Oranlama Yöntemleri
Değişim Belirlemede Görüntü Farkı Yönteminin Uygulanması
1975 2000 Yılları Arasında İstanbul daki Arazi Kullanım Değişimlerinin Landsat MSS ve Landsat ETM Verileri İle Belirlenmesi
Using image analysis in estimating blue stain defects on fire-killed brutian pine (pinus brutia)
Odun Hammaddesi Üretiminde Operasyonel Planlama Yöntemi
Yapay Zeka Tekniklerinin Odun Hammaddesi Üretiminde Kullanılması Üzerine Bir Değerlendirme
Uzak Çevremizdeki Ormanlar ve Ormancılığımız
Ormancılıkta Odun Hammaddesi Üretiminde Yıllık Operasyonel Planlama Modelinin Geliştirilmesi
Ormancılıkta Hasat Çalışmaları için Geliştirilen Tekray ve Oluk Sistemlerinden Tarımdaki Hasat Çalışmlarında
Ormancılıkta Eğimli Arazide Ulaşım ve İnce Çaplı Odun Nakliyatında Verimlilik Çalışmaları, (AcarT750 Tekray Sistemi ve ACAROLUKPeF50/600 Oluk Sistemi)
Orman Yollarında Hidrolik Sanat Yapısı İhtiyacının GIS ve GPS Kullanılarak Araştırılması
Orman Yolları Yapımında Kaya Patlatmanın Çevresel Açıdan Değerlendirilmesi
Milli Parklarda Ulaşım ve Gezi Etkinliği için AcarT750 Tekray Sistemi (Ilgaz Dağı Milli Parkı Örneği)
Kesim Sürecinde Birim Zaman Tespiti Üzerine Bir Araştırma
Doğu Karadeniz Bölgesindeki Orman Depolarının Özellikleri ve Depolama Sırasında Ürünlerde Meydana Gelen Kayıpların Değerlendirilmesi
Türkiye de Odun Üretiminin İş Aşamaları
Extraction of Spruce Timber by Gantner Cable Crane from Selective Forests of Artvin Region
Prof Dr Ertuğrul Görcelioğlu nun Özgeçmişi ve Akademik Çalışmaları
Effectiveness of Classical Dams in Torrent Control Works in Western Anatolia: Kayran Torrent
Causes of the 1998 Bartin River Flood in Western Black Sea Region of Turkey
Peyzaj Sulama Sisteminin Tasarım ve Tesisinde Minimum Standartlar
The environmental impacts of forest road construction in steep terrain and rocky places in Turkey
BARTIN YÖRESİ ORMAN YOLLARININ ÜSTYAPI KALINLIĞININ VE TAŞIMA KAPSİTESİNİN BELİRLENMESİ
Kahramanmaraş Ahır Dağı yöresinde sel kontrolü açısından alınabilecek önlemler ve bunların değerlendirilmesi
Tez Özetleri
ÖZETSelim S AHİN KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ORMAN MÜHENDİSLİĞİ ANADİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ ÖZET KAHRAMANMARAŞ AHIR DAĞI YÖRESİNDE SEL KONTROLÜ AÇISINDAN ALINABİLECEK ÖNLEMLER VE BUNLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ SELİM ŞAHİN Danışman: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Yılı : 2005 Sayfa: 119 Jüri : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ :Yrd. Doç. Dr. Recep GÜNDOĞAN :Yrd. Doç. Dr. Abdullah Emin AKAY Bu çalışmada, Kahramanmaraş Ahır dağı yöresinde yukarı havzalarda sel kontrolü amacıyla alman önlemlerden, "Gradoni Tipi Teraslar", "Örme Çit Tesisi" ve "Kuru Duvar Eşikler", boyutlandırma, birim zamanlar ve maliyetler açısından incelenmiştir. Yapılan İncelemeler sonucunda; Gradoni tipi terasların bünye, taşlılık ve ot yoğunluğu etmenlerine göre, 1 iş günü için bir işçi 41.73-52.85 m. arasında teras yapabilmekte olup işçinin maliyeti 2004 yık birim fiyatlarına göre 1437825.-YTL ile 18.1608.-YTL (9.5-12.1 $) arasında değişmektedir. Terasların boyutlandırılmasıyla ilgili yapılan hesaplamalarda ise 61 cm. genişliğindeki bir terasın yeterli olacağı bulunmuştur. Örme çit yapımında, taşlılık ve örme çitlerin inşa edildiği yerler (oyuntular- akıntılı yamaçlar) etmenlerine bağlı olarak, bir işçi 1 iş gününde, 8.11-12.25 m. arasında örme çit yapabilmektedir. Bir işçinin maliyeti 2004 yılı birim fiyatlarına göre bir günlük, 20.4372.-YTL ile 30.87.-YTL (13.6-17.1 $) arasında değişmektedir. Su toplama havzası 100 hektar civarında olan sel dereciklerinin ıslah edilmesi ve sel kontrolü amacıyla, eşiklerin yükseklikleri esasına göre 1 metre ve 0.70 metre eşik yüksekliği etmenlerine bağlı olarak, bir işçi 1 günde, 1 metre yüksekliğindeki kuruduvar eşiklerden 1.816 m3, 0.70 metre yüksekliğindeki eşiklerden ise 2.056 m3 kuruduvar eşik yapabilmektedir. 1 iş günü için bir işçi maliyeti 24.6976.-YTL ile 27.%16.-YTL (16.4-18.6 $) arasında değişmektedir. Ayrıca deneme sahasındaki derenin özelliğine sahip yöredeki benzer derelerde yapılacak olan kuruduvar eşik çalışmalarında aynı (%5) denge meyli ve aynı kuruduvar eşik yükseklikleri (Ana derede 1 m. Tali derede 0.70 m) kullanılabileceği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler.Sel Kontrolü, Standart Zaman, Birim Maliyet IV
ABSTRACTŞehmŞAHİN KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM UNIVERSITY INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES DEPARTMENT OF FOREST ENGINEERING MSc THESIS ABSTRACT FLOOD CONTROL PRECAUTIONS AND THEm ASSESMENTS IN THEREGION OF AfflR MOUNTAIN IN KAHRAMANMARAŞSelim ŞAHİN Supervisor : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Year: 2005 Pages : 119 Jury : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ : Assist. Prof. Dr. Recep GÜNDO?AN : Assist. Prof. Dr. Abdullah Emin AKAY In this study, in the upper watersheds of the Ahır Mountain in Kahramanmaraş, following precaution structures, aim to control erosion, were investigated based on their dimensions, unit time measurements, and unit costs; Gradoni Type Terraces, Wattle-Fences and Check Dams. A worker can construct 41.73-52.85 meters of continuous Gradoni Type Terraces daily, depending on structural, stone rate, and grass density factors, and his daily cost varies from 14.37825 YTL to 18.1608 YTL in 2004. Determining the terrace dimensions, the terrace width of 61 cm. would be sufficient. A worker can construct 8.11-12.25 meters of continuous Wattle-Fences daily, depending on site variables including stone rate, side with water flow, and gully, and his daüy cost varies from 20.4372 YTL to 30.87 YTL. Based on various factors including improving the flood streams with watershed of 100 ha and maintaining the minimum dam height of 1 to 0.7 meters according to the principle of using the same heights for Check Dams, a qualified worker can construct 1.816 m3 of 1 meter height Check Dam daily while he can construct 2.056 m3 of 0.70 meter height check dam daily. The results indicated that daily cost of a worker varies from 24.6976 YTL to 27.9616 YTL. In addition, in the streams, which are located in the region of study area and has similar characteristic with the stream of the study area, similar balance inclination and similar heights for check dams (1 and 0.7 meter for mains and secondary stream) can be implemented. Key Words: Flood Control, Standard Time, Unit Cost
İç Anadolu sel derelerinin ıslahında uygulanabilir taşıntı barajı tiplerinin araştırılması
Tez Özetleri
ÖZETYüksek Mühendislik TeziİÇ ANADOLU SEL DERELERİNİN ISLAHINDA UYGULANABİLİRTAŞINTI BARAJI TİPLERİNİN ARAŞTIRILMASIFulya KARAOSMANOĞLUZonguldak Karaelmas ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüOrman Mühendisliği Anabilim DalıTez Danışmanı: Doç. Dr. Metin TUNAYEylül 2005, 129 sayfaDSİ Genel Müdürlüğü'nde etüt konusu edilen bir sel deresinin yukarı havzaerozyon ve rusubat kontrolü çalışmaları, seri istikşaf, istikşaf ve planlamakademesinde etütler uygulamalı olarak yapılmaktadır.Dere drenaj alanından boğaz çıkısına kadar olan çalışmaları ve önerilecek tesisleriyukarı havza, boğaz çıkışından itibaren mansap şartlarının sağlandığı noktayakadar olan çalışmalar ve önerilecek tesisler de mansap ıslahı kapsamınagirmektedir. Doğal dengenin bozulmuş olduğu su havzalarında yer alan yanderelerin toplanma bölgesinde erozyon, boğaz bölgesinde tranportasyon (taşınma)ve moloz (taşıntı) konisi kısmında sedimentasyon olayları görülmektedir.Bir sel deresinde erozyon ve rusubat kontrolü iki şekilde yapılır;ÖZET (devam ediyor)Dere yukarı havzasında erozyonu kontrol altına almak suretiyle sedimentmeydana gelmesini önlemek ve oluşan sedimenti depolayıcı tesislerle kontroletmek.Taşkın zararı oluşturan ve fazla miktarda taşıntı getiren sel derelerinin yukarıhavzalarında alınması gereken önlemler;Yamaç arazi ıslahı önlemleri, oyuntu ve mecra ıslahı önlemleri, idari ve yardımcıönlemler şeklinde sıralanabilir.Yukarı havzalarda, çoğunlukla mecra tabanındaki hareketler yamaç yüzeylerininstabilitesi üzerinde, yamaç yüzeyleri üzerindeki müdahaleler de mecra tabanıstabilitesi üzerinde etkili olmaktadır. Bu nedenle bu gibi kısımlarda mecra veyamaçları bir bütün olarak göz önünde tutmak gerekir.Bu çalışmada, DSİ'nin İç Anadolu sel dereleri ıslahında uyguladığı inşaiyapılarından Taşıntı Barajı incelenmiştir. Araştırma materyali olarak, Çankırı-Damlamca deresi ve ikinci alan olarak da Çankırı- Korgun- Sep deresi (korgunözüderesi) seçilmiştir. Damlamca deresinde taşıntı barajı yapılarının durumları,faydaları ve amaca uygunluklarının kontrolü şeklinde ele alınıp, Sep deresiyatağındaki taşıntı barajının hidrolik ve statik hesapları incelenmiştir.Damlamca deresinde yapılan ve günümüz değeri ile hiç de küçümsenmeyecek biryatırım ve emekle yapılan bu çalışmalarda, erozyonun etkin olduğu yamaçlardakültürel önlemlerle, oyuntu ve mecralardaki kıyı ve taban erozyonunun hükümsürdüğü yerlerde kuru, miks- harçlı kagir eşikler ve taşıntı barajlarıyla önlemeyeçalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Taşıntı Barajı, Sel DeresiBilim Kodu : 502.04.01
ABSTRACTM. Sc. ThesisACCUMULATION DAM TYPES THAT MAY BE USED FOR THEIMPROVEMENT OF FLOOD STREAMS IN INNER ANATOLIA REGIONFulya KARAOSMANOĞLUZonguldak Karaelmas UniversityGraduate School of Natural and Applied SciencesDepartment of Forest EngineeringThesis Advisor: Assoc. Doç. Dr. Metin TUNAYSeptember 2005, 129 pagesThe debris control and upper river basin erosion works of a float stream, which has beentaken as the subject of the etude by Public Water Works (DSI), and the etudes at the levelof serial exploratory, exploratory and planning is being performed practically.The works being performed and the facilities to be proposed at the stream drainage zone -till to the exit of the water gap - are within the scope of the work of improving the upperriver basin. The works till to the point which the downstream conditions allow-beginningfrom the water gap-and the facilities to be proposed are within the scope of downstreamimprovement.In a float stream, erosion and debris control is made in two ways:To prevent the forming of sediment, by taking the erosion under control at the upper riverbasin of the stream. To control the sediment formed in storage facilities.ABSTRACT (continued)The measures to be taken at the upper river basin of the float streams that are causingoverflow damages, and that are bringing excessive amount of sediment are given below:Slope land improvement measures, Hollow and stream bed improvement measures,Administrative and subsidiary measures.At the upper river basins, the movements at the base of the stream bed have effects on thestability of the slope surfaces; and the interventions to the slope surfaces have effects onthe stability of the stream bed. Because of that reason, at such parts, it is necessary to keepthe river beds and the slopes at their own direction.At the work, we had examined the Debris Dam, which is a constructive structure appliedby Public Water Works in the improvement of the float streams in Inner Anatolia Region.As the first research material we have selected the Çankırı-Damlamca Stream; and as thesecond research material we have selected Çankırı-Korgun-Sep Stream (KorgunözüStream). At the Damlamca Stream we dealt with the suitability of the Debris Damstructures and their suitability. In Sep Stream we investigated the hydraulic and staticcomputation of the Debris Stream.At the works we performed in Damlamca Stream, which necessitated a great amount ofinvestment and work, by the cultural measures at the slopes that erosion is active, we triedto prevent the erosion at the river beds, which coastline and base erosion are present, bydry-mortared stone steps and debris dams.Key Words : Accumulation Dam, Flood StreamScience Code: 502.04.01
Orman yolu zemin ve şev stabilizayonunda geotekstilin kullanılabilirliğinin irdelenmesi
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi ORMAN YOLU ZEMİN VE ŞEV STABİLİZASYONUNDA GEOTEKSTÜİN KULLANILABİLİRLİĞİNİN İRDELENMESİ Ali Uğur ÖZCAN Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç.Dr. Metin Tunay Şubat 2005, 102 sayfa Ormanların işletmeye açılmasına hizmet eden, lastik tekerlekli araçların bütün yıl nakliyat yapmasına yönelik, orman içi ile orman dışı bağlantıyı sağlayan tek şeritli yollar orman yolu olarak tanımlanmaktadır. Orman yollarında trafiğin hacmi, kompaksiyonu, artış trendi, dingil yükü, teker sayısı, lastik basıncı ve alam gibi hususlar; yağış, yüksek ısı, ısı değişimlerinin arasındaki yüksek farklık, donma-çözülme sayılan gibi iklim ve çevre faktörleri; vejetasyon, kesim ve sürütme çalışmaları, tarım ve hayvancılık gibi faaliyetler yol platformu ve şevlerinin stabilitesinin bozulmasına neden olmaktadır. Geotekstiller; toprak, kaya ve diğer geoteknik mühendisliklerle birlikte kullanılan yol yapımında ayırma, güçlendirme, filtrasyon fonksiyonlarım, şev stabilizasyonunda güçlendirme, filtrasyon ve drenaj fonksiyonlarım, istinat duvarlarında drenaj ve filtrasyon fonksiyonlarını yerine getirmekle görevli sentetik geçirgen bir materyaldir. Geosentetik olarak da isimlendirilen geotekstiller, yüksek standarda sahip yollarda kullanıldığı gibi düşük standartlı orman yollarında da kullanılmaktadır. mÖZET (devam ediyor) Geotekstil ve benzeri malzemenin orman yollarda kullanılması, çeşitli açılarda önem taşımaktadır. Öncelikle, geotekstilin orman yollarında kullanımı taşıma gücüne pozitif etki yapmaktadır. Stabilize kaplama ile zemin arasına konulacak geotekstil tabaka, her iki farklı malzemeyi birbirinden ayrılarak ilave mukavemet sağlamaktadır. Kaplamanın mukavemeti arttığı için kaplama kalınlığı da önemli ölçüde azalmaktadır. Geotekstil zemindeki suyun sıkışması sonucu, agrega tabakasına nüfus ederek ince malzemenin taşınmasını engellemekte ve agreganın zayıf zemine gömülmesini önlemektir. Geotekstilin hızlı ve kolay bir biçimde uygulanabilir olması da önemini arttırmaktadır. Anahtar Sözcükler: Orman yollan, şev, stabilizasyon, geotekstil Bilim Kodu: 502.04.01 rv
ABSTRACT M.Sc. Thesis A STUDY ON AVAILABILITY OF GEOTEXTTLE IN FOREST ROAD AT SUBGROUND AND SLOPE STABILIZATION Ali Uğur Ozcan Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor: Assoc. Prof. Metin Tunay February 2005, 102 pages Forest roads enable forests to be run and vehicles using tyres to transport from inner ports to out ports of forest all year and these roads also called single-lane roads. The traffic capacity and compaction, increase of using these roads, axle loads, the number of tyres, tyre pressure, environmental factors such as raining, high temparature, the high difference between temparature changes, freezing and melting and other functions as vegetation, cutting and logging works, agriculture and stockbreeding cause to damage the stability of road platforms and slopes in forests. A geotextile is a synthetic permeable material which is used in soil, rock and other geotechnical engineering fields and also building roads with the functions of separation, reinforcement and filtration and in slope stabilization with the function of reinforcement, filtration and dranage and in retaining walls with the function of dranage and filtration. It is also called geosynthetic and used in building both high standart roads and low standart logging roads like forest in forests.ABSTRACT (continued) It is important to use geotextile and similar materials in forest roads in many ways. The geotextile layer which is placed between stabilized covering and subgrade shows more resistance by separation two different materials. As the resistance of covering increases, the thickness of covering decreases. Water in soil is compressed and goes to aggregate layer, which avoids movement of thin materials. Geotextile avoids this situtation and doesn't allow aggregate layer to be buried in subgrade. Easy and fast availability of geotextile increases the importance of it. Keywords: Forest roads, slope, stabilization, geotextile Science Code: 502.04.01 VI
Orman yolları drenajında kullanılan bazı hidrolik yapılar ile plastik boruların teknik açıdan karşılaştırılması
Tez Özetleri
Özet Yüksek Lisans Tezi ORMAN YOLLARI DRENAJINDA KULLANILAN BAZI HİDROLİK YAPILAR İLE PLASTİK BORULARIN TEKNİK AÇIDAN KARŞILAŞTIRILMASI Aysel AKTÜRK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Metin TUNAY Mart 2005, 108 sayfa. Son yıllarda dünyada ve ülkemizde özellikle şehirleşmenin artması endüstrileşme ve çevre bilincinin oluşması ve buna paralel olarak gelişen teknoloji ve altyapı sektöründe önemli atılımlar yapılmış, günümüz ihtiyaçlarım karşılayabilecek malzemeler üretilmeye başlanmıştır. Bu atılımlardan bir tanesi de altyapı sistemlerinde kullanılmaya başlanan plastik borulardır. Bu tez; ülkemizde orman yollan drenajında yeni yeni kullanılmaya başlanan plastik borularla, eskiden beri kullanılmakta olan beton boru ve menfezleri teknik yönden incelemek ve karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bölgeye ait 1/25.000 ölçekli haritalar, farklı firmalara ait veriler ve OGEM vakfı verileri kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda plastik boruların (PVC, PE, PP) Kastamonu, Isparta, İstanbul, Giresun, İzmir, Denizli, Edirne, Bursa, Mersin, Bolu, Bartın, Balıkesir, Sinop, mÖZET (devam ediyor) Konya, Çorum, Antalya, Amasya illeri ve ilçeleri başta olmak üzere son yıllarda değişik yerlerde kullanıldığı tespit edilmiştir. Kastamonu Bölge Müdürlüğü, Karadere Orman İşletme Müdürlüğü, Karadere Orman İşletme Şefliği sınırlan içinde orman yollan şebeke planına göre 424 kod nolu orman yolu örnek çalışma alam olarak ele alınmış ve teknik özellikler, doğal afetlere karşı dayanıklılık, akışkanlık özelliği, esneklik ve mukavemeti, ek yerlerinin sızdırmazlığı, ekonomik ömür, uygulama kolaylığı, işçiliği ve maliyet yönlerinden kıyaslamalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda; genel olarak plastik boruların ve beton boruların bölgeye göre avantaj ve dezavantajlarının olduğu görülmüştür. Plastik boruların, esneklik, mukavemet, sızdırmazlık, ekonomik ömür ve bakım periyodu yönünden beton borulara göre daha avantajlı olduğu sonucuna varılmıştır. Plastik boru maliyetinin beton borulardan daha yüksek olduğu; fakat, buna ekonomik ömür, işçilik ve bakım masrafları eklendiğinde toplam maliyetin plastik borularda daha düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Hidrolik yapılar, plastik borular, orman yolu drenajı, maliyet. Bilim Kodu :502.04.0 i iv
ABSTRACT M.Sc. Thcsis TECHNICAL COMPARATION BETWEEN SOME HYDRAULIC STRUCTURES AND PLASTIC PIPES USED AT THE DRAINAGE OF FOREST ROADS Aysel AKTÜRK Zonguldak Karaelmas Universty Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thcsis Advisor: Assoc. Prof. Metin TUNAY March 2005,108 pages During the recent years, there have been significant steps taken in iırfrastructure sector with the increase in urbanization, industrialization, formation of the environment consciousness and technology, which developed in line with this, in the world and in our country, and materials to meet today's needs have been started to be manufactured. Öne of these progresses is the plastic structures started to be used in infrastructure systems. This study aims at examining in technical terms the plastic pipes that have been recently launched for use in the drainage of forest ways in our country and the reinforced concrete structures that have been used since old times, and to make a comparison thereabout. maps at l / 25.000 scale of the region, data gathered from various firms and Ö?EM foundation data are used. vABSTRACT(continued) As the result of the study conducted, it was established that plastic pipes (PVC, PE, PP) have been used in various regions in recent years, which are lead by Kastamonu, İsparta, Istanbul, Giresun, Izmir, Denizli, Edirne, Bursa, Mersin, Bolu, Bartın, Balıkesir, Sinop, Konya, Çorum, Antalya, Amasya provinces and their districts. The forestry way with code no. 424 as per the network plan of the forestry ways within the borders of Karadere Forestry Enterprise Office of Karadere Forestry Enterprise Directorate of Kastamonu Regional Directorate has been taken as the sample study and comparisons have been made in terms of technical specifications, resistance against natural disasters, fluidity feature, flexibility and endurance, sealing of joints, economic life, easiness of application, workmanship and costs. As the result of the study conducted, it has been seen that the plastic pipes and reinforced pipes in general had certain advantages and disadvantages in different regions. It was concluded that the plastic pipes were more advantageous than the reinforced pipes in terms of flexibility and endurance, sealing, economic life and maintenance period. Keywords : Hydraulic structures, plastic pipes, forestry way drainage, ScienceCode :502.04.01 VI
Karabük Demir Çelik Fabrikası'nın çevre ormanlarda meydana getirdiği gaz zararlarının uzaktan algılama ile saptanması
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Mühendislik Tezi KARABÜK DEMİR ÇELİK FABRİKASI'NIN ÇEVRE ORMANLARDA MEYDANA GETİRDİĞİ GAZ ZARARLARININ UZAKTAN ALGILAMA İLE SAPTANMASI Esin BALCI Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Metin TUNAY Şubat 2005, 68 sayfa Karabük, Türkiye'nin Batı Karadeniz bölümünde, etrafı yüksek dağlarla çevrili, Araç, Soğanlı ve Filyos akarsularının geçtiği bir havzada yer alır. Karabük'ün şehirsel gelişimi, 1937'de temeli atılan Demir-Çelik fabrikasından sonradır. Şehir merkezinde entegre Demir-Çelik fabrikalarının yanısıra çok sayıda küçük sanayi tesisleri de bulunmaktadır ve Karabük son yıllarda giderek artan oranda hava kirliliği ile karşı karşıyadır. 1940 yıllarında bugüne değin üretimini aralıksız sürdüren Demir-Çelik fabrikaları bu kirliliğin asıl nedenidir. Bunun yanında, Karabük'ün sahip olduğu Topoğrafik ve Klimatik özellikler varolan hava kirliliğinin etkisini artırır. Etrafı yüksek dağlarla çevrili, bir havzada bulunmanın doğal sonucu olarak Karabük'te hava sirkülasyonları zayıf ve devamsızdır. ıııÖZET (devam ediyor). Karabük'te özellikle SO2 (Kükürt dioksit), CO (Karbon monoksit) ve Partikül madde konsantrasyonları kabul edilebilir değerlerin çok üstünde çıkar. Dolayısıyla Karabük'te yaşanan hava kirliliği, başta insan hayatı olmak üzere bitki ve hayvan yaşamı ile madde ve yapılar üzerinde zararlı etkisini gösterir. Ayrıca, şehir ve orman ağaçları ile şehrin yakın çevresindeki tarım alanlarında kirliliğin izlerini görmek mümkündür. Bitkilerde yaygın olarak baş gösteren kuruma, sararma ve denge bozulmaları hava kirliliğinin yöredeki zararlı etkilerini ortaya koyar. Bu çalışmada, Karabük'te yaşanan hava kirliliğinin boyutlarının uzaktan algılama ile tespiti, buna neden olan etkenleri ve kirliliği etkileyen coğrafi faktörleri, kirliliğin yol açtığı zararlar ile gerçekleştirilmesi olanaklı görülen çözüm önerilerini kapsamaktadır. Çalışmada verilerin analiz, değerlendirme ve haritalama işlemleri bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiş, bu amaçla kentin uydu görüntüsü (Landsat 5 TM) ve hava fotoğrafları kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Uzaktan algılama, Karabük, Hava kirliliği, Gaz zararı, Demir Çelik Fabrikası. Bilim Kodu: 502.04.02 iv
ABSTRACT M. Sc. Thesis DETERMINING THE HARMFUL EFFECTS OF GASES CAUSED BY KARABÜK IRON STEEL FACTORY ON REGIONAL FORESTS USING REMOTE SENSING Esin BALCI Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor: Assoc. Prof. Metin TUNAY February 2005, 68 pages Karabük is situated in Western Black Sea region. Surrounded by high mountains it lies in the basins of the Araç, the Soğanlı and the Filyos rivers. The urban development of Karabük began in 1937 when the foundations for the iron-steelworks were laid. The influence öf Karabük goes beyond the boundaries of the centre of an administrative district. Karabük is a large settlement in region. Beside the integrated iron and steelworks in the centre of the city, there are a lot of small industrial workshops in it. In recent years Karabük faces the problem of increasing air-pollution. The main source of air-pollution is the iron-steelworks which are in operation since 1940. In addition, topographic and climatic characteristics of Karabük increase the effects of air pollution. The circulation of air in Karabük is weak and not constant because it is situated in a river basin surrounded by high mountains.ABSTRACT (continued). The concentration of SO2 (Sulphur dioxide), CO (carbon monoxide), and particular substances are especially above the acceptable values. Therefore, air pollution shows not only harmful effects on human beings, but also plants, animals, and buildings. It is possible to see the traces of pollution not only on the trees in the town, but also in the fields and woods around it. Yellowing and withering of leaves and drying and destroying of the vegetation in the area are the main harmful effects of air pollution on plants. In this study air pollution in Karabük, determined with remote sensing techniques and its dimensions and sources, physical factors contributing to it, and the harmful effects of it,as well as suggestions for possible solutions of this problem are presented. Data analysis, evaluation and mapping works have been carried out on computer medium and for this purpose satellite image (Landsat 5 TM) and air photographs of Karabük have been used. Keywords: Remote Sensing, Karabük, Air pollution, Gas damage, Iron steelworks Science Code: 502.04.02 VI
Yüksek Öğrenimde Kullanılan Okul Sıra ve Masalarının Antropometrik Tasarımı (Bartın Orman Fakültesi Örneği)
Odun Hammaddesi Üretiminde Orman İşçiliği ve Sorunları
Uydu verilerinde topoğrafik etkinin giderilmesi
Tez Özetleri
ÖZETUYDU VERİLERİNDE TOPOĞRAFİK ETKİNİN GİDERİLMESİBu çalışmada, uydu verilerinin değerlendirilmesinde topoğrafyanın etkisi araştırılmıştır.Topoğrafyanın uydu verilerinde meydana getirdiği olumsuz etkiyi giderme yöntemleriincelenmiş ve bu yöntemlerden iki tanesi ( Lambertian Kosinüs Düzeltme Yöntemi veMinnaert Düzeltme Yöntemi) kullanılmıştır.Topoğrafya, yeryüzündeki aynı objelerin uydu verilerinde farklı yansıma değerleriylekaydedilmesine neden olmaktadır. Uydu verilerinde topoğrafik etkinin giderilmesi,bugün birçok çalışmada kullanılan uydu verilerinden iyi bir şekilde yararlanmak vedoğru sonuçlar almak için önemlidir.Bu çalışmada, topoğrafyanın uydu verilerinde meydana getirdiği olumsuz etkilerigidermek ve kullanılan topoğrafik düzeltme modellerinden hangisinin daha doğrusonuçlar verdiğini ortaya koymak amaçlanmıştır.Çalışma alanı olarak Bolu Orman Bölge Müdürlüğü, Düzce Orman İşletme Müdürlüğü,Çiçekli Orman İşletme Şefliği seçilmiş ve çalışma alanına ait Landsat7 ETM+ verisikullanılmıştır.İlk planda topoğrafik etki giderilmeden ham görüntü sınıflandırılmıştır. Daha sonraLambertian kosinüs düzeltme yöntemi ve Minnaert düzeltme yöntemi kullanılaraktopoğrafik etki giderilmiş ve görüntüler sınıflandırılmıştır. Sınıflandırmadan sonra her 3görüntüye de, sınıflandırma doğruluğu uygulanmıştır. Minnaert düzeltme yöntemiyledüzeltilmiş görüntünün sınıflandırma doğruluğu en doğru sonucu (%95) vermiştir.Ayrıca, kullanılan düzeltme modellerini karşılaştırmak için her üç görüntüden de, aynımeşcerenin farklı iki bakısına ait spektral profiller alınmıştır. Spektral profillerincelendiğinde Minneart düzeltme yönteminin daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.viii
SUMMARYELIMINATING EFFECT OF TOPOGRAPHY IN SATELLITE DATAIn this study, effect of topography on the evaluation satellite data was investigated.Methods for eliminating the negative effects caused by topography on satellite datawere studied and two of these methods (Lambertian Cosine Correction Method andMinnaert Correction Method) were applied in this MS thesis.Topography causes the same object on the earth being printed on the satellite data withdifferent reflection values. In order to use satellite data more effectively and correctly, itis important to eliminate undesirable effect of topography on the satellite data which isused in a wide range of studies nowadays.Main objective of this study is to eliminate negative effect of topography on satellitedata and determine which one of the correction methods has the most appropriateresults.Directorate of Forest Region of Bolu, Directorate of Düzce Forest Enterprice, Çiçekliforest area was selected for this study and data from Landsat7 ETM+ was used forevaluating effect of topography.In the first step, raw images were classified without removing the effect of topography.In the second step, effect of topography was removed by using Lambertian cosine andMinnaert correction methods and then images were classified. In third step, all threeimages were tested for accuracy in the classification. According to results, Minnaertmethod gave the most accurate result with a degree of % 95 in classified imagecorrection procedure.On the other hand, spectral profiles from each of three images were taken from twodifferent aspects of the same stand in order to compare the models used for correction.Results showed that Minnaert correction method gave the most suitable method amongthe correction models.ix
Application of an airborne laser scanner to forest road design with accurate earthwork volumes
Trabzon Değirmendere Vadisi Çevre Düzenleme Projesi DEVAÇED
İnce Çaplı Odun Hammaddesinin Polietilen Oluk Sistemi ile Bölmeden Çıkarılmasında İş Verimi:Giresun Yöresi Örneği
Work Production of Extracting of Small Size Woods by Polyethylene Chute System: Its Aplication in The Giresun Region
The Effects on Natural Environment of Forest Roads and Harvesting Operations
Productivity and Work Loads and Natural Forest Harvesting in Turkey
Ormandan İnsanlığın Hizmetine İnçe Çaplı Odunların Plastik Oluklar İçinde Önce Kayarak Sonra Uçarak Orman Yoluna Doğru Hızlı Seyahatleri
Orman Yol Güzegahlarının Belirlenmesinde Uydu Görüntülerinden Yararlanılması
Odun Hammaddesi Üretim Çalışmalarının Odun Kalite Sınıfları Üzerine Olan Etkileri
Method of Laying out Environmentally Friendly Forest Roads Using Genetic Algorithm
Kraft Kağıt Hamuru Fabrikası Kimyasal Geri Kazanma Ünitesinde Oluşan Anorganik Atığın Kireç Çamuru Orman Yolu Stabilizasyonunda Değerlendirilmesi Karşılaştırılması
Kraft Kağıt Hamuru Fabrikası Kimyasal Geri Kazanma Ünitesinde Oluşan Anorganik Atığın (Kireç Çamuru) Orman Yolu Stabilizasyonunda Değerlendirilmesi
Koller K300 Orman Hava Hattı ile Bölmeden Çıkarmada Çalışma Verimi Üzerine Bir İnceleme
Forest Skylines in Turkish Forestry
Investigation and Situation of Timber Harvesting Mechanization of Turkey and the Use of Tractors in Timber Extraction
Evaluation of Timber Extraction Machines in Turkey
Artvin Bölgesinde Kamyonla Nakliyatın İncelenmesi
Forest Roads in Turkish Forestry
Work Performance of MB Trac 900 Tractor on Mountains Terrain in Turkey
Türkiye de Orman Yollarının Durumu Değerlendirilmesi ve Önemi
The Situation and Evaluation of Forest Harvesting Methods in Turkey
Prof Dr İsmail Turgay Aykut un Özgeçmişi ve Akademik Çalışmaları
Ormancılıktaki Gelişmelere Bağlı Olarak Orman Yol Şebekelerinin Fonksiyonel Planlama Esasları ve Orman Yol Yoğunluğu
Investigation and Situation of Timber Harvesting Mechanization of Turkey and the Usage of Tractors in Timber Extraction
Functional Planning Criterion of Forest Road Network Systems According to Recent Forestry Development and Suggestion in Turkey
Peyzaj sulamada kullanılan boru bağlantı tipleri
Evalution of timber extract on machines in Turkey
Determining Productivity of Mechanized Harvesting Machines
Orman varlığının saptanmasında uzaktan algılama verileri
Dağlık arazideki orman yol inşaatında uygulanan mekanizasyonun çevresel değerlendirilmesi
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Lisans Tezi DAĞLIK ARAZİDEKİ ORMAN YOL İNŞAATINDA UYGULANAN MEKANİZASYONUN ÇEVRESEL DEĞERLENDİRİLMESİ Kenan MELEMEZ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Metin TUNAY Ocak 2004, 75 sayfa Türkiye'de dağlık alanlarda, makinalar ile yapılan orman yol inşaattan sırasında, yolun alt tarafındaki tesislere, ormana ve çevreye ciddi zararlar verilmektedir. Bu nedenle doğayı koruyan, çevreye zarar vermeyen ve ormanları muhafaza eden yol inşaat şekli üzerinde çalışmalar yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmada, gelişmiş ülkelerde çevreye duyarlı yol inşaatlarında kullanılan kazı makinaları ile ülkemizde en çok kullanılan kazı makinalarınm, orman yol inşaatı sırasında çevreye verdikleri direk (doğrudan) zararlar karşılaştmlmıştır. Bu kapsamda, dağlık arazide makinalar ile gerçekleştirilen yol inşaatlarının neden olduğu orman alanlarındaki kayıplar, yol altında kalan ağaçlara verilen hasarlar, ormanın görsel değeri açısından verilen zararlar ve makinalann saatlik maliyetleri karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya çalışılmıştır. mÖZET (devam ediyor) 2002 yılında Antalya Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içinde, dik arazide (%34- 50 eğimli) ve çok dik arazide (%5 1 -70 eğimli) ikişer adet olmak üzere, dozer ve ekskavatör makinalarmm çalıştığı dört ayrı orman yolu inşaatında ölçüm ve gözlemler yapılmıştır. Elde edilen veriler istatistiki yöntemler de kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, orman yolu inşaatlarının tümünde, dozer yerine ekskavatör makine türü kullanıldığında inşaat alanı genişliği, dolduru şevi uzunluğu ve etki mesafesi uzunluğu değerlerinin daha küçük tutulabildiği tespit edilmiştir. Orman yol inşaatlarında ekskavatör kullanımı ile daha az orman alanı ve ağaç hacim kaybı olduğu, yol aşağısındaki ağaçlara daha az hasar verildiği, orman yol standartlarına daha iyi uyulduğu, ormanın görsel değeri daha yüksek tutulabildiği ve ekskavatörlerin uzun dönemde daha ekonomik olabileceği belirlenmiştir. Orman yol inşaatının çevreye duyarlı bir şekilde yapılabilmesi için, özellikle arazi eğimi yüksek olan alanlarda, inşaat sırasında makine türü olarak ekskavatör kullanılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Orman yol inşaatı, Dağlık arazi, Dozer, Ekskavatör, Çevresel zarar. Bilim Kodu: 502.04.01 iv
ABSTRACT M.Sc. Thesis ENVIRONMENTAL EVALUATION OF THE MECHANIZATION APPLIED IN FOREST ROAD CONSTRUCTION IN MOUNTAINOUS TERRAIN Kenan MELEMEZ Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor: Assoc. Prof. Dr. Metin TUNAY January 2004, 75 pages In Turkey, during the forest road construction with machines in mountainous terrain, the facilities and the forest areas below the roads and the environment in general are seriously damaged. For that reason, it has been essential to study on a method of road construction which protects the nature and the forests and which is environment friendly. In this study, direct damages on the environment of the machines used in environment friendly road construction in developed countries and the most frequently used machines in Turkey were compared. In this respect, massive losses in forest areas caused by road construction works using machines in mountainous terrain, damages on the trees below the roads,ABSTRACT (Continued) visual damages on the forest and hourly costs of the machines were studied comparatively. In 2002, within the borders of Antalya Regional Directorate, measurements and observations were made in four separate forest road constructions, two in step terrain (having a slope of 34% - 50%) and two in very steep terrain (having a slope of 51% - 70%), where bulldozers and excavators worked. The data obtained from the measurements and observations were evaluated using statistical methods. As a result of the research, in all the forest road constructions, it was observed that the values belonging to the width of the construction site, the length of the fill slope and the length of the area affected by the road construction works could be kept smaller. Also, it was seen that when excavators were used in forest road construction, less forest area and volume of trees were lost, the trees below the roads were damaged less, road construction standarts were obeyed better, visual value of the forest was kept higher and excavators could be more economical in long - term period. In order for the road construction works to be environment friendly, especially in the terrain which has a high slope value, excavators should be used for road construction works. Key Words: Forest road construction, Mountainous terrain, Bulldozer, Excavator, Environmental damage. Science Code: 502.04.01 VI
Bartın yöresi orman yollarının üstyapı kalınlığının ve taşıma kapasitesinin belirlenmesi
Tez Özetleri
ÖZET Doktora Tezi BARTIN YÖRESİ ORMAN YOLLARININ ÜSTYAPI KALINLIĞININ VE TAŞIMA KAPASİTESİNİN BELİRLENMESİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Metin TUNAY Aralık 2004, 167 sayfa Ülkemizde son yıllarda üretilen ve taşınması gereken odun miktarının önemli orandaki artışı karşısında bu materyalin en seri biçimde satış depolarına ya da fabrikalara taşınması gerekmektedir. Bu gereği yerine getirmek için yeni ve güçlü taşıma araçlarına ve bu araçlarla taşımayı sağlayabilecek nitelikte yollara ihtiyaç bulunmaktadır. Ülkemizde ise, orman yollarının çok önemli bir kısmı kaplamasız ve temelsiz toprak yol niteliğinde olup büyük bir kısmı drenaj tesislerinden yoksundur ya da mevcut olanlar yetersizdir. Üst yapı sürekli ve düzenli trafiğin temini için önemli bir koşuldur. Bu nedenle, tüm orman yollarının ivedilikle üst yapı inşaat tekniğine uygun biçimde ekonomik bir üst yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Orman yollarında üst yapı daima sağlam bir toprak taban üzerine getirilir. Bu nedenle sağlam ve elverişli bir temel toprağının seçimi herhangi bir inşaat projesinde en önemli husustur. Toprağın bu özelliği ve orman yollarında uygulanabilecek üst yapı tekniğinde işgal ettiği önemi nedeniyle incelenmesi gerekmektedir. mÖZET (devam ediyor) Gelişmiş ülkeler ormancılık çalışmalarında turbalık ve bataklık alanları gerekli üst yapı ve drenaj tesisleriyle donatarak bu alanlardan maksimum yararlanma olanağı aranmaktadır. Bu bilgilerin ışığı allında "Orman Yollarının Üst Yapı Kalınlığının ve Taşıma Kapasitesinin Belirlenmesi" başlıklı proje Türkiye'de orman yollarının üst yapı inşaat tekniği ve ekonomiklik kriterleri dikkate alınarak hangi standartlara ulaştırılması gerektiğini belirlemek amacıyla düşünülmüştür. Üstyapılar, kullanılan malzemeler ve davranışları göz önünde tutulduğunda; esnek üstyapılar ve rijit üstyapılar olmak üzere iki kısma ayrılırlar. Söz konusu çalışmada üstyapı olarak esnek üstyapılar (orman yollan için) seçildi. Üstyapıyı oluşturan tabakalar hakkında bilgi verildikten sonra projelendirme metotlarından GI (Grup İndeksi) ve AASHO (Birleşik Amerikan Karayolları Mensupları Birliği) metotları anlatıldı. Elek, likit limit ve plastik limit analizleri sonucunda elde edilen değerler formülde yerine konarak GI metoduna göre gerekli üstyapı kalınlıkları hesaplandı. AASHO metodu ile esnek üstyapı projelendirilmesinde; dingil yükleri ve tekerrürleri ile iklim koşullan, taban zemini taşıma gücü ve üstyapıda kullanılan malzemelerin mekanik özellikleri, tekerlek basıncı, toprağın zemin emniyet gerilmesi, lastik iç hava basıncı, trafik yoğunluğu parametre olarak hesaba katılmaktadır. AASHO yol deney formülü verildikten sonra son servis kabiliyeti indeksinin (Pt), bölge faktörünün (R) seçimi, zemin taşıma değeri (Si) ve günlük ortalama trafik sayışırım hesaplanması anlatıldı. Bu değerler aracılığıyla tabaka kalınlıklan hesaplandı. Çalışmanın son kısmında, Türkiye ormanlarında uygulanmakta olan GI metoduyla AASHO metodu karşılaştırıldı. Anahtar Sözcükler: Üstyapı, CBR, Grup İndeksi, AASHO Bilim Kodu: 502.04.01 iv
ABSTRACT Ph. D. Thesis DETERMINATION OF THE PAVEMENT THICKNESS AND BEARING CAPACITY OF THE FOREST ROAD IN BARTIN REGION Tuğrul VAROL Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forestry Engineering Thesis Advisor: Assoc. Prof. Metin TUNAY December 2004, 167 pages The annual timber production in Turkey forests is increasing steadily in recent years and this volume has to be transported to the sales depots or mills within a short period of time. In order to be able to realize this task we need new and powerful equipment and roads which will fit their requirements. Most of the existing forest road in Turkey are earth roads without a base course and surfacing. Besides, in a great extent the drainage structures on these roads are insufficient or even do not exist. Surfacing without a base course is essential for a given traffic volume. Therefore for all of the forest roads in every region pavement structures should be realized economically and in a way which will fit its technical specifications. Pavements in forest roads area always constructed on a stable subgrade. Therefore the selection of a stable and a suitable subgrade material is the most important part of the design of pavements. Soils should be surveyed as a construction material because of their changing peculiarities and theirABSTRACT (continued) important place in pavement construction. Developed countries are searching to get maximum profit from peat and mash areas by decking out necessary subgrade and drainage structure in forest working. According to these information the project titled "Determination Of The Pavement Thickness And Bearing Capacity Of Forest Roads" has thought in order to determine which standardization could be reached by taking attention of pavement construction techniques and economical criteria forest roads in Turkey. Pavemens can be grouped in two categories as rigid pavements and flexible pavements with respect to the materials used for them and also according to their behaviour. This study is made for flexible pavements (for forest road). Following an explanation about layers forming a pavement, the methods of GI and AASHO are explained. Using the results of the values obtained from the sieve, liquid limit and plastic limit analyses, necessary pavement thicknesses was calculated according to GI method. Bearing capacity of foundation soils, mechanical properties of materials used in pavements and also effects of seasonal variations are considered by AASHO method. AASHO road test equation, the criterion to chose serviceability level (Pt), climatic condition (R), subgrade soil (Si) and calculations of projected traffic capacity are given in this study. Layer thicknesses are calculated by this data. At the study's last chapter the GI method practised by OGM and AASHO method has compared. Key Words: Pavement, CBR, Group index, AASHO Science Code: 502.04.01 VI
Zor arazi koşullarında çevreye duyarlı orman yolu inşaatı tekniğinin değerlendirilmesi
Dik eğimli arazide orman yol inşaatının çevresel etkileri
Bartın İli Taşkın Sahalarındaki Değişimin Uzaktan Algılama Verileriyle İncelenmesi.
Bilgisayar Destekli Konusal Orman Haritalarının Üretilmesi
Coğrafi Bilgi Sistemi Yazılımı ile Orman Yolu Sanat Yapıları Haritasının Oluşturulması Tekniği Yeşiltepe Orman İşletmesi Şefliği Örneği
BARTIN İLİ TAŞKIN SAHALARINDAKİ DEĞİŞİMİN UZAKTAN ALGILAMA VERİLERİYLE İNCELENMESİ
Ormancılıkta Odun Hammaddesi Üretimi ve Transportu Operasyonlarının Kombine Optimizasyon Çözüm Teknikleri Kullanılarak Planlanması
Ormancılıkta odun hammaddesi üretiminde yıllık operasyonel planlama modelinin geliştirilmesi
Tez Özetleri
ÖZET Ormancılıkta odun üretimi; kesme, bölmeden çıkarma ve taşıma operasyonlarından oluşur. Bu operasyonlarda, ortalama birim üretim maliyetleri yüksektir. Maliyetleri azaltmanın bir çok çözüm yollan olup bunlar arasından planlama, en etkili olanlanndandır. Bu çalışmada, hiyerarşik planlama yaklaşımına göre, operasyonel düzeyde bir planlama modeli geliştirilerek yıl içindeki toplam ortalama üretim giderlerinin minimizasyonu amaçlanmıştır. Bu amaç için teknik, topoğrafik, ekonomik, çevresel ve sosyo-ekonomik kriterlere uygun bir planlama stratejisi hedeflenmiştir. Çevresel ve kurumsal değişkenler, niteliklerine göre değerlendirilmiş ve bu değerlendirme için çok kriterli analizlerden, Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmış ve elde edilen sonuçlar, nicel değerlendirmelere eklenmiştir. Operasyonel kararların modellenmesi ve optimizasyonu (nicel değerlendirme) için doğrusal ve tamsayılı programlama teknikleri kullanılmıştır. Modellemeyi test etmek için bir orman işletme şefliğine (Aşağıgökdere/Eğirdir/ İsparta) ait alan, meşcere, bütçe, işgücü, makine ve yöresel üretim teknolojilerine ait veriler kullanılmıştır. Planlama yılı içinde üretim bölmelerinin işletmeye açılabilirliği, hangi bölmenin hangi periyotta üretime açılacağı, hangi üretim yöntemin ve sisteminin tercih edileceği, ara depolamanın nerede yapılacağı ve ürünlerin hangi ana depoya taşınacağı, işgücü ve makine kaynaklarının en uygun nasıl kullanılacağı probleminin çözümü, en iyilenmiştir. Bu tezde, teknik ve ekonomik olarak uygun; çevresel olarak katlanılabilir; sosyo ekonomik ve kurumsal olarak da kabullenilebilir bir operasyonel planlama modeli geliştirilebilmiştir. Test alamnda operasyonel planlama modelinin kullanılmasıyla; yıllık ortalama üretim maliyetlerinde doğrudan % 4; kalite ve kayıp miktarının azaltılmasıyla da dolaylı olarak % 30 civarında bir tasarruf sağlanabileceği sonucuna varılmıştır. Kavramsal çerçevesinin belirlendiği operasyonel planlamanın uygulamaya aktarılması için; ormancılıkta hiyerarşik planlama yaklaşımı benimsenerek düzenli veritabanı ve modellerle karar destek sistemleri oluşturulmalı, yönetici ve yürütücüler donanım ve yazılım yönüyle bu tür planları anlayıp uygulamaya hazır hale getirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Operasyonel Planlama, Odun Üretimi, Doğrusal ve Tamsayılı Programlama, Matematiksel Modelleme, Analitik Hiyerarşi Süreci Vffl
SUMMARY Development of Annual Operational Planning Model for Timber Harvesting The timber harvesting operations comprise of logging and transportation activities realized by highly operation costs per cubic meter. Harvest planning is efficiently way to minimize the operation costs and organizes proposed process and actions to achieve intended goals of operation. The aim of this thesis was to minimize total average harvest unit costs by means of developing an operational harvest plan within a hierarchical planning concept. It was purposed a planning strategy which was appropriate for technical, economical, environmental and socio-economical manner. Environmental and institutional (ergonomics and social) variables were evaluated by Analytic Hierarchy Process as qualitatively. The results were added quantitative operation unit costs as a constant or penalty cost. The combined unit costs included qualitative factor costs as implicitly were used as a coefficient of decision variables in objective function of linear (LP) and 0/1 mixed integer programming (MB5) models generated for operational decisions. Operational decisions have focused on which compartment is harvested, when it is harvested, which harvesting system is used, where the landing is located, where the products are stored, which forest road is used, etc. Developed annual harvest planning model was tested with real data on sloping harvest area. The operational model was formulated with 12 compartments, 4 seasons, 2 harvesting method, 10 harvesting systems, and 8-transportation route. When it was solved with the extended version of LINDO, it was observed that this model could minimize the annual average unit cost from %4 to % 30 as directly and indirectly. As result, it could be improved an operational harvest planning methodology that was suitable for topographical and technical, acceptable for economical constraints, sensitive for forest ecosystem, and utilizable for socio-economic constraints. Key Words: Operational Harvest Planning, Logging, Linear and Mixed Integer Programming, Mathematical Modelling, Analytic Hierarchy Process IX
Ormancılıkta Bölmeden Çıkarma Çalışmalarında Transport Planlaması ve Etkileri (Yenice Orman İşletme Şefliği Örneği)
Orman Yolları İnşaatında Çevresel Etkilerin Uzaktan Algılama Verileri ve CBS ile Değerlendirilmesi
Odun Hammaddesi Üretiminde Teknik ve Çevresel Açıdan Zararların Tespiti ile Çözüm Önerileri
Occupational safety and health conditions of forestry workers in Turkey
Kaçkarlara tek raylı ulaşım
Coğrafi Bilgi Sistemi Yazılımı İle Orman Yolu Sanat Yapıları Haritasının Oluşturulması (Yeşiltepe Orman İşletme Şefliği Örneği)
Ülkemiz Dağlık Mıntıka Ormanlarında Orman Ürünlerinin Değişik Tipte Orman Hava Hatlarıyla Taşınması
Bölmeden Çıkarma Maliyetlerinin Karşılaştırılması Üzerine Bir İnceleme
Trabzon Karadere Yağış Havzası Orman İçi Meralarının Verim Potansiyeli ve Bitki Toplumu Benzerliği Üzerine Bir Araştırma
Orman Ürünlerinin Üretimi ve Taşınması Sırasında Meydana Gelen Kayıplar ve Çözüm Önerileri
A Research on Forest Road Planning and Projecting by Inroads Software in Bolu Region of Turkey
Bilgisayar Destekli Orman Yolu Tasarımı ile İnşaat, Bakım ve Ulaşım Maliyetlerinin En Aza İndirilmesi
Tez Özetleri
Advances in the processing speed of microcomputers have increased interestin computer-aided design systems employing modem optimization techniques toprovide rapid evaluation of road alignments in a more systematicmanner thantraditional manual methods. Such systems are available to designers in the field ofhighway engineering. However, current forest road design systemsare incapable ofmaking computer-aided design judgments such as automated generation of alternativegrade lines, minimizing total costs, and aiming for least environmental impacts. Theyare generally used as a tool to make the mathematical calculations required to dobasic manual road design. In this study, optimal route location systems currentlyavailable for highway design were synthesized. A 3D forest road alignment model,TRACER, was developed to help a forest road designer with quick evaluation ofalternatives and to design a path with the lowest total cost considering constructionand future maintenance and transportation costs, while conforming to designspecifications, environmental requirements, and driver safety. This paper synthesizesthe optimal route location systems in highway design and demonstrates howTRACER might help a forest road designer determine horizontal and vertical roadalignments considering all of costs and impacts simultaneously.
Havza ıslahında modelleme çalışmaları
Tez Özetleri
L GİRİŞ Doğal dengenin bozulması ile birlikte dünyada doğal afetler gün geçtikçe artmakta ve can ve mal kaybına neden olmaktadır. Bu afetlerin önüne geçme çalışmalarında öncelikle gelişim süreçlerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Neden- sonuç ilişkisi doğru olarak ortaya konmuş afetlere sağlıklı çözüm önerileri getirilebilir. Erozyon, sel ve çığ kontrolü çalışmalarında gerekli parametrelerin belirlenebilmesi için önceleri ampirik modellerden yararlanılmıştır. Matematik biliminden daha çok yararlanmanın sonucunda matematik modeller geliştirilmiştir. Bunun sonucunda havzayı daha sağlıklı olarak tanımlayan ve bu tanıma göre de parametre üreten modeller elde edilmiştir. Matematik modellerden bilgisayar aracılığıyla daha da sağlıklı sonuçların elde edilmesi mümkün hale gelmiştir. Erozyon, sel ve çığ kontrolunda bilim adamları tarafından değişik verilere dayanan pek çok model geliştirilmiştir. Bu modellerle hem doğruluğu daha yüksek tahminler yapılabilmekte hem de karar alma süreci (alınacak teknik ve kültürel önlemlerin tipi, boyutu vb) daha güvenli hale getirilmektedir. Ayrıca değişik senaryolara göre olabilecek en kötü durum da simüle edilebilmektedir. Hidrolojik modellerle, olası bir yağışın ne kadarının evapotranspirasyonla atmosfere döneceği, ne kadarının taban suyuna karışacağı ve ne kadarının da akışa geçeceği belirlenebilmektedir. Sel kontrolunda bir akarsudan beklenebilecek maksimum debi vb. parametreler sağlıklı bir şekilde hesaplanabilirse, ona karşı yapılacak teknik yapıların tipinin seçilmesi ve boyutlandırılması da daha sağlıklı olabilecektir. Çığ modellerinde ise önceleri topoğrafik parametrelere dayanan ve sadece çığların maksimum durma zonunu veya çığların sadece basınçlarını hesaplayabilen modeller kullanılırken son yıllarda çığların çığ yolu boyunca hızlan ve basınçları ile durma zonundaki birikmeyi de hesaplayabilen modeller geliştirilmiştir. Bu durum çığlara karşı alınacak önlemlerin türünü, önlemlerin yerlerinin ve boyutlarının tespitinde karar vermeyi kolaylaştırmaktadır. Özellikle coğrafi bilgi sistemleri ile birlikte kullanılabilen modeller sayesinde erozyon, sel ve çığ risk haritalarının üretilmesi de mümkün hale gelmiştir. Bu çalışmada erozyon, sel ve çığ kontrolunda gerekli olan parametreleri sağlayan modeller incelenmiştir. Bu bağlamda toprak erozyon risk haritalamasında kullanılan CORINE modeli Aydın ili Kuyucak ilçesi Kayran dere havzasına uygulanmıştır.
1.1 Model Kavramı Doğa olaylarının zor ve karmaşık olması ile doğal süreçleri etkileyen faktörlerin çeşitliliği, doğal süreçleri kavramayı ve buna bağlı olarak karşılaşılan problemleri çözmeyi daha zor ve daha çok emek gerektiren bir hale getirmiştir. Modeller karşılaşılan bu zorlukları en aza indirmek ve doğal süreçleri en doğru ve en hızlı şekilde kavramakta yardımcı olmaktadırlar. Modeller sadece doğa olaylarında değil, makroekonomiden mikrobiyolojiye kadar geniş bir yelpazeye yayılan çeşitli bilim dallarında da kullanılmaktadırlar [1]. USACE'ye göre model, bazı bilinenler ile bazı bilinmeyenler arasındaki ilişki olarak tanımlanmaktadır. Örneğin yağış bilinen iken akış bilinmeyendir [2]. Bir model, örneğin bir resim veya bir heykel gibi gerçeği simgeler [2-4]. Ancak bu model asla gerçeğin kendisi değildir. Aynı mantık matematik modeller için de geçerlidir. Bir doğal sistemin modellenebilmesi ve çok yüksek bir doğrulukla simüle edilebilmesi İçin sisteme girilen verilerin doğru olması gerekir. Ancak doğal sistemin karışık, geniş ve mükemmel bir şekilde kavranılmasının zor olduğu durumlarda modelin gerçeği tam olarak temsil etmesi beklenemez [5]. Modelîeme ile ilgili en önemli hususlardan biri bilgisayar programlanndan ayrılmalarıdır. Model terimi hidrolojik sistem bileşenlerinin davranışlarını simgeleyen eşitlikler anlamına gelmektedir. Program ise, matematik model eşitliklerin çok fazla sayıda olduğu veya bu eşitliklerin çözümünün kalem, kağıt ve hesap makinası ile hesaplanmayacak kadar karışık olduğu durumlarda, bu eşitliklerin bir dizi algoritmalar ile bilgisayar diline çevrilmesi anlaşılmaktadır [2]. Modellerle ilgili temel konu, onların teorilerle olan ilişkileri ve teorilerden temel farklarıdır. Teori ile model arasındaki temel fark, teorinin gerçek olduğu varsayımıdır. Ancak modellerin gerçek olmadığı bilinmektedir. Örneğin kavramsal akım modellerinde çalışmanın yapıldığı hiç bir havza bir dizi kutudan oluşmaz, aynı şey fiziksel temelli modeller için de geçerlidir. Fakat teorilerin irdelenmesi için modellere gereksinme duyulmaktadır [6]. Bilimsel teorilerin nasıl ispatlanacağı veya çürütüleceği konusunda yöntem açısından birbirinden çok farklı bakış açıları sözkonusudur. Nitekim POPPER' a göre "Bilim inşam, bıkmadan usanmadan, uçsuz bucaksız derinliklere uzanmaya çalışan; ulaştığı bilgiyi yalnız geçici bir süre için güvenilir bilgi olarak kabul eden, bununla da yetinmeyip hep daha fazlasını arayan insandır. Bu da ancak bilginin "mutlak" olmadığı görüşüyle bağdaşmaktadır. Mutlak olmayan bilgi, doğru olmayan bilgidir; yanlışlanabilir bilgidir" [7] denmektedir. Ancak bu şekilde genel geçerliliği olduğu
Fris projesi kapsamında yapılan uygulamaların orman kadastrosu açısından değerlendirilmesi
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Mühendislik Tezi FRIS PROJESİ KAPSAMINDA YAPILAN UYGULAMALARIN ORMAN KADASTROSU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Mehmet UZUN Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Doç.Dr. Metin TUNAY Eylül 2003, 230 sayfa. "FRIS Projesi Kapsamında Yapılan Uygulamaların Orman Kadastrosu Açısından Değerlendirilmesi" başlıklı bu tez çalışması, Karabük'te proje boyunca sürdürülen orman kadastro çalışmalarının çeşitli açılardan değerlendirilmesi amacıyla incelenmiştir. Birçok ülke ormancılık çalışmalarında GPS ve GIS gibi teknolojilerden yararlanmaktadır. Ülkemizde de orman kadastro ve diğer ormancılık çalışmalarına hız kazandırabilmek için en son teknolojiden faydalanmak zorunludur. Ülkemizde ormanların 2001 yılı başı itibarıyla % 76'sının sınırlandırma işlemleri bitirilmiştir. Ancak sicil oluşturulan orman kadastro alam % 27'ye karşılık gelmektedir. Ormanların tapuya tescil edilemeyişinin en önemli nedeni kadastral çalışmalarda teknolojinin gerisinde kalınmasıdır. FRIS projesi ile orman teşkilatı mÖZET (devam ediyor) orman kadastrosu açısından kendini yenilemiş ve teknolojiyi ileri düzeyde kullanmaya başlamıştır. Böylece yeni çalışmalar son derece hassas, ekonomik ve hızlı olmuştur. Anahtar Sözcükler: Orman Kadastrosu, Nirengi, Poligon, Sayısalîaştırma, Aplikasyon, Coğrafi Bilgi Sistemleri Bilim Kodu: 502.04.02 iv
ABSTRACT M.Sc. Thesis THE EVALUATION OF THE APPLICATIONS WHICH HAVE BEEN HELD IN SCOPE OF FRIS FROM THE VIEWPOINT OF FOREST CADASTRAL SURVEY Mehmet UZUN Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor: AssocProf Dr. Metin TUNAY September 2003, 230 pages "The evaluation of the applications which have been held in scope of FRIS from the viewpoint of Forest Cadastral Survey" has been searched in purpose of the evaluation of forest cadastral survey which has been carried out in Karabük throughout the project. Many countries make use of technologies like GPS and GIS in their forestry studies. It is absolutely necessary in our country to make use of the latest developments to accelerate the forest cadastral survey and other forestry works. By the beginning of 2001 the limitation work of 76 % of our forests has been finished. However the forest cadastral area which has been registered is equivalent to 27 %. The reason why forests can not be officially registered is being behind the technology. Within the FRIS project Forest Organization has renewed itself about forest cadastral survey and started to make use of the technology at theABSTRACT (continued) advanced level. Therefore studies have been extremely accurate, economic and fast. Keywords: Forest Cadastration, Triangulation, Polygon, Digitalization, Applications, Geographic Information System Science Code: 502.04.02 VI
Bartın yöresi arazi kullanımındaki değişimin uzaktan algılama verileriyle belirlenmesi
Tez Özetleri
Günümüzde uydulardan elde edilen uzaktan algılama verilerinin, görüntü işleme teknikleri kullanılarak spektral yansımaya dayalı olarak sımflandınlabilmesi mevcut arazi kullanımı bilgilerinin saptanmasında ve değişimlerin zamansal olarak ortaya konulmasına imkan vermektedir. Bu amaçla, ülke ormanlarının tür bakımından en zengin bölgelerinden birisi olan Bartın ili ve yakın çevresindeki orman alanlarında son 10 yıl içerisinde meydana gelen doğal olmayan gelişimlerin uzaktan algılanmış veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Bunun için test alanının 1992 ve 2000 tarihli Landsat 5 TM görüntülerinden faydalanılmıştır. Her iki görüntü değişim belirleme çalışmalarına temel teşkil eden görüntü sınıflandırma algoritmalarından Maximum Likelihood yöntemiyle ana arazi kullanım bilgilerine dönüştürülmüştür. Sınıflandırma doğruluğu için Kappa değerleri sırası ile %62 (1992), %81.8 (2000) olarak elde edilmiştir. Görsel olarak sınıflandırma sonuçlarına bakıldığında orman sınıfının kapladığı alanın, 2000 yılı görüntüsünde nı.ÖZET (devam ediyor) 1992 yılındakine göre azaldığı ve bu azalmanın ana olarak ziraat ve boş alan olarak belirlenen sınıftaki artmasıyla örtüştüğü görülmüştür. Ayrıca kentleşmenin de orman alanlarını etkilediği, özellikle Bartın şehir merkezi yakınındaki yerleşim alanlarının ormanlık kısımlarında baskının arttığı gözlenmektedir. Bunun yanı sıra görüntü sınıflandırma sonuçlan karşılaştırıldığında, bazı bölgelerde geçmiş yıllarda başlatılmış ağaçlandırma çalışmalarının başarılı sonuçlar verdiği saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Uzaktan Algılama, Dijital Görüntü İşleme, Görüntü Sınıflandırma
Nowadays, remotely sensed data acquired by satellite sensors allow to monitoring present land use and detecting the temporal changes based on multispectral classification methods using digital image processing techniques. In this case, non natural changes occurred in the forest areas in the Bartın province and its close vicinity in last decade have been analysed using remotely sensed image data. For this, two landsat TM images of interest region, recorded on 1992 and 2000 were utilized. Main land use characteristics of test site were derived using maximum likelihood classification technique. For accuracy analysis of implemented classifications kappa values have obtained as 62% and 81% for 1992 and 2000 images respectively. By the visual inspection of classification result, it was realised that the percentage of the area which was covered by forests in 1992 image dropped significantly in 2000 image and amount of reduction correspondsABSTRACT (continued) mainly to the increase in agriculture and unused land class. It was also observed that the forest areas were influnced from the urban development especially in the regions close to the Bartın City center. Moreover, acquired classification results show that, in the positive means, forestation works which have been started in the past years have begun to give succesful results. Key Words: Remote Sensing, Digital Image Processing, Image Classification, Deforestation
Ormancılık Üretim İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
İki Farklı Uydu Verisinin Üstün Niteliklerinden Faydalanmak Amacıyla Sayısal Olarak Birleştirilmesi
Determining the effects of the Settlements on the Vegetation cover in Princes
ORMANCILIK UYGULAMALARINDA TEKNOLOJİK GELİŞİMLERİN KATILIMI
Coğrafi Bilgi Sistemi Yazılımı İle Orman Yolu Sanat Yapıları Haritasının Oluşturulması Yeşiltepe Orman İşletme Şefliği Örneği 2002 2003 2004 Vol I II 153 164
Orman Yolları Lastik Hava Basıncının İlişkisi
Maçka Çatak İşletme Şefliğinde Üretim Amaçlı İşletilen Ormanlarda Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Yol Ağı Planlaması
Dağlık Arazide Üretilen İnce Çaplı Odunların Fiberglass Yöntemi ile Bölmeden Çıkarılması İmkanları Üzerine Bir Araştırma
Altındere Vadisi Milli Park Alanında Orman Yol Geçki Planının Coğrafi Bilgi Sistemleri Yardımıyla Belirlenmesi
Üretim, milli park ve yangına hassas alanlarda orman yol ağının coğrafi bilgi sistemi ile planlanması
Tez Özetleri
ÖZET Üretim, milli park ve yangına hassas alanlarda orman yol ağının coğrafî bilgi sistemleri ile planlanması isimli bu doktora çalışması ile değişik amaçlarla işletilen ormanların üstlendikleri işlevleri sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirebilmesi için gerekli olan orman yol ağı planlarının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yeni bir orman yol ağı planlama yöntemi yaklaşımı geliştirilmiştir. Planlama çalışmalarında coğrafi bilgi sistemleri (CBS) grafik ve öznitelik veri tabam kullanılmıştır. Odun hammaddesi üretim işlevini gerçekleştirmesi için mevcut olan orman yollarına toplam uzunluğu 59+067 km olan 16 adet yeni yol eklenerek Çatak Orman İşletme Şefliği yeni yol ağı planı hazırlanmıştır. Orman yol yoğunluğu değeri 22.79 m/ha olarak gerçekleşmiştir. Planlama sonucunda işletmeye açma oram % 77.82'ye çıkarılırken mevcut servetin işletmeye açılma oram ise % 94.30'a ulaşmıştır. Yolların % 90.24'ü yol yapım çalışmaları sonucunda oluşacak olumsuz çevre etkilerinin minimum olduğu alanlarda planlanmıştır. Altındere Vadisi Milli Parkı alanında yapılan çalışmalar sonucunda milli parklar ve korunan alanlarda orman yolu görevlerini yerine getirecek kapasitede ve çevre zararlarım en az düzeye indirecek orman yolu standardı olarak 3 m platform genişliği, 1 m hendek genişliği, yeterli görüş açısı ve mesafelerde karşılaşma (geçiş) yerleri ile sıfır hattı çizgisi üzerinde inşa edilecek bir milli park yol tipi belirlenmiştir. Korudağ Orman İşletme Şefliği için planlanan yangın emniyet yol ve şeritleri toplam uzunluğu 251+840 km olarak gerçekleşmiştir. Alanındaki toplam ulaşım tesisleri ağı uzunluğu ise 482+717 km olarak hesaplanmıştır. Yangın riski yüksek üretim alanlarında planlanacak olan yangın yollarının genişliği 4 m ve yangın emniyet şeritleri genişlikleri ise 30 m olarak belirlenmiştir. İşlevsel orman yol ağı planlama çalışmalarında coğrafi bilgi sistemleri ve küresel konum belirleme sitemi kullanılması planlama aşamasındaki işgücü, zaman ve maliyet açısından önemli derecede tasarruflar sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Orman İşlevleri, Orman Yolları, Milli Parklar, Yangın Emniyet Yol ve Şeritleri, Coğrafi Bilgi Sistemi, Küresel Konum Belirleme Sistemi VI
SUMMARY Forest Road Network Planning on Wood Production, National Parks and Forest Fire Risk Areas by Geographical Information System It was aimed that developing of forest road network plan achieving of forest multi- functions as in sustainability concept at forests have been managed by various objectives by this doctorate thesis. A forest road network planning approach was realized for wood harvesting forest, national parks and forest have high rate forest fire risk by this aim. Geographical Information System (GPS) was used for evaluating of data and planning process. The new forest road network plan of Catak Forest District was prepared by adding of 16 new roads segment, total length of 59+067 km, to existing road network plan for serving of wood harvesting operations. Forest road density value was determined as 22.79 m/ha for Catak Forest District. While opening up rate of area was increased to 77.82 %, opening up rate of existing stand value was increased to 94.30 % after planning operations. 90.24 % of roads were planned on the forest areas where occurring of minimum negative environmental impact. National park road standard that it will serve to all national park duties and minimum negative environmental impacts was developed by the results of studies made on Altindere National Park areas. This national park roads type should be made with 3 m platform wideness, 1 m ditch wideness and crossing points that located enough distance. Total length of 251+840 km forest fire breaks were planned for Korudag Forest District. The total length of protecting network was reached to 482+717 km. The wideness of forest fire roads was determined 4 m while the wideness of fire breaks was 30 m that will be planned on harvesting areas that have high rate of forest fire danger. The usage of geographical information system and global position system was seriously saved cost, work power and time during the functionally based forest roads network planning. Keywords: Forest Functions, Forest Roads, National Parks, Fire Breaks, Geographical Information System, Global Position System vn
Orman yollarında kağıt fabrikası atığının (kireç çamuru) stabilizasyon amaçlı kullanımı üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Orman yollan, üzerinde taşınan ağır yükler, iklim koşullan ve doğal koşullar nedeniyle bozulmalara uğramaktadır. Taşımanın kesintisiz olarak yapılabilmesi ve orman yollarının ömürlerinin uzatılabilmesi açısından, orman yollarının taban zeminlerinin iyileştirilmesi ve üst yapıya kavuşturulması önemlidir. Bu çalışmada, orman yollarının üst yapı elemanlarından olan kaplama tabakası ile taban zeminlerin iyileştirilmesinde, alternatif stabilizasyon tekniği araştırılmıştır. Bu amaçla Afyon-Çay Seka İşletmesi atığı olan kireç çamuru kaplama tabakasında kullanılmak üzere katkılı çimentoyla karışıma sokularak, başta basınç dayanım testi olmak üzere priz başlama ve sona erme, hacim genişlemesi, tane büyüklüğü, yoğunluk ve özgül ağırlık deneyleri ile taramalı elektron mikroskop görüntüleri elde edilmiştir. Bunun yanında kireç çamuru 3 değişik zemin türüyle karıştırılarak taban zeminlerin stabilizasyonuna yönelik üç eksenli basınç dayanımı, atterberg limitleri, konsolidasyon, kompaksiyon, su muhtevası ve kıvam limitleri deneylerine tabi tutularak değişimler incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonunda kireç çamurunun, katkılı çimentoyla % 5 ile 10 arası oranlarda katılarak oluşturulan numuneler iyi basınç dayanımı göstermiş, böylece kireç çamurunun bu oranlarda çimentoya katılabileceği ortaya çıkmıştır. Yine % 5-10 kireç çamuru katkısının; çalışmada kullanılan kumlu kil, killi balçık ve ağır kil zeminleri üzerinde belirli oranlarda dayanımını ve Atterberg limitlerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Kireç çamurunun % 5-10 arasındaki oranlarda çalışmada kullanılan zeminlerle karıştırılarak taban zeminlerin iyileştirilebileceği tespit edilmiştir. Yapılan bu araştırmayla, doğaya terk edilen ve kağıt endüstrisi atığı olan kireç çamurunun stabilizasyon malzemesi olarak kullanılabileceği, orman yollarının üst yapısında kaplama tabakasına ve taban zeminlerin stabilizasyonu için kullanımının uygun olabileceği ortaya konulmuştur. Böylece doğaya zararlı etkisi olan kireç çamuru atığı değerlendirilmiş ve orman yollan için ucuz bir alternatif stabilizasyon malzemesi sağlanmış olacaktır.Anahtar Kelimeler: Orman Yollan, Kireç Çamuru, Çimento, Zemin Stabilizasyonu, Basınç Dayanımı Testi, Üç Eksenli Basınç Deneyi VII
An Investigation Recycling on Pulp-Paper Industry Solid Waste (Lime Mud) Materials For Stabilization Purpose On The Forest Roads Forest roads are exposed deformation because of heavy load transported on its survey, weather conditions and other natural effects. Suitable superstructure and sub-grade are very important to obtain continuous transport and expand forest roads life. In this study, an alternative stabilization technique for pavement and sub-grade of forest road is investigated. For this purpose, lime mud, supplied from Afyon-Çay Pulping Mill producing bleached kraft pulp, is mixed with composite cement for pavement layer. Unconfined compressive strength, setting time, Le Chateller soundness, Main fineness, density and specific weight of mixtures are measured. The photo of concrete samples was taken with Scanning Electron Microskop (SEM). Furthermore, lime mud is mixed with sandy clay, loamy clay and clay soils for forest road sub-grade. Changes of physical properties of soils were determined by triaxial compression, Atterberg limits, consolidation, compaction, water content and consistency limit tests. The result of studies showed that, the most suitable samples in terms of high compressive strength was obtained by addition of 5-10 % lime mud to the mixture. Thus, 5-10 % lime mud should be added to the mixture for optimum strength. Adding the 5-10 % lime mud to mixture positively affect compressive strength, compaction and Atterberg limits of sandy clay, loamy clay and clay soils. It can be concluded that lime mud can be used for base and sub-base layers of forest roads for these types soil. This study reveals that, lime mud, a waste material of paper mills, can be used as stabilization materials forest road sub-grade and pavement. Hence, hazardous lime mud of paper mills is recycled without giving any damage to environment and an alternative low cost stabilization material is also produced.Key Words: Forest Roads, Lime Mud, Cement, Soil Stabilization, Unconfined Compressive Strength Test, Triaxil Soil Strength VIII
Dağlık arazide orman yolu sanat yapılarının yerlerinin ve boyutlarının belirlenmesi üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
Dağlık arazilerde, ormancılık faaliyetlerinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi orman yollarının kaliteli olmasına bağlıdır. Orman yollarının sağlığım etkileyen en önemli faktörlerden biri sanat yapılarının yerinde ve yeterli sayıda kullanımıdır. Bu yapıların yerlerinin topoğrafik haritalar üzerinde belirlenmesi önemli emek ve zaman sarfiyatı gerektirmektedir. Bu araştırmada orman yollarındaki sanat yapılarının yerlerini, tiplerini, boyutlarım ve sayılarım Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla daha az zaman ve emek harcanarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alam olarak Yeşiltepe Orman İşletme Şefliği (Maçka, Trabzon) sınırları içerisinde bulunan 79 km orman yolu seçilmiştir. Bu yolda 43'ü büz, 14'ü menfez, 2'si köprü, 6 'sı kasis ve 6'st da istinat duvarı olmak üzere toplam 71 adet mevcut sanat yapısı belirlenmiş ve koordinatları Global Position Systems (GPS) yardımıyla alınmıştır. Bu sanat yapılarından sadece %27'sinin fonksiyonlarım yerine getirebildiği tespit edilmiştir. Daha sonra, CBS kullanarak hesaplanan havza alanları göz önünde bulundurularak yapılması gerekli görülen hidrolik sanat yapısı kesit alanları Talbot formülüne göre belirlenmiş ve sanat yapısının tipi buna göre seçilmiştir. Kesit alam itibariyle; î m2'den küçük olanlar dairesel keskli büz veya küçük menfez, 1-2 m2 arasında olanlar sepetkulpiu büz veya kasis, 2-8 m2 arasında olanlar büyük menfez veya büzlü kasis ve 8 m2 'den büyük olanlar ise köprü olarak sınıflandırılmıştır. Mevcut 59 hidrolik sanat yapısının yerleri doğru fakat tipleri yanlıştır. Bunların, 26 adedinin dairesel kesitli büz veya küçük menfez, 16 adedinin sepet kulplu büz veya kasis, 14 adedinin büyük menfez veya büzlü kasis ve 3 adedinin de köprü olması gerekmektedir. Ayrıca mevcut hidrolik sanat yapılarına ilave olarak orman yolu üzerinde ise, 38 havza alanında da sanat yapılarına ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. Bunlardan 20' sinin dairesel kesitli büz veya küçük menfez, 13'ünün sepet kulplu büz veya kasis, 5'inin de büyük menfez veya büzlü kasis olarak yapılması gerekir. Buna göre gelecekte, havza alam hesabı ve sanat yapısı yerini ve tipini belirlemede CBS ve GPS kullanımının kısa zamanda ve doğru bir şekilde sonuca ulaşmayı sağladığı anlaşılmıştır. Gelecekte bu konuda programlama çalışmaları yapılmalıda*. Anahtar Kelimeler: Orman Yollan, Sanat Yapıları, Talbot Katsayısı, CBS, GPS VII
An Isvestigation on the Determining of Location and Dimensions of Forest Road Construction Buildings at Mountainous Terrain In mountainous regions, the efficiency of forestry activities depens primarily on the presence of healthy and dependable forest roads. One of the main factors affecting the durability of forest roads is the presence of sufficent number of construction buildings at proper locations. Identifying these costruction buildings on topographic maps requires a lot of time and labour. The goal of this study was to determine locations where construction buildings are needed, and types, dimensions and number of these buildings on a 79 km forest road in Yeşiltepe Forest District (Maçka, Trabzon) using Geographical Information Systems (GIS). On this road, total of 71 construction buildings (43 pipes, 14 culverts, 2 bridges, 6 hamps and 6 relying walls) were present. First, coordinates of locations of these buildings were determined using Global Position Systems (GPS). Only 27 % of these consruction buildings were operational. Later, watershed areas were calculated using GIS. Then, cross- section areas of hyraulic construction buildings were calculated using Talbot formula. Cross-sections that are less than 1m was classified as circular cross-section pipe or small culvert, between 1 and 2 m2 as basket handled pipe or hamp, between 2 and 8 m2 as large culvert or pipe hamp and larger than 8 m2 as bridge. All present 59 hydraulic consruction buildings were at the appropriate places but the types of these buildings were wrong Of these, 26 should have been circular cross-section pipe or small culvert, 16 basket handled pipe or hamp, 14 large culvert and 3 bridges. The locations and types of relying walls and hamps were appropriate. In addition to the present hydraulic construction buildings, it was determined that 38 watershed areas needed some kind of construction building. Of these, 20 should be circular cross-section pipe, 13 basket handled pipe or hamp and 5 large culvert or pipe hamp. In conclusion, GIS can be used to calculate watershed areas and to determine types of construction buildings in the future. Key Words: Forest Roads, Construction Buildings, Talbot Constant, GIS, GPS VIII
Orman Yolu Yapımında Ekskavatörlerin Kullanılması ve Çevresel Açıdan Yararları
Orman Yollarında Hidrolik Sanat Yapılarının İncelenmesi
Orman Yol Geçkilerine Ait Zaman Etütlerinde Bazı Jeofizik Yöntemlerden Yararlanma Olanakları
GRASSES FOR REVEGETATING FOREST ROADSIDE SLOPES : A CASE STUDY IN MACKA ENVIRONS (TURKEY)
Ülkemiz dağlık mıntıka ormanlarında orman ürünlerinin değişik tipte orman hava hatlarıyla taşınması üzerine araştırmalar
Çukur Üretim Alanında Bölmeden Çıkarma Çalışmaları Üzerine Bir Araştırma
Orman Yollari ile Lastik Basincinin Iliskisi
Orman Yollarının AASHTO Zemin Sınıflandırma Sistemi Uygulaması
Artvin Yöresi Ormanlarında Vinçli Hava Hatları ile Bölmeden Çıkarmanın Çalışma Verimi Açısından İncelenmesi
Dağlık arazilerde üretim planlaması ve uygulamaları (Yeşilova Orman İşletmesi örneği)
Tez Özetleri
ÖZET Tekin BOYRAZ KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ORMAN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ ÖZET DAĞLIK ARAZİLERDE ÜRETİM PLANLAMASI VE UYGULAMALARİ ( YEŞİLOVA ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ ÖRNEĞİ ) Tekin BOYRAZ Danışman : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Yıl : 2002, Sayfa: 98 Jüri : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ : Doç. Dr. İbrahim BEKTAŞ : Y. Doç. Dr. Selçuk İNAÇ Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü Andırın Orman İşletme Müdürlüğü Yeşilova Orman İşletme Şefliğine bağlı dağlık arazilerde üretim işlerinin planlanması ve uygulamaları üzerine bu çalışma yapılmıştır. Araştırmamızda örnek alanlarda; % 60 - % 100 arasındaki eğimlere sahip arazilerde üretim, sürütme, bölmeden çıkarma, yükleme ve taşıma işleri incelenmiştir. Ayrıca kesim, elle sürütme (kaydırma), yükleme ve taşıma işlerinde iş- zaman etütleri yapılmıştır. İş-zaman etütleri sonucunda 1 m3 lük kesim işleri için harcanan süre 73.22 dakika/m3, 1 m3 lük elle sürütme işleri için; %85 eğim ve 150 m sürütme mesafesinde 3.05 dakika/m3, %60 eğim ve 90 m sürütme mesafesinde 3.92 dakika/m3, %90 eğim ve 120 m sürütme mesafesinde 2.29 dakika/m3, %70 eğim ve 150 m sürütme mesafesinde 4.65 dakika/m3, 1 m3 lük yükleme işleri için harcanan süre; kamyona yükleme işleri için harcanan süre 5.42 dakika/m3, traktöre yükleme işleri için harcanan süre 7.09 dakika/m3, 1 m3 lük taşıma işleri için harcanan süre; kamyonla taşıma işleri için harcanan süre 12.94 dakika/m3, traktörle taşıma işleri için harcanan süre 24.24 dakika/m3 olarak bulunmuştur. Bu iş zaman etütlerinin yapılması ile gelecekte uygulanacak olan çalışmalara esas teşkil edecektir. Anahtar Kelimeler: Dağlık Arazi, Üretim, Sürütme, Bölmeden Çıkarma, Yükleme, Taşıma, İş Ölçümü IV
ABSTRACT Tekin BOYRAZ DEPARTMENT OF FOREST ENGINEERING INSTITUTE OF NATURAL APPLIED SCIENCES KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM UNIVERSITY MSc THESIS ABSTRACT PRODUCTION PLANS AND APPLICATIONS IN THE MOUNTAIN LAND ( THE EXAMPLE OF YEŞİLOVA FOREST EXPLOITATION ) TEKİN BOYRAZ Supervisor: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Year: 2002, Pages: 98 Jury : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ : Assoc. Prof. Dr. Ibrahim BEKTAŞ : Asst. Prof. Dr. Selçuk İNAÇ This research was made about the production plans and applications of Andırın Mountain Land forest in the province of Kahramanmaraş. In this study, the clear cutting, skidding, removal, loading and transporttion of logs from the slope area ( 60 % to 100 % slope) were investigated and the working time study's were made. As a result of the working time study, it was found that the required time was 73.22 minutes for per cubic meter clear cutting of logs. In addition, the required times for skidding per cubic meter log at 85 % slope ( 150 metres distance), at 60 % slope ( 90 metres distance), at 90 % slope (120 metres distance), at 70 % slope (150 metres distance) were found 3.05; 3.92; 2.29 and 4.65 minutes respectively. The required times for loading per cubic meter logs on a lorry and a tractor, were found as 5.42 and 7.09 minutes respectively. The required times for transportation per cubic meter by lorry and tractor were found 12.94 and 24.24 minutes respectively. This research is importand for it had been done in our Counrty's mountain land and it had been done first the working time study of the production works. Key Words: Mountain land, clear cutting, log skidding, log loading, log transportation, working time study. V
Bartın ili Aşağıdere havzasında arazi kullanımı değişiminin belirlenmesi ve arazi kullanımının bazı fiziksel havza karakteristikleri yönünden değerlendirilmesi
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Mühendislik Ten BARTIN İIİ AŞAĞDDERE HAVZASINDA ARAZİ KULLANIMI DEĞİŞİMİNİN BELİRLENMESİ VE ARAZİ KULLANIMININ BAZI FİZİKSEL HAVZA KARAKTERİSTİKLERİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ Hüseyin ŞENSOY Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı : Doe.Dr. Metin TUNAY Eylül 2002, 84 sayfa Bu çalışmada Bartın İli içinde yer alan Aşağıdere yağış havzasında (3143.72 ha) 1986-2001 yıllan arasındaki arazi kullanımının değişimi ve 2001 yılı arazi kullanımı ile bazı fiziksel havza karakteristMerînin ilişkileri araştırılmıştır. Araştırmada temel materyal olarak çeşitli ölçeklerdeki meşcere haritaları ve topoğrafik haritalar kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında CBS kullanılarak değerlendirilmiştir. Arazi kullanımı orman, orman olmayan yerler ve yerleşim birimleri olarak üç kullanım şekli içinde incelenmiştir. Eğim ve yükselti gibi fiziksel havza karakteristiklerinin 2001 yılı arazi kullanımı ile ilişkileri ayrıntılı olarak araştırılmıştır. mÖZET (devam ediyor) 1986 yılı arazi kullanımı ile 2001 yılı arazi kullanımı karşılaştırıldığında, ormanların 153.92 hektar, yerleşim alanlarının 15.49 hektar arttığı; buna karşılık orman olmayan yerlerin (tarım arazileri, açıklık alanlar, çayırlıklar) ise 169.41 hektar azaldığı görülmüştür. 2001 yılı arazi kullanımı 5 eğim ve 4 yükselti grubu içinde incelenmiştir. Buna göre Aşağıdere Havzası'mn 793.23 hektarı % 0-2, 1475.19 hektarı % 6-25, 667.85 hektarı % 25-45 ve 207.45 hektarı % 45+ eğim grupları içinde yer almaktadır. % 2-6 eğim grubu içinde kalan herhangi bir alan belirlenmemiştir. Çalışma alanı olan Aşağıdere Havzası'mn 1667.77 hektarı üst sının 300 m, 1327.43 hektarı üst sının 700 m, 144.90 hektan üst sının 1000 m ve 10.62 hektan üst sının 1300 m olan yükselti gruplan içinde yer almaktadır. Araştırma alanında her eğim ve yükselti grubu için farklı kullanımlardaki arazi şekillerinin miktarları belirlenmiştir. Böylelikle üç farklı arazi kullanım şeklinin eğime ve yükseltiye göre havza içindeki dağılımları ve konumlan ortaya konmuştur. % 2-6 eğim grubu haricinde diğer eğim gruplarında orman, orman olmayan yerler ve yerleşim birimleri yer almaktadır. Orman alanları her 4 yükselti grubu içinde bulunurken, orman olmayan yerler 3, yerleşim alanları ise 2 yükselti grubu içinde yer almaktadır. Arastana alanında eğim ve yükselti ilişkileri de incelenmiş ve yükselti gruplarının eğim karakteristikleri ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Aşağıdere Havzası, Arazi Kullanımı Değişimi, CBS, Eğim, Yükselti Bilim Kodu :502.14 01 iv
ABSTRACT M. Sc. Thesis DETERMINATION OF LAND USE CHANGES AND ASSESSMENT OF LAND USE FOR SOME PHYSICAL WATERSHED PARAMETERS IN AŞA?IDERE WATERSHED OF BARTIN PROVINCE Hüseyin ŞENSOY Zonguldak Karaelmas University Graduate School and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor : Assoc Prof. Dr. Metin TUNAY September 2002, 84 pages In this study, land use changes from 1986 to 2001 and relationship between land use in 2001 and some physical watershed parameters were investigated in Aşağıdere watershed (having 3172.43 hectares area) of Bartın Province. Forest maps in various scales and topography maps were used as main materials in this investigation. The data gathered were evaluated on computer by using GIS. Land use was researched within three parts; forest area, non-forest area and residential area. Relationship between land uses in 2001 and physical watershed parameters such as slope and altitude were investigated in detail. The results of land use types 1986 and 2001 showed that the forest and residental areas increased 153,92 hectares and 15.49 hectares respectively. Contrary to this,ABSTRACT (Continued) non-forest areas such as agriculture, open land and grassland declined to 169.41 hectares. Land use in 2001 of the study area was investigated within 5 slope and 4 altitude groups. Therefore, Aşağıdere watershed has slope groups, which include 793.23 ha, 1475.19 ha, 667.85 ha,and 207.45 ha in the range of 0-2 %, 6-25%,25-45%, and 45+% respectively. The study area does not include any slope group in the range of 2-6%. The study area, which include 1667.77, 1327.43, 144.90, and 10.62 ha of altitude groups have top levels of 300, 700, 1000, and 1300 m respectively. In the study are, different land use extents was determined for every slope and altitude groups. Thus, the dispersion and location for three different types of land use were established according to slope and altitude. All the slope groups include forest, non-forest, and residential areas, except 2-6% slope group. Forest areas occur within all four altitude groups. Non-forest areas occur within three altitude groups whereas residential areas within two. Relationship between slope and altitude was also examined and slope characteristics for altitude classes was detected in the study area. Key Words : Aşağıdere Watershed Land Use Changes, GIS, Slope, Altitude Science Code: 502.14.01 vi
Karadere Orman İşletme Müdürlüğü, Akkaya Orman İşletme Şefliği ormanlarında yangın emniyet yolları ve yangın koruma şeritlerinin planlanması
Kastamonu Orman Köylerindeki Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri ve Ormanların Korunmasına Etkileri
A Monitoring System For Forest Areas In Istanbul
Trabzon Atasu barajını besleyen Galyan ve Şimşirli akarsularındaki bazı fiziksel ve kimyasal değişkenlerin (parametrelerin) aylık değişiminin incelenmesi
Hava fotoğrafları yardımı ile Kastamonu il merkezi çevresinin arazi kullanım şekillerinin belirlenmesi
Yol Projelerinde Yatay Kurpta Ara Noktalar İle Enine Kesit Doğrultusunun Bir Noktadan Kutupsal Yöntemle Aplikasyonu
Monorail (Tekray) Tekniği ve Ülkemizde Ekonomik Olarak Üretimi
Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü, Yenice Orman İşletme Şefliği Orman Transport Planının Oluşturulması
Dağlık Arazide Üretilen İnce Çaplı Odunların Log-line Sistemi ile Bölmeden Çıkarılması İmkanları Üzerine Bir Araştırma
Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Orman Yangın Emniyet Yol ve Şeritlerinin Planlanması
İkizdere Yöresinde Koller K300 Orman Hava Hattının Verim Açısından İncelenmesi
İkizdere Yöresinde Koller K 300 Orman Hava Hattının Verim Açısından İncelenmesi
The Effect of Some Factors on the Growth of Caper Shrub Naturally Distributed on the Forest Road Slopes in Artvin District of Turkey
THE EFFECT OF SOME FACTORS ON THE GROWTH CAPER SHRUB (Capparis ovata Desf.) NATURALLY DISTRIBUTED ON THE FOREST ROAD SLOPES IN ARTVIN DISTRICT OF TURKEY
Ormancılığımızda Kullanılması Gereken Koruyucu Elbise ve Ekipmanların Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Standartları Açısından Değerlendirilmesi
Ormancılıkta Bölmeden Çıkarmada Silvikültür-Mekanizasyon İlişkileri
Orman Yolu Sanat Yapılarının Önemi ve Kasisler
Orman Yollarında Yüzeysel Erozyon ve Önlemleri
Orman Yolları Yapımında Kaya Delme Patlatma Teknolojisi ve Patlatma Zararları
Ergonomics in Forestry A Challenge for Turkey and a Call for Partners
Batı Karadeniz Bölgesindeki 1998 Yılı Sel Felaketinin Orman Yolları ve Ürün Transportu Üzerindeki Etkileri
Artvin Yöresi Orman Yol Şevlerinde Doğal Olarak Bulunan Kapari Capparis ovata Desf nin Gelişmesinde Etkili Olan Faktörler
Artvin Yöresi Orman Yol Şevlerinde Doğal Olarak Bulunan Kapari Capparis Ovata Desf nin Gelişiminde Etkili Olan Faktörler
Wolf PKM 12 Processor un Teknik Özellikleri ve Çalışma Prensipleri
Dağ Milli Parklarında Manzara Bütünlüğü Korunarak Orman Yolu Projelendirilmesi
Bolu mıntıkasında orman yol şebeke ve nakliyat planlarının bilgisayar ortamında düzenlenmesi
Bolu Mıntıkasında Orman Yol Şebeke ve Nakliyat Planlarının Bilgisayar Ortamında Düzenlenmesi
Kahramanmaraş yöresi ormanlarında silvikültürel uygulamalar ile transport teknikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Tez Özetleri
Ormanlarda, kalan ağaçlara, orman toprağına, fidanlara kısaca orman ekosistemine ve elde edilen orman ürününe zarar vermeden, ormanın odun hammaddesi dışında sağladığı diğer işlevlerini sürdürmesini hatta geliştirmesini hedefleyen bir üretimin yapılması en önemli ormancılık problemlerindendir. Her bir silvikültür uygulamasının kendine özgü bir yapısı vardır ve her bir silvikültürel uygulama, farklı kesme-devirme ve bölmeden çıkarma problemlerine sahiptir. Bu çalışmada, Kahramanmaraş yöresi ormanlarında, orman işletme şekillerinden tıraşlama, siper ve seçme işletmesinde uygulanan ve uygulanabüecek transport teknikleri incelenmiştir. Yörede, bölmeden çıkarma ağırlıklı olarak insangücü ile kaydırarak yapılmaktadır. Arazinin elverdiği ölçüde katır, at gibi çekim hayvanları ve sınırlı olarak çift tamburlu MB Trac 900 orman traktörü kullanılmaktadır. Tıraşlama işletmesinde, bölmeden çıkarma çalışmaları sırasında, orman toprağının toplam %43'ünün olumsuz yönde etkilendiği belirlenmiştir. Siper işletmesinde gençleştirme süresinin uzun tutulmasından dolayı, fidanların büyük çoğunluğu karın kapatamayacağı boya ulaşmakta ve kartlaşmaktadır. Seçme işletmesi örnek alanında, kalan ağaçların %11.19'unun yaralandığı belirlenmiştir. Göknarlann kabukları ince olduğu için, daha çok ve daha kolay yaralanmaktadır. Yörede, odun hammaddesi üretimi ile ilgili olarak, öncelikle orman işçileri mutlaka eğitUmeli, tıraşlama alanları küçük tutulmalı, mikro transport planları hazırlanmalı, odun hammaddesi üretimi ile ilgili detaylı yönergeler hazırlanmalı, siper işletmesinde, ışık kesimleri bir defa yapılmalı ya da hiç yapılmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Silvikültür, Transport, Odun Hammaddesi Üretimi, Bölmeden Çıkarma, Tıraşlama, Siper, Seçme.
Application of a forest harvesting which aims not to damage the remaining trees, the forest soils, the seedlings, in short, forest ecosystem and forest products as well as to sustain and develop nonproduct forest values in forest is one of the most important forestry problems. Each silvicultural system has its own structure and each one has different cutting-felling and extraction problems. In this study, the transport techniques which is used or can be used in the clear cutting, the shelterwood, and the selection systems in Kahramanmaraş Region Forests were investigated. In the region, the extraction is mostly carried out by manpower via skidding. In suitable lands, draught animals such as mule and horse and MB Trac 900 forest tractor are partly used. In the clear cutting system sample area, it has been observed that 43% of total forest soil area was disturbed during the extraction works. In the shelterwood system sample area, most of the seedlings have grown taller which can not be covered by snow and hardened due to long regeneration period. 11.19% of remaining trees were injured in the selection system sample area. Fir trees (Abies cilicica) have been injured more and easier due to their thin barks. In the region, in relation to forest harvesting, forest workers must be trained, clear cutting areas should be smaller, micro transport plans and detailed codes about forest harvesting should be prepared, and in the shelterwood system, lightening cuttings before final cut should be carried out once or not at all. Key words: Silviculture, Transport, Forest Harvesting, Extraction, Clearcutting, Shelterwood, Selection.
Elazığ ili Gözeli mikro havzasında ağaçlandırma işlerine ilişkin iş analizleri ve standart zamanlar
Tez Özetleri
ÖZET Necati ÇOK ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ ELAZIĞ İLİ GÖZELİ MİKRO HAVZASINDA AĞAÇLANDIRMA İŞLERİNE İLİŞKİN İŞ ANALİZLERİ VE STANDART ZAMANLAR NECATİ ÇOK KSÜ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ORMAN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Yıl: 2001, Sayfa: 96 Jüri Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Prof. Dr. Musa GENÇ Yrd. Doç. Dr. Mahmut D. AVŞAR Elazığ yöresinde en düşük maliyetle gerçekleştirmeyi sağlayan ağaçlandırma işlemlerinin bilinmesine ve ağaçlandırma yatırım projelerinin ekonomik analizlerinde gerekli maliyet verilerinin sağlamasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle bu araştırma ile Elazığ yöresinde ağaçlandırma çalışmalarına ait, iş ölçümlerinin yapılması ve standart zamanların saptanması amaçlanmıştır. Arazi çalışmaları, Elazığ ili Gözeli Mikro Havzası'nda yürütülmüştür. Eğim ve taşlılık etmenlerine bağlı olarak hesaplanan bu standart zamanların maksimum ve minimum değerleri şöyledir: Ocak ekimi işi için nitelikli bir işçi ile bir iş gününde, orta-hafîf bünyeli topraklarda 550 - 631 adet ocak ve ağır bünyeli topraklarda 467 - 542 adet ocak yapılmaktadır. Normal gradon i tipi devamlı teras yapımı işi için nitelikli bir işçi ile bir iş gününde, orta-hafif bünyeli topraklarda 48.93 - 65.45 metre teras ve ağır bünyeli topraklarda 39.83 - 49.47 metre teras yapılmaktadır. Çıplak köklü ibreli fidan dikimi işi için, nitelikli bir işçi ile bir iş gününde orta-hafif bünyeli topraklarda 104 - 151 adet; ağır bünyeli topraklarda 75 - 120 adet fidan dikilebilmektedir. Fidan çevresinde ot alma-çapa işi için, nitelikli bir işçi ile bir iş gününde, ot yoğunluğu % 0 - 40 olan sahalarda 165 - 230 adet; ot yoğunluğu % 41 ve daha fazla olan sahalarda 128 - 198 adet fidan için çalışma yapılabilmektedir. Fidan sıraları boyunca fidanlar çevresinde ot alma ve çapa işi için, nitelikli bir işçi ile bir iş gününde, ot yoğunluğu % 0 - 40 olan sahalarda 141 - 192 metre ve ot yoğunluğu % 41 ve daha fazla olan sahalarda 116 - 165 metrelik çalışma yapılmaktadır. Bu araştırmada bulunan değerler ile bu konuda yapılan diğer araştırmalara ait sonuçlar arasında farklılıklar mevcuttur. Anahtar Kelimeler: Ağaçlandırma, Standart Zaman, Birim Zaman.
ABSTRACT Necati ÇOK ABSTRACT HIGH LCIENCE THEIS THE STANDARD TIMES ANDWORK ANALYSIS ABOUT AFFORESTATION WORKS AT GÖZELİ MICRO REGION OF ELAZI? CITY Necati ÇOK KSU SCIENCE INSTITUE THE MAIN SCIENCE BRANCH OF FOREST ENGINEERING Advisor: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Year: 2001, Page: 96 Jury : Prof. Dr. Orhan ERDAŞ : Prof. Dr. Musa GENÇ : Yrd. Doç. Dr. Mahmut D. AVŞAR There is need satisfing of necessary cost datums at economic analysis of afforestation deposit projects and there is need the knowing of procedure of afforestation which satisfies the lowest cost materalizing at Elazığ suburb. That's why, it is intended to fixed standard times and te do measures of work about afforestation works at Elazığ suburb with this work. Fields works were continued at Gözeli micro area of Elazığ city. According to slope and stony place, the maximum and minimum values of these standard times are here: It is established that a quality worker for January planting at middle- light structure earth is 550 - 632 units furnace and heavy-structure earth is 467 - 542 units furnace it's established that a quality worker for the type of normal gradon i with making of continues terrace at middle-light structure earth is 48.93 - 65.45 meter terrace and at heavy structure earth is 39.83 - 48.47 meter terrace. It's established that a quality worker. With one workday for naked root at middle-light structure earth is 104 - 151 units young tree and it is established that a quality worker with one workday for naked root at heavy-structure earth is 75 - 120 units young tree. It's established that a quality worker for clearing of refuse of plants at around young trees at are which plants density is % 0 - 40 is 165 - 230 units youag tree and it's established that a quality worker for clearing of refuse around young trees at area which density of plant is % 0 - 40 is 141 - 192 meter and it is established that a quality worker at a workday for clearing of refuse around young trees at area which density of plant is % 40 is 116 - 165 meter. Different values that were found and the other research results were done about this subject. The Key Words: Afforestation, Standard Time, The Unit Time. II
Adana ve Kahramanmaraş yöresinde orman işçilerinin sorunları ve çözüm önerileri
Tez Özetleri
ÖZET Şafak CANLIEL ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA ve KAHRAMANMARAŞ YÖRESİNDE ORMAN İŞÇİLERİNİN SORUNLARİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ŞAFAK CANLIEL K.S.Ü FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ORMAN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI DANIŞMAN: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Yıl: 2001, Sayfa: 112 Jüri: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Prof. Dr. Ömer Faruk YALÇIN Yrd. Doç. Dr Selçuk İNAÇ Doğu Akdeniz Bölgesinde çalışan orman işçilerinin sorunları ayrıntılı olarak incelenmiş ve bunlara ilişkin çözüm önerileri ortaya konmuştur. Bu amaçla 29 ana başlık altında sorular hazırlanmış ve 595 orman işçisine bu sorular sorulmuştur. Bu çalışma kapsamında Adana, Kahramanmaraş ve Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü esas alınmıştır. Adana Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde; Merkez ve Pozantı İşletme Müdürlüklerine, Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde; Merkez, Göksün, Andırın İşletme Müdürlüklerine, Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü bünyesinde; Adana Merkez, Adana Tekir, Serinyol, Osmaniye ve Kahramanmaraş Tekir fidanlığına gidilmiştir. Orman işçileri fidanlık, üretim, ağaçlandırma, yangın ve diğer işçilik olarak toplam beş işçilik grubuna ayrılmıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre orman işçilerinin sağlık, ekonomik, sosyal, iş güvenliği, eğitim, barınma, beslenme ve donanım sorunu bulunmaktadır. İşçilik grupları arasında en çok üretim işçilerinin sorunlara rastlanmıştır. Orman işçilerinin (vahidi fiyatla çalışanlar hariç) aylık gelirleri iyi fakat uzun süreli çalışmamalarından dolayı yıl ortalaması alındığında düşük çıkmaktadır. Satın-alma güçlerinin düşük düzeyde olmasından dolayı orman işçilerinin beslenmeleri yetersiz, hastalıklara yakalanma riski fazla olmaktadır. Orman işçilerinin eğitim sorunu işletmenin verimliliğini etkilemektedir. Orman işçilerinin çoğunluğu ilk okul mezunu ve yarıya yakını yapılan işle ilgili bilgiyi kendi başlarına (kimseden yardım almadan) öğrenmişlerdir. Diğer yandan orman işçilerinin çalışırken takılması ve kullanılması gerekli olan koruyucu donanımı çoğu takmamakta ve giymemektedir. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz Bölgesi, Orman İşçileri, İşçilik Sorunları
ABSTRACT Şafak CANLI EL ABSTRACT İMSc THESIS THE PROBLEMS AND THE SOLUTIONS OF THE FORESTRY WORKERS IN ADANA AND KAHRAMANMARAŞ REGIONS ŞAFAK CANLIEL DEPARTMENT OF FOREST ENGINEERING INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM Supervisor: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Year: 2001, Page: 112 Jury: Prof. Dr. Orhan ERDAŞ Prof. Dr. Ömer Faruk YALÇIN Yr. Doç. Dr. Selçuk İNAÇ In this study, the problems of the forestry workers in the Eastern Mediterranean region are investigated and the solutions of these problems are proposed. In order to find out the problems of the forestry workers, questionnaires of 29 main topics were prepared and these questions were asked to 595 workers. For this research, the forestry region directories of Adana, Kahramanmaraş and Eastern Mediterranean were taken as a study area. Adana Central, Pozantı, K.Maraş Central, Göksün, Andırın managing district directories and Adana Central, Adana Tekir, Serinyol, Osmaniye, and K.Maraş Tekir nursery directories were visited during this study. Forestry workers are divided into five groups as nursery, production, forestations, forest fire and others. As a result of this study, the main problems of these workers are financial, social, work security, education, accommodation, nutrition and lack of supply problems. Among these workers, the production workers (the cutting of the trees) have more problems than the others. The main problems of these workers are the lack of social security and as well as working seasonally. Even though their monthly income is satisfactory, average yearly in come is quite low due to working part time. Because of unbalanced diets of workers, they have got high risk to catch some of the illness. The diet problem of the workers also effects their efficiency. Most of the workers of forestry are graduates of primary schools and about half of them have learned the knowledge about their work, while working. On the other hand, these workers do not follow safety regulations, they should be used while working. Key Works; Eastern Mediterranean Region, Workers Of Forestry, Problems Of Work. II
Orman Varlığının Saptanmasında Uzaktan Algılama Verileri
ORMAN YOLLARI PROJELENDİRMEDE KAZI-DOLDURU HACİMLERİNİN BİLGİSAYAR ORTAMINDA HESABI
Uzaktan Algılama Verileriyle İstanbul Çevresi Ormanlarının Alansal ve Yapısal Değişikliklerinin Saptanması
Bolu Mıntıkasında Örnek Bir Alanda Yol Şebeke ve Nakliyat Planlarının Bilgisayar Teknolojisi Aracılığıyla Etüd Edilmesi Üzerine Araştırmalar”
Doğu Karadeniz Bölgesi Orman İşletmeciliğindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Samsun da Orman Yollarında Ortaya Çıkan Heyelanların Zemin Mekaniği Açısından İncelenmesi
Ormancılıkta İş Kazaları ve İlk Yardım
Ormancılıkta Dağlık Arazide Kış Üretimi Sırasında Bölmeden Çıkarma İşlerinin Araştırılması
Orman İçerisindeki İnce Çaplı Odun Hammaddesinin Polietilen Oluklarla (Logline) Bölmeden Çıkarılması
Orman Yolu Stabilizasyonunda Kullanılan Modern Metodlar
Orman Yolları Üzerinde Odun Hammaddesi Nakliyatının Planlanması
Orman Yol Planlaması ve Yol Zemini Üzerine Bir Araştırma
ORMAN YOLLARI PROJELENDİRMEDE KAZI DOLDURU HACİMLERİNİN BİLGİSAYAR ORTAMINDA HESABI
Bölmeden Çıkarma Çalışmalarında Kullanılan Özel Orman Traktörleri Üzerine Bir Araştırma
Çitdere Zonguldak Yenice Bölgesinin Orman Vejetasyon Haritasının Oluşturulması
DEVREK İŞLETMESİNDE TÜRK ALMAN ORMANCILIK OPERASYON PLANI KAPSAMINDA YOL AĞI TRANSPORT İLİŞKİLERİNİN İNCELENMESİ
İ Ü Orman Fakültesi Ölçme Bilgisi ve Kadastro Anabilim Dalı Öğretim Elemanlarının İ Ü Orman Fakültesi Dergisi A Serisinde Yayımlanmış Makalelerinin 50 Yıllık Dökümü ve Değerlendirilmesi
Orman Fakültesi Ölçme Bilgisi ve Kadastro Anabilim Dalı Öğretim Elemanlarının İ Ü Orman Fakültesi Dergisi A ve B Serilerinde Yayımlanmış Makalelerinin 50 Yıllık Dökümü ve Değerlendirilmesi
Bilgisayar destekli konusal orman haritalarının üretilmesi
Coğrafi bilgi sistemi
Coğrafi Bilgi Sistemleri
Maçka Yeşiltepe Orman İşletme Şefliği Orman Yollarının Planlama Tekniği ve Zemin Mekaniği Bakımından İncelenmesi
Dağlık Arazide Kesme, Devirme ve Tomruklama Sırasında Mekanizasyon Seviyesinin Tespiti ve Doğrusal Programlama Yolu ile Optimizasyonu
Dağlık Arazide Gantner ve Koller K 300 Uzun ve Kısa Mesafeli Orman Hava Hatları Kombinasyonu İle Transport Çalışmasının Analizi
Batı Karadeniz Bölgesi 1998 Yılı Sel Felaketinin Orman Yolları ve Transport Tekniği Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi
Ilgaz Devlet Orman İşletme Müdürlüğü Yenice Orman İşletme Şefliği orman transport planının oluşturulması
Tez Özetleri
ÖZET Orman işletmeciliği faaliyetlerinde üretim ve bölmeden çıkarma çalışmaları, orman işletmeciliği içerisinde oldukça zor, maliyeti yüksek ve uzun süre gerektiren işlerdir. Aynı zamanda teknik, ekonomik ve çevresel faktörler yönüyle çok çabuk değişen farklı yapıya ve öneme sahip orman işletmeciliğinde yeni planlamalara gerek duyulmaktadır. Ormancılık yalnızca ticari kereste üretiminde odaklanmayıp, ormanların biyolojik çeşitlilik, odun dışı ürünler, kültürel değerler ve çevresel fonksiyonlarının önemi nedeni ile dünyada ormancılık daha kompleks bir hale gelmiştir. Bu çalışmada öncelikle, planlamanın yapılacağı İlgaz Devlet Orman İşletme Müdürlüğü, Yenice Orman İşletme Şefliği alanında arazi sınıflaması ve optimal orman yol ağı planlaması yapılmış, üretim sırasında bölmeden çıkarma aşamasında zaman ve maliyet analizleri gerçekleştirilmiştir. Silvikültürel, teknik, topoğrafik ve ekonomik koşullar dikkate alınarak en uygun bölmeden çıkarma metodları seçilmiş, 10 yıllık periyot için mikro ve makro transport planlan yapılmıştır. Yenice Orman işletme Şefliği'nde ortalama eğim % 55 olarak bulunmuştur. Ormanlık alanlarda mevcut yol yoğunluğu 16.21 m/ha, planlama sonucu optimum itibari yol yoğunluğu ise 19.22 m/ha olarak bulunmuştur. Bölmeden çıkarmada verim; bir işçi ile 250m'de 0.334 mVsaat, tarım traktörü ile lOOm'de 6.326 mVsaat, orman traktörü ile 50m'de 5.261 mVsaat, genel maliyet de aynı mesafeler için sırasıyla 1.028 $/saat, 12.488 $/saat ve 16.899 $/saat olarak bulunmuştur. Mevcut yol ağı planı itibariyle işletmeye açma oram % 48.9 olup, optimal orman yol ağı planlaması sonrası % 88.5'e çıkarılmıştır. önerilen orman transport planı ile bölmeden çıkarma işi daha kısa sürede ve daha az maliyetle gerçekleşecektir. Nitekim, Yenice Bölgesi'nde yapılacak orman transport planı ile gençleştirme alanlarında sadece 62991 m3 tomruk taşınmasında ortalama 14000 $ tasarruf sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Orman Transport Planı, Optimal Orman Yol Ağı, işletmeye Açma Oranı, Mikro ve Makro Transport Planı, İlgaz Devlet Orman işletme Müdürlüğü Yenice Orman işletme Şefliği vm ^tfteE&terrtML,
SUMMARY Preparation Of Forest Transport Plan For Ilgaz State Forest Enterprise Yenice Forest District In forest management, harvesting and extraction involves difficult, expensive and time-consuming activities. Also, because of having changeable and different situations about technical, economical and environmental factors, forest works have importance and this requires new plannings. The importance of forests for biological diversity, non-wood products, cultural values and environmental services is now recognized worldwide, as a result, forestry has become a more complex discipline. In this study, a terrain classification and an optimum forest road network planning for the area of Ilgaz State Forest Enterprise Yenice Forest District were carried out, time and cost analysis were performed for similar regions. By taking into account technical, silvicultural, topographical and economical constraints of the region, the optimum transportation methods were determined, micro and macro transport plans were done for 10 years period. The average slope in the forest lands of Yenice District is 55 %. The existing road density was 16.21 m/ha (meter per hectare). Whereas, the optimum road density was obtained as 19.22 m/ha. In extraction works, yield is found 0.334 mVhour by a worker for the distance 250 m, 6.326 mVhour by an agriculture tractor for the distance 100 m, 5.261 mVhour by a forest tractor for the distance 50 m. General costs found for the same distances are in order; 1.028 $/hour, 12.488 $/hour and 16.899 $/hour. The exploited forest area with respect to the existing road network is 48.9 % and after the optimum road density, it will be 88.5%. With the proposed Yenice Forest Transport Plan, the extraction of forest yield can be performed in a shorter time with decreased cost. Also, with the application of the transport plan, it will be possible to save around 14000 $ for the regeneration of the forest areas during only 62991 m3 log transportation. Key Words : The Forest Transport Plan, Optimum Forest Road Network, The Rate of Exploited, Micro and Macro Transport Plans, Ilgaz State Forest Enterprise Yenice Forest District rx
Ormancılıkta Üretim Çalışmalarında Mekanizasyon İhtiyacının Doğrusal Programlama Yoluyla Belirlenmesi
Orman İşçiliği ve Doğu Karadeniz Bölgesindeki Durumu
Orman Yolu İnşaatında Bazı Toprak Analiz Yöntemleri
Orman Yol İnşaatında Buldozer ve Ekskavatör Kullanımı
Orman Yol Ağları, Heyelanlar ve Mühendislik Jeolojisi
Orman Kadastro Komisyonları
Koller K 300 Mobil Vinçli Orman Hava Hatları
Forest Skylines in Turkey, Banko Janakaro
Ergonomik Değerlendirme Amaçlı Bir Kontrol Listesinin Orta Ölçekli Bir Mobilya Fabrikasında Uygulanması
Değişik Amaçlı Orman Haritaları Yapımı Ve Sorgulamalarında Coğrafi Bilgi Sistemleri Uygulamaları
Dağlık Arazide Tekray (Monorail) Tekniği
Bölmeden Çıkarma Çalışmalarında Toplam Maliyetin Minimizasyonu için Doğrusal Programlama Kullanımı
Artvin Yöresindeki Orman İşçilerinde İşçi Sağlığı Üzerine Bir Araştırma
Orman Transport Bilgi Sisteminin Oluşturulması Belgrad Ormanı Örneği
Costs and Performance of URUS MIII Skyline in Turkey
İ Ü Orman Fakültesi Orman İnşaatı ve Transportu Anabilim Dalı Öğretim Elemanlarının İ Ü Orman Fakültesi Dergisi A ve B Serisinde Yayınlamış Makalelerin 50 Yıllık Dökümü ve Değerlendirilmesi
Altındere Vadisi Milli Park Alanında Orman Yol Geçki Planının Coğrafi Bilgi Sistemleri Yoluyla Belirlenmesi
Orman Yol Geçkilerinin Belirlenmesinde Coğrafi Bilgi Sistemlerinden Yararlanma İmkanları Üzerine Bir Araştırma
Bölmeden Çıkarma Çalısmalarında Toplam Maliyetin Minimizasyonu IçinDoğrusal Programlama Kullanımı
İ Ü Orman Fakültesi Orman İnşaatı ve Transportu Anabilim Dalı Öğretim Elemanlarının İ Ü Orman Fakültesi Dergisi A Serisinde Yayınlanmış Makalelerin 50 Yıllık Dökümü ve Değerlendirmesi
Türkiye de Orman Yollarını Karayollarından Ayıran Özellikler ve Bu Yolların Sınıflandırılması
Koller K 300 Mobil Vinçli Hava Hatları
Havza Islahında Modelleme Çalışmaları
The Investigation of Loading Unloading andStacking Operations in Forest Transportation in Terms of Time Productivity and Cost in Western Black Sea Region
Orman yolu güzergahlarının bilgisayar destekli olarak belirlenmesi
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Mühendislik Tezi ORMAN YOLU GÜZERGAHLARININ BİLGİSAYAR DESTEKLİ OLARAK BELİRLENMESİ Fevzi ÇIG Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı -** Tez Danışmam: Yrd. Doç. Dr. Metin TUNAY OCAK 1999, 97 sayfa Klasik yöntemler ile yapılan orman yolu planlama ve projelendirme çalışmaları sırasında gerek eşyükselti eğrili haritalar üzerinde yol geçkilerinin belirlenmesi çalışmaları gerekse projelendirme için mühendislik hesaplamalarının yapılması büyük bir zaman kaybına yol açmaktadır. Buna paralel olarak yoğun hesaplamalar ve çizimler sırasında projelerin duyarlılığı azalmaktadır. mÖZET (devam ediyor) Bu çalışmada; orman yolu güzergahlarının belirlenmesi ve projelendirmesine ilişkin çalışmalarda gelişmiş bilgisayar teknolojisinin kullanılma olanakları araştınlmıştır. Topoğrafik haritalar üzerinde manuel olarak yapılan klasik projelendirme yöntemlerinin salanca ve kısıtlamaların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla seçilen çalışma alanına ait coğrafi veriler analitik değerlendirme aleti yardımıyla hava fotoğraflarından sayısallaştuılmış ve bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Bilgisayar ortamında veritabanı oluşturulmuş, çalışma alanına ait veriler katmanlar halinde düzenlenmiştir. Bilgisayar ortamında sayısal arazi. modeli oluşturularak alanın coğrafi modeli simule edilmiştir. Sayısal arazi modeli yardımı ile eşyükselti eğrili harita, eğim haritası, çeşitli tematik haritalar hazırlanmıştır. Çalışmada kullanılan mühendislik yazılımı karayollarında kullanılmak üzere üretildiğinden yol parametreleri orman yolu standartlarına göre ayarlanmıştır. Bilgisayar ortamında hazırlanan haritalar kullanılarak monitör üzerinden etkileşimli bir şekilde 1.8 km uzunluğunda yol poligonu geçirilmiş, yatay ve düşey kurplar yerleştirilmiş, boyuna profil ve enine profiller çizilmiş, kazı ve dolduru alanları hesaplanmış, materyal hesaplamaları yapılmış, materyal kullanımın tabloları hazırlanmış ve kağıt çıktılar halinde sunulmuştur. Ayrıca yol projesinin kontrol edilmesi amacıyla çeşitli animasyonlar gerçekleştirilmiştir. IVÖZET ( devam ediyor) Bu çalışma ile orman yollanılın bilgisayar ortamında projelendirilmesinin bir çok yönden avantajlı olduğu görülmektedir. Bu avantajlar şöyle sıralanabilir: * Zaman tasarrufu sağlamaktadır, * Hataları en aza indirmektedir, * Daha fazla miktarda bilgi kullanılarak daha etkili planlama ve projelendirme yapılmaktadır, * Kullanılan bilgiler güncellenerek yolların bakım ve onarımı kolaylaşmaktadır, * Masrafları en aza indirmektedir, * Klasik yöntemlerde haritalardan kaynaklanan kısıtlamalarla «* karşılaşılmamaktadır, * Projenin uygulanmadan önce animasyonlar yardımı ile kontolü etkin bir şekilde yapılmaktadır, * Diğer uygulamalarla entegrasyonu kolay olmaktadır, Anahtar Sözcükler: Orman yolu, Projelendirme, Bilgisayar destekli tasarım Bilim Kodu : 502.04.01
ABSTRACT M.Sc. Thesis COMPUTER AIDED DETERMINATION OF FOREST ROAD ROUTE Fevzi ÇI? Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor: Ass. Prof. Metin TUNAY January 1999, 97 pages During the forest road planning and project process continued with traditional methods, studies which are constructed both determining forest road route on topographic maps and engineering calculations big amount of loss time. In the same way, during the intensive calculations and manual design, project sensitivity is decreased. VIABSTRACT (continued) In this study; investigated that using possibility of advanced computer technology on determining process of forest road routes and project. It is aimed that prevented of restrictions and drawbacks of manual traditional project method on topographic maps. Geographical data of study area was digitised help of stereo plotter on aerial photos and computerised. Database and digital terrain model was created as coverage's. In this way, geographical model of study area simulated. Help of " _ digital terrain model topographic maps, slope maps and other thematic maps were prepared. Road parameters were set for forest road standards because of the used software created for roadway standards. Help of the prepared maps, 1.8 km forest road was designed on monitor, horizontal and vertical curves on road polygon, horizontal profile and cross-sections, cut-fill areas and material volumes were calculated, and presented as papers. Moreover, in order to control of road project various animation's were made. Finally, computer aided determining of forest road routes very advantages. These advantages listed below: VllABSTRACT (continued) * Save time in prepare to project. * Minimised of faults and cost of construction and maintenance, * More effective planning and project because of various and more data used, * Database updated easily, in this way maintenance and repairing process are done easily and rapidly, * Help of animation's, controls project are done effectively, * Integration's of other engineering applications are very easy. ** Key Words : Forest road, Project, Computer aided design Science Code: 502.04.01 vm
GPS'in orman kadastrosundaki yerinin araştırılması
Tez Özetleri
ÖZET Doktora Tezi GPS'İN ORMAN KADASTROSUNDAKİ YERİNİN ARAŞTIRILMASI Mehmet Ali BAŞARAN Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Metin TUNAY Ekim 1999, 324 sayfa. GPS 'in Orman Kadastrosundaki Yerinin Araştırılması" başlıklı araştırma, Türkiye'de yapılan orman kadastro çalışmalarının daha hızlı, ekonomik ve kısa sürede bitirilmesi olanaklarım ortaya çıkartmak amacıyla düşünülmüştür. Birçok ülke, ormancılık çalışmalarında GPS (Global Positional System) teknolojisinden yararlanmaktadır. Ülkemizde ormancılık çalışmalarının daha teknik yapılabilmesi için bu teknolojiden uygulamalarda faydalanılması gerekmektedir. Ancak bu sayede başta orman kadastrosu olmak üzere diğer ormancılık alanlarında yapılan çalışmalar hız kazanabilir. mÖZET (devam ediyor) Türkiye ormanlarının 1997 yılına kadar ancak %70'inin kadastrosunun tamamlanabildiği bilinmektedir. Bu durum, orman kadastro çalışmaları yıllar önce tamamlanan gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde bu çalışmaların ne derece yavaş ilerlediği ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde orman kadastro çalışmalarının son 10 yıllık kısmı dikkate alındığında orman kadastro komisyonlarının tümünün yıllık ortalama 747301 Ha., birim komisyonun ise 6459 Ha. orman alanında kadastro çalışmasını gerçekleştirdiği, bu değerlerin geçmişle kıyaslandığında bir azalma gösterdiği tespit edilmiştir. Orman kadastro çalışmalarında ortaya çıkan verimlilikteki düşüş ve komisyonlarda yaşanan diğer sorunları yerinde görmek ve çözüm bulmak amacıyla komisyon başkanları ile bir anket yapılmıştır. Anketin değerlendirilmesi sonucunda; çalışmalara ayrılan ödeneklerin azalması, ormanlar konusunda yapılan yasal değişikliklerin sıklığı, teknolojik yeniliklerden yoksun aletlerle çalışılması, komisyonlarda çalışacak eleman bulmada yaşanan sıkıntı, toplam çalışır komisyon sayısında meydana gelen azalma gibi nedenlerden orman kadastro çalışmalarının yavaşladığı ve doğal olarak verimliliğinin düştüğü anlaşılmıştır. Bu araştırma ile orman kadastro çalışmalarının nasıl hız kazanabileceği konusunda yeni yaklaşımlar getirilmiştir. Günümüzde uygulanan klasik yöntemle kalan ormanların kadastrosunun 10 yıllık bir sürede bitirileceği, bunun yerine orman kadastro çalışmalarında GPS'in kullanılması durumunda bu sürenin kısalacağı, ayrıca yapılan çalışmaların daha ekonomik ve daha duyarlı hale geleceği belirlenmiştir. Bunların dışında orman kadastro çalışmalarında yaşanan tescil sorununun da ortadan kalkabileceği saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Orman Kadastrosu, GPS, GIS, Verimlilik Büim Kodu: 502.18.01 IV
ABSTRACT Doctoral Thesis INVESTIGATION OF PLACE OF GPS FOREST LAND SURVEY Mehmet Ali BAŞARAN Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forest Engineering Thesis Advisor: Asst Prof. Metin TUNAY October 1999, 324 pages. The doctoral thesis titled "Investigation of Place of GPS Forest Land Survey" has been thought to finish the forest cadastration studies in Turkey in a shorter time. Many countries have been benefitting from GPS (Global Positioning System) technology in forestry studies. This technology should be used in the forestry studies in order that Turkey's forestry studies can be made more technically. Thus, particulary the studies in the field of forestry cadastration are going speed.ABSTRACT (continued) In 1997, the forest cadastration studies of 70% of forests have been completed. This situation is quite inadequate when compared with the developed countries whose forest cadastration studies were completed years ago. In Turkey, when paid attention to ten years part of forest cadastration studies, it has been determined that all the forest cadastration commissions have made 747 301 ha. study per year and the unit commission has made 6 459 ha. study, and these values have declined compared with the past. The reasons for this are the decrease of the subsidy left for the studies, the frequency of legal alterations made about forests, the studies made with tools lack of technological reforms, the difficulty in finding personnel that studying commissions, etc. A poll with the charmen of the commissions have been taken to see the problems in forest cadastration and to find solutions. As a results of evaluation of this poll, the questions why the forest cadastration studies have slowed down and why the productivity has diminished have been answered, besides new approaches have been brought about how to speed up the forest cadastration studies. It has arisen that forest cadastration studies estimated to be finished in 10 years' time with the classical method will be completed in a shorter time when GPS method used. Also, the registration problems of forest cadastration problems will disappear. Keywords: Forest Cadastration, GPS, GIS, Productivity Science Code: 502.18.01 VI
Senirkent Feyezan Kontrol Çalışmaları Üzerine Araştırmalar
Maçka Orman İşletme Müdürlüğü Yeşiltepe Orman İşletme Şefliği Orman Yollarının Planlama Yapım ve Bakım Açılarından İncelenmesi
Doğu Karadeniz Bölgesinde Kış Üretimi Mevcut Uygulamalar Problemleri ve Üretim Kayıpları Üzerine Araştırmalar
Maçka Orman İşletme Müdürlüğü Yeşiltepe Orman İşletme Şefliği'ndeki orman yol şevlerinin bitkilendirilme yolu ile stabilizasyonu üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
ÖZET Maçka Orman İşletme Müdürlüğü Yeşiltepe Orman İşletme Şefliğindeki Orman Yol Şevlerinin Bitkilendirilme Yolu İle Stabilizasyonu Üzerine Araştırmalar Bu çalışma ile orman yol şevlerinin bitkilendirme yolu ile stabilizasyonu amaçlanmıştır. Bunun için Maçka Orman İşletme Müdürlüğünün Yeşiltepe bölgesi uygulama alam olarak seçilmiştir. Yükselti (0-750 m, 751-1500 m), bakı; Güney bakı grubu (Güney, Güney doğu, Güney batı, Doğu), Kuzey bakı grubu (Kuzey, Kuzey doğu, Kuzey batı, Batı) ve şev durumu (Kazı, Dolduru) dikkate alınarak sekiz adet deneme alam belirlenmiştir. Her deneme alanında beş adet deneme parseli oluşturulmuştur. Deneme alanlarından 0-20 cm. derinlik kademesinden alınan toprak örnekleri ile bu alanlarda denenen Festuca arrundinacea, Festuca rubra, Trifoliwn repens, Lolium perenne ile Poa pratensis bitki türleri materyal olarak kullanılmıştır. Deneme alanlarındaki bitki türlerinin boy ve kök uzunlukları metre yardımıyla ölçülmüş, örtme derecesinin belirlenmesinde quadrat yöntemi kullanılmıştır. Deneme alanlarından alınan toprak örnekleri üzerinde; toprak tekstürü, pH, organik madde, CaC03 ve dispersiyon oram ve erozyon eğilimi analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilerden yararlanılarak yapılan gözlemler, varyans analizi ve korelasyon analizleri sonucuna göre; Festuca arrundinaceaa, Festuca rubra ve Lolium perenne 'nin ayrıca karışım olarak ise Festuca arrundinaceaa ile Festuca rubra ve Festuca rubra ile ve Lolium perenne 'nin araştırma alanındaki orman yol şevlerinde kullanılabileceği, Trifolium repens ve Poa pratensis türlerinin ise aynı araştırma alanında tek veya karışım olarak kullanılamayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Orman Yolu, Şevler, Bitkilendirme, Stabilizasyon, Erozyon VI
SUMMARY Studies On The Stabilization of Forest Road Slopes in Yeşiltepe Forest Area of Maçka State Forest Enterprise In this study, the stabilization of the the slopes on forest road is examined. For that reason, Yeşiltepe Region of Maçka State Forest Enterprise is choosen as a study area and eight experimental areas were determined according to the altitudes (0-750 m, 751-1500 m), accsept and slope Then, five parsels were choosen for each experimental area. Soil patterns which were taken from 0-20 cm depth of parsels and Festuca rubra, Trifolium repens, Lolium perenne with Poa pratensis species which were tested in this areas were used as material. The lengths of height and root of plant species are measured by the help of meter tool. The determination of cover degree is made by quadrat method. As a result, analysis of soil patterns, soil texture, pH, organic matter, CaCC>3 and dispersion ratio and erosion inclination are determined. According to observations, variance analysis and correlation analysis Festuca arrundinacea, Festuca rubra and Lolium perenne should be used on the slopes of forest roads in this study area. Trifolium repens and Poa pratensis species shouldn't be planted on the slopes of forest roads in this research area. Key Words: Forest roads, Cut and fullslope, Plantation, Stabilization, Erosion vn
Doğu Karadeniz bölgesinde kış üretimi
Tez Özetleri
ÖZET Ormancılıkta kesim ve bölmeden çıkarma süreci çok güç, pahalı ve zaman alıcı işlemlerdir. Bu problem ormanların genelde eğimli ve yüksek rakımlı dağlık arazide yer aldığı Doğu Karadeniz Bölgesinde daha da önem kazanır. Orman ürününün kendisine ve çevresine en az zararla, kalite ve kantite kaybma uğramadan üretilmesi ve bölmeden çıkarılması önemli bir problemdir. Ormancılıkta üretim çalışmalarında mekanizasyon seviyesinin düşük oluşu, üretilen ürünlerde kantite ve kalite kaybma neden olmaktadır. Bu çalışma; Doğu Karadeniz Bölgesinde kış aylarında odun hammaddesi üretimi sırasında oluşan ürün kayıplarının tespiti, etkili faktörlerle ilgili ölçümler yapılması ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi şeklinde yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin çalışma zamanı üzerindeki etkileri istatistiki olarak araştırılmıştır. Her iş dilimi için gerçek ve birim zamanı değişkenlere bağlı olarak hesaplayan regresyon modelleri geliştirilmiştir. Ayrıca; üretim sırasında oluşan kalite ve kantite kayıplarım tespit amacıyla ölçümler yapılmıştır. Buna göre, kış üretiminde ortalama verimler kesim süreci için 1.948 m3/saat, insan gücü ile bölmeden çıkarma işleminde 1.151 m3/saat, MB Trac 900 otman traktörleriyle bölmeden çıkarmada 5.871m3/saat bulunmuştur. Ayrıca; kış üretiminde üretim kayıplarının düşük seviyelerde olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, Doğu Karadeniz Bölgesinde kış üretiminde farklı çalışma koşullan için yıllık planların hazırlanmasında, plan uygulamalarının kontrolünde, objektif kriterlere göre ücret belirlemede kullanılabilecektir. Anahtar Kelimeler: Doğu Karadeniz Bölgesi, Kış Üretimi, Kesim Süreci, Bölmeden Çıkarma Süreci, Üretim Kayıpları. VIII
SUMMARY The Winter Harwesting In Black Sea Region Forest productions are very difficult, expensive and time consuming. In BlackSea Region, Forests cover generaly high and steep slopes of mountainous areas. Because of this, The problems of forestry production studies are getting importance. In forestry production studies, absence of mechanization level and its application causes qualitative and quantitative loses. İn this study, the time required for felling and skidding operations in winter was determined and factors affecting logging were observed and recorded. The data obtained were later analyzed. İn addition, measures were made to determine qualitative end quantitative loses in productions. Productivity at winter harvesting for felling operations is 1,948 hour, for skidding with human power is 1,151 m3/hour and for skidding MB Trac 900 is 5.871 m3/hour for average 250 haulling distance up to the nearest forest road. Separately its determined that qualitative and quantitative loses in productions decreased. The result was reached in this study can be used planning logging, controlling and determining the forest workers'wages fairly. Keyword: Black Sea Region, Winter Harvesting, Felling Operations, Skidding Operations, Quality and Quantity Loses. IX
İspanya Ormancılığına Genel Bir Bakış
Orman Yolları ve Mühendislik Jeolojisi
The effect of lowered tire pressure on a log truck driver seat
Yeniçiftlik Deresi (Beykoz) yağış havzasında arazi kullanımındaki değişimlerin akım üzerine etkileri
Torul Orman İşletme Müdürlüğü Alacadağ Orman İşletme Şefliği Üretim Sırasında Mekanizasyon İhtiyacının Belirlenmesi
Orman Yol Geçkilerinin Belirlenmesinde Coğrafi Bilgi Sistemlerinden Yararlanma İmkanları Üzerine Araştırmalar
Artvin Orman İşletme Müdürlüğünde Kamyonla Nakliyatın Teknik ve Ekonomik Açıdan İncelenmesi
Torul Orman İşletme Müdürlüğü Alacadağ Orman İşletme Şefliği üretim sırasında mekanizasyon ihtiyacının belirlenmesi
Tez Özetleri
ÖZET Ormancılık üretim çalışmaları, çok sayıda değişken ve kısmen kontrol edilemeyen faktörlerin etkisi altında sürdürülür. Bu çalışmalarda mekanizasyonun seviyesi ve uygulamaya aktarımı gibi hususlar bulunmamakta, bu da üretimde miktar ve kalite kaybına neden olmaktadır. Ülkemizde her yıl üretilen odun hammaddesinin en az kalite ve miktar kaybıyla üretilmesi, her yıl en az 3.5 milyon m3 odun hammaddesi açığı bulunan ülkemiz için son derece önemlidir. Bu çalışma için öncelikle çalışmanın yapılacağı alan olarak Alacadağ Orman İşletme Şefliği seçilmiştir. Daha sonra bölge için GIS ortamında arazi sınıflaması yapılmış, Alacadağ Bölgesi ve benzer bölgelerde zaman ve maliyet analizleri gerçekleştirilmiştir. Alacadağ bölgesi Amenajman ve Yol Şebeke Planlarından alınan verilerle üretimin miktarı ve şekli belirlenmiştir. Yapılan verim analizleri sonucunda yöredeki mevcut üretim makinelerinin, ihtiyacı karşılama durumları incelenerek bir sonuca varılmıştır. Yörede uygulanan üretim tekniğinin emek-sermaye bileşimi % 14.2'den % 95. 7 'ye çıkartılmış olup, buna göre yöre ormanlarının yıllık eta ve artım miktarının yanısıra çalışmada açıklananan diğer bazı faktörler de dikkate alınarak optimum makine parkı için şu rakamlar hesap edilmiştir. 12 adet Motorlu Testere, 0.15 adet Processor, 2.84 adet Kabuk Soyma Makinesi, 0.61 adet MB Trac 800, 0.42 adet MB Trac 900 ile 1.93 adet URUS MIII orta mesafeli Mobil Orman Hava Hattı yöredeki üretim çalışmaları için gerekli bulunmuştur. Üretimde insan-makine sisteminde tercihler yapılırken, orman varlığının durumu, orman arazisinin topografik yapısı ve en önemlisi orman köylüsünün durumu da mutlaka dikkate alınmalı, mekanizasyona geçişin gerekçesi olarak dar anlamda maliyet hesaplan yerine, sosyal fayda, istihdam politikası gibi bütün faktörlerin hesaba katıldığı çok yönlü verimlilik hesaplan yapılmalıdır. Bu suretle, hangi şartlarda, ne ölçüde ve nerelerde mekanizasyona geçilmesinin gerektiği sağlıklı ve akılcı olarak saptanmış olur. Anahtar Kelimeler : Üretim, İnsan-Makine Sistemi, Mekanizasyon, GIS, Mekanizasyon Seviyesi VIII
SUMMARY Forestry production studies take place under various variable and partially uncontrolled factors. The lack of machanization level and its aplication in this studies cause quantity and quality losses in production. In our country production of wood row-material with the least quality and quantity loss, is one of the most important problem for our country having annually 3.5 million m3 raw material loss. For this study, Alacadağ Forestry District has been selected as an aplication area and then land classification, time and cost analysis for Alacadağ and some similar regions have been made by Geographical Information Systems. The amount and type of production has been determined by using the data taken from the road network and management plans of Alacadağ Region. As a result of productive analyses a conclussion has been obtained with the investigation of the position of existing production equipment and the sufficiency of them for the needs. İn this region composition of the labour-capital have been incereased from %14.2 to % 95.7. According to the this, the following results for the optimum machine park paying attention to some other factors in addition to the annual amounts of harvest and diametric increases. 12 Chain Saw, 0.61 MB Trac 800, 0.42 MB Trac 900, 0.15 Processor, 2.84 Barker and 1.93 URUS M III mobile skylines have been found necessary for the production operations in the region. During the preference in man-machine system in production, the position of forest resources, forest topografy and especially forest villages must be determined and in a large respect productivity calculations including all the factors such as, sosial benefit, emplayment policy should be made instead of the cost calculations that mean the justification of transition to mechanization. By this way, it is obtained that in such conditions, how and where transition of mechanization must be made. Key Words : Production, Man-Machine Systems, Mechanization, GIS, Level of Mechanization VIII
Orman yol planlama ve yapım çalışmalarının mühendislik jeolojisi açısından incelenmesi
Tez Özetleri
ÖZET Bu çalışmada, orman yollarında planlama ve yapım çalışmaları mühendislik jeolojisi açısından incelenmiştir. Çalışma alanı olarak Samsun Orman İşletmesi ve Bafra Orman İşletme Şefliği seçilmiştir. Bu bölgelerde heyelan alanları araştırılmıştır. Heyelan alanlarında ölçümler yapılmış, laboratuar analizleri için toprak örnekleri alınmıştır. Samsun Orman İşletmesi'ne bağlı Salıpazan Orman İşletme Şefliği'nin yamaç eğimleri ve jeolojik durumu ortaya konulmuş ve orman yollan incelenmiştir. Bulgulara göre, heyelanlar killi zeminlerde ve şubat, mart aylarında meydana gelmiştir. Heyelanlar kuzey ve batı bakılarında ortaya çıkmış olup, heyelan alanlarında drenaj sistemi bulunmamaktadır. İncelenen heyelanlı alanlarda, her sene ilkbahar aylarında heyelanın meydana geldiği ancak şu ana kadar bir önlem alınmadığı görülmüştür. Heyelandan sonra sadece dozerle yol tekrar açılmaktadır. Uzun vadeli bir önlem olarak, heyelanlı bölgedeki toprağın kazılarak alınması ve teraslama yapılarak yamaç yükünün azaltılması gerekmektedir. Ayrıca bölgedeki yerüstü ve yeraltı sulan iyi bir drenaj sistemi ile drene edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Orman Yollan, Orman Yol Ağı Planlama, Mühendislik Jeolojisi, Şev Stabilitesi, Toprak Mekaniği. VI
SUMMARY In this work the forest road planning and implementation works are investigated in the aspect of Engineering Geology. As working place Samsun Forest Enterprise and Bafra Forest Subditrict Headquarters were selected. In these regions landslide places were investigated. Measures were made in landslide places and were collected soil models for laboratory analysises. In Salıpazarı Forest Subditrict Headquarters which is member of Samsun Forest Enterprise side slope and geological positions were brought up and forest roads were examined. As a result landslides happens in clayey grounds in february and in march. Landslide happens in the north and west parts and there isn't any drainage system in landslide places. In these landslide places, landslides happens in spring month every years but for preventing nothing was done. Only the roads are opened after the landslide. As a prevent for a long time in the landslide places it is necessary to be taken the soil by digging and by terracing side loads must be reduced. Seperately in these places subterranean water and upground water must be drained by drainage systems. Key Words: Forest Roads, Forest Road Network Planing, Engineering Geology, Slope Stability, Soil Mechanic. VII
Artvin yöresi orman işçilerinin sağlık sosyal ve eğitim sorunları üzerine bir araştırma
Tez Özetleri
ÖZET DKB'nde en fazla orman köyüne ve orman işçisine sahip Artvin OBM sınırlan içinde, Borçka ve Yusufeli OİM'nde çalışan işçilerin sağlık, sosyal ve eğitim sorunlarının belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışma, 1997-1998 yıllarında gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonucunda elde edilen verilerden yararlanılarak ortaya konulmuştur. Ormancılıkta işçi sağlığının, sosyal koşulların ve eğitimin iş verimine etkisi konusunda ülkemizde yapılan çalışmaların sayısı Batı ülkelerinde yapılanların çok gerisindedir. Bu çalışma ile Doğu Karadeniz Bölgesi 'nin Artvin yöresinde çalışan orman işçileri üzerinde anket yolu ile veriler elde edilmiştir. Bu veriler daha sonra kendi arasında tartışılmıştır. Artvin yöresinde orman işçiliği; bölgenin yoğun bir arazi yapısına sahip olması, sanayinin yeterince gelişmemiş olması ve ormancılık çalışmalarının yoğunluğu gibi nedenlerle büyük öneme sahiptir. Sonuç olarak, bölgedeki orman işçilerinin çeşitli türde sağlık ve sosyal sorunlara sahip olduğu ve bu sorunların ileri yaşlarda daha da arttığı, ayrıca eğitim sorununun had safhada olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma ile, orman işçilerinde dolaşım hastalıkları, ağrı-sızı veren hastalıklar, dahili hastalıklar, diş çürüklüğü, kırılma ve yaralanmaların en fazla görülen hastalıklardan olduğu, ayrıca çalışma ortamlarının elverişsiz ve eğitim imkanlarının yetersiz hatta hiç olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu bedensel rahatsızlıklar, sosyal problemler ve eğitim imkanlarının olmaması iş verimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu etkinin derecesi işçi sağlığı, sosyal ve eğitim imkanlarının olumlu yönde iyileştirilmesi yönünde atılacak adımlarla azaltılabilir. Anahtar Kelimeler: Orman İşçileri, İşçi Sağlığı, İşçi Eğitimi, Doğu Karadeniz Bölgesi, Artvin Yöresi.
SUMMARY This study in which it is aimed to determine the problems of the workmen - on health, social life and education- working at the forestry administrations in Borçka and Yusufeli that are in the boundary of Artvin forestry administration (that has the workmen and forest villages in the Eastern Black See Region) has been brought up as a result of the data got following the field-work realised between 1997 and 1998. The workmanship in Artvin has a great importance due to the fact that the region has a dense structure field; the industry in the region is not developed enough and the work on the forestry is highly dense. The number of the researches realised in our country related to the effect, on the business efficiency, of the workmen's health, social conditions and education in forestry is much less than the ones in the western countries. The data have been obtained through a questionnaire applied to the forest-workmen working in Artvin, the Eastern Black Sea Region. And then, the date have been appreciated and discussed. As a result, it has been found out that the forest workmen have different problems, especially health and social problems; these problems are getting more when they get older; the education- problem is also extremely great. Through this research, the forest-workmen have digestion- diseases, some other diseases causing aches, internal diseases, tooth caries, broken-out of joints, and injuries mostly and also the working-atmosphere is not efficient (nearly nothing) besides the education-opportunities, that are supposed to be nothing. Such kind of physical-deficiencies, social problems and having no education- opportunities have been affecting the business-atmosphere in a negative way. The degree of this negative effect given above can only be reduced owing to some steps with the aim of making the workmen-health, social and education opportunities better. Key Words: Forest Workers, Worker Health, Worker Education, Eastern Black Sea Region, Artvin. VII
Yusufeli ve İskenderun Yöresindeki Orman İşçilerinde İşçi Sağlığı Üzerine Bir Araştırma
Giresun Orman Bölge Müdürlüğü Üretim Araçlarının Teknik ve Ekonomik Açıdan İncelenmesi
Dağlık Arazide Kamyonla Nakliyatın Teknik Açıdan İncelenmesi
Artvin Yöresinde Bölmeden Çıkarmada Kullanılan Koller K 300, URUS M III ve Gantner Tipi Hava Hatlarının Karşılaştırılması Üzerine Bir Araştırma
Artvin Orman İşletme Müdürlüğünde Yükleme-Boşaltma Çalışmalarının Teknik Açıdan İncelenmesi
Artvin Orman İşletme Müdürlüğünde Kamyonla Nakliyat Giderlerinin Transport Modeli ile Minimize Edilmesi
Yağmurlama Sulama Sisteminin Bir Peyzaj Alanında Uygulanması
Vinçli Hava Hatlarında Yapılan Zaman Etüdleri ve Sonuçları
Orman Yollarında Drenaj Problemi ve Çözüm Yolları
Araştırma Görevlisi Cafer Selik in Özgeçmişi ve Eserleri
1998 Bartın Selinin Nedenleri
An investigation on the comparison of Koller K300, Urus M III and Gantner skylines used for extraction from compartment in Artvin region
The Investigation of Loading, Unloading andStacking Operations in ForestTransportation in Terms of Time, Productivity and Cost in Western Black Sea Region (Proje No: 96-114-001-17)
Orman yol geçkilerinin belirlenmesinde coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanma imkanları üzerine araştırmalar
Tez Özetleri
ÖZET Orman yol ağlarının planlanması sırasında yol geçicilerinin belirlenmesi işlemi, bir çok faktörün değerlendirilmesini gerektirmektedir. Planlama için gerekli olan bu bilgiler değişik kaynaklardan ve değişik standartlarda elde edilmektedir. Veri kaynaklarının çok değişik olması bu verilerin etkili bir şekilde birlikte kullanılmalarında problemler oluşturmaktadır. Geleneksel yöntemler ile yapılan planlama çalışmaları sırasında gerek eşyükselti eğrili topoğrafik haritalar üzerinde yapılan çalışmalarda gerekse planlama için gerekli olan verilerin amenajman planlamarınında alınıp değerlendirilmesi işlemleri büyük bir iş yoğunluğu oluşturmaktadır. Bu çalışmada bu işlemlerin kolay bir şekilde yapılabilmesi için coğrafi bilgi sisteminden faydalanma amaçlanmıştır. Orman yolu geçicileri sayısal harita üzerinde, planlama birimi alanının her noktasına ulaşmayı sağlayacak bir şekilde hazırlanmıştır. Hazırlanan orman yolu geçicilerinden, en uygun çözümü oluşturan geçkinin seçilmesi amacıyla, diğer ormancılık disiplerinin de kullanabilecekleri bir veritabanı oluşturulmuştur. Bu amaçla, topoğrafik harita, amenajman planı haritaları ve araziden alman veriler, ayrı ayrı birer coğrafi bilgi sistemi katmam olarak sistemde yapılandırılmıştır. Ayrıca hazır veri olarak veritabanına girilen bu verilerden çeşitli coğrafi bilgi sistemi analizleri ile yeni veriler üretilmiş ve analizler sırasında kullanılmıştır. Uygulama alam olarak Ormanüstü planlama birimi seçilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda 107706 m. orman yolu planlanmıştır. Yol yoğunluğu 20.40 m/ha, yol aralığı 490 m ve işletmeye açma oram % 61.73 olarak gerçekleşmiştir. Bu yollar ile toplam 5278.27 ha ormanlık alanın 4923.27 ha'ı işletmeye açılmıştır. İşletmeye açılan bu alanlar üzerinde toplam 701 151.880 m3 ağaç serveti ve 14381.541 m3 artım olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma ile çağdaş planlama teknikleri kullanılmış, zaman ve iş gücünden büyük miktarlarda tasarruf sağlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ormancılık çalışmaları için en iyi çözümü oluşturacak sayısal değerleri veren, orman yol ağı planı hazırlamıştır. Anahtar Kelimeler: Orman Yollan, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Orman Transportu, Yol Geçicileri, Veritabanı DC
SUMMARY INVESTIGATIONS ON USAGE OF GEOGRAPHICAL INFORMATION SYSTEMS ON SELECTING OF FOREST ROAD ROUTES During the forest road planing process determination of road routes requires the evaluation many factors. The information needed for forest road planning are obtained from different sources and different standards. The variation in data sources cause problems in effective and collective usage of these data. During planing process continued with traditional methods, studies which are constructed both on topographic maps and on obtaining and evaluation of data from management plans form big amount of work density. In other to do these processes easily it is aimed to utilise from geographical information systems. The forest road route on digital map are prepared to reach each point of area of planning unit. A database that can be used from other forest disciplines is formed in order to choose the best solution route among the prepared forest road routes. In these purpose, management plan maps and data obtained from area are constructed as different geographic information system coverage. In addition from the data processed as available data, new data was produced with geographical information systems analysis and used during other analysis. Ormanüsütü planing unit was selected as application area. 107706 m. forest road was planed as a result of these studies. Road density, road interval and rate of forest access were determined respectively 20,40 m/ha, 490 m., 61,73. With these roads 4923,27 ha of 5278,27 ha. forest area was used for exploitation. Total 701151,880 m3 stand volume of forest and 14381,548 m3 increment was obtained on these forest access areas. Contemporary planing techniques were used and a big amount of economy was obtained from and work power as a result of this analysis a forest network plan that gives the numerical values formed the best solution forest studies has been preperated. Key Words: Forest Roads, Geographical Information Systems (GIS), Forest Transport, Road Routes, Database
Ordu-Gölköy yöresinde diri örtü temizliği ve toprak işlem çalışmalarında mekanizasyon olanaklarının araştırılması
Tez Özetleri
ÖZET Çalışmanın amacı, Doğu Karadeniz yöresinde ağaçlandırma çalışmaları sırasında makine kullanılabilirliğinin araştırılması, yöreye uygun makine ve ekipmanın seçilmesi, teknik ve ekonomik olarak en iyi diri örtü temizleme ve toprak işleme yöntemlerinin belirlenmesidir. Arazi ölçüm ve gözlemleri Ondu Gölköy ilçesi Ağaçlandırma Projesi alanında 19% yaz döneminde yapılmıştır. Makine ve insan gücüyle yapılan diri örtü temizliği ile; üçü makineli, biri insan gücüyle ve biri de kontrol olmak üzere beş farklı toprak işleme yöntemi üzerinde yapılan ölçüm ve gözlemlerin değerlendirilmesi sonucunda şu sonuçlar alınmıştır 1- Makineli diri örtü temizliği için 6,78 saat/ha ve işçi ile örtü temizliği için hektarda 29,57 işgünü/ha çalışma süreleri bulunmuştur. 2- İnsan gücüyle örtü temizliği yapılan alanda yine insan gücüyle toprak işleme için hektarda 30,92 işgünü/ha ve makineli örtü temizliği yapılan alanlarda insan gücüyle toprak işlemede 13,44 işgünü/ha değerleri bulunmuştur. Makineyle örtü temizliği yapılan alanda riperlemede 5,83 saat/ha, pullukla tam alan işlemede 9,36 saat/ha ve pullukla teraslamada 10,26 saat/ha verim değerleri bulunmuştur. 3- Ağaçlandırma alanlarında fidanların ilk yıllarda çok kuvvetli diri örtüyle savaşabilmesi için diri örtü temizliği ve toprak işlemenin yapılması gereği ortaya çıkmıştır. Eğimin makineli çalışına için uygun olduğu yerlerde, bu çalışmaların makine ile yapılmasının hem daha ekonomik olduğu, hem iklim nedeniyle çalışma sezonunun kısalığı ve hem de işçi bulmadaki sorunlar nedeniyle makineli çalışmanın gerekli olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler : Ağaçlandırma, mekanizasyon, diri örtü temizleme, toprak işleme
SUMMARY RESEARCH ON MECHANISATION POSSIBILITIES IN LAND CLEARING AND SOIL PREPARATION WORKS AROUND ORDU-GÖLKÖY COUNTY The aims of the study were determining mechanization possibilities for land clearing and soil preparation, machine and equipment and getting the best and the most economic techniques in plantation areas, so mat, unit-times and unit costs were studied.This research was applicated in Plantation Project areas around Gölköy county, because it has the most potential forestation areas by machines in the humid Eastern Black Sea region. Two different land clearing treatments; man-powered and machinery; and five soil preparation techniques, man-powered, three different mechanization and control treatments were applicated. The results are as follows: 1. Unit times per hectare lor land clearing were obtained as 6,78 hours and 29,51 days for by machine and man-powered treatments respectively.. 2. Unit times per hectare for soil preparation treatments observed as 30,92 days for man-powered treatment in an area cleared by workers before, and 13,44 days for man- powered in an area cleared by machine. The unit times per hectare in an area that cleared by machines were determined as 5,83 hours for ripping, 9,36 hours for complete ploughing and 10,26 hours for ploughing on plots or terraces. 3. Against the Rhododendron species, land clearing and soil preparation is necessary for samplings before planting for living and growing better. Since using machines in plantation areas is more economical then workers, these treatments must be done by machines, as possible. Mechanization is also more economical because the working season becomes shorter depends on rainy climate, and there is not enough worker in summer in the region.. Key words : Afforestation, mechanization, land clearing, soil preparation
Doğu Karadeniz yöresinde farklı çalışma koşullarında kesim ve sürütme işlerinde işgüçlüğü kriterlerinin araştırılması ve verim üzerine etkisinin belirlenmesi
Tez Özetleri
ÖZET DOĞU KARADENİZ YÖRESİNDE FARKLI ÇALIŞMA KOŞULLARINDA KESÎM VE SÜRÜTME İŞLERİNDE İŞGÜÇLÜĞÜ KRİTERLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE VERÎM ÜZERİNE ETKİSİNİN BELİRLENMESİ Odun hammaddesi üretimi çok sayıda değişken ve kontrol edilemeyen aktörlerin etkisi akında sürdürülmektedir, iklim özellikleri, topoğrafik özellikleri, orman kuruluşu ve meşcere özellikleri, çıkarılacak ürüne ilişkin özellikler, işçi özellikleri ve makine özellikleri bu faktörlerin başında gelmektedir. Bu faktörlerin etkileşimi üretim sisteminde karmaşık bir yapı oluşturmaktadır. Dağlık bölge ormancılığı için daha da belirgin olan bu karmaşık yapının analiz edilmesi ve modellenmesi ise oklukça güçtür. Bu çalışma, Doğu Karadeniz yöresinde, yaz aylarında gerçekleştirilen odun hammaddesi üretiminin kesim süreci ve bölmeden çıkarma sürecindeki işlemler için zaman tespitleri ve etken faktörlerle İlgili ölçümlerin yapılması ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi şeklinde yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler ve değişkenlerin yakışma yamam üzerindeki etkileri istatistiki olarak araştırılmıştır. Belirlenen her iş dilimi için gerçek yamanları ve birim zamanlan değişkenlere bağlı olarak hesaplayan regresyon eşitlikleri ve Yapay Sinir Ağı (ANN) modelleri oluşturulmuştur. Sonuçlar karşılaştırıldığında gerek gerçek çalışma Tamamının ve gerekse birim zamanların hesaplanmasında ANN modellerinin regresyon eşitliğine göre çok daha isabetli olduğu ortaya konmuştur. Uygulamada, herhangi bir üretim alanı için kesim süreci ve orman traktörleriyle bölmeden çıkarma sürecinde uygulanan işlemler için Siman IV dilinde hazırlanan benzetim modeli (AKSIM) geliştirilmiştir. Bu model Fortran'da hazırlanan ait programlan içermekte ve işlem zamanları ANN modelleri kullanılarak hesaplanmaktadır. Elde edilen sonuçlar, Doğu Karadeniz yöresinde farklı çalışma koşullan için yıllık üretim planlarının ve makine çalışma programının hazırlanmasında, plan uygulamalarının izlenmesi ve kontrolünde, objektif kriterlere göre ücret belirlemede kullanılabilecektir. Anahtar Kelimeler, kesim süreci, bölmeden çıkarma süreci, etken faktörler, iş dilimleri, birim yaman, regresyon, Yapay Sinir Ağlan, Benzetim, Siman IV
SUMMARY Many variables and uncontrollable fectors affect wood production system. These factors incîude climatic and terrain condftions, topographic features, forest and stand conditions, properties of wood cut and the status of workers and work-machines. Ali of these factors constitute a system of a very complex nature. This is feft more pressingly when the interactions among these fectors are to be anatyzed and modeled in especialiy mountainous areas. in this study, the time required for felling and skidding operations where detennined and fectors affecting togging were observed and recorded. The data obtained were later anatyzed. Relationships between variables and the effects of these variables on work stages were detennined. Then, regression and Artificial Neural Networks models were generated for each work stage. Results indicated that ANN models better predicted operation time and per unit time than did regression models. Based on the ANN models, a simulation model (AKSIM) was developed to predkt every stage of a logging operation. The model was written in Siman IV simulation language that uses Fortran subroutines. The potential use of the resuhs is that logging operations may be planned, production planning process on site may be easily controOed, and the wages of the forest workers may be better detennined. Key words: felling operations, skidding operations, effective fectors, work stage, unit time, regression, Artificial Neural Networks, Simulation, Siman IV. VIII
Batı Karadeniz bölgesi orman nakliyatında yükleme, boşaltma ve istifleme işlerinin zaman, verim ve masraf yönünden incelenmesi
Tez Özetleri
ÖZET Yüksek Mühendislik Tezi BATI KARADENİZ BÖLGESİ ORMAN NAKLİYATINDA YÜKLEME, BOŞALTMA VE İSTİFLEME İŞLERİNİN ZAMAN, VERİM VE MASRAF YÖNÜNDEN İNCELENMESİ Tuğrul VAROL Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Metin TUNAY Ocak 1997, 185 sayfa. Bu çalışma, Batı Karadeniz Bölgesi ormanlarında ve orman depolarında uygulanmakta olan yükleme, boşaltma ve istifleme işlerinde kullanılan yöntemlerin zaman, verim, masraf yönünden kıyaslanması ve bu faaliyetlerin rasyonel olarak yapılmasına yönelik önerilerde bulunma düşüncesinden hareket edilerek yapılmıştır.ÖZET (devam ediyor) Batı Karadeniz Bölgesinde Orman Bölge Müdürlükleri 'ne bağlı orman depolan gezilerek yükleme, boşaltma ve istifleme işlerinde kullanılan yöntemler, ürün hareketliliği, alt yapı tesislerinin varlığı, depo kapasiteleri, işgücü, tüketim merkezlerine olan uzaklıkları gibi faktörler göz önünde bulundurularak 13 adet depo örnek çalışma birimi olarak seçilmiştir. Örnek çalışma birimi olarak bu 13 adet deponun yanı sıra Batı Karadeniz Bölgesindeki 5 ilde değişik işletme şefliklerinde seçilen alanlarda uygulanan yöntemler göz önünde bulundurularak 8 adet daha çalışma birimi seçilmiştir. Seçilen örnek çalışma birimlerinde insan ve makina gücü kullanılarak yapılan yükleme, boşaltma ve istifleme işlerine ilişkin zaman etüdleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bu değerler birbirleriyle ve diğer araştırmalarla karşılaştırılarak tartışılmıştır. Yapılan zaman etüdleri sonuçlarına göre 1 m3 ağaç tomruğunun Cranab 4515 ile ortalama yükleme süresi 4.12 dakika, traktöre monteli ekipmanla 1 m ağaç tomruğunun ortalama yükleme süresi 4.30 dakika, 1 m ağaç tomruğunun el ile ortalama yüklenme süresi 9.10 dakika, Lıebheer ile 1 m ağaç tomruğunun ortalama istiflenme zamanı 0.78 dakika, Caterpillar 920 ile 1 m ağaç tomruğunun ortalama istiflenme süresi 0.75 dakika, 1 m3 ağaç tomruğunun el ile ortalama istiflenme süresi 4.52 dakika, 1 m ağaç tomruğunun el ile ortalama boşaltma süresi 2.99 dakika olarak bulunmuştur.ÖZET (devam ediyor) Bulunan verim ve masraf değerleri; Yükleme etüd çalışmalarında çeşitli boylarda 3738 adet (1203.56 m3) ağaç tomruğu, istifleme çalışmalarında çeşitli boylarda 5458 adet (3139.526 m3), boşaltma etüd çalışmalarında ise çeşitli boylarda 651 adet (244.539 m3) ağaç tomruğu kullanılmıştır. Elle çalışmada iş saati ücreti kişi başına 100.000 TL olarak bulunmuştur. Makinalı çalışmada ise saatlik masraf Liebheer için 1.695.000 TL, Caterpillar için 1.231.000 TL, Cranab için 112.000 TL+513.000 TL, Traktöre monteli ekipman için ise 280.000 TL olarak bulunmuştur. Saatlik iş verimi elle yüklemede 6,785 m, Cranabla yüklemede 19,807 m, Traktöre monteli ekipmanla yüklemede 15,539 m3, elle istiflemede 13,300 m3, Caterpıllarla istiflemede 79,437 m, Liebheerle istiflemede 76,134 m olarak bulunmuştur. Süre etüdleriyle tesbit edilmiş bulunan değerler bu faaliyetlerde iş planının yapılmasında, iş düzeninin ve iş organizasyonunun oluşturulmasında, zaman kayıplanyla birlikte işletme masraflarının minimize edilmesinde katkı sağlayacağı kanısına varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yükleme, Boşaltma, İstifleme, Zaman etüdü, Verim, Masraf Bilim Kodu: 502.04.01
ABSTRACT M.Sc.Thesis THE INVESTIGATION OF LOADING, UNLOADING AND STOCKING OPERATIONS IN FOREST TRANSPORTATION IN TERMS OF TIME, CAPACITY AND COST IN WESTERN BLACK SEA REGION Tuğrul VAROL Zonguldak Karaelmas University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Forestry Engineering Thesis Advisor: Yrd. Doç. Dr. Metin TUNAY January 1997, 185 pages. This study was made for methods used in loading, unloading and stocking works using in west Black Sea Region forests and forest depots to compare of time, productivity, expence and the roles of making suggestions to this activities could be made national. VIABSTRACT (Continued) Forest stores that this related to Forest Region Admininstration in west Black Sea Region has visited and taken an account factors like methods that is used in loading, unloading and storing, product movement, having infrastructure establishment, store capacity, work power, distance to consumption centers thirteen depots have chosen as an example working unit. Besides this thirteen depots as example working unit on areas chosen in five administrative province in different conservancy taking an account the applied methods eight working unit has chosen too. Time researches made using man and mecanic force of loading, unloading, storage works in chosen example working units. This result were compared with themselves and other researches. According to the time researches made 1 m logs' loading time by Cranab 900 is 4.12 minutes, 1 m logs' average loading time by equipment assembled to truck is 4.30 minutes, 1 m3 logs' average loading time by hand is 9.10 minutes, 1 m3 logs' average stoking time by Liebheer is 0.78 minutes, by CarerpiUar 920, 1 m3 logs' average stoking time 0.75 minutes, 1 m logs' average storage time by hand is 4.52 minutes, 1 m3 logs' average unloading time by hand is 2.99 minutes found. Productivity and expence values found; VllABSTRACT ( Countinued) In loading researches work 3738 amount (1203.56 m ) of logs in different lenghts, in loading work 5458 amount (3139.526 m ) of logs in different lenghts, in unloading works 65 1 amount (244.539 m ) of logs in different lenghts were used. By this results establishing by time researches in this activities making work planning, work order and existing work order, together with this loses to minimize administration expences. Key Words: Loading, Unloading, Stacking, Capacity, Time study Science Code: 502.04.01 VIII
Belgrad Ormanındaki Ağaç Türü ve Karışımlarının Uydu verileri ve Görüntü İşleme Teknikleri İle Belirlenmesi
Yusufeli ve İskendern Yöresindeki Orman İşçilerinde İşçi Sağlığı Üzerine Bir Araştırma
Artvin Yöresinde Bölmeden Çıkarmada Kullanılan Koller K 300, Urus MIII ve Gantner tipi Hava Hatlarının Karşılaştırılması
Orman İşletmeciliğinde İnşaat İşlerine Genel Bir Bakış
Orman İşciliği ve Doğu Karadeniz Bölgesindeki Durumu
Orman Yollarının Yapımında Kayaların Geçilmesi Sırasında Elmas Uçlu Kaya Delme Matkaplarının Kullanılması
Orman Yolları Yapımında Kayaların Geçilmesi ve Patlayıcı Madde Kullanımı
Orman Yolları Yapımında Kayaların Geçilmesi Sırasında Patlayıcı Madde Kullanımı
Dağlık Arazide Orman Transport Planlarının Hazırlanması Üzerine Bir Araştırma (Kümbet Orman İşletme Şefliği Örneği
Dağlık Arazide Orman Traktörleri ile Bölmeden Çıkarma Çalışmalarının İncelenmesi
Dağlık Arazide Kısa Mesafeli Mobil Orman Hava Hatları ile Bölmeden Çıkarma Çalışmalarının İncelenmesi
A study on the productivity and cost of cable logging in Turkey
Artvin Bölgesinde Vinçli Hava Hatlarından Yararlanma İmkanları
BÖLMEDEN ÇIKARMA İŞLERİNDE KULLANILAN KOLLER K500 ORTA MESAFELİ MOBİL VİNÇLİ HAVA HATLARI
Dağlık Arazide Orman Transport Planlarının Önemi ve Etkileri
Ana Orman Tamirhanelerinin Kapatılması Yeniden Değerlendirilmeli
The Effect of Lowered Tire Pressure on the Performance of Forest Products Transportation Vehicles
Artvin yöresinde bölmeden çıkarma çalışmalarında kollar K 300 kısa mesafeli orman hava hattının teknik ve ekonomik yönden incelenmesi
Tez Özetleri
Orman ürünlerinin taşınmasını iki ana safhada gerçekleştirmek mümkündür. Bunlardan birinci safhayı kesim yerinden istif yerlerine ya da ana depolara kadar olan taşıma, yani bölmeden çıkarma ya da tali taşıma safhası, ikinci safhayı da istif yerlerinden ya da ana depolardan satış depolarına ve fabrikalara kadar olan taşıma yani ana taşıma safhası teşkil etmektedir Ormancılık üretim çalışmaları sırasında bölmeden çıkarma en zor ve en pahalı olan aşamadır. Artvin yöresinde orman alanlarının genellikle yüksek ve çok dağlık arazide yer alması, bölmeden çıkarma probleminin çözümünü oldukça güçleşmektedir. İncelemeler Artvin Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Ortaköy İşletme Şefliği sınırlan içinde Hamamlı, Taşlıca İşletme Şefliği sınırları içinde Salelet Tepe ve Kuvabt ve Saçinka İşletme Şefliği sınırları içinde Beşağıl üretim alanlarında yapılmıştır. Ortalama verimler ibreli tomruk taşınmasında 4.997 m3/saats yapraklı tomruk taşınmasında 4.755 m3/saat ve yakacak odun taşınmasında 6.60 ster/saat (4.620 nrVsaat) olarak beMenmiştir. Ayrıca maliyetler ibreli tomruk taşınmasında 6.642 $/m3, yapraklı tomruk taşınmasında 6.860 $/m3 ve yakacak odun taşınmasında ise 5.321 $/ster (7.048 $/m3) olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak; Artvin yöresinde özellikle aralama kesimlerinde Koller K 300 kısa mesafeli mobil vinçli hava hattı ile ibreli tomrukların bölmeden çıkarılması, yapraklı tomrukların bölmeden çıkarılmasından daha verimli ve ekonomik bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Koller K 300 kısa mesafeli hava hattı, Artvin yöresi, bölmeden çıkarma, dağlık arazi, verimlilik VI
The method used in transportation of raw forest products can be performed in two phases. The first phase is called " the minor transportation" which is the extraction and hauling of the logs from the felling areas to the landings and intermediate depots. The second phase is "the major transportation". This phase covers the hauling operation from landings and intermediate depots to the log yards or the mill yards. The forestry transportation of harvested woods from compartments is the most difficult and the most expensive operation. Since forests are generally located on high and steep slopes of mountainous area in Artvin province extraction from compartment is extremely difficult procedure. The studies were carried out in the harvesting areas of Salelet Tepe and Kuvabt in forest District of Taşlıca, Beşağıl in Forest District of Saçinka and Hamamlı in Forest District of Ortaköy. It was determined that the productivity values were 4.997 m3/hour, 4.755 m3/hour 6.60 ster/hour (4.620 m3/saat) in transportation of softwood, hardwood and firewood respectively. Furthermore cost of transportation from compartment was calculated 6.642 $/m3 in transportation of softwood. The same values are 6.860 $/ m3 in transportation of hardwood and 5.321 $/ ster (7.048$/m3) in transportation of firewood. In conclusion hard woods which transported from compartment by the short distance Roller K 300 with mobile winch skyline system would be considered more productive and economic than soft woods in thinning areas for the Artvin region.Key Words: Short distance Roller K 300 yarder, Artvin region, transport of compartment, maintains area, productivity vn
Kastamonu yöresinde kar üzerinde üretim çalışmaları
İ Ü Orman Fakültesi Eğitim ve Araştırma Ormanının Sayısal Arazi Modeli Eğim ve Bakı Haritalarının Bilgisayar Destekli Yöntemlerle Üretilmesi
Sayısal Arazi Modeli Eğim ve Bakı Haritalarının Ormancılıktaki Önemi ve Coğrafi Bilgi Sistemi Yazılımı Arc INFO ile oluşturulma Tekniği
Orman Alanlarının Envanterinde Coğrafi Bilgi Sistemlerinden Yararlanma Olanakları
Belgrad Ormanında Arazi Kullanımının Uzaktan Algılama Yöntemleri İle Belirlenmesi
Present State of Mobile Yarder Operation and Others in Republic of Turkey
Dağlık Orman Alanlarındaki Üretim Çalışmalarında Mekanizasyon
Dağlık Arazide Orman Yollarının Planlanması ve Üretim Çalışmalarının Orman Ekosistemi Üzerine Olan Etkileri
Dağlık Arazide Bölmeden Çıkarma Araçlarında Maliyet Analizi ve Minimum Çalışma Süresinin Araştırılması
Artvin bölgesinde vinçli hava hatlarından yararlanma imkanları
İ.Ü. Orman Fakültesi, Araştırma ve Uygulama Ormanı’xxnın yol şebekesi ve nakliyat planlamasının yapılması
İ Ü Orman Fakültesi Araştırma ve Uygulama Ormanı nın Yol Şebekesi ve Nakliyat Planlamasının Yapılması
Ormancılıkta Mekanizasyonun İstekleri Koşulları Faydaları ve Türkiye de Üretim Mekanizasyonunun Durumu
Yusufeli Orman İşletmesinde İbreli Yakacak Odunlarının Saç Oluklarla Bölmeden Çıkarılması
Transport in Turkey
Ormancılıkta Transport Planı ve Diğer Planlarla Olan İlişkileri
Orman Yollarının Yapımında Kayaların Geçilmesi Ve Patlayıcı Madde Kullanımı
Artvin Yöresinde MB Trac 900 Özel Orman Traktörü ile Orman Ürünlerinin Bölmeden Çıkarılması Üzerine İncelemeler
Orman Yol Şebekelerinde Yol Maliyet Hesapları
İstanbul Hızlı Tramvay Kartaltepe İstasyonunda Şev Tahkimi
Uluborlu (Isparta) Barajının Yapım Maliyetiyle Havza Islah Maliyetinin Karşılaştırılması
Türkiye'de orman sınırlandırma ve haritalama faaliyetlerinin iyileştirilmesi
Tez Özetleri
ÖZET ülkemizde hızlı nüfus artışına bağlı olarak toplum gereksinimlerinin çoğalması, yeni yerleşim ve tarım arazile ri arayışı orman alanları aleyhine sürekli tecavüz ve tahri be neden olmaktadır. Günümüze kadar orman sınırlandırma ça lışmalarının bitirilememiş ve orman alanlarının kalıcı sı nırlara kavuşturulamamış olması orman arazilerinden yer ka zanma uygulamasının sürmesini sağlamaktadır. ülkemizde orman kadastrosu genel kadastrodan ayrı düşü nüldüğünden kendi yasa ve yönetmelikleriyle ele alınmakta, genel kadastro standartlarıyla uyum sağlamamaktadır. Genel kadastro standartlarıyla uyumlu sürdürülmeyen ve bitirileme yen orman sınırlandırma çalışmaları nedeniyle orman arazile ri daralmakta, gün geçtikçe sayısı artan kadastro davaları nedeniyle orman-halk ilişkileri bozulmakta, sınırları güven ce altına alınmamış orman alanlarında yapılan teknik orman cılık çalışmaları amacına ulaşamamaktadır. Ormancılık çalış maları için farklı birimlerce üretilen değişik standartlar daki haritalar da kadastral nitelik taşımamaktadır. Bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak harita ve kadastro alanında sayısal yöntemler güncellik ka zanmaktadır. Çağdaş gelişmeler doğrultusunda geleneksel mül kiyet kadastrosu çok amaçlı kadastroya dönüşürken aynı za manda ülke bilgi sisteminin yapıtaşını oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada Bolu Orman Bölge Müdürlüğünde 86 no- lu orman kadastro komisyonunun çalışma alanında komisyonca ölçüm yapılmaksızın haritasına aktarılan orman sınır hattı nın deneysel duyarlığı araştırılmıştır. Son yıllarda dünya ülkelerinde harita üretiminde uygulamasına başlanılan sayı sal yöntemler tanıtılarak sayısal bilgi üretim sistemi içinde ormanlık araziler için güncelleştirmedeki kolaylığı, yüksek duyarlığı nedeniyle birinci seçenek olan fotogramet- rik yöntemle araştırma bölgesinin orman sınırlandırma ve ha- ritalama verileri elde edilip veri tabanında bir araya geti rilerek bölgenin sayısal haritası ve arazi modeli üretilmiş tir, üretilen verilerin ülke temel ağlarına dayalı ve oluş turulması düşünülen ülke kadastro bilgi sistemiyle uyumlu o- labllmesi gözönüne alınmıştır. VI
SUMMARY The Improvement of Forest Bounding and Mapping Activi ties in Turkey. Increasing demand of society depending on the rapid increment of population and seeking of new lands for agriculture and settlement cause aggression and damage of forest areas. Because of the incomplete studies and determinations of forest boundaries and permanent edges, the loss of forest areas have been continuing so far. Forest cadastre are considered in its inherent status and thought different from general cadastre in Turkey. Since lacking of surveying boundaries and discord with general cadastre, forest areas have been decreased. Because of the cadastre lawsuits which were raising as time proceed, forest-people relationships have been worsening. On the other hand, technical forestry studies do not correspond the aims since unsecured forest areas. Beyond this forest maps which are produced by different departments in different standards do not have cadastral qualities. In recent years, progress on computer technology has affected to take into consideration digital methods in the field of cadastre and mapping. Up to date progress on this field has transformed traditional property cadastre into multipurpose cadastre and at the same, has constituted the foundation stone of national information systems. This study investigates the experimental sensitivity of forest boundary line belonging to the forest directorate of Bolu region which were marked on the map without measurement by the 86 numbered forest cadastre commission. Digital methods applying to mapping in many countries were Introduced and with photogrammetric method which is first alternative for forest lands by reason of easiness at revision and have high sensitivity were produced digital cadastral map and terrain model of study area. It has also been considered that the obtained data are to be adjustable to the geodetic network of country and national cadastre information system. VII
Ormancılıkta transport planları ve dağlık arazide orman transport planlarının oluşturulması
Tez Özetleri
Ormancılıktaki üretim çalışmalarında transport aşaması, orman işletmeciliği içerisinde oldukça zor, pahalı ve zaman alıcı bir iştir. Ülkemizde her yıl üretilen ortalama 1 5 milyon m-* odun hammaddesi, ağacın kesildiği yerden depolara kadar değişik şekillerde taşınmaktadır. Bu sırada odun hammaddesinin kendisine ve çevresine en az zararla, kalite ve miktar kaybına uğramadan bölmeden çıkarılması, her yıl en az 3,5 milyon m^ odun hammaddesi açığı olan ülkemiz için önemli bir problemdir. Bölmeden çıkarma ülkemizde bugüne kadar planlama dışı kalmıştır. Çalışmada öncelikle orman transport planının yapılacağı bölge seçilmiştir. Daha sonra Kümbet Bölgesi için arazi sınırlaması ve optimal yol ağı planlaması yapılmış, Kümbet Bölgesinde ve diğer benzer bölgelerde bölmeden çıkarma için zaman ve maliyet analizleri gerçekleştirilmiştir. Kümbet Bölgesi Amenajman ve Silvikültür planlarından alınan verilerle silvikültürel, teknik, topoğrafık ve ekonomik koşulları da dikkate alarak en uygun bölmeden çıkarma metodları seçilmiştir. Buna göre 10 yıllık periyot için zaman ve mekansal açıdan mıkro ve makro boyutta planlama gerçekleştirilmiştir. Kümbet Bölgesi orman alanlarında ortalama eğim % 60 olarak bulunmuştur. Bölgenin ormanlık alanlarında mevcut yol yoğunluğu 12,52 m/ha, planlanan optimum yol yoğunluğu(itibari) ise 21,98 m/ha olarak bulunmuştur. Bölgede mevcut yol ağı planı itibariyle işletmeye açma oranı maksimum % 37 olup bu oran optimal orman yol ağı sonrasında % 88,1'e çıkarılmıştır. Ayrıca bölmeden çıkarma analizleri ile çok sayıda verim ve maliyet değerleri elde edilmiştir. Bölgede gerçekleştirilen orman transport planı ile bölmeden çıkarma işi daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle yapılabilecektir. Mekanizasyon oranı 10 yıllık periyotta DKGH için % 6,4'den % 37,4'e çıkarılmıştır. Sonuç olarak Kümbet Bölgesinde yapılacak orman transport planı ile gençleştirme alanlarında sadece tomrukta ortalama 150 bin $ tasarruf sağlanmıştır. Aynca mevcut transport araçlarının rantabl kullanılması, transport sırasındaki kalite ve kantite kayıplarının azaltılması, transport işi için gerekli zaman ve paradan tasarruf sağlanmıştır. Kısaca daha fazla işletmecilik amaçlanmıştır. o Anahtar Kelimeler: Orman Transport Planı, Optimum Orman Yol Ağı, Mekanizasyon Oranı, İşletmeye Açma Oranı, Kümbet Bölgesi, Mikro ve Makro Transport Planı -VII-
In forest management, transportation stage involves a rather difficult, expensive and time-consuming activity. In our country, average forest yield is about 15 million cubic meter per year. Transportation of forest yield from forest to the landings have been practiced in various forms. Transporting forest yield with minimum damage to the environment forms a crucial matter in our country where there exists a 3,5 million cubic meter forest yield deficit per year. Unfortunately, this point has been neglected in forest transport planning to date. In this study first, a suitable area for forest transport planning was selected. This is region known as Kümbet Forest District. Then, a terrain classification and an optimum forest road network planning for the region were carried out. In addition, for Kümbet District or for other similar regions time and cost analysis were performed. Also with the data obtained from the management and silviculture plans of Kümbet District, by taking into account technical, silvicultural, topographical and economical constraints of the region, the optimum transportation methods were determined. The average slope in the forest lands of Kümbet District is 60 %. The existing road density was 12,52 m/ha(meter per hectare). Whereas, the optimum road density was obtained as 21,98 m/ha. In Kümbet District, the exploited forest area with respect to the existing road network is 37 %. In addition to these figures, a number of production and cost values were obtained as the result of extraction analysis. With the proposed Kümbet Forest Transport Plan., the extraction of forest yield can be performed in a shorter time with decreased cost. The rate of mechanization has been raised from 6,4 % to 37,49 % for stumpage for ten-years period. Also, with the application of the plan, it will be possible to save around 150000 $ for the regeneration areas of the forest for only log transportation. Furthermore, the plan ensures the most efficient use of the existing transport machinery, reduction of the losses in quality and quantity during transportation and thus less time-consuming for the operation. Consequently, the proposed plan proposed plan promotes an effevtive management of our forest resources. Key Words: The forest transport plan, Optimum forest road network, The rate of Mechanization, The rate of exploited, Kümbet Forest District Micro and macro transport plans -VIII-
Türkiye’xxde orman sınırlandırma ve haritalama faaliyetlerinin iyileştirilmesi
Artvin Orman İşletme Müdürlüğü’nde Bölmeden Çıkarma Araçlarının Teknik Açıdan İncelenmesi
Artvin Orman İşletme Müdürlüğünde Bölmeden Çıkarma Araçlarının Teknik Açıdan İncelenmesi (1993 Yılı)
Orman Yollarının Planlanmasında Coğrafi Bilgi Sistemlerinden GIS Yararlanma Olanakları
Uzaktan Algılamada Bazı Görüntü Zenginleştirme Teknikleri
Coğrafi Bilgi Sistemlerinde Veriler ve Elde Ediliş Yöntemleri
Maçka Orman İşletme Müdürlüğünde 1990 Yılı Sel Felaketi Sonrası Orman Yollarında Oluşan Zararlar ve Bunun Orman Transportu Üzerine Olan Etkileri
Dağlık Arazide Orman Yollarının Planlanması Ve Yapımı İle Üretim Çalışmalarının Orman Ekosistemi Üzerine Olan Etkileri
Dağlık Arazide Bölmeden Çıkarma Araclarında Maliyet Analizi Ve Minimum Çalışma Süresinin Araştırılması
Bolu Orman Köylerinde Odunun Yakıt olarak Kullanımı ve Alternatif Öneriler
Havza ıslahının Türkiye’deki tarihsel gelişimi
Orman yollarının planlanmasında sayısal verilerden yararlanma olanakları
İspanya Ormancılığında Mekanizasyon
Transporte de Madera Por Cables Aereos en Turquia
Artvin Yöresinde Uzun Mesafeli Vinçli Hava Hatları ile Orman Yolları Alternatiflerinin Bölmeden Çıkarma Açısından Kıyaslanması
Üretimde Mekanizasyonun Önemi
AKARSULARIN PROFİL ÖZELLİKLERİ İLE ESKİ TABANLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR
Damla sulama sistemi planlama esasları
Orman depolarında liebher 902 ile tomruk yükleme ve istiflemenin zaman verim ve masraf yönünden araştırılması
Damlama Sulama Sistemi Planlama Esasları
Geotekstil
Ormancılık Hizmet Binalarının Tertibinde Göz Önünde Tutulacak Esaslar Üzerine Araştırmalar
Ormancılık İşlevleri Arasında İnşaat İşlerinin Yeri ve Önemi
Ormancılık Hizmet Binalarının Tertibinde Gözönünde Tutulacak Esaslar Üzerine Araştırmalar
Orman Yollarında Tesis Edilen Küçük Hidrolik Sanat Yapılarının Seçimi ve Boyutlandırılması
Orman Yollarında Kullanılan Büz ve Menfezlerde Maliyet Hesapları
Orman Yol Şebebekelerinde Yangın Emniyet Yolları ve Şeritlerinin Yeri
Artvin yöresinde bölmeden çıkarma açısından uzun mesafeli vinçli hava hatları ile orman yolları alternatiflerinin kıyaslanması
Tez Özetleri
Ormancılık üretim çalışmaları sırasında bölmeden çıkarma aşaması, en zor ve pahalı olan aşamadır. Artvin yöresindeki orman alanlarının genellikle yüksek ve çok eğimli dağlık arazilerde yer alması, bölmeden çıkarma problemini daha da güçleştirmektedir. Bölmeden çıkarma aşamasında izlenecek olan yanlış bir yol, bölmeden çıkarmanın daha fazla güç ve para harcayarak daha uzun sürede gerçekleşmesine, daha az miktar ve kalitede emval üretimine, gençlik ve orman toprağı üzerinde zararlara neden olacaktır. Çalışmalar, Artvin Orman İşletmesine ait Tütüncüler Bölgesi Cogla üretim alanı ve Şavşat Orman İşletmesine ait Tepebaşı Bölgesi Çukur, Karçkal ve Yanıklı üretim alanları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Konunun çözümüne ilişkin çalışmalarda ülkemizde ve özellikle yörede uzun yıllardır uygulanmakta olan orman yollarına dayalı alternatif seçenekler bir yanda incelenirken, diğer yanda orman yolları yapımını gerektirmeyen uzun mesafeli vinçli hava hatları incelenmiştir. Değişik cins ve boyuttaki emvallerin, değişik mesafelerden uzun mesafeli vinçli hava hatları ile taşınmasına ait zaman ve verimlilik ölçme sonuçları, halihazırda çalışmakta olan uzun mesafeli vinçli hava hatları üzerinde yapılan araştırmalarla tesbit edilmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda uzun mesafeli vinçli hava hatları için çok parçalı yakacak odunu taşımacılığında yükleme süresinin çok fazla zaman aldığı tesbit edilmiştir. Ayrıca Cogla' da 3.57 ster/saat, Karçkal'da 5.01 m3/saat ve Çukur 'da 4.36 ster/saat verimlere rastlanılmıştır. Bölmeden çıkarma maliyetleri, uzun mesafelilerden mobil hava hatlarına doğru geçerken yakacak odununun taşındığı yerlerde artmış, tomruk taşımacılığı yapılan yerlerde ise azalmıştır. Yine tomruk taşımacılığında, yol ve mobil hava hatları kombinasyonu sonucu üretim kalitesinde belirgin artışlar olmuştur. vı ıYörede uzun mesafeli vinçli hava hatları uzun mesafeler de ki sürütmeyi ortadan kaldıramamış, kalite ve miktar kayıplarını da büyük ölçüde önleyememiştir. Sonuç olarak, özellikle tomruk taşımacılığında yol ve mobil hava hatları kombinasyonu ile bölmeden çıkarma, yöre için en uygun metod olarak tesbit edilmiştir. vııı
In forestry, transportation of harvested wood from com partments is the most difficult and the most expensive ope- ration. Forests covering generally high and steep slopes of mountainous area in Artvin province make the problem much more difficult, improper operations in transportation cause the losses in money, time and quantity and quality of harvested wood and damages on the forest soil and new generation. Studies were conducted in harvesting areas of Tütüncüler, Cogla in Forest Directory of Artvin and Tepebaşı, Çukur, Karçkal and Yanıklı in Forest Directory of Şavşat. In the studies, both alternative applications used during long periods for the forest roads and long distance crany skylines were investigated in the region. Time and productivity values concerning the transportation of different kind products differing by dimensions with long distance crany skylines from different distances were realized by measurements on the skylines working at present. It was determined that loading in transportation of many pieces fire wood is time-consuming. Productivity values were 3.57 ster /hour in Cogla, 5.01 m3/hour in Karçkal and 4.36 ster/hour in Çukur. Cost of transportation from compartments increased for fire wood by using mobile skylines instead of the long distance. skylines, whereas it decreased for log transport. Combination of forest roads and mobile skylines resulted in certain increases in quality of the production. In the region, long distance skylines were not able to eliminate dragging and losses in quality and quantity. Combination of forest roads and mobile skylines is the most convenient method of transportation, specially for log trans port, for the region. IX